İnfak

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • hiiic
    Uzman Üye
    • Mar 2010
    • 1980

    #1

    İnfak

    İhtiyaç sahiplerinin ihtiyaçları diyince akla gelen bir kişdeki noksanlığın giderilmesi için ona destek olmaktır. Noksanlık değişkendir ve her kişide noksanlık ve ihtiyaç vardır. Maslowun hyerarşisine katılmıyorum ama ihtiyaç çeşitlerine katılıyorum. Yani temel ihtiyaçlar;gıda, giyim ve barınma ihtiyacından başka kişilerin sevilme ve toplumda yer alma hatta ötesinde kendisini gerçekleştirme ihtiyaçları vardır.

    Bu bağlamda yardım sadece maddi infakla gerçekleşmez. maddi ihtiyacını karşılamış kimselerin toplumda yer edinme hatta sevilme ve onaylanma gibi ihtiyaçları vardır. daha sonrasında güzel bir roman yazmak yada kendisini bilime, sanata adayıp başyapıtlar yapmak gibi kendini gerçekleştirme ihtiyaçlarıda olabilir.

    Allah bu konuda, güler yüzün, başa kakılarak yapılan maddi yardımdan daha değerli olduğunu söylüyor. yani kişilerin toplumsal, sosyal ihtiyaçlarını karşılamakta bir infaktır.

    Bize verilen her nimetten sorulacağımız gün somurtuk surat ve acı dilden de sorulacağımızı unutmayalım. İhtiyaç sahibi sadece maddi arayışlar ve gereksinimde olanlar değildir.

    Her an Allah için birşeyler infak ederek hayat geçirebilriz.
    Hayatımızdaki herkesin birşeylere ihtiyaçları var. (bu konuda aç gözlülüğün ayrımını yapmaya girmeye gerek duymuyorum), kişilerin ihtiyaçlarını belirlemek gerekir. Gıda? Giyim? Barınma? Belki Uykusuz? Eğitim? Sağlık? Ağrısı mı var? Yada sadece onaylanmak yada dinlenmek mi istiyor? Fikirlerini paylaşacak birilerini mi arıyor? Kendisine destek olacak bir motivatör? Belki sadece sıcak bir çay içip konuşmak istiyordur, anlatacakları vardır? Yada sadece evladı tarafından hatırlanmak ve aranmak istiyordur, yada sağlıklı olduğunu öğrenmek.
    İnfak etmek; ihtiyaç gidermektir. Bir müslümanı yaşatmak bütün müslümanları yaşatmak gibidir. Organ bağışı infaktır çünkü öldükten sonra artık ihtiyaç fazlasıdır. Kan bağışı infaktır.

    infak fazla kanın verilmesi gibidir, 3 ayda bir kan vermek gibi. Yerine daha yenisi daha tazesi gelecektir anca infak demek değildir ki, kanının hepsini tek seferde ver yada seni rahatsız edecek kadar kan çektir. Bunun ayarını yapabilecek bilişsel kuvveti Allah vermedikçe bizde alamayız işin aslı. O yüzden burayada fazla değinmiyorum. Seni yaşatacak kandan fazlası zararlıdır. Ama sağolsun kapitalist sistem aç gözlülüğüyle ve dinsizliğiyle kuralları kendi aklınca yazarak kendisini ve toplumu uçuruma sürüklemeye devam ediyor. Hadi bakalım doldurun kasaları faizperest bankalar, piyasaları tekelinize alarak saldırın saldırabildiğiniz kadar küçük firmalara ve kepenkleri kapattırın... O kasalarda yatan mevduatın zekatı verilse bu ülkede yoksul kalmaz.
    ama ne yaparsın vebali kiminse yandı gitti. o mal biriktirenler ayetinin muhatabının kendileri olduğunu anlayan şirketler bunu anladıklarında ne halde olurlar bilemiyeceğim, şimdilik Allahın emri üzerine bıraktık sizi, yiyin için eğlenin. pek yakında göreceksiniz.
  • dost1
    Site Yöneticisi
    • Sep 2008
    • 1905

    #2
    Selamun Aleykum! Değerli Hiiç Kardeşim.

