Demokrasi islamla bağdaşmaz. Ama islam sadece kurandan olmazsa, en iyi rejimdir!

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • galipyetkin
    Uzman Üye
    • Sep 2011
    • 1389

    #31
    Sayın bartsimpson.

    Yukarıda hitap ettiğiniz kişiler arasında ben yokum. Fakat evvelki sayfalarda bu konu hakkında en az üç kere tekrarladığım bazı ifadelerim var ve es geçildi nedense. Size onu anımsatmak istedim.

    Konu madem ki demokrasi eski bilgilerimizi anımsıyalım. Hatta iyi ve güvenilir bir ansiklopediden tazeliyelim. Şimdi ben ansiklopediye bakmadan kendimce bir tanım vereyim kısaca: Halkın halk tarafından hak için, hakkaniyetle yönetilmesi.

    Daha evvel ne demişim: Kur'an'da Şûra nedir? Cem-cami nedir? Cemaiyyun nedir? Bakara-104 ne ifade ediyor? ve bakara-256 ne anlatıyor? Bir de Kafurun Suresi son ayetine bakın.

    Burada ifade edilenler benim Kur'an'dan anladığım sosyo ekonomi politik sistemindeki demokrasinin kısa tanımıdır. Bunları işaret etmemiz yerine sayfalarla yazmamız mı gerekiyor? Lütfen biraz araştırıcı olun.

    Bu gün Türkiyede uygulanan sistem demokrasi değildir. Bır adam etrafına toparladığı üç-beş kişi ile kurduğu bir parti vasıtası ile düşüncelerini topluma empoze edip topladığı onbeş-yirmi milyon oy ile kendini seçtirmesi ve seksen milyonluk bir toplumu idare etme iddiasıyla, memleketin gelir kaynaklarına el koyup, kendi düşünceleri(mi acaba) yönünde çobanlık yapmasıdır. Sistemi yaşıyorsunuz, adını da siz koyun. Demokrasi asayiş değil, istikrardır.

    Düşünün bir; koca imparatorluk işgal altında iken Sıvas ve Erzurum Kongreleri kimlerle yapılmıştır, kararlar nasıl ve kimler tarafından alınmıştır? İlk Büyük Millet Meclisi'nin kuruluşu ve aldığı kararlar kimlerin katılımı iledir ve nasıl seçilmişlerdir, ve nasıl karar almışlardır? Kur'an'daki Şûra suresi ile, ister ansiklopedideki şûra tanımıyla karşılaştırın ne fark edeceksiniz?

    Neden ''Millet Meclisi'' denmemiştir de ''BÜYÜK Millet Meclisi'' denmiştir acaba?

    Saygılarımla.
    Galip Yetkin.
    Last edited by galipyetkin; 29. August 2012, 05:56 AM.

    Comment

    • bartsimpson
      Super Moderator
      • Mar 2012
      • 692

      #32
      galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
      Sayın bartsimpson.

      Yukarıda hitap ettiğiniz kişiler arasında ben yokum. Fakat evvelki sayfalarda bu konu hakkında en az üç kere tekrarladığım bazı ifadelerim var ve es geçildi nedense. Size onu anımsatmak istedim.

      Konu madem ki demokrasi eski bilgilerimizi anımsıyalım. Hatta iyi ve güvenilir bir ansiklopediden tazeliyelim. Şimdi ben ansiklopediye bakmadan kendimce bir tanım vereyim kısaca: Halkın halk tarafından hak için, hakkaniyetle yönetilmesi.

      Daha evvel ne demişim: Kur'an'da Şûra nedir? Cem-cami nedir? Cemaiyyun nedir? Bakara-104 ne ifade ediyor? ve bakara-256 ne anlatıyor? Bir de Kafurun Suresi son ayetine bakın.

      Burada ifade edilenler benim Kur'an'dan anladığım sosyo ekonomi politik sistemindeki demokrasinin kısa tanımıdır. Bunları işaret etmemiz yerine sayfalarla yazmamız mı gerekiyor? Lütfen biraz araştırıcı olun.

