Baki kalan bu kubbede bir hoş sada imiş

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • Muhabbetci
    Katılımcı Üye
    • Jan 2009
    • 77

    #1

    Baki kalan bu kubbede bir hoş sada imiş

    Fuzuli'nin Yaşami:

    Fuzûlî'nin yaşamı üzerine çok fazla bilgi yoktur.
    Bağdat yakınlarında Hille veya Kerbela'da doğduğu
    tahmin edilmektedir. Asıl adı Mehmet'tir. Toplum
    bilimcilere göre Oğuz'ların Bayat aşiretindendir.
    Doğum tarihinin bilinmemesine karşın, ölüm tarihi
    1556 yılıdır.

    Türkçe divanının önsözünden öğrendiğimize göre,
    yaşamı boyunca Irak dışına çıkmamıştır. Bazı Farsça
    kaynaklara göre ömrünün büyük bölümünü halife
    Ali'nin Necef'deki mezarına hizmet ederek
    geçirmiştir. Bu hizmetinden dolayı Safevi
    hükümdarları tarafından ona bir aylık bağlanmıştır.
    Fakat günün birinde bilinmeyen bir sebeple bu
    aylığı kesilmiştir. Irak Safavi'lerin elindeyken
    şah İsmail ve Safavi ileri gelenlerine şiirler
    sunan Fuzûlî, Irak'ın Osmanlı'ların eline
    geçmesiyle de Kanuni Sultan Süleyman ve Osmanlı
    ileri gelenlerine şiirler sunmuştur. Osmanlı'lar
    döneminde de Fuzûlî'ye dokuz akçelik bir aylık
    bağlanmıştır. Fakat Fuzûlî'nin o dönemin Nişancı
    paşasına gönderdiği şikayet-nâme'sinden anlaşılıyor
    ki, Fuzûlî kendisine bağlanan bu aylığı hiçbir
    zaman alamamıştır. Her iki dönemde de değeri
    anlaşılamayan ve gereken önem verilmeyen şairin
    yaşamı yoksulluk içinde geçmiş, 1556 yılında Irak'ı
    kasıp kavuran veba salgınında ölmüştür.

    Farsça ve Türkçe divanlarının önsözlerinden
    anlaşıldığına göre daha çocuk yaşta şiirle uğraşan
    Fuzûlî genellikle şiirlerini Azeri lehçesiyle
    yazmış. Ona göre divan edebiyatındaki şiir
    türlerinin en önemlisi gazeldir. O nedenle kendi
    gönlüne de gazeli seçmesini önermiştir.

    Fuzûlî'nin şiirleri diğer divan şairlerinin
    şiirlerinden bambaşka bir özelliğe sahiptir. Onun
    şiirleri genellikle din dışı şiirlerdir. Bu
    şiirlerde çoğunlukla aşk teması işlenmiştir. şair
    bir anlamda aşkı şiirlerinde metalaştırmış ve aşk
    derdinden mutlu olduğunu söylemiştir. Hatta bu
    dertten hiç kurtulmak istemediğini vurgulamıştır.
    Ayrıca Fuzûlî divan şiirinin bir özelliği olan söz
    sanatlarını en ustaca kullanmış bir şairdir. O
    nedenle gazelleri ve diğer şiirleri hayli süslü ve
    anlaşılması çok zor şiirlerdir.

    ıyi şiirin yalnızca bilimle elde edilebileceğine
    inanan Fuzûlî, bu düşüncesini Türkçe divanının
    önsözünde "ılimsiz şiir, temeli yok duvar gibi
    olur, temelsiz duvar da sonunda itibarsız olur"
    diye açıklar. Bu düşüncesini her zaman savunduğunu
    ve "ilimsiz şiirden ruhsuz kalıp gibi nefret
    ettiğini" vurgular.

    Fuzûlî, Eski Türk Edebiyatı'nda ünü ve etkisi en
    yaygın olan şairlerden biridir. Azeri ve Çağatay
    lehçeleriyle yazan şairler üzerinde olduğu gibi,
    Türkiye lehçesiyle yazan pek çok divan, tasavvuf,
    halk ve modern Türk edebiyatının ilk dönem
    şairlerine de büyük etkisi olmuştur.

