Allah az; rivayetçiler çok biliyor.

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • ates demir

    #91
    Ve sevgili Pramid
    Tohumu tarla sahibine bırak.

    Comment

    • Zinedov
      Katılımcı Üye
      • Aug 2012
      • 68

      #92
      nacikocak Nickli Üyeden Alıntı
      burada senin fazla bir suçun yok ama mutlaka biliyorsundurki hıristiyan halkı ahbaplarını ve rahiplerini değil hz isa'yı allah'ın oğlu diye nitelendirirler ve .....................
      Naci kocak selam;

      Yanıtları hepsi olan bir kaç soruda durumu çözebilirsin.

      Kendisine dua edilen, kendisinden medet umulan, veya duada ARACI KILINAN kerameti kendinden menkul AZİZler AZİZEler nerede var?

      a) İncilcilere düşman olan Hristiyanlarda
      b) Kendine İslam diyenlerin bazı kesimlerinde (yetiş ya gavs, medet ya şeyhim)
      c) Hindularda
      d) Hepsi

      Peygamberin kendisine, akrabalarına ve ARKADAŞLARINA dahi dua ederken aracı kılanlar, beşer peygamberleri kutsayıp onlardan medet umanlar nerede var?

      a) Hristiyanlarda (ey Allahın oğlu)
      b) Kendine İslam diyenlerin bazı kesimlerinde (ey allahın sevgilisi(?)/şefaat ya resulullah)
      c) Hindularda
      d) hepsi

      Gerçi gördüğümüz şahit olduğumuz gerçekleri boşver. Alim olmadığımız için gösterdiğimize de inanmayabilirsin. O yüzden sana hadis verelim:


      Bir gün Rasulullah (s.a.v) bu ayeti kerimeyi (yukarıdaki Tevbe 31) okuduğu sırada daha önce Hıristiyan iken sonradan İslam’la şereflenen Adiyy İbn Hatem (r.a) (boynunda haç olduğu halde) Rasulullah’ın yanına girdiğinde bu ayeti kerimeyi duyunca Rasulullah’a:

      “Onlara ibadet/kulluk etmiyorlar ki” dedi. Bunun üzerine Rasulullah:

      “Onlar Allah’ın helal kıldığı bir şeyi haram, haram kıldığı bir şeyi helal kıldıkları zaman onlara itaat etmiyorlar mı?” diye sorunca Adiyy İbn Hatem: “Evet” dedi. Rasulullah:

      “İşte böylece onlara ibadet/kulluk ediyorlar” buyurdu. (Tırmizi)
      Ayetlerde geçen ve "Allahtan başka" diye çevrilen DUN ifadesini araştırmanı öneririm Naci Kocak. Bu kelime Allahtan başka anlamına gelmez. "Allahın astlarından, berisinden" anlamına gelir. Yani Allah ile birlikte ondan daha düşük kademede gördüğün ama TANRILIK ÖZELLİKLERİNDEN BAZILARINI vererek kutsadığın tüm ŞEYLERİ kapsar. ZAten müşrikler birden fazla ALLAH'a değil tek ALLAH'a taparlar. DİĞER DUNİLLAHİ'ler ise TANRISAL ÖZELLİKLERDEN TÜMÜNÜ DEĞİL bir kısmını verdikleri çeşitli varlıklardır. Uç bir örnek vereyim: Biliyorsun Roma/Yunan panteonunda hiç bir tanrı bir Zeus gibi değildir. Tanrıların tanrısı.

      Allaha da o mantıkta yani Tanrıların Tanrısı gözüyle bakan ve Allahın berisinden yamacından birilerine veya bir şeylere yarı tanrısal özellikler atfedip ondan medet uman herkes Kuran'daki tanıma göre Müşriktir. Buna Allah'a ortak koşma denir.

      Müşriklerin Allah'ın tekliği ile sorunları vardır. Allah'ı herhangi bir şeyde tek olarak görmek müşriklerin zoruna gider. Hükümde veya yönetimde veya dua da bir ortağını görmek isterler.

      "Allah yalnız başına anıldığında, ahirete inanmayanların kalpleri nefretle ürperir; Onun ASTLARI(DÛN) anıldığında ise hemen müjdelenmiş gibi sevinirler." Zümer 44-45
      Last edited by Zinedov; 14. September 2012, 05:33 PM.
      www.facebook.com/zinedov

      Comment

      • Zinedov
        Katılımcı Üye
        • Aug 2012
        • 68

        #93
        nacikocak Nickli Üyeden Alıntı
        onun için allah'ın rasulüne put deme cesaretini gösterebiliyorsun değilmi hz muhammed'in put değil peygamber olduğunu neden anlamadın
        Müşrikler taraffından her şey putlaştırılabilir. Peygamberin sakalı hırkası da kendisi de. Hatta mushaf bile putlaştırılabilir. İnsan müşrik olmayagörsün.
        www.facebook.com/zinedov

