Sapık ilişkiler

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • galipyetkin
    Uzman Üye
    • Sep 2011
    • 1389

    #31
    Bay Aorskaya.

    Benim için ''sizi dikkate almak en azından zaman kaybı olur'' demişsiniz. Hay Allah razı olsun; siz beni dikkate almayın zaten. Ama ben sizi dikkate alacağım; çünkü ''üstün geleceğim, yalnıızca benim görüşlerim'' iddiası ile her yazıya ve yazana saldırarak yalan yalnış yazıyor ve kafaları bulandırıyorsunuz. İtirazınız olmayan tek bir kişi veya yazı yok. Sizinki haricinde her yazı sizin tarafınızdan vetolu. Meselâ diyorsunuz ki: ''Kuranda zina edenlere 100 sopa yerine 100..... ne vardır? Şimdi bari bunu delillerinizle açıklarmısınız?
    Size göre 100 sopa yoksa ne vardır?


    ''Yokluk'' iddiasına karşı yokluğun ispati istenmez. Var diyen, var olduğunu iddia ettiğinin varlığını ispat etmelidir. Biz o ayetin nasıl anlaşılması gerektiğini şimdilik Sayın Hasan Akçay üzerinden açıkladık ve dedik ki ''sopa yok''.

    Ayette ''sopa'' diye bir ibare yok. Var diyen sizsiniz; sopayı ispat edin. Sopa yoksa ne vardır? diye sormanız illa ki dayak atma tutkunuzu mu gösteriyor?
    Adamlar sopa demiş....; olmamış, misbak demiş...; olmamış, yüz saman çöpü demiş...; olmamış, olmamış da olmamış. Sizin dayak atma, pardon haklı eziyetinizin aracı ne?

    Saygılarımla.
    Galip Yetkin.

    Comment

    • bartsimpson
      Super Moderator
      • Mar 2012
      • 692

      #32
      aorskaya Nickli Üyeden Alıntı
      Sevgili bart kardeşim,

      Müslümanlar için Zinanın cezasının ne olduğunu bilmek ayrı, bunun uygulanabilir olduğunu bilmek ise ayrı bir şeydir.

      Günümüzde, gerçek anlamda islam ülkesi olmadığından, zina cezasının da kuranda belirtildiği gibi uygulanmasını beklemek saflık olur.

      Elbette, islami yasaların olmadığı ülkelerde, ceza hukukuda yine islami olmayacaktır.

      Ancak, rabbimizin zina için belirlediği cezanın 100 sopa olması ve islam ülkesi olması halinde her dönem de geçerli olduğunun bilinmesi gerekir. Üstelik toplumda herkesin göreceği biçimde ve acıma tutmadan uygulanması yapılmalıdır.

      "Öyle, alan razı veren razı" gibi yorumlarla olay hafifletilemez. Zina ve sonuçları üzerinde yeterince düşünülmezse, bunun sakıncaları farkedilemez, önemi kavranamaz ve bu tür bahaneler bulunur.

      Halbuki, zinanın ürünü olan çocukların bakımı, eğitimi dahil gelişimi, topluma kazandırılmasında sorumluluk alınıp alınmaması sadece sorunlardan bir tanesi olarak düşünürseniz, olayın vahametini anlayabilirsiniz.

      Ayrıca, islamda her durumda sadece şahitlik değil, kanıt olması halinde buna gerek olmadığı da bilinmelidir. Bu nedenle, şahit gereği ve şahit bulunması için ya uluorta yada porno görüntülere ihtiyaç yoktur.

      Yine, 60-70 lik azgınların, küçük kızları kandırıp, yada zora sokup cinsellik yaşaması ise zina bile değildir. Bu en az bir tecavüzdür. Başka zorlamalarda dikkate alınarak tecavüze eklenmek suretiyle cezalandırılmaları gerekir.

      selamlar,
      aorskaya
      bilen birisi çıktı
      "Hayat bugündür. Emin olduğun tek hayat. Onu en iyi şekilde yaşa."

      Comment

      • merdem
        Uzman Üye
        • Nov 2012
        • 1364

        #33
        galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
        Sayın merdem.

        ''Hasan Akcay'dan gercekten bir cok seyler ögrenebilirim, sagolsun bizleri aydinlatma gayretinde. Fakat, evet fakat diyorum, dini bilgiler argo bir dille müstehcen bir sekilde ögretilmez. Müslüman demek dagdan inme capulcu gurubu degildir. Kelime zenginligi bol olan türkcemizde anlasilmasi gayet kolay olan temiz bir üslubla ifade edildiginde her tür insan anlayabilir. Illede Istanbul sokak sivesini kullanmak gerekmez, her seyin bir adabi olmalidir.''

        diye aleyhinde yazarken Sayın Hasan Akçay 3. kişi durumunda değil miydi?

        Hasan Akçay'ın benim kendisini savunmama ihtiyacı yok. Yetkin bir kişilik. Fakat son zamanlarda Sayın Hasan Akçay'ın gerek yaşı gerek hastalığı veya hasta olma ve bu nedenlerle kendisinin cevap verememe ihtimaline karşılık, bu konu için kendisini ben tavsiye etmiş isem, onun görüşlerini kabul eden biri olduğum ortadadır, bu nedenle kendisini de savunma hakkımın olduğu kanaatındayım. Onun için bir evvelki yazımda 2. sıradaki soruma rahatlıkla, içiniz müstarih olarak yanıt verebilirsiniz. Ama vermeye de mecbur da değilsiniz.

        Saygılarımla.
        Galip Yetkin.
        Aorskaya kardesimizin ve sizin bu aciklamalarinizdan sonra, Hasan kardesim hakkindaki görüslerim tabiiki degismistir. Kimse kimseyi gercek yüzüyle tanimadigindan dolayi bazi durumlarda böyle celiskiler oluyor.

        Bundan sonra bir bilgi sahibi olmadan evvel ön yarilarda biraz tedbirli olmam lazim geldigini bana ögretmis oluyorsunuz. Allah sizlerden razi olsun, uyarilarinizdan dolayi.

        Selam ve dua ile.

        Comment

        • galipyetkin
          Uzman Üye
          • Sep 2011
          • 1389

          #34
          Kur'ân-ı Kerim » 24 / NÛR - 2

          الزَّانِيَةُ وَالزَّانِي فَاجْلِدُوا كُلَّ وَاحِدٍ مِّنْهُمَا مِئَةَ جَلْدَةٍ وَلَا تَأْخُذْكُم بِهِمَا رَأْفَةٌ فِي دِينِ اللَّهِ إِن كُنتُمْ تُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ وَلْيَشْهَدْ عَذَابَهُمَا طَائِفَةٌ مِّنَ الْمُؤْمِنِينَ

          Ez zâniyetu vez zânî feclidû kulle vâhıdin min humâ miete celdetin ve lâ te’huzkum bi himâ ra’fetun fî dînillâhi in kuntum tu’minûne billâhi vel yevmil âhır(âhırı), vel yeşhed azâbehumâ tâifetun minel mu’minîn(mu’minîne).

