Sapık ilişkiler

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • galipyetkin
    Uzman Üye
    • Sep 2011
    • 1389

    #16
    Sayın merdem.

    ''Hasan Akcay'dan gercekten bir cok seyler ögrenebilirim, sagolsun bizleri aydinlatma gayretinde. Fakat, evet fakat diyorum, dini bilgiler argo bir dille müstehcen bir sekilde ögretilmez. Müslüman demek dagdan inme capulcu gurubu degildir. Kelime zenginligi bol olan türkcemizde anlasilmasi gayet kolay olan temiz bir üslubla ifade edildiginde her tür insan anlayabilir. Illede Istanbul sokak sivesini kullanmak gerekmez, her seyin bir adabi olmalidir.''

    diye aleyhinde yazarken Sayın Hasan Akçay 3. kişi durumunda değil miydi?

    Hasan Akçay'ın benim kendisini savunmama ihtiyacı yok. Yetkin bir kişilik. Fakat son zamanlarda Sayın Hasan Akçay'ın gerek yaşı gerek hastalığı veya hasta olma ve bu nedenlerle kendisinin cevap verememe ihtimaline karşılık, bu konu için kendisini ben tavsiye etmiş isem, onun görüşlerini kabul eden biri olduğum ortadadır, bu nedenle kendisini de savunma hakkımın olduğu kanaatındayım. Onun için bir evvelki yazımda 2. sıradaki soruma rahatlıkla, içiniz müstarih olarak yanıt verebilirsiniz. Ama vermeye de mecbur da değilsiniz.

    Saygılarımla.
    Galip Yetkin.

    Comment

    • bartsimpson
      Super Moderator
      • Mar 2012
      • 692

      #17
      galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
      1- Zinanın illaki meallerde verildiği gibi cezalandırılmasından yana olan Sayın Merden yanında Sayın Bartsimpson iki kişi arasında olan rızaya dayalı bir olgudur; cezalandırılamaz derken Sayın Hasan Akçay evlilik birliğini ilgilendiren ve ve toplumu rencide edici bir mesele olduğundan ciltlenmeyip/gözlerden kaçırılmayıp, açığa çıkartılıp toplum önünde toplumca cezalandırılmasını istemektedir. Bu günkü Türkiye Cumhuriyet hükümeti ise olayı şikayete bağli olmayan torlumsal suç kabul etmişken, na yazık ki Maide-49. ayete rağmen, kanunu Avrupa Birliğinin denetimine sunmuş ve ne yazık ki buradaki denetim sonucu bu günkü yasa maddesi kabül edilerek toplumsal suç ortadan kaldırılarak yalnızca eşe tanınan ve zamana bağlı şikayete bağlı suç haline getirilmiştir. Görülüyor ki Kur'an'ın hükümlerini her kesim ayrı ayrı anlayıp uygulama istemekte Kur'an'ın ne getirdiğinin araştırılmak istenmemesi bilhassa ''İFK'' olayı ile orada ve Nur-2'de geçen her kelimenin manâsının araştırılıp soruşturulup konunun açıklığa kavuşturulmaması istismara yol açmakta, adaletsizlik doğurmakta, bazı ülkelerde haksız suçlamalarla kadınlara zulüm yapılmakta.

      2- Hasan Akçay'ın ''zina'' hakkındaki açıklamalarının neresinde argo ve müstehcen, adaba aykırı ve sokak şivesinin kullanıldığını ben bu güne kadar fark etmedim, Sayın Merden sizden başka birinden de böyle bir şikayet gelmedi. Acaba bu yönde bizi aydınlatabilir misiniz?
      Seni seviyorum Galip Abi
      "Hayat bugündür. Emin olduğun tek hayat. Onu en iyi şekilde yaşa."

      Comment

      • merdem
        Uzman Üye
        • Nov 2012
        • 1364

        #18
        Madem Hasan Bey'in savunmasini üzerinize aliyorsunuz, buyrun:

        Sizin icin normal olabilir, benim icin normal degil Hasan Kardesimizin ifade sekli. Dedigim gibi, siz bana o linki vermeden önce okumus idim yazilari, cünkü hanifdostlari hanifler sitesinden evvel bulmustum, ama üye olmak aklimdan gecmedi, bana göre hanifler.com daha uyumlu, bu yüzden buradayim.

        Demeyin ki döneklik ediyorum, dedikodu misali istemedim burada yayinlamak, madem arzu ediyorsunuz asagida bir iki satiri kopye ettim, gerci tümüyle okumadim bir iki sayfasindan alinti yaptim, kopyeleri degisik yazi bicimlerinde sunuyorum, öbür notlar bana aittir.
        ***

        Sani yüce Rabbimizin uygun gördügü en son Resul, ki isminin anlami "ÖVÜLMEK" manasinda MUHAMMED'dir, ki ne güzel bir sekilde Rabbi tarafindan sereflendirilmistir. Son resulden ( selam olsun ona ) bahsederken saygi ile bahsedilir en azindan, Rabbimizi sevdiklerini bizler de sevmeliyiz. Nasil ki Atatürk'ü ve bir takim kisilikleri saygi ile aniyorsak bir türk olarak, peygamberimizi de bir müslüman olarak saygi ile anmaliyiz.