    Yapıtları: Türkçe, Farsça ve Arapça üç divan, Leylî
    vü Mecnun mesnevisi, Kerbela olayını anlattığı
    nesir ve nazım karışımı Hadıkat-üs-Suada ve şikayet
    -nâme adlı mansur mektuplardır.

    Yapıtlarının bugünkü Türkçe ile basılmış örnekleri;
    Abdulbaki Gölpınarlı tarafından hazırlanmış Fuzuli
    Divanı, K. Akyüz - S. Yüksel -M. Cumbur tarafından
    hazırlanmış Türkçe Divan'ları vardır.



    KASÎDE DER NA'T-I HAZRET-İ NEBEVÎ (Su Kasidesi)

    Saçma ey göz eşkden gönlümdeki odlara su
    Kim bu denlü dutuşan odlara kılmaz çâre su



    (Ey göz! Gönlümdeki (içimdeki) ateşlere göz yaşımdan su saçma ki, bu kadar (çok) tutuşan ateşlere su fayda vermez.)



    Âb-gûndur günbed-i devvâr rengi bilmezem
    Yâ muhît olmış gözümden günbed-i devvâra su



    (şu dönen gök kubbenin rengi su rengi midir; yoksa gözümden akan sular, göz yaşları mı şu dönen gök kubbeyi
    kaplamıştır, bilemem..)



    Zevk-ı tîğundan aceb yoh olsa gönlüm çâk çâk
    Kim mürûr ilen bırağur rahneler dîvâra su



    (Senin kılıca benzeyen keskin bakışlarının zevkinden benim gönlüm parça parça olsa buna şaşılmaz. Nitekim akarsu da
    zamanla duvarda, yarlarda yarıklar meydana getirir.)



    Vehm ilen söyler dil-i mecrûh peykânun sözin
    ıhtiyât ilen içer her kimde olsa yara su



    (Yarası olanın suyu ihtiyatla içmesi gibi, benim yaralı gönlüm de senin ok temrenine, ok ucuna benzeyen kirpiklerinin
    sözünü korka korka söyler.)



    Suya virsün bâğ-bân gül-zârı zahmet çekmesün
    Bir gül açılmaz yüzün tek virse min gül-zâra su



    (Bahçıvan gül bahçesini sele versin (su ile mahvetsin), boşuna yorulmasın; çünkü bin gül bahçesine su verse de senin
    yüzün gibi bir gül açılmaz.)



    Ohşadabilmez gubârını muharrir hattuna
    Hâme tek bahmahdan inse gözlerine kara su



    (Hattatın beyaz kâğıda bakmaktan, kalem gibi, gözlerine kara su inse (kör olsa, kör oluncaya kadar uğraşsa yine de)
    gubârî (yazı)sını, senin yüzündeki tüylere benzetemez. )



    Ârızun yâdıyla nem-nâk olsa müjgânum n’ola
    Zayi olmaz gül temennâsıyla virmek hâra su



    (Senin yanağının anılması sebebiyle kirpiklerim ıslansa ne olur, buna şaşılır mı? Zira gül elde etmek dileği ile dikene
    verilen su boşa gitmez.)



    Gam güni itme dil-i bîmârdan tîgun dirîğ
    Hayrdur virmek karanu gicede bîmâra su



    (Gamlı günümde hasta gönlümden kılıç gibi keskin olan bakışını esirgeme; zira karanlık gecede hastaya su vermek hayırlı
    bir iştir.)



    ıste peykânın gönül hecrinde şevkum sâkin it
    Susuzam bir kez bu sahrâda menüm-çün ara su



    (Gönül! Onun ok temrenine benzeyen kirpiklerini iste ve onun ayrılığında duyduğum hararetimi yatıştır, söndür. Susuzum
    bu defa da benim için su ara.)



    Men lebün müştâkıyam zühhâd kevser tâlibi
    Nitekim meste mey içmek hoş gelür hûş-yâra su
    (Nasıl sarhoşa şarap içmek, aklı başında olana da su içmek hoş geliyorsa, ben senin dudağını özlüyorum, sofular da
    kevser istiyorlar.)



    Ravza-i kûyuna her dem durmayup eyler güzâr
    Âşık olmış galibâ ol serv-i hoş-reftâra su



    (Su, her zaman senin Cennet misâli mahallenin bahçesine doğru akar. Galiba o hoş yürüyüşlü, hoş salınışlı; serviyi
    andıran sevgiliye aşık olmuş.)



