Evlilikmi. Evcilikmi

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • mustafabey
    Katılımcı Üye
    • Aug 2012
    • 92

    #16
    khaos Nickli Üyeden Alıntı
    mustafa bey kardeşim
    anlayamadım...
    kur'an Tanrı'nın insanlığa göndermiş olduğu evrensel bir mesajmıdır?
    yoksa insanların arasından seçtiği bir kişiye gönderdiği özel hayat rehberimi?

    kur'an resule indi derken herhalde sadece ona indi demek istemiyorsunuzdur.

    Bana inmeyen bir kitaba ben neden inanayım?
    Biz resul değiliz.. ama resul şimdi nerede... ve kur'anı okurken hangi farkındalıkla okuyacağız.Buna nasıl karar vereceğiz.
    Selam khaos kardeşim;

    Dediğinde şu yönden haklısın, herkes kuranı kendi kitabı zannediyor, bize öğretilen bu veya biz öyle zannediyoruz, o yüzden kendimize inmiş gibi okumaya çalışıyoruz. Bartsimson kardeşimizin dediği gibi resullerdeki donanım ve yaratılış bizde olsa kendi kitabımızı ve Alahın ayetlerini doğrudan (kelama gerek kalmadan) okurduk.

    bartsimpson Nickli Üyeden Alıntı

    Çünkü DNAlarımızın birbirimizden farklı olması kadar net bir sebepten.

    Nasibimizi arıyoruz...

    Çünkü sen, ben ve herkes gerçekte OKUnması gerekenin ne olduğunu net olarak bilmiyoruz. Bilseydin yada bilseydik yada bilselerdi herkese kitap inerdi.

    Araf (62) "Ben size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ediyorum ve size nasihat ediyorum. Sizin bilmediğiniz şeyleri de Allah tarafından gelen vahiy ile biliyorum."

    Sanırım anlatabilmişimdir.
    124. Bir zamanlar Rabbi İbrahim'i bir takım kelimelerle sınamış, onları tam olarak yerine getirince: Ben seni insanlara önder yapacağım, demişti. "Soyumdan da dedi. Allah: Ahdim zalimlere ermez (onlar için söz vermem) buyurdu.

    125. Biz, Beyt'i insanlara toplanma mahalli ve güvenli bir yer kıldık. Siz de İbrahim'in makamından bir namaz yeri edinin. İbrahim ve İsmail'e: Tavaf edenler, ibadete kapananlar, rükû ve secde edenler için Evim'i temiz tutun, diye emretmiştik.

    126. İbrahim de demişti ki: Ey Rabbim! Burayı emin bir şehir yap, halkından Allah'a ve ahiret gününe inananları çeşitli meyvelerle besle. Allah buyurdu ki: Kim inkâr ederse onu az bir süre faydalandırır, sonra onu cehennem azabına sürüklerim. Ne kötü varılacak yerdir orası!

    127. Bir zamanlar İbrahim, İsmail ile beraber Beytullah'ın temellerini yükseltiyor (şöyle diyorlardı: ) Ey Rabbimiz! Bizden bunu kabul buyur; şüphesiz sen işitensin, bilensin.

    128. Ey Rabbimiz! Bizi sana boyun eğenlerden kıl, neslimizden de sana itaat eden bir ümmet çıkar, bize ibadet usullerimizi göster, tevbemizi kabul et; zira, tevbeleri çokça kabul eden, çok merhametli olan ancak sensin.

    129. Ey Rabbimiz! Onlara, içlerinden senin âyetlerini kendilerine okuyacak, onlara kitap ve hikmeti öğretecek, onları temizleyecek bir resul görevlendir. Çünkü üstün gelen, her şeyi yerli yerince yapan yalnız sensin.

    130. İbrahim'in milletinden kendini bilmezlerden başka kim yüz çevirir? Andolsun ki, biz onu(ibrahimin milleti) dünyada seçtik, şüphesiz o ahirette de salihlerdendir.



    Semavi din İbrahimle başlamış, İbrahim milletiyle devam etmiştir.

    İnsanoğlunun zihinsel yapısındaki gelişim, ilerleme İbrahimle başlamıştır.