          Yukarıdaki ayette kim ''sopa, değnek, kırbaç'' kelimesini ve ''vurmak'' fiilini gösterebilir?
          Gösteremez.
          Çünkü yok.
          Allah yazmamış.
          Allah yazmadıysa kimse de yazamaz.
          Ama bizim müslümanlardan da müslüman olanlar Allah'ın eksik bıraktığını zannederek ayeti tamamlamaya kalkarlar, Kur'an'ı elleriyle yazarlar. Kendilerini buna yetkin görürler ve bu yazdıklarını da Allah'ın isteğidir diye dayatırlar. Evet bari sopanın cinsini, vuruş şiddetini ve de vücutta vurulacak yeri de bildirin bari.
          100 sopa yiyen bir kişi ne olur biliyor musunuz? Pirzola olur, pirzola. Ve nedense zinadan dolayı bu güne kadar bir erkek ceza almamıştır da zavallı kadıncağızlar sanki bu eylem tek başına yapılıyormuş gibi hep tek başına cezalandırılırlar. Recm cezasını kafalarından atamayan vahabi görüşlülerden başka ne beklenir ki. Zina yapıyor diye İsa Peygamber'in önüne atilan bir kadını, Peygamber'in ''ilk taşı suçu olmayan atsın'' diyerek koruma altına aldığı da unutulmamalıdır.

          Sayın Hasan Akçay'ın yazısına niye itibar edilmez ve buna rağmen bir eleştiri de getirilmez? Bu yönde bir de şurada açıklamalar var. Lütfen tıklayın:
          http://www.hanifler.com/showthread.p...1515#post11515

          Bakın başka bir bir link vereceğim. Lütfen bari kendisini yeterli görenler eleştiri getirsin lütfen. Ve de özellikle bayan üyelerimiz, lütfen. Tıklayın:


          Saygılarımla.
          Galip Yetkin.
          Last edited by galipyetkin; 10. May 2016, 11:08 PM.

          Comment

          • galipyetkin
            Uzman Üye
            • Sep 2011
            • 1389

            #35
            Sayın merdem.

            Olgunluk ve anlayış içeren ki zaten sizden bu beklenir, yazınız için teşekkürler. İnşallah Allah hepimizden razı olur.

            Saygılarımla.
            Galip Yetkin.
            Last edited by galipyetkin; 10. May 2016, 11:11 PM.

            Comment

            • aorskaya
              Uzman Üye
              • Aug 2009
              • 932

              #36
              galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
              Bay Aorskaya.

              Benim için ''sizi dikkate almak en azından zaman kaybı olur'' demişsiniz. Hay Allah razı olsun; siz beni dikkate almayın zaten. Ama ben sizi dikkate alacağım; çünkü ''üstün geleceğim, yalnıızca benim görüşlerim'' iddiası ile her yazıya ve yazana saldırarak yalan yalnış yazıyor ve kafaları bulandırıyorsunuz. İtirazınız olmayan tek bir kişi veya yazı yok. Sizinki haricinde her yazı sizin tarafınızdan vetolu. Meselâ diyorsunuz ki: ''Kuranda zina edenlere 100 sopa yerine 100..... ne vardır? Şimdi bari bunu delillerinizle açıklarmısınız?
              Size göre 100 sopa yoksa ne vardır?


              ''Yokluk'' iddiasına karşı yokluğun ispati istenmez. Var diyen, var olduğunu iddia ettiğinin varlığını ispat etmelidir. Biz o ayetin nasıl anlaşılması gerektiğini şimdilik Sayın Hasan Akçay üzerinden açıkladık ve dedik ki ''sopa yok''.

              Ayette ''sopa'' diye bir ibare yok. Var diyen sizsiniz; sopayı ispat edin. Sopa yoksa ne vardır? diye sormanız illa ki dayak atma tutkunuzu mu gösteriyor?
              Adamlar sopa demiş....; olmamış, misbak demiş...; olmamış, yüz saman çöpü demiş...; olmamış, olmamış da olmamış. Sizin dayak atma, pardon haklı eziyetinizin aracı ne?

              Saygılarımla.
              Galip Yetkin.
              Sevgili galip kardeşim,

              Önce şu şartlanmalarınızdan gerçekten kurtularak tarafları anlamaya çalışın... Artık becerin şunu kardeşim yahu!

              Sizin yazınızı da benim yazdığımı da aşağıya tekrar alıntılayarak yazıyorum.

              O yazıya dikkat ederseniz, sizin her durumda dikkate alınmayacağınızı değil, Allah'ın ayetlerini; önem verdiğiniz bir yazarın kitabınıdaki kelimeleri okurken dahi dikkat ettiğiniz kadar dikkat etmeden, adeta alaycı bir tavırla açıklamaya çalışmanız halinde dikkate alınmayacağınızı söylediğimi görünüz.

              Ayrıca, gerçekten de itiraz etmediğim yazılar burada çok azdır. Ama, bunu benim itiraz alışkanlığıma yorumlamak yerine, buradaki kardeşlerimizin güya akıllılık yapmak adına, kurandan basitçe anlaşılacak hükümleri bile, "yok o mecazdı, o semboldü, bu simgeydi, aslında o şunu anlatmak ister, yok şu ceza olmaz, çağdaş değil, ilkel...vb." gibi zorlama yorumlarla açıklamaya çalışılmasına itiraz edildiğini neden anlamak istemezsiniz.

              Ben hanifler forumu olan ve gerçekten kuran kaynaklı akıl yürütülmesi gereken bir forumda; salt akıl yürütülme adına;
              1- kuranda namaz olmadığını, onun "namaste" adında putperest ibadeti olduğunu,

              2- Kuranda melek yada şeytan şeklinde ayrı bir varlık olmadığını, onun insanın iyi ve kötü özellikleri olduğunu (bazılarınca da rabbin melekesi olduğu),

              3- abdest gibi namazın ön şartı olan bir uygulamayı, basit bir temizlik olarak anlamak gerektiğini ve yeni banyo yapan birinin tuvaletten gelse bile ellerini yıkamasının yeterli olacağını,

              4-Kuranda bireysel suçlar için belirlenen kısas cezalarının, eşya yada hayvanlar için belirlendiğini,

              iddia eden görüşlerle karşılaştım. Daha fazla saymama gerek yoktur. Bunlar üzerinden de itirazlarım ve cevaplarım oldu. Siz şimdi bunlara yaptığım itirazları anlamak yerine, her yazıya itiraz ediyorsun diye anlamak isteyecekseniz size bir şey dememe gerek kalmaz.

