Hekimhanlı esiri

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • Muhabbetci
    Katılımcı Üye
    • Jan 2009
    • 77

    #1

    Hekimhanlı esiri

    Esiri'nin asıl adı Mehmet'tir. Babası Kasım Ağa Hekimhan'ın Hasançelebi bucağına bağlı Basak köyü halkından olup XVIII. yüzyılda yörenin en ünlü aşıklarından biri olarak bilinen Baboğ Dede'nin dördüncü oğludur. Kasım Ağa, Baboğ Dede'nin vefatından sonra kardeşlerinden ayrılarak Basak köyü yakınlarında bulunan Güvenç köyüne yerleşmiştir.

    Mehmet (Esiri) 1259 (miladi 1843)'da ailenin üçüncü çocuğu olarak Güvenç köyünde dünyaya gelmiştir. Köyde okuma yazma öğrenip günlerini çobanlık yaparak geçiren Mehmet, dedesi Aşık Baboğ gibi iyi saz çalar, usta malı şiirlerin yanında kendi deyişlerini de söylemeye başlayarak yakın çevresinde Aşık Mehmet olarak adını duyurur.

    Bir şiirinde :

    ''Pir elinden dolu içip mest oldum
    Aldım sattım her kıymetten üst oldum
    Mürşit meydanında kemerbest oldum
    Yüzümde yedi hat ağlara düştü''


    diyen Esiri , badeli aşıklardan olduğunu belirtir. Yine bir şiirinde:

    ''Gönül kuşu ulağına gelince
    Aşıklar mest olur bade dolunca
    Kaşların yayına nazar kılınca
    Dedim Hak'tan ola yardım erenler''


    deyişinde, bir şiirinde :

    ''Erenler yaktı çıramız

    Çok şükür rüşan olduk

    Aşıklıkta bu töremiz

    İçtik bade sultan olduk''


    biçimindeki söyleyişinde ve:

    "Aşık olmayınca bade içilmez

    Okuyup yazmasan mana seçilmez

    Har biten yerlerde gülşen açılmaz

    Bülbüle bu nale efgan elverir''

    biçimindeki söyleyişlerinden badeli aşıklardan olduğu anlaşılmaktadır.

    Aşık Mehmet 20 yaşına geldiği zaman artık kabuğuna sığmaz olur ve bir gün kardeşlerine "Benim özümde muhabbet coş eyledi. Ben Hacı Bektaş'ta Feyzullah Çelebi'yi ziyarete gideceğim" diyerek köyünü terk edip Hacı Bektaş'a gider. Feyzullah Çelebi'den manevi himmet alarak aşıklığını beyan eder. Aşığın sazını ve sözünü dinleyen Feyzullah Çelebi "Söyle Esiri'm sakla sırrımı" deyince artık şiirlerinde Esiri mahlasını kullanmaya başlar.

    Güvenç köyünde evlenen Esiri , ileri yaşına rağmen köyünü terk ederek çocuklarıyla yine Hekimhan 'ın merkez köylerinden Çulhalı köyüne yerleşir. 1329 (miladi 1913) yılında 70 yaşındayken Çulhalı köyünde vefat eden Esiri, bu köyde defnedilmiştir.

    Esiri'nin şiirlerinin toplandığı iki büyük defter mevcuttur. Bunlardan biri Hamza adlı torununda kalmış, diğeri de 1952 yılında Malatya ili Yazıhan ilçesi Karaca köyünden Abdurrahman Ünlüer tarafından alınıp Ankara'da Avukat Cemal Özbey'e verilmiştir. Cemal Özbey tarafından uzun yıllar saklanan bu defter Cemal Özbey'in vefatından kısa bir süre önce 1993'te Malatya 'ya gelişinde bizzat kendisi ''yaşlandım ve rahatsızım. Bu şiirleri değerlendiremedim. Bunların kıymetini ancak siz bilirsiniz'' diyerek bana vermiştir. Halen bende olan bu defterde 250 şiir bulunmaktadır. Hekimhan ve çevresinde yaptığımız araştırmalar sonucu elimizdeki şiir sayısı 270'e ulaşmıştır. Şiirlerinin bu kadar olmadığı, sayının daha da artabileceği kanısındayız.