      Bu gün Türkiyede uygulanan sistem demokrasi değildir. Bır adam etrafına toparladığı üç-beş kişi ile kurduğu bir parti vasıtası ile düşüncelerini topluma empoze edip topladığı onbeş-yirmi milyon oy ile kendini seçtirmesi ve seksen milyonluk bir toplumu idare etme iddiasıyla, memleketin gelir kaynaklarına el koyup, kendi düşünceleri(mi acaba) yönünde çobanlık yapmasıdır. Sistemi yaşıyorsunuz, adını da siz koyun. Demokrasi asayiş değil, istikrardır.

      Düşünün bir; koca imparatorluk işgal altında iken Sıvas ve Erzurum Kongreleri kimlerle yapılmıştır, kararlar nasıl ve kimler tarafından alınmıştır? İlk Büyük Millet Meclisi'nin kuruluşu ve aldığı kararlar kimlerin katılımı iledir ve nasıl seçilmişlerdir, ve nasıl karar almışlardır? Kur'an'daki Şûra suresi ile, ister ansiklopedideki şûra tanımıyla karşılaştırın ne fark edeceksiniz?

      Neden ''Millet Meclisi'' denmemiştir de ''BÜYÜK Millet Meclisi'' denmiştir acaba?

      Saygılarımla.
      Galip Yetkin.
      Sizden bekleneni (kendimce) hep hakkıyla yerine getiriyorsunuz sayın "galipyetkin" minnet ve teşekkürlerimle...
      "Hayat bugündür. Emin olduğun tek hayat. Onu en iyi şekilde yaşa."

      Comment

      • Miralay
        Uzman Üye
        • May 2010
        • 372

        #33
        galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
        ......... bu cehaletinizle de etrafınıza saldırmazdınız. Cehaletinizin verdiği cesaret ve kibirle bu tür tecavüzkâr hareket tarzlarınız ve terbiye dışı üslübunuz maalesef kabul görmüyor.
        ...............
        Laik, demokratik görüşlü, Atatürk ilkelerine bağlı insanlara saldırmayı bırakıp, insanlara üstunlük sağlama hezeyanı ile ezmeyi, alçaltmayı, gözden düşürmeyi amaçlamış uslubunuzu da düzeltin.
        Selamünaleyküm kardeşlerim.
        Çok değerli Galip Yetkin kardeşim. Yazınızın alıntı yaptığım kısmına katılmıyorum.
        Zira aorskaya kardeşimin üslubunu gayet nazik ve olumlu buluyorum. Ayrıca cehalet anlamın da herhangi bir yazısına da rastlamadım. Gayet te bilgili buluyorum.
        Kimseye saldırmıyor, yazan her kardeşimin görüşüne nazikçe cevaplar veriyor. Kendisini üstün görüp te kibirlenmiyor; sadece ilmini konuşturuyor.
        Bence çok ta güzel bilimsel cevaplar veriyor.

        Yazdıklarının bir kısmına katılmasam da, sizleri nasıl takdir ediyorsam, aorskaya kardeşimizi de ilminden dolayı takdir ediyorum. Katılmadığım yazılarına bile teşekkür veriyorum.
        Bu forumda tartışmak,fikir münakaşası ve münazarası harika birşey.
        Tadına doyamıyorum desem yeridir.

        Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
        Last edited by Miralay; 29. August 2012, 12:13 PM.

        Comment

        • galipyetkin
          Uzman Üye
          • Sep 2011
          • 1389

          #34
          Sayın Miralay.

          Herkesin kendine has bakışı ve değerlendirmasi vardır. Bunu kırıcı olmadan aktarması saygıya değer. Bu nedenle ben de sizi saygı ile selâmlıyorum.

          Hürmetlerimle.
          Galip Yetkin.

          Comment

          • aorskaya
            Uzman Üye
            • Aug 2009
            • 932

            #35
            Miralay Nickli Üyeden Alıntı
            Selamünaleyküm kardeşlerim.
            Çok değerli Galip Yetkin kardeşim. Yazınızın alıntı yaptığım kısmına katılmıyorum.
            Zira aorskaya kardeşimin üslubunu gayet nazik ve olumlu buluyorum. Ayrıca cehalet anlamın da herhangi bir yazısına da rastlamadım. Gayet te bilgili buluyorum.
            Kimseye saldırmıyor, yazan her kardeşimin görüşüne nazikçe cevaplar veriyor. Kendisini üstün görüp te kibirlenmiyor; sadece ilmini konuşturuyor.
            Bence çok ta güzel bilimsel cevaplar veriyor.