              Ama, son olarak, "olmayan bir şeyin ispatı istenmez" diyerek, sanki beni iddia etmediğiniz bir şeyin ispatını isteyen kimse konumunda gördüğünüzü yada göstermek istediğinizi sizin ve benim yazdıklarımı aşağıya alarak bir kere daha göstereyim.

              Aşağıdaki alıntıdaki yazınıza iyi bakınız sevgili galip kardeşim...

              Ayette 100 var ama sopa yok diyen siz değilmisiniz? 100 varsa, bu 100 nedir diyen ben, size karşı olmayan, söylemediğiniz bir şeyin ispatınımı istemiş oluyorum?

              Siz eğer; "ayette 100 de yok sopada yok" dermiş olsaydınız ve ben sizden bunun ispatını isteseydim siz haklı olurdunuz. Ama, 100 ün varlığını kabul eden size, bu 100 ün ne olduğunu soran birine, yokluğun ispatını isteyen kimse gibi yaklaşmanız, ya algı problemini gösterir, yada bilinçli olarak; konu hakkında görüş belirtmek yerine kişisel olarak aşağı çekmek anlayışını gösterir. O halde bunlara gerek varmı?

              Evet sevgili galip, 100 ün varlığını kabul eden siz, 100 ile neyin kastedildiğini lütfen söyleyebilirmisiniz?

              Yoksa, sizin beni eziyet etme yanlısı olmakla suçladığınız imanız gibi ben de sizi, suçluları bile cezalandırmaya kıyamayan vicdanlı ama rabbin takdirine ters düşen biri olarakmı göreyim.

              Artık, gereksiz alınganlıkları, kaprisleri bırakalım da dini gerçekten öğrenmeye ve yaşamaya çalışmak üzere, yazarları serbest bırakalım değilmi?

              Saygılarımla,
              aorskaya

              galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
              Haydaaa!

              100 sopa da nereden çıktı?

              Ayette ''100'' var da ''sopa'' nerede?

              Sopayı kaybetmişler.

              Olmayan ayete sokuşturulur, Allah'a da zulum atfedilirse değil sopa, daha neler neler kaybedilir.
              aorskaya Nickli Üyeden Alıntı
              Siz, bu tarz alaycı sözlerle rabbimizin kelamına yaklaşmakta nasıl bir hataya düştüğünüzü görmeden sopayı kaybetmişler diye, ne anlatmaya çalıştığınızı ifade edemeyen yazılar yazmaya devam ederseniz, sizi dikkate almak en azından zaman kaybı olur galip kardeşim.

              Kuranda zina edenlere 100 sopa yerine 100..... ne vardır? Şimdi bari bunu delillerinizle açıklarmısınız?

              Size göre 100 sopa yoksa ne vardır?

              selamlar,
              aorskaya
              Last edited by aorskaya; 16. January 2013, 10:39 AM.

              Comment

              • aorskaya
                Uzman Üye
                • Aug 2009
                • 932

                #37
                galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
                Kur'ân-ı Kerim » 24 / NÛR - 2

                الزَّانِيَةُ وَالزَّانِي فَاجْلِدُوا كُلَّ وَاحِدٍ مِّنْهُمَا مِئَةَ جَلْدَةٍ وَلَا تَأْخُذْكُم بِهِمَا رَأْفَةٌ فِي دِينِ اللَّهِ إِن كُنتُمْ تُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ وَلْيَشْهَدْ عَذَابَهُمَا طَائِفَةٌ مِّنَ الْمُؤْمِنِينَ

                Ez zâniyetu vez zânî feclidû kulle vâhıdin min humâ miete celdetin ve lâ te’huzkum bi himâ ra’fetun fî dînillâhi in kuntum tu’minûne billâhi vel yevmil âhır(âhırı), vel yeşhed azâbehumâ tâifetun minel mu’minîn(mu’minîne).

                Yukarıdaki ayette kim ''sopa, değnek, kırbaç'' kelimesini ve ''vurmak'' fiilini gösterebilir. Gösteremez. Çünkü yok; Allah yazmamış. Allah yazmadıysa kimse de yazamaz. Ama bizim müslümanlardan da müslüman olanlar Allah'ın eksik bıraktığını zannederek ayeti tamamlamaya kalkarlar, Kur'an'ı elleriyle yazarlar. Kendilerini buna yetkin görürler ve bu yazdıklarını da Allah'ın isteğidir diye dayatırlar. Evet bari sopanın cinsini, vuruş şiddetini ve de vücutta vurulacak yeri de bildirin bari. 100 sopa yiyen bir kişi ne olur biliyor musunuz? Pirzola olur, pirzola. Ve nedense zinadan dolayı bu güne kadar bir erkek ceza almamıştır da zavallı kadıncağızlar sanki bu eylem tek başına yapılıyormuş gibi hep tek başına cezalandırılırlar. Recm cezasını kafalarından atamayan vahabi görüşlülerden başka ne beklenir ki. Zina yapıyor diye İsa Peygamber'in önüne atilan bir kadını, Peygamber'in ''ilk taşı suçu olmayan atsın'' diyerek koruma altına aldığı da unutulmamalıdır.

                Sayın Hasan Akçay'ın yazısına niye itibar edilmez ve buna rağmen bir eleştiri de getirilmez? Bu yönde bir de şurada açıklamalar var. Lütfen tıklayın:
                http://www.hanifler.com/showthread.p...1515#post11515

                Bakın başka bir bir link vereceğim. Lütfen bari kendisini yeterli görenler eleştiri getirsin lütfen. Ve de özellikle bayan üyelerimiz, lütfen. Tıklayın:


                Saygılarımla.
                Galip Yetkin.
                Selamun aleyküm,

                Şu kısacık yazınızda, nasıl hatalar yaptığınızı şimdi kısaca anlatmaya çalışayım ama, siz de lütfen şahsileştirmeden anlamaya çalışın artık.

                Beni hatalı görürseniz, siz de benim gibi yazımı alıntılayarak hatalarımı gösterin...

                Siz, yazınızda sayın Akçay'ın zina cezasının örneğin tv. den teşhiri gibi bir durumla uygulanmasının gerektiğini yeterli görüp, 100 sopa olmasını ve bunu savunanları da eziyetten zevk alanlar sınıflamasına sokuyorsunuz.

