KUR!AN ve AKIL.

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • merdem
    Uzman Üye
    • Nov 2012
    • 1364

    #16
    pramid Nickli Üyeden Alıntı
    İblis bağımsız bir canlı mıdır? Değil... İnsanın içinde bir melekedir. İnsanın dirilme gününe kadarda insanlıkla beraber var olagelecektir.

    İblis kime secde etmemiştir? Ademe, yani Allah'a değil.

    İblis, kurandan benim çıkarımıma göre insanın içindeki "hırs,şehvet, umutsuzluk vb." tutkuların meleksidir. İnsan kendine hangi konumda hakim olamıyorsa İBLİS yani nefsini kontrol altına alamıyordur. Kısacası İnsana secde etmeme olayı, Kendimizin nefsimize hakim olmadığı ve içimizden gelen sestir.

    Bu ses, nedense hep kötülüğe çağırmaktadır.

    Örneğin; Bir yüklü parasal hayır yapacak olsan hemen dürter.
    Sayet yüce Allah dileseydi iblis zaten Adem'e secde ederdi. Iste o zaman insanogluna taninmis olan secme özgürlügü olusmazdi. Adem'in secme özgürlügünden olusmustur seytanin Adem'e secde etmemesi.

    Cünkü insan secimlerinde özgürdür, kendi yaptiklari ile sorumlulugunu kendi üstlenir, bu yüzden iyilik ve kötülük hususunda özgür secme hakki insana verilmistir.

    Insanoglu Rabbine karsi nankörlügünü daha ilk anda ortaya koymus oluyor.

    Ve yüce Allah Celle ve Celaluhu buna ragmen Adem'i cennetine koyuyor. Ikinci nankörlük YASAK AGAC ile ortaya cikiyor. Seytanla isbirligi yapildimi sonucun ne olacagindan güzel bir örnek almamiz gerekir.

    Allah'a verdigi sözüne sadik kalan seytan vazifesini en mükemmel sekilde her zaman icin yerine getiriyor.

    Peygamberleri daha yollarindan sasirtmaya calismistir, Allah'in, Resüllerini desteklemesi sayesinde seytan galip olma imkani bulamamistir..

    Comment

    • pramid
      Uzman Üye
      • Sep 2010
      • 984

      #17
      yüce Allah dileseydi iblis zaten Adem'e secde ederdi.
      Sevgili Merdem,

      Şimdi ben bir adam öldürsem,

      Sonrasında bu Allahın takdiri diye suçu Rabbimize atsam,

      Etik olur mu?

      Rabbimizin emri içerisinde hamd yani program vardır. Sonuçta hamd onadır.

      http://vekuran.blogspot.com/2012/05/...gore-hamd.html

      KURANA GÖRE HAMD

      Nasıl Mülk Allahın ise, Hamd da Allahındır. (64/Teğabün 1) Onun lütfuna, ilmine yapılır. Kurandaki kullanımlarına baktığımızda Hüküm-Emir-Buyruk,Programlama anlamlarındadır. Bu programlama, yarttığı mülkü bir düzen içinde yürütmesidir. Kısacası Yarattıklarını, başlangıcından itibaren pragramlayıp yaptıklarından dolayı Hamd, Allahındır. Allahın yarattıkları da, Onun hamdi ile yani programlaması ile hareket(s-b-h) ederler. (17/İsrâ, 44)

      Kur'an'da hamd, çoğul kullanım yapılmayıp hepsi Allah'a nisbet edilmiş olarak 43 yerde geçmektedir. Ayrıca, 17 âyette de esmaü'l-hüsnadan “hamîd” ismi yer almaktadır. Bir yerde de hamd edenler anlamında “hâmidûn” kelimesi kullanılır. Son nebinin ismi olan ve hamd kökünden türeyen “Muhammed” kelimesi, 4; “Ahmed” ise 1 yerde, “makam-ı mahmûd”, yine 1 yerde kullanılır. Dolayısıyla “hamd” kelimesi ve türevleri Kur’ân-ı Kerim’de toplam olarak 67 yerde geçmektedir. Kur'an’ın ilk âyeti olan "El-hamdü lillâhi rabbi'l-âlemin" (Hamd, Kâinatın rabbi, yani yaratıcısı, programlayıcısı ve geliştiricisi olan Allah'ındır.) cümlesi Kur'an'da 7 yerde geçmektedir. "El-hamdü lillâh" cümlesi ise 23 yerde tekrarlanır. El-hamdü lillâh cümlesiyle başlayan 5 sûre vardır. (1/Fâtiha, 6/En'am, 18/Kehf, 34/Sebe' ve 35/Fâtır sûreleri.)