    Cemal Özbey'e Yazıhan'ın Karaca köyünden 4.2.1956'da yazılan ve Özbey tarafından fotokopisi bana verilen bir mektupla yine Cemal Özbey'e yazılan isim yerinde bir imza bulunan tarihsiz bir mektupta belirtildiğine göre Esiri hayatında 17 defa Hacı Bektaş'a gitmiş olup dergahtan ilgisini hiç kesmemiştir. Yine aynı mektuplardaki ifadelere göre Esiri uzun boylu, kumral, ince uzun sakallı, uzun bıyıklı bir zattır.

    Bilindiği gibi Hacı Bektaş dergahı dönemin bir eğitim kurumu niteliğindedir. Ham gelen, hizmeti ölçüsünde pişmiş döner. Hacı Bektaş'a gelen Esiri dini tasavvufi ve manevi kültürünün yanı sıra ilmini de bir hayli artırmış ve divan-gazel gibi türlerde aruz ölçüsü ile olgun şiirler yazabilecek duruma gelmiştir.

    Bir şiirinde:

    "Batıl dava kılmam birdir pazarım
    Anın için böyle sermest gezerim
    Üç huruftan dört kitabı yazarım
    Okudum defteri divana geldim


    deyişinde bu durumunu dile getiren Esiri'nin aynı şiirde

    "Gel Esiri; oku dercet bu dersi

    İsm-i azam budur ayet-i kürsi

    Ne Süryani ne Arabi ne Farsi

    Aşka düşüp Türk; lisana geldim"


    deyişi öz be öz Anadolu Türkü olan aşığın Türkçe'ye olan sevgisinin bir ifadesidir.

    Bazı şiirlerinde sosyal konuları da dile getirip gelecek kuşaklara dizelerini tarihi birer belge gibi aktarmıştır. 23 dörtlükten oluşan "Ağ Yeli'' isimli destanında:

    "Hep takavüt oldu dağların kışı

    Ömürde görmedik böylesi kışı

    Ne bir çalı kaldı ne bir taş başı

    Kerem edip ihsan eyle ağ yeli


    Sene bin iki yüz doksan bir tarih

    Hem dasıtan olsun hem bir tavarih

    Ne şiddetten gayrı candan bi zarih

    Kerem edip ihsan eyle ağ yeli''


    biçimindeki söyleyişi ile miladi 1875'teki büyük kışı çarpıcı dizelerle anlatılan aşığın şiirlerinden engin bir kültüre sahip olduğu sezilmektedir.



    DELİSİYİM

    Bir sadık yar gördüm dalgam taşırdı
    Kınaman gaziler dem delisiyim
    Alıp aklım beni derde düşürdü
    Aktı didem yaşı nem delisiyim

    Sevdaya düşürdüm sevdasız seri
    Beni Mecnun etti hubların biri
    Hakikatta dört kapının haberi
    Dediler lem Ali zem delisiyim

    Sensin var eyleyip veren nasibim
    Yürekte yaraya merhem talibim
    Medet mürvet güneş yüzlü habibim
    Seni görmeyeli gam delisiyim

    Nazar eyle şu bülbülün ötüşün
    Kahpe felek niçe yıkmış örüşün
    Eğer sorarsanız benzim sarışın
    Mihrican dokunmuş sam delisiyim

    Gel Esiri bi-bakayı yaptırma
    Bu fena dünyaya gönül kaptırma
    Doğru yürü Hak ırakı saptırma
    Yürektedir yaram em delisiyim





    DOSTUM


    Seni reftarına intizar iken
    Yad ellere karşı salınma dostum
    On sekiz bin alem aşikar iken
    Gizleyip sırrını bilinme dostum

    Beni çektin gami hicran dağına
    Gönül arzu çeker yeğli yeğine
    Rast geldim güzellerin çağına
    Oyunbazsın desem alınma dostum