                Şimdi size soralım;

                1- Zina cezası kısmında zaten toplum önüne çıkarma tv.deki gibi afişe edilmek demek değilmidir. Size göre böyle olması gerekiyorsa, rabbimiz neden sadece "zina yaptıkları nedeniyle toplum önüne çıkarın" demekle yetinmemiştir.

                Dikkat edin zaten toplum önüne çıkarılma vardır, ve fakat acıma tutmadan uygulanması istenen bir 100 celde vardır...

                şimdi siz bu 100 celde içinde; "100 sopa vuracak kadar yüzün kızartılacak şekilde utandırılması" gerektiğini iddia edeceksiniz.

                Peki bu durumda adama sormazlarmı? Kardeşim; bu zina edenler zaten utanması olmayan kimseler ise ne olacak? -ki utanması olsa zaten zina yapmaz!

                Peki siz hangi hakla, rabbimizin acıma tutmasın dediği 100 celde uygulamasını ortadan kaldırmaya çalışıyorsunuz? Sizin modern, çağdaş düşüncelerinizmi kabul edemiyor? Aklınızca modern toplumda bu size ilkel, kişiliğinize yakışmayan bir durummu geliyor.

                Ben sizden 100 ile kastedilenin size göre ne oduğunu sormuştum. Siz soruya cevabınızı verir yada vermezsiniz ama benden 100 celdeyi açıklamamı istemeniz üzerine şimdi açıklamaya çalışıyorum.

                Eğer 100 celde denmeseydi, cezanın uygulama alanı insanlara bırkaılmış olurdu ve ceza belirleyicileri ile uygulayıcılarda farklı cezalar uygularlardı.

                Bazıları kafalarına göre; zanilerin gözüne, kulağına, ağzına, burnuna, diline, dişine, kafasına, karnına, ciğerine, kalbine ve hatta cinsellik organına ceza uygulamaya kalkabilirdi. İşte bu nedenle deri/celde belirlenmiş olmalıdır.

                Yoksa; celde uygulaması zaten toplum önünde yapılacağından, sadece toplum önüne çıkarmak ayetle emredilenin amacına ters düşer. Yine toplum önüne çıkartılıp, güya 100 vurulmuş gibi yüzü kızaracak kadar (bu nasıl becerilebilir oda ayrı bir tartışma konusu olur ama şimdi yeri değil) utandırmaya çalışmak da zanileri için için güldürebilir.

                Bu nedenle sayın Akçay da siz de zina cezası ile açıklamanızda yanlış düşünmektesiniz. Ayrıca, günümüz anlayışına göre "şimdi sopamı kaldı yahu, bu teknolojik ilerleme çağında sopamı olurmuş, diye komik durumlara düşüldüğü de düşünülmesin"

                2- Pratikte sadece kadınların cezalandırılmasına ilişkin eleştiriniz haklı olsa bile, pratikteki yanlışlar, hükümde belirtilen ve istenen cezanın yanlış olmasını doğurmaz. Bu ayrıma dikkat edelim.

                3- Bize indirilen kuran size yetmiyormu da şimdi de incildeki hikayelere başvuruyorsunuz kardeşim?

                Peki incildeki gibi, eğer gerçekten zina edenler, hiç bir ceza uygulanmadan serbest bırakılabilseydi, o zaman o toplumda zina etmeyen neden kalacaktıki? Siz, bunu kabul etmekle İsa peygamberi zinaya göz yuman bir anlayışa mahkum ettiğinizi göremiyormusunuz?

                Saygılarımla,
                aorskaya
                Last edited by aorskaya; 16. January 2013, 11:35 AM.

                Comment

                • galipyetkin
                  Uzman Üye
                  • Sep 2011
                  • 1389

                  #38
                  Bay Aorskaya.

                  Hala daha dediğim dedik modundasınız. Bakın bey, ayetin orijinal Arapça'sını da türkçe transkripsiyonunu da yazdım. Bana bunların üzerinde ''sopa'' veya bu mânâya gelecek bir kelime ile ''vurmak'' veya bu fiili belirtecek bir ifade gösterin dedik. Cübbeliyi geride bırakan ifadelerle bu yönde cevap yok. Çünkü ayette bu kelimeler yok. Yok ama siz anlatımlarınızda bunları var kabul ederek bir şeyler anlatıyorsunuz; yok olan üzerinde tezler yazıp, zanlarınızı ayete yüklemeye kalkıyorsunuz, ayetlere müdahele ile bozuyorsunuz. Sopa ile vurmak ayette varmış gibi hüküm kurup olmayanı ayete sokuşturup dinde yeni hüküm oluşturuyorsunuz.

                  İsa Peygamber'in zaniyeyi linçten kurtarmak üzere koruması altına almasını da sanki zina suçundan affetmiş gibi göstermeniz de cabası. Bir Peygamberin yaptığından bile sana ne diyebiliyorsan ben ne diyeyim? İşte ifadeniz: ''Bize indirilen kuran size yetmiyormu da şimdi de incildeki hikayelere başvuruyorsunuz kardeşim?''
                  Polis bile şüphelileri linçten kurtarmak için koruma altına alır, bu vazifesidir de af değildir.

                  Demişsiniz ki:Peki siz hangi hakla, rabbimizin acıma tutmasın dediği "100 celde" uygulamasını ortadan kaldırmaya çalışıyorsunuz?
                  Şimdi ben size soruyorum: Siz kim oluyor da, hangi hak ve yetki ile, rabbimizin acıma tutmasın dediği "100 celde" uygulamasını, "100 sopa vurma" uygulamasına çeviriyorsunuz?

                  Demişsiniz ki:''Pratikte sadece kadınların cezalandırılmasına ilişkin eleştiriniz haklı olsa bile, pratikteki yanlışlar, hükümde belirtilen ve istenen cezanın yanlış olmasını doğurmaz. Bu ayrıma dikkat edelim.''
                  Kardeşim aslolan sonuçlardır. Sen insanları döverek öldür,sonra da kalk ''pratikteki yalnışlar cezanın yalnış olmasını doğurmaz'' de. Sen Allah'ın ''Af ola yanlış olmuş'' dediğini duydun mu''. Eğer yalnış varsa o insandan yani senin gibilerin ayetleri bozup yanlış uygulamasındaki hatalarından doğar

                  Toplumsal ceza sizin anladığınız kadar değildir. Utandırdık, yarabbi şükür dedi ve bitti değildir. Bu Hayat boyu utanç duyacağı bir cilt kızarmasıdır. Toplumsal dışlamadır. İnsanların yüzüne bakamamaktır. Öldürmediğini varsayalım; bir kereliğine 100 sopa yemek mi daha etkilidir, hayat boyu toplumdan dışlanma mı?

