Amin Kelimesinin Kökeni..

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • nerdogan
    Katılımcı Üye
    • May 2011
    • 39

    #31
    Bu ayrıntılı ve okumaktan çok zevk aldığım yorumunuz için Allah Razı olsun sizden.Aslında ben biraz da çocuğunu meta meselesi olarak gören insanların penceresinden baktım.Ayrıca kendi aklıma takılan tüm dünya imkanları ile aynı anda anılması mevzuunu da danışmış oldum.Okuduğum ayetler de bana doğruyu gösteriyor zaten bunun üzerine edilecek bir söz bulamıyorum.Tekrar teşekkürler.

    İslam dini bahsettiğiniz aç ve imkansız çocuklara yetimlere bireysel yardımı teşvik eder. Ancaaaaaak Allahın ASIL emri, dinin direği olan SALAT işte o çaresiz tüm ihtiyaç sahiplerine bunun içine o saydıklarınız da dahil, o kimselere toplu halde yardım edilmesi emridir. Onların haklrını ve bakımları toplu halde yapılır. Bu salat mescitlerde devlete ait kurumlar ikame edilir. zekat ile o kurumları ayakta tutacak vergiler verilmiş olur.
    İşte Allahın SALAT için imar etmemizi emrettiği devlet kurumları (mescitlere) örnekler;
    -Yetimhaneler.
    -Çocuk esirgeme Kurumları
    -Okullar
    -Kimsesizler yurtları
    -Devlete ait, sokak çocuklarının topluma kazandırılması kurumları...
    -Fakir fukara fonlar
    -Çaresizlere yönelik sağlık kurumları
    v.s.

    Diğer yardım adı altında ortalığa çıkıp şov yapan ne olduğu belirsiz vakıf ve kurumları desteklemiyorum. Allah devletimize güç versin de kurumlarını güçlendirsin de, inşallah salatı tekrar hayata geçirip dimdik ayakta tutalım...

    Bireysel yardımlar günübirliktir, mutlaka ecri ve sevabı olmakla beraber çok da önemli bir amel değildir.
    Bu yazdıklarınıza göre bireysel yardımlar salat kapsamında sayılmıyorsa, öyleyse ben bir birey olarak vergimi vermek dışında salat kapsamında en doğru ne yapabilirim öyleyse?Bahsettiğiniz kuruluşları kurmam imkansız, devlete ödediğim vergileri ise takip edip bu kurumlara gidip gitmediğini net olarak bilmem çok zor, bu durumda bireysel yardım, destek, insanları öğrendiklerimle aydınlatma vs salat kapsamında değilse ne yapmalıyım??

    Ayrıca almaktan çok vermeyi bilmek üzerine Kuran da yüzlerce ayet söz konusu iken bunlar sadece devlet, işveren grubu için değil bireyler için de geçerli oluyorsa, cimri olmamamız, vermeyi dağıtmayı bilmemiz, biriktirmememiz, ihtiyacımızdan fazlasını istemememiz konusunda sürekli uyarılıyorsak bu bireysel yardımlarımız hangi kapsamda değerlendirilecek.Yani sevabının çok az olduğunu belirttiğiniz için sorma gereği duydum.
    Açıkçası ayetler ile açıklama tarzınız oldukça bilgilendirici olduğundan biraz uzatıyorum konuyu kusurabakmayın lütfen.

    -konu gittikçe değişiyor, başka başlık açmam mı gerekiyor?-
    Last edited by nerdogan; 8. June 2011, 07:21 PM.

    Comment

    • hiiic
      Uzman Üye
      • Mar 2010
      • 1980

      #32
      Yani sevabının çok az olduğunu belirttiğiniz için sorma gereği duydum.
      Bireysel yardımların pek önemli olmadığını söylemekteki amacım, onların süreklilik arzetmediği, bugün karnını doyurduğunuz kimsenin yarın yine aynı yoksulluğa düşeceği gerçeğiydi... Asıl yardım ve asıl imarın devlet çatısı altında mescitleşmek olduğunu belirtmek istedim.