            Yazdıklarının bir kısmına katılmasam da, sizleri nasıl takdir ediyorsam, aorskaya kardeşimizi de ilminden dolayı takdir ediyorum. Katılmadığım yazılarına bile teşekkür veriyorum.
            Bu forumda tartışmak,fikir münakaşası ve münazarası harika birşey.
            Tadına doyamıyorum desem yeridir.

            Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
            Ve aleykümselam ve berekatuhu...

            Sayın Miralay,

            samimi yazınız için, çok fazla söze gerek bırakmadan, sadece samimi olarak teşekkür edebilirim...

            Teşekkür ederim...

            saygılarımla...
            aorskaya

            Comment

            • Hasan Akçay
              Uzman Üye
              • Dec 2010
              • 826

              #36
              Merhaba.

              Iddia: Demokrasi Allah ne emrediyorsa o degil halk neye karar verirse odur. Oysa halk Allah'in emirlerine aykiri kararlar verebilir. Örnegin bir referandumda "Zina cezayi gerektiren suc olsun mu?" diye sorulsa halk zinanin cezayi gerektiren suc sayilmasini reddeder.

              Bu idianin sahipleri su yanlislari yapiyor:

              1.Halk zinayi suc saymayacak kadar ahlaksiz degildir; hele iddia sahiplerinden cok ama cok daha ahlaklidir. Halk, oylarini zinanin suc sayilmasi icin kullanir.

              Su anda ceza yasamizda zina sucu yok. Ama olmamasina halk karar vermedi. "Demokrasi treninden hedefime varinca inerim!" diyen antilaik ve antidemokrat kafa karar verdi. Bunu cok yakindan izledim; not ettim. Size de anlatirim, Allah isterse.

              2.Demokrasi halk neye karar verirse odur iddiasi da fena halde bilgi eksikligi iceriyor. Halkin iradesi SINIRLI olmak zorundadir. Yoksa kaos ortaya cikar. Bir arada olmasi imkansiz iki sey varsa onlar demokrasi ve kaostur.

              Demokraside karar mekanizmalari nasil olusur; örnegin halkin yasama erki adaletin yargi erki ile nasil paylasilir burada anlatmayayim. Beni aşar.

              3.Insan haklari ve helal-haram konulari halka sorulmaz.

              Zina, icki, hirsizlik... haramdir. Allah'in kararidir onlar. Laik demokrasinin haram-helal hükmü vermek gibi bir isi olamaz. Laik demokrasi Allah'in hükümlerine karismaz; baska inancta olanlarin özgürlügüne engel olmamak kosuluyla o hükümlere uyma özgürlügünü saglamayi kendisine görev bilir.

              Zinanin ceza yasamizdan cikarilmasi örneginde görüldügü üzere Allah'in hükümlerine razi olmayanlar antilaik ve anti demokrat kafalardir.

              Simdilik bu kadar.

              Sevgi ile,
              Hasan Akcay

              Comment

              • aorskaya
                Uzman Üye
                • Aug 2009
                • 932

                #37
                Hasan Akçay Nickli Üyeden Alıntı
                Merhaba.

                Iddia: Demokrasi Allah ne emrediyorsa o degil halk neye karar verirse odur. Oysa halk Allah'in emirlerine aykiri kararlar verebilir. Örnegin bir referandumda "Zina cezayi gerektiren suc olsun mu?" diye sorulsa halk zinanin cezayi gerektiren suc sayilmasini reddeder.
                Merhabalar, sevgili büyüğüm sayın H.Akçay,

                Yazınızın sonunda kullandığınız “reddeder” kesinliğini iddia eden olabilirmi bilmiyorum, ama bu iddiada bulunan için; o an aklını kullanamayan biri olabilir diye düşünüyorum. “Reddedebilir” yani, bu ihtimal vardır demek doğru olanıdır.

                Sonra demokrasilerde halk sadece (referandum olmadıkça) temsilci seçer. Temsilciler ise; (ben bazen diyeyim) halkın iradesine ters kararlar alabilirler, ki; ülkemizde bunun örnekleri çoktur.