    Allah razı olsun.

    Âyette, neyi infak edeceklerini soranlara cevaben, "afvı", yani ihtiyaçtan fazlasını infak etmeleri emredilmiştir.

    العفو [‘afv], “kolay gelen, fazlalık, çokluk, çıkartılıp verilmesi insana ağır gelmeyen, malın nafakadan fazlası/artanı” demektir.

    Böylece mü’minler, ihtiyaçlarından fazla olan mal ve paralarını Allah yolunda harcamaya yöneltilmişlerdir.

    İhtiyaç fazlasını infak etmeyenler ise ateş ile tehdit edilmişlerdir:

    Tevbe/34-35:Ey iman etmiş kişiler! Kesinlikle, hahamlardan, rahiblerde bir çoğu insanların mallarını hakksız yere yerler ve Allah yolundan saptırırlar. Ve kesinlikle altın ve gümüşü yığıp da onları Allah yolunda harcamayanlar; hemen onlara acıklı bir azabı müjdele! O gün, onların [altın ve gümüşlerin] üstü cehennem ateşinde kızdırılacak da bunlarla alınları, yanları ve sırtları dağlanacak: “İşte bu kendi canınız için saklayıp biriktirdiğiniz şeydir. Haydi şimdi tadın şu biriktirdiğiniz şeyleri!”

    Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
    Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
    Sevgi,saygı ve muhabbetle.
    Allah'a emanet olunuz.
    Halil Ay

    Comment

    • mavera
      Uzman Üye
      • Sep 2008
      • 126

      #3
      Şu konuda ne düşünüyorsunuz?

      Malum, normal bir hayat sürmek için kişinin bir evi (hadi bir de arabası) olması ihtiyaçtır diyebiliriz.

      Bu durumda evi de arabası da olmayan bir kişinin, toplumdaki yardımlaşmanın eksikliğini ve gerçek hayat koşullarını da göz önüne alarak, bunları almak için, her ay ihtiyacından artan gelirinden bir kısmını bir kenara koyması para yığmak mıdır, kötü birşey midir?

      Comment

      • hiiic
        Uzman Üye
        • Mar 2010
        • 1980

        #4
        Bu konunun aslını Allah bilir, bizim fikirlerimiz ancak hakkında ayrılığa düştüğümüz bir takım kuruntudan öteye gelmez ancak bir ilime dayalı konuşanlar müstesna.
        Ayrılığa düştüğümüz konularda bize gerçeği Allah bildirecektir ancak acizane bana görüşümü soracaksanız;

        Kişilerin ihtiyaçları pek çok faktöre göre (işleri, yaşadıkları çevrenin kültürü v.s.) değişir. Kiminin çöpü kimine göre servettir.
        Sorulması gereken soru şu; Bu şey benim ihtiyacım olan şey mi?
        -Evimden işime gitmem için kişisel bir araç yada hafta sonu gürültüden, çevre kirliliğinden ailemi ve kendimi uzaklaştırmam için bir araca ihtiyacım var mı?
        Ne demek istediğimi anlıyor olmalısınız, kolları bilerzik dolu, aracın sesini sonuna kadar açan ve araca hava atmaktan başka hiç bir ihtiyacı olmayan kroyu gördüyseniz aranızdaki farkı ve ihtiyacın nasıl bir mesele olduğunu anlıyor olmalısınız. Günümüzde laptop- hatta pek çok iş çeşidine göre internete bağlanabilen cep telefonu sadece gerekli değil dahada ötesi farz hale gelmiştir...

        Sana sorarlar, Allah yolunda ne harcıyazağız;;; Deki ihtiyaç fazlasını...
        -------------------------------------------------------------------------------------------

        Ayrıca Allahın bahsettiği mal biriktirenlerin, senin benim kasamda biriktirdiğimiz kötü gün birikimleri olduğunu sanmıyorum. O mal biriktirenler daha üst tabakadan kaymak yiyen ve ancak gösteriş için üşene üşene hayırda buluna kimse olduğunu düşünüyorum. O biriktirdiği mal kensidine yürek acısı olacak diyor ayette...
        Yani çok lüks ve ihtiyaç ötesi fantaziye kaçmadığı sürece ne araba nede ev gibi ihtiyaçların temini için mal biriktirmek ve bu uğurda çalışmakta bir sorun görmüyorum.