                  Vakarlılar/müslümanlar azaldıkça toplumdan dışlanma tabii olarak yüzsüzlüğe dönüşür.

                  Saygılarımla.
                  Galip Yetkin
                  Last edited by galipyetkin; 10. May 2016, 11:21 PM.

                  Comment

                  • aorskaya
                    Uzman Üye
                    • Aug 2009
                    • 932

                    #39
                    galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
                    Bay Aorskaya.

                    Hala daha dediğim dedik modundasınız. Bakın bey, ayetin orijinal Arapça'sını da türkçe transkripsiyonunu da yazdım. Bana bunların üzerinde ''sopa'' veya bu mânâya gelecek bir kelime ile ''vurmak'' veya bu fiili belirtecek bir ifade gösterin dedik. Cübbeliyi geride bırakan ifadelerle bu yönde cevap yok. Çünkü ayette bu kelimeler yok. Yok ama siz anlatımlarınızda bunları var kabul ederek bir şeyler anlatıyorsunuz; yok olan üzerinde tezler yazıp, zanlarınızı ayete yüklemeye kalkıyorsunuz, ayetlere müdahele ile bozuyorsunuz. Sopa ile vurmak ayette varmış gibi hüküm kurup olmayanı ayete sokuşturup dinde yeni hüküm oluşturuyorsunuz.

                    İsa Peygamber'in zaniyeyi linçten kurtarmak üzere koruması altına almasını da sanki zina suçundan affetmiş gibi göstermeniz de cabası. Bir Peygamberin yaptığından bile sana ne diyebiliyorsan ben ne diyeyim? İşte ifadeniz: ''Bize indirilen kuran size yetmiyormu da şimdi de incildeki hikayelere başvuruyorsunuz kardeşim?''
                    Polis bile şüphelileri linçten kurtarmak için koruma altına alır, bu vazifesidir de af değildir.


                    Demişsiniz ki:Peki siz hangi hakla, rabbimizin acıma tutmasın dediği 100 celde uygulamasını ortadan kaldırmaya çalışıyorsunuz?
                    Şimdi ben size soruyorum: Siz kim oluyor da, hangi hak ve yetki ile, rabbimizin acıma tutmasın dediği 100 celde uygulamasını, 100 sopa vurma uygulamasına çeviriyorsunuz?

                    Demişsiniz ki:''Pratikte sadece kadınların cezalandırılmasına ilişkin eleştiriniz haklı olsa bile, pratikteki yanlışlar, hükümde belirtilen ve istenen cezanın yanlış olmasını doğurmaz. Bu ayrıma dikkat edelim.''
                    Kardeşim aslolan sonuçlardır. Sen insanları döverek öldür,sonra da kalk ''pratikteki yalnışlar cezanın yalnış olmasını doğurmaz'' de. Sen Allah'ın ''Af ola yanlış olmuş'' dediğini duydun mu''. Eğer yalnış varsa o insandan yani senin gibilerin ayetleri bozup yanlış uygulamasındaki hatalarından doğar

                    Toplumsal ceza sizin anladığınız kadar değildir. Utandırdık, yarabbi şükür dedi ve bitti değildir. Bu Hayat boyu utanç duyacağı bir cilt kızarmasıdır. Toplumsal dışlamadır. İnsanların yüzüne bakamamaktır. Öldürmediğini varsayalım; bir kereliğine 100 sopa yemek mi daha etkilidir, hayat boyu toplumdan dışlanma mı?

                    Vakarlılar/müslümanlar azaldıkça toplumdan dışlanma tabii olarak yüzsüzlüğe dönüşür.

                    Saygılarımla.
                    Galip Yetkin
                    Selamun aleyküm,

                    Sizin, bilindik galip bey olarak kalmaya devam edeceğiniz anlaşılıyor.

                    Çünkü; her şeye rağmen size kardeşim diye yazdıkça, siz bay, bey şeklinde ötekileştirmeye devam etmektesiniz. Bu nedenle şahsi nitelemelere tekrar girmeyeceğim.

                    Konuya dönecek olursak;

                    Sizin yazınızı ve kendi cevabımı alıntılayıp, "size göre 100 celde ne ifade ediyor?" diye sorduğum soruyu bile cevaplayamayışınıza bakmadan, bir de ayette sopa nerede geçiyor diye sormakta sakınca görmemişsiniz!

                    Bu tavrınız aynen, kuranda geçen "hımar" kelimesini, kuranda "hımaru-res" geçmiyor, yani başörtüsü geçmiyor diye baş örtüsü olmadığını anlatmaya çalışanların durumuna düşürüyor.

                    Bay Galip Yetkin,

                    önce celde deyimi üzerinde kısa bir tanımlama yaparak giriş yapıyorum.

                    Celde; "derisine dokunmak, vurmak, kırbaç ve benzeri şeylerle vurmak" anlamına gelen "celd" kökünden türetilmiştir. Bir fıkıh terimi olarak ta; kırbaç veya değnekle uygulan bir tür cezayı ifade etmek için kullanılmıştır.

                    şimdi, sizin ayrıca sopa kelimesini aramanız ne kadar tutarlıdır?


                    Kaldıki, sopa deyince siz her durumda, vurunca öldüren türden bir aracı anlıyor oluşunuzda ayrı bir handikap olmaktadır.

                    Sopa, her durumda eşek için kullanılan sopa gibi olmak zorundamıdır. Siz, hiç ilkokuldayken elinize vurulan cetvel gibi yada ince yaş ağaç dalı gibi bir şey bilmezmisiniz? Yada örneğin atların hareketlenmesi veya hızlanması için arabacıların kullandığı kamçı, kırbaç gibi bir şey bilmezmisiniz?

                    İşte bu kırbaç şeklindeki yaş yaş ve ince ağaç dalı gibi bir araçla, sadece cilde/deriye acı verecek, ama başka organlara zarar vermeyecek şekilde, ele, ayağa, popoya vb. yerlere 100 vuruş yapılması insanı öldürürmü?

                    Buralara yapılan vuruşlar yüzünden; el, ayak kemikleri kırılırmı? Ama, siz sopa arar ve sopayıda kafanızda ölümcül bir araç olarak tasavvur ederseniz böyle anlamsız tepkiler verirsiniz.


                    şimdi de kısaca yazınızdaki bazı kısımların başka konularıda ilgilendirmesi yüzünden özel cevaplandırılması gerektiğini düşünerek alıntıyla cevaplayacağım.

                    galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı

                    1-İsa Peygamber'in zaniyeyi linçten kurtarmak üzere koruması altına almasını da sanki zina suçundan affetmiş gibi göstermeniz de cabası.