      Mü’minlerin dâvâ, dâvet ve duâlarının sonu da şudur: Hamd âlemlerin Rabbi Allah'ındır (10/Yûnus, 10). Zaten ilkte de, sonda da hamd, Allah'ındır.(28/Kasas, 70). Her şey Rabbına devamlı hamd üzeredir. (17/İsrâ, 44). Bütün ins-cin yani her şey, kâfirler dışındaki tüm yaratıkların hamdı Allah’ındır (13/Ra'd, 13). "Yedi gök, yer ve bunlarda bulunan herkes O'nu tesbih eder. O'nu hamd ile, övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur." (17/İsrâ, 44). "Göklerde ve yerde hamd O'nundur." (30/Rûm, 18) "El-hamdü lillâh (hamd Allah'ındır.) de. Fakat onların çoğu düşünmezler." (29/Ankebut, 63) “Çocuk edinmeyen, hâkimiyette ortağı bulunmayan, âcizlikten ötürü bir velîye/dosta da ihtiyacı olmaya Allahındır hamd (el-hamdü lilâh) de ve tekbir getirerek O’nun şânını yücelt (‘Allahu Ekber’ de).” (17/İsrâ, 111) El-hamdü lillâh. Hamd, "Övgü" ve "Şükür" Kelimelerinden Daha Zengin Anlamlıdır.

      Fatiha suresi de, özellikle Ehli Kitab’ın, aşırı Nebi yüceltmeleri, Allah’ı “öfkeli, azaba meraklı, nefret eden” bir Tanrı (haşa subhanAllah), Nebileri ise – özellikle isa nebiyi – “merhametli kral”, insanları yargılayacak “din gününün yargıcı” – kendini tasdik edenler ve “onu övüp yüceltenler için” kefaret ödedi ve onları cennete sokacak , “onu övüp ondan yardım istemeliyiz” tanımlamalı inançlarına ( Bkz. İlgili Kuran ayetleri ) ve tüm benzer inançlara, AYNI KAVRAMLARI KULLANARAK dev bir reddiye olarak Kuran’ın girişine yazılmıştır:

      “Çok Merhametli ve Merhamet ile muamele eden Allah’ın adıyla

      SON HÜKÜM ( el-Hamd) Allah’a aittir,
      O, Çok Merhametli ve Merhamet ile muamele edendir,
      Hesap Gününün YARGICI ( MELİKİ-HÜKÜMDARI) O’dur,
      Yalnız Sana kulluk eder ve YALNIZ SENDEN YARDIM DİLERİZ,
      Bizi dosdoğru yoluna ilet,
      Kendilerine Vahiy verdiklerinin yoluna,
      Gazaba uğramışların ve sapmışlarınkine uğratma. ”

      Hamd kelimesi bilinenin aksine, sadece ÖVGÜ değil, HÜKÜM-EMİR-BUYRUK manalarında da ve tabi ki bunların mecmuası olan VAHİY manasıda da kullanılmıştır Kuran’da. “Rabbinin Hamdini Tesbih Et” demek, Rabbinin hükmünü emrini buyruğunu yani istediğ programı, VAHYİ, kesintisiz olarak anlat ve yaşa demektir.

      “Melekler Rabbinin HAMDİNİ TESBİH EDERLER” demek, “Melekler Allah’ın emrini-buyruğunu-hükmünü KESİNTİSİZ OLARAK başlangıçlarından itibaren bir programa göre, yerine getirirler” demektir.

