İslamda Örtünme Gerçeği ve türban uydurması

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • dost1
    Site Yöneticisi
    • Sep 2008
    • 1905

    #16
    Selamun Aleyküm! Değerli Kardeşlerim!

    Alemlerin Rabbi olan Yüce Allah Nur 30 ve 31 de:
    "Kul lilmu'minîne yeğuddû min ebsârihim ve yahfezû furûcehum, zâlike ezkâ lehum, innallâhe habîrum bimâ yasneûn.
    Ve kul lilmu'minâti yağdudne min ebsârihinne ve yahfazne furûcehunne ve lâ yubdîne zînetehunne illâ [mâ zahera minhâ vel yadribne bihumurihinne alâ cuyûbihinn, ve lâ yubdîne zînetehunne illâ libuûletihinne ev âbâihinne ev âbâi buûletihinne ev ebnâihinne ev ebnâi buûletihinne ev ıhvânihinne ev benî ıhvânihinne ev benî ehavâtihinne ev nisâihinne ev mâ meleket eymânuhunne evit tâbiîne ğayri ulil irbeti miner ricâli evit tıflillezîne lem yazherû alâ avrâtin nisâé', ve lâ yadribne bierculihinne liyuğleme mâ yuhfîne min zînetihinn, ve tûbû ilallâhi cemîan eyyuhel mu'minûne leallekum tuflihûn."


    "Erkeklere, bakışlarından bir kısmını kısmalarını ve İki ayak arasındakilerini / apış aralarındekilerini/ırzlarını korumalarını söyle. Bu, onlar için daha arındırıcıdır. Kuşkusuz Allah, onların yapıp ürettiklerine haberdardır. Mü'min kadınlara da, bakışlarından bir kısmını kısmalarını ve İki ayak arasındakilerini/apış aralarındekilerini/ırzlarını korumalarını söyle. Ziynetlerini de –görünenler hariç– belli etmesinler. Örtülerini göğüs yırtmaçlarının üzerine vursunlar. Ve süslerini, kocaları, babaları, kocalarının babaları, oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşin oğulları, kadınlar, yeminlerinin sahip oldukları, kadına ihtiyaç duymaz olmuş erkeklerden kendilerinin hizmetinde bulunanlar ve kadınların avretlerini [cinsel organlarını] henüz anlayacak yaşa gelmemiş çocuklar dışındakiler için belli etmesinler. Süslerinden gizlemiş olduklarının bilinmesi için ayaklarını vurmasınlar. Ve ey mü'minler! Başarıya ermeniz için hepiniz topluca Allah'a tövbe edin!"

    diye buyurmaktadır.

    Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
    Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
    Sevgi,saygı ve muhabbetle.
    Allah'a emanet olunuz.
    Halil Ay

    Comment

    • merdem
      Uzman Üye
      • Nov 2012
      • 1364

      #17
      dost1 Nickli Üyeden Alıntı
      Selamun Aleyküm! Değerli Kardeşlerim!

      Alemlerin Rabbi olan Yüce Allah Nur 30 ve 31 de:
      "Kul lilmu'minîne yeğuddû min ebsârihim ve yahfezû furûcehum, zâlike ezkâ lehum, innallâhe habîrum bimâ yasneûn.
      Ve kul lilmu'minâti yağdudne min ebsârihinne ve yahfazne furûcehunne ve lâ yubdîne zînetehunne illâ [mâ zahera minhâ vel yadribne bihumurihinne alâ cuyûbihinn, ve lâ yubdîne zînetehunne illâ libuûletihinne ev âbâihinne ev âbâi buûletihinne ev ebnâihinne ev ebnâi buûletihinne ev ıhvânihinne ev benî ıhvânihinne ev benî ehavâtihinne ev nisâihinne ev mâ meleket eymânuhunne evit tâbiîne ğayri ulil irbeti miner ricâli evit tıflillezîne lem yazherû alâ avrâtin nisâé', ve lâ yadribne bierculihinne liyuğleme mâ yuhfîne min zînetihinn, ve tûbû ilallâhi cemîan eyyuhel mu'minûne leallekum tuflihûn."