                    2- Bir Peygamberin yaptığından bile sana ne diyebiliyorsan ben ne diyeyim? İşte ifadeniz: ''Bize indirilen kuran size yetmiyormu da şimdi de incildeki hikayelere başvuruyorsunuz kardeşim?''

                    3- Polis bile şüphelileri linçten kurtarmak için koruma altına alır, bu vazifesidir de af değildir.
                    1- İsa peygamberin Zaniyeyi linçten kurtarmasına ilişkin deliliniz nedir? Kur'an da böyle bir anlatım varmıdır?

                    2- Ben, "peygamberin yaptığından bana ne yada sana ne" demiyorum, çarpıtmayın!

                    Siz, peygamberin böyle yaptığını, incildeki bir hikayeye dayandırıp, doğru kabul ediyorsunuz. Halbuki, insanlarca bozulan bu incildeki ifadeye %100 doğru kabul edilerek güvenilemeyecekken siz nasıl güvenebiliyorsunuz diyorum.

                    Gerçekten de siz, incildeki bu durumu nasıl doğru kabul edebiliyorsunuz? Bunu anlatabilirmisiniz?

                    3- İsa peygamber, polis gibi zaniyi korumuşsa, peki sonra zaniye hangi cezayı uygulamıştır. Buyurun bunu yazın! Ama, ceza olmadığını göreceksiniz.

                    O halde, Polis gibi korumadığını, aksine hikayede tamda dediğim gibi zaninin ceza almasının önüne geçilmesi nedeniyle, adeta korunarak teşvik edildiği gibi bir anlatım vardır.

                    Eğer, İsa'nın af etmediğini biliyorsanız, zaniye verdiği cezayı da yazınız.

                    galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
                    Toplumsal ceza sizin anladığınız kadar değildir. Utandırdık, yarabbi şükür dedi ve bitti değildir. Bu Hayat boyu utanç duyacağı bir cilt kızarmasıdır. Toplumsal dışlamadır. İnsanların yüzüne bakamamaktır. Öldürmediğini varsayalım; bir kereliğine 100 sopa yemek mi daha etkilidir, hayat boyu toplumdan dışlanma mı?
                    derisini acıtacak, başka organlarına zarar vermeyecek 100 uygulamayı eza, uygulayıcıyı zalim bulan siz, şimdi de "Hayat boyu utanç duyacağı bir cilt kızarmasıdır. Toplumsal dışlamadır. İnsanların yüzüne bakamaması"nımı savunuyorsunuz.

                    Peki gerçek zalim kim oluyor bu durumda. hayat boyu bir suça ceza verilirmi yahu? Siz kısas denen bir şeyi bilmezmisiniz?

                    Kişi, bir kere de cezasını çeker ve isterse o toplumda cezasını çeken biri olarak normal bir yaşam sürebilir. Siz, ömür boyu ceza öngörerek, kişinin hayatınıda mahvettiğinizi, bu yolla da zinayı önlemek değil, aksine bundan böyle hep zina ederek yaşamaya mecbur ettiğinizi görebiliyormusunuz?

                    Toplumdan dışlanan bu zanilerin, başka bir zina toplumu oluşturacağını göremiyormusunuz?

                    Zinanın önlenmesinde 100 celde daha etkindir, çünkü kişi cezasını çektiğini ve adaletin yerini bulduğunu düşünerek, bir daha yaparsa yine aynı cezayı alacağını bilir ve göze alması zor olur.

                    Ama, bir suça hayat boyu ceza alan biri, artık tekrar zina etmelerinde alacağı ceza olmayacağından, yada durumunu değiştirmeyeceğinden zina yapmaya devam edecektir.

                    Şimdi, farkı görebilirsiniz inşallah...

                    selamlarımla,
                    aorskaya
                    Last edited by aorskaya; 16. January 2013, 05:05 PM.

                    Comment

                    • bartsimpson
                      Super Moderator
                      • Mar 2012
                      • 692

                      #40
                      galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
                      Zina yapıyor diye İsa Peygamber'in önüne atilan bir kadını, Peygamber'in ''ilk taşı suçu olmayan atsın'' diyerek koruma altına aldığı da unutulmamalıdır.
                      Bu sözü her duyuşumda tüylerim diken diken oluyor.

                      Allahın merhamet ve bağışlayıcılığının vücut bulduğu bir elçinin, ne denli insan, vicdan ve sevgi merkezli olduğunu daha iyi idrak eder oluyorum...

                      Yüreğine sağlık Galip abi...
                      "Hayat bugündür. Emin olduğun tek hayat. Onu en iyi şekilde yaşa."

                      Comment

                      • bartsimpson
                        Super Moderator
                        • Mar 2012
                        • 692

                        #41
                        galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
                        Bakın başka bir bir link vereceğim. Lütfen bari kendisini yeterli görenler eleştiri getirsin lütfen.


                        Saygılarımla.
                        Galip Yetkin.
                        Bir ayet bu kadar mı yanlış anlaşılır ve yorumlanır....
                        Yazıklar olsun bize ve bize öğretilenlere...
                        Ama tek bir konuda haklı olduğum aşikar ve bu linkteki yazı da onu destekliyor ki...
                        Arapçayı tam manası ile bilmeden ve öğrenmeden bunları bilmek ve idrak etmek mümkün değil...

                        Bu olmadığı müddetçede kandırılmaya ve güdülmeye mahkumdur bu halk ve ümmet...

                        Teşekkürler Galip Abi
                        "Hayat bugündür. Emin olduğun tek hayat. Onu en iyi şekilde yaşa."

                        Comment

                        • merdem
                          Uzman Üye
                          • Nov 2012
                          • 1364

                          #42
                          Bart Kardesim tartisalim mi yani illede

                          bartsimpson Nickli Üyeden Alıntı
                          Bu sözü her duyuşumda tüylerim diken diken oluyor.

                          Allahın merhamet ve bağışlayıcılığının vücut bulduğu bir elçinin, ne denli insan, vicdan ve sevgi merkezli olduğunu daha iyi idrak eder oluyorum...

                          Yüreğine sağlık Galip abi...
                          Isa peygamberin bir zina davasinda böyle hareket ettigine dair belgeler ne dereceye kadar dogrudur acaba, ben sahsen merak ettim.

                          Cünkü Tevrat'ta zinanin cezasi ölümdür, yani taslanmak ordan geliyor.
                          Incil Tevrat'tan sonra indirildi, onu da hepimiz biliyoruz.