    Kul edip özünü pazarda sattın
    Necef deryasına Zülfikar kattın
    Ezelden benimle ahd aman ettin
    Olur olmaz yerde bulunma dostum

    Kan ederim kalbi rakip bakarsa
    Acepleme fırak beni yakarsa
    Mürg ü hasret sineme el takarsa
    Güç olur sensiz ben olunma dostum

    Esiri'yi çaker etsen kapında
    Arzum kaldı dergahında tapunda
    Noksan yoktur hiç yaptığın yapında
    Aşkile malamat gülünme dostum




    VAH BENİ

    Yalvardım Mevla'ya geçmedi dilek
    Aldı zapteyledi bu dert vah beni
    Erenler de merdan yayın açmadı
    Kabdan kaba soktu bu dert vah beni

    Yalvardım Mevla'ya olmadı çare
    Yanıyor yüreğim kaynaşır yara
    Ezelden yazılmış kanunu tura
    Bölük bölük böldü bu dert vah beni

    Kerbela'ya yolladım bir yavru emlik
    Eylen dedim eylenmedi bir demlik
    Dedim mahbup ne gördün benden kemlik
    Dedi kurban için ister hah beni

    Esiri gel dinle emri hüdayı
    Küş eyle gel Kerbela'yı nidayı
    Sene seksen yedi Muharrem ayı
    Bu hizmete layık gördü Hak beni





    PARELENDİMİ
    (Sarı Turnam)


    Fırgatlı fırgatlı ne inilersin
    Sarı turnam sinen parelendi mi
    Niçin el değmeden sen inilersin
    Sarı turnam sinen parelendi mi

    Sazım sana yad düzen mi düzdüler
    Tellerini haddeden mi süzdüler
    Yad el değip perdelerin bozdular
    Sarı turnam sinen parelendi mi

    Sana kelam söyler davudi diller
    Şu senin sedana maildir eller
    Göğsüne takayım alışkın teller
    Sarı turnam sinen parelendi mi

    Beş perdeden çalınıyor bağlama
    Esip fırgatınan sinem dağlama
    Bulam ustasını canan ağlama
    Sarı turnam sinen parelendi mi

    Niçin yas tutarsın giydin karalar
    Ahiret derdine nedir çareler
    Esiri der nedir derde çareler
    Sarı turnam sinen parelendi mi

    turkuler.com
    Last edited by Muhabbetci; 17. March 2009, 09:21 AM.
    Incinsen de Incitme!!
  • Muhabbetci
    Katılımcı Üye
    • Jan 2009
    • 77

    #2
    Aldığımı

    Âşık değil miyim mahım
    Bildim maşuk olduğunu
    Bağışla çoktur günahım
    Kabul edip aldığımı

    Kapuna geldim biçare
    Sınık gönül yanık yara
    Merhamet et giriftara
    Dürlü derde saldığını

    Borç değil derdim peşin
    Ben ağlarım yaşın yaşın
    Kim ne bilir hublar işin
    Vay aklını çaldığını

    Bir vakit Selman Fariste
    Bir vakit Rıza Parside
    Yerde gökte arşta kürste
    Arif bilir n'olduğunu

    Esiri der burç u beden
    Kün dedi kuruldu maden
    Sitratül - müntehâya giden
    Bilir aslan olduğunu...>>


    Aradasın

    Sırat mizan kurulunca
    Cümle günah sorulunca
    Bin bir ayak dirilince
    Mahşer günü aradasın

    Vermiş hana tutsağı
    Beyhude geçirmiş çağı
    Âşıklar okudu ağı
    Dahi Mualla karadasın

    Zihneyle sofu bu sözü
    Şaşırmadık kadim izi
    Usta hacat yaptı bizi
    Kaynağın yok küredesin

    Uzatma amelsiz fışkı
    Yazdığını bir sen oku
    Görsen tanımazsın Hakk'ı
    Sen başına sıradasın

    Yazıldı otuz üç varak
    Âşıklara verdi sebak
    Esirî dedi enelhak
    Ol sebep çar-paredesin...>>