        İşte başka bir örnek (Mevdudi’nin "Tefhimu’l Kuran"ından):

        ... bir defasında Hz Peygamber (s.a), kölesi Abdullah b. Müsa’de el-Fezarî ile kızı Hz Fatıma’nın evine gider. O zaman Hz Fatıma’nın üzerinde ayaklarını açıkta bırakan bir entari vardı; başını örtse ayakları, ayaklarını örtse başı açıkta kalıyordu. Hz Peygamber (s.a) kızının utandığını görünce "Zararı yok, yalnızca baban ve kölen var," buyurdular. (Enes b. Malik’ten Ebu Davud, Ahmed, Beyhaki)

        Hz Fatıma’nın halini gözünüzün önüne getirin: başını örtse ayakları, ayaklarını örtse başı açıkta kalıyordu. Neyle örtüyordu? Entarisinin eteğiyle. Eteğini başına kaldırınca vücudunun nereleri açılır?

        Anladınız mı? Yüzünüz kızardıysa anladınız demektir.


        Allah’ın Elçisine atılan şu iftiraya bakın. "Zararı yok," demiş; "yalnızca baban ve kölen var." Ne biçim babaymış, ne biçim adammış?

        İftira rivayetindeki Peygamber kelimesine bakın. Hemen ardında (s. a) var: sallallahu aleyh yani saygı ona. İftiracılar Allah’ın Elçisini o kadar çok sevip sayıyor ki onun adını her anışta kesinlikle (s.a) diyorlar, saygı ona.

        Ama bu, onların Peygamber eşlerini kölelerin önünde teşhircilik yapan kadınlar olarak ve Allah’ın Elçisini kızını erkek kölelerine peşken çeken (nasıl desem) .... ahlaksızın biri olarak göstermelerine asla engel değil.


        ***

        Özürü kabahatinden büyük, sözüm ona hadiskalburcularini tenkid ediyor:

        Örneğin Osmanlı sarayındaki cariyeler iğdiş harem ağalarına acaba nasıl bakarlardı erkeksizlik canlarına tak edince? O iğdiş erkekleri nasıl da canları çekerdi; onları çil çil altınlarla razı edip yataklarına almazlar mıydı? Emin misiniz?



        Bir de Hatice’nin, evlenmeden önce, Muhammed adındaki tâbisini düşünün. Ve Muhammed’in, Hatice’nin hangi ziynetlerine muhtaç olmadığını.



        Seçiminizi yapın:



        Nûr 31’deki ziynetler Hz hatice’nin vücudunun şehvet uyandıran yerleri midir, takıları mı?



        Hatice örneğin altın zincirini Muhammed’e nasıl gösterirse sakınca olmaz; ziynetin takıldığı yer olan memelerini açarak mı ya da zinciri çıkarıp blüzünün üstüne takarak mı?

        ***
        Kadinlardan bahsedilyor Ayette herhalde belli bir hayvan sinifindan degil. Sanki cahilliye devrinde kadinlar ayakli mücevher dükkaniymis gibi, nereden biliyorlar öyle süsler takindiklarini. Veyahutta sanki kadinlar o devirde esirler gibi uzun zincirlere vurulmuslar da, ta göbeklerine kadar iniyormus, inmesine insin de biraz üslublu olarak izah edilse daha iyi olurdu.

        Nûr 31’e göre gerdanda takılı kolyenin teşhiri yasak değil; teşhir edilmemesi gereken, memeleri aşıp göbeğe ulaşan zincir.

        Bu ne bicim ifade seklidir böyle?

        İkincisi takı yeşhirciliği Nûr 60’a göre yasaktır. Açık ve net:



        Cinselliği kalmamış olup oturan kadınlar, takı tehirciliği yapmaksızın, giysilerini atabilirler –gayre müteberricatin bi ziynet in...



        Burdaki ziynetlerin takı olduğu kesin çünkü cinselliği kalmamış olup evde oturan kadınlar onlar; bir bakıma yatalak. Vücutları pörsümüş; itici. Onu gidermek için takıp takıştırabilirler.



        Yoksa o kadınların pörsümüş, itici vücudu eğer erkeklerin şehvetini uyandırıyorsa duvarlar da uyandırır. Duvarları tesettüre soksunlar.