        Comment

        • nacikocak
          Katılımcı Üye
          • Jul 2012
          • 92

          #94
          pramid Nickli Üyeden Alıntı
          Sen bir iletici olarak, zarfa, kutuya ekleme yapırmusun ?
          benim öyle bir görevim yok ama rasulun görevi öğrettmek

          Comment

          • nacikocak
            Katılımcı Üye
            • Jul 2012
            • 92

            #95
            pramid Nickli Üyeden Alıntı
            ELİNDEKİ MEALLER DEĞİŞMİŞ İSE VE BEN DOĞRUYU SÖYLÜYORSAM NE OLACAK ? Kİ BUNA BİR ÇOK ARAŞTIRMACI ŞAHİTKEN.

            www.vekuran.blogspot.com

            o yazımı hz muhammed'e put dediğin için yazdım meal ile ilgisi yok maşallah değiştirmeye ne kadar meraklısın birde dinini değiştirip müslüman olsan ne güzel

            Comment

            • nacikocak
              Katılımcı Üye
              • Jul 2012
              • 92

              #96
              Zinedov Nickli Üyeden Alıntı
              Müşrikler taraffından her şey putlaştırılabilir. Peygamberin sakalı hırkası da kendisi de. Hatta mushaf bile putlaştırılabilir. İnsan müşrik olmayagörsün.
              iki mesajına birden cevap vereyim

              ilk önce medet ummaktan bahsetmişsin elbette müslümanların içinde ölülerden (türbelerde) ve kim olduğunu bile bilmediği kendini hoca diye tanıtanlardan (üfürükçülerden) medet umacak kadar sapık ve cahiller var ancak bu islamın değil o halde yaşayanların hatasıdır

              allah'ın sevdiği kulları diye nitelendirdiğimiz gerçek alim ve evliyalardan ise ihtiyaçlarımızı değil ihtiyaçlarımız için dua etmesini isteriz çünkü onlar allah yolunda çalışırlar umulurki allah onların dualarını kabul eder kaldıki peygamberlerin duası kuran'ı kerimde peygamberlerin duası ile ilgili ayetler var okursan görürsün allah çoğunu geri çevirmemiştir yani biz onlardan değil onların duası ile allah'tan medet umarız

              örnek verdiğin hadisi araştırıyorum

              peygamber efendimiz putlaştırılmamak için resminin çizilmesine dahi müsade etmemiştir hırka ve sakalı ise sadece hatıra olduğu için ziyaret güzeldir insanlar bütün sevdiklerinin hatıralarını sever ve sahip çıkar hatıralara bakıp anmak güzel şeydir onlara yönelip ibadet etmek onları putlaştırır bizim böyle bir amelimiz yok

              Comment

              • Zinedov
                Katılımcı Üye
                • Aug 2012
                • 68

                #97
                nacikocak Nickli Üyeden Alıntı
                iki mesajına birden cevap vereyim



                allah'ın sevdiği kulları diye nitelendirdiğimiz gerçek alim ve evliyalardan ise ihtiyaçlarımızı değil ihtiyaçlarımız için dua etmesini isteriz çünkü onlar allah yolunda çalışırlar umulurki allah onların dualarını kabul eder kaldıki peygamberlerin duası kuran'ı kerimde peygamberlerin duası ile ilgili ayetler var okursan görürsün allah çoğunu geri çevirmemiştir yani biz onlardan değil onların duası ile allah'tan medet umarız

                örnek verdiğin hadisi araştırıyorum

                peygamber efendimiz putlaştırılmamak için resminin çizilmesine dahi müsade etmemiştir hırka ve sakalı ise sadece hatıra olduğu için ziyaret güzeldir insanlar bütün sevdiklerinin hatıralarını sever ve sahip çıkar hatıralara bakıp anmak güzel şeydir onlara yönelip ibadet etmek onları putlaştırır bizim böyle bir amelimiz yok
                Sevgili kardeşim birini veya bir şeyi putlaştırmaya saydıklarım hırka vb. haricinde bir insanı kutsallaştırmak ve onu Tanrıyla BİRLİKTE onun YAMACINDA görmek yani ARACILIK da vardır. Buna düpedüz şirk denir.

                Kimin hidayette olduğunu peygamber bile bilmiyorken sen mi bileceksin? Kimin Allaha yakın olduğunu bilebilmen için senin de yakın olman gerek. Allah sana mı söyleyecek şu benim kankamdır diye. Kuran'daki VELİ kavramını da saptırıyorlar siz de o palavralara inanıyorsunuz. Kuran'da veli ne amaçla kullanılmış neyi anlatıyormuş Allahın velileri kimlermiş bir araştırın bakalım neler bulacaksınız. Veli/evliya diye özel bir insan türü, statüsü yoktur, BU BİR SEÇİMDİR. Müminlikle olur Ayetlere bakın..