                Hasan Akçay Nickli Üyeden Alıntı
                Bu idianin sahipleri su yanlislari yapiyor:

                1.Halk zinayi suc saymayacak kadar ahlaksiz degildir; hele iddia sahiplerinden cok ama cok daha ahlaklidir. Halk, oylarini zinanin suc sayilmasi icin kullanir.
                Bunun garantisini veremezsiniz, siz de bu kesinlikte konuşmayın. Örneğin İslami olmayan bir çok batı ülkesinde, erkek erkekle yasal olarak evlenebiliyorken bu sözünüz çok iddialı olmuş.

                Ahlak, kuran ahlakı olmazsa, ahlak kişi yada toplumlara göre değişir.

                Örneğin, Eskimolarda; (belki bazı bölgelerde) konuklara, eşlerini sunmak ahlaklılıktır. Bu nedenle, kuran devre dışı kalırsa, halk her yönde irade beyanında bulunabilir.

                Hasan Akçay Nickli Üyeden Alıntı
                Su anda ceza yasamizda zina sucu yok. Ama olmamasina halk karar vermedi. "Demokrasi treninden hedefime varinca inerim!" diyen antilaik ve antidemokrat kafa karar verdi. Bunu cok yakindan izledim; not ettim. Size de anlatirim, Allah isterse.
                Sizin dediğiniz doğru olsa dahi, bazı kardeşlerimiz bu demokrasiyi ve laikliği İslami bulmuşlardır sevgili büyüğüm… İnşallah bu yazınız gözlerine çarpar, belki yanlışlarını görmelerine sebep olur.

                Hasan Akçay Nickli Üyeden Alıntı
                2.Demokrasi halk neye karar verirse odur iddiasi da fena halde bilgi eksikligi iceriyor. Halkin iradesi SINIRLI olmak zorundadir. Yoksa kaos ortaya cikar. Bir arada olmasi imkansiz iki sey varsa onlar demokrasi ve kaostur.

                Demokraside karar mekanizmalari nasil olusur; örnegin halkin yasama erki adaletin yargi erki ile nasil paylasilir burada anlatmayayim. Beni aşar.
                Demokrasilerdeki; yasama, yürütme ve yargının ayrı ellerde olması, hukuk deyimiyle kuvvetler ayrılığı ilkesi olması da bütün insanlara ideal yaşam ortamı sağlamaya yetmez. Yargının, yasama organının bile üstüne çıktığını, parti kapatma davalarından hatırlayabiliriz.

                Bunların hiç birinin olmaması halinde, yani ideal demokrasi halinde dahi, yasaların insanlar tarafından (kuran dikkate alınmadan) konması söz konusu değimlidir? İşte, bakınız en ideal demokrasi dahi, islamın dışında kalmaktadır. Zaten zorla sokmaya çalışmanında anlamı yoktur. Kuran anlamında bile bir araya gelemeyen Müslümanlar oldukça, demokrasi ve laiklik en ideal sistemdir. Aksi halde, ilk önce Müslümanlar arasında kıyım başlar, Müslümanlar kendini imha ederler.

                Demokrasiyi, “tu, kaka” ilan etmenin anlamıda yoktur. İdeal olan ilahi sistemdir, ama o oluşturulamıyorsa, en iyisi laik demokrasidir. Bu kadar basit, daha fazla zorlamanın anlamı yoktur.


                Hasan Akçay Nickli Üyeden Alıntı
                3.Insan haklari ve helal-haram konulari halka sorulmaz.

                Zina, icki, hirsizlik... haramdir. Allah'in kararidir onlar. Laik demokrasinin haram-helal hükmü vermek gibi bir isi olamaz. Laik demokrasi Allah'in hükümlerine karismaz; baska inancta olanlarin özgürlügüne engel olmamak kosuluyla o hükümlere uyma özgürlügünü saglamayi kendisine görev bilir.

                Zinanin ceza yasamizdan cikarilmasi örneginde görüldügü üzere Allah'in hükümlerine razi olmayanlar antilaik ve anti demokrat kafalardir.

                Simdilik bu kadar.

                Sevgi ile,
                Hasan Akcay
                Peki en ideal demokrasilerde bile, haram-helale dikkat ederekmi yasalar yapılır? Suç sayılanları suç kabul ederekmi yasalar yapılır?

