Mezhepçi hanım ve beylere gündelik hayat tavsiyeleri :))

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • ebu Maruf
    Uzman Üye
    • Dec 2010
    • 111

    #31
    Anonymous Nickli Üyeden Alıntı
    Selam sevgili kardeşim;
    Aleykemüs-Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu
    Aslında büyük ölçüde aynı düşünüyoruz. Fakat aramızdaki ufak anlayış farkı sizin Kuran'daki bir hükmü gözden kaçırmanızdan kaynaklanıyor diye düşünüyorum

    Sizin sandığınız gibi Allah şunu dememiştir.

    "A konusu şöyle, B konusu böyle, C konusu öyle yapılacak. Benim diyeceklerim bu kadar, Geri kalan tüm konuları Resul belirleyecek"

    böyle bir şey yok. Gözden kaçırdığınızı veya başka şekilde yorumladığınızı düşündüğüm 4 ayet şu şekilde:

    1)
    Sen de aralarında, Allah'ın indirdiğiyle hükmet. Onların keyiflerine uyma. Dikkat et de Allah'ın sana indirdiğinin bir kısmından seni uzaklaştırıp fitneye düşürmesinler. Eğer yüz çevirirlerse bil ki, Allah onları bazı günahları yüzünden belaya çarptırmak istiyor. Zaten insanların birçokları doğru yoldan iyice sapmış bulunuyorlar. Yoksa cahiliye devrinin hükmünü mü arıyorlar? Gerçeği görebilen bir toplum için, Allah'tan daha güzel hüküm veren kim vardır? (Maide 49-50)


    2)
    SİZ EY imana ermiş olanlar! [Kesin hukukî kurallar şeklinde] açıklandığı takdirde sizi sıkıntıya sokabilecek olan konular hakkında soru sormayın; zira, Kur'an vahyedilirken onlar hakkında soru sorsaydınız, size [hukukî kurallar şeklinde] açıklanabilirlerdi. Allah, bu konuda [sizi her türlü yükümlülükten] azad etmiştir: Zira Allah, çok bağışlayıcıdır, halîmdir. (Enam 101)

    Benim bu ayetten anladığım, Kurana uyan bir insanın Kuran'da hiç bir şekilde ipucu ile bile yer almayan bir konudaki hükmü vicdanen kendi kendine verebileceği ve uygulayabileceğidir. Eğer yanlış hüküm verirse bile Allah affedicidir. Fakat kendi vicdanı ile verdiği bu hükmü başkalarına din diye dayatırsa RABLİK taslamış olur.

    Peki Allahın serbest bıraktığı bir konuyu peygamber yasaklayabilir mi?

    3)
    Ey Peygamber! Allah'ın sana helal kıldığı şeyi, eşlerinin hoşnutluğunu isteyerek neden haramlaştırıyorsun? Allah Gafûr'dur, Rahîm'dir. (Tahrim 1)

    4)
    ..... Ve [insanların kalplerindeki] şeytanî dürtüler, sahiplerine, sizi [neyin günah olduğu ve neyin olmadığı konusunda] tartışmaya çekmelerini fısıldarlar; ve eğer onlara uyarsan bil ki sen, Allah'tan başka varlıklara veya güçlere ilahlık yakıştıranlar [gibi] olursun. (Enam 121)



    Benim Kuranın bütününe bakınca vardığım sonuç şudur:

    Bence Allah şunu demiş:
    "Ey insanlar benim hükümlerim şunlar şunlar, benim dosdoğru yolum şu. Bunun haricindeki konularda sizi serbest bıraktım. Samimi olup da yanlışa düşen olursa ben bağışlayıcılığın kaynağıyım. Zaten tek tip topluluk isteseydim onu da yapmaya gücüm yeterdi. ve ey rasul, sen de benim Kuran'da belirttiğim hükümleri toplumuna açıkla, ve onlara benim hükümlerim ile hükmet."

    Dostum benimde anladığım şudur Rabbim HAK Teala Kuranda genel hükümler belirlemiştir.Misalen Hamr gibi.Şimdi hamr sıfatına hangi içecekler girer bunu ALLAH Rasulu a.s açıklamıştır.
    Allahın serbest bıraktığı konularda hangisinin daha faziletli olduğunu ALLAH Rasulu a.s açıklamıştır.
    Namazda ayakta durulacağını ALLAHU TEALA bildirmiş edeben el bağlanmasını ALLAH RAsulu belirtmiştir.
    Yani Kurandaki hükümleri anayasa gibi görürsek Sünneti nebeviyide anayasa maddelerinin fırkaları gibi anlayabiliriz.


    Allah hepimizi doğru olana iletsin.
    Amin
    selam ve dua ile

    Comment

    • Miralay
      Uzman Üye
      • May 2010
      • 372

      #32
      Hamr konusunun açıklanacak neyi var anlayamadım. Hamr arapça lügatlerde "örten" demektir. Zihni örten herşey olarak ta bilinir. Yani buna,şarap gibi içecekler ve esrar,eroin,kokain gibi aklı örten herşey dahildir. (Yanlış anlaşılmasın,burda fıkıh dersi veya kafama göre hüküm falan da vermiyorum.)

      Cenabı Allah tek tek şarap,rakı,bira,....,esrar,eroin,koain,...vs. dememiş;genelleme yapmıştır. Zira bunların ismini verseydi;bu kategoriye giren,ama Kur'anda adı geçmeyen mesela "X" adında başka birşey icad edilirdi ve uzun süre "X" içkisi helal mi,haram mı? tartışmaları sürer giderdi.

      Comment

      • ebu Maruf
        Uzman Üye
        • Dec 2010
        • 111

        #33
        Miralay Nickli Üyeden Alıntı
        Hamr konusunun açıklanacak neyi var anlayamadım. Hamr arapça lügatlerde "örten" demektir. Zihni örten herşey olarak ta bilinir. Yani buna,şarap gibi içecekler ve esrar,eroin,kokain gibi aklı örten herşey dahildir. (Yanlış anlaşılmasın,burda fıkıh dersi veya kafama göre hüküm falan da vermiyorum.)

        Cenabı Allah tek tek şarap,rakı,bira,....,esrar,eroin,koain,...vs. dememiş;genelleme yapmıştır. Zira bunların ismini verseydi;bu kategoriye giren,ama Kur'anda adı geçmeyen mesela "X" adında başka birşey icad edilirdi ve uzun süre "X" içkisi helal mi,haram mı? tartışmaları sürer giderdi.
        Dostum bu bir örnektide misal veriyim bu konu bile ALLAH RAsulune s.a.v nisbet rivayetler olduğu halde başka türlü hükümler verilmeye çalışılıyor.
        Yaşar Nuri Öztürkün hamr la ilgili fetvası: Diyorki bir insan sarhoş edici bir içeceği veya maddeyi sarhoş olana kadar içebilir bu helaldir.
        ALLAH Rasulunden gelen rivayette halbuki çoğu sarhoşluk verenin azıda haramdır belirtilmiş.
        Şimdi ALLAH Rasulune Hüküm yetkisi verilmeyince ne oluyor başka birisi çıkıp hüküm vermeye kalkıyor.
        İşte hadis rivayetlerinin ehemmiyeti bundan kaynaklanıyor.
        Yani Kuranın açıklanması Nübuvvet dışında şahıslara bırakılınca ortalık karışır.
        Sen başka türlü hüküm verirsin diğeri bir başka.
        YAda başörtüsü meselesindeki gibi.
        Bakın nisa süresi 31 ayette sanırım humurihi kelimesi geçer oda mastar olarak hamr kökenlidir.
        MAnasıda baş örtüsüdür.
        HAlbuki Yaşar Nuri özTürkün baş örtüsüyle alakalı fetvasını okudum.
        Humurimi hamr kökenli olup manası şarapdır diyor.YAni baş örten manasını kaldırıp şaraptır diyor bu sebeble burada baş örtüsü manasına alınamaz deyip başın açık olmasına hükmediyor.
        Halbuki ALLAH Rasulunden gelen rivayetlerde başörtüsü sabittir.
        İşte Kuranın açıklanması ALLAH Rasulunun a.s hakkı değildir o hüküm veremez dersek.O zaman başka birisi kalkıyor açıklıyorda hükümde veriyor bizde farkında olmadan bu hükümlere uyuyoruz ve sanıyoruz ki biz Kurana uyuyoruz.
        Hayır efendim uyduğumuz şey Kuran değildir.Uyduğumuz şey insanların Kurandan anladıklarıdır.
        İmam Azam nasıl fetva veriyor onada hanefi mezhebi deniliyorsa Yaşar Nuride bir fetva veriyor onunku Kuranın sözü oluyor.
        Asıl şirke giden yolu iyi görmek gerekiyor.

        selametle

        Comment

        • Miralay
          Uzman Üye
          • May 2010
          • 372

          #34
          Selam ebu Maruf kardeşim

          Yukarıda yazdıklarınız Yaşar Nuri Öztürk'ü bağlar. Ha tamam,belki onada tabi olanlar,onu alim kabul edenler,onu zamanın müctehidi,müceddidi olarak gören büyük bir kitle olabilir.