    Kelimelerle sınanma, kelimelerin ifade ettikleri görevleri anlama, yerine getirme ve sonucunda düşünce dünyasındaki ilerleyiş, yapılaşma, insanın temel yapıtaşlarının oturtulması.

    İbrahim ile başlayıp, İbrahim milletiyle devam eden süreçte oluşan değerler ve bu değerlerin etrafında insanların toplanması, beytin oluşturulması hanif dinin yapılaşması ve insanların bu oluşanlardan(meyvelerinden) beslenmesi, ilerlemesi..

    Allah ibrahimin duasını kabul etmiş ve rahmetinin tecellisi olarak Rabbin(eğiten, öğreten) ayetlerini okuyan resuller gelmiş insanlığa kitabı ve hikmeti öğretmişlerdir, temizlenme ve arınma yolunu açmışlardır.

    Resuller Rabbin ayetlerini okuyarak insanların anlayacağı seviyeye indirerek kelam halinde sunmuşlar kelimelere dökmüşlerdir. Allah kelamı dediğimiz şey aslında; resullerin yaratılışı, yaratıcının ayetlerini okuyarak yaratıcının varlığından ve birliğinden insanları haberdar etmesi, uyarması, öğüt vermesi şeklinde hadis ve hadiselerden zuhur etmiş şerefli elçilerin Allah adına söyledikleri sözleridir.

    Allahın konuşması; yaratmasıdır, Allah bir şeye ol der ve oluşum başlar!

    Bizim gibi herhangi bir insan Allahın ayetlerini doğru direk olarak okuyamıyor, bu yetenek veya görev Allahın seçtiği kulların, İbrahimin milleti, soyunun görevi olduğu bakara 129- 130 da açıkca yazıyor zaten.

    Biz kendi kafamıza göre veya birilerin sözde din adamlarının demesine göre her şey, Allahın tüm ayetlerinin okunması, kelam edilmesi kuranın içindedir, yani tüm mesajları, ayetleri Muhammet Resul okumuştur diye kabul etmemiz ve sınırlandırmamız ne kadar doğrudur? (bakara 129 da geçen İbrahim milletinden yüz çevirmek ne anlamdadır?)

    Resullerden bize kalan en büyük miras, bıraktıkları okudukları kelamlardır, bu sözleri de yanındakiler toplayabildikleri kadar toplamış musaf haline getirmişlerdir. Elimize aldığımız Kuran’da bu şekilde ortaya çıkmıştır.

    Resulleri biz görmedik, onların devirlerinde de yaşamadık, elimizde kalan bıraktıkları okuduklarının toplandığı kitaplar ve devam ettirilen semboller ve şekillerdir.

    Bu dünyadaki sınavımız da neyin ne olduğunu anlayıp, mücadele edip, doğru yolu bulmak ve o yolda ilerlemek üzerinedir.

    Allaha iki yol gider birisi rahmani, biriside şeytanidir, her iki yoldakilerde şüphesiz Allaha döndürülecektir.

    Bize resullerin bıraktıkları ise neyin ne olduğunu anlamak için rehberdir, bilgi kaynağıdır.

    Kelamları anlayacak olan akıldır, belli bir akıl seviyesinde ve bilgi birikiminde ancak söylenenleri doğru bir şekilde anlamaya başlarız, evrensel olanın ne olduğunu da bu süreçte keşfederiz diye düşünüyorum.

    Her şey hazır, tüm bilgiler ortaya serilmiş, tüm yollar gözükür vaziyette olsaydı ve kuranda tüm bunlar açıklanmış olsaydı, bizim bu kadar mücadele etmemize, neyin ne olduğunu anlamaya çalışmamıza gerek kalmazdı, islam alemide bu durumda cahil kalmazdı.

    Herşeyin aslı yaşamın içindedir, kuranın içinde olanlar uyarıdır, rehberdir, hidayet kaynağıdır, asla ulaşmak için verilen ön bilgilerdir.

    Apaçık kitap bizim burnumuzun dibinde, Allah bize şah damarımızdan daha yakın ama, bizim okumamız olmadığı ve yeterli bilgi birikimine sahip olamadığımız için çoğu şeyi şuan anlayamıyoruz, geniş bir çerçeveden durumu değerlendirebilmek gerekir diye düşünüyorum.

