Aşık Sümmani

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • Muhabbetci
    Katılımcı Üye
    • Jan 2009
    • 77

    #1

    Aşık Sümmani

    Aşık Sümmani

    Ervah-ı ezelden levh ü kalemden
    Bu benim bahtımı kara yazdılar
    Gönül perişandır alev-i alemde
    Bir günümü yüz bin zara yazdılar


    Sümmani'nin gerçek adı Hüseyin olup, babası Kasımoğulları'ndan Hasan'dır. 1861 yılında Erzurum ili, Narman ilçesi, Samikale Köyü'nde doğmuştur. Kendileri bu köye Kafkaslar' dan gelmişlerdir. Babası köyde çobanlıkla geçimini sağlamakta idi Hüseyin 10-11 yaşlarına geldiğinde, babasıyla birlikte çobanlık yapmaya başladı. Hüseyin'in genellikle danalarını otlattığı yer Ablaktaş'tır: Bir gün Şekerli Düzü' ne hayvanlarını otlatmaya tek başına gider. Hüseyin, kendisine doğru bir atlının geldiğini görür. Atlı, Hüseyin'e selam verir ve adını öğrenmek ister. Çok aç olduğunu söyleyip ondan ekmek ister. Köylerinde nerede misafir olabileceğini sorar. Hüseyin üç arpa ekmeğinin yarısını atlıya verir. O' nun bu cömertliği hoşuna gider ve der ki:

    -Oğul, sana bir dua öğreteyim. Bu duayı kırk gün okuyacaksın. Yalnız yüz tane taş say, cebine koy. Her okuyuşta bir taş atarsın. Duayı kırk gün okur ve son gün Ablaktaş'a gider. Babası ise Cuma namazını kılmak için köyde kalır. Ablaktaş'taki çeşmenin yanında hayvanlarını otlatmaya bırakır. O da namaz kılmaya niyetlenir. Daha önce babasıyla burada namaz kılarlarmış Namaz vaktini anlamak için de kendilerine bir taş tespit etmişler. Güneş taşa isabet ettiği zaman öğle vakti olduğunu anlarlarmış, O gün de babasıyla yaptığı gibi kendisine taşı nişan eder ve Güneş'e bakarken uykuya dalar.

    Uykusunda, çeşmenin başında kırk yeşil güvercin görür. Güvercinler birden kaybolur ve karşısında üç derviş belirir. Dervişler Hüseyin'e abdest aldırırlar ve birlikte namaza dururlar. Hatta bir dörtlüğünde der ki:

    Vardım saf saf olup durmuş divana
    Ben de el bağlayıp geçtim bir yana
    Meylimi bağladım gari sübhana
    O güzel Allah'ı gözler gözlerim...........


    Daha sonra Hüseyin'i ortalarına alıyorlar. Hüseyin bakıyor ki. dervişlerden birinin elinde bir tabla, üç dolu bardak var. Derviş, bunları Hüseyin' in önüne getiriyor ve

    -Hüseyin, bu şerbetlerden bir tanesini iç bakalım.

    diyor. Hüseyin bardakların içindekileri şerbete benzetemiyor. Kendisini kandırdıklarını. Ona içki içireceklerini sanıyor. Ne kadar zorluyorlarsa da içmiyor Bunun üzerine birisi Hüseyin'in ellerini tutuyor. birisi de parmağını bardağa batırıp Hüseyin'in ağzına sürüyor. Tam bu esnada Hüseyin uykudan uyanıyor. Bakıyor ki, ne derviş var ne de şerbet. Fakat ağzında İnanılmaz bir lezzet hissediyor.

    - Öylece bir daha uykuya dalıyor. Uykuda yine karşısına dervişler çıkıyor Tam eline bardağı alıp içmeye hazırlanıyor ki, dervişler şôyle diyor:

    -Oğul, buna aşk badesi derler. Sevdiğin kız aşkınadır. Kızın adı Gülperi'dir. Bedahşah kentinde Şah Abbas'ın kızıdır. Sen Onun. O da senindir. Birbirinize aşık maşuk'sunuz. Dervişlerden biri Gülperi'nin cemalini gösterir. Üç bardak Hüseyin'e. üç bardak ta Gülperi 'ye verirler. Yeşil mürekkeple yazılı bir kitap okuturlar.

    Üç harf okuttular yeşil yapraktan
    Okudum harfini noktasın tek tek.....


    Hüseyin uykudan uyanır ki, ne Gülperi Han var ne de dervişler. Danaları da göremeyince köyün yolunu tutar. Köye varmaya yakın bir atlıyla karşılaşır,

    -Hüseyin, korkma oğlum, sen ereceğine erdin. Bundan sonra senin mahlasın Sümman, dünyada kavuşmak senin için haram, der. Sümmani, anlam olarak "Sonuncu, sona ait" demektir.

    Hüseyin köye varınca annesini,. babasını uyandırır. Babası da ertesi sabah. köylülere, çobanlığı bıraktıklarını söyler. Aradan otuz kırk gün geçer, günler geçtikçe aşkı da ziyadeleşir. Herkes. Onun hastalandığını, cin'e; peri'ye karıştığını sanır. O zamanlar sıra geceleri düzenlenirmiş. Bir akşam babasına yalvarır. gecelere katılmak İstediğini söyler. Babası da dayanamayıp götürür. Sıra Sümmani'ye gelince. bazı kimseler, O'nun çocuk olduğunu söyleyerek atlamak İsterler. Köylülerin teklifini kabul etmeyerek, türkü söylemek istediğini belirtir ve söze başlar:

    Uyandım gafletten oldum perişan
    Bir nur doğdu alemler oldu ürüşan
    Selam verdi geldi üç-beş dervişan
    Lisanları bir hoş sedasın tek tek

    Lisanları bir hoş eyler avazı
    Onlarda mevcuttur ilm-ü el fazı
    Dediler: Vaktidir kılak namazı
    Aldılar abdestin edasın tek tek

    Aldılar abdesti uyandım habran
    Aslımız yapılmış hak ü turabtan
    Üç harf okuttular yeşil yapraktan
    Okudum harfini noktasın tek tek

    Okudum harfini zihnim bu!andı
    Yalelerim göz göz oldu sulandı
    Baktım çar etrafa kadeh dolandı
    Nuş ettim kırkların mahlesin tek tek

    Nuş ettim badesin gördüm rengini
    Tam on sekiz saat sürdüm cengini
    Yar yüzünde saydım üç beş bengini
    Halhalın altında hırdasın tek tek

    Dediler: Sümmani gel etme meram
    Adamı çürütür dert ile verem
    Sen içün dünyada kavuşmak haram
    Hüdam böyle salmış kalemin tek tek


    Koşma bitince köylüler şaşırır. Onun badeli Aşık olduğu anlaşılır. Fakat henüz saz çalmasını bilmemektedir. Babası ile bir gün Erzurum ' a giderler. Burada aşık kahvelerine devam eder. Sazın perdelerini ve tezene tutmasını öğrenir. Her akşam köylüyü toplayıp saz çalar. Günler ayları, aylar yılları kovalar Sümmani köyde duramaz ve sevdiğini aramaya karar verir. Önce KafKaslar'a. oradan İran'a gider. İran- Turan illerini dolaşır. Bedahşah'ı tanıyan, Gülperi'nin adını duyan bir Allah kuluna rastlayamaz Hint, Afgan topraklarına gider. Onun bir gurbeti yaklaşık beş yıl sürmüştür. Günlerden bir gün rüyasında pirini görür. Piri O'na Kırım'a bir geziye çıkmasını söyler. Sümmani yanına sofusunu alıp Kırım yolculuğuna çıkar Kışı Kırımda geçirir. Yaz gelince tekrar köyüne döner. Artık şair, hareket kabiliyetini yavaş yavaş kaybederek duraklama dönemine girmektedir.

    Devrin büyük şairlerinden Erbabi'yi mat eder. Başarıları Erzurum Valisinin kulağına kadar gider. Bir süre sonra. Sümmani Pasof'a gider. Aşığı oradan Suskap köyüne Zülali'nin yanına götürürler. O sırada ünü Kars'ı, Ardahan'ı, Erzurum'u kaplamış olan Aşık Şenlik'te oradadır. Üçünden bir atışma İsterler. İlk sözü Sümmani söyler:

    Adem Sefiyullah makam-ı peder
    Cennet' te ihvan bir kere düştü
    ''Sürün'' dedi, mollam takdir-i kader
    Cennetten dünyaya bir kere düştü


    Şenlik: Hışm-ı nar içinde gülüstan gözü
    İbrahim Safa'ya bir kere düştü
    İsmail' e gelen koç kurban kuzu
    Cennet'ten Mina 'ya bir kere düştü

    Zülali: Türaptan bir avuç hak aldı kaddes
    Bu zemin Ierzeye bir kere düştü
    Beytullah yerine Beytü'l Mukaddes
    Kuruldu Kabe'ye bir yere düştü


    Sümmani'nin esas amacı, Şenlik ile meydan edilmekti. Günün birinde yine Samikale köyünden, Sefili isminde birisi, Aşık Şenlik'in yaşadığı. Kars'ın Çıldır ilçesinin Suhara Köyü'ne gider. Kendisini Aşık Sümmani olarak tanıtır. Fakat mat olup, sazını bırakarak köyüne geri döner. Bu olaydan hemen sonra Aşık Şenlik, Ardahan'a gider. Aşık Sümmani ile Ahmet Onbaşı da Şenlik'İn köyüne gelirler Orada. yöre İçinde önemli bir konuma sahip olan, Haşimoğulları 'ndan Celal Bey ve Şerif Bey'le karşılaşırlar. Her ikisi de, bir süre önce köye gelip kendisini Sümmani olarak tanıtan aşıktan, Onun Şenlik'le yaptığı karşılaşmadan bahsederler. O zaman, Sümmani kendi şanını kurtarmak için Aşık Şenlik'le karşılaşmak istediğini söyler. Şenlik, Ardahan'dan köye çağrılır. Neticede bir araya gelirler. Hem tatlı tatlı sohbetler ederler hem de atışırlar. Sonunda yenişemeyip, kardeş olduklarım ilan ederler. Birkaç gün sonra köyüne geri döner. Fakat zaman Gülperi'yi unutturamamıştır. Köylüleri ona rastlayıp konuşturdukları zaman, O, şu şiirini söyler:

    Ervah-ı ezelden levh ü kalemden
    Bu benim bahtımı kara yazdılar
    Gönül perişandır alev-i alemde
    Bir günümü yüz bin zara yazdılar

    Gönül gülşeninde har oldu deyu
    Hasretlik ismimde var oldu deyu
    Sevdiğim, sevdiğin pır oldu deyu
    Erbab-ı garezler yare yazdılar

    Dünyayı sevenler veli değildir
    Canı terk edenler deli değildir
    İnsanoğlu gamdan hali değildir
    Her birini bir efkara yazdılar

    Nedir bu sevdanın nihayetinde
    Yadlar gezer yarin vilayetinde
    Herkes diyarında muhabbetinde
    Bilmem bizi ne civara yazdılar

    Döner mi kavlinden sıdk-ı adıklar
    Dost ile dost olur bağrı yanıklar
    Aşk kaydine geçti bunlar aşıklar
    Sümmani'yi ''Derkenara'' yazdılar


    Aşık artık gerileme dönemine girmiştir. Bir gece rüyasında Gülperi. işaret almadan gurbete çıkmaması yolunda tembih eder. Bu duruma çok üzülür. Zaman zaman Erzurum'a gidip gelmektedir. Erzurum da bulunduğu günler kahvede otururken arkadaş ve dostları sözü eski günlerden açıp. Sümmani'ye Gülperi ile olan aşkını anlattırmak isterler. Artık ihtiyardır. Sazını eline alıp şu şiirini söyler.

    Tarih seksen dokuz on bir yaşımda
    Cem başımda iş birer birer
    On sekiz yıl sürdü yarin peşinde
    Akıttım gözümden yaş birer birer

    Görmedim dünyada bir şadlık demi
    Geçti civan ömrüm, gülmem encamı
    Her boyun sistemi, feleğin kahrı
    Vurdu her taraftan taş birer birer

    Sümmani'yim hani benim otağım?
    Gün be gün, bulandı dalım, budağım
    Devroldu devranım, çevrildi çağım
    Döküldü dihenden diş birer birer


    Bir gün gençliğini hatırlayıp aşk badesini içtiği Ablaktaş'a gider. Çobanlığı bıraktığından beri buraya hiç gitmemiştir. Orada oturur, uzun uzun düşünür, çalar, söyler. Artık, sadece kahvelerde çalıp söylemektedir. Bu sıralarda, Gülperi de Sümmani'den haber alamadığına üzülmektedir. Bir gün Bedahşah 'tan tellal çağırttırır. Sümmani'yi aratmak için iki kardeş görevlendirir Sümmani'yi bunlara iyice tarif eder. Aradan günler, ay!ar geçer İki kardeş Kafkas taraflarına gelirler. Birden gözlerine bir adam ilişir. Adamlara Sümmani adında birisi aradıklarını söylerler. Adamlar:

    -Biz Onun akrabalarındanız. Sümmani yakında öldü. Gülperi adında bir kızı sevmişti. Bu kızın aşkı için pir elinden bade verilmişti. İşte o vakitten beri. Sümmani Gülperi'nin aşığı olmuştur. Daha ölmeden bir kaç gün evvel rüyasını görmüştü. Günlerce ağladı, son dakikasına kadar Gülperi'nin acılarını çekti. Sonunda Ona hasret gitti.

    İki kardeş, Sümmani'nin ölümüne çok üzülürler. Köye dönerler ve doğruyu Gülperi'ye söylemeye karar verirler. Şah'ın sarayına yaklaşırlar, bakarlar ki bir cenaze kalkmaktadır. Bu Gülperi'nin cenazesidir. Sümmani, Samikale Köyü'nde, 5 Şubat 1915 tarihinde vefat etmiştir.