        Dünyadan zevk ve nasip almak da Allahın emridir. Yeterki sınırları gözetmeyi, helal ve haramın ayırdını yapabilmeyi bilelim. Şeytanların adımlarını izlemeyelim. Kendimiz için istediğimiz iyi ve güzel şeyleri diğer kardeşlerimiz içinde istemeyi öprenelim ve paylaşmasını bilelim. Özellikle sarp yokuşlar. ihtiyaç zamanı el tutmak. Bu sadece mal ile yapılmaz, bir köleyi azat etmek, bir işsize hoşuna gidecek güvenceli bir iş bulmak, bir insana eğitim sağlamak, haklı bir insanın hakkı için bildiğimiz doğrulara şahitlik etmek.. v.s.

        Sevmeyi öğrenmek zaman alıyor... Ama hakiki imanın sırrı sevmekten geçiyor, Allah için (kendi istek ve arzularımız için değil demek, başka bir anlama gelmiyor- kendi çıkarlarımıza göre hareket etmemeden, adaletlice) sevmek ve buğz etmek gerek.
        Last edited by hiiic; 17. October 2010, 11:11 AM.

        Comment

        • Miralay
          Uzman Üye
          • May 2010
          • 372

          #5
          Güzel bir soruydu mavera kardeşim. Benim de kafamda aynen bu soru takılır kalırdı. Allah razı olsun sen dile getirdin.
          Ben de bu sorunun cevabını merak edenlerdenim.
          Saygılarımla

          Comment

          • hiiic
            Uzman Üye
            • Mar 2010
            • 1980

            #6
            Yani şöyle diyebiliriz;
            Etrafta aç bebekler varken süt banyosu yapmak için mal (taze süt yada eş değeri menkul kıymet) biriktirene bu yaptığı hareket gönül acısı olacak. ahirette ateşte kızıdırılıp kızdırılıp kendisini dağlayacak v.s.

            Ama araç fiyatları çok pahalı... mesela emeklilik pirimini almış birisi gidiyor tüm pirimi arabaya yatırıyor bu para piyasda çeşitli küçük alanlara değil komple arabaya yatıyor, ekonomik açıdan tam bir ızdırap, araçların yerli üretimi olmayıp ekonomiye katkı yapmaması v.s. hesaba katılırsa büyük bir zarar. Bence çok fazla ihtiyaç yoksa alınmamalı, ama büyük şehirlerde toplu taşımanın bilinçli olarak düzenlenmemesi konusundaki sorumluların mahşerde ne hesap vereceklerini çok merak ediyorum... bizzat bu tür kişilerin ne diyeceklerini açıklamalarını merak ediyorum..

            churcillin bir lafı gibi ; yuvarlanan bir çığda hiçbir kar tanesi suçu üstlenmez. bakalım suçu birbirlerinin üzerlerine atarken, ahirette susun burarı tartışma yeri değil dendiğinde, hakkı yenilene hakkı bu sorumlulardan alınıp verildiğinde onların o bakışlarını çok merak ediyorum, eğer izin verilirse oturup sonuna kadar izliyeceğim... yöneticiliği akıllarınca yapacaklarını sandılar, kendi adamlarını ve kendi çıkarlarını korudular. işler kötü gidince ortada hiçbir sorumlu bulunmuyor.. bakalım kimmiş bunların sorumlusu.. elbetteki hepsi ne kadar ben değilim ben değlim deselerde hepsi birer tırbap yiyecek... hiç birşeyden değilse sadece görevde boş boş oturmaktan, sorunları görmezden gelmekten ve çalıp çırpanı gördüğü ve bildiği halde aman bana dokunmasınlar diye hakkı şahitliği unuttuğu için elbette turpanın yağlı kısımlarının tadına bakacaklar... kötüler için yan cehennem yannnnn sırf daha fazla yabancı araba satılsın diye şirketler bu tür bürokrat ve siyasetçleri parayla satın alıyor,, onlarda hallerinden memnun memnun toplu taşımayı tam bir ızdırap haline getiriyor... HESABI VERİLECEK,,,, bu dünyada verilmedi ahirettte verilecek....
            Last edited by hiiic; 17. October 2010, 01:14 PM.