          Herkesin görüşü kendisini bağlar. Bir kişiye isterse milyonlar alim desin. Bunun gerçekliğini yalnızca cenabı Allah bilir. Çoğunluğun kabul etmesiyle bir insan ne alim olur,ne müceddid, ne de müctehid olur.

          Başörtüsü konusu bile muammadır. Ben "humur" kelimesinden yola çıkan Yaşar Nuri'nin görüşlerine katılmadım hiç bir zaman. Humurun önüne re's gelse ne olur,gelmese ne olur? Bence hiç önemi yoktur. Hedef saptırmaktan başka birşey değildir. Bırakın hadisleri,icma,kıyası bir tarafa; küçücük bir çocuk bile Nur Suresi 31.Ayeti okuduğunda kafasında neyin şekillendiğini Allah'u alem herkes bilir.
          Hedef saptırma deyince,herkes "Dinde başörtüsü var mı,yok mu?" diye tartışarak,konuyu başka mecralara çekiyorlar.
          Önemli olan,başörtüsünün varlığı,yokluğu değil;rabbimin bu konuda emri ne minvalde. Düşünüp,akledene cevap Kur'anın içinde hazır bekliyor. Okuyup,anlamasını bilene.

          Selametle inşaAllah

          Comment

          • ebu Maruf
            Uzman Üye
            • Dec 2010
            • 111

            #35
            Miralay Nickli Üyeden Alıntı
            Selam ebu Maruf kardeşim

            Yukarıda yazdıklarınız Yaşar Nuri Öztürk'ü bağlar. Ha tamam,belki onada tabi olanlar,onu alim kabul edenler,onu zamanın müctehidi,müceddidi olarak gören büyük bir kitle olabilir.
            Dostum mesele yaşar nuri meselesi değilki ben Kuranın Açıklanmasının ALLAH Rasulunden rivayetleri bırakıp insanlara hüküm yetkisi verildiği zamandan olan şeylerden bahsettim.Bu Yaşar Nuri yerine ben olurum yada sen olabilirsin.Mesele nübüvvet verilmiş bir şahsıyetin ciddiye alınmaması bunun yerine senin benim gibi şahıslara bu hakkın verilmesidir.
            Herkesin görüşü kendisini bağlar. Bir kişiye isterse milyonlar alim desin. Bunun gerçekliğini yalnızca cenabı Allah bilir. Çoğunluğun kabul etmesiyle bir insan ne alim olur,ne müceddid, ne de müctehid olur.
            Amenna ve sadakna en iyisini ALLAH bilir.
            Başörtüsü konusu bile muammadır. Ben "humur" kelimesinden yola çıkan Yaşar Nuri'nin görüşlerine katılmadım hiç bir zaman. Humurun önüne re's gelse ne olur,gelmese ne olur? Bence hiç önemi yoktur. Hedef saptırmaktan başka birşey değildir. Bırakın hadisleri,icma,kıyası bir tarafa; küçücük bir çocuk bile Nur Suresi 31.Ayeti okuduğunda kafasında neyin şekillendiğini Allah'u alem herkes bilir.
            Dostum öyle diyosunda malesefki inanan insanlarda oluyor.Bütün bu tehlikelerin önüne geçmek adına mahlukdan hüküm verecekse önce ALLAH Rasulunun s.a.v vermesi gerektiğini.Ona nisbet edilen rivayetlerden sahih kabul edilenlerin öncelik olması Kuran da ve HAdis rivayetlerinde yoruma ihtiyac duyulduğunda insan mantığının oluşması daha ihtiyatlı değilmidir.
            Bu şekilde ALLAH Rasulune itaat noktasındada yüzlerce ayetin emrini yerine getirmiş olmazmıyız.

            Hedef saptırma deyince,herkes "Dinde başörtüsü var mı,yok mu?" diye tartışarak,konuyu başka mecralara çekiyorlar.
            Önemli olan,başörtüsünün varlığı,yokluğu değil;rabbimin bu konuda emri ne minvalde. Düşünüp,akledene cevap Kur'anın içinde hazır bekliyor. Okuyup,anlamasını bilene.
            Dostum senin taşıdığın aklı yaşar nuride taşıyor bende taşıyorum.Bende düşünüyorum araştırıyorum sende yaşar nuride buna rağmen ortaya belki 3 farklı belkide 1.5 milyar ayrı görüş çıkıyor.Bu durumda 4 mezheb arasında çelişki adı altında kötülenen mezheb bilincinin yerine 1.5 milyar mezheb ortaya çıkıyor.TAbiki ben demiyorum.Bir mezhebin bütün fetvaları doğrudur.Lakin Kuran ve ALLAH Rasulune s.a.v isnad edilmiş rivayetler çizgisinde ele alınan görüşlerin yukarıda saydığım sebeblerden dolayı daha sağlıklı daha birleştirici olacağını düşünüyorum.
            Selametle inşaAllah
            ALLAH a emanet ol
            Last edited by ebu Maruf; 5. January 2011, 02:41 PM.

            Comment

            • dost1
              Site Yöneticisi
              • Sep 2008
              • 1905

              #36
              Selamun Aleykum! Değerli Kardeşim!

              ebu Maruf Nickli Üyeden Alıntı
              ...
              Yaşar Nuri Öztürkün hamr la ilgili fetvası: Diyorki bir insan sarhoş edici bir içeceği veya maddeyi sarhoş olana kadar içebilir bu helaldir.
              ...
              Bakın nisa süresi 31 ayette sanırım humurihi kelimesi geçer oda mastar olarak hamr kökenlidir.
              MAnasıda baş örtüsüdür.
              HAlbuki Yaşar Nuri özTürkün baş örtüsüyle alakalı fetvasını okudum.
              Humurimi hamr kökenli olup manası şarapdır diyor.YAni baş örten manasını kaldırıp şaraptır diyor bu sebeble burada baş örtüsü manasına alınamaz deyip başın açık olmasına hükmediyor.


              ...
              selametle

              Yazıktır, günahtır. Siz ya okumuyorsunuz ya okuduklarınızı anlamıyorsunuz ya da nefsinize uygun çarpıtarak iftira ediyorsunuz.

              Bu yazdıklarınızı Yaşar Nuri Öztürk hangi kitabında ya da makalesinde yazmış.

              Bu yazdıklarınızı belirten kitabın adını ve sayfasını söyleyiniz lütfen.

              Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
              Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
              Sevgi,saygı ve muhabbetle.
              Allah'a emanet olunuz.
              Halil Ay

              Comment

              • Anonymous
                Uzman Üye
                • Dec 2010
                • 179

                #37
                ebu Maruf Nickli Üyeden Alıntı
                Dostum benimde anladığım şudur Rabbim HAK Teala Kuranda genel hükümler belirlemiştir.Misalen Hamr gibi.Şimdi hamr sıfatına hangi içecekler girer bunu ALLAH Rasulu a.s açıklamıştır.
                Allahın serbest bıraktığı konularda hangisinin daha faziletli olduğunu ALLAH Rasulu a.s açıklamıştır.
                Sevgili kardeşim Hamr akıl örtücü demektir. Buna içki de girer uyuşturucu da girer zikir adı altında yapılan saçmalıklar da girer. Aklımızı örten yani sağlıklı düşünmemizi engelleyebilecek her şeyden uzak durmalıyız. Ayrıca bunun azı çoğu olmaz. Uzan durmamız gerekiyor derken TAMAMEN uzak durmamız gerekiyor demektir çünkü yasak olduğu açıkça yazıyor muhkemdir.
                Eğer sizin dediğiniz gibi olsa üç alim bir araya gelir "bu konuda hadis yok" der esrarı serbest bırakır, meditasyonu serbest bırakır hatta kimisi zikir ayinlerini teşvik eder öbürü de metalcilerin kafa sallayıp kendinden geçmesine caiz der bir başkası da dönerek kafa bulmayı Allah yolu diye yutturur vb. Bu işin sonu olmaz. Bana göre söz konusu ayet açık ve nettir.

                ebu Maruf Nickli Üyeden Alıntı
                Namazda ayakta durulacağını ALLAHU TEALA bildirmiş edeben el bağlanmasını ALLAH RAsulu belirtmiştir.
                Yani Kurandaki hükümleri anayasa gibi görürsek Sünneti nebeviyide anayasa maddelerinin fırkaları gibi anlayabiliriz.
                Allah Allah peki peygamber nereden öğrenmiş el bağlanması gerektiğini? kendi mi karar veriyor bu işlere? Allahın bir emri varsa vardır. Yoksa yoktur. Bazen Allah yapılması gerekeni, zaten yapıldığı için söylememiş, meşru kılmıştır. Örneğin hacdaki kurban.