      Böyle bir manaya yol açacak cümle kurduysam özür dilerim. Diğer arkadaşlarda böyle bir mana çıkardıysa yine özür dilerim. Sevabı çok az veya fazla, kişi ancak kendisine verilen nimetlerden sorumludur. Az azdan, çok çoktan sorumludur.

      Bireysel yardımlar, toplu yardmların yanında hem çok az hem de değer bakımından eksiktir.

      Ayrıca ameller derecelerine göredir. Amellerin değeri farklıdır. Karşılık göreceği muamelelerde farklıdır.

      Âl-i İmrân 163
      Onlar Allah katında derece derecedirler. Allah onların yaptıklarını görmektedir.


      Nisâ 95
      Müminlerden -özür sahibi olanlar dışında- oturanlarla malları ve canlarıyle Allah yolunda cihad edenler bir olmaz. Allah, malları ve canları ile cihad edenleri, derece bakımından oturanlardan üstün kıldı. Gerçi Allah hepsine de güzellik (cennet) vadetmiştir; ama mücahidleri, oturanlardan çok büyük bir ecirle üstün kılmıştır.


      Hadîd 10
      Ne oluyor size ki, Allah yolunda harcamıyorsunuz? Halbuki göklerin ve yerin mirası Allah'ındır. Elbette içinizden, fetihten önce harcayan ve savaşanlar, daha sonra harcayıp savaşanlara eşit değildir. Onların derecesi, sonradan infak eden ve savaşanlardan daha yüksektir. Bununla beraber Allah hepsine de en güzel olanı vadetmiştir. Allah'ın yaptıklarınızdan haberi vardır.


      En’âm 132
      Herkesin yaptıkları işlere göre dereceleri vardır. Rabbin onların yaptıklarından habersiz değildir.


      Yoksa , iyi bir amel için "çok az sevabı" var demek istemedim istemem de... Allah'a sığınırım. Allah herşeyi apaçık açıklamışken ona ekleyen cahillerden olup vebal ehli olmak istemem.

      ... Allahın ayetleri ortada. ben yanlış birsey demiş olsam bile Allahın kitabını okuyorsunuz, sağlamasını rahatlıkla yapabilirsiniz.

      Allah razı olsun
      Last edited by hiiic; 8. June 2011, 09:35 PM.

      Comment

      • Anonymous
        Uzman Üye
        • Dec 2010
        • 179

        #33
        gerçek hanif Nickli Üyeden Alıntı
        Peki Hiiç ve dost1 kardeşlerim,

        Neden İnsan korktuğunda ,aciz kaldığında dua etmek ihtiyacı duyar.İnsanın genlerinde dua etme ihtiyacı var mıdır ? Hiç dua etmeyenle eden arasında başarı bakımından ne fark vardır ?

        Örnek :diyelim ateist bir öğrenci ile dindar bir öğrenci aynı sınıfta aynı sınava hazırlanmış olsunlar.Sınavda başarılı olmak için çalışan dindar öğrenci ek olarak dua etmiş olsun.Yani ben çalışacağım kadar çalıştım gerisi Allahım sana kaldı.Beni başarılı eyle dedi.Hatta abdestte aldı sınava girdi.Ateist öğrenci ise Allah'ı hiç aklına getirmeden dindar öğrenci ile yan yana sınava başladılar.
        sınav esnasında dindar öğrencide heyecan,yada cevap anahtarında sıra atlama yani soru kaydırma oldu.
        Netice : Hiç dua etmemiş ateist sınavı geçiyor,Dindar öğrenci soru kaydırdığından yada heyacan gibi sebebten başarısız oluyor.

        Şimdi burada ne diyeceğiz ? Allah nasip etmedi bunda da bir hayır vardır desek olur mu ? Yani kazanmaması hayırlıymış diyebilirmiyiz ? Yada başka cevabınız var mı ?Hiiç kardeşim siz ne dersiniz ?

        Selam;

        hiic kardeşimiz sorunuzun yanıtını çok güzel ve detaylı şekilde vermiş. Kendisine de bu vesileyle teşekkür etmek istiyorum.