            Comment

            • Barış
              Uzman Üye
              • Sep 2008
              • 569

              #7
              Selam,

              Böyle durumlarda fetvayı kalbimize sormamız gerek bence Mavera. İhtiyacın nedir, bunu en iyi bilecek kişi sensin. Bu soruyu sorma ihtiyacını duymuş olman, gerekli farkındalığa sahip olduğuna delildir bence. Hepimizin de bu veya buna benzer soruları oluyor.

              Şahsi düşüncem; insanların bir eve sahip olmaları ihtiyaç dahilindedir. Ömür boyu kira ödemek zor ve ekonomik de değil. Arabayı da ihtiyaç olarak görüyorum ama şehir içi ulaşım hiiç kardeşimin dediği gibi düzgün olabilse, şahsen ihtiyaç listesinden çıkarırdım.

              Sen en iyisi kalbine danış Mavera. Bizimkisi şahsi değerlendirmeler sonuçta.

              Selam ve sevgi ile.
              Kimse kimsenin yargıcı değil, olmamalı da zaten..Herkes kendi üzerinde gözetmen ve yargıç olsun..Kendimizi rahatsız edelim, dünyamız değişsin...Belki o zaman huzuru bulmuş benliğimiz başkalarına kendiliğinden ışık saçar../Elif.

              Comment

              • Miralay
                Uzman Üye
                • May 2010
                • 372

                #8
                Araba konusunda ben de sizinle hemfikirim. Şehirlerarası ve şehiriçi metro ağları kurulsa da hiç kimse araba almasa ne güzel olurdu. Ben şahsen hayatım boyunca hiç araba almadım. Nedense o kadar ihtiyacım olduğu halde (hastalık,vs.nedeniyle) araba almak istemedim.

                Ev fiyatları aldı başını yürüdü. Kiralar desen hiiiç kardeşimin başka bir konuda dediği gibi 100 TL'lik ev değerleniyor 500 TL veriyoruz. Ona da güç yetiremiyoruz.
                Ne yapacağımızı şaşırdık vesselam.
                Ev de alsan zarar; kirada da otursan zarar. Küllühüm zarar ziyan.

                Comment

                • hiiic
                  Uzman Üye
                  • Mar 2010
                  • 1980

                  #9
                  Miralay kardeşim, konu özünde medeniyetten geçiyor, halkımızın büyük bir kesimi eğitimsizlik, cahillik v.s. sebeplerle gösteriş meraklısı iken diğer bir kesimide bastırttırılmışlık (askerlik yapan iyi anlar), çaresizlik gibi nedenlerden dolayı hakkını arıyamayıp, birisi çıkıp daha güzelini yapana kadar eldeki kaynakları kullanmaya çalışıyor.

                  Bangır bangır çevre kirliliğinde bahsediliyor ama toplu taşıma araçlarına gerekli yatırım yapılmıyor, bu devletin ne kadar çok parası varki hiç alakasız yerlere, köşke bucağa milyon dolarlar yatırıp restore ettriyorda ihtiyaç içindeki şehirlerin halkları toplu taşınmışlığın konforunu yaşayamıyor. Yani asıl infakı ve malların dağılımını adaletli şekilde yapması gerekenler bu işi düzgün ve kulluk görevine yakışır şekilde yapmazken, sizin benim ayrı parseller halinde yapacağımız infaklardan kime ne fayda gelir..

                  Kuranın en önemli emri Salatı ve Mescitleri gereği gibi ayakta tutamadığımız için, yolculuktan eğitime, güvenli iş den huzurlu emekliliğe, tatilden trizme kadar her kanalda yine sözde kendimizin kurduğu kurumlar, maddenin arkasındaki sırrı (hesap, imtahan) göremeyen kişiler tarafından kişisel çıkarları uğruna görevlerini savsaklayabiliyorlar. Ne Allahın mescitleri olan bu sosyal kurumları ayakta tutabiliyorlar ne de Salatlarını doğru bir şekilde yerine getirebiliyorlar. Yaptıkları herşeyden sorulacaklarını bilemediler mi?