                En demokratik ülkelerde dahi, erkek taciz ve tecavüzlerinden toplumu korumak adına, erkekleri engelleyici tedbirler almak yerine, adeta ödüllendirecek şekilde kadın genelevleri açılmasını nasıl açıklayabilirsiniz?

                Yani, bunun içinde oraları antidemokratik ve antilaik ilan etseniz bile, sizin ideal demokrasinin sadece teoride kaldığını görebilirmiyiz!

                Saygılarımla…
                aorskaya

                Comment

                • Hasan Akçay
                  Uzman Üye
                  • Dec 2010
                  • 826

                  #38
                  Kuran anlamında bile bir araya gelemeyen Müslümanlar oldukça, demokrasi ve laiklik en ideal sistemdir. Aksi halde, ilk önce Müslümanlar arasında kıyım başlar, Müslümanlar kendini imha ederler.

                  Anlastik efendim. Benim söylemeye calistigim da aynen budur. Sizin ideal yönetim dediginiz seye gelince, ütopyadir o efendim. Yok öyle bir sey. Hele Islamî yönetim... Yok öyle bir sey.

                  Örnek: zina sucu.

                  Ceza yasamizdan zinayi kendi "heva"sini ideal yönetim sanan kafa cikarip atti. O sirada Kur'ân acisindan cok esli zulmü arastiriyordum; zina onunla da ilgili oldugu icin olayin kotarilisini dikkatle izledim.

                  Önce "Zina, cezayi gerektiren suctur ve ceza yasamizda o sekliyle yer alacak! Bize ne AB ne baskasi karisamaz!" diye esti savurdu. AB yetkilileri dogruladilar. "Zinanin TCY'sinda yer almasi Türkiye'nin ic isidir, dediler.

                  Sonra Avrupa'da yapilan bir basin toplantisinda o kafaya soruldu: "Türkiye'de cok eslilik yasal olacak mi?" Cevap: "Bir kadin hastalanir da karilik görevini yapamazsa ikinci es caiz olur."

                  Bazi muhabirler kikir kikir güldüler. O gülüsler hâlâ kulaklarimda.

                  Cünkü
                  bir cevapta iki pot
                  kirmisti o kafa:

                  1.Adam laik bir devletin yöneticisiydi; laik devlet, caiz oldugu öne sürülen kurallara yani sözüm ona dine göre yönetilmez. O kafa bunu unutmus, tipik bir Suudi yönetici gibi konusuyordu.

                  2.Acikladigi icazet gerekcesinden su sonuc ta cikiyordu: "Bir adam hastalanir da kocalik görevini yapamazsa ikinci koca caiz olur."

                  Hanim muhabirler "Yasasin! Türkiye' AB'ye girince oraya gidip ikinci bir koca alabilecegim!" diye sevinmistir her halde. Kikir kikir gülmesin de ne yapsinlar.

                  Ama o basin toplantisi AB'nin gözünü aciverdi. Meger, dediler, AB'nin bu müstakbel üyesi zinayi suc saymanin ötesinde cok eslilik zulmünü caiz kilmaya calisiyormus.

                  Kendi "heva"sini ideal Islamî yönetim sayan o kafayi birligin baskentine cagirdilar. Karsilarina alip bir güzel paylamis olmalilar ki bizimki odadan cikar cikmaz ilan etti: Zina ceza yasamizda yer almayacak.

                  Yer almadi efendim.

                  Oysa Türkiye'nin laik muhalefet partisi zinanin ceza yasamizda yer almasini destekliyordu. Hattâ "Zina sucu sikayete bagli olmasin, savcilar onu dogrudan mahkemeye sevk etsin," diyorlardi, ki Kur'ân'in geregi bu idi.

                  O kafa redetti. "Hayir, zina sikayete bagli suc olacak!" Neden? Cünkü örnegin cok esli bir adamin eslerinden biri "Kocam benim kumam oldugu söylenen nikahsiz bir kadinla yatiyor!" diye sikayet et-mez-se cok eslilik fiilen yasal hale gelecek. Bir de süre koydular: 6 (alti) ay.

                  Laik parti cok esli zulmü reddetti.

                  Sevgi ile,
                  Hasan Akcay
                  Last edited by Hasan Akçay; 30. August 2012, 11:13 AM.