    Ayılır Mı

    Seçmez yediyi sekizi
    Ol şahıs arif say(ı)lır mı
    Tanıyıp bilmez ikizi
    Bu manadan ayılır mı

    Özünü bilmez bî - basar
    Her nadana kulak asar
    Hüzünü dilinden kasar
    Ana gevher koyulur mu

    Balla katar sirkeni
    Unutmuş yolu erkânı
    Kırmış katardan erkânı
    Ana yolcu deyilir mi

    Kimi dede kimi baba
    Kimisinin gönlü kaba
    Bir mana kim dipsiz kaba
    Hak lokması koyulur mu

    Esiri olma gel âsi
    Gerçeğe bağla ihlâsı
    Bülbüle gülşen duası
    Feryad etse duyulur mu...>>


    Bağışla

    Mür(ü)vet ey gevherler kânı
    Muhabbet yare bağışla
    Ey rahmetleri çok gani
    Kadim ikrara bağışla

    Cemalin cennet gülü mü
    Kesmem dilinden dilimi
    Efendim kesme dolumu
    Medet yalvara bağışla

    Dudular teşbihe başlar
    Sinemde yaralar işler
    Hayalim gördüğüm düşler
    Güzel didara bağışla

    Musa kelâm dendi turda
    Çevrinir pervane narda
    Eyyûb'u çok koydun zarda
    Mansur'u dara bağışla

    Esiri der derdim taze
    Yüz sürüp vardım niyaza
    Ayılam gel eğip yüze
    Piri Hünkâr'a bağışla...>>


    Bana

    Gam ü hasretden usandım
    El vermez mi sitem bana
    Bu gam şerbetinden kandım
    Tesir etti bu câm bana

    Seherde bülbülün sesi
    Zevk için bekler kafesi
    Bakasız deyi ötesi
    Çağırırdı müdam bana

    Sevmek gerekimiş zatı
    Bildire ilm-i hikmeti
    Sarraf bilir bu kıymeti
    Kulum diye ricam bana

    Üç yüz atmış altı varak
    Yakın gözle gezme ırak
    Bana aslı erbab gerek
    Dil verdiler hitam bana

    Mert gerek meydana lâyık
    Dört kapı erkâna layık
    Kul odur sultana layık
    Ders verirdi hocam bana

    Anasırdan bir ev yaptık
    Allah'ın emrine taptık
    Seve seve öyle çıktık
    Kulum dedi müdam bana

    Esiri aşka ser olan
    Üç ile beşte sır olan
    Noktai vahdet bir olan
    Hak-i payı iman bana...>>


    Başka

    İblis inkâr etti Hakkı
    Yediği şamardan başka
    Behey taharetsiz fakı
    Kimin var ömürden başka

    Ayeti inkâr eyleme
    İblis'e ikrar eyleme
    Yerini finnar eyleme
    Azabı mahşerden başka

    Bi amel bir kitap açmış
    Güya ki namesin seçmiş
    Lengi han sadre geçmiş
    Kırdığı semerden başka

    Ademdir esma-i hikmet
    Ademdir kelâm-ı kudret
    Bilmez irfanı nihayet
    Eshaba tımardan başka

    Nadanın kahrını çekmez
    Hoyrata dadamık dökmez
    Esirî'ye yar gerekmez
    Gözleri humardan başka...>>


    Bel Bağla

    Uyan gafletinden ey sahip ikrar
    Aç gözünü temennaya bel bağla
    İkrarıdır eden Mansur'u berdar
    Levh-i mahfuz tecellaya bel bağla

    Dediler sağ uçar mürşide uyan
    Ademi zat olur demeden duyan
    Üçlerin beşlerin rengine boyan
    Hak Muhammet Mustafa'ya bel bağla

    Ararlar yükünü mal var mı deyi
    Hiç bir hakka yarar hal var mı deyi
    Sorma bundan öte yol var mı deyi
    Uy katara bu sevdaya bel bağla