    Der Sümmani tamam oldu muhabbet
    Biz varalım, siz olasız selamet
    Kalktı bu karyeden çekildi kısmet
    Göründü gözüme yol yavaş yavaş



    Emsal Günaydın
    Incinsen de Incitme!!
  • Muhabbetci
    Katılımcı Üye
    • Jan 2009
    • 77

    #2
    Aşık Sümmani Şiirleri


    (Gel) gönül elinle sana eylim nasihat

    (Gel) gönül elinle sana eylim nasihat
    Bu fâni dünyadan kalk yavaş yavaş
    Cehdet ki doğru yola gidesin
    Canını Cennet'e sal yavaş yavaş

    Kara toprak için bizim zâtımız
    Geçen ululara yeter hepimiz
    Bir gün olur gelir cansız atımız
    Tebdil tedarikin gör yavaş yavaş

    Bir âşık da vatanını satanda
    Garip bülbül dost bağında ötende
    Hak'tan nida gelip vâdem yetende
    Azrail canımı al yavaş yavaş

    Der Sümmani tamam oldu muhabbet
    Biz varalım siz olasız selâmet
    Kalktı bu karyeden çekildi kısmet
    Göründü gözüme yol yavaş yavaş

    Acep hiç mi bahar görmez

    Acep hiç mi bahar görmez
    Toprağı bizim bağların
    Uyanmaz asla göğermez
    Yaprağı bizim bağların

    Her mâhta gelse bir bahar
    Ne saatında gül-i zâr
    Ne gül var ne bülbül ne har
    Otağı bizim bağların

    El bağında açılmış gül
    Gülünde ötüyor bülbül
    Baş göstermiş bir tek sümbül
    Gam dağı bizim bağların

    Cümle bağlar olmuş düzen
    Bahçıvan sen bağda bezen
    Büsbütün harami gezen
    Yığnağı bizim bağların

    Sümmani berdardan gelir
    Ne gelse Settâr'dan gelir
    Âb u zehri mardan gelir
    Pilağı bizim bağların...>>


    Açıldı ihya meydanı

    Açıldı ihya meydanı
    Gelene essalâ bu gün
    Bezl-i vücut için cana
    Salana essalâ bu gün

    Eğer ervah eğer kalam
    Eğer salat eğer selâm
    Açıldı sancağı âlem
    Alana esselâ bugün

    Hakikat ilminin ihyası
    Tecelli lûtfun kimyası
    Bu bahre süren kavrası
    Dalana esselâ bu gün

    Kimi mahzun kimi memnun
    Kimi mahrum kimi mahzun
    Bu demde cura-i kanun
    Çalana esselâ bu gün

    Bu demdedir sahip huruç
    Sümmâniyi olmasın pûç
    Âdû ekberin kılıç
    Çalana esselâ bu gün...>>


    Akıl ermez şu feleğin işine

    Akıl ermez şu feleğin işine
    Kimi zevk-i sefa ziynet bulamaz
    Kimisi düşmüştür mal telaşına
    Kiminin malı çok rahat bulamaz

    Kimisi okumuş kimisi yazmış
    Kimi marifetli cevaplar düzmüş
    Kimisi şekerli taamdan bezmiş
    Kimisi bir parça nimet bulamaz

    Kimisi dokumuş kimisi satmış
    Kimisi anlamış zihnine yatmış
    Kiminin yılkısı dağları tutmuş
    Kimisi binmeye bir at bulamaz

    Sümmani yanmıştır firkate nâra
    Sevda onu koymaz çıksın kenara
    Ona derler niçin gitmezsin yâre
    Hiç demezler Hak'tan ruhsat bulamaz...>>


    Âlemi celbeder emr-i irade

    Âlemi celbeder emr-i irade
    Eğleşmek olmuyor yaran elveda
    Redî gama düştüm hadden ziyade
    Yâr-ı garım sadık ihvan elveda

    Zamanı âhire uğradı müddet
    Kesildi ben için ol istirahat
    Atar yandan yana dâne-i kısmet
    Bezl-i can ettiğim mekân elveda

    Adalette kadim gördüm Faruk'u
    İkrarından evvel gördüm Sıddık'ı
    Gönül talep eder hak ve hukuku
    Sagîr kebir sabi sibyan elveda

    Bir ben değil bütün âlem pür savaş
    Kûtb-i ilâhiden Şem'a bu ateş
    Hasılı akraba kavim ve kardeş
    Gönül ayrı düştü yâren elveda

    Arzum da kârım da ağyara karşı
    Yolunda vermişim ten ile başı
    Emanet silahın toprağı taşı
    Hasılı vesselam her yan elveda

    Sümmani gönlümün âlemde âhı
    Hıfz eyle yanında Kadir ilâhı
    Açıldı biz için hasretlik râhı
    Gönlümde sevdiğim sır can elveda....>>


    Bâdesiz sarhoş olmuşsun

    Bâdesiz sarhoş olmuşsun
    Sen hangi sevdadan gönül
    Ya kime meftun olmuşsun
    Haber ver künyeden gönül

    Sen sana sahip danesin
    Adam ol gül-i rânasın
    Şahinsin sedef danesin
    Doğanda anadan gönül

    Gezer misin sahraları
    Arar mısın Leylâ yâri
    Özünde bul bir şikârı
    Çekil bu sevdadan gönül

    Adam olsan baht ulusun
    Yâr olsan yârin gülüsün
    Hangi bağın bülbülüsün
    Haber ver sabâdan gönül

    Teslim ol her emre inan
    Hal ehlin rengine boyan
    Elverir hayadan uyan
    Şu fi'li fenadan gönül

    Gezme dünyada beyvâna
    Çalış eresin nişana
    Yüzünü döndür Rahman'a
    Ayrılma rızadan gönül

    Memnun et sultanı hanı
    Hoşnut et Gevher Kân'ı
    Ara bu ezel mekânı
    Sefer et dünyadan gönül

    Derviş ol taşı teberi
    Dolanma böyle serseri
    Kaçır sen âdû ekberi
    Tendeki haneden gönül

    Ara Sümmani bir kârı
    Dolanma ağyar diyarı
    Özünde bul bu şikârı
    Yâd etme sineden gönül...>>


    Bâd-ı sabâ sana bir ifadem var

    Bâd-ı sabâ sana bir ifadem var
    Götür bu nâmemi dildâre söyle
    Herkesin derdine odur giriftar
    Bilir bilmez değil izhâre söyle

    Yürü bâd-ı sabâ yar vatanına
    Büst et likâbını düş dâmenine
    Reddeylemek düşmez onun şanına
    Eylesin derdime bir çare söyle

    Bilir bâd-ı sabâ gam vatanlıyam
    Çünkü gözü melül garibanlıyam
    Ciğeri hûn olmuş çeşm-i kanlıyam
    Arz et arz-ı hâlim var yâre söyle

    Arzum var râhında hasret öldürme
    Derdim artır ağlat beni güldürme
    Bu sır sukkâsıdır yâra bildirme
    Fâş etme bir yerde öz yâre söyle

    Sıddık'a Faruk'a Hak yâre danış
    Osman-ı Zinnureyn Haydar'a danış
    Verirseler ruhsat Muhtar'a danış
    Mürüvetkânıdır Hünkâr'a söyle

    Şirindir kadimdir mahbûb-ı dildar
    Kapında yaveri Hazret-i Muhtar
    Damadı Şehriyar ey nur-i Haydar
    Al-bâd-ı sabâdan var yâre söyle

    Sefahat bir derya nedir işaret
    Sümmani cürmüne âh eder elbet
    Bizden sehv ü hata O'ndan mağfiret
    Kelâmın göğçektir Gaffar'a söyle...>>


    Bana himmeti lâ olan arifin

    Bana himmeti lâ olan arifin
    Menfaat madeni zarı kendine
    Aselinden pay vermeyen canlı ne
    Ehl-i hüner etmiş arı kendine

    Bir güzel bağ gördüm hoştur çiçeği
    Bahçıvan bilmez mi burcu göçeği
    Bağın bâr vermektir asıl gerçeği
    Zahmeti ne için barı kendine

    Gül odur ki çar etrafı harlana
    Şeydâsı başında geze zârlana
    Tüccar odur gulamlar barlana
    Neye benzer erin kârı kendine

    Gül dalında bülbüllüğe zağ olsa
    Bülbül mü demeli şeydâ yok olsa
    Her ne kadar cebin cesim dağ olsa
    Verir tipi boran karı kendine

    Sümmani ne demden verdin rivayet
    Bilene ibrettir bilmeze sohbet
    İster hesna olsun isterse hoyrat
    Herkesin mahremdir yâri kendine...>>


    Benim yazım bilmem ak mı kara mı

    Benim yazım bilmem ak mı kara mı
    Hiçbir tabib sağaldamaz yaramı
    Yüksek yüksek dağlar almış aramı
    Kavuşmamız oldu muhal ağlarım

    Kanadım yok uça uça varayım
    Dağlara taşlara bir sorayım
    Mümkün değil artık yüzün göreyim
    Yâdıma geldikçe bu hal ağlarım

    Derdim gamım ey Sümmani tükenmez
    Acılaştı hayat meyvası yenmez
    Gönül evi yıkılmıştır şenlenmez
    Hayatımı sarmış melal ağlarım...>>


    Bî namaz dost olabilmez

    Bî namaz dost olabilmez
    Dostuna düşman gezer
    Sureti âdemdir amma
    İdrakinde hayvan gezer

    Nice ki hayatı vardır
    Kalıbında insan gezer
    Kilâbı lahmından berbat
    Cesedi bfnamaz gezer

    Derûni şehrine baksan
    Vesveseler otağıdır
    Vechinde biten tüyleri
    Ardıçların yaprağıdır

    Nerde bir mazarrat iş var
    Sarılır da şikâr eder
    Der Sümmani merduddandır
    Hücceti bî namaz gezer...>>


    Bilmezsin ilm ü ibare

    Bilmezsin ilm ü ibare
    Lisanda mahzun olursun
    Bir ibare bir dubâre
    İrfanda mahzun olursun

    Sen sana bak eyle yazık
    Tebdil tutup al sen azık
    Sefinen çıkarsa bozuk
    Deryada mahzun olursun

    Sen sana bak eyle nazar
    Sen sana bak kime benzer
    Sermayesiz açma bazar
    Dükkânda mahzun olursun

    Refik olursan hizana
    İşin uğramaz düzene
    Tohum ekersen hozana
    Harmanda mahzun olursun

    Sümmani söyler eş'arı
    Her yerde açmaz esrarı
    Benim demezse muhtarı
    Divanda mahzun olursun...>>


    Bir adam başına mürit olamaz

    Bir adam başına mürit olamaz
    Varıp bir kâmile danışmayınca
    Candan geçmeyince canan bulamaz
    Gönül her eşyaya karışmayınca

    Kâmiller sevmezler kendi payesin
    Onlar kaldırmışlar dünya riyasın
    Kimse bilmez hiç kimsenin mayasın
    Onla kalkıp düşüp konuşmayınca

    Sümmaniyem görmedim hiçbir sefa
    Her sefa dalına konmuş bin cefâ
    Her ne istedinse yokdurur vefa
    Tarikat kulpuna yapışmayınca...>>


    Bir dem kararın yok dağlar başında

    Bir dem kararın yok dağlar başında
    Nice bir Mecnun'a dönersin gönül
    Cümle halkı âlem kendi işinde
    Sen aşkın nârına yanarsın gönül

    Cevherini her sarrafa satmazsın
    Gece gündüz gamda yanıp yatmazsın
    Belli bir mekânda karar tutmazsın
    Her dem daldan dala konarsın gönül

    Bülbüle işaret olsa gülünden
    Güzel güzel mâni söyler dilinden
    Hecrâi bfvefâ yârin elinden
    Zehri nûş eyleyip yanarsın gönül

    Sümmani bilmedin ceşm-i siyahı
    Kendine yâr etme zâr ile âhı
    Yükseklere çıkıp gâh ü bfgâhı
    Gâh olup alçağa inersin gönül...>>


    Bir dilbere müptelâyım ezelden

    Bir dilbere müptelâyım ezelden
    Derd ü gama kattı âh u zâr beni
    Ciğer kebap oldu ne gelir elden
    İflah etmez daha intizar beni

    Bana derler ateşin yok közün yok
    Daha yâr yanında senin yüzün yok
    Yokladım kalbimi bir kem sözüm yok
    Yâre şekva kılmış ruzigâr beni

    Aradım bulamadım kendime mekân
    Nerde bir gül görsem etrafı diken
    Bende bu âh yârda o baht var iken
    Korkam hasret koya kara yer beni

    Sümmâniyem kendi kendim üfledim
    Şadlık taksiminde yattım ufladım
    Yârin fikir defterini yokladım
    Bundan sonra yazmış ihtiyar beni...>>


    Bir dilberin mecnunuyum

    Bir dilberin mecnunuyum
    Cesette canı yandırır
    Ben derdimin meftunuyum
    Bilse Lokman'ı yandırır

    Mürüvvet kanidir huyu
    O yâr daim sever hû'yu
    Likâbından çıkar mûyu
    Şemsi tabanı yandırır

    Kim o yârin yarasında
    O kalmaz yüz yarasında
    İki kaşın arasında
    Olan irfanı yandırır

    O hûba yanan âşıkan
    Gözüne hor olur cihan
    O dilberde olan nişan
    Huri gılmanı yandırır

    O hûbân Ali Ekber'dir
    O mahbub zâtı serverdir
    O dilber nuru berdârdır
    Ehl-i imanı yandırır

    Kapında zayıf Sümmani
    Lütfundan gözler ihsanı
    O sultanın arzumanı
    Kün fe-yekûnu yandırır...>>


    Bir gönülde meşk olursa Hûda'sı

    Bir gönülde meşk olursa Hûda'sı
    Konar ol gönüle aşkın noktası
    Mahbubuna uygun olsa odası
    Gönül mahbubundan vaz nice gelir

    Âşık olmadım ki nazı bileyim
    Kovanda arı yok güzü bileyim
    Ganem yok sürüde yazı bileyim
    Neden idrak edem yaz nice gelir

    Abdallar giyer mi mesti papucu
    Sümmani der cana mahbub sancı
    Mahbub sarabilmez tambur çalıcı
    Huzuru mahbuba saz nice gelir...>>


    Bir güzel seyrettim yeni Tafta'da

    Bir güzel seyrettim yeni Tafta'da
    Boyu selvi yanakları al gelin
    Hiçbir yerde karar kılmaz haftada
    Boyu selvi yanakları al gelin

    Ne gökçek yaratmış anı Hiidası
    Nezâket beslemiş hanım anası
    Cennette huriye benzer siması
    Boyu selvi yanakları al gelin

    İnsan yerde gezer kuşlar havada
    Göğsün düğmelemiş eller havada
    Senin gibi hiç bulunmaz ovada
    Boyu selvi yanakları al gelin

    Sümmaniyi sen eyledin yolundan
    Bir cevap vermedin nazik dilinden
    Bir su ver içeyim kibar elinden
    Boyu selvi yanakları al gelin...>>


    Bir menzile başa kadar varmasan

    Bir menzile başa kadar varmasan
    Sen o yola kervan olsan ne fayda
    Bir dilberin sinesine konmasan
    Hayal ile mihman olsan ne fayda

    Bir yazı ki kara olur kalemde
    Sözü hor görünür her bir kelâmda
    Bir güzel ki seni sevmez âlemde
    Ya sen ona hayran olsan ne fayda

    Arâbî Farisf dilin olmasa
    Bülbüle münasip gülün olmasa
    Asla bir meslekte elin olmasa
    Dava ile sultan olsan ne fayda

    Deli gönül bir isyandan beridir
    Bir ah çeksem dağı taşı eritir
    Her bir güzel bir yiğidin yâridir
    Elin güzeline baksan ne fayda

    Sefil Sümmani gel Hakk'ı zikreyle
    Verdiği nimete daim şükreyle
    Yaman kişi ta ezelden fikreyle
    Başa geçip pişman olsan ne fayda...>>


    Bir nâme yazayım şâh-ı cânâna

    Bir nâme yazayım şâh-ı cânâna
    Dîr olmasın âh ü feryada gelsin
    Diler ise kurban olam ben ona
    Koçak kuzu gibi feryada gelsin

    Kâr etti canıma hasretin âhı
    Bulmadım çaresin azmetti râhı
    Gönül talep eder o vech-i mâhı
    Beni derde salan Leylâ da gelsin

    Der Sümmani yaşım döndü Fırad'e
    Öyle kalem çalmış emr-i irâde
    Her kim yetirirse beni murada
    Dilerim Cennet-i Âlâ'da gelsin...>>


    Bir vefasız dilber aldattı beni

    Bir vefasız dilber aldattı beni
    Serimi sevdaya saldı eyvah ey
    Yine tazelendi eski yaralar
    Düşmanlar halime güldü eyvah ey

    Ben sana ne dedim ey kaşı keman
    Şâd ettin cihanı dillere destan
    Gülşeni hüsnünde bağı gülistan
    Gülden dudakların güldü eyvah ey

    Sümmani bîçâre kadrin bilen yâr
    Çok mu çekeceğim derdin yalan yâr
    Evvel benim ile deyüp gülen yâr
    Şimdi ırak yerde kaldı eyvah ey...>>


    Bu fâni dünyayı ziynet etmeden

    Bu fâni dünyayı ziynet etmeden
    Yarattı fazlından nuru bir Hüdâ
    Mağrip meşrik zemin semâ dört köşe
    Altı günde bina kurdu bir Hüdâ

    Fâl içinde affeyledi Yunus'u
    Fark etmedi gece ile gündüzü
    Hak yaratmış Ay'ı Gün'ü yıldızı
    Bu dünyanın şölvekârı bir Hüdâ