                  Comment

                  • aorskaya
                    Uzman Üye
                    • Aug 2009
                    • 932

                    #39
                    aorskaya Nickli Üyeden Alıntı
                    Kuran anlamında bile bir araya gelemeyen Müslümanlar oldukça, demokrasi ve laiklik en ideal sistemdir. Aksi halde, ilk önce Müslümanlar arasında kıyım başlar, Müslümanlar kendini imha ederler.
                    Hasan Akçay Nickli Üyeden Alıntı
                    Anlastik efendim. Benim söylemeye calistigim da aynen budur.
                    Sevgili h.akçay,

                    Zaten konunun başlığınıda özetle bunu anlatacak şekilde belirlemiştim.

                    Bizler olması gerekenleri ortaya koymakla (yanlışlamadan, çarpıtmadan) mükellefiz. Yoksa, pratikler üzerine inşa edilecek hiç bir şey, bütün insanlar bir tarafa küçük toplumlarda bile adaleti sağlayamaz.

                    Diğer anlattığınız ibretlik olaylar ise yoruma bile yer bırakmayacak şekilde akılsızlık örneği olmuş olaylardır.

                    Güzel anlatımınız ve gerçekleri görme kabiliyetinizin devamlı olması dileklerimle...

                    saygılarımla...
                    aorskaya

                    Comment

                    • bartsimpson
                      Super Moderator
                      • Mar 2012
                      • 692

                      #40
                      Sn. Akçay yanlış biliyorsam düzeltilsin.

                      Medine döneminde inen ayetlerin pek çoğu biildiğim kadarı ile toplum ve insan odaklıdır.
                      Yani Medinelinin topraklarına gelen, Hicret etmiş Mekkelilerle birbirleri arasındaki kaosu engellemeye, hukuku ve yaşayışı düzenlemeye yöneliktir. (Sanırım bundada epey başarılı olmuştur)

                      Bir yazınızda okudum "ideal yönetim biçimi yoktur ütopyadır" diye.

                      Acaba Kuran bu dönemdeki yaşayışı sosyal adalet sistemi ile (şimdiki karşılığı ile katıksız komünizm) düzenlemenin yollarını bize anlattı ve örnekledi de biz mi anlamadık??
                      "Hayat bugündür. Emin olduğun tek hayat. Onu en iyi şekilde yaşa."

                      Comment

                      • aorskaya
                        Uzman Üye
                        • Aug 2009
                        • 932

                        #41
                        bartsimpson Nickli Üyeden Alıntı
                        Sn. Akçay yanlış biliyorsam düzeltilsin.

                        Medine döneminde inen ayetlerin pek çoğu biildiğim kadarı ile toplum ve insan odaklıdır.
                        Yani Medinelinin topraklarına gelen, Hicret etmiş Mekkelilerle birbirleri arasındaki kaosu engellemeye, hukuku ve yaşayışı düzenlemeye yöneliktir. (Sanırım bundada epey başarılı olmuştur)

                        Bir yazınızda okudum "ideal yönetim biçimi yoktur ütopyadır" diye.

                        Acaba Kuran bu dönemdeki yaşayışı sosyal adalet sistemi ile (şimdiki karşılığı ile katıksız komünizm) düzenlemenin yollarını bize anlattı ve örnekledi de biz mi anlamadık??
                        Selamlar,

                        Sevgili kardeşim bart,

                        Sayın Akçay yine cevaplayacaktır mutlaka. Ancak, ben kısaca bir not şeklinde hatırlatma yapayım izin verilirse...

                        Hiç bir "İzm" kurandaki sisteme uygun değildir. Çünkü; insan kaynaklı hiç bir sistem, insanlar için ideal olan sistemi, bizlerin yaratıcısı olan rabbimiz kadar iyi bilemez. Mutlaka; zaman, mekan ve topluma göre farklılıklar olacak ve bu da adalet naşta olmak üzere, sosyo-ekonomik ihtiyaçları tam karşılamayacaktır.

                        saygılarımla...
                        aorskaya

                        Comment

                        • galipyetkin
                          Uzman Üye
                          • Sep 2011
                          • 1389

                          #42
                          Sayın bartsimpson.

                          ''katışıksız komünizm'' ile neyi ifade etmek iştediniz ki?