                Yahudiler de öyle namaz kılıyorlar hatta ellerini bağlıyorlar. Onlar da peygamberimizden mi öğrenmişler? Belki de biz onlardan öğrenmişizdir, olamaz mı?

                Bir bakın bakalım nasıl kılıyor yahudiler:

                YouTube Video
                ERROR: If you can see this, then YouTube is down or you don't have Flash installed.




                ebu Maruf Nickli Üyeden Alıntı
                Sen başka türlü hüküm verirsin diğeri bir başka.
                YAda başörtüsü meselesindeki gibi.
                Bakın nisa süresi 31 ayette sanırım humurihi kelimesi geçer oda mastar olarak hamr kökenlidir.
                MAnasıda baş örtüsüdür.
                HAlbuki Yaşar Nuri özTürkün baş örtüsüyle alakalı fetvasını okudum.
                Humurimi hamr kökenli olup manası şarapdır diyor.YAni baş örten manasını kaldırıp şaraptır diyor bu sebeble burada baş örtüsü manasına alınamaz deyip başın açık olmasına hükmediyor.
                Halbuki ALLAH Rasulunden gelen rivayetlerde başörtüsü sabittir.
                Sevgili kardeşim sorun Miralay kardeşimin dediği gibi oradaki kelimenin başörtüsü mü örtü mü olduğu sorunu değildir. Bu göz boyamadır. Asıl sorun orada başın örtülmesi emrinin olmayışıdır. Yani bir cümlede başörtüsü geçmesi ile başın örtülmesinin emredilmesi arasında dağlar kadar fark vardır.

                Size bir örnek vereyim:
                Örneğin Allah orada erkeklere emretseydi, yani şu anki Arap erkeklere emretseydi, tabi ki ayetin muhatabı olan Arapların başlarına taktığı örtüyü kullanarak emredecekti. (o arapların başlarına taktıkları halkalı örtünün ismini bilmiyorum şimdilik adına XX diyelim. birisi söylerse mesajımı düzenlerim) Orada Allah deseydi "Ey erkekler. XX'lerinizi yakanızdan fışkıran göğüs kıllarınızı örtecek şekilde koyun" deseydi burada emir göğüs kıllarının gizlenmesi midir yoksa özellikle XX kullanılması mıdır? Eğer böyle bir ayet olsaydı tüm dünyadaki müslüman erkekleri Arapların başına taktığı Araplara özgü o halkalı başlıktan takmak mı zorundaydı? Emir diyor ki göğsünüzün kılını örtün diyor siz de diyorsunuz ki hayır Allah orada XX takmamızı emrediyor. Anlayış farkı buradan kaynaklanıyor bence. Bana göre başın örtülmesi emri yoktur. Başörtüsü bana göre kültüreldir "dini" değil. Bu kültürel ve tarihi gerçekleri de bilmek için rüyaya yatmak yetmez biraz araştırmak lazımdır bilim lazımdır. Ben bayan olsaydım ve Türkiyede yaşasaydım normal başım açık gezerdim. Abdest uzuvlarım gözükürdü ve abdest uzvuma kollarım da dahildir başım da dahildir. Ama Arabistana gitseydim orada yaşayacağım zaman oranın kültürel yapısına uygun giyinirdim yani kapanırdım. Orada o şekilde kültürü olan bir yerde kısa kollu gezseydim bu teşhircilik gibi olurdu. Tabi isteyen o şekilde anlar ve kullanır bu insanın kendi isteği ve anlayışı ile ilgili bir şeydir ben saygı duyarım. Bu tartışma konusunda aşırıya kaçıp başörtüsü düşmanı olanları da kınıyorum. Kendi seçtikleri giyimlerinden dolayı başörtülü insanları üniversitelere almamak da insanların zorla başını kapatmak kadar büyük bir zulümdür. Çünkü Allahın bu konuda bir emri veya yasağı mevcut değil. Bu alakasız bir şeyden bahseden ayete dayanarak başörtüsü kullanan veya kullanmayan insanın dinini namusunu yarım göstermek zulümdür.

                ebu Maruf Nickli Üyeden Alıntı
                Dostum senin taşıdığın aklı yaşar nuride taşıyor bende taşıyorum.Bende düşünüyorum araştırıyorum sende yaşar nuride buna rağmen ortaya belki 3 farklı belkide 1.5 milyar ayrı görüş çıkıyor.Bu durumda 4 mezheb arasında çelişki adı altında kötülenen mezheb bilincinin yerine 1.5 milyar mezheb ortaya çıkıyor.TAbiki ben demiyorum.Bir mezhebin bütün fetvaları doğrudur.Lakin Kuran ve ALLAH Rasulune s.a.v isnad edilmiş rivayetler çizgisinde ele alınan görüşlerin yukarıda saydığım sebeblerden dolayı daha sağlıklı daha birleştirici olacağını düşünüyorum.
                Sevgili kardeşim bazı insanlar "ayrılık rahmettir" sözünü kendi Kurana aykırı fikirlerindeki meşruluklarını ilan etmek için sahiplenmelerine rağmen tüm ayrılıkları 4'e indirgeyip geri kalanları kafir, sapık vb. ilan etmişken ben ortada bir samimiyet göremiyorum. Ben x kişiye neden uyayım ki? Onun hidayette olduğunu nereden bilebilirim? Kendi yanlışımı yapma hakkı bana verilmişken benim kadar kusurlu bir kulun yanlışına neden uyayım özellikle rehber edindiğim Kurana uymuyorsa. Bu forumdaki insanlar bizler bir topluluk falan da değiliz, bu forumda bir çok kişi bir çok farklı konuda onlarca belki yüzlerce görüş ayrılıklarına sahiptir. Ama tüm görüş ayrılıklarına rağmen tüm farklı görüşler Kuran'a dayalıdır. Yani burada kimse Kuran haricinde bir kaynağa göre görüş bildirmez. Mesela bir alimin rüyasında şeytandan aldığı vahye dayalı veya uydurma hadislere dayalı görüşlere yer yoktur. Bana göre peygamberin Kuran'a dayanmayan ek hükmü olamaz yani dine ortak değildir. Peygamberin "ne ile" hükmettiği Kuran'da açıkça yazıyor maide ve enam surelerinde. Ayrıca ben icma konusunu da farklı yorumluyorum. Alimler hüküm ile ilgili bir konuda görüş birliğinde ise o konudaki gerekçeleri Kuran'a dayanmalıdır. Yoksa dünyadaki tüm alimler bir araya gelse aynı şeyi düşünse yine de Kuran'a dayanmayan bir konudan hüküm çıkartamazlar çünkü hüküm yalnızca Allahındır. Ayrıca bizler "mealcilerin 50 tanesinden 45 tanesi böyle çevirmiş, demek ki doğru çeviri budur" gibi saçma bir yöntemle de ilim yapmayız. Aslolan çelişkisizlik prensibidir. Bizlerin takip ettiği bir meal falan da yoktur. Bir ayetle ilgili her meale bakarız. Arapça bilenlerimize sorarız araştırırız. Yani "Yaşar nuri böyle çevirmiş. Hmmm demek ki böyleymiş" diyip aklımızı kimseye kiraya vermeyiz. Diğerlerinden farklı çeviren biri varsa gerekçelerine bakarız, tefsirleri karıştırırız. Yani sizin okuduğunuz araştırdığınız kadar biz de araştırırız yalnızca "insanların koyduğu zincirlerimiz" olmadığı için koşulsuz (körü körüne) bağlı olduğumuz bir alim bir çevirmen bir mürşid vb olmadığı için. biraz daha özgürüz ve gözümüz biraz daha açık hepsi bundan ibaret.

                Bir çok ehli sünnet takipçisi bir çok konuda aynı görüşte gibi gözüküyor. "Evet katılıyoruz hüküm Allahındır" falan diyor. Fakat Kurana dayanmayan bir çok hadise sırf "çoğunluğun görüşü" nedeniyle inanıyor ve uyguluyorlar. Hatta Kuran'da olmayan onlarca yüzlerce hüküm/haram/helal/ibadet vb. çıkarıyorlar Hatta bunları İslamın şartlarından görüyor, uymayanları kafirlikle sapıklıkla itham ediyorlar. Örneğin çocukların pipisinin ucunu Allah adına kestirmek gibi.
                Last edited by Anonymous; 6. January 2011, 06:17 AM.

                Comment

                • ebu Maruf
                  Uzman Üye
                  • Dec 2010
                  • 111

                  #38
                  dost1 Nickli Üyeden Alıntı
                  Selamun Aleykum! Değerli Kardeşim!