    Sümmani aşk ile eyle bir adet
    Yedi tamu vardır sekiz de cennet
    Yaratmıştır yetmiş iki mahlûkat
    Aziz kıldı Peygamber'i bir hüdâ...>>


    Bu gün vardım dost bağına

    Bu gün vardım dost bağına
    Ne hoş gelir cûşun bülbül
    Açılmış güller müzeyyen
    Ya nedir telâşın bülbül

    Bülbülün çektiği zardır
    Arada vasıta hardır
    Hakk'ın dört bin ismi vardır
    Sende mevcut meşki bülbül

    Bini Tevrat'ta beyandır
    Bini Zebur'da ayandır
    Dört kitapta dört bin tamdır
    Dumanlıdır başın bülbül

    Bülbülün ne fikri vardır
    Daim hamdi şükrü vardır
    Dört bin isme zikri vardır
    El zanneder bir kuş bülbül

    Bülbülün çektiği âhdır
    Aşkın sırrına agâhtır
    Muradı Celâlûllah'tır
    Akar gözden yaşın bülbül

    Sen bülbülsün doğru rahta
    Arzun var Cemâlûllah'ta
    Artar feyzin sehergâhta
    Kimse bilmez işin bülbül

    Bülbül ne hayal hâbında
    Nûşi var aşkın âbında
    Daim sen rıza babında
    Sümmani olsa eşin bülbül...>>


    Bu ne esrar idi bu ne gam idi

    Bu ne esrar idi bu ne gam idi
    Azat eyle beni divan aşkına
    Doksan dokuz dert sinemde tam idi
    Derde dert artırır Lokman aşkına

    Varıp yalvarayım vezir ü hana
    Valinin korkusu kâr etti cana
    Ya katleder ya da atar Taşhan'a
    Bahrin garip garip zindan aşkına

    İfadeye layık yoktur lisanım
    Ihâfe burcunda titreşir canım
    Öldüğüme gam yemem gözler cananım
    Affeyleyin ol civanım aşkına

    Kulundur Sümmani eyle merhamet
    Sahabet kanisin gözle mürüvvet
    Dilersen affeyle dilersen cellât
    Lutfeyleyin Keremkan'ın aşkına...>>


    Bugün cana tesir eder

    Bugün cana tesir eder
    Devri devranı bağların
    Saz gelince gûsse gider
    Benim hayranı bağların

    Demi vakti sebâlardan
    Devir al abalardan
    Der kenar olmuş şıtâdan
    Gelmiş ihsanı bağların

    Ne demdir dost bârigâhı
    Kimi güler kimi âhı
    Bezetmiş Kadir İlâhı
    Güler yeksanı bağların

    Bağı kayıran baht ulu
    Var mı serde dostun gülü
    N'olur olsa bir bülbülü
    Gulâm Sümmani bağların...>>


    Ciğeri hûn oldu rahmi mâderin

    Ciğeri hûn oldu rahmi mâderin
    Bu hale müşterek sulb-i pederin
    Tamam beş mâh oldu yoktu haberin
    Bir sihhat haberin vatana gönder

    Kardeşin ahbabın kılmaktadır zâr
    Bilmem ara yerde küskünlük mü var
    Yoksa terk-i vatan etmek mi efkâr
    Kebirin unuttun sübyanan gönder

    Mevlâ kula vermiş iradesini
    İhtiyar eylemiş müsadesini
    Dinle bu evragın ifadesini
    Akşam gelir sabah yaz bana gönder

    Sümmani bu derde olmuştur mecnun
    Sizler ne fikirde ne hâle meftun
    Sebeb-i vücudun istersen memnun
    Bir sihhat haberin atana gönder...>>

    Incinsen de Incitme!!

    Comment

    • Muhabbetci
      Katılımcı Üye
      • Jan 2009
      • 77

      #3
      Çoktan beri terk-i vatan olmuşum

      Çoktan beri terk-i vatan olmuşum
      Diyarı gurbette candan usandım
      II kahri çekmeden ömrüm hiç oldu
      Aktı çeşmim yaşı nemden usandım

      Deli gönül ister dağları aşa
      Dünyada ne kaldı gelmemiş başa
      Benim gam yükümü yüklesem taşa
      Taş da dile gelir senden usandım

      Canım kurban olsun merdoğlu merde
      Benim emeklerim hiç oldu nerde
      Sümmani göç eyle durma bu yerde
      Ay yıl hafta değil günden usandım...>>


      Deli gönül ile düştük bir cenge

      Deli gönül ile düştük bir cenge
      Hikmeti sorulmaz iştir bu gönül
      Günden güne girer her türlü renge
      Bazı solar bazı kumaştır bu gönül

      Bazı yelkenini derin yürütür
      Bazı âh vah ile ömrün çürütür
      Bazı lâle sümbül çiçek bürütür
      Bazı pus dumandır kıştır bu gönül

      Bazı seyre çıkar hûb seyranlanır
      Bazı nefse uyar pek bühtanlanır
      Bazı yoksul düşer perişanlanır
      Her derde ey gedâ baştır bu gönül

      Sümmani dünyada sen çekme yası
      Allah de şilinsin kalbinin pası
      Göğsüne dayanır ecel pençesi
      O zaman yoklarsın boştur bu gönül...>>


      Deli gönül sana bir öğüdüm var

      Deli gönül sana bir öğüdüm var
      Eski dostu düşman olur yiğidin
      Yokla kendi özün gafletten uyan
      Eski dostu düşman olur yiğidin

      Dost zamanı deryasını boylama
      Utanırsın kemliğini söyleme
      Düşman değil dosta bile söyleme
      Eski dostu düşman olur yiğidin

      Elem gelse bir yiğidin özüne
      Söylemesi yeğdir yârin yüzüne
      Uymamak gerektir kendi sözüne
      Eski dostu düşman olur yiğidin...>>


      Derdime tabibsin sevdiğim dilber

      Derdime tabibsin sevdiğim dilber
      Koyma melûl mahzun bfçâre beni
      Yoktur dü cihanda sen gibi dilber
      Meylim müştak etme gayrete beni

      Saadet tacısın ey nûr-ı server
      Damadın Şehriyar sâkil-i yaver
      Yoktur bir taksimde böyle bir defter
      Kaydeyle deftere fukara beni

      Bakma Sümmaniye bağbancı deyu
      Unutma sözünü yalancı deyu
      Şehr-i abâ değil talana deyu
      Vâris et bin memur hisare beni...>>


      Dertsiz iken dert ehlinden dert aldım

      Dertsiz iken dert ehlinden dert aldım
      Aşkın ocağına göz baka baka
      On birinde ben ustamdan vird aldım
      Gûş verdim kâmile söz baka baka

      Lâleyi sümbülü giyinmiş dağlar
      Gitti şitâ geldi müzeyyen çağlar
      Uyandı seçerler bezendi bağlar
      Tutmadı gönlümüz söz baka baka

      Kan ağlar dideler nem ile geçti
      Arzu'sun bulanlar dem ile geçti
      Şu bizim tecelli gam ile geçti
      Konmadı gönlüme saz baka baka

      Canan der ki maksud ile görünmez
      Perişan bağımın gülü derilmez
      Yâr der ki Sümmani murada ermez
      Usandım canımdan göz baka baka...>>


      Dertsiz iken dert elinden dert aldım

      Dertsiz iken dert elinden dert aldım
      Bu aşkın bahrina daldıktan sonra
      Alevlendim ateşlendim alıştım
      Bu seri gavgaya saldıktan sonra

      Sevda bana ne pazarı gösterdi
      Miratından yâr-ı garı gösterdi
      Bu senindir bir nigârı gösterdi
      Fikrim taştan taşa saldıktan sonra

      Gül dalında yattım yurdu artırdım
      Gül soldukça yine sesi artırdım
      Divan devroldukça derdi artırdım
      Sabâdan bir haber aldıktan sonra

      Hayatında nedir sabahın bendi
      Hebadır o huyun yoktur menendi
      Ya getirir nâme o yârin kendi
      Bizde nöbet müddet dolduktan sonra

      Fehmeyle Sümmani göresin yâri
      Hayatında gizli sırrı esrarı
      Uzun yıllar terk ettin mi diyarı
      Davet kabul olmaz geldikten sonra...>>


      Devrân-ı âlemi seyran ederken

      Devrân-ı âlemi seyran ederken
      Bir sam esti geldi koku tersine
      Baktı çar etrafa cevlan ederken
      Attı felek bana oku tersine

      Bu aşkın râhına girdim piyade
      Canan beni mecnun etti rüyada
      Dedim bin tabibe kıldım ifade
      Yarama vurdular yaktı tersine

      Olmadım dünyada şad u bahtiyar
      Geçti taze ömrüm oldum ihtiyar
      Yârdan nâme geldi bana bergüzâr
      Diyor bu nâmeyi oku tersine

      Âşıklar her zaman maşukun över
      Güzeli dünyada kim olsa sever
      Sümmani kiminin ikbâli yaver
      Kiminin dolanır çarkı tersine...>>


      Dilerdim taşrada bir bağ becerem

      Dilerdim taşrada bir bağ becerem
      Mükemmel göstermiş bâr bizim evde
      Aradım ki yâri nerde bulayım
      Derim fikir eyledim zâr bizim evde

      Derden merhem umma mecruh ayrıda
      Yâri garın gider bu gussa gide
      Ne bülbülem gül ararım gayrı da
      Gül ile beraber hâr bizim evde

      Sevdiceğim nihan etmiş şölvesin
      Tahammül var mı ki çekem cilvesin
      Yâri seven elbet çeker çilesin
      Hicran merak firkat zor bizim evde

      Lâyık mıdır ben hâcelet edelim
      Var iken dû çeşmim alil gidelim
      Her nefeste mazarrat ettim n'edelim
      Sen sene sahip ol kâr bizim evde

      Acep kimler ahvalinden memnundur
      İdrak edüp iş bu hale meftundur
      Cengi cidal olmuş ruhum mahzundur
      Âdû ekber nefis kör bizim evde

      Hangi edvarından bilinmez şadım
      Ne mahremem ne yabancı bilinmez
      Sîrette surette Islâmdır adım
      Mürüvet mi bulunur şer bizim evde

      Havf u recâ aman münacat benden
      Arzeyle ihâfe ayırma tenden
      Der Sümmani kerem hidâyet senden
      Yetiş ki talan var yâ bizim evde...>>


      Dinle beni bir nasihat edeyim

      Dinle beni bir nasihat edeyim
      En iyi dostundan sakın sen seni
      Dünyanın bozulmaz mânası budur
      En iyi dostundan sakın sen seni

      Gelir senin ile güler dost olur
      Kul kusursuz olmaz kusurun bulur
      Sakın ondan sana bir kemlik gelir
      En iyi dostundan sakın sen seni

      Sümmaniyem bunu böyle söyledim
      Soyunup eğnimi üryan eyledim
      Başıma geldiği için söyledim
      En iyi dostundan sakın sen seni...>>


      Dinleyin ağalar tarif edeyim

      Dinleyin ağalar tarif edeyim
      Melekler şahını rüyada gördüm
      Eşrefi saatte lûtfu kadim şah
      Bir mübarek leyli cumada gördüm

      Baktım cemâline gözüm kamaştı
      O saatte aklım başımdan şaştı
      Çobana yöneldim kanadım açtı
      Pervâzı telliyi hummada gördüm

      Sümmani sözünü söylüyor ezel
      Mürşitler bağından dökülmez gazel
      Hazert-i pfrlerden bana bir güzel
      Kendisi bir melek şimalde gördüm...>>


      Dost bağında bülbül gibi

      Dost bağında bülbül gibi
      Öten gelsin bu meydana
      Gül için canını nâra
      Atan gelsin meydana

      İçtim aşkın badesini
      Gözlerim firadesini
      Cihanda âr perdesini
      Yırtan gelsin bu meydana

      Gel kalma hayal hâbında
      Nûşum var aşkın âbında
      Yunus gibi dost bağında
      Öten gelsin bu meydana

      Mürit can verir pîrine
      Erse Bektaşi sırrına
      Sakal bıyık birbirine
      Katan gelsin bu meydana

      Aşık geçmez maşukundan
      Gözler rıza-yı babından
      Mest-i kadehin kulpundan
      Tutan gelsin bu meydana

      Müştakım ol pûr kemâle
      Meftunam nûr-i cemâle
      Dünyalık malı bir pula
      Satan gelsin bu meydana

      Gönül yârin civarında
      Sümmani hulûs babında
      Yunus gibi dost bağında
      Yatan gelsin bu meydana...>>


      Dünya bir eyersiz at

      Dünya bir eyersiz at
      Bunu bilip süren var mı
      Hiç kimseye vermez murat
      Muradına eren var mı

      Dünya nicesin sevk eder
      Kimi gelir kimi gider
      Gidenler de ah vah eder
      Gidip geri gelen var mı

      Dünya gösterir zevkini
      Gün be gün aldatır seni
      Çekerler bir gün kervanı
      Yazık oldu diyen var mı

      Güvenme ki devletim çok
      Anın sana faydası yok
      Azrail'den yiyersin ok
      Cerrah gelir yaran var mı

      Sümmaniyem ettim karar
      Hüdâ'm verdi bana ikrar
      Gün be gün eyledim zarar
      Derler bana kârın var mı...>>


      Dünyalıktan halim sorar bazısı

      Dünyalıktan halim sorar bazısı
      Bizde sîm yerine emraz bulunur
      Böyle imiş alnımızın yazısı
      Elimizde bir kırık, saz bulunur

      Âşıklar beyhude gurbeti gezer
      Eloğlu ariftir ne olsa sezer
      Güzellerde vefa bizde sîm ü zer
      Ne kışın bulunur ne yaz bulunur

      Sümmani kıssadan hisse bu pendin
      Bu aşkın nârına yandıkça yandın
      Sakın bir kimseye inanma kendin
      Doğru arar isen pek az bulunur...>>


      Eğer oğlum isen erlik babında

      Eğer oğlum isen erlik babında
      Hisarın muhkem yap çölen sahip ol
      Gelir gayrı kurutulur hep nemin
      Derya olamazsan gö'len sahip ol

      Erler hanesinde semâlar yanar
      Katresin nûş eden mestane kanar
      Bağından beceren gül solmaz sanar
      Ehl-i bahçıvansan gülen sahip ol

      İhtiyarın say'ı gayret sendedir
      Himmet erenlerde hizmet sendedir
      Eğer sevap eğer zillet sendedir
      Uğratma lekeye dilen sahip ol

      Fikretme âlemi deme ne haldir
      Kendi kendin bilmek ehl-i kemâldir
      Kendi destin bûs et başına kaldır
      Aşık isen kendi halen sahip ol

      Arzudan bihaber imdada bakma
      Senden geri kalan imdada bakma
      Hayatta kör gidip evlâda bakma
      Fırsat elde iken malen sahip ol

      Sümmani hebaya ciğerin yakma
      Kavl-i inat ile sözsüze çakma
      Sağ yârdan ayrılıp ağyâre bakma
      Düz kapısı vardır milen sahip ol...>>


      Ehl-i aşkın şiddetini nârını

      Ehl-i aşkın şiddetini nârını
      Kerem gibi yananlara sor bilir
      Abdallar terketmiş dünya malını
      Behlül gibi divâneye sor bilir

      Baykuş bu dünyadan lezzet alamaz
      Bu dünyadan giden geri gelemez
      Lokman Hekim gelse çare bulamaz
      Bu derdi sen Süleyman'a sor bilir

      Sümmaniyim akıl başta serseri
      Ben deli değildim sen ettin deli
      Evliyalar enbiyâlar serveri
      Yeri göğü yaratandan sor bilir...>>


      Ehl-i hakikatte arif olanlar

      Ehl-i hakikatte arif olanlar
      Gösterir âlemde yol yoldan ince
      Cevapta mücevher zarif olanlar
      Feyzi hürrem olur hal haldan ince