    Su yolın ol kûydan toprağ olup dutsam gerek
    Çün rakîbümdür dahı ol kûya koyman vara su



    (Topraktan bir set olup su yolunu o mahalleden kesmeliyim, çünkü su benim rakibimdir, onu o yere bırakamam.)



    Dest-bûsı ârzûsıyla ger ölsem dostlar
    Kûze eylen toprağum sunun anunla yâra su



    (Dostlarım! şayet onun elini öpme arzusuyla ölürsem, öldükten sonra toprağımı testi yapın ve onunla sevgiliye su
    sunun.)



    Serv ser-keşlük kılur kumrî niyâzından meger
    Dâmenin duta ayağına düşe yalvara su



    (Servi kumrunun yalvarmasından dolayı dikbaşlılık ediyor. Onu ancak suyun eteğini tutup ayağına düşmesi (yalvarıp aracı
    olması bu dikbaşlılığından) kurtarabilir.)



    ıçmek ister bülbülün kanın meger bir reng ile
    Gül budağınun mizâcına gire kurtara su



    (Gül fidanı bir hile ile (meşhur gül ve bülbül efsanesindeki gibi yine) bülbülün kanını içmek istiyor; bunu
    engelleyebilmek için suyun gül dallarının damarlarına girerek gül ağacının mizacını değiştirmesi gerekir.)



    Tıynet-i pâkini rûşen kılmış ehl-i âleme
    ıktidâ kılmış târîk-i Ahmed-i Muhtâr’a su



    (Su Hz. Muhammed’in (s.a.v) yoluna uymuş (ve bu hâli ile) dünya halkına temiz yaratılışını açıkça göstermiştir.)



    Seyyid-i nev-i beşer deryâ-ı dürr-i ıstıfâ
    Kim sepüpdür mucizâtı âteş-i eşrâra su



    (ınsanların efendisi, seçme inci denizi (olan Hz. Muhammed’in s.a.v) mucizeleri kötülerin ateşine su serpmiştir.)



    Kılmağ içün tâze gül-zârı nübüvvet revnakın
    Mu’cizinden eylemiş izhâr seng-i hâra su



    (Katı taş, Peygamberlik gül bahçesinin parlaklığını tazelemek için (ve onun) mucizesinden dolayı su meydana
    çıkarmıştır.)



    Mu’cizi bir bahr-ı bî-pâyân imiş âlemde kim
    Yetmiş andan min min âteş-hâne-i küffara su



    (Hz. Peygamberimiz’in mûcizeleri dünyada uçsuz bucaksız bir deniz gibi imiş ki, ondan (o mucizelerden), ateşe tapan
    kâfirlerin binlerce mâbedine su ulaşmış ve onları söndürmüştür.)



    Hayret ilen barmağın dişler kim itse istimâ
    Barmağından virdügin şiddet günü Ensâr’a su



    (Mihnet günü Ensâr’a parmağından su verdiğini (bir mucize olarak parmağından su akıttığını) kim işitse hayret ile (şaşa
    kalarak) parmağını ısırır.)



    Dostı ger zehr-i mâr içse olur âb-ı hayât
    Hasmı su içse döner elbette zehr-i mâra su



    (Dostu yılan zehri içse (bu zehir onun dostu için) âb-ı hayat olur. Aksine düşmanı da su içse (o su, düşmanına) elbette
    yılan zehrine döner.)



    Eylemiş her katreden min bahr-ı rahmet mevc-hîz
    El sunup urgaç vuzû içün gül-i ruhsâra su



    (Abdest (almak) için el uzatıp gül (gibi olan) yanaklarına su vurunca (sıçrayan) her bir su damlasından binlerce rahmet
    denizi dalgalanmıştır.)



    Hâk-i pâyine yetem dir ömrlerdür muttasıl
    Başını daşdan daşa urup gezer âvâre su




    (Su ayağının toprağına ulaşayım diye başını taştan taşa vurarak ömürler boyu, durmaksızın başıboş gezer.)



    Zerre zerre hâk-i dergâhına ister sala nûr
    Dönmez ol dergâhdan ger olsa pâre pâre su



    (Su, onun eşiğinin toprağına zerrecikler halinde ışık salmak (orayı aydınlatmak) ister. Eğer parça parça da olsa o
    eşikten dönmez.)