      Fatiha Suresinde dikkat edilirse EL marife takısı ile gelmiş olup konudaki bilinen HÜKMÜ belirler. Yani kıyamette insanın SON HÜKMÜ SADECE ALLAH’INDIR der. Hamd yerine Oraya ÖVGÜLER yazmak gramer olarak da imkansızdır, çünkü kelime marife takısı olan EL ile birlikte gelmiştir. İlk dönemden beri müfessirler bu EL takısı yüzünden yaptıkları “tüm övgüler yüceltmeler” şeklindeki çevri anlamın GRAMER OLARAK YANLIŞ OLDUĞUNU GÖRDÜKLERİ HALDE çeşitli yorumlarla bu yanlışı aşmaya çalışmışlar, bazıları bu sıkıntıyı ifade de etmişlerdir. Hatta “HAMD” kelimesinin kökeni hakkında da tartışmalara girmişler ve arapçada tam bir köken de bulamamışlardır. Bunları kendi tefsir kitaplarında okumak mümkündür. Tabiki “SON DERECE ADİL HATTA MERHAMETLİ BİR HÜKÜM” içerisinde ÖVGÜYÜ barındırır ki buna da tek layık olan alemlerin Rabbi Allah’tır.

      “Fesebbih bi hamdi rabbike” tam çeviride rabbini hamd ile tesbih et demek değil RABBİNİN HAMDİNİ (Buyruğunu/Vahyini) TESBİH ET ( sürekli anlat ve yaşa ) demektir.

      Müteşabih yani benzeşmeli anlatımı, DUHA suresinin son ayetinde ” ….. bi nimeti rabbike fe haddis” şeklinde gelmiştir. Buradaki Bİ NİMETİ RABBİKE ile Bİ HAMDİ RABBİKE dikkat edilirse aynı gramer formundadır. Nedense ilkini RABBİNİN NİMETİNİ şeklinde doğru olarak çevirdikleri halde tıpkı gramer olan Bİ HAMDİ RABBİKE’yi ” rabbini hamd İLE” diye yanlış çevirmektedirler. Oysa ikisi de aynı formdadırlar ve iki ayet de Muhammed Nebi (selam ona) şahsında aynı şeyi emretmektedir.

      bi nimeti rabbike fe haddis = RABBİNİN NİMETİNİ (Vahyini) DURMAKSIZIN ANLAT ,
      fesebbih bi hamdi rabbike = RABBİNİN HAMDİNİ (Vahyini) SÜREKLİ ANLAT/YAŞA demektir.

      Şimdi günlük kullandığımız ve yanlış anlaşılmış kelimeye gelelim.

      Elhamdullilah sanilanin aksine, Allah'a hamd olsun değil, "Hamd Allah'ındır" manasina gelir. Hamd kelimesi Kuran'da çoğul halde gecmemektedir. "Hamd" övgü ise asagidaki ayetlerde, övgü Allah'adır, Allah'a hamdolsun, degil. Övgü Allah'ındır olarak çevrilmeli.

      “Hamd olsun”, ibaresi Kuran da geçmiyor..! Zaten, Rasule selam olsun derken, bu selam kimden istiyoruz; Allah'tan.. Peki, Allah'a hamd ( övgü ) olsun ne manaya geliyor. Hiç düşündünüz mü ? Kimden isteniyor ? Türkçeye çevirirken neden bu kadar dikkatsiz davranılmış meallerde anlamış değiliz. Galiba ataları körü körüne taklit.

      Rasul'e selam olsun, sofranız bereketli olsun, yüzünüz aydın olsun vs..

      1. Sofraniz bereketli olsun diyen kişi,
      2. Sofra sahibi
      3. İstenilen, dua edilen, dualara icabet eden Allah ..!

      Allah'a hamdı kimden istiyoruz.. Allah'tan kendisine hamd etmesini mi istiyoruz ?

      "Rasul'e salat edin" i hatırlayalım, “salat edin” olmuş, Rasul'e salat olsun.. Nekadar trajikomik.. Allah'in ve meleklerin zaten yaptigi "salatı", müminler niye, Rasul'e salat olsunla tekrar Allah'a havale ediyorlar ! Üzerlerine düşen görevleri.. Allah zaten yaptığını ayetlerde söylüyor ve bizlere “müminler siz de salat edin” diyor, Güya Müminler ne yapıyor, “Allah'ım sen salat et” demek ile Allahın Rasulüne olan sorumluluklarından sıyrıldıklarını zannediyorlar..