        Gözden kaçabilecek ufak bir detaya değinmek istedim.

        Bu yukarıda verdiğiniz örnekteki mevzunun gerçek hayatta hiç bir değeri yoktur (yani olmaması gerekir).

        Çünkü;


        Biraz önce sizin için internetten aratıp bulduğum aşağıdaki fotoğrafı incelemenizi rica ediyorum.




        Birlikte inceleyelim...

        Durakta bekleyen bir sürü insanın çeşitli konumlarda olduklarına dikkat ediniz. Kimisi duraktaki kısıtlı oturma yerlerine oturmuş, kimisi oturmaya yer bulamamış ayakta dik duruyor, kimisi ayakta ama durağa yaslanıyor. Aynı şekilde kimisi yola bakıyor kimisi yola sırtını dönmüş kimisi yan duruyor. Sizce oturanlar ayaktakilere göre daha iyi durumda değil mi?

        Peki bu kadar fazla detay incelemeye gerek var mı?

        Fazla değil, sadece 5 dakika sonra 2 tane otobüs geleceğini ve bütün durağın boşalacağını varsayarsak oturanın ayakta olana bir üstünlüğü var mıdır? 5 dakika otursan ne olur ayakta dursan ne olur.


        İşte sonsuz ahiret hayatının yanında ortalama 50-60 yıllık dünya hayatı da koskoca bir ömürdeki 5 dakikaya nispetle bile zerre kadardan çok daha ufaktır. Bu ufak zaman diliminde ister oturuyor olsun ister ayakta dursun kimsenin kimseye bir üstünlüğü yoktur. Önemli olan 5 dakika sonra gelecek olan otobüslerden cennet otobüsüne binebilmektir.

        Bizler de 5 dakikalık dünya durağında Rabbimizin bizleri sınamak için verdiği oturuyor/ayakta, başarılı/başarısız, fakir/zengin, hasta/sağlıklı, çocuklu/kısır gibi sınav öğelerine odaklanmak yerine fotoğrafın bütününe bakmalı ve gidilecek asıl yere odaklanmalı doğru otobüse binebilmeyi ummalı ve ona göre hareket etmeliyiz diye düşünüyorum.

        Selamlar.
        Last edited by Anonymous; 9. June 2011, 01:19 AM.

        Comment

        • nerdogan
          Katılımcı Üye
          • May 2011
          • 39

          #34
          Ayrıca ameller derecelerine göredir. Amellerin değeri farklıdır. Karşılık göreceği muamelelerde farklıdır.

          Âl-i İmrân 163
          Onlar Allah katında derece derecedirler. Allah onların yaptıklarını görmektedir.