                  Yazıktır, günahtır. Siz ya okumuyorsunuz ya okuduklarınızı anlamıyorsunuz ya da nefsinize uygun çarpıtarak iftira ediyorsunuz.
                  Dostum ben ne iftirasında bulunuyorum ki anlayamadım
                  Bu yazdıklarınızı Yaşar Nuri Öztürk hangi kitabında ya da makalesinde yazmış.
                  Bunu vatan gazetesi röportajında yapmış.
                  Linkini ve kısa metnini veriyorum

                  Kısa metni :
                  YAŞAR NURI OZTURK’E TESETTUR / ORTUNME ILE ILGILI
                  SIKCA SORULAN SORULAR


                  1.Bayanlar namaz kilmak icin abdest alirlarken baslarini ortmeli mi? Bir bayanin namaz kilarken en makbul sekildeki ortunmesi nasildir?

                  Basin ortulmesi hicbir durumda zorunlu degildir. En makbul ortunme derecesi el, ayak ve bas disindaki bolgelerin ortulmesidir. Isteyen basini da ortebilir, bu bir tercih isidir.

                  Bu da linki

                  Bakın hanif olduğunu belirten bir kişininde yani Yaşar Nuri Öztürkün savunucusu olan bir kişininde verdiği nakil.
                  http://www.hanifdostlar.net/forum_posts.asp?TID=945


                  Bu yazdıklarınızı belirten kitabın adını ve sayfasını söyleyiniz lütfen.
                  İslam Nasıl Yozlaştırıldı ( Vahyin Dininden Sapmalar, Hurafeler, Bid'atlar) İsimli kitapta
                  Yaşar Nuri Öztürk
                  Şuda metnidir.
                  Kur'an'ın örtünme emri, abdest organlarını, o arada başı içermemektedir. Başın örtülmesi bir sosyal durum göstergesidir, bir din buyruğu değil. Eskiden toplumun hürler sınıfına mensup olanlar "serbest" sözcüğüyle tanıtılırdı. Serbest, Farsça'daki Ser (baş) kelimesiyle best (bağlanmış) kelimesinin birleşmesidir ki "başı bağlı" demektir. Başı açık olanlar köleler, işçiler ve cariyelerdi; başı bağlı olanlar ise hür ve seçkin tabaka idi. Fıkhın, kadınları hürler ve cariyeler diye ikiye ayırmasının dayandığı mantık da budur; Kur'an'ın herhangi bir ayeti değil...


                  Kaldıki bunu yapan bir tek o değildir bazı kişilerinde benzer görüşleri vardır.Mesele bunun yapılıyor olmasıdır.Bunun sebebide nübuvvet sahibi Rasulullah s.a.v Efendimizin elinden hüküm verme yetkisinin alınıp.Başka insanlara bu tasarrufun veriliyor olmasıdır.
                  Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
                  Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
                  Sevgi,saygı ve muhabbetle.
                  Allah'a emanet olunuz.


                  saygılarımla.

                  Comment

                  • ebu Maruf
                    Uzman Üye
                    • Dec 2010
                    • 111

                    #39
                    Anonymous Nickli Üyeden Alıntı
                    Sevgili kardeşim Hamr akıl örtücü demektir. Buna içki de girer uyuşturucu da girer zikir adı altında yapılan saçmalıklar da girer. Aklımızı örten yani sağlıklı düşünmemizi engelleyebilecek her şeyden uzak durmalıyız. Ayrıca bunun azı çoğu olmaz. Uzan durmamız gerekiyor derken TAMAMEN uzak durmamız gerekiyor demektir çünkü yasak olduğu açıkça yazıyor muhkemdir.
                    Eğer sizin dediğiniz gibi olsa üç alim bir araya gelir "bu konuda hadis yok" der esrarı serbest bırakır, meditasyonu serbest bırakır hatta kimisi zikir ayinlerini teşvik eder öbürü de metalcilerin kafa sallayıp kendinden geçmesine caiz der bir başkası da dönerek kafa bulmayı Allah yolu diye yutturur vb. Bu işin sonu olmaz. Bana göre söz konusu ayet açık ve nettir.
                    Dostum peki size göre hamr olanlarmı daha kesin delildir yoksa ALLAH Rasulune göremi?
                    Benimde bahsettiğim budur.ALLAH Rasulunun s.a.v yorumlama hakkı yok ise hiç birimizin yorumlama hakkı yoktur.



                    Allah Allah peki peygamber nereden öğrenmiş el bağlanması gerektiğini? kendi mi karar veriyor bu işlere? Allahın bir emri varsa vardır. Yoksa yoktur. Bazen Allah yapılması gerekeni, zaten yapıldığı için söylememiş, meşru kılmıştır. Örneğin hacdaki kurban.
                    Dostum sen yukarıda hamr kelimesinin açılımını nasıl yapıyor isen ALLAH Rasulude s.a.v kıyamın açılımını yapmıştır
                    Yahudiler de öyle namaz kılıyorlar hatta ellerini bağlıyorlar. Onlar da peygamberimizden mi öğrenmişler? Belki de biz onlardan öğrenmişizdir, olamaz mı?
                    Dostum ALLAH Rasulu s.a.v ister yahudilerden alsın ister kendi yorumu olsun.O söylemişse doğru söylemiştir
                    Bir bakın bakalım nasıl kılıyor yahudiler:

                    YouTube Video
                    ERROR: If you can see this, then YouTube is down or you don't have Flash installed.






                    Sevgili kardeşim sorun Miralay kardeşimin dediği gibi oradaki kelimenin başörtüsü mü örtü mü olduğu sorunu değildir. Bu göz boyamadır. Asıl sorun orada başın örtülmesi emrinin olmayışıdır. Yani bir cümlede başörtüsü geçmesi ile başın örtülmesinin emredilmesi arasında dağlar kadar fark vardır.

                    Size bir örnek vereyim:
                    Örneğin Allah orada erkeklere emretseydi, yani şu anki Arap erkeklere emretseydi, tabi ki ayetin muhatabı olan Arapların başlarına taktığı örtüyü kullanarak emredecekti. (o arapların başlarına taktıkları halkalı örtünün ismini bilmiyorum şimdilik adına XX diyelim. birisi söylerse mesajımı düzenlerim) Orada Allah deseydi "Ey erkekler. XX'lerinizi yakanızdan fışkıran göğüs kıllarınızı örtecek şekilde koyun" deseydi burada emir göğüs kıllarının gizlenmesi midir yoksa özellikle XX kullanılması mıdır? Eğer böyle bir ayet olsaydı tüm dünyadaki müslüman erkekleri Arapların başına taktığı Araplara özgü o halkalı başlıktan takmak mı zorundaydı? Emir diyor ki göğsünüzün kılını örtün diyor siz de diyorsunuz ki hayır Allah orada XX takmamızı emrediyor. Anlayış farkı buradan kaynaklanıyor bence. Bana göre başın örtülmesi emri yoktur. Başörtüsü bana göre kültüreldir "dini" değil. Bu kültürel ve tarihi gerçekleri de bilmek için rüyaya yatmak yetmez biraz araştırmak lazımdır bilim lazımdır. Ben bayan olsaydım ve Türkiyede yaşasaydım normal başım açık gezerdim. Abdest uzuvlarım gözükürdü ve abdest uzvuma kollarım da dahildir başım da dahildir. Ama Arabistana gitseydim orada yaşayacağım zaman oranın kültürel yapısına uygun giyinirdim yani kapanırdım. Orada o şekilde kültürü olan bir yerde kısa kollu gezseydim bu teşhircilik gibi olurdu. Tabi isteyen o şekilde anlar ve kullanır bu insanın kendi isteği ve anlayışı ile ilgili bir şeydir ben saygı duyarım. Bu tartışma konusunda aşırıya kaçıp başörtüsü düşmanı olanları da kınıyorum. Kendi seçtikleri giyimlerinden dolayı başörtülü insanları üniversitelere almamak da insanların zorla başını kapatmak kadar büyük bir zulümdür. Çünkü Allahın bu konuda bir emri veya yasağı mevcut değil. Bu alakasız bir şeyden bahseden ayete dayanarak başörtüsü kullanan veya kullanmayan insanın dinini namusunu yarım göstermek zulümdür.

                    Dostum işte bunların hepsi sizin yorumunuzdur.ALLAH Rasulunun s.a.v yorumu ise benim yada senin yorumdan daha önemlidir bağlayıcıdır.