    Zikr-i na’tün virdini dermân bilür ehl-i hatâ
    Eyle kim def-i humâr içün içer mey-hâra su



    (Sarhoşlar içkiden sonra gelen bat adrysını gidermek için nasıl su içerlerse, günahkârlar da senin na’tının zikrini
    dillerinde tekrarlamayı (dertlerine) derman bilirler.)



    Yâ Habîballah yâ Hayre’l beşer müştakunam
    Eyle kim leb-teşneler yanup diler hemvâra su



    (Ey Allah'ın sevgilisi! Ey insanların en hayırlısı! Susamışların (susuzluktan dudağı kurumuşların) yanıp dâimâ su
    diledikleri gibi (ben de) seni özlüyorum.)



    Sensen ol bahr-ı kerâmet kim şeb-i Mi'râc’da
    şebnem-i feyzün yetürmiş sâbit ü seyyâra su


    (Sen o kerâmet denizisin ki mi'râc gecesinde feyzinin çiyleri sabit yıldızlara ve gezegenlere su ulaştırmış.)



    Çeşme-i hurşîdden her dem zülâl-i feyz iner
    Hâcet olsa merkadün tecdîd iden mimâra su



    (Kabrini yenileyen (tamir eden) mimara su lazım olsa, güneş çeşmesinden her an bol bol saf, tatlı ve güzel su iner.)



    Bîm-i dûzah nâr-ı gam salmış dil-i sûzânuma
    Var ümîdüm ebr-i ihsânun sepe ol nâra su



    (Cehennem korkusu, yanık gönlüme gam ateşi salmış, (ama) o ateşe, senin ihsan bulutunun su serpeceğinden ümitliyim.)



    Yümn-i na’tünden güher olmış Fuzûlî sözleri
    Ebr-i nîsândan dönen tek lü’lü şeh-vâra su



    (Seni övmenin bereketinden dolayı Fuzûlî’nin (alelâde) sözleri, nisan bulutundan düşüp iri inciye dönen su (damlası)
    gibi birer inci olmuştur.)



    Hâb-ı gafletden olan bîdâr olanda rûz-ı haşr
    Eşk-i hasretden tökende dîde-i bîdâra su



    (Kıyamet günü olduğu zaman, gaflet uykusundan uyanan düşkün (yahut aşık) göz, (sana duyduğu) hasretten su (gözyaşı)
    döktüğü zaman,)



    Umduğum oldur ki rûz-ı haşr mahrûm olmayam
    Çeşm-i vaslun vire men teşne-i dîdâra su



    (O mahşer günü, güzel yüzüne susamış olan bana vuslat çeşmenin su vereceğini, beni mahrum bırakmayacağını ummaktayım.)





    Fuzuli:
    Gazellerinden ve Beyitlerinden Seçmeler:
    Gazel
    1- Hâsılım yoh ser-i kûyunda belâdan gayrı
    Garazım yoh reh-i aşkında fenâdan gayrı
    2- Ney-i bezm-i gamem ey âh ne bulsan yele
    ver
    Oda yanmış kuru cismimde hevâdan gayrı
    3- Yetti bîkesliğim ol gaayete kim çevremde
    Kimse yoh çevrile girdâb-ı belâdan gayrı
    4- Ne yanar kimse bana âteş-i dilden özge
    Ne açar kimse kapım bâd-i sebâdan gayrı
    5- Bezm-i aşk içre Fuzûlî nice âh eylemeyen
    Ne temettu bulunur bende sadâdan gayrı
    Açıklama:
    1-Senin sokağının başında beladan başka
    elde ettiğim (bir şey) yok -aşkının yolunda
    yok olmaktan (ölmekten) başka da bir amacım
    yok.
    2-Ey ah! Gam (hüzün) meclisinin ney'iyim,
    ateşe yanmış kuru vücudumda arzudan başka
    ne bulursan yele ver (savur) dağıt.
    3-Kimsesizliğim o dereceye vardı ki,
    çevremde -bela girdabından başka dönen
    kimse yok.
    4-Bana, ne gönül ateşinden başka kimse
    yanar,-ne de tan yelinden başka kimse
    kapımı açar.
    5-Fuzûlî! Aşk meclisinde nasıl ah
    etmeyeyim? -bende sesten başka ne kâr
    bulunur.