          En’âm 132
          Herkesin yaptıkları işlere göre dereceleri vardır. Rabbin onların yaptıklarından habersiz değildir.
          Sevgili Hiiic, ben biraz daha dar bir çerçeveden değerlendirdim lütfen kusurabakmayın yanlış algılamam nedeniyle..Sanırım sadece bir cümleniz ile değerlendirdim.Elbette bireysel yardımlarında Allah katında yeri vardır.Örneğin birine iş imkanı sağlama veya yardımlarda aktif görev alma, insanların eğitimine bireysel de olsa katkıda bulunma gibi faaliyetler zannımca sokakta aç olan insanları geçici olarak doyurmaktan görece daha üstün sayılabilir.Ancak yukarıda verdiğiniz ayet ve açıklamadan hareketle aklıma şu geliyor.-devamında Anonymous arkadaşımın da belirttiği cennet otobüsü ile- gideceğimiz ahirette amellerimize göre derecelerimiz mi olacak öyleyse?
          Örneğin ben gücüme göre elimden geldiğince birtakım faaliyetlerde bulunuyorum.Biriktirmiyorum, elime geçeni veriyorum paylaşıyorum..İnsanlarla internette veya yüzyüze sürekli konuşup onların bakış açılarını doğruya yöneltmek için çabalıyorum.Çocukların eğitim masrafları için her ay bütçemden ayırmaya çalışıyorum-yardım amaçlı- Bazen eşya bazen kıyafet yardımı yapıyorum vs vs ..diyelim..Yani bireysel ne yapabiliyorsam yapıyorum.Öğretmen değilim ya da doktor da değilim maalesef.Olmayı isterdim ancak değilim.Aynı zamanda vali, kaymakam veya belediye başkanı hiç değilim ki eğitim kurumu, mescit vs kurabileyim ya da yardım kuruluşu açabileyim.Bu şartlarda bir öğretmen veya mescit kuran bir hükümet yetkilisi ile benim derecem arasında büyük bir fark mı olacak?Bu fark gittiğimiz ahiret yurdunda derecelendirmeler biçiminde mi olacak?Öyle ise-ya da benzeri bir durum olacaksa- öyleyse ben bir devlet adamı veya belediye başkanı olamadığım için imkanlarım kısıtlı olduğu için salat adına ne yapabilirim bireysel olarak?
          Cevap olarak belirttiğiniz,
          İşte Allahın SALAT için imar etmemizi emrettiği devlet kurumları (mescitlere) örnekler;
          -Yetimhaneler.
          -Çocuk esirgeme Kurumları
          -Okullar
          -Kimsesizler yurtları
          -Devlete ait, sokak çocuklarının topluma kazandırılması kurumları...
          -Fakir fukara fonlar
          -Çaresizlere yönelik sağlık kurumları
          v.s.
          kuruluşları benim kurmam ya da şu anki gücümle ortak olmam imkansız.Allah güç versin hepimize inşallah da bunları gerçekleştirebilelim şu kısa imtahanımızda ama çalışma gücümüz ve biçimimiz doğrultusunda şu an çok zor görünüyor. Bu durumda ne yapılabilir? Yani bu taktirde ben salat edemiyorum.Salatı ikame edebilmem için ne yapmalıyım acaba?
          Eğer yanlış anlamlar çıkarıyorsam bunu lütfen yeni bir hanif olmama verin.Kendimi yıllarca iman eden sanıp da ne kadar yanıldığımı henüz 1-2 ay kadar önce öğrendim yüksek çabalarım ile..Halen çabaladığımdan bu sorularım tuhaf geliyor ise lütfen kusurabakmayın..Doğruyu kuşkusuz en iyi bilen yüce Allahtır.Ancak ben bizlere ilettiği tüm doğruları öğrenmek ve öğretmek istiyorum elimden geldikçe zamanım-ömrüm yettikçe..

          Comment

          • hiiic
            Uzman Üye
            • Mar 2010
            • 1980

            #35
            Uzun anlatmaya gerek yok,,, uzun anlatınca demekki yanlış anlaşılıyor.

            Salat; Problemlerin çözümüne yönelik zihni ve mali imar / destek vermek
            Zaten sitede sorunuza cevap verecek başlıklar mevcut


            Âl-i İmrân 115
            Onların yaptıkları hiçbir hayır karşılıksız bırakılmayacaktır. Allah, takva sahiplerini çok iyi bilir.
            Last edited by hiiic; 9. June 2011, 03:49 PM.

            Comment

            • hiiic
              Uzman Üye
              • Mar 2010
              • 1980

              #36
              Ayrıca merakımdan sormak istiyorum.

              Kuran'da hırsızın ellerini kesin, öldürenin yakını isterse katili öldürün, zina yapana sopayla acımadan vurun diyor.
              Bunları nasıl yapacağınız sorusu aklınızı karıştırıyor mu?

              Comment

              • nerdogan
                Katılımcı Üye
                • May 2011
                • 39

                #37
                Yanlış anlamaktan ziyade anlamaya çalışıyorum henüz.Salat ile ilgili birkaç başlık okudum ancak hepsini henüz okuyamadım.Kesin bir sonuca varmış değilim. Bu konularda henüz sonuca varmaya çalıştığımdan bilgilerinizden istifade etmek beni çok memnun ediyor.Allah razı olsun.
                Ancak son sorunuzu anlayamadım.Yani bu tür durumlarda Kuranın emrettiklerini günümüz şartlarında mı nasıl uygulayacağız?