        ***
        Akarkadir isimli üyenin tenkidleri ve bir iki üyeden kisa tenkid var.
        http://www.hanifdostlar.net/forum_posts.asp?TID=3291&PN=1&TPN=24

        http://www.hanifdostlar.net/forum_po...91&PN=1&TPN=25


        ***
        Hasan Beyin öbür yazilarina göz atmadim, degisik konularda da yazilari olabilir. Mevzuu ettigimiz konuyu ele aldim sadece.


        ***

        Comment

        • galipyetkin
          Uzman Üye
          • Sep 2011
          • 1389

          #19
          Sayın merdem.

          Siz, şair Can Baba/Can Yücel'in şiirlerini okudunuz mu?

          Siz Altunç Altındal'ın ceza hakimi tarafından hakaret kastıyla ''Ermeni''ye benzetilmesi üzerine, duruşma esnasında pantalon ve klotunu indirip müslüman olduğunu bu yolla ispat ettiğini duydunuz mu?

          Siz, Mevlânâ'nın mesnevisinde kadınların cinsel tatmin için ahırda hayvan altına yattığını anlattığını, ama asıl maksadının bu olmadığını zanneder miydiniz?

          Siz Ayetinde Allah'ın kullandiği ''FERC'' kelimesinin ne ifade ettiğini bilmiyor musunuz?

          da, meramını en iyi şekilde ifade etmek için kullandiği tam hakikatlere vurgu yapan masum kelimeleri kullanmasından dolayı Sayın Hasan Akçay'ı değersizleştirmek için dilinize dolamaya kalksanız da çamura düşmesiyle değer kaybetmeyen ''Altın'' gibi Hasan Akçay da değerinden bir şey kaybetmezken, anlamsız bir kınama zannından öte bir anlam ifade etmeyen bence ''laf ola beri gele'' kabilinden kullandiğiniz ifadeler sizinle Hasan Akçay'ın mukayesesine sebep olmaktadır. Çoğunluk ne, ve nasıl düşünür bilebilir misiniz? Yahut tahmin edebilir misiniz?.....

          Bence kişiler üzerinden kınamalar yazacağınıza yalnızca kendi tefekkürlerinizi/ düşüncelerinizi ifade ile, sade olarak ve maksadınız anlaşılır şekilde onları bize aktarırsanız, daha iyisini, daha güzelini açıklama çabasından başka bir amacı olmayan kişileri de karalamaya çalışarak üzmemiş ve yıldırımları üzerinize çekmemiş olursunuz.

          Saygılarımla.
          Galip Yetkin.
          Last edited by galipyetkin; 10. May 2016, 06:11 PM.

          Comment

          • galipyetkin
            Uzman Üye
            • Sep 2011
            • 1389

            #20
            Sayın Bartsimpson.

            Gönüller karşılıklı.

            Teşekkür ederim.

            Galip Yetkin.

            Comment

            • merdem
              Uzman Üye
              • Nov 2012
              • 1364

              #21
              galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
              Sayın merden.

              Siz, şair Can Baba/Can Yücel'in şiirlerini okudunuz mu? OKUMADIM

              Şiz Altunç Altındal'ın ceza hakimi tarafından hakaret kastıyla ''Ermeni''ye benzetilmesi üzerine pantalon ve klotunu indirip müslüman olduğunu bu yolla ispat ettiğini duydunuz mu? OKUMADIM

              Siz, Mevlânâ'nın mesnevisinde kadınların cinsel tatmin için ahırda hayvan altına yattığını anlattığını, ama asıl maksadının bu olmadığını zanneder miydiniz? OKUMADIM Yukarida saydiklarinizi okumaya mecburmuydum acaba?

              Siz Ayetinde Allah'ın kullandiği ''FERC'' kelimesinin ne ifade ettiğini bilmiyor musunuz? Ahlak cevresi icinde kullanililan terimler olmali herhalde.. nasil tibbi sahada, aileler arasinda ve meclislerde de edebi bir sekli vardir.

              da, meramını en iyi şekilde ifade etmek için kullandiği tam hakikatlere vurgu yapan masum kelimeleri kullanmasından dolayı Sayın Hasan Akçay'ı değersizleştirmek için dilinize dolamaya kalksanız da çamura düşmesiyle değer kaybetmeyen ''Altın'' gibi Hasan Akçay da değerinden bir şey kaybetmezken, anlamsız bir kınama zannından öte bir anlam ifade etmeyen bence ''laf ola beri gele'' kabilinden kullandiğiniz ifadeler sizinle Hasan Akçay'ın mukayesesine sebep olmaktadır. Çoğunluk ne, ve nasıl düşünür bilebilir misiniz? Yahut tahmin edebilir misiniz?.....EDEP herzaman gecerlidir ve üstündür.