                          Kur'an'da da ( burada Kur'an'daki zina cezasini tekrar gündeme getirmiyecegim, iki kardesimiz su an hallediyorlar bu konuyu ) zinanin cezasiz kalmayacagi belirtiliyor.

                          Simdi Tevrat'ta ve Kur'an'da zinaya verilen cezalar var iken, neden Incil'de birdenbire zina cezasiz kaliyor, akla yakin midir bu?

                          Evet Bart kardesim hazirmisin benimle bir paylasim yapmaya? Ben bu arada google amcayi yokliyayim, bilmedigi bir halt yok gavur icadinin, olur ya hemen olgun bir cevap bulurum.

                          Selamlar
                          Attached Files

                          Comment

                          • bartsimpson
                            Super Moderator
                            • Mar 2012
                            • 692

                            #43
                            bartsimpson Nickli Üyeden Alıntı
                            Bu sözü her duyuşumda tüylerim diken diken oluyor.

                            Allahın merhamet ve bağışlayıcılığının vücut bulduğu bir elçinin, ne denli insan, vicdan ve sevgi merkezli olduğunu daha iyi idrak eder oluyorum...

                            Yüreğine sağlık Galip abi...


                            merdem Nickli Üyeden Alıntı
                            Isa peygamberin bir zina davasinda böyle hareket ettigine dair belgeler ne dereceye kadar dogrudur acaba, ben sahsen merak ettim.

                            Cünkü Tevrat'ta zinanin cezasi ölümdür, yani taslanmak ordan geliyor.
                            Incil Tevrat'tan sonra indirildi, onu da hepimiz biliyoruz.

                            Kur'an'da da ( burada Kur'an'daki zina cezasini tekrar gündeme getirmiyecegim, iki kardesimiz su an hallediyorlar bu konuyu ) zinanin cezasiz kalmayacagi belirtiliyor.

                            Simdi Tevrat'ta ve Kur'an'da zinaya verilen cezalar var iken, neden Incil'de birdenbire zina cezasiz kaliyor, akla yakin midir bu?

                            Evet Bart kardesim hazirmisin benimle bir paylasim yapmaya? Ben bu arada google amcayi yokliyayim, bilmedigi bir halt yok gavur icadinin, olur ya hemen olgun bir cevap bulurum.

                            Selamlar
                            Temelinde "merhamet", "sevgi" ve "bağışlayıcılık" bulunan hiç bir eylem ve söylem için Kuran yada başka bir kitaptan yada başka bir yerden delil ve ispat arama zahmetine girmem...

                            bu "sıfatlar" size tanıdık geldi mi????
                            "Hayat bugündür. Emin olduğun tek hayat. Onu en iyi şekilde yaşa."

                            Comment

                            • merdem
                              Uzman Üye
                              • Nov 2012
                              • 1364

                              #44
                              diyelim nr.1 devami geliyor.

                              Degerli kardesim Bart,

                              baslangic olarak asagidaki yaziyi buldum.

                              Sayet Aorskaya ve Galip kardeslerimizin bir itirazi olmazsa burada devam ederiz konuyu, ortalik karisacak olursa yeni bir basli altinda acariz.

                              KUTSAL KİTAPLARA GÖRE ZİNA II HIRİSTİYANLIK VE İNCİL’DE ZİNA

                              Yahudilik gibi, orta Asya çevresinde doğup, gelişen Hıristiyanlıkta da kadın-erkek ilişkileri düzenleme alanı içerisindedir. Ancak, Yahudilikten farklı olarak, ortaya çıktığı coğrafyada gelişme imkanı bulamaması sebebiyle, orta Asya’nın yukarı kısmında gelişme zemini bulmuş, bu sebeple de geliştiği coğrafyadaki, inançlar dahil pek çok şeyden etkilenmiştir.

                              İncil de Tevrat’tan farklı olarak bir şeriat kitabı olmaktan daha ziyade, başlangıçta Hz. İsa’nın başından geçen olayları anlatan bir biyografi kitabı niteliğindeyken, sonraları, azizlerin katkılarıyla, Hz. İsa’nın dışındaki kimselerin hayatları ve olaylar hakkında bilgi veren bir kitap haline dönüşmüştür, bu sebeple de hukuk ve ahkam alanında Tevrat alt yapısına bağlı kalmak zorunda kalmıştır.

                              Fakat İncil’in kadın-erkek ilişkilerine yaklaşımında temel, Bakire Meryem olmuştur. İncil’e göre esas olan bekarettir. “Erkeğin evlenmemesi daha iyidir.” (1. Korintliler, 7:1); “Çünkü doğuştan, ana rahminden çıktıklarında hadım olanlar bulunduğu gibi, insanlar tarafından hadım edilmiş olanlar ve kendilerini Göklerin Egemenliği uğruna hadım saymış olanlar da vardır. Bunu kabul edebilen, kabul etsin!" (Matta, 19:12). İncil, kadın-erkek cinsel ilişkisine sadece bir zorunluluk sonucu olarak müsaade eder; İncil’e göre bir adamın zina etmektense evlenmesi daha iyidir. “Şehvetle yanmaktansa evlenmek daha iyidir” (1. Korintliler, 7:9).

                              İncil’e göre cinsellik, sadece üremek için izin verilen bir insan davranışıdır. Parrinder: “Hıristiyanlık karmaşık bir dindir, daha çok İbrani ve Eski Yunan düşüncelerinin ve başka etkilerin sentezidir. İbrani doğacılığına dayanan bir arka planı vardır ve bu düşüncede cinselliğin Tanrı tarafından yaratıldığı düşünülür, üremeyle erkek egemenliği vurgulanır” (Geofrey Parrinder, Dünya Dinlerinde Cinsel Ahlak, 289.) şeklindeki tespitleriyle, İncil öğretisinin cinsellik konusunda tutarsız bir yönü olduğuna vurgu yapar. İncil öğretisinin bu konudaki tutarsızlığı, bekaretin esas kabul edilmesi ve evlenmenin şehvet içinde yanmaktansa daha iyi olacağı düşüncesine rağmen; cinselliğin Tanrı’nın yarattığı bir şey olduğu fikri, çelişkilidir. Bu bir anlamda Tanrı’nın yaratmasını sorgulamak gibidir.