    Dağlama her hara yitirip izi
    Yüz bin hazne keser kâmilin sözü
    Nefsini katleden olmaz mı gazi
    Şahımerdan Murtaza'ya bel bağla

    Gel Esirî oluver didara âşık
    Sözün söyle bezm-i irfana lâyık
    Aşıkın halinden bilmez mi maşuk
    Her bir halde gel Rıza'ya bel bağla...>>


    Benim

    Gâhı sarhoş gâhı bengi
    Sevdalıdır başım benim
    Adlilerle kılıp cengi
    Anlar Kureyş Haşim benim

    Seherde öter bülbülüm
    Açılmış lâle sümbülüm
    Dost bağına uğradıydım
    Anınüçün çoğum benim

    Bana derler ey sevdalı
    Hep sana güldürdün eli
    Gezerim sahrayı çölü
    Muhabbettir işim benim

    Esiri der oldum hasta
    Hem söylerim keşte peşte
    Seyrimde koşarım dosta
    Geldi çıktı düşüm benim...>>


    Bilir

    İş bu noksan bin kelâmın
    Mânasını diyen bilir
    Hakikat-i serencamın
    Canı başı koyan bilir

    Amelsiz ilim ne demek
    Şöyle bir beyhude emek
    Yakasız yeğsiz bir gömlek
    Anı ancak giyen bilir

    Serhoş bilir ayığını
    Herkes bulur lâyığını
    Hakikatin yayığını
    Yiyen bilmez yayan bilir

    Muhabbet dilde tartılmaz
    Hakkı bilmeyen kurtulmaz
    Yedi farzla örtülünmez
    Üç sünneti duyan bilir

    Mânadan bilir bi-basar
    Deryanın içinde susar
    Kendi yıkar kefen kasar
    Bu meftayı yuyan bilir

    Yine kendi kabrin kazar
    Çar köşeye eder nazar
    Esirî sağdır bu bazar
    Küllü varın koyan bilir...>>


    Bizdedir

    Ne satarsın sarraf oğlu
    Ol dürlü mercan bizdedir
    Müşteri var ise gönlü
    Bezenmiş dükkân bizdedir

    Biz alırız dördü beşe
    Hesap görür başı başa
    Hayır gel Pazar kavuşa
    Lâl-i bezestan bizdedir

    Kallaş isen girme şara
    Gönül gezer kadim kâra
    Tevekkül ol ey biçare
    Sohbet-i irfan bizdedir

    Gel Esiri alana sat
    Düz gör hesabın olma mat
    Ahengerler gibi çat çat
    Çalarız hannan bizdedir...>>


    Bize

    Ağlasana Sefil Mecnun
    Saçı Leylâ küstü bize
    Boynu eğri koyup mahzun
    Felek çaldı desti bize

    Nedir bu sevda gaziler
    Cesette canım sızılar
    Gönül aşnasın arzular
    Minnet eylen dostu bize

    Bülbülüm yarım bağlara
    Mecnunum düştüm dağlara
    Bak bu fîrgatli çağlara
    Acı yeller esti bize

    Nasıl kıydın melek nesli
    Var mıdır bu yarin misli
    Serimiz dumanlı puslu
    Gam leşkeri bastı bize

    Beni yarimden ayırdı
    Ahimi halka duyurdu
    Efendim hicret buyurdu
    Ecel banı bastı bize

    Gel gönül feryat et gülme
    Eden Hak kimseden bilme
    Gel Esirî gafil olma
    Gör feleğin kasdi bize...>>


    Bulunma

    Muhabbet edersen hublar şahına
    Mansur geçmediği darda bulunma
    Ziyaret kıl gönül Beytullahına
    Sermayesiz kârsız şarda bulunma

    Fehmeyle özünü kân ol mekân ol
    Durup bir katre damarda kan ol
    Gir vücut şehrinde baki sultan ol
    Gel Musa kelamsız Turda bulunma

    Bir şahs özün bilip uysa bu zata
    Görünmez hakikat şehrinden öte
    Gördün bir can düşmüş hak muhabbete
    Sakın ara yerde perde bulunma