                Comment

                • gerçek hanif
                  Uzman Üye
                  • Mar 2011
                  • 117

                  #38
                  hiiic Nickli Üyeden Alıntı
                  Ayrıca merakımdan sormak istiyorum.

                  Kuran'da hırsızın ellerini kesin, öldürenin yakını isterse katili öldürün, zina yapana sopayla acımadan vurun diyor.
                  Bunları nasıl yapacağınız sorusu aklınızı karıştırıyor mu?
                  Hiiç kardeşim, hırsızın elini yaptığı (çaldığı ) fiilden uzak tutmak değilmir ?Kesmek bu değil mi ? kesmek: Günlük hayatta mesela" sesini kes-suyu kes- Banttan gelmekte olan ürünü , malı "kes "diye bağırırız.Onunla olan diyaloğunu kes deriz mesela. kesmekten kasıt bu değilmidir ?Alıkoyma değilmi ?
                  Kısas öldürme ise Bana göre cezanın aynısı ile hüküm vermedir.Kasten işlenen suçlarda kısas uygulanmalı bence.Ancak suç işleyeni toplumdan tamamen tecrit etmede bir nevi ölümdür.Bir daha topluma girmemeside ölümden dir bana göre.
                  Zina yapana kur'an ne diyorsa o değil mi ?yada hapismi ? bu konudaki değerli görüşlerinizi katkılarınızı bekliyorum hiiç kardeşim.selam ile.

                  Comment

                  • hiiic
                    Uzman Üye
                    • Mar 2010
                    • 1980

                    #39
                    evet...

                    Kuranda bazı emirlerler kişiye yönelik değil, topluma ve düzene yöneliktir.
                    Hani dedinizye ben nasıl kurum açacağım diye.

                    Siz açamayabilirsiniz. Ama Salat destek vermek demektir. Hazır açılmışlara destek verebilirsiniz... Pek çok sivil toplum örgütü desteklerinizi bekliyor..

                    ---------------------------
                    Sadece şu kimseler var..
                    sözde Allah için çalışan bir cemaatin kermesi vardı, öğrenciler yararına...

                    Gittim, tesettürlü bayanlar, yemekler var pastalar var,
                    "bu yardım yaptığınızı sandığınız işten kimsesiz çokcuklar kurumuna pay var mı?" diye sordum...

                    dedi ki; bu sadece kuran kurslarımızdaki öğrenciler için...

                    Yardım karşılığında kendi ideolojilerinin benimsenmesini ve kesinlikle irdelenmemsini emreden bu cemaat bilmiyor muydu ki, Allahın yardım karşılığı şunu emreder;

                    İnsan 9
                    "Biz sizi Allah rızası için doyuruyoruz; sizden ne bir karşılık ne de bir teşekkür bekliyoruz."


                    Bunlar mı Kuran öğretecekler???
                    Bu mu hayır kurumu??
                    ----------------

                    Comment

                    • Allah'ın Delisi
                      Yeni Üye
                      • Sep 2008
                      • 7

                      #40
                      Allah: Söyle
                      Allah'ın Delisi: Övgüye değer olan bir tek sensin. Niye mi? Ölçüyü veren sensin, öyleyse ölçüyü en iyi bilen sensin, ölçüden şaşmayı da bilen sensin, şaşanı da bilen sensin. Şaşana hesabını da soran sensin. O zaman sen bu alemde ölçü olarak tecelli edensin. Öyleyse beni o ölçülü yola sok, imdaaaat, yardım et bana! Beni ölçüsüz tarafa iletme, kızmandan korkuyorum.
                      Allah: Aman isteğinden, duandan emin misin?
                      Allah'ın Delisi: Eminim(AMİN), son kararım.



                      iniş 50:11 - İnsan, hayra davet eder gibi şerri çağırıyor/insan, hayra duasıyla şerri davet ediyor. İnsan çok acelecidir.