                    Sevgili kardeşim bazı insanlar "ayrılık rahmettir" sözünü kendi Kurana aykırı fikirlerindeki meşruluklarını ilan etmek için sahiplenmelerine rağmen tüm ayrılıkları 4'e indirgeyip geri kalanları kafir, sapık vb. ilan etmişken ben ortada bir samimiyet göremiyorum. Ben x kişiye neden uyayım ki? Onun hidayette olduğunu nereden bilebilirim? Kendi yanlışımı yapma hakkı bana verilmişken benim kadar kusurlu bir kulun yanlışına neden uyayım özellikle rehber edindiğim Kurana uymuyorsa. Bu forumdaki insanlar bizler bir topluluk falan da değiliz, bu forumda bir çok kişi bir çok farklı konuda onlarca belki yüzlerce görüş ayrılıklarına sahiptir. Ama tüm görüş ayrılıklarına rağmen tüm farklı görüşler Kuran'a dayalıdır. Yani burada kimse Kuran haricinde bir kaynağa göre görüş bildirmez. Mesela bir alimin rüyasında şeytandan aldığı vahye dayalı veya uydurma hadislere dayalı görüşlere yer yoktur. Bana göre peygamberin Kuran'a dayanmayan ek hükmü olamaz yani dine ortak değildir. Peygamberin "ne ile" hükmettiği Kuran'da açıkça yazıyor maide ve enam surelerinde. Ayrıca ben icma konusunu da farklı yorumluyorum. Alimler hüküm ile ilgili bir konuda görüş birliğinde ise o konudaki gerekçeleri Kuran'a dayanmalıdır. Yoksa dünyadaki tüm alimler bir araya gelse aynı şeyi düşünse yine de Kuran'a dayanmayan bir konudan hüküm çıkartamazlar çünkü hüküm yalnızca Allahındır. Ayrıca bizler "mealcilerin 50 tanesinden 45 tanesi böyle çevirmiş, demek ki doğru çeviri budur" gibi saçma bir yöntemle de ilim yapmayız. Aslolan çelişkisizlik prensibidir. Bizlerin takip ettiği bir meal falan da yoktur. Bir ayetle ilgili her meale bakarız. Arapça bilenlerimize sorarız araştırırız. Yani "Yaşar nuri böyle çevirmiş. Hmmm demek ki böyleymiş" diyip aklımızı kimseye kiraya vermeyiz. Diğerlerinden farklı çeviren biri varsa gerekçelerine bakarız, tefsirleri karıştırırız. Yani sizin okuduğunuz araştırdığınız kadar biz de araştırırız yalnızca "insanların koyduğu zincirlerimiz" olmadığı için koşulsuz (körü körüne) bağlı olduğumuz bir alim bir çevirmen bir mürşid vb olmadığı için. biraz daha özgürüz ve gözümüz biraz daha açık hepsi bundan ibaret.
                    Dostum ben siz öyle yapıyorsunuz demedim.Fakat bundan etkilenenler var.Nasılki okumadan araştırmadan düşünmeden cahil sofinin lafıyla hareket edenler olduğu gibi.Okumadan araştırmadan insanların Kuran yorumlarını kabul edenlerde var.
                    Bir çok ehli sünnet takipçisi bir çok konuda aynı görüşte gibi gözüküyor. "Evet katılıyoruz hüküm Allahındır" falan diyor. Fakat Kurana dayanmayan bir çok hadise sırf "çoğunluğun görüşü" nedeniyle inanıyor ve uyguluyorlar. Hatta Kuran'da olmayan onlarca yüzlerce hüküm/haram/helal/ibadet vb. çıkarıyorlar
                    Dostum yapmayın yüzlerce dediğiniz örneğin misali sizin hamr ile verdiğiniz uyuşturucu,şarap rakı v.s gibidir.Bunu sizde yaptınız.Bu uslu fıkıhdaki usul sebebiyle Ayeti kerimelerdeki illetin tesbiti ve o illetin kapsadığı şeylerle ilgili içtihadlardır.Uslu fıkıh okumanızı tavsiye ederim.
                    İctihadın neye göre yapıldığına dair.
                    Kaldıki hiç bir imamın fetvası tekel değilidr.Aynen sizin sözünüzün yada benim sözümün tekel olmadığı gibi.
                    Hatta bunları İslamın şartlarından görüyor, uymayanları kafirlikle sapıklıkla itham ediyorlar. Örneğin çocukların pipisinin ucunu Allah adına kestirmek gibi.
                    Yapmayın değerli kardeşim hiç bir ehli sünnet alimi tevatür olmayan hadislerin dışındaki bir hadise inanmamanın küfür olduğunu belirtmez.
                    Bununla ilgili bir tek kaynak dahi olmadığını iddia ederim.Ben o kadar fıkıh ve akaid kitapları okudum.Hiç birinde tevatür hadis ve Kuran ayetlerinin inkarı dışındaki lerin inkarının küfür olduğunu okumadım.Bunu diyen varsada ehli sünnet akaidine göre söylememiştir.Mütevatir hadislerin dahi reddinin küfür olmayacağını belirten alimler olmuştur.Bir misal veriyim.İmam Ebu Hanife buyurur Miracı inkar eden kafir olmaz ama isra yı inkar eden kafir olur.
                    selametle

                    Comment

                    • snobyx
                      Katılımcı Üye
                      • Sep 2008
                      • 62

                      #40
                      Selamlar,

                      Şimdi bu yazılanların hepsini takip ediyorum ve görüyorum ki tasavvuf ekolünden olduğunu ifade eden arkadaşlar cedelleşmekten başka bir sebep için yazmıyor.Bu arkadaşlar yıllardır muhtelif sitelerde değişik isimle ile yazmaktadır,kah kafkaskartalı olurlar kah ebu derda ya da başka bir isim.Her seferinde cedelleşilir bir müddet sonra ise çekip gidilir.Allah aşkına dönem dönem gelip bu çıkmaz sokak tartışmalarını yapmanın kişinin ego tatmini yapmasından başka ne faydası vardır.Kuran ayetlerinin ego tatmini için araç olarak kullanılmasından ise Rabbimizin razı olcağını zannetmiyorum.

                      Günlerdir söylendi ve gene söyleniyor.Kuran odaklı yaşamayı seçen müslümanlar asla ne peygambere,ne ona isnad edilen Kuran'ın ruhuna uygun hadislere ne de insanlara Vahyi tavsiye eden Alimlere karşıtlığı yoktur.Hanifler peygamber,hadis-sünnet ve alim sevgisinde ifrata gidilmesine karşıdır.Hristiyanlar İsa'yı sırf sevdiklerinden ve yüceltmek istediklerinden Allah'ın oğlu demediler mi?Bu onlara Rabbin katında yakınlık mı kazandırdı yoksa azab mı?Ayrıca Hanif sıfatını kullanmayı tercih eden müslümanlar yekpare bir cemaat grup ve fırka değildir.Dini bireysel algılamayı ve yaşamayı tercih eden insanlardır.

                      Bu kadar net açıklamadan sonra artık boş itham ve tartışmalar ile kimse zamanını geçirmesin.Kim neye inanmak istiyorsa ''Dinde İKRAH yoktur''hükmü gereğince özgürdür.Her akıl sahibi kişi seçimlerinin sonucunu elbette görecektir.Burada kayda alınan bütün yazılar gün gelip hiçbirşeyi eksik bırakmayan kitabın içinde üzerimize bir şahit olarak getirilecektir.

                      Alemlerin Rabbi olan Allah aramızda ki ihtilafı bize bildirecektir.Hamd Alemlerin Rabbi olan Yüce Allah'a dır.

                      Selametle...
                      Yusuf 76:Ve her bilgi sahibinin üstünde daha iyi bir bilen vardır.

                      Comment

                      • Anonymous
                        Uzman Üye
                        • Dec 2010
                        • 179

                        #41
                        ebu Maruf Nickli Üyeden Alıntı
                        Yapmayın değerli kardeşim hiç bir ehli sünnet alimi tevatür olmayan hadislerin dışındaki bir hadise inanmamanın küfür olduğunu belirtmez.
                        Bununla ilgili bir tek kaynak dahi olmadığını iddia ederim.Ben o kadar fıkıh ve akaid kitapları okudum.Hiç birinde tevatür hadis ve Kuran ayetlerinin inkarı dışındaki lerin inkarının küfür olduğunu okumadım.Bunu diyen varsada ehli sünnet akaidine göre söylememiştir.
                        Sevgili kardeşim bana göre tevatür hadis diye bir şey yoktur. Kaç bin kişinin dinlediği şahit olduğu veda hutbesi hakkında bile sözbirliği yokken tevatürden nasıl söz edilebilir? Ben de hak ve batılı ayırabilmek için Kuran ölçüsüne başvuruyorum.

                        Örneğin Kuran'a bakıyorum; yalnızca Allahın hüküm verebileceğini ve verdiği hükümleri kitabında eksiksiz açıkladığını, geri kalan konularda bizleri kendi vicdanımıza bıraktığı, peygamberin dine ve hükme ortak olmadığını yazıyor. Buna rağmen Kuran'a dayanmayan dini hüküm içeren bir hadis tevatür diye onu nasıl kabul edebilirim?