      "Erkeklere, bakışlarından bir kısmını kısmalarını ve İki ayak arasındakilerini / apış aralarındekilerini/ırzlarını korumalarını söyle. Bu, onlar için daha arındırıcıdır. Kuşkusuz Allah, onların yapıp ürettiklerine haberdardır. Mü'min kadınlara da, bakışlarından bir kısmını kısmalarını ve İki ayak arasındakilerini/apış aralarındekilerini/ırzlarını korumalarını söyle. Ziynetlerini de –görünenler hariç– belli etmesinler. Örtülerini göğüs yırtmaçlarının üzerine vursunlar. Ve süslerini, kocaları, babaları, kocalarının babaları, oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşin oğulları, kadınlar, yeminlerinin sahip oldukları, kadına ihtiyaç duymaz olmuş erkeklerden kendilerinin hizmetinde bulunanlar ve kadınların avretlerini [cinsel organlarını] henüz anlayacak yaşa gelmemiş çocuklar dışındakiler için belli etmesinler. Süslerinden gizlemiş olduklarının bilinmesi için ayaklarını vurmasınlar. Ve ey mü'minler! Başarıya ermeniz için hepiniz topluca Allah'a tövbe edin!"

      diye buyurmaktadır.

      Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
      Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
      Sevgi,saygı ve muhabbetle.
      Allah'a emanet olunuz.

      Saygideger ve sevgili Dost1 Kardesim,

      Kur'an dan mealen Nur Suresi 31. Görünenlerden haric ziynetneri hususunda bir anlasmazlik var ortada. Kimisi süs esyalari, mücevher olarak izah ediyor, kimisi kadinin bastan asagi tüm vücudunu ziynet olarak kabul ediyor.

      Her iki durumdada zinetlerini kimlere gösterebilecegi/kimlerin yaninda acabilecegi konusunda tam bir anlasmazlik ortaya cikiyor.

      Sayet ziynetten maksat kadinin tüm vücudu kabul edilirse ortaya bir problem cikiyor, kadin nasil hareket edebilir rahatca yalniz el, yüz ve ayaklari acikta kalabilir diyerek ele alinacak olursa. Kimlerin yaninda serbestce dolasabilir/hareket edebilir tüm vücuduyle ziynet kabul edilen kadin? Babasinin, dedesinin, amcasinin, hizmetcisinin yaninda kendini teshir etmesi/sergilemesi hos olmaz.

      Sayet mücevher/kolye/altin bakimindan ziynetlerini yabancilara göstermemesi gerekiyorsa mesele yok, anlasilmistir konu. O zaman kadinin kapatmasi/gizlemesi gereken tabi olmayan/taki süsleridir.

      Konuyla ilgili zamaninda fetva vermis olan alimlerin görüsleri: Kadin saci acik namaz kildiginda alimlerin cesitli görüslerinden anlayacak olursak kimine göre acik basla kildigi namazi iade etmesi gerekmez, namaz vakti icinde veya namaz vaktinin gecmis olmasi da ayri bir konu.

      Benim görüsüm; bu kadar ahlaksizlik olurmu, Allah'in huzurunda/namazda basi acik olabilen kadin, sanki Allah'tan utanmaz cekinmez gibi, yabancilarin yaninda basini kapatmasi lazimmis. Önce Allah'tan cekinir bir kul, sayet Allah'in huzurunda acik sacla durabilen/dua edebilen/Kur'an okuyabilen bir kadin elbette disarda da acik basla dolasabilir.

      Coban salatasina cevirdiler konuyu gitti. Sacin/basin haram/mahrem/namahrem ile ne alakasi var? Her bir helali/harami en ince noktasina kadar aciklayan Allah adina kadinin sacini/basini acmasi nasil haram/günah ilan edebiliyorlar?


      Herkes ama herkes, kim olursa olsun, herseyden evvel yetismis oldugu cevreye, yakinlarinin yasamlarina, atalarinin geleneklerine göre hükümler cikariyor ayetten. 1400 seneden beri Islam adina yapila gelmis olan her bir hareketin dogru olacagini kabul edecek olursak, asirlarin geleneklerine uyacak olursak Kur'an dan neyi nasil anliyacagiz?