      Kalb bir şehr-i şandır çardır memuru
      Arşa direk oldu müminin duru
      Kalbinin ziyası vechinin nuru
      Gökten huruç eder hilâlden ince

      Der Sümmani râh-ı Hakk'a varsalar
      Köşe-i vahdete karar kılsalar
      Bir kılı tam kırk yerinden yarsalar
      And içerim olmaz kemâlden ince...>>


      El ele vermiş de gelen güzeller

      El ele vermiş de gelen güzeller
      Bir Tanrı selâmı vermez misiniz
      Mevlâm sizi süs için mi yaratmış
      Biz gel demeyince gelmez misiniz

      Gurbete gidenler azığın alır
      Kimisi giderde kimisi kalır
      Kimi sevap için Kabe'ye varır
      Kabe kapınızda bilmez misiniz

      Karadır kaşınız yaydan nic'olur
      Bugün dünya yarın ahret nic'olur
      Bir gönül yapması yüz bin Hac olur
      Siz gönül yapmasın bilmez misiniz

      Sümmaniyim ey dil yâre n'iderim
      Başım alıp diyar diyar giderim
      Yarın mahşer günü dava ederim
      Giz mahşer yerine gelmez misiniz...>>


      El uzattım bir şikâra

      El uzattım bir şikâra
      Ne çözer ne çözülürüm
      Şikâr bende ben şikârda
      Ne sezer ne sezilirim

      Bu şikârın şekli rumuz
      Bunu bilmez aklı müflis
      Sende de bende de topuz
      Ne ezer ne ezilirim

      Sümmani nin matlubu mim
      İkaz eder adamı cim
      Hem makineyim hem de sim
      Ne süzer ne süzülürüm...>>


      Eller bülbül olmuş yârin bağına

      Eller bülbül olmuş yârin bağına
      Bize o gülşene çıkmak göründü
      Bir türlü ermedim dost otağına
      Dem be dem bedene kıymak göründü

      Dünyada görmedim bir şâdlık demi
      Bahr-i ceyhun olmuş gözümün nemi
      Bunca yıl besledim bu bedenimi
      Artık bundan böyle yıkmak göründü

      Sümmani sâdık ol dönme bu işten
      Ezel nûş eyledin câm-ı elestten
      Cananım bir kuştu uçtu kafesten
      Bize peşi sıra bakmak göründü...>>


      Ervâh-ı ezelde levh-i kalemde

      Ervâh-ı ezelde levh-i kalemde
      Bu benim bahtım kara yazdılar
      Gönül perişandır devr-i âlemde
      Bir günümü yüzbin zara yazdılar

      Bulmadık şâdlığın iradesini
      Çekerim bu gamın ziyadesini
      Herkes dosta verdi ifadesini
      Bizimkini rüzigâra yazdılar

      Aşka benimle eyler daim kıl ü kâl
      Daha sabretmeye kalmadı mecal
      Derdim taksimdara kıldım arzuhal
      Dedi ki öz bahtım kara yazdılar

      Gönül gülşenimde hâr oldu deyu
      Hasretlik cisminde zâr oldu deyu
      Sevdiğim sevdiğin pîr oldu deyu
      Erbâb-ı garazlar yâre yazdılar

      Nedir bu sevdanın nihayetinde
      Yâdlar gezer yârin vilâyetinde
      Herkes diyarında muhabbetinde
      Bilmem bizi ne civara yazdılar

      Kadrimi bilmeze eyledim minnet
      Derdimi artıran görmesin cennet
      Sarraflar verdiler yâre bin kıymet
      Benim kıymetimi nere yazdılar

      Döner mi kavlinden sıdk-ı sâdıklar
      Dost ile dost olur bağrı yanıklar
      Âşık kaydına geçti bunca âşıklar
      Sümmaniyi bir kenara yazdılar...>>


      Evvel baharda açılır

      Evvel baharda açılır
      Gonca gonca gülün dağlar
      Can ile serden geçilir
      İçildikçe mû'lün dağlar

      Arayı arayı buldum
      Sana indim ârâm buldum
      Ziyaret etmeğe geldim
      Memleketin ilin dağlar

      Gözüm yıldızlara bakar
      Önümüze duman çöker
      Cûş u hûruş edip akar
      Boz bulanık selin dağlar

      Yaradan halk etmiş nazar
      Gönül aşk deryasını gezer
      Koçyiğitler kervanı bozar
      Kerbelâdır yolun dağlar

      Goncadır güllerin solmaz
      Yârinden ayrılan gülmez
      Sümmani der tâbir olmaz
      Açılmış bülbülün dağlar...>>


      Evvela kendini fehmeden insan

      Evvela kendini fehmeden insan
      Derûnunda olan noksanı tartar
      Bulursa bir yerde bir ehl-i irfan
      Dosta müştak olan insanı tartar

      Akılda münevver dû çeşmi ayık
      İster âlim olsun ister meşâyık
      Güzel lâzım ola güzele lâyık
      Güzeller nutk eden lisanı tartar

      Sümmani aldın mı dilberden nişan
      Aklından zairsin fikrinde noksan
      Maşuktan âşığa yetişse insan
      Hasılı vesselam her yanı tartar...>>


      Ezel bahar gelse cebel dağlara

      Ezel bahar gelse cebel dağlara
      Lâle mor menekşe bitmek içindir
      Bülbül figan eder inin bağlara
      Gönül goncasını dermek içindir

      Bu dünya fânidir ezelden fâni
      Bugünün varlığı gör yarın hani
      Hak bize vermiştir akıl lisanı
      Kendine ibadet etmek içindir

      Der Sümmani deli gönül lök olmaz
      Geien gider bu dünyada mülk olmaz
      Can emanet bu gövdeye yük olmaz
      Gelmişiz dünyaya gitmek içindir...>>


      Gel gönül göç eyle dâr-ı fenadan

      Gel gönül göç eyle dâr-ı fenadan
      Açılmış makamı gülü Cennetin
      Çünkü bir vefa yok yalan dünyadan
      Bezenmiştir her tarafı Cennefin

      Ne güzel halk etmiş yaradan Tanrı
      İslâm olanlara nasip et bari
      Altundan gümüşten burc-ı hisarı
      Tabaka tabaka yeri Cennefin

      (Her) ne kadar meth etsem o kadar yüce
      Bilmeyen cahile gelir netice
      Şavkından durulmaz yok gündüz gece
      Her yana şevk verir nuru Cennefin

      Muhammed'dir Hakk'ın hak dürdanesi
      Kurulsun şemalar aşk pervanesi
      İki kerpiçtendir onun binası
      Mücevherdir çar tarafı Cennefin

      Her mümine yetmiş huri azından
      Doymak olmaz her birinin nazından
      Ballar akar bismilâhın gözünden
      Zülâllanmış ol Kevser-i Cennefin

      Onları saranlar alırlar tadı
      O zaman açılır gönlümün şadı
      Ebubekir Ömer Osman Haydan
      Dört ismi var aşikâre Cennet'in

      Amelde zayıfım gayet pek naçar
      Cennet'in kapısın ganiler açar
      Idris nebi orda hülleler biçer
      Ne güzeldir hülleleri Cennet'in

      Sümmani neylesin kisb u kemâli
      Kemâlsiz dünyada neylersin malı
      Orada görünür kudret cemâli
      Titreşir binası nuru Cennet'in...>>


      Gönül bülbül iken gonca dalında

      Gönül bülbül iken gonca dalında
      Öyle âh ettim ki gül yarelendi
      Hicran pazarında gam firağında
      Aktı dü çeşmimden sel yarelendi

      Aşkın otağına bak firağına
      Yüz sürüp hâkine düş ayağına
      Dokundu yâr zülfü gül yaprağına
      Zevk ü sefasından tel yarelendi

      Güzeller şâhısın sen nur-i cemâl
      Sendedir nezâket sendedir kemâl
      Dedim ifademden edem arz-ı hal
      Tahammül kalmadı dil yarelendi

      Sümmani destin öp koy kendi başa
      Kâr etmez ihâfe ciğeri taşa
      Maksudu sevenler düştü ateşe
      Dertli değil dertsiz kul yarelendi...>>
      Incinsen de Incitme!!

      Comment

      • Muhabbetci
        Katılımcı Üye
        • Jan 2009
        • 77

        #4
        Gönül ne beklersin viran köşkünü

        Gönül ne beklersin viran köşkünü
        Geldi geçti ömrüm ne hayaldesin
        Felek bir gün vurup tarumar eyler
        Geçti Süleymanlar ne hayaldesin

        Kadir Mevlâ'm sen bilirsin halimi
        Dünya karanlıktır bilmem yolumu
        Yakına getirdin bize ölümü
        Âhirin ölümdür ne hayaldesin

        Bu fâni dünyadır yoktur bir fayda
        Gözümüz yoldadır gönül hay hayda
        Ruh teslim eyle gel şu aziz ayda
        Ayın tamam oldu ne hayaldesin

        Bu fâni dünyadır bellidir belli
        Ne şal giyen kalır ne yüzü allı
        İstersen yüz yaşa ister yüz elli
        Âhirin ölümdür ne hayaldesin

        Yârabbî Sümmân'e eyle inayet
        Selâvatla bulsun ömrü nihayet
        Habibim Muhammed eyle şefaat
        Dürüldü defterim ne hayaldesin...>>


        Gönül senin ile kavil edelim

        Gönül senin ile kavil edelim
        Ya sen yârdan ya ben serden geçeyim
        Yalan sözü çürük fikri n'idelim
        Ya sen yârdan ya ben serden geçeyim

        Sen sanırsın yâr imdada erişür
        Benim sinem aşk oduna tutuşur
        Yeter çektim yâr kahrın yetişür
        Ya sen yârdan ya ben serden geçeyim

        Kerem eyle şimdi canım tendedir
        Kıymetin bilmez bir yâre bende'dir
        Suç senindir ama günah bendedir
        Ya sen yârdan ya ben serden geçeyim

        Aklın sana sen aklına yâr isen
        Nasihatim dinle benim er isen
        Sümmani der şad olayım der isen
        Ya sen yârdan ya ben serden geçeyim...>>


        Gönülden isterim yâre varmayı

        Gönülden isterim yâre varmayı
        Yollar çakıl diken yol bulamadım
        Dolaştım ülkeler İran ilini
        Gönlüme münasip yâr bulamadım

        Güzel olan neyler türlü bahçeyi
        O yâr için sarf etmedim akçayı
        Binler ile gezdim bağı bahçeyi
        Yâd eller değmemiş yâr bulamadım

        Der Sümmani yoktur bir sâdık dostum
        Feleğe ok attım yayımı astım
        Yağmur ile yağdım yel ile estim
        Yanan yüreğime kar bulamadım...>>


        Gör ne kerem vermiş Baki

        Gör ne kerem vermiş Baki
        Bu mevlüdün şerbetine
        Gösterir tecelli hakkı
        Bu mevlüdün şerbetine

        Hem kim bu menzile ermiş
        Gönül miratını silmiş
        Sekiz uçmaklardan vermiş
        Bu mevlüdün şerbetine

        Âşık fâni maşuk baki
        Nutkı olur derde yakı
        Vermiş Kevser'den bir koku
        Bu mevlüdün şerbetine

        Kim nûş etmez böyle âbı
        Açılır feyzinde babı
        Huri gılman olan saki
        Bu mevlüdün şerbetine

        Hizmetten etmez ıstrabı
        Bulayım dersen sevabı
        Ehl-i müştak olur tâbi
        Bu mevlüdün şerbetine

        İçen sevmez azar-ı yolu
        Gönlüne doldurur korku
        Uşşâka es sala oku
        Bu mevlüdün şerbetine

        Daim halim eyle hulki
        Kan ondan çal aşka çalkı
        Gelen neyler cihan halkı
        Bu mevlüdün şerbetine

        Kim almış bu gülden koku
        Bülbül sen desitan oku
        Arz edenler bulur Hakk'ı
        Bu mevlüdün şerbetine

        Düzgün et elde evrakı
        İcra edesin merakı
        Gelenler biner burakı
        Bu mevlüdün şerbetine

        Pinhan Sümmaniel firakı
        Göresin elde evrakı
        Gelenler çeker merakı
        Bu mevlüdün şerbetine...>>


        Görüp cemâlini âşık olduğum

        Görüp cemâlini âşık olduğum
        Hakk'ı bir bilirsen ağlatma beni
        Uğruna serimi feda kıldığım
        Hakk'ı bir bilirsen ağlatma beni

        Bu güzellik baki kalmaz sevdiğim
        Âşığı ağlatan güzel sevdiğim
        Uğruna serimi feda kıldığım
        Hakk'ı bir bilirsen ağlatma beni

        İltifat etmeğe gelsen yanıma
        Müddetler sitem eder canıma
        Bedduam alırsın girme kanıma
        Hakk'ı bir bilirsen ağlatma beni

        Sümmani der yavru öğüt tutmaz mı
        Âşığın dediği yola gitmez mi
        Kara bağrım hûn eyledin yetmez mi
        Hakk'ı bir bilirsen ağlatma beni...>>


        Gözden ırak düşen gönül güzeli

        Gözden ırak düşen gönül güzeli
        Unutma bizleri sadâkat eyle
        Değil gurbet ilde ezel ezeli
        Severiz biz seni adalet eyle

        Vefasızlık etme yakışmaz sana
        Güzelce hizmet et yola erkâna
        Hasret ü firkatin kâr etti cana
        Üç beş kelâm söyle mürüvvet öyle

        Aşkın yine verdi gam efkârıma
        Firkatin dağ gibi çöktü (yine) serime
        Bir şifâ görmedim can ciğerime
        Gel sen derman eyle kemâlet eyle

        Nizam ehli ol ki bulasın rağbet
        Fakir Sümmaniye hoş eyle hizmet
        Vefanın emridir düşküne hürmet
        Gel güzel gel etme mürüvvet eyle...>>


        Gurbet ele düştü yolum

        Gurbet ele düştü yolum
        Ağlayıp gezer yürürüm
        Efkâr ile deli gönlüm
        Dağlayıp gezer yürürüm

        Oldum işimden avare
        Yakarım sinemi nâra
        Gönlümü zülf-i dilârâ
        Bağlayıp gezer yürürüm

        Dağlar başı oldu yurdum
        Günden güne artar derdim
        Ben kara gözlümü gördüm
        Sızlayıp gezer yürürüm

        Anlatamam melalimi
        Göz görmesin meralimi
        Halden bilene halimi
        Söyleyip gezer yürürüm

        Sümmani iç elden camı
        Mest olup geçer eyyamı
        Şaşkın sel gibi müdami
        Çağlayıp gezer yürürüm...>>


        Gurbet ilde başa gelen halleri

        Gurbet ilde başa gelen halleri
        Söylemeğe varmaz dilimiz bizim
        Kaddedip âdûlar aldı yolları
        Göze hayal oldu ilimiz bizim

        Bizim aşımıza ağu kattılar
        Ayağımız bende vurup gittiler
        Âşık olanlara bühtan ettiler
        Hünkâra arz olup halimiz bizim

        Hüsün bahçesinin gülün dererken
        iş ü işret edip demler sürerken
        Âlemde bir sadık yâri ararken
        Aguya karıştı balımız bizim

        Hüdâ yaratmıştır Levh ile Arş'ı
        Her insan ne bilir âlemde Ferş'i
        Bihamdillah dostu düşmana karşı
        Yetişti cânâna halimiz bizim

        Alnımız açıktır yüzümüz aktır
        Ümidim Hûda'dan kalbimiz paktır
        Sümmani billahi ölünce yoktur
        Sevmeyen âdûya halimiz bizim...>>


        Gurbet ilde bir hal geldi başıma

        Gurbet ilde bir hal geldi başıma
        Kadir Mevlâm nasip eyle sılayı
        Koymaz felek koymaz gidem eşime
        Kadir Mevlâm nasip eyle sılayı