                        Allah gaybı kimsenin bilemeyeceğini söylüyor yalnızca Kuran'da kendi verdiği kadarını peygamberin bilebileceğini söylüyor. Yani peygamber zaten elçidir ve tebliğcidir. Allahın ona vahyettiği ve bize ulaştırması gereken gayb haberlerin hepsi tebliğ görevi gereği Kuran'da mevcuttur. O halde ben tevatür hadis diye geçmiş, gelecek, görünmeyen alem, görünmeyen varlıklar, cennet, cehennem ile ilgili detayları Kuran'a dayanmadan veren hadislere nasıl inanırım?

                        Ben hadisler dışında Kuran'a dayanan yani Kuranı açıkladığını düşündüğünüz hadisleri tevatür olmasa da zaten kabul ediyoruM. Kuran'a dayandıktan sonra kimin söylediği veya uydurulmuş olması da önemli değil. Peygamberimiz söylemiş olsun veya olmasın farketmez. Yeri gelir konfiçyüsün bir lafından feyz alır, bir şeyler öğrenebiliriz.

                        Dolayısıyla hadisleri falan reddetmiyoruz, bahsettiğim konulardaki bazı hadisleri "peygamberimizin söylemiş olduğuna" inanmıyoruz. Taptığım Allah'ın elçisi yaşıyor olsa ya da ondan kalan değişmemiş ikinci bir kitap bulunsa ona itaat etmemek benim ne haddime? Peygambere inanmıyor olsaydım ona vahyedilen Kuran'a inanmazdım.

                        Ehli sünnet konusunda sizin kadar iyimser değilim.
                        4 mezhep imamının ayrı ayrı yazdıkları söylenen kitaplarda hadis ile çelişen ayet olursa hadisin esas alınması gerektiğini, hadis ile çelişen mezhep hükmü olursa mezhep hükmünün esas alınması gerektiğini okumuştum. Eğer doğru ise bu resmen Kuran ayetlerini hiçe saymak ve Rablik taslamak değil de nedir?

                        Ayrıca alimler böyle düşünenleri kafir ilan etmez diyorsunuz ama sizin ne dediğinize kimse pek bakmıyor. Ben uygulanışa bakarım. Çünkü bizzat yaşıyoruz. Örneğin foruma kim gelse görüşlerimizi görse bizi sapık ilan ediyor. Bazıları da kıt akıllı ilan ediyor Dışarıda görüşlerimizi tartıştığımız insanlar da böyle düşünüyorlar. Sizin dediğiniz gibi olsa ne güzel olur. İşte o zaman ayrılıklar rahmet olurdu. Mezhepler nedeniyle kaç kişi kaç kişiyi öldürmüş bir oturun hesaplayın bence. Hiç bir konuda fanatiklik iyi bir şey değildir. Fanatizm sağlıklı düşünmeyi engeller.

                        Bizler hidayetin kendisinde olduğunu düşünmeden bireysel olarak doğruyu arayan, yalnızca birbiri ile yardımlaşan ama kendi görüşünü diğerlerine dayatmayan insanlarız. Herhangi bir görüşe "hidayetteyim" diye saplanmayan insan, doğru bildiğini düşündüğü bir konuda bile "acaba" diyerek zıt görüştekilerin delillerini değerlendiren bir insan yanlış yolda ise bile samimi duaları ile Allah doğru yola iletir diye düşünüyorum.

                        Burada sizi hedef alarak konuştuğumu sanmayın. Yalnızca sizi vesilenizle içimi döktüm.

                        Allah hepimizi doğru yoluna iletsin.
                        Last edited by Anonymous; 7. January 2011, 12:43 AM.

                        Comment

                        • ebu Maruf
                          Uzman Üye
                          • Dec 2010
                          • 111

                          #42
                          Anonymous Nickli Üyeden Alıntı
                          Sevgili kardeşim bana göre tevatür hadis diye bir şey yoktur. Kaç bin kişinin dinlediği şahit olduğu veda hutbesi hakkında bile sözbirliği yokken tevatürden nasıl söz edilebilir? Ben de hak ve batılı ayırabilmek için Kuran ölçüsüne başvuruyorum.

                          Dostum senin okuduğun Kuranda tevatür olarak geldi.Sen Kuranın orjinalinimi okuduğunu sanıyorsun.Yanlış anlamayın lütfen sözüm size ve sizin gibi düşünen kardeşlerime değil.Bilinçli olarak bu fitneyi çıkaranlaradır.Sizde benim gibi doğru yolun arayışı içindesiniz.İşte bu fitnenin amacı budur.Önce sahih hadisler inkar edilecek sonra tevatür hadisler.Sonradan denecek Kuranda tevatür yoluyla geldi ondada şüpheye düş.ASırlardır Türk milletinin iman gücü karşısında bir türlü başarı sağlayamayan emperyalist güçler.Türk toplumunun imanına zarar verebilmek için dine fitne katmak amaçlı çalışmalara başladı.Bu önce arap ülkelerinde başladı lavrensle.İbni Teymiye kaynak gösterilip onun ismi kullanılarak.Tasavvuf düşmanlığı yapılmaya başlandı.Arap halkı tasavvufu ve mezheb anlayışını terk edip selef diye tabir edilen akıma kapılarak önce Türk halkına halifeliğe birliğe baş kaldırdı.Sonra Muhammed bin Abdulvehhab ismiyle Artık hadislerde terk edilmeye başlandı.
                          Sonuç ortada 1948 e kadar gıkını çıkaramayan israil.Zayıflamış imanı fırsat bulup önce devlet kurdu sonrada etrafına saldırmaya başladı.Türk milleti üstündede uygulanmak istenen şey aynıdır.
                          Kuranın ismi kullanılarak.Bu gün Arapların içinde bulunduğu duruma düşürülmeye çalışılıyor.
                          Tekrar belirtiyorum sözüm size değil.Bilinçli olarak bu fitneyi çıkaranlaradır.


                          Örneğin Kuran'a bakıyorum; yalnızca Allahın hüküm verebileceğini ve verdiği hükümleri kitabında eksiksiz açıkladığını, geri kalan konularda bizleri kendi vicdanımıza bıraktığı, peygamberin dine ve hükme ortak olmadığını yazıyor. Buna rağmen Kuran'a dayanmayan dini hüküm içeren bir hadis tevatür diye onu nasıl kabul edebilirim?
                          Güzel kardeşim bak kendin belirtmişşin bize bıraktığı işte zaten hadis orda devreye girer.Ha bize kalmış ha ALLAH RAsulune s.a.v Rasulullaha s.a.v kalmasından neden rahatsız oluyoruz ki anlayamıyorum.Neden biz yorumlayalım.Bırakalım ALLAH RAsulu a.s yorumlasın.
                          Allah gaybı kimsenin bilemeyeceğini söylüyor yalnızca Kuran'da kendi verdiği kadarını peygamberin bilebileceğini söylüyor. Yani peygamber zaten elçidir ve tebliğcidir. Allahın ona vahyettiği ve bize ulaştırması gereken gayb haberlerin hepsi tebliğ görevi gereği Kuran'da mevcuttur. O halde ben tevatür hadis diye geçmiş, gelecek, görünmeyen alem, görünmeyen varlıklar, cennet, cehennem ile ilgili detayları Kuran'a dayanmadan veren hadislere nasıl inanırım?
                          Dostum ALLAHU TEALA RAsulullaha a.s gaybdan gelecekten haberler vermiştir.Hadis kitablarında mevcuttur.Kerbela olayı abbasilerin çıkışı.İstanbulun fethi daha bir çokları hadis rivayetleriyle nakledilmiştir.
                          Ben hadisler dışında Kuran'a dayanan yani Kuranı açıkladığını düşündüğünüz hadisleri tevatür olmasa da zaten kabul ediyoruz. Kuran'a dayandıktan sonra kimin söylediği veya uydurulmuş olması da önemli değil. Peygamberimiz söylemiş olsun veya olmasın farketmez.
                          Dostum hadis rivayetlerin % 90 ı zaten Kurana ters düşmezki.Bu da bana göre belkide aslında onlardada tearüz etmiyordur.Bu oran sana göre daha yüksekde olabilir.Fakat bir misal vereyim.Recm hadisleri Kurana tersmiş gibi sanılır.Zira Nur süresinin yanlış hatırlamıyorsam 2-5 ayetlerinde had cezası belirtilir bu sebebden dolayı ters düştüğü sanılır.Halbuki O ayetlerin arapçalarında zaniye ifadesi vardır.Yani zina edenler.
                          Nisa süresi 15 ayeti kerimesindede fahişetün ifadesi vardır.O ayettede Ölüm onları bulana kadar evlerinizden çıkarmayın yada haklarında bir hüküm verilene kadar ibareleri vardır.
                          Şimdi fahişetün lafzı Arap belağatına göre çok kötü çok çirkin iş manasında algılanır.Fahişetün ayrıca zina dışında fitneciler için belirtilen bir ibaredir.Onlarda ceza olarak öldürülmelidir.Bunuda belirten Kurandır.Yani bekar birinin zinasıyla evli birinin zinası arasındaki farklar anlatılır.Zaten hadislerdede bekar gençlere nur süresindeki gibi had cezası vardır.Recm ise ölüm onları buluncaya kadar ibareli ayeti kerime üzere evlileredir.Dolayısıyla bir çok hadis ilk bakışta Kurana ters düşüyormuş gibi algılanır.İlk meal okuduğum dönemlerde bende benzer çelişkilerle karşılaştım.Lakin ARapça eğiimi almaya başladığımda ve Kuranı daha fazla ve sürekli inceleme başlayınca ilk başta gördüğüm çelişkiler azalmaya başladı.