                          İsterseniz şurayı http://www.hanifler.com/showthread.p...1493#post11493 ve orada işaret edilenlerin tamamını okuduktan sonra cevaplayın.

                          Saygılarımla.
                          Galip Yetkin.

                          Comment

                          • bartsimpson
                            Super Moderator
                            • Mar 2012
                            • 692

                            #43
                            galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
                            Sayın bartsimpson.

                            ''katışıksız komünizm'' ile neyi ifade etmek iştediniz ki?

                            İsterseniz şurayı http://www.hanifler.com/showthread.p...1493#post11493 ve orada işaret edilenlerin tamamını okuduktan sonra cevaplayın.

                            Saygılarımla.
                            Galip Yetkin.
                            Sevgili Yetkin,

                            Galiba aklım pek yetmediğinden verdiğiniz linkle (Zıtlıklar arasındaki İNSAN) söylediğim arasında bir bağ kuramadım.

                            Komünizm, toplumsal örgütlenme üzerine kuramsal bir sistem ve tüm malların ortak mülkiyetine dayalı politik harekettir. Ortakçılık olarak da bilinir. Sadece üretim araçlarının ortaklaşalığına dayanan Sosyalizmden ayırt edilmesi gerekir. Komünizm, sınıfsız bir toplum yaratma amacındadır. (Kaynak wikipedia)

                            Sosyal adalet, toplumun bir üyesi olarak kabul edilen bireylerle toplum arasındaki sosyal ilişkilerin ortaklaşa iyinin gerçekleştirilmesi amacıyla düzenlenmesine verilen addır. (Kaynak wikipedia)

                            Medine döneminde yaşanan toplumsal dinamiğe verenler ne ad verir bilmem, ben sadece günümüzdeki karşılığı ile en uyabilecek sistemi belirtmek istedim.

                            Ayrıca kırmızı ile yazanlarda Kuran açısından da Sünnet açısından da uygulanabilirliği olduğu sürece kötü bir yan yok sanırım değilmi?

                            Ben Komünist yada Sosyalist değilim ve bu rejimleri de burada savunmuyorum. Amacım sadece bir tespit yapmaya çalışmak. Yanlışım varsa düzeltiniz.

                            Ben sadece Sn. Akçay'ın "ideal yönetim biçimi yoktur ütopyadır" sözünde belirttiği şekil ile "insandan bu kadar ümidimizi kesmeyelim" demek istedim.
                            "Hayat bugündür. Emin olduğun tek hayat. Onu en iyi şekilde yaşa."

                            Comment

                            • galipyetkin
                              Uzman Üye
                              • Sep 2011
                              • 1389

                              #44
                              Sayın bartsimpson.

                              Verdiğim o linkte başka bir link'e geçiş vardı. Herhalde fark etmediniz. O link de insandan mülke geçiş idi. Sekiz-dokuz bölümlü bir yazı dizisidir ve orada Rusyada tatbik edilen rejim ile müslüman kollektivizminin karşılaştırılması vardı.

                              Yazınızda, ''Komünizm, toplumsal örgütlenme üzerine kuramsal bir sistem ve tüm malların ortak mülkiyetine dayalı politik harekettir. Sadece üretim araçlarının ortaklaşalığına dayanan Sosyalizmden ayırt edilmesi gerekir. Komünizm, sınıfsız bir toplum yaratma amacındadır. (Kaynak wikipedia)'' demişsiniz.

                              Bakın:
                              1- Komünizm toplumsal örgütlenme üzerine kuramsal olduğu kadar kurumsaldır da. Rusya'da tatbik edimiş, Çinde ve Kuzey Kore ile Vietnam'da da değişik versiyonları ile halen tatbik edimektedir. Ekonomik ve sosyal bir sistemdir ve ''sosyalizm-liberalizm'' sistemlerinden ''Sosyalist sistem'' içerisindedir. Politika da bunlar üzerine kurulur. Politik bir hareket diye nitelendirilemez.
                              2-Komünizmde tüm mallar ortak kullanımda değil, tüm üretim malları devlet'in mülkiyetindedir. Sistem ''ortakçılık değil, isterseniniz devlet işveren ,daha doğrusu iş temin etmek mecburiyetinde olandır.
                              3-Rusya komünizminde ''mülk'' terimi tanımında ve buna bağlı mülkün kullanımında yalnışa düşülmüş ve işçi diktatörlüğü kurulmuştur. Her ne kadar işçi sınıfı önderliğinde sınıfsız bir toplum yaratmaktan bahsedilmişse de bir sınıf ''işçi'' ifade edilerek orada kurulmuş sistemin kapitalizmin bir varsiyonu olduğu, eşitlik değil, diktatörlük olduğu ifade edilmiştir.
                              4- Bu sistemlerin İslam kollektivizmiyle uzakten yakından bir ilgisi yoktur.