    Gazel
    1 bende mecnundan füzun aşıklık istidadı var
    aşık-ı sadık benem mecnunun ancak adı var 2 kıl tefahür kim senin hem var ben tek aşıkın
    leylanin mecnunu şirinin eğer ferhadı var
    3 ehl-i temkinem beni benzetme ey gül bülbüle
    derde sabrı yok anın her lahza bin feryadı var
    4 öyle bed-halem ki ahvalim görende şad olur
    her kimin kim dehr cevrinden dil-i naşadı var
    5 gezme ey gönlüm kuşu gafil feza-yı aşkta
    kim bu sahranın güzer-gahında çok sayyadı var
    6 ey fuzuli aşk men'in kılma nasihten kabul
    akl tedbiridir ol sanma ki bir bünyadı var
    Açıklama
    1 bende mecnundan daha fazla aşıklık özellikleri var
    sadık olan aşık benim, mecnunun sadeece adı var
    2 ben senin aşığınım ki bununla övünmelisin
    nasıl leylanın mecnunu şirinin ferhadı var
    3 aklım başımda ey gül beni bülbüle benzetme
    onun derde sabrı yok her an feryadı var
    4 öyle kötü haldeyim ki halimi görenler mutlu olur
    zamanın çarkından kimin neşesiz bir gönlü varsa
    5 ey gönlümün kuşu, aşk aleminde boş boş gezme
    cunku bu alemin her yolunda birçok avcısı var
    6 ey fuzuli! aşkı yasaklayan nasihatçıya uyma
    o aklın tedbiridir sanmaki onun bir temeli var
    ---------------------------------------
    aşk men'i: aşkı menetme
    bünyad: temel
    dehr: zaman
    ehl-i temkinem: ağırbaşlıyım
    nasih: nasihatçı
    naşad: neşesiz
    tefahür: iftihar



    Gazel
    ey firak-i leb-i canan ciğerim hun ettin
    çehre-i zerdimi hun-ab ile gul-gun ettin ciğerim kanını gözyaşına döktün ey dil
    vara vara anı Kulzüm bunu Ceyhun ettin
    nice hüsn ile seni Leyla'ya nispet kılayım
    bilmedin kadrimi terk-i ben-i mecnun ettin
    ahd kıldın ki cefa kesmeyesin aşıktan
    aşık-ı vade-i ihsan ile memnun ettin
    cüra cüra mey içip zib-i cemal artırdın
    zerre zerre gözümün nurunu efzun ettin
    ey fuzuli akıdıp seyl-i sirişk ağlayalı
    aşk ehline figan etmeği kanun ettin
    ---------------------------------------
    cüra: yudum
    efzun etmek: çoğaltmak
    hun: kan
    kulzüm: kızıldeniz
    seyl-i sirişk: gözyaşı seli
    zerd: sarı
    zib: süs



    Gazel
    1 hasılım yok ser-i kuyunda beladan gayrı
    garazım yok reh-i aşkında fenadan gayrı
    -
    2 ney-i bezm-i gamem ey ah ne bulsan yele ver
    oda yanmış kuru cismimde hevadan gayrı
    -
    3 perde çek çehreme hicran günü ey kanlı sirişk
    ki gözüm görmeye ol mah-likadan gayrı
    -
    4 yetti bikesliğim al gayete kim çevremde
    kimse yok çevrile girdab-ı beladan gayrı
    -
    5 ne yanar kimse bana ateş-i dilden özge
    ne açar kimse kapım bad-ı sabadan gayrı
    -
    6 bozma ey mevc gözüm yaşı hababın ki bu seyl
    koymadı hiç imaret bu binadan gayrı
    -
    7 bezmi aşk içre fuzuli nice ah eylemeyem
    ne temettu bulunur bende sadadan gayrı ------------------------------------------
    1 senin etrafında elde edebildigim bir sey yok beladan baska
    bir amacım yok aşkının yollarında kendimi kaybetmekten başka
    2 uzuntu toplulugunun neyiyim, ne bulursan rüzgara ver
    ateşle yanmış kuru cismimde havadan başka
    3 hicran günü yüzüme bir perde çek ey gözyaşı
    ki gözüm kimseyi görmesin o ay yüzlü güzelden başka
    4 yetti artık kimsesizliğim, çevremde kim varsa al
    dönen hiç bir şey yok bela girdabından başka
    5 ne yanar kimse bana gönül ateşinden özge
    ne açar kimse kapımı sabah rüzgarından başka
    6 ey dalga! bu sel gözümün yaşının bir kabarcığıdır, bozma
    sağlam hiç bir şey bırakmadı bu binadan başka
    7 aşk alemi içinde ah edip sızlanma ey fuzuli!
    ne kar bulabilirsin ki kendinde bu sedadan başka
    ------------------------------------------
    bi-keslik:kimsesizlik
    çevrile: dönen
    habab: kabarcık
    mah-lika: ay yüzlü
    mevc: dalga
    reh: yol
    seyl: sel
    sirişk: gözyaşı
    temettu: kar