      Hamd, övgü manasında ise eğer, çoğulu kullanılmadığı için, "Övgü Allah'ındır" olur. Eğer övgü demek ise HAMD, Bu övgüyü kim yapıyor, bu övgü neden övgüler değil, herkesin bildiği bir tane standart övgü mü var yoksa ?

      Hamd Allah'adır, Allah'a hamd olsun vs. değil. Hamd Allahındır...

      Aynı, Zikrullah' ta olduğu gibi.. “Allah'in zikri” gibi Allah'ın hamdi veya hamd Allah'ındır.. Şimdi, zikrullah'ı, Allah'a zikr olsun, olarak çevirebilirmiyiz ! Öyleyse..

      Allah'ın duaya ihtiyaci yok.. Duaya ihtiyaci olanlar bizleriz, beşeriz.. O dualara icabet eden, karsılık veren, kabul eden..

      Hamd, alemlerin Rabbi Allah'ındır. ( Fatiha 2 )

      Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah'ındır. Sonra kafir olanlar (hala putları) Rab'leri ile denk tutuyorlar. ( E’nam 1 )

      Böylece zulmeden toplumun kökü kesildi. Hamd, alemlerin Rabbi Allah'ındır. ( E’nam 45 )

      İşte O, Allah'tır. O'ndan başka tanrı yoktur. Önünde de, sonunda da hamd O'nundur, hüküm O'nundur. Ve ancak O'na döndürüleceksiniz. ( Kasas 70 )

      Biz onların göğüslerinde kinden ne varsa çekip almışız. Altlarından ırmaklar akar. Derler ki: 'Hamd bizi buna ulaştıran Allah'indir. Eğer Allah bize hidayet vermeseydi doğruya ermeyecektik. Andolsun, Rabbimizin elçileri hak ile geldiler.' Onlara: ' Işte bu, yaptıklarınıza karşılık olarak mirasçı kılındığınız cennettir' diye seslenilecek. ( Araf 43 )

      Melekleri görürsün ki, Rablerine hamd ile tesbih ederek Arş'ın etrafını kuşatmışlardır. Artık aralarında adaletle hükmolunmuş ve "hamd alemlerin Rabbi olan Allah'indir" denilmiştir. ( Zumer 75 )

      Araf 43 ile anlam yerine oturuyor..

      Cennete girenler, Övgü Allah'ındır, Eğer O bize hidayet vermeseydi doğruya eremeyecektik mi diyorlar yoksa,

      Buyruk/emir/karar Allah'ındır, Eğer O bize hidayet vermeseydi doğruya eremeyecektik.. mi diyorlar.. ?

      Comment

      • merdem
        Uzman Üye
        • Nov 2012
        • 1364

        #18
        Degerli Kardesim Pramid,

        "Yüce Allah dileseydi" demek ile kastettigim; Alemlerin Efendisi insana özgür iradeyi yolunu saglamis oldugundan dolayi degilmidir ki, Adem'in melekesi seytanin isyani? Hasa, ben Rabbimize yüklemiyorum "Emre karsi gelinmenin" sonucunu, özgür iradenin verdigi eylemlerden kaynaklaniyor.

        Yani secim hakkimiz, özgür irade insanoglunun kendisine birakilmis oldugundan dolayi ortaya cikan eylemlerden insanoglunun kendisi sorumludur. Insanlarin yarattigi olaylar, düsünüsleri, kararlari vb.


        Dagin tasin yüklenmedigini bir kolaylik zanneden Insan yüklenmistir. Bu bir nevi büyüklük, bir kibir olmuyormu? Ben hallederim, ben yaparim, ben üstünden gelirim!

        Bü büyüklük taslamasinin neticesidir, Insanin bu emaneti yüklenmeyi kabul etmesiyle Iblis daha bastan girmiyormu isin icine?

        Selam ve dua ile.

        Comment

        • Barış
          Uzman Üye
          • Sep 2008
          • 569

          #19
          Sevgili Ateş Demir,

          Bu başlıkta yaptığın yorumları şimdi okuma fırsatı buldum. Gerçekten çok güzel paylaşımda bulunmuşsun, faydalandım. Çok teşekkür ederim.
          Kimse kimsenin yargıcı değil, olmamalı da zaten..Herkes kendi üzerinde gözetmen ve yargıç olsun..Kendimizi rahatsız edelim, dünyamız değişsin...Belki o zaman huzuru bulmuş benliğimiz başkalarına kendiliğinden ışık saçar../Elif.