              Bence kişiler üzerinden kınamalar yazacağınıza yalnızca kendi tefekkürlerinizi/ düşüncelerinizi ifade ile, sade olarak ve maksadınız anlaşılır şekilde onları bize aktarırsanız, daha iyisini, daha güzelini açıklama çabasından başka bir amacı olmayan kişileri de karalamaya çalışarak üzmemiş ve yıldırımları üzerinize çekmemiş olursunuz. Cogunlugun hakli gördügü seyler her zaman dogrumudur? Cogunlugun fikirleri degilmidir bizleri yaniltan?

              Saygılarımla.
              Galip Yetkin.
              Diger yazimda da belirttigim gibi, tartismaya hic niyetimin olmadigini ifade etmistim. Kendinizi hakli görüyor iseniz, zaten haklisinizdir, mesele yapmayin. Herkesin kendine göre görüsleri vardir. Kimse de kimseye zorla fikirlerini kabul ettiremez. Israr edip durmayin bu konuda lütfen.

              Comment

              • merdem
                Uzman Üye
                • Nov 2012
                • 1364

                #22
                Victor Hugo / Sefiller

                Sunu da belirtmek isterim, islami bir ortamda gecmedi cocuklugum ve gencligim. Ama yinede kendime göre görüslerimi olusturdum.

                Ilk okudugum roman Victor Hugo' nun Sefiller kitabiydi. Romanda gecen insafliksizlari, haksizliklari, sefilligi, öksüzlerin acilarini, kadinlarin caresizligini vb. bir cok manevi duygulari iceren olaylari büyük bir aci ile okudum gözyaslari icinde.

                Hayatin zorlugunu, insanlarin suistimalliklerini derin bir sekilde izdirap icinde izledim.

                Uzun zaman tesirinden kurtulamadim. Her insanda ayni tesiri birakmaz, kimisi laf olsun torba dolsun diye okur, kimisi okuduklarindan ders almak bir seyler ögrenmek icin okur.

                Insanoglu hangi sartlar altinda olursa olsun, nerede yetisirse yetissin Rabbini tanimasi icin sonsuz yollar vardir. Hangi kaynak olursa olsun ilham alinacak sonsuz örnekler vardir. Insan insan oldugunu hic bir terbiye görmedende anliyabilir, kendini yetistirebilir. Illede cogunlugun ardindan gitmesine lüzum yoktur.

                Belki siz okumamistir, kis bir özet sunayim:

                Yazar, Sefiller‘i on dört yılda tamamlamıştır. Sefiller Romanında, bir suçlunun yaşam öyküsü anlatılmıştır. Victor Hugo, bu romanda yoksul, kenar mahalle yaşamını toplumcu bir gözle incelemiştir. Sefiller, toplumsal bir belge niteliğinin yanında, oldukça sürükleyicidir. Victor Hugo‘nun bu eserinde roman kahramanı, Jean Voljean’dır. Ekmek çaldığından, kürek cezasına çarptırılır. Kaçmaya kalkınca 19 yıl ceza çeker. Hapisten çıkınca kimse ona iyi davranmaz. Bir psikopos onu, evine aiır. Şamdanlarını çalar, yakalanır. Psikopos şikayetçi olmak bir yana iki şamdan daha armağan eder. Bu olay yaşamın dönüm noktasıdır. Adını Medeleıne olarak değiştirir. Zengin olur. Belediye başkanı seçilir. Fantin adlı bir kadını Komiser Javert’in elinden kurtarır. Javert, onun kimliğini, merak etmektedir. Jean Voljean adında birinin yakalandığını öğre*nince, kendi adına suçsuz birinin yakalanmasına razı olmaz. Komiser Javerte teslim olur. Bir süre sonra tekrar hapisten kaçar. Fantine’in kızı Cassette’i büyütmek istese de, Javert yine peşinde*dir. Bir manastırda yaşar. Bu arada Cossette büyür ve Marius adında bir üniversite öğrencisine aşık olur. İhtilal başlamıştır. Cumhuriyetçilerce yakalanan Javert’in İdamından önce kaçmasına göz yumar. Vicdan azabı ve minnettarlık duyguları içinde görevini yapamadığını hisseden Komiser Javert Seine nehrine kendini atarak intihar eder. Marius’la Cossette evlenir. Yaşlı Jean Valjean öldüğünde başucunda piskoposun verdiği şamdanlar yanmaktadır.

                Comment

                • aorskaya
                  Uzman Üye
                  • Aug 2009
                  • 932

                  #23
                  galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
                  Sayın merden.

                  Yazınızın son satırı ile beni latif bir alaya alışla komik duruma düşürmek amacınız pek hoş kaçmamış. Ben size karşı benzer bir şekilde hareket etmeyeceğim. Tam tersine eksik ve yalnış bilgilendirilmenizden sizi arındırmak ve üzerinde düşünmek için bu güne kadar bu yönde bana göre en güzel açıklamaları yapmış Sitemizin de üyesi Sayın Hasan Akçay'ın şu meallendirmesini sindire sindire okumanızı ve ince bir ironinin nasil yapıldığını da öğrenmenizi sağlık vereceğim. Tıklayın ve sonuna kadar bir daha, bir daha okuyun!