        Kağıdım yok yazam yâre gönderem
        Yazıp arz-ı hâlim kime bildirem
        Hançer alıp kendi kendim öldürem
        Kadir Mevlâm nasip eyle sılayı

        Humâ kuşu yere düşüp ölmedi
        Dünya sultan Süleyman'a kalmadı
        Dönem gidem dedim nasip olmadı
        Kadir Mevlâm nasip eyle sılayı

        Sümmani bunu böyle buyurdu
        Ayrılık donunu alıp giydirdi
        Ayrılmam dedim felek ayırdı
        Kadir Mevlâm nasip eyle sılayı...>>


        Gurbetten geldim vatana

        Gurbetten geldim vatana
        Sıladan bir sıla gördüm
        Uğradım bir lâ mekâna
        Kaladan bi kal'a gördüm

        Baktım yüzü gökçelere
        Döndüm özü gerçeklere
        Haris oldum çiçeklere
        Lâleden bir lâle gördüm

        Gezerken açtım bir babı
        Oldum ol mescide tâbi
        Hacerden değil mihrabı
        Saladan bir sala gördüm

        Gâh piyadegâh süvari
        Oraya müştak cümle varı
        Dedim sıvan bu duvarı
        Maladan bir mala gördüm

        Dertlidir Sümmani kemter
        Mecnundur gezer derbeder
        Ararken bir mahbub dilber
        Âlâdan bir âlâ gördüm...>>


        Gün be gün artıyor benim dertlerim

        Gün be gün artıyor benim dertlerim
        Korkarım dünyada var bundan beter
        Hamd olsun Mevlâma bu kadar yeter
        Bundan artık derdi verme Yârâbbi

        Bu fâni dünyada hiç dertsiz olmaz
        Başa geleceğin hiç kimse bilmez
        Rahmet deryaları çoktur eksilmez
        Deryadan rahmetin gönder Yârâbbi

        Sam yeli de esti beni savurdu
        Vücudumu kebab etti kavurdu
        Yârân yoldaş benden hep yüz çevirdi
        Sen nazar et bana aman Yârâbbi

        Bağını görmüşem bülbüller ötmez
        Ellerim kalkmıyor ayağım gitmez
        Yârân yoldaş gelip elimden tutmaz
        Sen elimden tut da kaldır Yârâbbi

        Der Sümmani düştüm tükenmez derde
        Mecnun gibi kaldım âh ile zarda
        Bir alev almıştır vücudum nârda
        Yolum Bedahşan'a düştü Yârâbbi...>>


        Hakikat âlemde zaman yok iken

        Hakikat âlemde zaman yok iken
        Zamansız mekansız zamanda idim
        Âdem'den âleme nişan yok iken
        cilve-i âdemde bir kanda idim

        Bu mâna zahirdir âşığa sefa
        Ola ki hakikat kıla Mustafa
        irade olmadan nun ile kefe
        Kefı nun içinde nihânda idim

        Bu âlem zahirden gelmez beyâna
        Akıllar mı erer sırr-ı Süphan'a
        validem gelmeden mülk-i cihana
        Ben de ânâsır-ı gümanda idim

        sümmân sana haktır bu ilm-i eser
        Birlik hakikattir eyleme inkâr
        N'eylersin mektebi mektebi izhar
        Ezelden mekteb-i irfanda idim...>>


        Haktan yeşillendi gülşenli dağlar

        Haktan yeşillendi gülşenli dağlar
        Açılmış burcunda bir yarası var
        Lâlesin sümbülün istiyor dağlar
        Velâkin hâkinde kar yarası var

        Kiminde efkârı şekefı şikâr
        Kiminin efkârı meyl-i şimûkâr
        Kiminin fikrinde Hazret-i didâr
        Kiminin Fikrinde zâr yarası var

        Dünyayı sevenler velî değildir
        Kanaat ehliler deli değildir
        İnsan oğlu gamdan hâli değildir
        Herkesin bir güne zor yarası var

        Sen neye müştaksın gedâyı Sümman
        Derunum hicranım sevdiğim hubân
        Eflâtun da gelse bulunmaz derman
        Vücut ikliminde yâr yarası var...>>


        Hava vü hevesle gam penaltında

        Hava vü hevesle gam penaltında
        Olmayınca kıyl u kâl bulamadım
        Ben nice kurbanım dostun râhında
        Yokladım kendimi hal bulamadım

        Can kurban eyledim hazreti pfre
        Fedakâr olmadım hakkında şîre
        Yüz bin çiçek cem eyledim bir yere
        Yoğurdum içinde bal bulamadım

        Gönül ihraç olmaz kuru dâvadan
        Umar matlubunu âb-ı havadan
        Bu fâni dünyada fi'l-i fenadan
        Der kenar olmayan yol bulamadım

        Dedim gönül refik olma hilâfâ
        Gülmedim dünyada sürmedim sefa
        Yükledim metahım vardım sarrafa
        İçinde bir tane lâl bulamadım

        Her kim müştak bu şikâre yetişmez
        Cehd etmeyen o dildâra yetişmez
        Canım ister elim yâre yetişmez
        İfade vermeğe dil bulmadım

        Derdimden razıyım etmezem hazer
        Bu aşkın topuzu şerrimi ezer
        Kime meftun oldum kıldımsa nazar
        Kendimden günahkâr kul bulamadım

        Sümmâniyem gözyaşlarım yürüdü
        Bu aşkın ateşi serim bürüdü
        Hangi dalı tuttum ise çürüdü
        Şahım senden baki dal bulamadım...>>


        Havalanıp deli gönül kalma heveste

        Havalanıp deli gönül kalma heveste
        Vurup kanadını kırarlar bir gün
        Bu can sana baki kalmaz kafeste
        Toprakta bir çukur yararlar bir gün

        Seni harap eder çok düşme hâba
        Girmek ister isen eğer sevaba
        Kemlik etme sakın düşme azaba
        Gelir seni elbet ararlar bir gün

        Sümmani kesme sen sakın gayreti
        Bir pula satılır nâmerdin eti
        Ter döküp erdiğin bunca devleti
        Sana belki de çok görürler bir gün...>>


        Havalanma gönül çıkma havaya

        Havalanma gönül çıkma havaya
        Yokla aslın yokla türâb değil mi
        Hulûsun zanneyle Ganî Mevlâ'ya
        Döner dünya sonu harap değil mi

        Nefse uyan muradına eremez
        Kuru dava ile kalbin silemez
        Bir kulun rızkını bir şah veremez
        Rızkı veren ancak Yârâp değil mi

        Haindir okuyan haindir yazan
        Haindir Hak için bir cevap düzen
        Cihan fitne olmuş âlem de pazar
        Bu dünyanın işi dolap değil mi

        Mürşittir müridi merdâne eden
        Sevdadır yiğidi pervane eden
        Ey efendim beni divâne eden
        Erenler verdiği şarap değil mi

        Gel Sümmani sen de hava uçurma
        Dost yüzüne gülüp zehir içirme
        Başka lisan ile ömrün geçirme
        Ahir lisanımız azap değil mi...>>


        Hayali hatırdan çıkmaz cananın

        Hayali hatırdan çıkmaz cananın
        Verir aşk ateşi hararet bize
        İki cihan server o Hak peygamber
        Eder Mahşer günü şefaat bize

        Velleyli Vedduha eylemiş tarif
        Mest olur methini dinleyen arif
        Müminin miracı Kâbe-i Şerif
        Var mı ondan büyük ziyaret bize

        Tehlike sendedir özün sakındır
        Erbâb-ı sarrafa rumuz dokundur
        Lam ba harflerinin devri yakındır
        Olacak bir şanlı adalet bize

        Çıkma doğru yoldan izen sahip ol
        Ahdına sabit ol sözen sahip ol
        Kem bakma kimseye gözen sahip ol
        Edecek âzâlar şehâdet bize

        Der Sümmani vaktin pinhan olmalı
        Verdiği nimete hayran olmalı
        Münkerattan çekilip ihsan olmalı
        Gönderdi kaç nâme vesiyat bize...>>


        Hazret-i Kur'an'ı tilâvet ettik

        Hazret-i Kur'an'ı tilâvet ettik
        Hamdolsun erişti hidâyetimiz
        Risâlet burcunun pay'ına yettik
        Açıldı ol bâbda dirayetimiz

        Gördüm Molla Cami açıldı eser
        İlme müştak olan gezer mi serser
        Mevlâm gufranını kılsın müyesser
        Budur gece gündüz münâcâtımız

        Üstadım hocadır himmeti hazır
        Muhabbet bahsinde misl-i lâ-nezir
        Bu ledün ilminde olmuştur vezir
        Himmetle açıldı zekâvetimiz

        Hafız gider isen Bayburt şehrine
        İnşallah dalarsın ilmin bahrine
        Sümmaniden selâm aşkın nehrine
        Tabşur Celâirye emanetimiz...>>


        Her sabah her sabah bülbül sesini

        Her sabah her sabah bülbül sesini
        Bülbül sedasını güle getirir
        Er odur ki bile şeref şanını
        Leke kelâmını dile getirir

        Dilberin koynuna girsen sormazsa
        Bir dilbere gönül versen olmazsa
        Bir adam da kendi haddin bilmezse
        Âkibet başına belâ getirir

        Selâm verme erkânsıza yolsuza
        Yalınız git yoldaş olma hırsıza
        Komşu olma edepsize arsıza
        Âkibet başına belâ getirir

        Sümmanigedânın sözleri haktır
        Aslı hariç olan hilesi çoktur
        Cehennem hanenin ateşi yoktur
        Âsi kul ateşi bile götürür...>>


        Her sabah her sabah suya giden yâr

        Her sabah her sabah suya giden yâr
        Al beni eline altın tas dilber
        On yıl oldu yâr sevdana düşeli
        Kerem eyle şu sevdanı kes dilber

        Bahçenizde bir gül oldum açıldım
        Taze değdim onbeşine seçildim
        O servi boyunca kemha kesildim
        Gey de beni diyar diyar dilber

        Kaşıdan görünen ol Nemrut dağı
        Parlayıp yanıyor yanağın ağı
        Ben sana olayım altın saç bağı
        Gel de beni diyar diyar gez dilber

        Sümmani der ayıp bu kadar coşmak
        Sevdadâr olup da dağlara düşmek
        Ben sana olayım sırmalı yaşmak
        Al da beni ağ gerdana as dilber...>>


        Her vakit seher olanda

        Her vakit seher olanda
        Tevhit olur lisanımız
        Cezbesi cana dolanda
        Kuvvetlenir imanımız

        Biz âşığız taşlanırız
        Her ne gelse hoşlanırız
        Aşk odunda haşlanırız
        Arşa çıkar figanımız

        Terkettik ân namusu
        Bulalım tabluna kuzu
        Kat kat gelir aşk dalgası
        Taşar bahr-i ummânımız

        Boş sanma vakt-i seheri
        Şavkından alır ezhârı
        Gördükçe nûr-ı mazharı
        Lezzetlenir amalimiz

        Saz olmuşuz dilden dile
        Can kuşu dönmüş bülbüle
        Girmişiz gizli bir yola
        Hakk'a gider kervanımız

        Bindik reyhanın yoluna
        İndik Arafat iline
        İsmail olduk yoluna
        Canana kurban canımız

        Ben bir dertli Sümmâniyem
        Hak yoluna divaneyim
        Ben bir ednâ günahkârım
        Hak Resul'dur imdadımız...>>


        Her zaman hakkımı vasfeden vasfın

        Her zaman hakkımı vasfeden vasfın
        Âlemde hattat olsa yazamaz resmin
        Cümle eşyalarda vird olur ismin
        Zemin sahrasında Ömer-ül Faruk

        Şerefinden meftundur çark-ı felekler
        Zeminde nebatat suda semekler
        Müştaktır cemâlen ins ü melekler
        Feyzi kimyasında Ömer-ül Faruk

        Teslim kalasında fethini gördüm
        Kim der ki o nûr-ı zâtını gördüm
        Cümle mevcudatta methini gördüm
        Dünyada ukbâda Ömer-ül Faruk

        Serdârı sultandır her bir esrarda
        Her saat her nefes huzûr-ı yârda
        Kabul-ı yâr olmuş seyr-i settârda
        Tastik-i zâtında ömer-ül Faruk

        Çar-ı yârdır sana ezel ezeli
        Sıddık Ömer Osman İmam Ali
        Tutsun sâdık ervah güzeli
        Ism-i esmasında Ömer-ül Faruk

        İdrâki cem etti ilm-i erkânı
        Her âzâda idi erlik nişanı
        Dar gününde müddet ister Sümmani
        Ecel kavgasında Ömer-ü Faruk...>>


        Her zaman hakkımı vasfeden vasfın

        Her zaman hakkımı vasfeden vasfın
        Âlemde hattat olsa yazamaz resmin
        Cümle eşyalarda vird olur ismin
        Zemin sahrasında Ömer-ül Faruk

        Şerefinden meftundur çark-ı felekler
        Zeminde nebatat suda semekler
        Müştaktır cemâlen ins ü melekler
        Feyzi kimyasında Ömer-ül Faruk

        Teslim kalasında fethini gördüm
        Kim der ki o nûr-ı zâtını gördüm
        Cümle mevcudatta methini gördüm
        Dünyada ukbâda Ömer-ül Faruk

        Serdârı sultandır her bir esrarda
        Her saat her nefes huzûr-ı yârda
        Kabul-ı yâr olmuş seyr-i settârda
        Tastik-i zâtında ömer-ül Faruk

        Çar-ı yârdır sana ezel ezeli
        Sıddık Ömer Osman İmam Ali
        Tutsun sâdık ervah güzeli
        Ism-i esmasında Ömer-ül Faruk

        İdrâki cem etti ilm-i erkânı
        Her âzâda idi erlik nişanı
        Dar gününde müddet ister Sümmani
        Ecel kavgasında Ömer-ü Faruk...>>


        Hevâ' u hevesten geçmek isterim

        Hevâ' u hevesten geçmek isterim
        Beni bana komaz divane gönül
        Geceyi gündüzden seçmek isterim
        Beni bana komaz divane gönül

        Kendimi mizana vurmak isterim
        Hayrımı şerrimi görmek isterim
        Aklımı başıma dermek isterim
        Beni bana komaz divane gönül

        Dünyaya gelenler gelir ölmeğe
        Görüp birbirinden ibret almağa
        Hercaî sevmeden fârig olmağa
        Beni bana komaz divane gönül

        Beni sevmeyeni düşman bilirdim
        Sevene canımı feda kılardım
        Vücudun şehrine sultan olurdum
        Beni bana komaz divane gönül

        Sümmani der derdim bildirmez idim
        Bîvefâya gönül aldırmaz idim
        N'ideyim düşmanı güldürmez idim
        Beni bana komaz divane gönül...>>


        Hülâsa severim değildir yalan

        Hülâsa severim değildir yalan
        Beyim tasdik ile dilimde değil
        Tez yetiş bağını ederler talan
        Bir sadık muhibbim yanımda değil

        Acep ne şekildir şu sizin eller
        Gelsek çöl Narman'a bize ne derler
        Âlemin bağında öter bülbüller
        Ben gülüm bülbülüm yanımda değil

        Bülbül olsam daldan dala uçmasam
        Haram olsun yâdellere göçmesem
        Serden geçip ikrarımdan geçmesem
        Velâkin irade elimde değil

        İsmin izhar etsem yâd alır haber
        Sinem perişandır aklım derbeder
        Mücevher kolbağı zernişan kemer
        Her daim yastayım belimde değil

        Sen bana âşıksın ben sana canan
        Gûş ver cevabıma âh eyle figân
        Merhametin yok mu ey dertli Sümman
        Mürüvvet merhamet zâlimde değil...>>
        Incinsen de Incitme!!