    Kitabı abdest almayanlar(temizlenip arınmayanlar) okuyamaz, yani yetersiz bilgiyle, akıl seviyesiyle doğru bilgiye anlayışa ulaşamayız, noksanlıkları tamamlamak bir hayat boyu sürecek yolculuktur. Gece yolculuğu sonunda aydınlığa ulaşmak ta var, karanlıklar içinde kalmakta.

    Hayatta yapılan bir çok yanlış, binlercesi bir doğruyu ortaya çıkarmak içindir. Biz farkında olmadan yanlışın içinde de olabiliriz. Yaptığımız tüm yanlışlar sonucu elde etttiğimiz tecrübeler bizi doğruya, doğru bilgiye ve olgunluğa ulaştırırsa, ne mutlu.
    Last edited by mustafabey; 19. February 2014, 04:36 PM.

    Comment

    • khaos
      Uzman Üye
      • Apr 2012
      • 346

      #17
      Halil abicim aleyküm selam,
      emeğinize yüreğinize sağlık

      Güncelleme ile ne demek istediğinizi anladım.Kafamdaki bir çok soru işareti sayenizde uçup gitti.Bu konu forumun başka bir yerinde başka bir başlıkta daha önce açılmışmıydı bilmiyorum.Bunu bilmemek benim ayıbım.Ama o kadar önemliki yazdıklarınız bence herhangi bir konunun satır arasında kaybolacak türden değil.
      Günümüz dünyasında zikr in anlaşılabilirliği açısından bir aydın olarak yazdıklarınız çok önemli.Bu mevzu önemine binaen yeni bir başlıkta daha çok müslümana ulaştırılmalı diye düşünüyorum.
      (FOR RAVEN)

      Comment

      • khaos
        Uzman Üye
        • Apr 2012
        • 346

        #18
        bartsimpson Nickli Üyeden Alıntı
        Sanırım anlatabilmişimdir.
        böyle güzel anlatımla insan herşeyi anlar sevgili dostum
        (FOR RAVEN)

        Comment

        • galipyetkin
          Uzman Üye
          • Sep 2011
          • 1389

          #19
          Tahrim Suresi 1-5 ayetlerinde yazılı "EŞLER sizler için ne ifade etmekte acaba?

          Eğer "karı" derseniz Peygamberin çok eşli olduğunu kabul etmişsiniz demektir. Eğer Peygamber'i tek eşli kabul ediyorsanız, burada geçen "eşler", bilhassa 4. ayetteki "iki eş" kimlerdir?

          Saygılarımla.
          Galip Yetkin.
          Last edited by galipyetkin; 20. April 2014, 02:00 AM.

          Comment

          • galipyetkin
            Uzman Üye
            • Sep 2011
            • 1389

            #20
            Birazcık olsun gazetelerin ekonomi sayfalarına bakan bir kişi iseniz şu ibareye muhakkak rastlamışsınızdır:

            Şirket EVLİLİKLERİ, NİKAH tazelemeleri
            veya,
            bir oyunda tarafların "EŞ"leşimesi,
            veya,
            bir turnuvada takımların "EŞ"leşerek bir amaç, ortak bir gaye için birleşmeleri, bir araya gelmeleri halinde bizim şu anda anladığımız manâda evlilik birliği, karı koca münasebeti asla aklımıza gelmiyor.

            Peygamberimizin Hatice ve Ayşe dışındaki eşleri ile münasebeti de belirttiğimiz mânâda karı-koca ilişkisi dışı bir amaca yönelik birliktelik ilişkisi gösteriyor olamaz mı?

            Saygılarımla
            Galip Yetkin.
            Last edited by galipyetkin; 23. August 2014, 06:01 PM.

            Comment

            • galipyetkin
              Uzman Üye
              • Sep 2011
              • 1389

              #21
              Sayın Hasan Akçay'ın evelce yapmış olduğu Ahzab Suresi çeviri-yorumundan bir bölüm aktarayım.