                      Comment

                      • hiiic
                        Uzman Üye
                        • Mar 2010
                        • 1980

                        #41
                        sevgili Allahın delisi,


                        O istemedikçe biz isteyemiyorken, kötüyü istemek,
                        özellikle denize düşenin yılana sarılmayı istemesinde ki kötü talepte acele etmesi. o anda gemi, helikopter istesem de verilecek cevabı zaten biliyorum düşüncesiyle, sarılacak kötü köpek balıklarını istemesi.

                        kaynağı destekli bu kelimeler ne büyük bir kaos ne büyük bir çelişki açıyor insanın içine öyle değil mi?

                        evet insan bazen şerri de davet ediyor, hayırdan umudunu kestiği için.

                        Comment

                        • Anonymous
                          Uzman Üye
                          • Dec 2010
                          • 179

                          #42
                          Cennet ehli nasıl dua edeceklermiş? Kuran'dan bakalım.

                          Onların oradaki duası: «Allah’ım! Seni noksan sıfatlardan tenzih ederiz!» (sözleridir). Orada birbirleriyle karşılaştıkça söyledikleri ise «selâm» dır. Onların dualarının sonu da şudur: Hamd, âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur. (yunus 10)
                          Last edited by Anonymous; 24. June 2011, 09:19 PM.

                          Comment

                          • berru
                            Katılımcı Üye
                            • Dec 2012
                            • 69

                            #43
                            dost1 Nickli Üyeden Alıntı
                            Selamun Aleykum! Değerli Kardeşlerim!

                            İsterseniz hepbirlikte "amin" kelimesinin Kur'an'daki kullanımına bakalım.

                            أَوْ كَالَّذِي مَرَّ عَلَى قَرْيَةٍ وَهِيَ خَاوِيَةٌ عَلَى عُرُوشِهَا قَالَ أَنَّى يُحْيِي هَذِهِ اللَّهُ بَعْدَ مَوْتِهَا فَأَمَاتَهُ اللَّهُ مِائَةَ عَامٍ ثُمَّ بَعَثَهُ قَالَ كَمْ لَبِثْتَ قَالَ لَبِثْتُ يَوْمًا أَوْ بَعْضَ يَوْمٍ قَالَ بَلْ لَبِثْتَ مِائَةَ عَامٍ فَانظُرْ إِلَى طَعَامِكَ وَشَرَابِكَ لَمْ يَتَسَنَّهْ وَانظُرْ إِلَى حِمَارِكَ وَلِنَجْعَلَكَ آيَةً لِلنَّاسِ وَانظُرْ إِلَى الْعِظَامِ كَيْفَ نُنشِزُهَا ثُمَّ نَكْسُوهَا لَحْمًا فَلَمَّا تَبَيَّنَ لَهُ قَالَ أَعْلَمُ أَنَّ اللَّهَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
                            Bakara;259: "Ev kelleziy merra alâ karyetin ve hiye haviyetün alâ uruşiha kale enna yuhyiy hazihillahu ba'de mevtiha* feematehullahu miete amin sümme beaseh kale kem lebist* kale lebistü yevmen ev ba’da yevm kale bel lebiste miete amin fenzur ila taamike ve şerabike lem yetesenneh venzur ila hımarike ve li nec'aleke ayeten lin Nasi venzur ilel ızami keyfe nünşizüha sümme neksuha lahmen, felemma tebeyyene lehu kale a'lemü ennAllahe alâ külli şey'in Kadiyr"
                            Yahut şu kimse gibisini ki çatıları, damları/duvarları üstüne çökmüş/alt üst olmuş bir karye’ye uğramıştı da:”Allah şurayı ölümünden sonra nasıl diriltir?”, demişti. Allah onu yüz sene öldürmüş, sonra ba’setmişti. “Ne kadar kaldın?” dedi .O da: “Bir gün veya bir günün/birazı” dedi. (Allah) buyurdu: “Hayır, yüz sene kaldın. İşte yiyeceğine ve içeceğine bir bak; hiç bozulmamış. Eşeğine bak. Seni insanlar için bir ayet kılalım diye . Kemiklere bak, nasıl onları çatıyor sonra et giydiriyoruz onlara”. Kendisine iş açıkça belli olunca/durum netleşince şöyle dedi: “(Şimdi) biliyorum, ki Allah herşeye Kadiyr’dir”.