        Comment

        • Muhabbetci
          Katılımcı Üye
          • Jan 2009
          • 77

          #5
          İflah olmam ben bu dertten ölürüm

          İflah olmam ben bu dertten ölürüm
          Derdime bir çare bul kara gözlüm
          Korkarım ki gurbet ilde kalırım
          Bana görünmüyor yol kara gözlüm

          Ayrılık belâsı geçti başımdan
          Uzak düştüm sevgilimden eşimden
          Günde kaç çift mendil dolar yaşımdan
          N'olur bu yaşım sil kara gözlüm

          İnliyor derdinle bu gönül sazı
          Ayrı yerde ettik baharı yazı
          İnanma gel buna bu düşman sözü
          Bize hasettirler bil kara gözlüm

          Gönül behçesinden güller dermişsin
          Yârim beni düşmanlara vermişsin
          Duydum yine ele gönül vermişsin
          Ya nice söylersin gel kara gözlüm

          Gurbet illerinde gönül yâr ister
          Usandı bu yerde başka yer ister
          Kem gözlerden ırak bir diyar ister
          Bizleri görmesin el kara gözlüm

          Dilde âşık diye söylenir adım
          Sana kavuşmaktı bütün muradım
          Hasretin güç imiş şimdi anladım
          İşte böyle böyle hal kara gözlüm

          Ömrümün belirsiz gece gündüzü
          Canıma kâr etti ellerin sözü
          Düşmanlar bakıyor ayıra bizi
          Gel uyma onlara gel kara gözlüm

          Gelen yoktur seni kimden sorayım
          Bilen yoktur sağlığını alayım
          çok isterim bir yol yüzün göreyim
          Aramızda dağ var bil kara gözlüm

          Sümmani kaç yıldır yüzün görmedi
          Senden bana doğru haber gelmedi
          Korkma henüz gonca gülüm solmadı
          Nasıl derse desin el kara gözlüm...>>


          İkaz ol ey ehl-i iman

          İkaz ol ey ehl-i iman
          Bu demlerde delâlet var
          Bu yolda çün halk-ı cihan
          Fikirlerde nedamet var

          Ne kardeş kardeşe ülfet
          Ne kaldı doğru Cinsiyet
          Ne nebatta da bereket
          Ne dimağda bir lezzet var

          Ne bayda Hac ile zekât
          Ne yoksulda var kanaat
          Ne âşıkta doğru hizmet
          Ne avamda merhamet var

          Ne vaiz sürer düz râhı
          Ne dinleyen eder âhı
          Ne silahşorun silahı
          Ne hedefe isabet var

          Ne pehlivanda var kisbet
          Ne erlerde şecaat var
          Ne hükümette nerhamet var
          Ne mazlumda müracaat var

          Ne yolda var ehl-i hüner
          Olanlarda kesti kenar
          Ne şavk üzre yanan fener
          Ne yakanda halâvet var

          Ne evlat ataya bakar
          Ne ona ciğerin yakar
          Ne çiçekte koku kokar
          Ne koklayanda kuvvet var

          Ne kaldı erbâb-ı namus
          Ne âyâl mülkünde mahbus
          Ne muhipte kaldı hulus
          Ne akrayaba hürmet var

          Sûmmani sen senden ara
          Gayriyi çekme berdara
          Hele n'oldu bundan sonra
          Günden güne rezalet var...>>


          İlde arif çoktur methetme ânı

          İlde arif çoktur methetme ânı
          Sen de o ahvalde boyanmak lâzım
          Onlar ne veçhile buldu cananı
          Cananın çevrine dayanmak lâzım

          Fikrinden devreyle bu ham hayali
          İller kapısında bulmazsın malı
          Âlimler ki olur ayardan hâli
          Huzur-i Bâri'de uyanmak lâzım

          Elde baki değil aldanma varlık
          Varlık pazarında çekersin darlık
          Serdar huzurunda olmaz serdarlık
          Serdarın emrine inanmak lâzım

          Sâkîden mest almış mestane isen
          Terk-i ziynet eyle divâne isen
          Gönül semâsına pervane isen
          0 yârin uğrunda hep yanmak lâzım

          Fakir Sümmani'nin nedir efkârı
          Acep fehm etti mi perverdigârı
          Eğer bulam dersen vasl-ı dildârı
          Ondan gayrısından usanmak lâzım...>>


          Kahpe felek sana n'ettim n'eyledim

          Kahpe felek sana n'ettim n'eyledim
          Gelen günüm giden günden kem geldi
          Cehd ettim kurtaram gamdan kederden
          Felek her gün üzerine zam geldi

          Vasfetmek imkânsız çektiğim zarı
          Hicran yatağıyam gam tarumarı
          Gönül mahbusunun gözleri sarı
          Ah çektikçe gözlerimden nem geldi

          Bu benim mahlasım Sümmani bîçâre
          Açıldı sinemde bin türlü yâre
          Ervâhi ezelde bu bahtım kare
          Dertlilere bu gözlerim tam geldi...>>


          Kalkın verin şu âşığın sazını

          Kalkın verin şu âşığın sazını
          Nasihat eylerse tutun sözünü
          Ejderha misali açmış ağzını
          Korkarım yutacak yer beni beni

          Şimdi menzilimiz yüceden yüce
          Çok mesârif edip gireyim borca
          Malımdan bir altın üstüme harca
          Zemzemli kefene sar beni beni

          Yaktı yüreğimi şu hasret âbı
          Akıttım gözümden kan ile âbı
          Avuçlayıp yerden alın türabı
          Savurun başıma vay beni beni

          Sümmani dünyadan uçmuş gidiyor
          Ecel şerbetinden içmiş gidiyor
          Cümle yaranların kalmış gidiyor
          Mahşer'de görürsüz siz beni beni...>>


          Kemâline erer her nebatatı

          Kemâline erer her nebatatı
          Kalmaz güzelliğin şanı şöhreti
          Dokuz mâh ekilir olur kıymeti
          Devletten dûr olan kazana döner

          Bülbülü kondurmaz gazelli bağlar
          Güzeller goncası âh eder ağlar
          Çimeni bozarır sefalı dağlar
          Sürüsün kurt yemiş çobana döner

          Sümmani ne güne söylüyor destan
          Bir yanı ukbâdır bir yanı cihan
          Asılsız güzellik temelsiz mekân
          Kabulü kıt olan insana döner...>>


          Kendinden bî haber dem vuran insan

          Kendinden bî haber dem vuran insan
          Bilmez misin bende ne ham hayal var
          Etme bir kimseye kadirli ziyan
          Havf eyle Allah'tan bunda vebal var

          Sen seni yazıkla var ise pfrlik
          Pîrlik menzilinden uzaktır dirlik
          Kimsenin hakkında etme kadirlik
          Hakkı hak edecek Cebbar celâl var

          Sümmani düşüben bu şem'e yanma
          Kabulü kıt isen işit inanma
          Bu meşrep demini vefalı sanma
          Şimdi nihai amma sonu melil var...>>


          Keşfin damarına nazar eyledim

          Keşfin damarına nazar eyledim
          Bir makamda ruhi revan yedidir
          Sırrı gaybı ile pazar eyledim
          Bir hacerde mahpus var can yedidir

          Çün kâbedir bu cihanın binası
          Vefasızdır bu dünyanın hanesi
          Yeşil zebercetten nûr âlem nurdan
          Ziynetlenmiş ta asuman yedidir

          Dünya bir melekte melek hacerde
          Hacer serde sersem nerde ne yerde
          Semek deryada da derya rüzgârda
          Bağlanmıştır anda mesken yedidir

          Altından gümüşten ne güzel dürden
          İnciden mercandan lâl ü gevherden
          Yeşil zebercetten nur âlem nurdan
          Ziynetlenmiş ta asuman yedidir

          Yedi kat üstedir yedi kat gökler
          Yedi kat gök oldu yedi de yerler
          Yerler mahlûkuna gör ki ne derler
          Her birinde yurdu mesken yedidir

          Sümmani bir gedâ kırklar göçünde
          Altı yedi hesabım var içinde
          Altı bin altı yüz altmış altı içinde
          Hangi başta harfi noksan yedidir...>>


          Kimden aldın veren kimdir

          Kimden aldın veren kimdir
          Sohbeti teslim edersin
          Gel adû ekberin sindir
          Şöhreti teslim edersin

          Tanıdın mı yâr-i garın
          Bildin mi zararın kârın
          Elden çıkar ihtiyarın
          Kuvveti teslim edersin

          Anın farzı sünnetinde
          Karşı gelir ahretinde
          Hain olma hizmetinde
          Nöbeti teslim edersin

          Sülük etme haram kâra
          Götürür düşürür dara
          Kabirde akrebe mâra
          Ceseti teslim edersin

          Yılan akrep yer tenini
          Çürütür nazik bedeni
          Çekerler mizana seni
          Sirkati teslim edersin

          Sirkat çeker mizanına
          Çıkarsın dost divanına
          Senin sana isyanına
          Isbatı teslim edersin

          Isbat olursa isyana
          İtiraz kalmaz lisana
          Tamuda ceza-yı cana
          Zahmeti teslim edersin

          Zahmette Sümmân günahkâr
          Yetişse Ahmed-i Muhtar
          Sevdiği kuluna Gaffar
          Cenneti teslim edersin...>>


          Kimden sual edem kimden öğrenem

          Kimden sual edem kimden öğrenem
          Canana ulaşan yol kapısını
          Cananım var iken ben kande gidem
          Canandır gösteren hal kapısını

          Bir dilber sevmişem göze görünmez
          Bahçıvansız bağın gülü derilmez
          Yağma yoktur sır şehrine girilmez
          Girmek ister isen bul kapısını

          Fazilet kemâlat maksuda yoldur
          Halk eden Haliktır halk olan kuldur
          Muhabbet aşkıyla gönlünü doldur
          Kapa kemlik denen sol kapısını

          Hissemend olmazsan ehl-i ariften
          Her zaman çıkarsın doğru tarikten
          Bihaber gezersin şer'i şeriften
          Ya nerden öğrendin yol kapısını

          Âşıklar maşuka boyun eğerler
          Ahd ile sadakat gösterir erler
          Bir olur gelir kapın döverler
          Eğer dövmüş isen el kapısını

          özün dûr eyleme sahip kemâlden
          Rıza talep eyle ol Zülcelâl'den
          Kesbf ticaret et daim helâlden
          Uzatma harama el kapısını

          Her belâya tahammül kıl şükreyle
          Her nefeste Yaradan'ı zikreyle
          Her kelâmı derununda fikreyle
          Açma mâlâyânî dil kapısını

          Sümmani bihaber gezdiği râhtan
          Asla kurtulmadı hicrandan ahtan
          Her ne ister isen iste Allah'tan
          Yanılıp da çalma el kapısını...>>


          Kuru dava ile irfanlık olmaz

          Kuru dava ile irfanlık olmaz
          Huzuru arife irfana karşı
          Candan geçmeyince canan bulunmaz
          Bezl-i can etmeli irfana karşı

          Güzel güzel gerek ezel ezeli
          Güzelin kadrini bilenler veli
          Hâsılı olur mu kirşan güzeli
          Şevki lâ değil mi hûbana karşı

          Bülbülsüz deminde gülün mahbus et
          Uzatma harama elin mahbus et
          Âlem huzurunda dilin mahbus et
          Katre dalga vurmaz ummana karşı

          Maşuktan âşığa bulunmaz hile
          Velâkin çektirir babından bile
          Ne kadar bulunsa kevkepte bile
          şavlu ziya vermez tâbâna karşı

          Sümmani ezelden neye bahsin var
          Ya neye meftunsun ne hevesin var
          Dilbere müştaksın elde nesin var
          Desti boş gidilmez cânâna karşı...>>


          Lâle sümbül mor menekşe

          Lâle sümbül mor menekşe
          Kokusu yârime benzer
          Al giyinmiş baştan başa
          Nakısın yârime benzer

          Sevdiğim şahin bakışlı
          Sfmâsı nevruz nakışlı
          Kalem kaş keklik sekişli
          Yürüyüşün yârime benzer

          Yârim kaşların hilâli
          Mest eder lebîzülâli
          Gözleri şahin misâli
          Bakışın yârime benzer

          Seni gördüm oldum kârlı
          Sensin şehr-i Bedahşanlı
          Sevdiğim Mina gerdanlı
          Duruşun yârime benzer

          Kimi yaya kimi atlı
          Sfması günden suratlı
          Olmuş Sümmaniden dertli
          Ağlasın yârime benzer...>>


          Layık mı ta idrâkine

          Layık mı ta idrâkine
          İftihar gele hâr gele
          Ciğeri hûn bahar çeşmine
          Belki dar gele dar gele

          Elverir gezdim bihaber
          Konmadı gûşuma eser
          Bağ bozuk perişan şecer
          Nice bâr gele bâr gele

          Hûn oldu bağrım büsbütün
          Eflâke dayandı tütün
          Aldandım bulması çetin
          Nice zâr gele zâr gele

          Gönül gözler mahbub hani
          Mahbub der maşukun tanı
          Dolaşma yanlış gülşeni
          Sanma hâr gele hâr gele

          Bilmem zahir nihânını
          Ararım tercümanını
          Beklerim hem kapanını
          Belki kâr gele kâr gele

          Sümmaniiçtin aşk badesin
          Sever misin âh abasın
          Beklersin seher meyvasın
          Belki yâr gele yâr gele...>>


          Lütfeyle efendim sen benim şahım

          Lütfeyle efendim sen benim şahım
          Bir kul azat etsen n'olur efendim
          Tütünü eflâke dayandı ahım
          Herkes ettiğini bilir efendim

          Bunca sefa nedir ne dem hanedir
          Babında biçâre kul divânedir
          Benim derdim bana hapishanedir
          Hasrette bir kulun ölür efendim

          Kulundur Sümmani koyma zahmete
          Sahavet kânfsın gel merhamete
          Yamandır sultanım söyleme hata
          Gaybını illallah bilir efendim...>>


          Merhem kabul etmez aşkın dikeni

          Merhem kabul etmez aşkın dikeni
          Ten içinde cana bata göresin
          Damlasa dimağa bir katre nemi
          Dalgası ummana kata göresin

          Neden fark edersin nâmert cömerdi
          Bilen fikir yüz bin renge bölendi
          Gel ey dertsiz kolay sanma bu derdi
          Derdin dert ehline çata göresin

          Şıtâ bulmaz bizim bağın sümbülü
          Nevrağını tebdil etmez var gülü
          Gönül bahçesinde aşkın bülbülü
          Ah u efgan ede öte göresin

          Bir dilber sevmişim misl-i lâ-nazir
          Edalı cilveli hükümdar vezir
          İlm-i ledünnfnin bahridir Hızır
          Yed'inden ol yed'i tuta göresin

          Bu halde esrar ne göster nişane
          Bilmem sermest mi var yoksa divane
          Ademî Safiyullah cedden bu yana
          Âdet mi bu günü nasıl göresin

          Bu ticaret hangi kârda bulunur
          Az avratta çoğu erde bulunur
          Ne aselde ne sükkârda bulunur
          Bağında bir yemiş bite göresin

          Sümmâniyem her mesleğim harâbî
          Ne Acemem ne Türkem ne de Arabf
          Beni serhaş etti aşkın şarabı
          Sen de bu lezzete yete göresin...>>


          Metaımdan alan gelsin

          Metaımdan alan gelsin
          Dersim deryadan almışım
          Bu gün aşkın pazarıdır
          Veren Mevlâ'dan almışım

          Salâtı farzı sünneti
          İmanı dini gayreti
          Cümle mezhebi milleti
          Açan künyâdan almışım

          Ziyansız söyleyen dilden
          Seherlerde esen yelden
          şâd-ı Fırat akan Nil'den
          Gelen dalgadan almışım