              11. bölümde -ki başlığı "kendisiyle cinsel ilişkide bulunmadığınız eşiniz"- 49. ayetin çeviri yorumunu yapmış. Akçay'ın çevirisi şöyle: "İnananlar! Evlendiğiniz kadınları cinsel ilişkide bulunmadan boşarsanız, sayacağınız bir bekleme süresi yoktur. Geçimliklerini verip güzelce bırakın"

              Diyanet ise 33/49. ayeti şu şekilde çevirmiş: "Ey iman edenler! Mümin kadınları nikâhlayıp, sonra onlara dokunmadan (cinsel ilişkide bulunmadan) kendilerini boşadığınızda, onlar üzerinde sizin sayacağınız bir iddet hakkınız yoktur. Bu durumda onlara mut'a verin ve kendilerini güzel bir şekilde bırakın".

              İki çeviriye baktığıumızda Hasan Akçay direk olarak "cinsel ilişki"yi ayete yerleştirmiş, Diyanet ise öyle zannettiği için parantez içine almiş.

              Biz ise buranın ".... planlanan şekilde kullanılmadan/görevlendirilmeden ..." diye çevrilmesinden yanayız.

              Hasan Akçay'a devam edelim:
              "Konu: Bir adamın cinsel ilişkide bulunmadan eşinden ayrılması. Yani nikah var; cinsel ilişki yok. Dolayısı ile ayet açıkça gösteriyor ki "NİKÂH BAŞKA, CİNSEL İLİŞKİ BAŞKADIR". Bundan iki sonuç çıkar:
              l- MÜMİNLER CİNSEL İLİŞKİNİN DIŞINDA BİR AMAÇLA DA EVLENEBİLİRLER. Örneğin çaresiz birini eş alıp korumak için, eşin akrabalarından siyaseten yararlanmak için, ahir ömürde bir can yoldaşı edinmek için ..........vs. İslam buna izin veriyor. ............
              2-.............

              ************************


              Başka bir siteden bir arkadaşın görüşü de şöyle:

              Nikâh: "Nikâh denilen şey, hayr ya da ihsan içerikli amel olmak kaydıyla bir şeyin sorumluluğunu kısmen ya da tamamen üzerimize alma ya da birinin üzerine vermedir. Bu nikâhın genel tanımıdır.

              İki tür nikâh vardır:
              a)Zevcelenme içerikli nikâh:33/37."Hani sen, Allah'ın üzerine in'amda bulunduğu ve senin de kendisine in'amda bulunduğun kimseye: "Eşini nikâhında tut ve Allah'tan korun" diyordun. Allah'ın açığa çıkaracağı şeyi düşüncende gizliyordun ve insanlardan endişeliydin Allah, kendisinden endişe etmene daha lâyıktır! Zeyt ondan boşanınca, onu seninle biz evlendirdik ki; evlatlıklarının eşlerinde, onlarla ilişkiyi bitirdiklerinde, iman edenler için bir zorluk-engel olmasın.... Allah'ın hükmü yerine gelmiştir".

              Zevcelenme içerikli(33/37) nikâhta sorumluluğu üzerine alınan eşya, nesne ya da canlının (kadın-erkek dahil) giderlerini, ihtiyaçlarını karşılamak zorunludur.
              Örnek: Şu anda iş yerine 4 kalifiye bayan elemen gerekli ve aldın. Bahçenin bakımı için bir bahçevana ihtiyaç var; onu da aldın. Ayrıca evinde yatılı bir bayan yardımcıya ihtiyacın var, onu da aldın. Bütün bunların sorumluluğu (maaş, sigorta,yemek vs...) senin üzerindedir.
              Peygamber de 33/37'de Zeyd'in eşi ile zevcelenme şeklinde nikâhlanır; amaç bu kadınla "cinsel ilişki" kurmak değildir. Normal bir insan olarak, veya din başkanı peygamber olarak veyahut da devlet başkanı olarak ilişkili bazı işlerinde kullanmak içindir.

              b)Hicec(hacc) içerikli nikâh:28/27."(Şuayb Musa'ya) dedi ki "Ben, sekiz (sene) hacc bana çalışman karşılığında şu iki kızımdan birini sana nikâhlamayı diliyorum... Eğer on (seneye) hacca tamamlarsan, senin derûnunun getirisidir. Sana zorluk vermek istemem... İnşallah beni salihlerden bulacaksın."