                  Okudunuz mu? Neyin ne olduğunu ayırt edebildiniz mı? Özür ve teşekkür beklemiyorum. Bu yönde daha da ileri bazı meallendirmeler de var fakat daha ona hazır değilsiniz. Hasan Akçay'ın meallendirmesi sizin düşünce tarzınızda büyük bir devrimin başlangıcı olabilir; de aklınızı çalıştırabilirseniz tabii ki.

                  Saygılarımla.
                  Galip Yetkin
                  Selamun aleyküm,

                  Aslında, yazıma alıntı yaparakmı yoksa, doğrudan girip sonra alıntılayarakmı devam edeyim diye terddüt etmekteyken bu alıntı ile başlamayı uygun gördüm.

                  Bu başlıkta geçen bütün yazıları baştan sona okudum. Konuya ilişkin öğrenme/öğretme amacından ziyade daha çok kişisel çekişmelere düşülen durumları gördüm.

                  Bu duruma gelinmesine sebep olan kısımları incelediğimde üzülerek bir hususu tespit ettim.

                  Sevgili Galip kardeşim,

                  Siz, hangi konuda olursa olsun, sizin görüşlerinize uymayan bir görüş beyan edildiğinde, bu görüşü yine konuyla ilgili delillerinizi, kendi anlayışlarınızı ortaya koyarak çürütmek yerine, görüş sahibini görüşü yüzünden küçük gören tavırda yazılarla sorular yönelterek şüpheye düşürmeye çalışıyorsunuz.

                  Ben de şahsen bu tutumunuzla ilgili olarak daha önce de sizi tenkit etmiştim.

                  Aslında, burada yazdıklarım yanlış algılanarak, tartışmayı daha da büyütecek şeylerden kabul edilecekse de ben aynı görüşte olmayacağım.

                  Tartışma olmasın, konu uzamasın diye bir şeylerin üstü kapatılıp görmezden gelindikçe, bu yaklaşımda olan kimselerin hatalarını görme imkanı olmayacağından hep benzeri davranışlara devam edeceklerdir.

                  Ama, rabbin şahitliğini de unutmadan, haksız olanı ve haklı olanı açıklamaya çalışmak burada tanık olan herkesin görevidir. Ben de bu nedenle kendime göre haklı-haksızı göstermek ve haksız olanın hatasını düzeltmesine yardımcı olmak istiyorum.

                  Tartışmaları yatıştırmak, ortadan kaldırmak gerektiğinden, yanlış anlaşılacak olsam dahi doğruları söylemem gerekirse, bu durum galip kardeşimin aynı düşünmeyen kardeşimize üslübundan, yanlış yaklaşımından kaynaklanmaktadır.

                  Şimdi son olarak yukarıya alıntıladım yazınızdaki tutarsızlığı delil olarak göstermek ve hatanızı görmenizi beklemeyi düşünüyorum.

                  1-
                  galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
                  Sayın merden.

                  Yazınızın son satırı ile beni latif bir alaya alışla komik duruma düşürmek amacınız pek hoş kaçmamış. Ben size karşı benzer bir şekilde hareket etmeyeceğim.
                  Bunu söyleyen galip kardeşim, aşağıdakini de söyleyebilmiştir:

                  2 -
                  galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
                  de aklınızı çalıştırabilirseniz tabii ki.

                  Saygılarımla.
                  Galip Yetkin
                  İyiki hakaret etmiyorsunuz değilmi galip kardeşim? Sizin gibi düşünmeyen birini aklını çalıştıramayan olarak görmek hakaretten daha vahim bir niteleme değilmidir?


                  Artık, ciddi olarak yazarların fikirlerine karşı tutumunuzu gözden geçirmenizi ve sadece yanlış bulduğunuz kısmı alıntılayarak, doğrusunu yazmanız gerektiğini umarım görür ve bundan sonra böyle yapabilirsiniz.

                  selamlarımla,
                  aorskaya

                  Comment

                  • aorskaya
                    Uzman Üye
                    • Aug 2009
                    • 932

                    #24
                    galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
                    ''Eşcinselliği içinizden iki erkek yapıyorsa, onlara eziyet edin. Bu ikisi tövbe eder, durumlarını düzeltirlerse onlara eziyetten vazgeçin. Allah tevvab’dır, tövbeleri çok kabul eder, Rahim’dir, merhametine sınır yoktur''. Nisa 16

                    Eziyet ve merhameti nasıl bağdaştırıyor sunuz?

                    Saygılarımla.
                    Galip Yetkin.