                          Dolayısıyla hadisleri falan reddetmiyoruz, bahsettiğim konulardaki bazı hadisleri "peygamberimizin söylemiş olduğuna" inanmıyoruz. Taptığım Allah'ın elçisi yaşıyor olsa ya da ondan kalan değişmemiş ikinci bir kitap bulunsa ona itaat etmemek benim ne haddime? Peygambere inanmıyor olsaydım ona vahyedilen Kuran'a inanmazdım.
                          Dostum ALLAH Rasulune a.s isnad edilip fitne amaçlı rivayetler olabilir.Ben bunu red etmiyorum.Bunun tesbitide daha önceleride yazdıklarımda belirttiğim gibi şahsın kalbiyle alakalıdır.Fakat benim ALLAH RAsulunun a.s söylediğine inanmadığım bir rivayete sen inannıyorsan.Benim sana şiddetle karşı çıkmam yada belki hakart etmem.Hatta iftiralarda bulunmam doğru değildir.
                          Zira Kalben sen onun Rasulullah a.s tarafından söylendiğine kanaat etmişşin.Ben sana Rasulullah s.a.v a itiat ediyorsun diye hakaret etmem ne vahim bir olay olur.Sorunda burdan kaynaklanıyor.


                          Ehli sünnet konusunda sizin kadar iyimser değilim.
                          4 mezhep imamının ayrı ayrı yazdıkları söylenen kitaplarda hadis ile çelişen ayet olursa hadisin esas alınması gerektiğini, hadis ile çelişen mezhep hükmü olursa mezhep hükmünün esas alınması gerektiğini okumuştum. Eğer doğru ise bu resmen Kuran ayetlerini hiçe saymak ve Rablik taslamak değil de nedir?
                          Dostum bu ibareler 4 mezheb imamlarının sözleri değildir.
                          Bu müctehid olmayan avam için ölçü olsun diye bazı fakihler tarafından belirtilmiştirki.Böyle söylenmesinin sebebi tek bir ayetin okunupda başka ayetlerle tearuzu veyahut müteşabih olup olmadıkları yada nüzul sebeblerini anlamadan yada tercümeleri okundu ise meallerin yanlış tercümeleri vs. gibi eksik anlaşılmalar olabileceği varsayılaraktan belirtilmiştir.
                          Yoksa ALimlerin zaten mezheb bağımlılığı bile şartı yoktur.4 mezheb görüşlerine göre fetva verebilirler.


                          Ayrıca alimler böyle düşünenleri kafir ilan etmez diyorsunuz ama sizin ne dediğinize kimse pek bakmıyor.Dostum bunu daha öncedende belirtmiştim cahil sofi şeytanın maskarası olur.Bu cehalet taassup kendini bilmezlik her cemaatin içinde oluyor.Ama tümünü öyle görmek doğru değildir.Bak inanınki bende sizin hepinizi aynı algılasam burada günlerce uğraş vermem.Zaten hiç kimseyle müzakere edemeyeceğim.Ne ben bir şey kazanamam nede karşımdaki deyip.Bırakıp ilimle yada dünyevi işlerimle uğraşırım.Halbuki bana hakaret edenlerle olaylar cedelleşmeye gideceğini görüp.Onlara cevap yazmayı bıraktım ve müzakere edebileceğim kardeşlerimle yazışmaya devam ediyorum Ben uygulanışa bakarım. Çünkü bizzat yaşıyoruz. Örneğin foruma kim gelse görüşlerimizi görse bizi sapık ilan ediyor. Bazıları da kıt akıllı ilan ediyor Dışarıda görüşlerimizi tartıştığımız insanlar da böyle düşünüyorlar. Sizin dediğiniz gibi olsa ne güzel olur. İşte o zaman ayrılıklar rahmet olurdu. Mezhepler nedeniyle kaç kişi kaç kişiyi öldürmüş bir oturun hesaplayın bence. Hiç bir konuda fanatiklik iyi bir şey değildir. Fanatizm sağlıklı düşünmeyi engeller.
                          Aynen dostum fanatizm hamr gibidir ))
                          Bizler hidayetin kendisinde olduğunu düşünmeden bireysel olarak doğruyu arayan, yalnızca birbiri ile yardımlaşan ama kendi görüşünü diğerlerine dayatmayan insanlarız. Herhangi bir görüşe "hidayetteyim" diye saplanmayan insan, doğru bildiğini düşündüğü bir konuda bile "acaba" diyerek zıt görüştekilerin delillerini değerlendiren bir insan yanlış yolda ise bile samimi duaları ile Allah doğru yola iletir diye düşünüyorum.

                          Burada sizi hedef alarak konuştuğumu sanmayın. Yalnızca sizi vesilenizle içimi döktüm.

                          Allah hepimizi doğru yoluna iletsin.
                          Amin
                          Sevgili kardeşim.İyi niyetle Rabbini arayan bütün Kullarına HAK TEALA hz.leri yanlış yolda ise doğruya iletecek doğru yolda ise takvaya ulaşması için yoılunu açacaktır.
                          Önemli olan bütün samimiyetimizle RABBİMize en güzel şekilde Kulluk etmeye çalışalım.İşte o zaman Rabbim hatalarımızı öğretir,hidayet nasip eder.O zaman hiç birimize korkuda olmaz.Tabiki o niyette sebat ettikçe

                          selametle

                          Comment

                          • Anonymous
                            Uzman Üye
                            • Dec 2010
                            • 179

                            #43
                            ebu Maruf Nickli Üyeden Alıntı
                            Dostum senin okuduğun Kuranda tevatür olarak geldi.Sen Kuranın orjinalinimi okuduğunu sanıyorsun.
                            Kuran ile hadisleri aynı kefeye koymak imkansız. ilk hadis kitabı ne zaman yazıldı diye araştırmak yeterli. Kulaktan kulağa oynamak ile basılı belge farklıdır.

                            Ayrıca Kuran konusunda da farklı düşünüyorum. Dayanak aldığım bazı nedenlerden dolayı Kuran'ın peygamberimiz zamanında da "kitap" şeklinde var olduğuna inanıyorum.


                            ebu Maruf Nickli Üyeden Alıntı
                            Güzel kardeşim bak kendin belirtmişşin bize bıraktığı işte zaten hadis orda devreye girer.Ha bize kalmış ha ALLAH RAsulune s.a.v Rasulullaha s.a.v kalmasından neden rahatsız oluyoruz ki anlayamıyorum.Neden biz yorumlayalım.Bırakalım ALLAH RAsulu a.s yorumlasın.
                            Neden rahatsız olayım kardeşim. Kuran ayetlerini yorumlayan hadislerden Kuran'ın başka kısımları ile çelişmediği sürece faydalanırım da. Hangi tür hadisleri reddettiğimi daha önceki mesajlarımda söylemiştim. Reddetme sebebim resule saygısızlıktan değil, uyduranların resule saygısızlık ettiğini düşünmemdendir.



                            ebu Maruf Nickli Üyeden Alıntı
                            Dostum ALLAHU TEALA RAsulullaha a.s gaybdan gelecekten haberler vermiştir.Hadis kitablarında mevcuttur.Kerbela olayı abbasilerin çıkışı.İstanbulun fethi daha bir çokları hadis rivayetleriyle nakledilmiştir.
                            Ben inanmıyorum ne yazık ki. Tutan varsa da olabilir, onlara da hadis uydurucuların tutan tahminleri gözüyle bakarım.

                            Ben zaman vermeden GENEL tabirlerle binlerce kehanet yapsam aradan bir kaç asır geçince en az %15'i illaki tutar. %15'i tutunca (ki binlerce kehanetin %15'i büyük bir rakamdır) taraftarlarım olan inananlarım peydahlanır ve beni "büyük yüce insanüstü kahin" ilan ederler. Tutmayan kısımların da henüz zamanının gelmediğini iddia ederler. Bu işler basittir.