              Eğer bir kadınla ya da kızla "cinsel amaçlı" nikâhlanmak istiyorsan bunun adı 28/27'de geçen "hicec içerikli" nikâhtır. Bu da "TEK EŞLİLİĞİN" göstergesidir.

              Saygılarımla.
              Galip Yetkin.
              Last edited by galipyetkin; 14. April 2014, 08:57 PM.

              Comment

              • khaos
                Uzman Üye
                • Apr 2012
                • 346

                #22
                her şey bir yana evlilik demirden leblebi...
                (FOR RAVEN)

                Comment

                • galipyetkin
                  Uzman Üye
                  • Sep 2011
                  • 1389

                  #23
                  Önce Yukarıda alıntıladığımız 28/27. ayette geçen "sene" ifadesini açıklamak gerekir. Sayın Hasan Akçay "yaz ve kış" olmak üzere senede iki kez ticari hac yapılmakta idi" diye doğru olarak bir açıklama yaparak meallerde, Kur'an'da geçen "hac" yerine yazılan sene ifadesinin yanıltıcı olduğunu bu nedenle de "sene" ifadesi kullanılacaksa "sekiz değil dört sene", "on sene değil beş sene" olarak kullanılması gerekir demektedir.


                  Sayın Akçay'ın eserinden 12/2. bölümü aktarıyorum.

                  "Çok eşliliğin zulüm olduğunu 4/23'te Allah söylüyor: "İki kız kardeşi bir arada eş almanız yasaktır". Kız kardeş Araf Suresi'nde "Yoldaş" anlamını verir; burada da kullanılabilir (ve şöyle yazılabilir): "İki yoldaş'ı bir arada eş almanız yasaktır."

                  Burada bir problem daha var. Burada anlatılmak istenen "aynı yolun yolcusu" yani "yoldaş" olmaları mı, yoksa iki kız kardeş arasında "kan bağı" olması mı? Yoksa her ikisi birden mi?

                  Zulüm olduğu için yasaklanan, kız kardeşlerin (yoldaşların) bir arada eş alınmasıdır; yani "çok eşlilik".

                  Çok eşliliğin adaletsizlik anlamında zulüm olduğunu istisnasız bütün müfessirler de söylüyor. Örneğin Elmalı'nın 4/3 yorumu şöyle: ".... ve eğer birden fazla kadınlar arasında adalet yapamayacağınızdan korkarsanız-ki korkmalısınız-....."(ki asla adil olamazsınız)

                  Buna rağmen Kalkıp 4/3'te Allah'ın çok eşli evliliği caiz kıldığını öne sürüyorlar. Bunda bir çarpıklık yok mu?

                  Peygamber'in (anlatılan) çok evliliğinde bir çarpıklık yok mu?

                  Yani Allah zulüm eder mi?

                  -HAYIR.

                  Allah insanlara zulmetmez, onlar kendi kendilerine zulmediyor(10/44)."

                  Saygılarımla.
                  Galip Yetkin.

                  Boynumun sağ tarafındaki damarına bir müddet evvel "sten" taktırmıştım. Şimdi de sol taraftaki damara acil müdahele gerektiğinden damardan ameliyat için yarın hastaneye yatacağım ve bu nedenle de bir müddet, belki de hiç yazamayacağım. Hiç yazmadığımı fark edip de beni hatırlayan olursa, bilmeden kırdıklarım oldu ise beni affetsin.
                  Saygı ve sevgi ile.
                  Galip Yetkin
                  Last edited by galipyetkin; 15. March 2014, 12:15 AM.

                  Comment

                  • khaos
                    Uzman Üye
                    • Apr 2012
                    • 346

                    #24
                    Galip abicim çok geçmiş olsun.Umarım çok başarılı bir operasyon olur ve sağlığına bir an önce kavuşursun. Yazılarınızı tekrardan sabırsızlıkla bekliyor olacağım.Senden öğreneceğimiz çok şey var.
                    dualarımız seninle
                    Allah yardımcın olsun.
                    Last edited by khaos; 14. March 2014, 10:40 PM.
                    (FOR RAVEN)

                    Comment

                    • mustafabey
                      Katılımcı Üye
                      • Aug 2012
                      • 92

                      #25
                      Geçmiş olsun saygıdeğer Galip YETKİN ağabeyimiz.