                Peygamber için söylenen dua ayeti de inananlar için peygamberin dua etmesinin kendileri için YATIŞTIRICI olduğundan. Bu amaçla birbirimiz için dua ederiz tabi ki ben bir çok insana "benim için de dua edin" demişimdir ama kendim de duadan vazgeçmemişimdir onlara bırakmamışımdır. Peygamber yaşasaydı ona da derdim benim için dua et diye. FAKAT ADAM her normal insan gibi ÖLDÜ. Dirilik Allaha mahsus biliyorsun, sen ÖLMÜŞ peygamberden nasıl dua alacaksın?

                Tabi ki YALNIZCA onun dualarına mazhar olarak dua alabilirsin. Ölmüş tüm peygamberlerin duaları Kuran'da var. Bazı şartlar da öne sürülmüş. Eğer o şartları sağlar isen o dualara mazhar olursun. Fakat NORMAL BİR İNSAN EVLADI OLAN peygamber senin şu anda edeceğin özel duana, dileğine eşlik edemez, çünkü o bir ÖLÜ. Seni beni işitmez. Dirilik Allah'a mahsustur.

                Allah'ın berisinden(DÛN-İLLAH) biirisine kıyamet gününe kadar kendisine cevap vermeyecek olmasına rağmen yalvarıp durandan daha sapık kim vardır? Ve o yalvardıkları, onların yakarışından habersizdirler. Ahkaf 5

                Yalnız sana kulluk eder, yalnız senden yardım dileriz: Fatiha

                "Kullarım sana benden sorarlarsa ben Karîb'im, gerçekten çok yakınım. Dua edenin çağrısına, bana çağırıp yakardığı anda cevap veririm." Bakara 186
                www.facebook.com/zinedov

                Comment

                • Fers
                  Uzman Üye
                  • Sep 2012
                  • 304

                  #98
                  selam sayın nacikocak,

                  tek kaynak kur an denilince resul yok edilmiş gibi algılıyor bazıları orası malum...

                  söz/hadis muhabbetine gelince,
                  resul kendisine indirildiğini iddia ettiği ayetleri tebliğ ederken de, söz/hadis olarak aktarıyordu, bizim gibi net üzerinden klavye ile iletmiyordu herhalde...

                  isra/95
                  kul lev kaane fiil ardı melaaiketun yemşuune mutmainnîne le nezzelnaa aleyhim mines semaai meleken resuulen.../

                  bu ifade yeterli olmalı...
                  o yüzden resul olarak etten kemikten varlıklar seçildi. Öyle ki, anlayabilecekleri dilden söz ile iletsin...

                  o ilettikleri tebliğ içi hadisler...

                  inil hukmu illaa lillaah.../ hükm yalnız Allaha ait...
                  tebliğ içi bu ifadeye rağmen tebliğ dışı "hüküm içeren" hadisleri "resuldendir" diye aktarabilenlerin diğer aktarımlarını kaale almanın mantığı nedir...


                  gerçek alim ve evliyalardan ise ihtiyaçlarımızı değil ihtiyaçlarımız için dua etmesini isteriz çünkü onlar allah yolunda çalışırlar umulurki allah onların dualarını kabul eder...(nacikocak)

                  seninkinin kabul olmama ihtimaline karşılık başkası dua edecek ve Allah duanın senin için edildiğine değil de edene göre muamele yapacak...
                  torpil yahu bu, alemlerin efendisini insan suretinde arzda dolaştıranların mantığıyla kardeş...
                  Last edited by Fers; 14. September 2012, 11:24 PM.

                  Comment

                  • galipyetkin
                    Uzman Üye
                    • Sep 2011
                    • 1389

                    #99
                    Sayın Fers

                    ''Alemlerin efendisini insan suretinde arzda dolaştırma.'' Şahane bir bir söylem. Bir slogan. Not ettim.

                    Teşekkürler.

                    Saygılarımla
                    Galip Yetkin
                    Last edited by galipyetkin; 15. September 2012, 12:07 AM.

                    Comment

                    • nacikocak
                      Katılımcı Üye
                      • Jul 2012
                      • 92

                      #100
                      Zinedov Nickli Üyeden Alıntı
                      Sevgili kardeşim birini veya bir şeyi putlaştırmaya saydıklarım hırka vb. haricinde bir insanı kutsallaştırmak ve onu Tanrıyla BİRLİKTE onun YAMACINDA görmek yani ARACILIK da vardır. Buna düpedüz şirk denir.

                      Kimin hidayette olduğunu peygamber bile bilmiyorken sen mi bileceksin? Kimin Allaha yakın olduğunu bilebilmen için senin de yakın olman gerek. Allah sana mı söyleyecek şu benim kankamdır diye. Kuran'daki VELİ kavramını da saptırıyorlar siz de o palavralara inanıyorsunuz. Kuran'da veli ne amaçla kullanılmış neyi anlatıyormuş Allahın velileri kimlermiş bir araştırın bakalım neler bulacaksınız. Veli/evliya diye özel bir insan türü, statüsü yoktur, BU BİR SEÇİMDİR. Müminlikle olur Ayetlere bakın..