      Zamaninda alimlerin degisik görüsleri sanki yetmiyormus gibi günümüzde de ayni tiyatro oynaniyor. 3-5 alim aralarinda laf ebeligi yapiyorlar, degisen bir sey yok: sen degil ben hakliyim. Buyrun cenaze namazina. Hak tektir, hakta bulusmak lazim. Kimin gönlü kirilacakmis, kim memnun olacakmis mühim degil, mühim olan Allah'i memnun etmektir. Görüsler sahislara mahsustur. Ayetlerin manalarini carptirmasinlar. Hepsi arapcayi iyi biliyoruz diyorlar, ahmak araplarin kendileride dahil, ap acik denilen Kur'an yine perdeler arkasinda sir olarak kaldi.

      Allah /hasa/ yalan mi söylüyor; toplanmasini da aciklamasini da BIZ yapariz diye? Muhkem ayetler üzerinde tartilacak ne var, ola ki ninelerimizin dedelerimizin bacilarimizin kardeslerimizin gelenekleri ön planda gelmesi gerekir. Eh o zaman; "Allah'im sen kusura bakma, bizim birilerini örmek almamiz lazim, Sen istedigin kadar atalar dinine uymayin/cogunluga uymayin" de.

      Gecenlerde bir laf isittim, Islam'i anlamak/Islam'a göre yasamak icin simdiye kadar iletilegelmis tüm bilgileri kafadan atmak/sifirlamak ve yeni bastan baslamak lazim gelir diye.

      Pismis asa malzeme katmak gibi, ögrene geldiklerimiz ile yeni bilgilerimizi bir arada/bir noktada topliyamiyorsak ortada bir problem var demektir. Bir coklari icin bu böyledir. Ender rastlanan durumlarda, akil yoluyla gercekleri/dogrulari arastirip bulanlarimiz da var elbette. Ama bu yeterli gelmiyor. Islam'i gerektigi sekilde Hak Din olarak ayakta tutamiyoruz.

      Biktim usandim, gina geldi artik duymaktan, okumaktan. Anlasinlar artik, evet ÖRTÜ var, öldükten sonra 5-10 metreden fazla degil, ipekten olmasi sart degil, siyah olmasi sart degil, renkli olmasi sart degil. Tabi ona da Allah kismet ederse, 2 metrekare yeri bulamayanlar da var.

      Selam ve dua ile.

      Comment

      • dost1
        Site Yöneticisi
        • Sep 2008
        • 1905

        #18
        Selamun Aleyküm! Değerli Merdem Kardeşim!

        Haklısınız. Bu konu o kadar çok istismar edilen bir konu ki...

        Kim ne derse desin. Bizler Allah ne demiş ona bakanlardan olabilelim.

        Rabbimiz olan Yüce Allah "ziynet" için


        En’âm; 43 de:” …ve zeyyene lehümüşşeytanu ma kânu ya'melun;”

        Enfal; 48 de:” Ve iz zeyyene lehümüş şeytanü a'malehüm…”

        diyerek; Şeytanın, inkârcılara, kendi kötü amellerini güzel-hoş gösterdiğini bildirmektedir.

        Yine Rabbimiz Karun’un, kavminin karşısına ziyneti ile çıktığını bildiren

        Kasas; 79 da:” Feharece alâ kamihi fiy zinetih…”

        “Ziynet”in olumsuz anlamda kullanılışına dikkat çekmektedir.

        Hucurat; 7 de:”… lakinnAllahe habbebe ileykümül iymane ve zeyyenehu fiy kulubiküm…”

        İmanı müminlere sevdirerek kalplerini ziynetlediğini;.

        Fussılet; 12 de;
        ”… ve zeyyennes Semaed dünya bi mesabiyha ve hıfza…”

        ve

        Mülk; 5 de:” Ve lekad zeyyennes semaeddünya bimesabiyha…”

        gökyüzünün kandillerle ziynetlendiğini;

        Ta Ha; 59 da:” Kale mev'ıdüküm yevmüzziyneti…”

        Musa peygamberin ,Firavun’un büyücüleriyle buluşma gününün “ziynet günü” olmasını istediğini bildiriyor.