    Gazel
    1 ya rab belayı aşk ile kıl aşina beni
    bir dem bela-yı aşktan etme cüda beni
    2 az eyleme inayetini ehli derdden
    yani ki çok belalara kıl mübtela beni
    3 oldukça ben götürme beladan iradetim
    ben isterim belayı çü ister bela beni
    4 gittikçe hüsnün eyle ziyade nigarımın
    geldikçe derdine beter et muptela beni
    5 öyle zaif kıl tenimi firkatinde kim
    vaslına mümkün ola yeürmek saba beni
    6 nahvet kılıp nasib fuzuli gibi bana
    ya rab mukayyed eyleme mutlak bana beni
    -----------------------------------------
    1 tanrım, aşk belasıyla beni tanıştır
    bir an bile aşk belasından uzak tutma beni
    2 elinin bolluğunu dert isteyenlerden esirgeme
    yani bir sürü belalara müptela et beni
    3 ben olduğum sürece beladan dileğimi çevirme
    çünkü ben belayı istiyorum, bela ister beni
    4 sevgilimin güzelliğini gittikçe artır
    bela geldikçe derdine daha beter müptela et beni
    5 vücudumu onun ayrılığında öyle hafif kıl ki
    hafif esen sabah rüzgarı bile ulaştırabilsin ona beni
    6 kibirlilik edip fuzuli gibi bana
    ey tanrım, bir an bile başbaşa bırakma kendimle beni
    -----------------------------------------
    iradet: dilek
    nahvet: kibirlilik
    nigar: sevgili


    Gazel
    Ey gönül yârı iste candan geç
    Ser-i kûyun gözet cihandan geç
    Yâ tama' kes hayat zevkinden
    Yâ leb-i lâl-i dil-sitândan geç
    Mülk-i tecrîddir ferâgat evi
    Terk-i mâl eyle hân-ü-mandan geç
    Lâ-mekan seyrinin azîmetin et
    Bu harâb olacak mekandan geç
    ı'tibar etme mülk-i dünyâya
    ı'tibar-i uluvv-i şandan geç
    Ehli dünyanın olmaz ahireti
    Ger bunu ister isen andan geç
    Meskenin bezm-gâh-i vahdettir
    Ey Fuzûlî bu hâk-dandan geç


    Gazel
    Ey bî-vefa ki âdet oluptur cefâ sana
    Bi'llah cefadır olma demek bî-vefa sana
    Geh nâz ü geh kirişme vü geh işvedir işin
    Cânın sevenler olmasa yiğ âşnâ sana
    Bin cân olaydı kâş men-i dil*şîkestede
    Tâ her biriyle bir kez olaydım fidâ sana
    Aşkından mübtelalığımı ayb eden sanır
    Kim olmak ihtiyâr iledir mübtelâ sana
    Ey dil ki hecre düzmeyip istersin ol mehi
    şükr et bu hâle yoksa gelir bir belâ sana
    Et gül gâmımda eşk ruh-i zerdim etti âl
    Bildirdi ola sûret-i hâlim sabâ sana
    Düşmez çü şâh kurbu Fuzûlî gedâlara
    Ol şehden iltifat ne nisbet bana sana