                      Peygamber için söylenen dua ayeti de inananlar için peygamberin dua etmesinin kendileri için YATIŞTIRICI olduğundan. Bu amaçla birbirimiz için dua ederiz tabi ki ben bir çok insana "benim için de dua edin" demişimdir ama kendim de duadan vazgeçmemişimdir onlara bırakmamışımdır. Peygamber yaşasaydı ona da derdim benim için dua et diye. FAKAT ADAM her normal insan gibi ÖLDÜ. Dirilik Allaha mahsus biliyorsun, sen ÖLMÜŞ peygamberden nasıl dua alacaksın?

                      Tabi ki YALNIZCA onun dualarına mazhar olarak dua alabilirsin. Ölmüş tüm peygamberlerin duaları Kuran'da var. Bazı şartlar da öne sürülmüş. Eğer o şartları sağlar isen o dualara mazhar olursun. Fakat NORMAL BİR İNSAN EVLADI OLAN peygamber senin şu anda edeceğin özel duana, dileğine eşlik edemez, çünkü o bir ÖLÜ. Seni beni işitmez. Dirilik Allah'a mahsustur.

                      Allah'ın berisinden(DÛN-İLLAH) biirisine kıyamet gününe kadar kendisine cevap vermeyecek olmasına rağmen yalvarıp durandan daha sapık kim vardır? Ve o yalvardıkları, onların yakarışından habersizdirler. Ahkaf 5

                      Yalnız sana kulluk eder, yalnız senden yardım dileriz: Fatiha

                      "Kullarım sana benden sorarlarsa ben Karîb'im, gerçekten çok yakınım. Dua edenin çağrısına, bana çağırıp yakardığı anda cevap veririm." Bakara 186

                      biz kimseyi allah'ın yanında görmüyoruz herkes allah'ın emrindedir kim allah'ın gazbından korkup amelleri ile allah'ın rızasını umarak onun emirlerini yerine getirir daha çok gönülden ibadet ederse elbette allah'ın rızasını ve sevgisini kazanır bizim allah dostu dediğimiz insanlar bunlardır yoksa allah ile haşır neşir bir dostluktan bahsetmiyoruz öyleki allah bütün peygamberler ile konuşmamış konuştuğu peygamberler ile'de sayılacak kadar az konuşmuştur peygamberlerin haricinde sadece hz meryem'e nida ettiğini kuran'da okudum yani allah dostu olmak onunla sohbet etmek değil sadece kendi sevgileri ve ibadetleri ile allah'ın sevgisini kazanmış olmaktır

                      peygamberlerden şu anda dua etmelerini istemek elbette mümkün değil ben sadece onların dualarının çoğu zaman geri çevrilmediğini kuran'da bulunan bir örnek olarak yazdım yukarıda yazdığım allah'ın rızasını kazanmış olan insanlarında peygamberler kadar olmasada duaları geri çevrilmez çünkü allah kuran'ı kerimde duanın nasıl geri çevrilmeyeceğini birçok yerde yazmış o insanlarda bunları bizden daha çok bilir ve uygularlar

                      Comment

                      • pramid
                        Uzman Üye
                        • Sep 2010
                        • 984

                        #101
                        Tarlaya ektik; çıkarsa Allahdan çıkmazsa yine ALLAH'dan ...

                        Haklısın Ateş Demir ... Bir zamanlar bizlerde Naci gibiydik. Gözlerimiz kör, kulaklarımız kapalı.

                        Ne desek boş. Ne ayet anlıyor, ne güzel söz.

                        Muhammed nebiye verilen risaleti anlamıyor. Allah doğru yoluna iletsin hepimizi. Tilki kurnazlığındaki şeytan din adamlarından sakınalım; özellikle kuran okurken.

                        Comment

                        • nacikocak
                          Katılımcı Üye
                          • Jul 2012
                          • 92

                          #102
                          pramid Nickli Üyeden Alıntı
                          Tarlaya ektik; çıkarsa Allahdan çıkmazsa yine ALLAH'dan ...

                          Haklısın Ateş Demir ... Bir zamanlar bizlerde Naci gibiydik. Gözlerimiz kör, kulaklarımız kapalı.

                          Ne desek boş. Ne ayet anlıyor, ne güzel söz.