          Comment

          • bartsimpson
            Super Moderator
            • Mar 2012
            • 692

            #20
            pramid Nickli Üyeden Alıntı
            Rızıkların farklı verilişi, insana hangi sorumlulukları yüklemektedir?

            Müşriklerin bir mantığı vardır. Rızkı Allah verir, buna göre fakire verilen az rızık Allahın takdiridir. O zaman Allahın doyurmadığını biz mi doyuracağız.

            Yasin 47. Allah'ın size rızık olarak verdiklerinden hayra sarfediniz, denildiğinde, kâfirler müminlere dediler ki: Allah'ın dilediği takdirde doyuracağı kimseleri biz mi doyuracağız? Siz gerçekten apaçık bir sapıklık içindesiniz.

            وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ أَنْفِقُوا مِمَّا رَزَقَكُمُ اللَّهُ قَالَ الَّذِينَ كَفَرُوا لِلَّذِينَ آمَنُوا أَنُطْعِمُ مَنْ لَوْ يَشَاءُ اللَّهُ أَطْعَمَهُ إِنْ أَنْتُمْ إِلَّا فِي ضَلَالٍ مُبِينٍ

            "Ne yapalım Allahın takdiri" demek Allaha bir iftira ve en büyük zulümdür.

            Allah sorumlu kıldığı insanları eşit yaratmış, (sakat olanların sorumluluğu yoktur.)

            İnfitar 6-7-8


            يَا أَيُّهَا الْإِنسَانُ مَا غَرَّكَ بِرَبِّكَ الْكَرِيمِ
            الَّذِي خَلَقَكَ فَسَوَّاكَ فَعَدَلَكَ
            فِي أَيِّ صُورَةٍ مَّا شَاء رَكَّبَكَ

            Bu eşitliği insan bozmuştur. Bu emanet ne ağır yüktür. Farkında olanlar için endişe vericidir. Onlar din gününü yalnalamazlar.

            Rabbimiz endişelenenlerden eylesin.
            Bu konu sanırım "ömür" ile biraz benzerlik gösteriyor.

            "Allah takdiri anlamında"

            Adam var yaşıyor 100-110 sene (uuu çok yaşamış)

            Adam var yaşıyor 70-80 sene (normal yaşamış)

            Adam var yaşıyor 40-50 sene (çok genç öldü)

            Neye göre? Kime göre?

            Allah'ın elinde mezura mı varda herkese belli ömür biçmiş?

            Bence dünyada yaşadığımız süreyi biz tayin ediyoruz. Yaşam kalitemiz ve emanete verdiğimiz önem. Sağlıklı ve uzun yaşamamızı sağlar.

            İç alkolü, iç sigarayı, ye yağlıları, tatlıları sonra kalp krizi, akciğer yetmezliği, kanser vb....

            Kafkas köylerinde ortalama ömür 100-110 yıl.
            Bilim adamları gidip oralarda uzun yaşamın sırlarını arıyor.
            Neymiş genlerde saklıymış.
            Ölümsüzlük geni felan.

            Allah Allah ...

            Tanrı parçacığını (Higs bozonu) da böyle pazarladılar (Higs -ben ateistim demeyin öle- dedi de rezil oldular)
            Last edited by bartsimpson; 12. April 2013, 04:07 PM.
            "Hayat bugündür. Emin olduğun tek hayat. Onu en iyi şekilde yaşa."

            Comment

            • merdem
              Uzman Üye
              • Nov 2012
              • 1364

              #21
              bartsimpson Nickli Üyeden Alıntı
              Bu konu sanırım "ömür" ile biraz benzerlik gösteriyor.

              "Allah takdiri anlamında"

              Adam var yaşıyor 100-110 sene (uuu çok yaşamış)

              Adam var yaşıyor 70-80 sene (normal yaşamış)

              Adam var yaşıyor 40-50 sene (çok genç öldü)

              Neye göre? Kime göre?