    Gazel

    Ol ki her sa'at gülerdi çeşm-i giryânım görüp
    Ağlar oldu hâlime bî-rahm cânânım görüp
    Eyleyen ta'yin-i cezâ-yi müdâvâ derdime
    Terk edip cem' etmedi hâl-i perîşânım görüp
    Lâle-ruhlar göğsümün çâkine kılmazlar nazar
    Hiç bir rahm eylemezler dâğ-i hicrânım görüp
    Tut gözün ey dûd-i dil çerhin ki devrin terk edip
    Kalmasın hayrette çeşm-i gevher efşânım görüp
    Pertev-i hur-şîd sanmam yerde kim devr-i felek
    Yere urmuş âf-tâbın mâh-i tâbânım görüp
    Suda aks-i serv sanmam kim koparıp bağ-bân
    Suya salmış servini serv-i hırâmânım görüp
    Ey Fuzûlî bil ki ol gül-'ârızı görmiş değil
    Kim ki ayb eyler benim çâk-i girîbânım görüp

    Gazel
    Gönülde bin gâmım vardır ki pinhân eylemek olmaz
    Bu hem bir gam ki il ta'nından efgân eylemek olmaz
    Ne müşkil derd olursa bulunur âlemde dermânı
    Ne müşkil der imiş aşkın ki dermân eylemek olmaz
    Fena mülküne çok azm etme ey dil çekme zahmet kim
    Bu tedbîr ile def'i derd-i hicrân eylemek olmaz
    Sakın gönlüm yıkarsın pendden dem urma ey nâsih
    Hevâ-yi nefs ile bir mülkü vîran eylemek olmaz
    Dehânın üzre lâ'lin istemiş dil def-i müşkildir
    Görünmez hiç cürmü yok yere kan eylemek olmaz
    Du'âlar eylerim benden yana bir dem güzâr etmez
    Ne çâre sihr ile servi hırâman eylemek olmaz
    Fuzûlî âlem-i kayd içre sen dem urma aşkından
    Kemâl-i cehl ile da'vây-i irfân eylemek olmaz

    Gazel
    Beni candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı
    Felekler yandı âhımdan murâdım şem'i yanmaz mı
    Kamu bîmârına cânân deva-yı derd eder ihsan
    Niçün kılmaz bana derman beni bîmar sanmaz mı
    şeb-i hicran yanar cânım döker kan çeşm-i giryânım
    Uyadır halkı efgânım gara bahtım uyanmaz mı
    Gûl-i ruhsârına karşu gözümden kanlu akar su
    Habîbim fasl-ı güldür bu akar sular bulanmaz mı
    Gâmım pinhan dutardım ben dedîler yâre kıl rûşen
    Desem ol bî-vefâ bilmen inanır mı inanmaz mı
    Değildim ben sana mâil sen ettin aklımı zâil
    Bana ta'n eyleyen gâfil seni görgeç utanmaz mı
    Fuzûlî rind-i şeydâdır hemîşe halka rüsvâdır
    Sorun kim bu ne sevdâdır bu sevdâdan usanmaz mı


    Gazel Ya Rab, belâ-yı aşk ile âşinâ kıl meni
    Bir dem belâ-yı ışkdan kılma cüda meni
    Az eyleme inayetini ehl-i derdden
    Ya'ni ki çok belâlara kıl mübtela meni
    Oldukça men götürme belâdan irâdetim
    Men isterem belâyı çü ister belâ meni
    Temkinimi belâ-yı mahabbetde kılma süst
    Tâ dost ta'n edüp demeye bî-vefa meni
    Gittikçe hüsnün eyle ziyâde nigârımın
    Geldikçe derdine beter et mübtelâ meni
    Öyle zâif kıl tenimi firkatinde kim
    Vaslına mümkin ola yetürmek sabâ meni
    Nahvet kılub nasîb Fuzûlî gibi mana
    Yâ Rab mukayyed eyleme mutlak mana meni

    Gazel

    Eyle ser-mestem ki idrâk etmezem dünya nedür
    Men kimem sâkî olan kimdür mey ü sahba nedür
    Gerçi cânândan dîl-i şeyda içün kâm isterem
    Sorsa cânân bilmezem kâm-ı dîl-i şeyda nedür
    Vasldan çün âşıkı müstağnî eyler bir visal
    Âşıka mâşukdan her dem bu istiğna nedür
    Hikmet-i dünya vü mâfiha bilen ârif degül
    Ârif oldur bilmeye dünya vü mâfiha nedür
    Âh u feryâdun Fuzûlî incidübdür âlemi
    Ger belâ-yı ışk ile hoşnûd isen gavga nedür