                  Bu günümüzde üniversitelerden devlet dairelerine, hastanelerden mahkemelere kadar hemen her kurumda var. Toplumun huzuru için kurulan kurumların el ense yapmaları kadar kötü birşey yok. Bu kurumlara yönetici vasfıyla çıkanlar acaba nelerine güvenerek aday oldular da çıktılar. Yarın hesap günü yükün en ağırlarını kendilerinin kaldıracağını hiç akıl etmediler mi? Komutası ve denetimleri altındaki yerlerdeki her olumsuzluktan kendilerininde pay alacağını düşünemediler, akıl edemediler mi??? hayır ettiler. ama dünya onları aldattı, oyaladı, bile bile hakkı (kendilerinden) gizlediler... Bazı ayetlerin muhatabı olmamak bile insana şükretmesi için yeter.
                  ---------------------------------------

                  Halkın huzuru için infak edilmesi gereken malları haksızlıkla yiyip içinler,, hiç akıl etmediler mi ki bu adar şey boşuna mı yaratıldı? Bu sorumluluktan sadece kendileri değil kendilerini bilipde bile bile şahitlik etmeyenlerde sorumludurlar.
                  Last edited by hiiic; 18. October 2010, 09:19 AM.

                  Comment

                  • pramid
                    Uzman Üye
                    • Sep 2010
                    • 984

                    #10
                    türklerin beyliği

                    bağ yapma bağlanır kalırsın
                    ev yapma eylenir kalırsın
                    sür sürüyü dağlara beylenir kalırsın.
                    Last edited by pramid; 1. December 2010, 08:40 AM.

                    Comment

                    • nerdogan
                      Katılımcı Üye
                      • May 2011
                      • 39

                      #11
                      Bu ayetle ilgili fikriniz nedir öyleyse?Müşrikliğin alıp başını gittiği bu topraklarda yaşayan koyunlaşırılmış güçsüzlerden olmadık mı biz şimdi?

                      97-98. Kesinlikle meleklerin, kendilerine zulmederlerken vefat ettirdikleri şu kimseler; onlar [melekler], “Ne işte idiniz?” derler. Onlar, “Biz yeryüzünde güçsüzleştirilmiş kimselerdik” derler. Onlar [melekler], “Allah'ın yeryüzü geniş değil miydi, siz orada hicret etseydiniz ya?” derler. Artık, –erkeklerden, kadınlardan ve çocuklardan göçe güç yetiremeyen, yol bulamayan kimseler hariç– işte bunların varacakları yer cehennemdir. Ve o ne kötü gidiş yeridir.

                      Ve açıklama olarak ise,

                      Bu âyetlerde de yine olağanüstü koşullarda mü’minlere düşen görevler konu edilmekte; dinini ve inancını koruyamayacağı bir ortamda bulunup da oradan ayrılmayarak kendisini ateşe atan kimseler uyarılmakta ve müşriklerin baskısı altında olanların inançlarını yaşayabilecekleri yerlere gitmeleri gerektiği belirtilmekte, zulme teslim olanlar kınanmaktadır. İslâm'ı yaşayacak yerler olmasına rağmen, müşriklerin arasında kalmaya devam eden; böylece hem onların baskı ve zulmüne katlanmak zorunda kalan hem de inancını tehlikeye atan kimselerin, Biz yeryüzünde güçsüzleştirilmiş kimselerdik diyerek kurtulamayacakları, onlara, Allah'ın yeryüzü geniş değil miydi, siz orada hicret etseydiniz ya denileceği beyân edilmektedir.