                          Muhammed nebiye verilen risaleti anlamıyor. Allah doğru yoluna iletsin hepimizi. Tilki kurnazlığındaki şeytan din adamlarından sakınalım; özellikle kuran okurken.
                          sende haklısın benim gözlerim kör kulaklarım sağır aklımda almaz "değiştirilmiş ayet meallerini" hz muhammed'i nekadar sevdiğinizide daha önceki mesajlarınızdan çok iyi biliyorum

                          Comment

                          • khaos
                            Uzman Üye
                            • Apr 2012
                            • 346

                            #103
                            Dinin dirilticisi Abdulkadir GEYLANİ

                            Abdülkâdir Geylânî hazretleri daha doğmadan, ilerde büyük bir zât olacağına dâir alâmetler, işâretler görülmüştü. Babası rüyâsında Peygamber efendimizi sallallahü aleyhi ve sellem, Eshâb-ı kirâmı radıyallahü anhüm ve evliyâyı gördü. Peygamber efendimiz kendisine; "Ey Ebû Sâlih! Allahü teâlâ bu gece sana kâmil, olgun ve derecesi yüksek bir erkek evlâd ihsân etti. O benim oğlum ve sevdiğimdir. Evliyâ arasında derecesi yüksek olacak." buyurdu. Yine oğlu hakkında;"On iki imâm dışında bütün velîler doğacak olan oğluna itâat edecekler, onun ayaklarını boyunlarına koyacaklar. O yüksek derecelere kavuşacak, ona itâat etmeyenler Allahü teâlâya yakınlık devletinden mahrûm kalacaklar." diye müjdelendi.

                            On yaşında mektebe giderken etrâfında meleklerin kendisi ile berâber yürüdüklerini görür, onlardan; "Yer açın evliyâdan bir zat geliyor." dediklerini duyardı. Meleklerin söylediklerini duyan birisi; "Bu çocuk kimdir?" diye sordu. Meleklerden birisi; "Bu asîl bir âilenin çocuğudur. İlerde büyük bir zât olacak. Arzu edenlere hep verecek ve hiç kimseyi kapısından boş çevirmeyecek. Her gün Allahü teâlâya yakınlığı artacak ve çok yüksek derecelere ulaşacak." dedi. Çocuklarla berâber oynamak istediğinde; "Bana gel ey mübârek, bana gel." diyen bir ses işitir, korku ve heyecanla annesine koşardı.

                            Bir kere Abdülkâdir Geylânî şöyle bir ses işitti: "Ey Abdülkâdir! Ben senin Rabbinim! Sana haramları mubah, serbest kıldım." Bir rivâyete göre; "Başkasına yasak olan şeyleri sana helâl kıldım." diyordu. Bunun üzerine Abdülkâdir Geylânî Eûzü çekti. "Kovulmuş şeytandan Allahü teâlâya sığınırım. Sus ey mel'ûn!" diye bağırdı. Bunun üzerine aynı ses; "Ey Abdülkâdir! Rabbinin izni ile çeşitli yerlerde bana aldanmayarak, şerrimden, kötülüğümden kurtuldun. Halbuki ben bu yolda yetmiş kişiyi yoldan çıkardım." dedi. Onun şeytan olduğunu nasıl anladığını sorduklarında; "Sana haramları helâl ettim, sözünden anladım. Çünkü Allahü teâlâ böyle şeyleri emretmez." buyurdu.

                            Başka bir kere gâyet çirkin ve pis kokulu birisi geldi. "Ben iblisim, şeytanım. Sana hizmet etmeye geldim, beni ve yardımcılarımı çok yordun." dedi. "Sana inanmıyorum, buradan uzaklaş." dedim. Bana vuracak oldu ise de onu perişan ettim. İkinci defâ elinde büyük bir ateş kıvılcımı ile hücum etmeye başladı. Bu esnâda elinde kılıç bulunan atlı birisi bana yardıma geldi. Yine onu mağlûb ettim. Üçüncü olarak iblisi çok uzakta ağlar gördüm. Gâyet üzgün olarak; "Senden ümîdimi kestim. Gâliba seni yoldan çıkaramayacağım." dedi. "Sus ey mel'ûn!" dedim ve kovdum. Allahü teâlâ her seferinde beni onlara karşı üstün kıldı.

                            Şeytanı başımdan savdıktan sonra bana pek lezzetli süslü ve parlak şeyler göründü. "Bunlar nedir?" dedim; "Dünyâ zevkleri ve zînetleridir." denildi. Dünyâ ve onun göz kamaştırıcı lezzeti ve çabuk tükenen nîmetleri kendine çekmek istedi fakat Allahü teâlâ beni onlardan da korudu. Onlara hiç kıymet vermedim. Bunun için kaybolup gittiler. Sonra Allahü teâlânın rızâsına kavuşma yolunda insanın önüne çıkan mânileri, engelleri gördüm. "Bunlar nedir?" dedim. "Senin içinde bulunan mânîlerdir." denildi. Bunlara üstün gelebilmek için bir sene uğraştım.

                            Sonra içimi seyrettim. Kalbimin birçok şeylere bağlandığını boş hayaller kurduğunu, kendini saraylarda sandığını gördüm. "Bunlar nedir?" dedim. "Arzu ve isteklerindir." denildi. Tam bir yıl uğraştıktan sonra kalbimi onlardan temizleyebildim.