        Yukarıdaki dört ayetde de “ziynet” olumlu anlamda kullanılmıştır.


        Kehf; 46:”El malu vel benune ziynetül hayatid dünya…”
        “Mal ve oğullar dünya hayatının ziynetidir.”

        Bu ayet de, hem ziynet sözcüğünün kapsamını belirtmekte ve hem de Arapların ziynet sözcüğüne nasıl bir anlam yüklediğini en iyi şekilde anlatmaktadır.


        A’râf 31 :” Ya Beniy Ademe huzu ziyneteküm ınde külli mescidin ve külu veşrebu ve la tüsrifu* innehu la yuhıbbul müsrifiyn
        Ya Adem Oğulları her mescid /secde yeri indinde ziynetinizi alın. Yeyin, için, israf etmeyin. Çünkü O, israfedenleri sevmez.

        A’râf 32:” Kul men harrame ziynetellahilletiy ahrece li ıbadihi vettayyibati miner rızk* kul hiye lilleziyne amenu fiyl hayatid dünya halisaten yevmel kıyameti, kezâlike nufassılul ayati li kavmin ya'lemun
        De ki: “Kim haram etti Allah Ziyneti’ni -ki kulları için çıkarmıştır- ve rızkın tayyibatını?”. De ki: “O, dünya hayatında iman edenlerindir, kiyamet gününde ise yalnız onlarındır. Bilen bir kavim için ayetleri işte böyle açıklıyoruz.

        Bu ayette takı türünden olan ziynetlerini, kadın-erkek herkesin mescit gibi en kalabalık yerlerde teşhir etmelerini istemiş, hem de buna altın veya gümüş gibi bir istisna getirmemiş, kısıtlamamıştır.

        Değerli Kardeşim!

        Ayetlerden, "ziynetin" güzelleştirmeye, güzel ve çekici göstermeye, hoşlanacak hâle getirmeye yarayan şeyler olduğu hem olumlu hem de olumsuz olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır.

        Aşağıdaki ayette geçen “ziynet” sözcükleri süs eşyası mıdırlar değil midirler ? Tefekkür edenlerden olalım inşaAllah.

        "Kul lilmu'minîne yeğuddû min ebsârihim ve yahfezû furûcehum, zâlike ezkâ lehum, innallâhe habîrum bimâ yasneûn.
        Ve kul lilmu'minâti yağdudne min ebsârihinne ve yahfazne furûcehunne ve lâ yubdîne zînetehunne illâ [mâ zahera minhâ vel yadribne bihumurihinne alâ cuyûbihinn, ve lâ yubdîne zînetehunne illâ libuûletihinne ev âbâihinne ev âbâi buûletihinne ev ebnâihinne ev ebnâi buûletihinne ev ıhvânihinne ev benî ıhvânihinne ev benî ehavâtihinne ev nisâihinne ev mâ meleket eymânuhunne evit tâbiîne ğayri ulil irbeti miner ricâli evit tıflillezîne lem yazherû alâ avrâtin nisâé', ve lâ yadribne bierculihinne liyuğleme mâ yuhfîne min zînetihinn, ve tûbû ilallâhi cemîan eyyuhel mu'minûne leallekum tuflihûn."


        "Erkeklere, bakışlarından bir kısmını kısmalarını ve İki ayak arasındakilerini / apış aralarındekilerini/ırzlarını korumalarını söyle. Bu, onlar için daha arındırıcıdır. Kuşkusuz Allah, onların yapıp ürettiklerine haberdardır. Mü'min kadınlara da, bakışlarından bir kısmını kısmalarını ve İki ayak arasındakilerini/apış aralarındekilerini/ırzlarını korumalarını söyle. Ziynetlerini de –görünenler hariç– belli etmesinler. Örtülerini göğüs yırtmaçlarının üzerine vursunlar. Ve ziynetlerini, kocaları, babaları, kocalarının babaları, oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşin oğulları, kadınlar, yeminlerinin sahip oldukları, kadına ihtiyaç duymaz olmuş erkeklerden kendilerinin hizmetinde bulunanlar ve kadınların avretlerini [cinsel organlarını] henüz anlayacak yaşa gelmemiş çocuklar dışındakiler için belli etmesinler. Ziynetlerinden gizlemiş olduklarının bilinmesi için ayaklarını vurmasınlar. Ve ey mü'minler! Başarıya ermeniz için hepiniz topluca Allah'a tövbe edin!"

        Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
        Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
        Sevgi,saygı ve muhabbetle.
        Allah'a emanet olunuz.
        Halil Ay

        Comment

        • Hasan Akçay
          Uzman Üye
          • Dec 2010
          • 826

          #19
          Aşağıdaki ayette (Nûr 31'de, H A) geçen “ziynet” sözcükleri süs eşyası mıdırlar değil midirler?

          Kesinlikle süs esyasi. Daha dogrusu kadinlarin üzerlerineki TAKILAR.

          Bakin, eger Nur 31’deki ziynetler kadin vücudunun bazi parçalari, örnegin onun gögüsleri anlamina gelseydi ayette listelenen müstesna kisiler, "tesettür dini"ndeki gibi, inanan kadina mahrem olurlardi. Kadinin o kimselere örnegin gögsünü açmasi sakincasız olurdu. Çünkü Yüce Allah illa diyor yani onlar hariç, onlara açilabilir.

          MAHREM,
          "evlenilmesi yasak"
          demek.

          Örneğin

          abi ablaya mahremdir;
          ana ogula mahremdir.

          Tanimlamak gerekirse

          mahremler,
          bir kimsenin
          karsi cinse ait birinci dereceden akrabalaridir.

          Buna göre 24:31’de anilan müstesna kimseler, tesettürcülerin öne sürdügü gibi, inanan kadina mahrem olabilir mi; mümkün mü bu?

          Örneğin
          kadinlarin ihtiyaçsiz erkek tâbileri, et-tabi’îne gayri ûlil irbeti min er-ricâl?

          Hayır! Çünkü akraba degiller.

          Yine örneğin
          kadinlarin kadinlari, nisâ ihinn?

          Hayır! Çünkü karsi cinsten degiller.

          Bunun daha kolay anlasilmasi için
          iki liste sunuyorum.

          Soldaki listede
          inanan erkege akraba olan kadinlar var.

          Yüce Allah
          4:23’te onlari tanitirken

          "Size sunlarla evlenmek haram kilindi" diyor, hurrimet aleyküm.

          O halde haram kilinmislardir, "mahrem"dirler.
          Bunda kusku yok. La raybe fih.

          Sagdaki listede ise
          24:31’de anilip ta
          "tesettür dini"nde
          inanan kadina mahrem ilan edilen kimseler var.

          Ama bunlar ya

          karsi cinsten değiller ya da
          akraba degiller.

          Lütfen inceleyin.

          4:23'e göre////////////////////////////////////////24:31'e göre
          erkege mahrem olanlar//////////////////////////kadina mahrem olanlar

          cariyeler, köleler YOK----------------------------VAR. (Mâ meleket eymân uhunn)
          avretten anlamayan çocuklar YOK--------------VAR. (Avret için bkz. 33:13)
          ihtiyaçsiz kadin tâbiler YOK---------------------ihtiyaçsiz erkek tâbiler VAR.
          erkegin erkekleri YOK----------------------------kadinin kadinlari VAR. (Nisâ ihinn)

          teyze VAR-----------------------------------------amca YOK
          hala VAR-------------------------------------------dayi YOK
          süt kardesi VAR-----------------------------------süt kardesi YOK
          üvey kiz VAR---------------------------------------üvey baba YOK
          gelin VAR-------------------------------------------damat YOK

          süt anne VAR--------------------------------------???
          iki kız kardes bir arada VAR----------------------???

          Sorun kendinize:

          Kadinin ihtiyaçsiz erkek tâbileri ona mahrem midir; örneğin fabrikalari bulunan bir kadin kendi fabrika müdürleriyle evlenemez mi ki örnegin gögüslerini onlara açabilsin?