                      Comment

                      • nerdogan
                        Katılımcı Üye
                        • May 2011
                        • 39

                        #12
                        Yani nasılsa tüm bunların suçlusu devlet belediye vs..Öyleyse ben onlara karşı güçsüzün, napayım mecburen araba alıcam ev alıcam tasarruf yapıcam..Yoksa kimse gelecekte bana el uzatmıycak ..Suçlular cehenneme gidince görecek..Napayım bende yaşayıp gideyim ..Demek doğrumu gerçekten..Çoğumuz gerek ailemiz gerekse maddi ve eğitim nedenlerinden büyük şehirlerdeyiz..Ailemizin saadeti için çocuklarımızın eğitimi içi ve geleceği garantilemek için..Ben daha önce ufak bir kasabada yaşadım ve çalışıyordum.Gayet iyi bir gelirim vardı ve fakat kiradaydık..Orada arabaya ihtiyaç yoktu çünkü evden çıkınca 10 dakika yürüyüşle işlerimizi halledebiliyorduk..Çarşı pazar okullar hep yakın bir aradaydı.Araba ancak ticaret yapanlar için şarttı yani..Kiralar düşük ev fiyatları hepten düşüktü..Evlendim İstanbula geldim eşim burada çalışmak zorunda mecbur..Şimdi araba da şart oldu.Ya da ev almak ya da diğer harcamalar..Maalesef..Şimdi burada kimi suçlamalıyım eşimi mi devleti mi kimi?Ya da arabalar çok pahalı ama devlet düşünsün napayım deyip şimdiden paramı kenara yığmaya başlamak ne kadar doğru?

                        Hiç kimse aile düzenini işini eğitimini yarıda bırakıp da çocukların Türkiye gibi bir ülkede kötü eğitim almasını göze alamaz veya zor koşullarda yaşamasını ya da kazançlarının azalmasını yaşadığı evlerinin daha bakımsız olmasını vs vs..Yani kimse şu anki yaşantısından fedakarlık edip de aracın gereksiz ya da ticaret için gerekeceği-eski bir araçtan bahsediyorum- evin zaten çok ucuz olduğu için kolayca alınabileceği, sağlık hizmetleri eğitim hizmetleri belki vasat belki orta olan ufak bir şehre gitmeyi göze alabilir mi..Her türlü gıda ürününün az nufus nedeniyle ucuz olduğu elektriğe az ihtiyaç olan ufak bir köy veya kasaba?Kazancın vasat olur ama harcaman hepten vasat olur..yetmez mi?Kalanlarla da çevrene faydalı olmaya çalışsan..Şikayet edip napayım devlet sorumlu cehennemde yanarken biz de onları izleyeceğiz demek sizce ne kadar doğru ?

                        Comment

                        • hiiic
                          Uzman Üye
                          • Mar 2010
                          • 1980

                          #13
                          nerdoğan kardeşim. 1. olarak bahsettiğiniz ayetin muhatabı, zulüm edenlerin emri altında çalışanlardır. Ayeti arayıp buraya yazmıyorum, ama konuya bütünsel bakınız. firavunun askerlerinden söz eder. bu gün kaddafiye hizmet edip kendi halkına kurşun sıkan aynı ayetin mutabıdır mesela, melekler vura vura canlarını alacak (acıtarak)

                          2. olarak.
                          orada bir cümle gördüm; "çocuklarımızın geleceğini garantilemek" diye
                          buyrun varsa öyle bir imkanınız yapınız. nice iş adamları nice hazine sahipleri bırakın çocuklarını, kendi geleceklerini garantileyemediler...

                          3. olarak.
                          Allahın bizlerin, iyi eğitim almasını, bilgili olmasını, sorgulayıcı ve şüpheci olmasını (bilimsel bakış), zengin olmasını (şükrünü vermek şartıyla), cesur ve her an karşı müdafaya hazır olmamızı (gerekli enstürümanların da hazır olmasını), kısaca fıtratınızda, kafanızdan geçen ideal insan olmanızı emreder..

                          İlgili sureler; yusuf kıssası, ibrahim kıssası, v.s. bol bol okuyun...

                          anlaşılmayan konu, nimetin karşılığını (şükrünü vermek) ve aşırıya gitmemek...
                          şimdi bi konu anlatasım var ama yanlış anlaşılır anlatmıyorum... Allahın verdiği nice nimetler nice hoşnutluklar vardır.. Bunlar günah değildri tersine sevaptır bile! bunları günah sayanlar halkı müslümanları bunalıma sürüklüyor, dinden de hayattan da soutuyorlar.. Allahın verdiği nimeti, ziyneti, zevki kim yasaklayabilir???? sıkıntı sınırı aşmamak ta, haramdan uzakdurmakta... bu hayat çok güzel, hele ölümden sonraki sheyehatlar göreceklerim, yaşayacaklarım beni daha da heycanlandırıyor... tek sıkıntı güneş gibi olan o korkunç yer cehennemden uzakta durmak, bi ondan korkuyorum, yoksa Allah bize karşı çok lütufkar, bütün hoşluk ve güzellkleri önümüze sermiş...