                    Karşılıksız olarak yapılan eziyet durumu yoksa, siz nasıl başdaştıramadığınızı açıklayabilirmisiniz?

                    Suçlu birine, suçu karşılığı belirlenen ceza ona eziyet değilmidir? Aynı kimse suçlu iken, tövbe ile af dileyip gerçekten pişmanlığını gösterse ona merhamet edilmesi anlaşılamaz, kabul edilemez şeymidir?

                    selamlar,
                    aorskaya

                    Comment

                    • aorskaya
                      Uzman Üye
                      • Aug 2009
                      • 932

                      #25
                      galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
                      Yani...?

                      ''Eziyet=Escinsellige devam ettikleri müddetce eziyet edilir'' demişsiniz; Allah eziyet edin mi demiş oluyor?

                      Yani Allah zalim mi diyorsunuz?

                      Saygılarımla.
                      Galip Yetkin.
                      Zalim, haksız yere eziyet edenlere denir. Rabbimizin, bir şeyi suç ve bir eziyetide o suça karşılık olarak belirledikten sonra; o suçu işleyene, belirlenen eziyetin uygulanmasını istemesi zalimliğini değil, adaletliliğini gösterir.

                      Bu konudan bağımsız olarak güncelö bir durumu örnekleyerek size bir soru soralım.

                      Sizin önemli tutarda paranızı çalan bir hırsıza verilen hapis cezası da ona yapılan bir eziyet değilmidir?

                      Eziyet sadece, şahsın vücuduna vurulan darbe, yada başka etkiler sonucumu olur?

                      Size hırsıza verilen hapis cezası yeterliyse, siz zalimmi olursunuz?

                      selamlar,
                      aorskaya

                      Comment

                      • aorskaya
                        Uzman Üye
                        • Aug 2009
                        • 932

                        #26
                        galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
                        Haydaaa!

                        100 sopa da nereden çıktı?

                        Ayette ''100'' var da ''sopa'' nerede?

                        Sopayı kaybetmişler.

                        Olmayan ayete sokuşturulur, Allah'a da zulum atfedilirse değil sopa, daha neler neler kaybedilir.
                        Siz, bu tarz alaycı sözlerle rabbimizin kelamına yaklaşmakta nasıl bir hataya düştüğünüzü görmeden sopayı kaybetmişler diye, ne anlatmaya çalıştığınızı ifade edemeyen yazılar yazmaya devam ederseniz, sizi dikkate almak en azından zaman kaybı olur galip kardeşim.

                        Kuranda zina edenlere 100 sopa yerine 100..... ne vardır? Şimdi bari bunu delillerinizle açıklarmısınız?

                        Size göre 100 sopa yoksa ne vardır?

                        selamlar,
                        aorskaya

                        Comment

                        • aorskaya
                          Uzman Üye
                          • Aug 2009
                          • 932

                          #27
                          merdem Nickli Üyeden Alıntı
                          Bart Kardesim,

                          bu adam escinselligi türbanlilar ile bir mi tutuyor? Ne demek istiyor bunlari söylemekle ben anlamadim : "İpekçi sözlerine söyle devam etti: Mesela Hollanda'da ya da Belçika'da yaşasaydım kesinlikle politikaya girmiştim. Burda türbanlı insanları bile meclise almıyorlar, bir eşcinseli mi alacaklar? Bizim ülkemizde nerde o demokrasi? Bin tane kulp takarlardı, ömrüm azap içinde geçerdi."
                          Merdem kardeşim,

                          Hayır, eş tutmuyor. Aksine bu sözüyle türbanlıları, meclise girmede eşcinsellerden daha öncelikli, daha hak sahibi bulan laflar etmiş!

                          "Türbanlıları bile .... almıyorlar" sözünde, onların kendilerinden önce alınması gerekenler olduğunun kabulü vardır.

                          merdem Nickli Üyeden Alıntı
                          Diyelimki türbanli hanimlarimiz "dindar" olduklari icin meclise alinmiyor, escinselligin ne alakasi var bu karsilastirma ile? Adam delimidir ne, hem Türkiye icin multi modern demeye getiriyor "türbanlilarin mecliste isi yoktur" demekle, bunun yanisira "escinselleri mi sokarlar meclise" diyerek Türk meclisini bir seriat devleti gibi gösteriyor.
                          Tamamen yanlış değerlendirmişsin!

                          Cemil İpekçi, türbanlıların mecliste işi yoktur dememiş, aksine onların meclise alınmadığını örtülü bir şekilde eleştirmiş görülüyor.

                          merdem Nickli Üyeden Alıntı
                          Sahi merak ettim Türkiye ne gibi bir yer, türbana hayir escinsellige hayir hangi yoldan gidiyorlar. Ingilterede belli otobanlari soldan takip etmek lazim

                          Eger türkiyede yasiyorsan Allah sana kolaylik versin. Ben Almanya'da carsafli gezenlere zorluk cikaranlari hic görmedim, mecliste yer almaya kalkmadiklari müddetce en azindan.