    Hanedan aşkına kaza ederler
    İrfanda dolanır manalı sırlar
    Bu raha hû dedi ustazlar pirler
    Aç gözünü ferman körde bulunma

    Esiri der almayana çare ne
    Şükrolsun dost köyünde kâra ne
    Sen âşık olursan sadık yara ne
    Bari bol vefasız yarda bulunma...>>


    Coşundasın

    Bihamdülillah demanımız
    Bir mürşidin peşindedir
    Halis muhlis imanımız
    Dem muhabbet coşundadır

    Muhammet Ali sayesi
    Nacilerin sermayesi
    Muhammet'tendir mayası
    Hikmet anın işindedir

    Bir kişi kasdı hanedan
    Bilmez maya ile nadan
    Yolda tekebbürlük eden
    Ayni cemin dışındadır

    Fena ehlin sanır baki
    Gafil tutar ecel faki
    Ayanında görmez baki
    Haber verir düşündedir

    Şeriatı tarikatı
    Marifet bildirir zatı
    Kim ki tanır hakikati
    Devlet anın başındadır

    Okunur hutbede imam
    Arif bilir kelâmı tam
    Esirî der ki serencam
    Âşıkın cünbüşündedir...>>


    Derdin

    Efendim minnet bağını
    Aşıka vatan mı verdin
    Gösterip hubluk çağını
    Malamat kılam mı derdin

    Bak dideme kanlı yaşa
    Kâr eyledi ahım ataşa
    Firkat ile baştan başa
    Dağı hicrana er gördüm

    Yüzünde ayetli benler
    Görünce ateşim yeğler
    Yaraya em eder beğler
    Sen benim artırdın derdim

    Mecnun'um dağlar meskenim
    Gayrı illerdir vatanım
    Ölürsem sen sar kefenim
    Kanlım olmak mıydı derdin

    Esiri söyler hakâyık
    Can var canına lâyık
    Bihamdülillah kavli sâdık
    Tuttuk demanın bir merdin...>>


    Derler

    Gerçek erler cömert olur
    Değmez kusuru derler
    inkâr ehli namert olur
    Mananın kasın derler

    Erenler eyvallah dedi
    Salman da şeydullah dedi
    Arifler Beytullah dedi
    Camii Mısrî derler

    Otuz üç harfi bilecek
    Kul borcun eda kılacak
    Doksan iki yüz de ancak
    Hesap et Esiri derler

    Seni Hak bilmeyen gafil
    Yeldemiş iğvayı batıl
    Sana kast eyleyen cahil
    Sarınır hasın derler

    Pir fıkarası yararsa
    Yarasın talip sararsa
    Ağalar benden sorarsa
    Bize de Esiri derler...>>


    Dersin

    Gafil bu damı duzaktan
    Kurtulup kaçam mı dersin
    İnayet olmazsa Hak'tan
    Müşkülüm seçem mi dersin

    Tekebbür hırkasını at
    Divanda olmayasın mat
    Sunarlar sana bir berat
    Takdirden kaçam mı dersin

    Asılsız ervahı bozuk
    Yazık sıfatına yazık
    Tutmadım ahrete azık
    Yükledip göçem mi dersin

    Bilmedin farz ü sünnette
    Haset olur mu ümmette
    Bu sevda ile cennette
    Kevserden içem mi dersin

    Esiri geç masivadan
    Özünü indir havadan
    Gel ey gafil bu yuvadan
    Kanatsız ucam mı dersin...>>


    Deyi

    Bekledim divar peykesin
    Yar merhamet kıla deyü
    Yedi padişah ülkesin
    Alamam bir pula deyü

    Merhamet etti halime
    Nazar kıldı ahvalime
    Bir baş için sualime
    Hem ziyaret ola deyü

    Destur deyip vardık yâra
    Yüz sürdük gani Hünkâr'a
    Bak şu nazenin güftara
    Kaç gün geldik bula deyü

    Dedim her saatim bir yıl
    Buradan ötesini sen bul
    Aşkın beni kıldı bülbül
    Fasl-ı bahar ola deyü