                            Yine nefsim kendi şeklinde bana gelir, kendine dost olmam için yalvarırdı. Yüz vermeyince zor kullanmak isterdi. Bir kere onu, bütün hastalıkları üzerinde, arzu ve istekleri dipdiri, şeytanları emrine hazır olarak gördüm. Bir sene mücâdele ettim. Allahü teâlânın izni ile hastalıklarını iyileştirdim, arzu ve isteklerini kırdım, şeytanlarını kovdum. Kısaca nefsimle tedrîcen, safha safha mücâdele ettim. Onu iki elimle sımsıkı yakaladım. Yıllarca ıssız, sessiz, sadâsız yerlerde kalmaya mebcur ettim. Soğuk bir gece kırk defâ ihtilam oldum, havanın soğukluğuna bakmadan her seferinde, hemen yıkandım. Kerh harâbelerinde yıllarca kaldım. Yiyecekler malum; otlar, ağaç yaprakları... Dünyâ sevgisinden kurtulabilmek, nefse üstün gelebilmek için her çâreye başvurdum. Gördüğüm her yokuşa tırmandım. Nefsime hiç fırsat vermedim. Bir gece merdivende kitap mütâlaa ediyordum. Nefsim; "Biraz uyu, sonra kalkarsın." dedi. Ona muhâlefet olsun diye tek ayağım üzerinde durdum. Kur'ân-ı kerîmi hatmedinceye kadar uyumadım.

                            Bütün bunlara rağmen, henüz matluba, maksada ve asıl istediğime varamamıştım. Bunun için, tevekkül, şükür ve zenginlik gibi kapıları denedim. Aradığımı fakirlik kapısında buldum. Burada büyük bir şerefe kavuştum, kulluk sırrına erdim, sonsuz hürriyete ulaştım. Bütün arzu ve isteklerim buz gibi eridi. Bütün beşerî sıfatlarım kayboldu. Gönülden Allahü teâlâdan başka her şeyi çıkarıp, hep O'nunla olmak olan "fakr" mertebesine ulaştım".

                            Nihâyet bütün varlıklardan yüz çevirdim. Her şeyim Allah için oldu. Sahralarda cezbe hâlinde kendimden geçmiş olarak dolaşırdım. Kendime geldiğimde kendimi bulunduğum yerlerden çok uzaklarda bulurdum. Bir gün bu halde bir saat kadar yürümüştüm. Sonra kendimi Bağdad'a on iki günlük uzaklıkta bir yerde buldum. Düşünceye daldığımda bir ses bana; "Sen ki Abdülkâdir'sin, buna hayret mi ediyorsun?" dedi.

                            Sahralarda dolaşırken "Ol" sözü ile ihsân olundum. Allahü teâlânın izni ile istediğim olurdu. Bunun için çok yiyecek buldum. Dağdan bir parça koparırdım, helva olur, yerdim. Kuma deniz suyu dökerdim, tatlı su olurdu. Sonra böyle yapmaktan hayâ ettim. Allahü teâlâya karşı edebi gözeterek hepsini terk ettim.


                            Resûlullah efendimizden hazret-i Ali vâsıtasıyla gelen feyzler, mânevî ilimler ondan sonra hazret-i Hasan ile Hüseyin ve on iki imâmdan diğerleri ile devam etti. Bunlardan sonra gelen evliyâya feyzler hep on iki imâm vasıtasıyla geldi. Abdülkâdir Geylânî hazretleri dünyâya gelip velî oluncaya kadar hep böyle idi. Fakat o evliyâlıkta yüksek dereceye kavuşunca, on iki imâmdan gelen feyzler, ilimler, bereketler onun vâsıtasıyla geldi. Başka hiç bir velî bu makâma ulaşamadı. Bunun için; "Önceki velîlerin güneşi battı. Bizim güneşimiz ufuk üzerinde sonsuz kalacak, batmayacaktır." buyurdular. Kıyâmete kadar, her velîye feyzler onun vasıtasıyla gelecektir. Bunun için kendisine "Gavs-ül-A'zam; En büyük Gavs" denildi. Yalnız İmâm-ı Rabbânî hazretleri bu hususda onun vekîlidir.

                            Abdülkâdir Geylânî hazretlerinin evliyâlıktaki derecesinin yüksekliğini zamânındaki bütün evliyâ kabûl etmişti. Bir gün Bağdad'da sohbet ediyordu. Meclisinde pekçok âlim ve velî vardı. Bir ara; "İşte şu ayağım her velînin boynu üzerindedir." buyurdu. Orada bulunanların hepsi bu sözü tasdîk ettiler.
                            Abdülkâdir Geylânî bu sözü söylediğinde, yeryüzünde velîler boyunlarını ona doğru uzattı. O anda boynunu uzatanlardan biri Ahmed Rufâî hazretleridir. Ona niçin böyle yaptığını sorduklarında şöyle dedi:
                            "Şu anda Abdülkâdir Bağdad'da "Ayağım, her velînin boynundadır" diyor.