              Allah'ın elinde mezura mı varda herkese belli ömür biçmiş?

              Bence dünyada yaşadığımız süreyi biz tayin ediyoruz. Yaşam kalitemiz ve emanete verdiğimiz önem. Sağlıklı ve uzun yaşamamızı sağlar.

              İç alkolü, iç sigarayı, ye yağlıları, tatlıları sonra kalp krizi, akciğer yetmezliği, kanser vb....

              Kafkas köylerinde ortalama ömür 100-110 yıl.
              Bilim adamları gidip oralarda uzun yaşamın sırlarını arıyor.
              Neymiş genlerde saklıymış.
              Ölümsüzlük geni felan.

              Allah Allah ...

              Tanrı parçacığını (Higs bozonu) da böyle pazarladılar (Higs -ben ateistim demeyin öle- dedi de rezil oldular)

              Bart Kardesim,

              Ani Bebek Ölümü Sendromu'nu duydunmu?
              Ani bebek ölümü sendromu nedeniyle ölen hemen bütün bebekler, uykudayken ölmektedir.

              Sebebi ne olursa olsun ecelin önüne gecilebilinirmi?

              Nice 90 lik dedelerimiz var bir ellerinde sigara bir ellerinde kahve fincani evlerinin kapi önünde oturup gün gecirenler.

              Ömründe sigara icmemis ve icenlerin yakinin da bulunmamis olanlarin genc yaslarinda dahi kanserden hayata veda etmeleri.

              Dogum anlarinda ölen nice annelerimiz.

              Ecelimizi oldu olacak bir de biz kendimiz tayin etseydik, bir tek o kalmisti acaba Allah herseyi bilirmi bilmezmi derken ona da ortak ciktik sonunda.

              Acaba saati belli olan ecel hangi kitapta yazilidir deniyor onu da merak ettim.

              Selam ve dua ile.

              Comment

              • bartsimpson
                Super Moderator
                • Mar 2012
                • 692

                #22
                merdem Nickli Üyeden Alıntı
                Bart Kardesim,

                Ani Bebek Ölümü Sendromu'nu duydunmu?
                Ani bebek ölümü sendromu nedeniyle ölen hemen bütün bebekler, uykudayken ölmektedir.

                Sebebi ne olursa olsun ecelin önüne gecilebilinirmi?

                Nice 90 lik dedelerimiz var bir ellerinde sigara bir ellerinde kahve fincani evlerinin kapi önünde oturup gün gecirenler.

                Ömründe sigara icmemis ve icenlerin yakinin da bulunmamis olanlarin genc yaslarinda dahi kanserden hayata veda etmeleri.

                Dogum anlarinda ölen nice annelerimiz.

                Ecelimizi oldu olacak bir de biz kendimiz tayin etseydik, bir tek o kalmisti acaba Allah herseyi bilirmi bilmezmi derken ona da ortak ciktik sonunda.

                Acaba saati belli olan ecel hangi kitapta yazilidir deniyor onu da merak ettim.

                Selam ve dua ile.
                peki diyelim ki Allah size 150 yıl ömür biçti... mesela...

                yaşam kaliteniz ile bunu uzatıp kısaltmak elinizde mi değilmi...

                birde dikkat ederseniz ben ecelden bahsetmedim...

                istediğin kadar kaliteli yaşa yolda giderken ayağın takılır düşer ölürsün...

                Oku atan el misali... bilmem anlatabildim mi?
                "Hayat bugündür. Emin olduğun tek hayat. Onu en iyi şekilde yaşa."

                Comment

                • merdem
                  Uzman Üye
                  • Nov 2012
                  • 1364

                  #23
                  Hangi "Yasam Kalitesi" Bart Kardesim,

                  Hava kirliligi, gürültünün verdigi rahatsizliklar, genleriyle oynanan ve hasarattan koruma dolayisiyla ekinlere püskürtülen zehirli maddeler, gün isigi görmeden antibiotiklerle ( baska maddeler de olabilir ) damizlik misali beslenen hayvanlar, denizlerin pislenmesi, bir somun ekmege akla hayale gelmeyen maddelerin karistirilmasi, bebek mamalarinda dahi bulunan zararli maddeler... Hangi yasam kalitesi Kardesim.