    Dedi yolunuz kış mıdır
    Ettiğiniz cünbüş müdür
    Dedim bağrınız taş mıdır
    Esiri'ye nola deyü...>>


    Düşer

    Kançeride bülbül ötse
    Gülistan aklıma düşer
    Bir bezirgan meta satsa
    Bu dükkân aklıma düşer

    Kumru ile konduk dala
    Beyler yüğrük şahin sala
    Arap at koç yiğit bile
    Er meydan aklıma düşer

    Severdim saçı Leylâyı
    Tevekkül tuttum Mevlâyı
    Görsem bir gözü şehlâyı
    Nevcivan aklıma düşer

    Mürvet ey gerçek erenler
    Tecelli dîdâr görenler
    Nazik yara saranlar
    Hiciran aklıma düşer

    Bir bina yaptım dört köşe
    Mücevherdir baştan başa
    Müşteri oldukça kumaşa
    Bezirgan aklıma düşer

    Kâmil her meydanda kâmil
    Oluptur ilmine amil
    Görsem bir şevketli adil
    Alişan aklıma düşer

    Esiri der oldum sersem
    Kulak verin her ne dersem
    Nerde bir kâmil er görsem
    Bu sultan aklıma düşer...>>


    Düştü

    Ehli beyti bir bilmeyen
    Gülsen deyi hara düştü
    Bakı şey daya yetmeyen
    Nefs elinden mara düştü

    Gel olma menzilden ırak
    Bu divandan al bir sebak
    Mansur dedi ki enelhak
    Soyunup berdara düştü

    Bendesiyim güzel Hakkın
    Müptelasıyım maşukun
    Derdi çok garip âşıkın
    Hublara yalvara düştü

    Tefekkür eyle bu çağı
    Biz olduk hublar tutsağı
    Gurap hare verir zağı
    Bülbül gülüzare düştü

    Hangi yol menzile yeten
    Nedir eğlenecek vatan
    Harabet yurdunu tutan
    Anlar belki kara düştü

    Temaşa kıl bu devranı
    Bu gelip geçen kervanı
    Fehmedüp tamam rahmanı
    Lain İblis köre düştü

    Ben âşık oldum bir cana
    Bak yürekten akan kana
    Dost şem'ine yana yana
    Pervaneler nara düştü

    Dervişin kisveti şaldır
    Asıl derviş demek haldır
    Muhabbet dediğin güldür
    Delen kavvas nara düştü

    Her bir tahtın bir şahı var
    Sığındığı penahı var
    Herkesin bir irahı var
    Esirî hünkâra düştü...>>


    Erinmedik

    Bir güzel Allah'a tapıp
    Her cemale yerinmedik
    Bu cümle kakabbı yapıp
    Zerre değli erinmedik

    Dağıttık namus şişesin
    Bekledik sabır köşesin
    Attık gönül endişesin
    Rakiplere görünmedik

    Hasta idik geldik sağa
    Çok imdat ettik tutsağa
    Bir bülbül kondu bu bağa
    Sedası var görünmedik

    Ne hub sedası var öter
    Âşıklara bu dert yeter
    Serde tacım şakkül - kamer
    Gayrı nesne sarınmadık

    Esirî gerekmez perde
    Âşkın sevdası serde
    Gani bülbül ah ü zarda
    Her tikene sürünmedik...>>


    Geldin

    Ey benim sevdalı başım
    Hasret yare mi geldin
    Gaziler yaren yoldaşım
    Halimden sonra mı geldin

    Muhabbet yolu kapanık
    Dert elinden sinem yanık
    Efendim deyi ey âşık
    Bu derde çare mi geldin

    Bu cesette can sızlar
    Gönlümüz didar arzular
    Yetiş ey gerçek gaziler
    Deyüp yalvara mı geldin

    Muhammet Ali'nin nuru
    Sensin gönlümün serveri
    Affeyle diye kusuru
    Bektaş Hünkâr'a mı geldin

    Gam leşkerin yağmaladı
    Var mıdır fenanın dadı
    Eşidüp ah ü feryadı
    Seherde güle mi geldin