                            Bir kere de; "Bana gözün alabileceği kadar bir kitap verildi. Onda kıyâmete kadar talebelerimin isimlerini gördüm." buyurmuştur.

                            Ebû Saîd cinlerin reisine;"Bugüne kadar senin kadar Abdülkâdir'in emrine cân u gönülden itâat eden görmedim." deyince; "Abdülkâdir Geylânî hazretleri her gece evinden bakar, cinleri seyreder. Cinler onu görünce korkularından sağa sola kaçışırlar. Allahü teâlâ sevdiği kulun emrine birçok insan ve cin verir." dedi.

                            Duâsı makbûl idi. Bağdad halkından biri ona gelerek; "Babamı rüyâda azâb içerisinde gördüm. Bana Şeyh Abdülkâdir'e git, bana duâ etsin. Belki Allahü teâlâ beni azapdan kurtarır." dedi. Bunun için sana geldim. Babama duâ ediverin de azaptan kurtulsun." dedi. Abdülkâdir Geylânî hazretleri sükût buyurdu. Bir şey söylemedi. O şahıs ikinci gece babasını rüyâsında yeşil bir cübbe içerisinde neşeli neşeli görünce hayret edip; "Baba, dün azâb içindeydin, bugün ise neşelisin. Sebebi nedir?" diye sordu. Babası; "Şeyh Abdülkâdir bana duâ etti. Allahü teâlâ onun duâsı hürmetine beni azaptan kurtardı." dedi.

                            Tabiblerin tedâvî edemediği hastalar ona gelirler, duâsı bereketiyle şifâ bulup giderlerdi. Bir defâsında Halîfe Mustencid'in akrabâsından karnı şiş bir hastayı getirdiler. Elini sürüp, duâ ettiğinde Allahü teâlânın izni ile iyileşti.

                            Ramazân-ı şerîfte bir gün, ayrı ayrı yetmiş kişi, birbirinden habersiz, Gavs-ül-a'zamı iftâra dâvet etti. Herbiri kendi evini şereflendirmek, bereketlendirmek istiyordu. Her birinin dâvetini kabûl etti, aynı anda dâvet edenlerin evlerinde iftarda bulundu, onlarla birlikte yemek yedi. Bu haber, bu büyük ve havsalaya sığmaz kerâmet, bir anda Bağdad'a yayıldı. Huzûrunda hizmet eden hizmetçilerden biri, Gavs-ül-âzam o akşam tekkesinden çıkmadığı, iftarı burada yaptığı hâlde, o kimselerin evlerine girip, onlarla yemek yemesi ve bu yemeğin aynı anda olması nasıl olur? diye düşündüğü zaman, Gavs-ül-âzam, o hizmetçisine dönerek; "Onlar doğru söylüyorlar, herbirinin dâvetinde bulundum, ayrı ayrı, fakat aynı zamanda herbirinin evlerinde yemek yedim" buyurdu.


                            NOT:ŞEYH UÇMAZ MÜRİD UÇURUR
                            (FOR RAVEN)

                            Comment

                            • khaos
                              Uzman Üye
                              • Apr 2012
                              • 346

                              #104
                              nacikocak Nickli Üyeden Alıntı
                              iki mesajına birden cevap vereyim

                              ilk önce medet ummaktan bahsetmişsin elbette müslümanların içinde ölülerden (türbelerde) ve kim olduğunu bile bilmediği kendini hoca diye tanıtanlardan (üfürükçülerden) medet umacak kadar sapık ve cahiller var ancak bu islamın değil o halde yaşayanların hatasıdır

                              allah'ın sevdiği kulları diye nitelendirdiğimiz gerçek alim ve evliyalardan ise ihtiyaçlarımızı değil ihtiyaçlarımız için dua etmesini isteriz çünkü onlar allah yolunda çalışırlar umulurki allah onların dualarını kabul eder kaldıki peygamberlerin duası kuran'ı kerimde peygamberlerin duası ile ilgili ayetler var okursan görürsün allah çoğunu geri çevirmemiştir yani biz onlardan değil onların duası ile allah'tan medet umarız

                              örnek verdiğin hadisi araştırıyorum

                              peygamber efendimiz putlaştırılmamak için resminin çizilmesine dahi müsade etmemiştir hırka ve sakalı ise sadece hatıra olduğu için ziyaret güzeldir insanlar bütün sevdiklerinin hatıralarını sever ve sahip çıkar hatıralara bakıp anmak güzel şeydir onlara yönelip ibadet etmek onları putlaştırır bizim böyle bir amelimiz yok
                              Naci Bey,
                              Adıyaman ilindeki nakşibendi tarikatından olan ''Gavs'' adı verilen zatın müridlerinde gördüğüm bir iki olayı anlatayım.
                              Askerlik yaptığım dönemde bölüğümüzdeki bir arkadaşın bir resme bakıp mırıldandığını görürdüm.Ben arkadaşımın baktığı resmin sevgilisi,nişanlısı veya karısı olduğunu zannederdim.Bir gün dayanamayıp sordum .Sen kimin resmine bakıyorsun diye.bana ''resimdeki Gavs Hazretleridir ne zaman başım sıkışsa resmini çıkarır uzun uzun bakar sonra duamı yaparım '' dedi.
                              İkinci olay daha yakınım olan bir kimseden amcamın kızı.
                              Geçen yıl İngilterede yaşayan amcamın kızı tatil için yanımıza geldi .Tabii kılık kıyafet değişmiş.Aynı olayı ondada gördüm yine resim yine dua.Anlaşılan yapılan şey tarikat ritüellerinden biri