                          Selam ve dua ile.
                          Türkiye, nüfusun % 99 u müslüman diye kendini kandıranların olduğu bir ülke...Sözde, Müslümanların ülkesi ama uygulamalar islamın toplumsal hükümleri ile hiç bağdaşmıyor...

                          Fazla söze gerek varmı kardeşim?

                          selamlar,
                          aorskaya

                          Comment

                          • aorskaya
                            Uzman Üye
                            • Aug 2009
                            • 932

                            #28
                            bartsimpson Nickli Üyeden Alıntı
                            zina konusunda cezai müeyyide uygulanması hep benim kafamı kurcalamıştır.

                            neden ceza???

                            şartlar enteresan, şahit lazım.

                            bu devirde ya porno yıldızı olucan yada ulu orta sevişen fantezi sahibi çılgın.

                            ikisi de günümüzde mümkün.

                            peki ceza uygulaması mümkün mü?

                            işin garibi fantazi ve porno düşkünü batı refah içinde, biz sakınan (güya) müslümanlar pislik içinde...

                            ben öyle olalım demiyorum ama bu iştede bir incelik var.

                            uzman arkadaşlar önceki, sonraki ayetler yada ayet bütünlüğü olarak incelerse daha netlik kazanır gibime geliyor.

                            vay zina yaptı 100 deynek.

                            "e sanane be alan razı veren razı, sana ne oluyor" derse adam???

                            "ben senin kapalı kapılar ardında ne yaptığını biliyormuyum..."

                            bak üşümezsoy mu ne 70-80 yaşında adam 14 yaşında kıza tecavüz etti kapalı kapılar ardında, "kendi rızası" dediler, anası da onayladı...

                            buna ne diycez...

                            "rıza" var...

                            "hee ya rıza var mehmet var bide sen varsın bu kadar yavşak olan"

                            fiske vuramazsın fiske... bırak 100 kırbacı...

                            bir de o dönemde sahip olunan el altında bulunan cariyeler meselesi var...

                            bu mesele, soy, neshep, miras ve aile kavramları ile ilgili gibi geliyor bana...

                            utandırma, rezil etme ve diğer cezalar da toplum vicdanında iz bırakan hadiselerdir.

                            bu tür meseleler küçük yerlerde yıllarca unutulmaz.


                            ama dünya artık bir köy olmuş biz göçebe...

                            doğrusunu ben bilemiycem, bilen birisi çıkar inşaallah...
                            Sevgili bart kardeşim,

                            Müslümanlar için Zinanın cezasının ne olduğunu bilmek ayrı, bunun uygulanabilir olduğunu bilmek ise ayrı bir şeydir.

                            Günümüzde, gerçek anlamda islam ülkesi olmadığından, zina cezasının da kuranda belirtildiği gibi uygulanmasını beklemek saflık olur.

                            Elbette, islami yasaların olmadığı ülkelerde, ceza hukukuda yine islami olmayacaktır.

                            Ancak, rabbimizin zina için belirlediği cezanın 100 sopa olması ve islam ülkesi olması halinde her dönem de geçerli olduğunun bilinmesi gerekir. Üstelik toplumda herkesin göreceği biçimde ve acıma tutmadan uygulanması yapılmalıdır.

                            "Öyle, alan razı veren razı" gibi yorumlarla olay hafifletilemez. Zina ve sonuçları üzerinde yeterince düşünülmezse, bunun sakıncaları farkedilemez, önemi kavranamaz ve bu tür bahaneler bulunur.

                            Halbuki, zinanın ürünü olan çocukların bakımı, eğitimi dahil gelişimi, topluma kazandırılmasında sorumluluk alınıp alınmaması sadece sorunlardan bir tanesi olarak düşünürseniz, olayın vahametini anlayabilirsiniz.

                            Ayrıca, islamda her durumda sadece şahitlik değil, kanıt olması halinde buna gerek olmadığı da bilinmelidir. Bu nedenle, şahit gereği ve şahit bulunması için ya uluorta yada porno görüntülere ihtiyaç yoktur.

                            Yine, 60-70 lik azgınların, küçük kızları kandırıp, yada zora sokup cinsellik yaşaması ise zina bile değildir. Bu en az bir tecavüzdür. Başka zorlamalarda dikkate alınarak tecavüze eklenmek suretiyle cezalandırılmaları gerekir.

                            selamlar,
                            aorskaya

                            Comment

                            • merdem
                              Uzman Üye
                              • Nov 2012
                              • 1364

                              #29
                              aorskaya Nickli Üyeden Alıntı
                              Merdem kardeşim,

                              Hayır, eş tutmuyor. Aksine bu sözüyle türbanlıları, meclise girmede eşcinsellerden daha öncelikli, daha hak sahibi bulan laflar etmiş!