                  Dag basinda deniz kenarli bir cennette miyiz ki, kendimiz ekelim kendimiz avlanalim, kendimiz üretelim. Gelmisiz bir kere oyuna, ya bu deveyi güdersin ya bu diyardan gidersin... saglikli beslenelim diye basimiza gelenlerden bir haberiz.

                  Bu imkani dahi almislar elimizden. 20 lik denen dislerimiz dahi tembelligimize ayak uydurur olmus.

                  Ya bir de dedigin gibi, saglikli besleneyim derken ya ayagin kayar düserdin, ya ucak düser, ya titanic batar... ya da boynuna asilmis bir bombayla itin teki cevrende dolasir..toprak kaymasiyla villandan olursun... seni cekemeyen evini, dükkanini atese verir... Kim neyi hesaplayabiliyor?

                  Selam ve dua ile.

                  Comment

                  • dost1
                    Site Yöneticisi
                    • Sep 2008
                    • 1905

                    #24
                    Selamünaleyküm! Değerli kardeşlerim!

                    İsterseniz Rabbımızın ayetleriyle birlikte tefekkür edelim.

                    Rabbimiz “Tin” 6 da:

                    “Gerçekten Biz, insanı en güzel biçimde oluşturduk,”


                    Secde 7’de:

                    "Ki O, oluşturduğu her şeyi en güzel yapan ve insanı oluşturmaya bir çamurdan başlayandır."

                    Mümin 64’te:

                    "Allah, sizin için yeryüzünü bir karargâh, göğü de bir bina yapan, size şekil veren, –ki şekillerinizi ne de güzel vermiştir– ve sizi temiz şeylerden rızıklandırandır. İşte O, Rabbiniz Allah'tır. –İşte, âlemlerin Rabbi olan Allah ne cömerttir!–"

                    Teğabün/ 3’te:

                    "Allah gökleri ve yeri hak ile oluşturdu ve sizi biçimlendirdi. –Biçimlerinizi de ne güzel yaptı!– Ve dönüş yalnızca O'nadır."

                    Mülk/3,4’te:

                    "O, yedi göğü, birbiri üzerine uyumlu olarak oluşturandır. Rahmân'ın [yarattığı bütün canlılara dünyada çokça merhamet eden Allah'ın] oluşturmasında bir çatlaklık-uygunsuzluk görmezsin. Haydi, gözünü döndür, bir bozukluk görüyor musun? Sonra gözünü iki kere daha döndür. Gözün, âciz olarak ve çok bitkin olduğu hâlde sana dönecektir."

                    buyurduktan sonra

                    Ahzab/ 72’de:

                    "Şüphesiz Biz, emaneti [bütünlüğü, kusursuzluğu, mükemmelliği] göklerin, yerin ve dağların üzerine yaydık, yaygınlaştırdık da, onlar, onu taşımaya yanaşmadılar, bütünlüğün, kusursuzluğun, mükemmelliğin alıp götürülmesinden korktular. Ve onu insan taşıdı [onu aldı götürdü, ona ihanet etti]. Şüphesiz insan, çok yanlış davranan; kendi zararlarına iş yapan ve çok cahildir."

                    Rum/41’de:

                    "İnsanlar dönerler diye; kendilerinin elleriyle kazandıkları şeyler yüzünden, yaptıklarının bir kısmını onlara tattırmak için karada ve denizde kargaşa ortaya çıktı."

                    buyurur.

                    Nisa/ 118, 119’da:

                    "Allah İblis'i dışladı. Ve İblis, “Elbette Senin kullarından belirli bir pay alacağım, onları kesinlikle saptıracağım, onları boş kuruntulara sokacağım ve onlara emredeceğim de etinden-sütünden yararlanılan hayvanların kulaklarını yaracaklar, onlara emredeceğim de Allah'ın oluşturuşunu/ölçülendirdiğini bozacaklar” dedi. Ve her kim Allah'ın astından şeytanı yol gösterici, koruyucu yakın edinirse, o zaman şüphesiz o, apaçık bir ziyan ile ziyana uğrar."