                          lütfen geleneksel yaklaşımın size dayattığı sıkıntılı uyduruk inancı kafanızdan atın... Allahın vahyi önünüzde, zaten samimi ve boyun eğen bir kalple ona yönelirseniz, fıtratınızda hepsi var, doğruyu yanlıştan ayırabilirsiniz.

                          Comment

                          • nerdogan
                            Katılımcı Üye
                            • May 2011
                            • 39

                            #14
                            Sayın Hiiic, sizlerin açıklamaları o kadar bilgilendirici o kadar doğru yönlendirici ki..Alah razı olsun...Ben o soruyu sorarken sırf konu değişsin veya ben aklımı çalıştırdım bakın görün -umarım anlatabilmişimdir- mantığı ile düşünmedim doğrusu..Sadece sürekli bahsettiğiniz geleneksel ve köklü bazı inançlar halen içimi tırmalamakta.Ben surede anlatılan olayları da okudum esasında..Yani yanlış anlaşılmasın bir yerlerde o cümleyi görüp kes kopyala yapıştır yapmadım.Bizzat Kuranda Nisa okurken karşıma çıktı.Aynen dediğiniz gibi Kitap kendi kendini tefsir etse de bahsettiğiniz uyduruk dünya hayatına ilişkin inançlarım beni bir şekilde farklı düşüncelere tuhaf sorgulamalara itebiliyor.Gereksiz yere uç noktalarda dolaştırıyor.Allah bizlerden ne kendimiz ne de çevremiz için "aşırıya" kaçmamamızı istiyor aslında..Ne kendimizi öldürücez ne de çevremizi..Ben bütünsel olarak okuduğumda anlamam gerekeni anladım ancak bu surede takıldım kendimce manalar yükledim ve sonunda bu tuhaf fikirlerin gerçekten kendi hüsn-ü kuruntum olup olmadığını teyit etmek adına da kafamdakileri iyice açıklayarak sizlere sundum.Şükürler olsun ki cevabımı buldum..İlk okuduğumda anladığım manayı teyit ettiniz..Ancak henüz Kuranı layıkıyla okuyup bitirememiş-Okumakla bitmez elbette- henüz kelimelerin manalarındaki derinliği ve tarihin derinliğini çözememiş bir kul olarak maalesef kafamın karıştığı noktalarda sizin de vaktinizi alıyorum..

                            Comment

                            • Miralay
                              Uzman Üye
                              • May 2010
                              • 372

                              #15
                              Selam nerdoğan kardeşim.

                              Hiçbir şekilde vaktimizi almıyorsunuz. Bilakis sorularınıza karşılık verilen cevaplarla bizim de aydınlanmamıza vesile oluyorsunuz.

                              Hepimizin bu foruma girmemizin amacı da bu değil mi? Bilmediklerimizi öğrenmek, yanlış bildiklerimizi düzeltmek.

                              Malesef ki, geleneksel kültür,önceden öğrendiğimiz önbilgi ve önyargılar; hem dinimizi, hem de Kur'anı yanlış anlamamıza neden oluyor.
                              Bu önbilgi ve önyargılarımızı bir kenara atarsak,"herkes bilemez,herkes anlayamaz,O'nu sadece alimler anlar" mantığının da çürüdüğünü görüyoruz.

                              Herkes kendi bildiğinden,anladığından sorumludur. Yeter ki, biz doğruyu,sıratı mustekımi arayalım. Bir vesileyle rabbimiz bize ışığı,doğruyu gösteriyor.Kalbimizdeki,zihnimizdeki pasları arıtarak, olaya daha net bakmamızı sağlıyor.

                              Sağlıcakla kalınız.

                              Comment

                              Working...