                      İnşallah en kısa zamanda sağlığınıza kavuşursunuz, khaos kardeşimizin dediği gibi sizden öğreneceğimiz, paylaşacağımız çok şey var.

                      Allah şifa versin.

                      Comment

                      • galipyetkin
                        Uzman Üye
                        • Sep 2011
                        • 1389

                        #26
                        (Gitmeden önce şu kısmı da yazmak şart.)

                        Sayın Hasan Akçay'dan aktarmaya devam: Bölüm 12/3: Çok eşlilikle malul uyduruk dini kimse ciddiye almaz.

                        Şu iki ayete bakın: (4/20 ve 33/52). (Evet Kitabı alın ,önünüze açın ve burayı okurken verilen ayetleri de okuyun) Biri "eşinizi bırakıp başka kadınlar alabilirsiniz" diyor; öteki "alamazsınız". Neden?

                        4/20: "EŞİNİZin yerine başka bir eş almak isterseniz"

                        33/52: "EŞLERİNİZİ başka kadınlarla değiştirmeniz de yasaktır"

                        Çünkü 4/20'de "eş" tekil. Bu ayet "tek eşli" adamlara sesleniyor. 33/52'de ise "eşler" çoğul ve ayet cahiliyeden gelen "çok eşli" kişilere sesleniyor.

                        Tek eşli biri eşini bırakırsa bekâr olur; (isterse tekrar) evlenmek onun elbette hakkıdır.

                        Oysa "çok eşli" biri, "bir eşini" bırakınca da evlidir; ve onun (tekrar) evlenmesi "eş üstüne eş almak"tır. Allah buna izin vermiyor! Bu kadar açık. Allah'ın dininde "eş üstüne eş almak" haramdır.

                        Ama İslam'ın sözde uleması "tercih-mercih" lafları geveleyip "haram"ı sulandırıyor. Mesela Muhammed Esed (Kur'an Mesajı adlı kitabı): -bir kadının yerine başka bir kadın alınması, Kur'an'ın tek eşli evliliğin daha "tercihe şayan" olduğu şeklindeki görüşüne açık bir işarettir.

                        Oysa çok iyi biliyorlar ki Allah'ın elçisi Rab'binin bu haram emrine hep uymuş, bir daha evlenip de " eş üstüne eş" almamıştır. Yoksa Rab'bine baş kaldırmış olacağı için peygamberlikten atılırdı. Kafir olarak ölürdü ve o büyük gündeki cezayı hak ederdi.

                        Hem yalnızca o değil, diğer çok eşliler de: "Bizimle buluşmayı beklemeyenlere apaçık ayetlerimiz okununca şöyle derler: Bize başka bir Kur'an getir ya da bunda değişiklik yap." De ki: "O'nu ben değiştiremem. Bana ne vahiy edilirse ona uyarım; yoksa Rab'bime baş kaldırırsam o büyük günün azabından korkarım".(10/15)

                        Ama bütün bu kesin gerçeğe rağmen ............. Güzelim İslâm (bazılarının) sayelerinde ciddiyetten uzak bir "Erkekler Klübü" olup çıkmış.

                        Saygılarımla.
                        Galip Yetkin.
                        Last edited by galipyetkin; 16. July 2015, 09:00 AM.

                        Comment

                        • Hasan Akçay
                          Uzman Üye
                          • Dec 2010
                          • 826

                          #27
                          Galip kardesim, tamam önce saglik. Kendinize dikkat edin ve insallah en kisa zamanda sagliniza kavusun ama nolur gitmeyin. Insan tedavi esnasinda da yasiyor. Dogru olduguna inandiginiz görüslerinizi yazarak yasayin.