                              Böyle bir insan nasil olur da HAK'tan bahseder. Allah'in Ayetlerini okumus olan birisi, ( ki kendisinden "muhafazakar" diye bahsediliyor, ben bilmem bile kimdir o ) Allah'in ikazlarini nasil olur kaale alir da utanmadan halka yönelik escinselligini acikca ilan edebilir? Escinsellik onun kendi secim yoludur. Escinsellik bir hastalik olmus olsa idi, Rabbimiz hastalari asla cezalandirmaz, hastalara ve özürlülere her zaman icin kolayliklar gösterir.


                              "Türbanlıları bile .... almıyorlar" sözünde, onların kendilerinden önce alınması gerekenler olduğunun kabulü vardır.

                              Demek ön secim olarak türbanlilar alinmis olsa meclise, kendisinin de escinsel olarak meclise alinma imkanimi dogacak?



                              Tamamen yanlış değerlendirmişsin!

                              Cemil İpekçi, türbanlıların mecliste işi yoktur dememiş, aksine onların meclise alınmadığını örtülü bir şekilde eleştirmiş görülüyor.


                              Allah Celle ve Celaluhu bilir ya, ben türbanli bir hanim olsam, haklarimin böyle bir pislik tarafindan korunulmasini gururuma yediremem. Hak her yer de Hak'tir o baska bir sey, ama bu adam'in agzina dahi yakismayan bir kelimedir "HAK"! Gitsin baska bir cöplükte ötünsün. Kendisi haktan sapmistir, daha kimin neyin hakkini korumaya kalkiyor.

                              Türkiye, nüfusun % 99 u müslüman diye kendini kandıranların olduğu bir ülke...Sözde, Müslümanların ülkesi ama uygulamalar islamın toplumsal hükümleri ile hiç bağdaşmıyor...


                              Bastaki cobanlar düsünsün bunu, DIN GÜNÜ kime hizmet ederek, hangi akla uyarak koyunlarini böyle güttüklerinin hesabini nasil vereceklerini. Halkin da bilmesi gerekir, razi olupta neden karsi gelmediklerinin ....



                              Fazla söze gerek varmı kardeşim?

                              selamlar,
                              aorskaya
                              Selam ve saygilarimla.

                              Comment

                              • aorskaya
                                Uzman Üye
                                • Aug 2009
                                • 932

                                #30
                                merdem Nickli Üyeden Alıntı
                                Selam ve saygilarimla.
                                Sevgili merdem kardeşim,

                                Bir kimsenin yanlış olması ayrı bir şeydir, söylediklerinin doğru yanlış olması ise ayrı bir şeydir.

                                "Bozuk saat bile günde iki defa doğruyu gösterir" lafını hatırlarsak, bu kimsenin de doğru şeyler söyleyebileceğini anlayabiliriz.

                                Yanlış olan bu kimse, şimdi dinen doğru olan bir şeyi savunsa, o savunuyor diye siz vazmı geçebilirsiniz? Ayrıca, kişinin yanlışları yanında doğrularını da gizlemeden söyleyebilmek hakkın şahitliğini bilen bizler içinde zorunluluktur.

                                Bu kimsenin durumu elbette bazılarının kabul ettiği gibi bir hastalık olmadığını biliyorum. Bu sapıklıktır ve bunun gibilerden oluşan bir kavim düzelmeyeceği kesinleştiğinde helak edilmiştir.

                                Kendisi son derece çirkin, yanlış bir tercih içindeyse de, belki de samimi olarak tövbe edebilecek kimselerdendir. Bunu biz bilemeyiz. Bu yüzden, onun bu durumu kabul etmesine engel olacak durumları da yaratmaktan kaçınmalıyız.

                                Yanlış olduğunu kurana göre söyleyip, savunabilmeliyiz. Ama başkaca şey yapmamıza gerek yoktur.

                                Ayrıca benim; "doğru herkese aittir, kimde görülürse alınmalıdır, yanlış sahibine aittir, ulemada da olsa kaçılmalıdır." şeklinde bir anlayış kabulüm vardır. Bunun da çok doğru olduğunu sanıyorum.

                                Kısaca, İpekçi yanlış yaşayan birisi olarak doğru sözler edebilir, doğru sözlerini kendinden bağımsız olarak değerlendirmek kabul etmek gerekir.

                                Son olarak; bu kimsenin sözlerini açıklamamdan, onu türbanlıları savunduğunu çıkardığım falan anlaşılmamalıdır. Sadece kendinden önce meclise girmelerini haklı gördüğünü sözlerinden anladığımı bir kere daha belirtmek isterim.

                                selamlar,
                                aorskaya

                                Comment

                                Working...