                              Sizin ''gerçek alim ve evliyalardan ise ihtiyaçlarımızı değil ihtiyaçlarımız için dua etmesini isteriz '' dediğiniz şey böyle bir şey mi?
                              Last edited by khaos; 17. September 2012, 09:33 PM.
                              (FOR RAVEN)

                              Comment

                              • nacikocak
                                Katılımcı Üye
                                • Jul 2012
                                • 92

                                #105
                                khaos Nickli Üyeden Alıntı
                                Naci Bey,
                                Adıyaman ilindeki nakşibendi tarikatından olan ''Gavs'' adı verilen zatın müridlerinde gördüğüm bir iki olayı anlatayım.
                                Askerlik yaptığım dönemde bölüğümüzdeki bir arkadaşın bir resme bakıp mırıldandığını görürdüm.Ben arkadaşımın baktığı resmin sevgilisi,nişanlısı veya karısı olduğunu zannederdim.Bir gün dayanamayıp sordum .Sen kimin resmine bakıyorsun diye.bana ''resimdeki Gavs Hazretleridir ne zaman başım sıkışsa resmini çıkarır uzun uzun bakar sonra duamı yaparım '' dedi.
                                İkinci olay daha yakınım olan bir kimseden amcamın kızı.
                                Geçen yıl İngilterede yaşayan amcamın kızı tatil için yanımıza geldi .Tabii kılık kıyafet değişmiş.Aynı olayı ondada gördüm yine resim yine dua.Anlaşılan yapılan şey tarikat ritüellerinden biri

                                Sizin ''gerçek alim ve evliyalardan ise ihtiyaçlarımızı değil ihtiyaçlarımız için dua etmesini isteriz '' dediğiniz şey böyle bir şey mi?
                                ya güzel kardeşim hz adem haram olan elmayı yedi ozaman onun çocuklarının hata yaptı diye onun peygamberliğine iman etmemelerimi gerekiyordu peygamberler bile hata yapmış evliyaların hatalarını sayamazsın bile ancak bunu örnek veriyorum gavs hz veya başka biri sevapları günahlarından çok daha fazla olabilir adam cennetliktir ve cennetlik olan herkes allah'ın sevdiği kuludur şimdi sen allah'ın onun müritlerinin veya kendisinin yaptığı hatalardan dolayı sevmediğinimi iddia edeceksin tabiki hayır doğrusunu allah bilir

                                sana şöyle bir örnek vereyim allah dostu, allah'ın sevdiiği kulları sadece müritleri olan tarikat şeyhleri değil yolda gördüğün bir ayakkabı boyacısı hastanede gördüğün bir doktor veya kavga ederken gördüğün sana göre yaramaz olan biri allah dostu olabilir tabi aynı zamanda senin benim allah dostu olarak bildiklerimizde sahtekar olabilir

                                hadis sünnet konusuna gelince seni beni cennete götürecek olan allah'a olan imanımız ve allah rızası için yaptıklarımız şimdi diyelim sünnetlerin yarısı uydurma sen kesin uydurma olduğunu bimiyorsan ve kuran'da emredilene ters değilse yap sen allah rızası için yaptığın için karşılığını alırsın hepsi hanene sevap olarak yazılır ve sevaplarının günahlarından fazla olma ihtimali yükselir ancak uydurma diye yapmazsan ve doğruysa hem sevabından mahrum kalmış olacaksın hemde yapmadığın için günah kazanmış olacaksın allah ne emretmiş

                                hicr suresi 98. ayet
                                1. fe : böylece
                                2. sebbih : tesbih et
                                3. bi hamdi : hamd ile
                                4. rabbi-ke : senin Rabbin
                                5. ve kun : ve ol
                                6. min es sâcidîne : secde edenlerden

                                tesbih ve secde et emretmiş diğer ayetlerdede oruç, abdest, zekat ve diğerleri yani ibadet yap diye emretmiş yine diyorum eğer uydurma olduğundan emin değilsen bildiğin duyduğun bütün ibadetleri yapmaya çalış allah rızası için yaptığından sana zarar gelmez

                                ve namaz yok diyenlere sende benim sorduğum gibi sor yukarıdaki ayette emredilen secdeyi nasıl yapıyorlar secde nedir nasıl yapılır peygamberin sünnetleri hadisleri olmadan anlatsınlar bakalım

                                Comment

                                Working...