                              Belki bu sebeple olacak; İncil boşanmaya karşıdır; “karısını cinsel ahlaksızlıktan başka bir nedenle boşayan her adam, onu zinaya itmiş olur. Boşanmış bir kadınla evlenen de zina etmiş olur” (Matta, 5:32). Bu hükümden anlaşıldığına göre, boşama için geçerli tek sebep kadının cinsel ahlaksızlığıdır; eğer kadın cinsel yönden kocasına sadık değilse, o zaman boşanabilir. Fakat arkasından gelen cümle karısını boşayanın onu zinaya itmiş olacağı hükmünü getirmektedir ki; basit bir istidlalle, cinsel yönden ahlaksız bile olsa evli bir kadını boşamak, onu zinaya itmek demek olmaktadır. Boşanmış bir kadınla evlenmenin zina olduğu şeklindeki hüküm ise tamamen başka bir problemi ortaya çıkarır. İncil’in cinsellik konusundaki bu tutarsızlığı ve insan doğasına aykırı hükümleri, kaçınılmaz olarak, cinsellik bakımından farklı yöntemlerin geliştirilmesine zemin hazırlayıcı niteliktedir. Nitekim Engels bu konuda şu tespitleri yapmaktadır: “Katolik ülkelerde, onun büyükleri, eskiden olduğu gibi, burjuva delikanlısına gerekli kadını bulurlar, ve bunun tabii sonucu, monogamy’nin kapsadığı çelişkilerin en tam bir şekilde gelişmesidir: erkek tarafından dört başı mamur bir heteraism (erkeklerin evlilik dışı ilişkisi); kadın tarafından dört başı mamur bir zina. Eğer Katolik kilisesi boşanmayı yasaklamışsa, bunun tek sebebi, hiç şüphesiz, ölüme olduğu kadar, zinaya da bir çarenin bulunmadığını kabul etmiş olmasıdır” (Friedrich Engels, Aile, Özel mülkiyetin ve Devletin Kökeni, 100).

                              İncil’in, monogamy (tek-eşli evlilik) evlilik türünü benimsemesine ve polygamy (çok-karılılık)’e karşı çıkmasına rağmen, zina konusunda kesin ve belirli ceza getirmemesi, zina konusunda açık kapı bırakıldığına da işaret etmektedir. XIII. Yy’ın ünlü kilise babalarından ve İncil yorumcularından Thomas Aquinas, zinanın en somut göstergelerinden biri olan fahişelik konusunda şunları söylemektedir: “Lağımı yerinden kaldırırsanız, sarayı pislikle doldurursunuz. Dünyadan fahişeleri çıkarırsanız, yerlerini eşcinsellikle doldurursunuz” (Parrinder, 318-319.). Aquinas’ın bu yorumuna Parrinder, “cinselliğin reddedilmesinin sonucu olarak fahişeliğe izin verilmesi” (Parrinder, 319) şeklinde açıklama getirmektedir.

                              İncil’de de genel anlamda evli bir kadınla işlenilen zina fiili suç sayılmış, fakat cezası konusunda herhangi bir açıklama getirilmeyerek Tevrat’a tabi olunmuştur. İncil’e göre zina, cinsel yönden aldatma demektir ve evli yada nişanlı bir kadınla gayrı meşru cinsel ilişkiye girilmesi durumunu ifade eder. Evli bir adamla, bekar bir kadının gayrı meşru ilişkisi ise bekarın zinası (fornication) olur. Evliler arasındaki zina (adultery) büyük bir günah olduğu gibi, büyük bir sosyal yanlışlıktır (Easton Bible Dictionary, “Adultery” mad., 36).

                              Yrd.Doç.Dr.Ali DUMAN
                              İnönü Üniv.İlahiyat Fak.
                              Fıkıh Kürsü Başkanı

                              Comment

                              • merdem
                                Uzman Üye
                                • Nov 2012
                                • 1364

                                #45
                                2. TEVRAT'TA Zina Cezasi

                                A- TEVRAT’TA ZİNA CEZASI
                                Levililer Bap
                                20
                                ’de şu hükümler yer alır:
                                313


                                10
                                Biri başka birinin karısıyla, yani komşusunun
                                karısıyla zina ederse, hem kendisi, hem de zina
                                ettiği kadın kesinlikle öldürülecektir.
                                11
                                Babasının karısıyla yatan, babasının namusuna leke
                                sürmüş olur. İkisi de kesinlikle öldürülecektir. Ölümü
                                hak etmişlerdir.
                                12
                                Bir adam geliniyle yatarsa, ikisi de kesinlikle
                                öldürülecektir. Rezillik etmişler, ölümü hak
                                etmişlerdir.
                                13
                                Bir erkek başka bir erkekle cinsel ilişki kurarsa, ikisi
                                de iğrençlik etmiş olur. Kesinlikle öldürülecekler.
                                Ölümü hak etmişlerdir.
                                17
                                Bir adam anne ya da baba tarafından üvey olan kız
                                kardeşiyle evlenir, cinsel ilişki kurarsa, utançtır.
                                Açıkça aşağılanıp halkın arasından atılacaklardır.
                                Adam kız kardeşiyle ilişki kurduğu için suçunun
                                cezasını çekecektir.
                                19
                                Teyzenle ya da halanla cinsel ilişki kurmayacaksın.
                                Çünkü yakın akrabanın namusudur. İkiniz de
                                suçunuzun cezasını çekeceksiniz.
                                20
                                Amcasının karısıyla cinsel ilişki kuran adam,
                                amcasının namusuna leke sürmüş olur. İkisi de
                                günahlarının cezasını çekecek ve çocuk sahibi
                                olmadan öleceklerdir.
                                21
                                Kardeşinin karısıyla evlenen adam rezillik etmiş
                                olur. Kardeşinin namusunu lekelemiştir. Çocuk sahibi
                                olmayacaklardır.
                                Tesniye Bap
                                22
                                ’de şu hükümler yer alır:
                                22
                                Eğer bir adam başka birinin karısıyla yatarken
                                yakalanırsa, hem kadınla yatan adam, hem kadın,
                                ikisi de öldürülecek. İsrail’den kötülüğü atacaksınız.
                                23
                                Eğer bir adam kentte başka biriyle nişanlı ergen bir
                                kızla karşılaşır ve onunla yatarsa,
                                24
                                İkisini de kentin kapısına götürecek, taşlayarak
                                öldüreceksiniz. Çünkü kız kentte olduğu halde
                                yardım istemek için bağırmadı; adam da
                                komşusunun karısıyla ilişki kurdu. Aranızdaki
                                kötülüğü ortadan kaldıracaksınız.

                                25
                                Eğer bir adam kırda nişanlı bir kızla karşılaşır, onu
                                yakalayıp tecavüz ederse, yalnız tecavüz eden adam
                                öldürülecek.
                                26
                                Kıza hiçbir şey yapmayacaksınız. Çünkü kızın ölümü
                                hak edecek bir günahı yoktur. Bu, komşusuna
                                saldırıp onu öldüren adamın davasına benzer.
                                Last edited by merdem; 16. January 2013, 09:01 PM.

                                Comment

                                Working...