          Dilde fikrettigin zaman
          Demesinler ki bu noksan
          Ben bu dersi tamam doksan
          Dokuz Esma'dan almışım

          Sümmani cemâlim cimdir
          Muradın elifi mimdir
          Sorsalar mürşidin kimdir
          Hızır Baba'dan almışım...>>


          Mevlâm ikrar etti geldim cihana

          Mevlâm ikrar etti geldim cihana
          Gözüm açtım nail oldum o burca
          Kâmil oldum Hak kelâmlar okudum
          Elifi hat ile yazdı o burca

          Yazılmış alnıma kara yazılar
          Talip olan kalkar nam arzular
          Yeryüzünde yol kalkmıştır gaziler
          Arş yüzünden bir yol çıkar o burca

          Sümmaniyim ben de Hakk'a tapmışım
          Kırklar meclisinden hisse kapmışım
          Eğer Kabe ise ben de yapmışım
          Muhammet miracı çıkar o burca...>>


          Meyl-i haris olma âdu ekbere

          Meyl-i haris olma âdu ekbere
          Kalır can bedelin tu kapısında
          Bezl-i vücut eyle nûr-i muhtara
          Gönül aynasını yu kapısında

          İbret için nazar eyle cihana
          Ebe ecdadına n'oldu efsane
          İblisini bağla Gani Yezdan'a
          Gezme felan filan su kapısında

          Kalbi pâk olanın hulûsu hastır
          Âşığı mâşuğa çeken ihlâstır
          Nefse aldananın aynası pastır
          İsyanı pâk olmaz su kapısında

          Sümmani bu bahre dalmak istersen
          Derûnan bir merhem çalmak istersen
          Canın yananını görmek istersen
          Teceli gösterir Hu kapısında...>>


          Muhabbet şehrinde açtım bir tarih

          Muhabbet şehrinde açtım bir tarih
          Dediler anlasan ne pazarlık var
          Âdet mi müştaklar olalar farık
          Aşk şehrinde gör ne bergüzarlık var

          Ben zarından ezel aldım yaramı
          Yâr yaremden izhar etti çâremi
          Dost babında yok değildir hâremi
          Kim kurtarsa kendin nâmurdarlık var

          Aşk şehrinin gulamları boş değil
          Boş olanın arzumânı aşk değil
          Râhı sermset olmayanlar hoş değil
          Garibin dağında rûzigârlık var

          Sen senin âdûyu hacalet eyle
          Âdûnun hasmiyle muhabbet eyle
          Gençliğinde yatma ticaret eyle
          Devran elden çıkar ihtiyarlık var

          Kâh dert nutkunu çıban zannetme
          Gösterdiği yolu kaban zannetme
          Her gördüğün hûbu hubân zannetme
          Sonra hesabında zehr-i mârlık var

          Her binaya ezel temel isterler
          Temele münasip kemâl isterler
          Haset nesep sormaz âmel isterler
          Der Sümmani sanma sîm ü zârlık var...>>


          Mürşid-i kâmile eyledim hizmet

          Mürşid-i kâmile eyledim hizmet
          Kâh olur ki cüz'i erkân bizde var
          Erenler babından olursa himmet
          Kâhi zahir kâhi pünhan bizde var

          Tarih seksen dokuz aşkım aşikâr
          Kudretin rahiyle eylerim tayyar
          Ve kendi malımla olmuşum tüccar
          Hikmet-i pîr lütf-i ihsan bizde var

          Baki mahbup sevmek aşk ile bu can
          Elimden ne gelir Mevlâ'dan ihsan
          Ben şeref gözlemem söyleye cihan
          Bana kalsa üç beş yaran bizde var

          Cümleden ednadır geda-yı Sümmân
          Elimden ne gelir Mevlâ'dan ihsan
          Katreden katreyim değilim umman
          Bazı olur cüz'i umman bizde var...>>


          Nasihat alana edem bir öğüt

          Nasihat alana edem bir öğüt
          Kendini bilmeyen kuldan uzak ol
          Yoklamadan geçme dere tepeyi
          Dibi görünmeyen gölden uzak ol

          Yiğit isen bozuk ahvalde kalma
          Meslek buldum diye fakiri yolma
          Nasihat istersen hiç göğüs dövme
          Bir karıdan gelen maldan uzak ol

          Bazı köşeleri sevmezdim hele
          İhtiyar sakallı başa bir belâ
          Daima getirir işine (bir) hile
          Aslı veled başı kelden uzak ol

          Sümmani sen kendin doğru ize düş
          Âşık isen bir alışkın saza düş
          Evlenmek istersen bekâr kıza düş
          Yıldızı sararmış duldan uzak ol...>>


          Ne mekândan geldin ne mekândasın

          Ne mekândan geldin ne mekândasın
          Evvel gözünü aç özünü tanı
          Masiva deminden ne devrandasın
          Saptırma râhını izini tanı

          Hidâyet eliften lütuf mimdendir
          Zihnin ikaz eden fehmet cimdendir
          Nutuk nerden gelir cevap kimdendir
          Derununda hallet sözünü tanı

          Varıp nadan ile söz söze çakma
          Meyl-i ağyar olup ciğerin yakma
          Dosta can feda kıl gayriye bakma
          Yâri gösterenin gözünü tanı

          Hiç kimseye yoktur hilesi yârin
          Şimsiden şuleli şulesi yârin
          Mest eder müştakı cilvesi yârin
          Agâh ol sırrına razını tanı

          Sevdiğim mahbuba arzu can isen
          Sümmani sevenin sen kurbanıysan
          Misl-i lâ dilberin âşıkânıysan
          Var pîr-i mugânın kızını tanı...>>


          Ne yüzden terk ettik mülk-i irfanı

          Ne yüzden terk ettik mülk-i irfanı
          Muhabbet ne oldu vefa nic'oldu
          Onuncun unuttum cümle cihanı
          O yerde sürdüğüm sefa nic'oldu

          Nice deryalarda pazar açardım
          Nice demler ile devran geçirdim
          Nice ahbablarla kondum göçerdim
          Eğer sefa eğer cefâ nic'oldu

          Sümmaniyim düştüm âh u figâna
          İtibar olur mu aklı noksana
          Adûlar elinden kaldık amana
          Cümle demler oldu hava nic'oldu...>>


          Nesine aldanam fani dünyanın

          Nesine aldanam fani dünyanın
          Daha bundan böyle rahat mı kaldı
          Tutalım babını vahdet hanenin
          Andan başkasında lezzet mi kaldı

          Tenden çıkan ruhlar nerde saklandı
          Herkes derecesini aldı laflandı
          Usûl inceldikçe din zayıfladı
          Erkânına doğru millet mi kaldı

          Gün be gün devroldu bu devr-i cihan
          Gelen konar konan göçmekte neman
          Kime iyilik etsen o olur düşman
          Hiç kimsede helâl nimet mi kaldı

          Binde bir varan ilimin bendine
          Cihan dökülmüştür igva fendine
          Erdem kalan der ki benim kendine
          Arife kâmile rağbet mi kaldı

          Çok İslâm terketti savm-u salâtı
          Baylar işlemezler hac u zekâtı
          Yalnız dilde kaldı bir şahadeti
          Ona hulus ile dikkat mi kaldı

          Cevabın izhar et gûş-i ağyara
          Hava vü hevese olma tayyare
          Tarih bin üç yüz müddetten sonra
          Ataya hayreden evlat mı kaldı

          Sümmani dünyadan aldın mı şikâr
          Eyvah ömrüm geçti esti rüzigâr
          Dedim vahdet köşeyi kılam ihtiyar
          Bilmem yenilmemiş kısmet mi kaldı...>>


          Nice odlanayım nice yanayım

          Nice odlanayım nice yanayım
          Deli gönül bir elaya bağlıdır
          Özü şirin kindisi bir nevcivan
          Kirpikler ok kaşı yaya bağlıdır

          Oturmuş şâd verir kendi özüne
          Can dayanmış cilvesine nazına
          Taramiş zülfünü dökülmüş yüzüne
          Gözleri gülerken aya bağlıdır

          Cana yetti o cilveler eğmeler
          Tarif etsem anlayamaz değmeler
          Kılaptanlı gömlek beyaz düğmeler
          Sanırsın ki bulut aya bağlıdır

          Sümmani yenice buldu bir devlet
          Gönül değmelerle eylemez ülfet
          Eski bir vefadan kalktı muhabbet
          Gönül şimdi bir dâvaya bağlıdır...>>
          Incinsen de Incitme!!

          Comment

          • Muhabbetci
            Katılımcı Üye
            • Jan 2009
            • 77

            #6
            Nokta nokta dökülüptür yüzüne

            Nokta nokta dökülüptür yüzüne
            Zülüflerin elden ele düşüptür
            Siyah zülfün misk ü amber kâkülün
            Bölünmüş gerdandan bele düşüptür

            Sevdakâr düşmüşüm olmuşum sersem
            Yaran yoldaş ister bu gönül her dem
            Onulmaz yarama eylesin merhem
            Yaralarım elden ele düşüptür

            Sevdiğim bezendi ipekler ile
            Al kırmızı mercan yelekler ile
            Huriler periler melekler ile
            Gönül şimdi halden hale düşüptür

            Der Sümmani şimdi zamane böyle
            Ferhat'a şirin'i Mecnun'a Leyla
            Usta avcı ise saydıbaz eyle
            Seherde turnalar göle düşüptür...>>


            Nûr-ı ziya olsa olmaz zülümat

            Nûr-ı ziya olsa olmaz zülümat
            Dünyada ışığı göz neden alır
            Tende mi canda mı söyle marifet
            Dil tekellüm eder söz neden alır

            Taktire ne yapar kuvvet pazusu
            Hâşâ bozulur mu taktir yazısı
            Yemek içmek uçmak nefsin arzusu
            Vücutta ervahın saz neden alır

            Sarıda yeşilde alda eğleşmez
            İncide mercanda lalda eğleşmez
            (yalda evlatta malda eğleşmez
            Bu gönül kararı haz neden alır

            Sümmani vafettin sen bu eş'ârı
            Bunu halletmektir erlerin kârı
            Kürre-i arzdadır şıtâ baharı
            Bu vücut iklimi yaz neden alır...>>


            Olmasa bir canın madeni hâsıl

            Olmasa bir canın madeni hâsıl
            Onu kaynatmayı zer kabul etmez
            Müminin mir'atı hiç kapar mı is
            Kâmilin aynası kir kabul etmez

            Kâmil olan kâmil sözün gûş eyler
            Şarabı vahdetten dolu nuş eyler
            Her adama esrar verme fâş eyler
            Her adam özünde sır kabul etmez

            Kişide olmazsa aşkın eseri
            Canan ellerinin olmaz haberi
            Meyvesiz bil selvi denen şeceri
            Yaprak açar ama bâr kabul etmez

            Ne kadar da ahde vefayım dese
            Cümle derde hazâ şifâyım dese
            Kişi dava ile Musa'yım dese
            Velâkin huzuru Tûr kabul etmez

            Doğruluk babında şifâdır sille
            Velâkin eğriyle çektirir çile
            Şerik arasına girerse hile
            Gün be gün yıkılır kâr kabul etmez

            Sümmani bu derdin sermayesidir
            Aşk pfr-i mügânın hedâyesidir
            Gönül dosta varmak bahasıdır
            Kuru dava iie yâr kabul etmez...>>


            Osmanlı yurdundan azm-i rah ettim

            Osmanlı yurdundan azm-i rah ettim
            Nasip kısmet için nane gelmişem
            On dört yıldır oldum şem'a pervane
            Onun için yana yana gelmişem

            Dost iline varmak şeref dediler
            Dertliler haline aref dediler
            Seni aşk ehline sarraf dediler
            Kıymet içine gevher kâne gelmişem

            Ezelden huddamın elifi baya
            Hak kulun emeğin vermesin zaya
            Bir can borçlu idim Bâr-ı Hûda'ya
            Vermik için can kurbana gelmişem

            Kaza-i Narman'da söylenir adım
            Otuz cüz Kur'an'ın kalbi küşadım
            Usta ile ülfet etmek muradım
            İster isen imtihana gelmişem...>>


            Öyle bir asra geldi devrimiz

            Öyle bir asra geldi devrimiz
            Neye baktım o âlette leke var
            Eğer yanlışımız eğer doğrumuz
            Hali değil her cihette leke var

            Sakiler bağladı sehâvet babın
            Tanıklar vermiyor doğru cevabın
            Fakirler yüzünden atmış nikâbın
            Eylediği kanaatte leke var

            Sümmani zayıftan sen bu hal ile
            Ekserimiz bütün ham hayal ile
            İmanlar mihrapta gönlü mal ile
            Erkân bilmez cemaatte leke var...>>


            Sabah seherinde çıksam niyaza

            Sabah seherinde çıksam niyaza
            Bülbüller kumrular başlar avaza
            Bir yiğit sıdk ile dursa namaza
            Cennet libasları giyer sabahtan

            Cennetin bağında al güller biter
            Güllerin dalında bülbüller öter
            Şol gani Mevlâ'mız âleme yeter
            Herkese bir kısmet verir sabahtan

            Küçükten okudum elifi ba'yı
            Âlâ bilmişizdir gani Mevlâ'yı
            Geceye halk etti yıldızı ayı
            Onlar aşar güneş doğar sabahtan

            Der Sümmani benim canım üzüldü
            Ak alnıma kara yazı yazıldı
            Kefenim biçildi kabrim kazıldı
            Dostlar ağlar düşman güler sabahtan...>>


            Sabavetten ben bu ana gelince

            Sabavetten ben bu ana gelince
            Sermaye eyledi ahi mim bize
            Can içinde cismim canan eyledi
            Ne demde gösterdi vahi mim bize

            Sarraf gevherini parlatmak ister
            Hain müştakını göstermek ister
            Zâlim geniş babı daraltmak ister
            Ne cezayla açtı râhı mim bize

            Şer'i şerif hükmü bilenden virdi
            Şahlar şahı buna ezelden verdi
            Ebubekir Ömer Ali'den verdi
            İzhar etti nişangâhı mim bize

            Osman-ı Zinnureyn derdi Kur'ân'dır
            Yâri kadimlerin feyzi sultandır
            Onların her nutku bize sultandır
            Vermedi mi Zikrullâhı mim bize

            Ta'n eyleme zait bunda ne efkâr
            Ilm-i ledunniden eyledim izhar
            (lim haznesinde Hazret-i Muhtar
            Göstere kim vecullâhı mim bize

            Sümmaniyem âşık fakat aşkım yok
            Dilim dara eder elde meşkim yok
            Ben fakirim yâre lâyık köşküm yok
            Mihman eyle padişahı mim bize...>>


            Sahavetten beri gam kederliyim

            Sahavetten beri gam kederliyim
            Aşkın otağında gönül zârlıyam
            Bana had vurana vefâdarlıyam
            Cürme gavvâs yazmış hocalar bizi

            Karışma hikmete ey ahmak kişi
            Değildir kulların alış verişi
            Emeksiz seçerin olmaz yemişi
            Nerye müştak etmiş geceler bizi

            Sümmani gönlünde figân benimdir
            İrade kulundan ihsan senindir
            Kime ne yapayım isyan benimdir
            Bend eylemiş harf-i recalar bizi...>>


            Sen bir şehzadesin ben bâb-ı gedâ

            Sen bir şehzadesin ben bâb-ı gedâ
            Maksudun âlemden baç almak mı var
            Elimden ne gelir can edem feda
            Buna tekdir tazir gücenmek mi var

            Ehl-i sır esrarın verir mi yâda
            Elbet bir sahip var erişir tada
            Mevlâm sana vermiş bir çift şehzade
            Gönül devranında gencelmek mi var

            Sende eksik değil mal ile devlet
            Hepsi mükemmeldir yok noksaniyet
            Muradın maksudun makamın Cennet
            Yoksa Beytullâh'a hac olmak mı var