                            Bu ayetteki geçen "amin" kelimesi yıl/sene anlamındadır.


                            يَدْعُونَ فِيهَا بِكُلِّ فَاكِهَةٍ آمِنِينَ
                            Duhan;55: Yed'une fiyha bi külli fakihetin aminiyn;
                            Orada, güvenli bir biçimde her türlü meyveyi isterler.

                            Bu ayette geçen "aminin" kelimesi emin/güvenilir anlamındadır.


                            فَكَذَّبُوهُ فَأَنجَيْنَاهُ وَالَّذِينَ مَعَهُ فِي الْفُلْكِ وَأَغْرَقْنَا الَّذِينَ كَذَّبُواْ بِآيَاتِنَا إِنَّهُمْ كَانُواْ قَوْماً عَمِينَ

                            Araf64: Fekezzebuhu feenceynahu velleziyne meahu fiyl fülki ve ağraknelleziyne kezzebu bi ayatina* innehüm kânu kavmen ‘amiyn;
                            O’nu yalanladılar. (Biz de) o’nu ve onunla beraber olanları gemide kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayanları ise boğduk. Muhakkak ki onlar a’ma bir kavim idi.

                            Bu ayette geçen "amiyn" kelimesi a’ma /kör anlamındadır.



                            وَالَّذِي قَالَ لِوَالِدَيْهِ أُفٍّ لَّكُمَا أَتَعِدَانِنِي أَنْ أُخْرَجَ وَقَدْ خَلَتْ الْقُرُونُ مِن قَبْلِي وَهُمَا يَسْتَغِيثَانِ اللَّهَ وَيْلَكَ آمِنْ إِنَّ وَعْدَ اللَّهِ حَقٌّ فَيَقُولُ مَا هَذَا إِلَّا أَسَاطِيرُ الْأَوَّلِينَ

                            Ahkaf 17: Velleziy kale livalideyhi üffin leküma eteıdaniniy en uhrece ve kad haletil kurunü min kabliy ve hüma yesteğıysanillahe veyleke amin* inne va'dAllahi Hakk feyekulü ma hazâ illâ esatıyrul evveliyn;
                            O ki, ana-babasına: “Üff size! Benden önce nice nesiller gelip geçmiş olduğu halde çıkarılmamla mı beni tehdit ediyorsunuz?” dedi.
                            O ikisi (ana-babası) de Allah’dan yardım isteyerek: “Veyl olsun sana, iman et!. Muhakkak ki Allah’ın va’di hakk’dır” (dediler). (O ise): “Bu, öncekilerin masallarından başka değil” der.

                            Bu ayette ana-baba kıyamet gününden, haşredilmekten söz ediyor. Bunu reddeden evlatları için de Allah'tan yardım istiyor.Evlatlarına da; Veyl olsun/ yazıklar olsun sana, iman et/inan/kabul et . diye sesleniyorlar.

                            Bu ayette geçen "amin" kelimesinin karşılığı; "inan/kabul et" demektir.

                            "Amin" kelimesi; okunan bir yazı ya da söylenen bir söylevin arkasından yazıyı okuyan ya da söylevde bulunan kişi tarafından "amin/inan kabul et" anlamında kullanılır. Okunan ya da söylevi dinleyen kişiler ise "amenna/inandık kabul ettik" diyerek okunan ya da dinlenenleri kabul ettiklerini belirtirler.

                            Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
                            En doğrusunu bilen Allah'dır.
                            Sevgi,saygı ve muhabbetle.
                            Allah'a emanet olunuz.
                            selamun aleykum halil abi

                            amin söylemi bu konu bir ara gündemime almıştım. konuyu açan kardeşimizin verdiği bilgiler gibi bilgileri okuduğumda aklıma yatan bilgiyi tam sağlayamamıştım.Ayet kaynaklı verdiğiniz bu bilgi kabul ettim içime sindi
                            Allah razı olsun halil abi..

                            Comment

                            Working...