                          *

                          Bu vesileyle,
                          33:52'deki "isitisna ifadesi"ni
                          ilgilenenlere sorabilir miyim:

                          Bundan sonra kadinlar sana helal degil. Onlari güzel bulsan bile eslerinle degistirmen de. Ama "yeminin kimlere sahipse onlar" baska.

                          Muhammed nebinin
                          "yemini kimlere sahipse onlar"
                          geleneksel kabule göre
                          onun "cariyeler"i yani "disi köleleri"dir.

                          Bunun dogru olmasi mümkün mü?
                          Last edited by Hasan Akçay; 15. March 2014, 11:49 AM.

                          Comment

                          • Hasan Akçay
                            Uzman Üye
                            • Dec 2010
                            • 826

                            #28
                            Geleneksel kabul
                            örnekleri

                            Elmalili:

                            Ancak elinin altinda bulunan cariyeler hariç.
                            Çünkü onlar helal
                            ...

                            Mevdudi:

                            Bu ayet, nikahli hanimlarinin yanisira bir kimseye neden cariyeleriyle de cinsel iliski kurma izninin verildigini ve neden bunlarin sayisinda bir SINIRLAMA olmadigini açiklamaktadir.

                            Hakki Yilmaz:

                            Bundan sonra kadınlar ve bunları başka kadınlar ile değiştirmek –güzellikleri hoşuna gitse bile– sana helâl olmaz. Ancak yemininin mâlik olduğu [harp esiri olup da senin himâyene verilen] (kadin, HA) başka, (onu nikâhlayabilirsin. Allah, her şeyi gözetleyip denetleyendir.

                            Hasan Akcay:

                            Kusura bakmayin,
                            cariyelerinizle "nikahsiz iliski"de bulunarak zina etmenizi ve
                            himayeniz altindaki kadinlari "mevcut eslerinizin üzerine es" almanizi
                            caiz ilan eden bu zevat
                            nazik bir üslubu hak etmiyor:

                            En akillisi deli bekir,
                            onu da mazhar osmanda yatir.

                            Örnegin Hakki Yilmaz'in
                            altini çizdigim "himâyene verilen kadin" ifadesi
                            saçma.

                            Dogrusu:

                            Yeminin kime sahipse onlar yani
                            senin yemin nikahli eslerin.

                            Muhammed nebi onlarin "yemin (sözlü?) nikah"ini yazili hale getirebilir. Ona verilen izin bu.

                            Yoksa
                            Muhammed nebi dahil
                            hiç bir mümin

                            "Bundan sonra kadinlar sana helal degil; onlari güzel bulsan bile eslerinle degistirmen de helal degil!" diyerek
                            es üstüne es almayi yasaklayan Allah'a inat

                            himayesine verilen
                            esireleri
                            mevcut eslerinin üzerine
                            es alamaz.


                            Kanit:
                            Ahzâb 50, Mü'minûn 6, Me'âric 30.

                            Bu ayetlerde

                            "yeminleriniz kime sahipse onlar"in
                            nikahli esler oldugu belirtiliyor;

                            cariyeler degil,
                            himaye altina alinanlar degil.
                            Last edited by Hasan Akçay; 17. March 2014, 06:04 AM.

                            Comment

                            • Hasan Akçay
                              Uzman Üye
                              • Dec 2010
                              • 826

                              #29
                              Konumuz
                              Ahzâb 50-52'de sözü edilen
                              mâ meleket yemînuh;
                              nebinin yemini kimlere sahipse onlar.

                              Iki soru:

                              1:"Yemini kimlere sahipse onlar"la nebinin nikahsiz iliskide bulunmasi helal miydi? Dolaysiyla müminlerin "yeminleri kimlere shipse onlar"la nikahsiz iliskide bulunmalari helal midir?

                              2.Allah Ahzâb 52'de "Bundan sonra kadinlar sana helal degil; onlari güzel bulsan bile eslerinle degistirmen de helal degil!" diyerek es üstüne es almayi yasakliyor.

                              Bu yasagi getiren Allah'a inat
                              nebi
                              "yemini kimlere sahipse onlar"i
                              eslerinin üzerine es aldi mi?