    Leblerindir kandı nebat
    İçenlere verir hayat
    İşte geldi yetti memat
    Kefenim sara mı geldin

    Geldikçe kaşların eğme
    Bu zayıf gönlüme değme
    Eyledin şehrimi yağma
    Yıkılmış sara mı geldin...>>


    Gün

    Hattı üstüva yedi kat
    Muamma buldum bu gün
    Ahmet'den erdi hidayet
    Üç sünneti kıldım bu gün

    Kandınp rahmet gölüne
    Esirîm düştüm iline
    Mürüvvet kemter kuluna
    İhsan eyle geldim bu gün

    Eğilip rikâbın öptüm
    Taptım ey sultanım taptım
    Erenlerden lezzet kaptım
    Mesti müdam oldum bu gün

    Lam Ali'dir mim Muhammet
    Sevene kuruldu cennet
    La muferruk beyne ahad
    La şeriksin buldum bu gün

    İhsan ede mahşerinde
    Koymaya gam leşkerinde
    Esirî huplar darında
    Sararıp da soldum bu gün...>>


    Günaha

    Peşinden tuttuk bir merdin
    İlete bizi dergâha
    Mah cemâli gonca verdin
    Kerem kıl kalan günaha

    Sağdır demanından tutan
    Aşkınla birliğe batan
    Dertlilere derman katan
    Yalvar ol kadir ilâha

    Sen bilirsin ya Muhammet
    Cömertler ulusu medet
    Car diyene yeten Ahmet
    Rahm eyle yüzü siyaha

    Sen kalma çoktur noksanım
    Titrer cesedimde canım
    Ben bir zayıf nâtüvanım
    Sığındım geldim penaha

    Ben bir günahkâr biçare
    Niyazım gani settara
    Efendim geldim yalvara
    Yaradan kadir Allah'a

    On iki sırrı şehzade
    Âşıkı salar feryade
    Kimim var senden ziyade
    Yönüm döndüm kıblegâha

    Esirî der ki ey Bârî
    Öldüm yalvarı yalvan
    Aşıkların kisb ü kârı
    Mürşit dedik Feyzullah'a...>>


    Hata

    Dilber ben seni severim
    Ne hacet bunda ispata
    Bu canı feda eylerim
    Gelse bir teline hata

    Elif Lâm Mim üçü birdir
    Dört Kapı Kırk Makam sırdır
    Onyedi erkânı vardır
    Dahi bilmem bundan öte

    Beklesem babını her gün
    Bî-bahadır çarh-ı gerdun
    Garip elde koyup mahzun
    Düşürme derd ü mihnete

    Yüzün cennet boyun ruba
    Er görüp serime sevda
    Ne kadar vasf etsem daha
    Sevdiğim şayansın methe

    Bulamam halime hemdem
    Gezerim alemi pür gam
    Halî koymaz derd-i alem
    Kesiret verir vahdete

    Vaslına baha biçilmez
    Cemalin nurdan seçilmez
    Vallahi senden geçilmez
    İnsaf et gel merhamete

    Esiri şaraben tahur
    Budur halk eyleyen gafur
    İşimiz sehvile kusur
    Dilimiz bağlı mürvete...>>


    Hıyanet

    Nasıl gelir yazı kışı
    Sühel ister gönül kuşu
    Boş yere sallama başı
    Gözünde vardır hıyanet

    Derviş isen geyin postu
    Fehmedesin sadık dostu
    Adüler kılırsa kasdı
    Çekeriz rencile mühlet

    Medet cem sahibi kırklar
    Talip olan özü yoklar
    Settar edüp sırrı saklar
    Ana derler ki himemât

    Ne halden bildin delini
    Ne kimse bildi halimi
    Bir çarkı kader zalimi
    Edeyim sana şikâyet

    Esirî uzatma dilin
    Har olur yanında gülün
    Güldür arzusu bülbülün
    Neylersin kılıp hikâyet
    Incinsen de Incitme!!

    Comment

    Working...