                    Rad/11’de:

                    "Her kişi için, iki elinin arasından ve arkasından –Allah'ın işinden olarak–, onu gözetip koruyan izleyiciler vardır. Gerçekte, bir halk, kendi benliklerinde olanı değiştirmedikçe, Allah hiçbir şeyi değiştirmez. Ve Allah, bir topluluğa kötülük istedi mi, artık onun geri çevrilmesi söz konusu değildir. Onlar için O'nun astlarından bir yardım eden, koruyan, yol gösteren bir yakın da yoktur."


                    buyurur.

                    Şimdi bu ayetler ışığında konuyu tefekkür ederek değerlendirebilenlerden olalım. İnşaAllah.

                    Tefekkür ettiğimde insanlarda görülen fiziksel ve zihinsel fesatların Allah’tan mı yoksa kullardan mı? olduğunu sormadan edemiyorum.

                    Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
                    Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
                    Sevgi,saygı ve muhabbetle.
                    Allah’a emanet olunuz.
                    Halil Ay

                    Comment

                    • merdem
                      Uzman Üye
                      • Nov 2012
                      • 1364

                      #25
                      Tefekkür ettiğimde insanlarda görülen fiziksel ve zihinsel fesatların Allah’tan mı yoksa kullardan mı? olduğunu sormadan edemiyorum.

                      Hic süphesiz insanlarda görülen fiziksel ve zihinsel fesatlar kullardan olusur Dost1 Kardesim.

                      Rabbimiz iyiyi kötüyü apacik belirtmistir ayetleriyle, halen ortalikta fesatlar dolasiyorsa, bunun sebebi Allah'i geregince takdir edememizden dolayidir.

                      Biz yeryüzünde yasiyoruz, baska alemleri düsünecek algilayacak kapasiteye sahip degiliz ve bu yüzden doguyor fesatliklar.

                      Sabah kalkip ise gitmemiz, alis-verislerde bulunmamiz, aile hayatimiz, önümüzdeki bir tabak yemek bunlarin hepsi real elle görülür tutulur cinsinden. Ölümden sonraki tekrar canlandirilisimizda bizleri nasil bir yasam bekliyor bilemiyoruz. Maddenin insanlariyiz biz, manevi bir dünyayi canlandiramiyoruz.

                      Rabbimiz her ne kadar cennet ve cehennemle aciklamalarda bulunmus ise, bu aciklamalar o günün insanlarinin icinde bulunduklari ortama, yasam sartlarina ve anlayislarina göre olmustur. Cennetteki akar sular, yesillikler, cehennem atesi bir nevi Arabistan'in cografi durumlarina göre izahlanmistir. Cöldeki bir yudum taze suya muhtac bir bedevinin akar billur su karsisindaki sevinci nasil cenneti ifade ediyorsa, ayni sekilde cöller de bir nevi cehennem atesiyle esit duruma geliyor.

                      Biz bu günkü lüks hayat icerisinde yesillikler arasinda akan bir pinarin, bin bir cesit meyvenin özlemini duyamiyor ve idrak edemiyoruz kiymetini. Bunlar misal olarak insana cazip gelmeyebilir, sonunda cennet bana bunlarimi sunuyor diye hatta dudak bükenler olabilir. Bir cok ateistlerin alay konusu ettikleri gibi.

                      Iste nankörlügümüz böyle basliyor.

                      Dünyanin, ayin ve günesin tüm öbür planetlerle yildizlarla sagladiklari düzeni dahi en gayet normal halleridir diye yorumluyoruz. Tabiatin bize sunduklarini en tabi hakkimiz olarak görüyoruz, cogunun aklina bir sükür bir hamd dahi gelmiyor.

                      Allah razi olsun siz degerli Kardeslerimizden, hic olmazsa bizleri devamli uyarmis bulunuyorsunuz bilgilerinizle ve kim oldugumuzu neden var oldugumuzu ve kime ait oldugumuzu hatirlatiyorsunuz.

                      Rabbimizi geregince idrak eden kullari olmamiz dileklerimle.

                      Selam ve dua ile.

                      Comment

                      • ates demir

                        #26
                        Sevgili Barış.
                        Ne mutlu bana, faydalanan bir göz için.
                        Nickin gibi barış içinde kalasın...

                        Comment

                        Working...