    Gazel

    Hansı gülşen gülbün-ü serv-i hırâmânunca var
    Hansı gülbün üzre gonca la'l-i handânunca var
    Hansı gülzâr içre bir gül açılur hüsnün kimi
    Hansı Gül bergi leb-i lâl-i dür-ebşânunca var
    Hansı bâgun var bir nahli kadün teg bâr-ver
    Hansı nahlün hâsılı sib-i zenahdânunca var
    Hansı hûnî sen kimi cellâda olmuşdur esîr
    Hansı cellâdun kılıcı nevk-i müjgânunca var
    Hansı bezm olmuş münevver bir kadün teg şem'den
    Hansı şem'ün şu'lesi ruhsâr-ı tâbanunca var
    Hansı yerde tapılır nisbet sana bir genc-i hüsn
    Hansı gencün ejderi zülf-i perîşânunca var
    Hansı gülşen bülbülün derler Fuzûlî sen kimi
    Hansı bülbül nâlesi feryâd ü efgânunca var


    Gazel
    Ney kimi her dem ki bezm-i vaslünı yâd eylerem
    Tâ nefes vardur kuru cismümde feryâd eylerem
    Rûz-ı hicrândur sevin ey murg-ı rûhum kim bugün
    Bu kafesden men seni elbette azâd eylerem
    Vehm edüp tâ salmaya sen mâha mihrin hiç kim
    Kime yetsem cevr-ü zulmünden ana dâd eylerem
    Kan yaşum kılmaz vefâ giryân gözüm isrâfına
    Munca kim her dem ciğer kanından imdâd eylerem
    ıncimen her nice kim ağyâr bî-dâd eylese
    Yâr cevri içün gönül bî-dâda mutâd eylerem
    Bilmişem bulman visâlinlik bu ümmîd ile
    Gâh gâh öz hatır-ı nâ-şâdumı şâd eylerem
    Levh-i âlemden yudum eşk ile Mecnûn adını
    Ey Fuzûlî men dâhi âlemde bir ad eylerem

    Gazel

    Bilmez idüm bilmek ağzun sırrını düşvâr imiş
    Ağzunı derlerdi yoh dedüklerince var imiş
    Âciz olmuş yakmağa âhı ile kûhu Kûh-ken
    Neylesün miskin anun 'ışkı hem ol mikdâar imiş
    Daşa çekmiş halk içün Ferhâd şîrîn suretin
    'Arza kılmış halka mahbûbun 'aceb bî-'ar imiş
    Ka'be ihrâmına zâhid dediler bel bağladı
    Eyledüm tahkîk anun bağlanduğı zünhâr imiş
    'Ömrlerdir eylerem ahvâl-i dünyâ imtihân
    Nakd-i 'ömr ü hâsıl-ı dünyâ hemün bir yar imiş
    Zevk-i dîdârı ile dir-dârun yoh etdüm varumı
    Devlet-i bâkî ki derler devlet-i dîdâr imiş
    Dün Fuzûlî 'ârızun görgeç revân tapşurdu cân
    Lâf edüp derdi ki cânum var emânet-dâr imiş


    Gazel

    Kad enâr el-aşk-ı li'l-'uşşâkı minhâci'l-hüdâ
    Salik-i râh-i hakikat aşka eyler iktida
    Aşktır ol neş'e-i kâmil kim andandır müdâm
    Meyde teşvir-i hararet neyde te'sir-i sadâ
    Vâdi-i vahdet hakikatte makâm-i aşktır
    Kim müşahhas olmaz ol vadide sultândan geda
    Eylemez alvet-sarây-i sırr-i vahdet mahremi
    Âşıkı ma'şuktan ma'şuku âşıktan cüda
    Ey ki ehl-i aşka söylersen melâmet terkin et
    Söyle kim mümkin midir tağyîr-i takdîr-i Hudâ
    Aşk kilki çekti hat levh-i vücûd-i âşıka
    Kim ola sâbit Hak isbâtında nefy mâ'ada
    Ey Fuzûli intihâsız zevk buldun aşktan
    Böyledir her iş ki Hak adiyle kılsan ibtida

    Aşk derdiyle hoşem el çek ilacımdan tabib!

    Kılma derman kim, helakim zehri dermanındadır


    Ol yire varanı eylesun Hak cennetmekan
    Anın meni her daim şen olasız duada


    (Alinti)
    Incinsen de Incitme!!
Working...