                              Ahzâb 50

                              Ey nebi,
                              sana su kadinlari helal kildik:

                              1.kendilerine mehir vererek edindigin eslerin,
                              2.Allah'in sana savasta verdiklerinden senin yeminin kimlere sahipse onlar,
                              3.akrabalarinin seninle göç eden kizlari,
                              4.nebinin de nikahina almayi istemesi sartiyla kendisini nebiye hibe eden inanmis kadin...

                              a.efâallâh... Allah'in savasta verdikleri, "esireler"dir.
                              b.mimmâ... nebinin yemini kendisine verilen esirelerden yalnizca bir kismina sahiptir, hepsine degil.
                              c.ahlelna... "helal kidik" bu dört sinif kadinin hesini kapsiyor.

                              Yani nebinin mehir ödeyerek edindigi esleri elbet ona nikahli olduklari için ona helal idiler.

                              Tipki
                              bunun gibi

                              nebiyle göç eden akraba kizlari da ona nikahli olmalari sartiyla ona helal idiler,
                              ve nebinin yemini kimlere sahipse onlar nebiye nikahli olmalari sartiyla ona helal idiler.

                              Çünkü
                              "helal kildik" hepsini kapsiyor.

                              "Helal" kadin
                              nikah ile
                              edinilendir.

                              Nebi nikasiz iliskide bulunmadi.

                              Ahzâb 52'den sonra ise
                              asla
                              es üstüne es te almadi.
                              Last edited by Hasan Akçay; 18. March 2014, 03:05 PM.

                              Comment

                              • Hasan Akçay
                                Uzman Üye
                                • Dec 2010
                                • 826

                                #30
                                Hakki Yilmaz'a göre Ahzâb 52:

                                Bundan sonra kadınlar ve bunları başka kadınlar ile değiştirmek –güzellikleri hoşuna gitse bile– sana helâl olmaz. Ancak yemininin mâlik olduğu [harp esiri olup da senin himâyene verilen] başka, (onu nikâhlayabilirsin). Allah, her şeyi gözetleyip denetleyendir.

                                Bu çeviride kafa karistiran hususlar var:

                                1.
                                "yemininin malik oldugu"nun Arapça metindeki karsiligi olan
                                mâ meleket yemînuk
                                "harb esiri olup senin himayene verilen kadin"dir.

                                Yüce Allah
                                nebisine

                                "Iste onu nikahlayabilirsin!" diyormus.

                                Görüldügü üzere
                                çevirideki o, yalnizca 1 (bir) kadini temsil ediyor.

                                Oysa

                                "mâ meleket yemînuk"teki "mâ"da sayi kavrami yok. Sayi tek te olabilir çok ta. Yani sözü edilenin yalnizca 1 (bir) kadin oldugu, Allah'in hükmü degil Hakki Yilmaz'in görüsüdür.

                                Öte yandan
                                Kur'an'daki bütün "mâ meleket yemînuk/eymânukum..." istisnasiz çoguldur.

                                Örnegin
                                Nisâ 3:

                                Yetimlerin haklarini gözetemeyeceginizden korkuyorsaniz size temiz kilinan kadinlarin ikiserini ve üçerini ve dörderini nikahlayin ama adil olamayacaginizdan korkuyorsaniz yalnizca birini ya da "mâ meleket eymânukum"u (yeminleriniz kimlere sahipse onlari)...

                                2.
                                Harp esiri olup ta nebinin himayesine verilen kadinlar yalnizca fetih öncesine ait Bedir misillu 1 (bir) tek savasin degil, örnegin fetih sonrasina ait Huneyn dahil, her savasin konusudur.

                                Yani girisi sürekli açik o yolun. O yüzden harp esiri olarak nebiye verilen o kadin bir türlü tükenmeyecek ve eger Hakki Yalmaz'in öne sürdügü üzere nebi onu nikahlayabilir ise nikahlama her savasta yapilabilecek; Allah'in "bundan sonra kadinlar sana helal degildir" anlamindaki buyrugu hükümden düsecektir.

                                Allah'in o buyrugu hükümden düsmüs müdür sahiden?

                                Allah'in
                                Kur'an'daki buyruklari
                                hükümden düser mi?
                                Last edited by Hasan Akçay; 22. March 2014, 04:04 AM.

                                Comment

                                Working...