          Tesettürden yana olanlarin öne sürdügü üzere erkek köle, sahibesine mahremdir. Öyle midir sahiden? Köle sahibi bi mümine, kölesiyle evlenemez mi ki ona örnegin gögüslerini açabilsin?

          Gerçek şu:

          Inanan bir kadin güvenip kendi yakin çevresinde bulunmasina izin verdigi o kimselere TAKI anlamindaki "ziynetler"ini açabilir ama vücudunun gögüs, memeler ve (eger saç bas avret ise) saç bas gibi avret yerleri anlamindaki ziynetlerini açamaz. Yoksa is fuhusa varir...

          Evet, kesinlikle. Yoksa "Memeler de bazı istisnai durumlarda açiliversin!" demek "Kadın da birazcik gebe kaliversin!" demeye benzer. Gebeliğin birazi olmaz. Biraz gebelik bal gibi tam gebeliktir.

          Nur 31’deki ziynetler ya altin zincir, uzun kolye gibi TAKI parçalarıdir ya da gerdan ve memeler gibi VÜCUT parçalari.

          Ikisinden birini
          seçmek zorundayiz.

          Ya
          ziynetler esittir VÜCUT deyip fuhusa varan ahlaksizliga batacagiz ya da
          ziynetler esittir TAKILAR deyip Allah'in istediği gibi ahlaklı insanlar olacagiz.

          Burada ilginç olan sudur:

          Tesetürlü hanimlar bu "ahlaksiz icazet"i veren ulemayi asla ciddiye almiyor, onlara inanmiyorlar; vücutlarini o yüzden "ihtiyaçsiz erkek tâbiler"ine aç-mi-yor-lar. Açtiramazsiniz. Allah onlardan razi olsun.

          Örnegin bir devlet adamimizin tesettürlü esine "Ulema Allah'in icazetini teblig ediyor; o icazete uy ve gögüslerini, saçini basini senin ihtiyaçsiz erkek tâbilerin olan korumalarina aç!" deseniz sizi kendisine hakeretten tutuklatir.

          *

          Isteyen istedigini giysin ama Nûr 31'i istismar etmesin, Allah ziynetler diyor ama vücut demek istiyor, demesin. Yoksa bir kimsenin söylemedigini söyledi demek nasil o kimseye iftira ise Allah'in söylemedigini söyledi demek te Allah'a iftiradir.

          Allah'a iftira edenlere kurtulus yok -innellezîne yefterûne alellahil kezibe lâ yuflihûn (16:116).
          Last edited by Hasan Akçay; 10. February 2014, 10:31 AM.

          Comment

          • ORHAN VELİ
            Yeni Üye
            • Jun 2012
            • 19

            #20

            Comment

            • dost1
              Site Yöneticisi
              • Sep 2008
              • 1905

              #21
              Selamun Aleyküm, Değerli ORHAN VELİ Kardeşim.

              ORHAN VELİ Nickli Üyeden Alıntı
              Verdiğiniz linkteki yazılanları biliyorum.

              Yazılanların -ki, çoğunluğu Halil İbrahim Ülkü adındaki bir kişinin oluşturduklarıdır.- çoğu âyetlerde geçen kelimelere Arap dilinde olmayan dübür anlam diyerek kafalarına göre yükledikleri anlamlarla yeni bir din oluşturma çabalamalarıdır.

              Kur’an’ın indirildiği toplumun dilinin Arapça olması dolayısıyla, o toplumun Kur’an’ı anlayıp akledebilmesi için Arapça indirildiği birçok ayette vurgulanmıştır:

              Ve kesinlikle Biz, onların “kesinlikle ona bir beşer öğretiyor” deyişlerini biliyoruz. Kastettikleri o kişinin dili yabancıdır. Bu [Kur’an] ise, apaçık Arapça bir lisandır. (Nahl/103)

              Ve eğer biz onu yabancı dilde bir Kur’an yapsaydık, elbette “Ayetleri detaylandırılmalı değil miydi? İster yabancı dilde ister Arapça!” diyeceklerdi. De ki: “O, iman edenler için bir kılavuz ve bir şifadır. İnanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir ağırlık vardır. Ve Kur’an onlar üzerine bir körlüktür. Onlara çok uzak bir mekandan seslenilmektedir.” (Fussılet/44)