                              Sayın bartsimpson 'zıtlıklar arasında insan' yazımda, ''mülk'' bahsine geçiş yapan bir link var orayı okumalısınız, sekiz-dokuz konuyu içeren uzun bir yazı serisidir; sitemizin konuları ayrım ayrım vermiş olmasından bu ayrıma uyma dolayısı ile iki bölümde verilmiştir. Zaten yazılmış bir yazıyı tekrar buraya yazmak olmaz, onun için lütfen orayı okuyun. Ondan sonra da ''kötü bir yanı'' olup olmadığı üzerinde görüş bildirelim. Oranın da linki şu.

                              http://www.hanifler.com/showthread.p...1564#post11564

                              Bu yazımla Sayın Hasan Bey'in yerini almıyorum. ''Katışıksız komünizm'' hakkında fikir alışverişi yapmak istiyorum.

                              Saygılarımla.
                              Galip Yetkin.
                              Last edited by galipyetkin; 8. February 2018, 01:17 PM.

                              Comment

                              • Hasan Akçay
                                Uzman Üye
                                • Dec 2010
                                • 826

                                #45
                                Hiç bir "İzm" kurandaki sisteme uygun değildir.

                                Gercekler
                                bu iddiaya
                                uymuyor.

                                I.Inananlar icin Allah'in istedigi yönetim, bir ayagi laisizm olan, demokrasidir (2:104, 48:10, 48:18, 60:12, 2:256, 4:58-59...).

                                Cünkü Allah iki sey istiyor:

                                -Allah'in indirdigine uyun.
                                -Dinde dayatma olmaz; dayatmayin.

                                Allah'in bu istekleri yalnizca laik demokraside yerine getirilebilir.


                                II.Kur'ân'da kurandaki sistem diye bir sey yok; dini olusturan ilahî hükümler var. Onlar baskadir devletin yönetimi baska. Ilahî hükümler örnegin, sakinanlarin malinda yoksullarin ve isteyenlerin payi var, tartisilamaz ama devletin yönetimi tartisilir. Bakin tartisiyoruz.

                                Allah'in onayladigi laik demokrasinin uygulanmasi, beyat denen siyasî secimlerle gerceklesir yani yönetimin temelinde beserî irade beyani vardir. Eger bunu göz önünde bulundurabilirsek Allah'in hükümlerini devlet yönetimi ile esitleyen hariciler* gibi yapmaz, "Hüküm Allah'in! O halde beserî hakimin hükmünü kabul eden ALI KAFIR OLDU!" demeyiz.

                                Devleti kim yönetsin? Konu budur.

                                Sayin Örskaya,
                                asil cevaplamaniz gereken soru bu:
                                Devleti kim yönetsin?

                                Nisâ 59'da ûlil emr diye anilan yöneticiler kim? Yönetici sandalyesine hükümler oturamayacagina göre kim oturacak? Onlari hangi yöntemle göreve getirip görevden alacaksiniz?

                                Sevgi ile,
                                Hasan Akcay

                                ________________________________

                                *Hz Ali'nin cevabi (Taha Akyol, HARICILER VE HIZBULLAH, s 62):

                                Bu (lâ hükme illâ lillah) kendisiyle bâtil kastolunan bir hak sözdür. Evet, hüküm Allah'indir; fakat bunlar (hariciler) bu sözleriyle, "Emîrlik ancak Allah'indir" demek istiyorlar. Halbuki insanlar icin, müttaki olsun günahkar olsun, mutlaka bir emîr gerekir ki müminler onun emrinde calissin, kafirler hayatini devam ettirsin...
                                Last edited by Hasan Akçay; 5. September 2012, 03:04 AM.

                                Comment

                                Working...