            Ne dedim lâ dedim kalmadı takat
            Halimden bilinsin şah-ı vilâyet
            Vali paşamıza terfiye meslek
            Hükm-i Âli Osman'da yücelmek mi var

            Her ne dedim ise dedim nafile
            Ne yapsın Sümmani gelmiyor dile
            Sever sevdiğini efendim bile
            Kalıp bir yastıkta kocalmak mı var...>>


            Sen de bildin ben bu derde düşmüşüm

            Sen de bildin ben bu derde düşmüşüm
            Hükmedip üstüme gelirsin fare
            Isıtmanın alevinden yanmışsam
            Zannedip alevinden üstüme gelirsen fare

            Görmedim sen gibi kalbi pakılı
            Mevlâm sana vermemiştir akılı
            Görmedin mi burda bunca tahılı
            Yedin de fesimi gülersin fare

            Nerden geldin behey zâlim budağa
            Gözlerin bakıyor sol ile sağa
            Sanki kâr eyledim ben bağa
            Yedin de fesimi gülersin fare

            Kediler kalbinden seni dilerler
            Seni yer de ağzın burnun silerler
            Köye gitsek üstümüze gülerler
            Yedin de fesimi gülersin fare

            Zâlim bu dağları sen aştın
            Sen de benim ile bade mi içtin
            Sümmani dedeye düşman mı düştün
            Yedin de fesimi gülersin fare...>>


            Sen sana sahip dânesin

            Sen sana sahip dânesin
            Adam ol gül-i rânasın
            Sahihsin sedef danesin
            Doğanda anadan gönül

            Adam olsan bahtı ulusun
            Yâr olsan yârin gülüsün
            Hangi bağın bülbülüsün
            Haber ver sebâdan gönül

            Teslim ol her emre inan
            Hal ehlin rengine boyan
            Elverir hayadan utan
            Şu fı'l-i fenadan gönül

            Memnun et sultanı hanı
            Hoşnut olur sultan Kani
            Ara bul ezel mekânı
            Seferet dünyadan gönül

            Derviş ol taşı teberi
            Dolanma böyle serseri
            Kaçır sen îd-i ekber
            Tendeki haneden gönül

            Gel Sümmân ara bul kârı
            Dolanma ağyar diyarı
            Özünde bul bûy şikârı
            Yâd etmesineden gönül...>>


            Sîrette surette olmazsam âdem

            Sîrette surette olmazsam âdem
            Korkarım künyalarda güç olur ismin
            Gam varlık değildir müflisliktir gam
            Müflis gider isen pûç olur ismin

            Avcı isen yanlış izi izleme
            Varıp ten miratın tozlama
            Onun bunun lokmasını gözleme
            Haneden babında aç olur ismin

            Bin iki yüz yetmiş yedide geldim
            Doksan dokuzunda dersimi aldım
            Bin üç yüz otuzda bergüzâr kıldım
            Var iken Sümmani nic'olur ismin...>>


            Sorma bir kişinin aslı neslini

            Sorma bir kişinin aslı neslini
            Tâ ezelden irfan olan bellidir
            Kâmile eyleme arif vasfını
            Sıtkı sâdık pinhan olan bellidir

            Hakikat babına gel bağla bendin
            Azrail destine verme kemendin
            Âlemde hâk eyle öz kendi kendin
            El sarraftır insan olan bellidir

            Sümmani gedânın maksudu settar
            Dameni mahbuptur arzusu hünkâr
            Her âşık da olmaz yâre fedakâr
            Canan için kurban olan bellidir...>>


            Şıtâ harbi gibi candan tipi var

            Şıtâ harbi gibi candan tipi var
            Eyyam hoş gösterir yazı çarşıda
            Enbiyâ bir yetmiş iki kapı var
            Kapıların hangi yüzü çarşıda

            Bir gül nihân olmuş gülün gönlünde
            Şeb-i yeldâdır bülbül gönülde
            Özü iskân olmuş kan iliğinde
            İkaz tellâlıdır sözü çarşıda

            Gör kime benziyor meskeni kaşı
            Dâmeni yeksanda şem'ada başı
            Dilerse yandırır ateşi taşı
            Ya niçin serindir gözü çarşıda

            Sanma ki bu hüner hal ile olur
            Mecnun yapar daim bal ile olur
            Hâ ehl-i her zaman hâl ile olur
            Bazı dükkân olur bazı çarşıda

            Gâh ibret gösterir gâh ibret arar
            Gâh kısmet gösterir gâh kısmet arar
            Gâh nefret gösterir gâh nefret arar
            Bilmeyen der hali sözü çarşıda

            Gâhi bahre uğrar semekse gezer
            Gâhi zemin semâ melekte gezer
            Gâhi ibret için dernekte gezer
            Bây olan fehmeder özü çarşıda

            Bin dilber sevmişem seksenlik boyu
            Yine taze tıfıl ağlarmış mûyu
            Sümmani sevdiğim erenler soyu
            Acaba ister mi bizi çarşıda...>>


            Şu karşı ki yüce dağlar

            Şu karşı ki yüce dağlar
            Acep bizim dağlar m'ola
            Kara yaslı benim anam
            Oğul der de ağlar m'ola

            Kabe'den gelir hacılar
            Yürekte çoktur acılar
            Evdeki çifte bacılar
            Kardeş der de ağlar m'ola

            Yol üstünde biten otlar
            Her gelen bizi öğütler
            Kavim kardeş koç yiğitler
            Yoldaş der de ağlar m'ola

            Nedir cürmüm nedir hatam
            Nice gurbet ilde yatam
            Ağ sakallı benim atam
            Oğul der de ağlar m'ola

            Sümmaniyem oldum talan
            Nice gurbet ilde kalam
            Bir küçücük Şevki balam
            Dadaş der de ağlar m'ola...>>


            Tarih seksen dokuz on bir yaşımda

            Tarih seksen dokuz on bir yaşımda
            Cem oldu başıma iş birer birer
            Onsekiz yıl sürdüm yârin peşinde
            Akıttım gözümden yaş birer birer

            Uyandım oturmuş pirler yanıma
            Yaktı bu sinemi aşkın nârına
            Çok zaman dolandım yârin ardına
            Döküldü ağzımdan diş birer birer

            Kahpe felek sana n'ettim n'eyledim
            Attın gurbet il'e garip eyledin
            Bu fâni dünyada zulüm eyledin
            Cûş ettin neminden yaş birer birer

            Görmeden dünyada bir şâdlık demi
            Gitti cıvan ömrüm gelmez encamı
            Elin sitem sözü feleğin kahrı
            Vurdu her taraftan taş birer birer

            Sümmani der: Hani benim otağım
            Günbegün budandı dalım budağım
            Devrolup devranım geçmeden çağım
            Diküldü dihenden diş birer birer...>>


            Tövbekar ol gönül tariktan çıkma

            Tövbekar ol gönül tariktan çıkma
            Şeytandan şefaat şifâkâr olmaz
            Terk-i salât ile oturup kalkma
            Konuşma puşt ile vefakâr olmaz

            Seyrettim dünyanın kalma kâlini
            Gözlerim kâmilin pür kemâlini
            Sakın alma bir zennenin dulunu
            Gönlü havadadır vefâdar olmaz

            Yoksulluk dediğin ömürler söker
            Katranı kaynatma olmaz (ki) şeker
            Aslı bozuk olan aslına çeker
            Aslı ham demirden mücevher olmaz

            Hissebend ol kâmillerin sözünden
            Gel kemâli kazan özü özünden
            Evlat düşse atasının gözünden
            Değil Mevlâ razı berhudar olmaz

            Fitne münâfıkın yeri mâr iken
            Bir kuluna güzel mevlâ yâr iken
            Evvelâ âdemin vakti var iken
            Sonra yoksul olsa gözü dar olmaz

            Laf edüp âlemde varın söyleme
            Eşim uygun deyu yârin söyleme
            Her olur olmaza sırrın söyleme
            Şimdiki insana beh pazar olmaz

            Kemâli var mıdır her bir gedânın
            Lezzeti yok mudur şirin sedanın
            Âhırı haraptır haramzadenin
            Çalıp çırpma ile kisb ü kâr olmaz

            Zâlimler içinden hicret et durma
            Ki hicret sendedir kimseye sorma
            Aslın zadegandır hiç kendin yorma
            Mezar taşı ile iftihar olmaz

            Bögörüp meydanda hasman olanlar
            Tövbe edüp yani pişman olanlar
            Ta ezelden sana düşman olanlar
            Sakın teslim olma kafadar olmaz

            Ah edip Sümmani sararıp solma
            Gelen Mevlâ'dandır kimseden bilme
            Sevilen bir yere çok gidip gelme
            Kesilir muhabbet itibar olmaz...>>


            Ustam bana iki üç harf okuttu

            Ustam bana iki üç harf okuttu
            Merak elif efkâr elif zâr elif
            Bu elifnen kimler baya yetişti
            Sahip elif üstat elif kâr elif

            Elim aldım gör ne çağa yetiştim
            Elifinen bir merağa yetiştim
            Bahçıvanlı elif bağa yetiştim
            Çiçek elif gerçek elif bâr elif

            Elifi bulanlar mim kapısında
            Mim vasıtası cim kapısında
            Ya bunlardan gayrı kim kapısında
            Hâkim elif hüküm elif dâr elif

            Elif be babında var leyl-i nehar
            Kulundur Sümmani âciz günahkâr
            Sığınmışsam sana Yaradan Cebbar
            Gör neler var kes bağrımı yâr elif...>>


            Varıp gidem bir kâmile danışam

            Varıp gidem bir kâmile danışam
            Belki benim şu derdimden bilen var
            Bir güzelin ateşine yanmışam
            Şu ah ile firkatine yanan var

            Duman aldı koca dağın başını
            Deyin nasıl şilem gözüm yaşını
            Gönül kalesinin mermer taşını
            Hicran kalemiyle yarıp delen var

            Derya kenarında ufacık taşlar
            Nedir bu feleğin yaptığı işler
            Deryada balıklar havada kuşlar
            Belki benim şu derdimden bilen var

            Der Sümmani Yârab gönlüm hoş eyle
            Ya bana ver sabır bağrım taş eyle
            Ya bir çift kanat ver beni kuş eyle
            Tez yetişem dost bağında talan var...>>


            Yahşi güzel olsa yaman deyilmez

            Yahşi güzel olsa yaman deyilmez
            Dostlar gönül her güzele eğilmez
            Aşk bağının ham meyvesi soyulmaz
            Miraç ehli olmak erişmek gerek

            Sevdiğim bir güzel kalem kaş ama
            Edalı cilveler ser nakkaş ama
            Güzelin sefası namı boş ama
            Evvelce uğrunda çalışmak gerek

            Perişan talihim ezel be ezel
            N'olur a vefasız biraz yola gel
            N'idem seni böyle n'idem a güzel
            Mürüvvet eylemek barışmak gerek

            Sümmani bu sever seni ziyade
            Nasıl bunu dille etsin ifade
            Yâr köyüne erişilmez piyade
            Binip aşk atına ulaşmak gerek...>>


            Yakın oldu ırak yerler

            Yakın oldu ırak yerler
            Şirindir söyleyen diller
            Dostun bağında bülbüller
            Ötmenin zamanı geldi

            Mailem dürdânesine
            Yangının pervanesine
            Herkes kendi hanesine
            Gitmenin zamanı geldi

            Hararet çoktur geçeyim
            Gönül uçmuyor uçayım
            Sar bir sigara içeyim
            Tütmenin zamanı değil

            Sümmânam fikrim bulandı
            Yaralarım pek sulandı
            Uykular fırfır dolandı
            Yatmanın zamanı değil...>>


            Yâr beni görmek istermiş

            Yâr beni görmek istermiş
            Düşte gör sevgilim düşte
            Bağrıma girmek istermiş
            Şaşda gör sevgilim şaşda

            Bülbül arz eder bağları
            Severmiş tıfıl çağları
            Yol eyle karlı dağları
            Aşda gör sevgilim aşda

            Ezelden benim esimsin
            Gece gündüz yoldaşımsın
            Sanki yuvamda kuşumsun
            Uçda gör sevgilim uçda

            Viran kaldı bahçe bağlar
            Aşılmaz karlıdır dağlar
            Gözlerim yâr için ağlar
            Yaşda gör sevgilim yaşda

            Artmaktadır âh u zarım
            Nedendir gitmez efkârım
            Gönül bahçesinde bârım
            Biçde gör sevgilim biçde

            Sümmâninin bahtı kara
            Sinesinde azar yara
            Bağında etmiş firara
            Kaçda gör sevgilim kaçda...>>


            Yâr kabul eyler mi benim nâmemi

            Yâr kabul eyler mi benim nâmemi
            Gözü yaşlı bekliyor mu hanemi
            Acep n'eylediler düşkün annemi
            Ondan yakın vefalarım var mıdır

            Hûn etti bağrımı gurbet ateşi
            Sallanır cananım düşmana karşı
            Görünmez sılanın toprağı taşı
            Göstermeğe dost ikrarın var mıdır

            Gözüme görünmez karye-i vatan
            Dertliler derdine ortaksın Sümmân
            Yârimi neyledin (ey) koca Bedahşan
            Ağlamadan başka kârım var mıdır...>>


            Yüksek cebellerin geç erir karı

            Yüksek cebellerin geç erir karı
            Bize yardım etsin cenâb-ı bari
            Birinci mendilde bir ölü arı
            Arar da bulurum benim beylerim

            Bir arz-ı hal verem hazret-i pfre
            Yâ Rabbi sen bizi koyma bu dara
            İkinci mendilde bir ölü pire
            Arar da bulurum benim beylerim

            Bunlar da terk etmiş vatanı yurdu
            Kimse bilmez nedir bunların derdi
            Üçüncü mendilde sirkenin kurdu
            Arar da bulurum benim beylerim

            Bîçâreler burda olmuşlar naşı
            Hiçbirinde yoktur aşkın ateşi
            Dördüncü mendilde bir elmas taşı
            Arar da bulurum benim beylerim

            Dertlidir Sümmani değildir naşı
            Her olur olmaza meyil bağlamam
            Pîrler sayesinde hilaf söyleme
            Gösterdiler pîrler bana beylerim

            Bîçâreler burda şaşıp kalmışlar
            Âh ediben sararuben solmuşlar
            Bu horuzu eskiciden almışlar
            Arar da bulurum benim beylerim

            Bu nasıl ahvaldir bu nasıl haldır
            Bu geniş dünyada burada dardır
            Rengini sorarsan tüyü de aldır
            Arar da bulurum benim beylerim

            Dilerim Mevlâ'dan yüzüz gülmesin
            İki yakaz bir araya gelmesin
            Son nefes diliniz selâ dönmesin
            Sümmani gördüğü bir horuz başı...>>


            Yüzüne hârâmi benler saçılmış

            Yüzüne hârâmi benler saçılmış
            Yâr ise can ister kulundan senin
            Hüsnünün baharı taze açılmış
            Emreyle dereyim gülünden senin

            Her zaman pâyine yüzüm sürdükçe
            İltifat edersin bizi gördükçe
            Var ol cihan içre dünya durdukça
            Geçmesin âdûlar yolundan senin

            Sen beni seversin gayretle ama
            Ben dahi severim ey melek sfma
            Bilirim âşıksın destinde hûmâ
            Bâz eksik olmasın kolundan senin

            Hakikatli yârsin bilirsin halden
            Hüdâ ayırmasın sen selvi daldan
            Söyledikçe sözüm tatlıdır baldan
            Âb-ı zülâl akar dilinden senin

            Sümmani kapında yabana atma
            Lütfeyle yaşımı sellere katma
            Bari gülmüş iken beni ağlatma
            Aman aman felek elinden senin...>>
            Incinsen de Incitme!!

            Comment

            Working...