              Ve Biz onu [apaçık kitabı] yabancılardan [Arapça bilmeyenlerden] birine indirseydik de, bunu o, onlara okusaydı, onlar, buna iman ediciler değillerdi. (Şuara/198, 199)

              Apaçık kitaba ant olsun ki Biz onu aklınızı kullanasınız diye Arapça bir Kur`an [okuma] yaptık. (Zühruf/2, 3)

              Onunla [apaçık kitapla], uyarıcılardan olasın diye apaçık bir Arapça lisan ile senin kalbine Emin Ruh [Güvenilir Can, sağlam bilgi] indi. (Şuara/193-195)

              Ve Biz böylece onu [Kur’an’ı] Arapça bir hüküm [mükemmel bir yasa] olarak indirdik. Ve eğer sana gelen ilimden sonra onların hevalarına uyarsan, Allah’tan sana bir Yakın Kimse ve bir koruyucu yoktur. (Ra’d/37)

              Ve bundan [Kur`an`dan] önce bir rehber ve rahmet olarak Musa`nın kitabı vardı. Ve bu [Kur`an] ise zulmeden kimseleri uyarmak, iyilik-güzellik üretenleri müjdelemek için Arap lisanı üzerine tasdik eden bir kitaptır. (Ahkaf/12)

              Ve işte böylece Biz onu Arapça bir Kur’an olarak indirdik. Onda tehditlerden tekrar tekrar açıklama yaptık. Belki takva sahibi olurlar yahut onlara yeni bir öğüt oluşturur. (Ta Ha/113)

              Ve ant olsun ki Biz, düşünüp öğüt alsınlar diye pürüzsüz Arapça bir kur`an [okuma] olarak; takvalı davransınlar diye bu Kur`an`da insanlar için her türlüsünden örnek verdik. (Zümer/27, 28)

              Bu, Arapça bir Kur`an [okuma] olarak, bilen bir kavim için ayetleri detaylandırılmış bir kitaptır. (Fussılet/3)

              İşte böylece Biz kentlerin anasını ve onun kıyısındaki kişileri uyarasın ve kendisinde hiç şüphe olmayan toplanma günü ile uyarasın diye sana Arapça bir Kur`an vahyettik. Bir grup cennettedir, bir grup da cehennemdedir. (Şûra/7)



              Arapça kelimelere, Arap dilinin anlatım sanatlarında bulunmayan anlam yükleyenlerin yazılarının paylaşılmasının ne derece uygun olduğunun tefekkür edilmesi gerektiğini düşünüyorum.

              Konu ile ilgili sizin kafanızda oluşmuş bir soru varsa detaylı yazmaya çabalarım.

              Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
              Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
              Sevgi,saygı ve muhabbetle.
              Allah'a emanet olunuz.
              Halil Ay

              Comment

              • arayis
                Yeni Üye
                • Mar 2015
                • 1

                #22
                örtünme neden sadece kadınlar üzerinden tartışılıyor? mesela bir erkeğin giyeceği tişört, bırakacağı sakal vs bi kadını etkileyip zor durumda bırakamaz mı?

                Comment

                • bartsimpson
                  Super Moderator
                  • Mar 2012
                  • 692

                  #23
                  arayis Nickli Üyeden Alıntı
                  örtünme neden sadece kadınlar üzerinden tartışılıyor? mesela bir erkeğin giyeceği tişört, bırakacağı sakal vs bi kadını etkileyip zor durumda bırakamaz mı?
                  Bravo tahrik olma kavramı sadece erkeğe mi mahsus?

                  Kadının canı yok mu?
                  "Hayat bugündür. Emin olduğun tek hayat. Onu en iyi şekilde yaşa."

                  Comment

                  • Rainfall
                    Yeni Üye
                    • Mar 2015
                    • 4

                    #24
                    Bu sistemle duzenle savasmak mumkunmu ama nasil?

                    Comment

                    • kuman
                      Uzman Üye
                      • Mar 2013
                      • 583

                      #25
                      Sistem ve duzenin disina cikarak. Baska yolu olabilir mi????

                      Comment

                      Working...