                            ebu Maruf Nickli Üyeden Alıntı
                            Recm hadisleri Kurana tersmiş gibi sanılır.
                            Evet kardeşim, bence Recm hadisleri Kuran'a Terstir. Recm İslam dışı bir uygulamadır. Ben sizin recm yorumunuza katılmıyorum. Sözkonusu ayetleri de "bence" yanlış yorumlamışsınız. Recm konusunda çok fazla araştırma yaptım ve vardığım ilginç sonuç bir takım insanların ZAMANINDA recm'i islama sokmak için OLAĞANÜSTÜ ve SAÇMALIKLARA VARAN çabalar gösterildiğidir. Bu çabayı görmek bile Recm'in batıl olduğunu anlamaya AKLİ olarak yeterlidir benim gözümde. Ama benim için daha kesin olan ALLAH TARAFINDAN HÜKÜMLERİ AÇIKLANMIŞ Kuran'da böyle bir şey olmamasıdır. "Peygamberimiz recm uygulamış mıdır?" derseniz olabilir diye düşünüyorum. Zina'nın cezası Allah tarafından belirleninceye kadar (ki vahyin sonlarına yakındır) uygulanmasına izin vermiş olabilir diye düşünüyorum. Eğer yanlış bilmiyorsam zaten bir tanesinin sebebi de Maide suresinde açıklanıyor. Tabi bu anlatılan olaylar gerçekleşmiş olabilir veya olmayabilir bilemem, en doğrusunu Allah bilir. Ama Allahın recm EMRİ olmadığına tamamen eminim.



                            ebu Maruf Nickli Üyeden Alıntı
                            Dostum bunu daha öncedende belirtmiştim cahil sofi şeytanın maskarası olur.Bu cehalet taassup kendini bilmezlik her cemaatin içinde oluyor.Ama tümünü öyle görmek doğru değildir.Bak inanınki bende sizin hepinizi aynı algılasam burada günlerce uğraş vermem.Zaten hiç kimseyle müzakere edemeyeceğim.Ne ben bir şey kazanamam nede karşımdaki deyip.Bırakıp ilimle yada dünyevi işlerimle uğraşırım.Halbuki bana hakaret edenlerle olaylar cedelleşmeye gideceğini görüp.Onlara cevap yazmayı bıraktım ve müzakere edebileceğim kardeşlerimle yazışmaya devam ediyorum
                            İstisnalar genele örnek teşkil etmezler. Keşke herkes sizin anlattığınız kadar anlayışlı olsaydı. Sizin üslubunuzun farklı olduğunu görebiliyorum. Rabbimiz güzel davrananın karşılığını mutlaka verir. Allah hepimizi doğru yoluna iletsin kardeşim.
                            Last edited by Anonymous; 7. January 2011, 09:25 AM.

                            Comment

                            • ebu Maruf
                              Uzman Üye
                              • Dec 2010
                              • 111

                              #44
                              Anonymous Nickli Üyeden Alıntı
                              Kuran ile hadisleri aynı kefeye koymak imkansız. ilk hadis kitabı ne zaman yazıldı diye araştırmak yeterli. Kulaktan kulağa oynamak ile basılı belge farklıdır.

                              Ayrıca Kuran konusunda da farklı düşünüyorum. Dayanak aldığım bazı nedenlerden dolayı Kuran'ın peygamberimiz zamanında da "kitap" şeklinde var olduğuna inanıyorum.
                              Dostum bu dayanak aldığın kaynaklarda hadis rivayetleridirde.Önemli değil zaten inanmada demiyorum zira bende öyle inanıyorum.Lakin benim bahsettiğim ise farklı bir şey şu anki okunan Kuranlar asım kıraatı üzerine harekelenmiştir.
                              Bu hareke ise yazılı olarak değil kulakdan kulağa ulaşmıştır aynı tevatür hadisler misali.Benim bahsettiğim bu idi.Yani Orjinal yazı altına alınmış Kuran harekesizdir.



                              Neden rahatsız olayım kardeşim. Kuran ayetlerini yorumlayan hadislerden Kuran'ın başka kısımları ile çelişmediği sürece faydalanırım da. Hangi tür hadisleri reddettiğimi daha önceki mesajlarımda söylemiştim. Reddetme sebebim resule saygısızlıktan değil, uyduranların resule saygısızlık ettiğini düşünmemdendir.
                              ALLAH RAzı olsun böyle düşündüğünü tahmin ediyorumda.Tevatürün manasını ve tevatür hadisler noktasında inceleme yapmanı tavsiye ederim.



                              Ben inanmıyorum ne yazık ki. Tutan varsa da olabilir, onlara da hadis uydurucuların tutan tahminleri gözüyle bakarım.

                              Ben zaman vermeden GENEL tabirlerle binlerce kehanet yapsam aradan bir kaç asır geçince en az %15'i illaki tutar. %15'i tutunca (ki binlerce kehanetin %15'i büyük bir rakamdır) taraftarlarım olan inananlarım peydahlanır ve beni "büyük yüce insanüstü kahin" ilan ederler. Tutmayan kısımların da henüz zamanının gelmediğini iddia ederler. Bu işler basittir.
                              ALLAH Rasulunun s.a.v kehanetlik amacıyla yapdığını düşünmüyorsunuzdur diye tahmin ederek.
                              Bir soru sorayım müsaadenizle yarın güneşin doğudan doğacağını sanırım tahmin ediyorsunuzdur.
                              Fakat küçük yaşta bir çocuk bunu bilmeyebilir.Zira öğretilmemiş olabilir.
                              Yarın sizin güneşin doğudan doğacağını küçük bir çocuğa bildirmenizden daha doğal ne olabilir.Öğrensin maksatıyla.
                              Yada hava tahmincileri yarın ne olacağına dair tahminlerde bulunuyorlar.Bunu bize bildirmelerinde ne sakınca var.Bu bir ilimdir.ALLAH kimini meteoroloji uzmanı yapar o ilim vesilesi ile ona gelecekten haber verir.Kiminede Cebrail a.s aracılığıyla.
                              Neticede ikiside ilim değilmidir.Sana , banada Kuran aracılığıyla Ahiretten yani gelecekten haber veriyor RABBİM HAK Teala.Bunlarıda siz burda insanlarla paylaşıyorsunuz.Bende Avrupada iken gayri müslimlerle çok paylaştım.Yada çocuklarımla yada gençlerle paylaşıyorum.Onların bunları bilmiyor olması Rabbimizin bize öğrettiği gerçeğini değiştirmezki.

                              Evet kardeşim, bence Recm hadisleri Kuran'a Terstir. Recm İslam dışı bir uygulamadır. Ben sizin recm yorumunuza katılmıyorum. Sözkonusu ayetleri de "bence" yanlış yorumlamışsınız. Recm konusunda çok fazla araştırma yaptım ve vardığım ilginç sonuç bir takım insanların ZAMANINDA recm'i islama sokmak için OLAĞANÜSTÜ ve SAÇMALIKLARA VARAN çabalar gösterildiğidir. Bu çabayı görmek bile Recm'in batıl olduğunu anlamaya AKLİ olarak yeterlidir benim gözümde. Ama benim için daha kesin olan ALLAH TARAFINDAN HÜKÜMLERİ AÇIKLANMIŞ Kuran'da böyle bir şey olmamasıdır. "Peygamberimiz recm uygulamış mıdır?" derseniz olabilir diye düşünüyorum. Zina'nın cezası Allah tarafından belirleninceye kadar (ki vahyin sonlarına yakındır) uygulanmasına izin vermiş olabilir diye düşünüyorum. Eğer yanlış bilmiyorsam zaten bir tanesinin sebebi de Maide suresinde açıklanıyor. Tabi bu anlatılan olaylar gerçekleşmiş olabilir veya olmayabilir bilemem, en doğrusunu Allah bilir. Ama Allahın recm EMRİ olmadığına tamamen eminim.
                              Buda sizin Kuran yorumunuzdur dostum.Bende olduğuna eminim

                              İstisnalar genele örnek teşkil etmezler. Keşke herkes sizin anlattığınız kadar anlayışlı olsaydı. Sizin üslubunuzun farklı olduğunu görebiliyorum. Rabbimiz güzel davrananın karşılığını mutlaka verir. Allah hepimizi doğru yoluna iletsin kardeşim.
                              AMİN
                              Rabbim hepimizi bağışlasın sıratı mustekıme ulaştırsın


                              saygılarımla
                              Last edited by ebu Maruf; 7. January 2011, 04:20 PM.

                              Comment

                              • dost1
                                Site Yöneticisi
                                • Sep 2008
                                • 1905

                                #45
                                Selamun Aleykum! Değerli Kardeşim!


                                ebu Maruf Nickli Üyeden Alıntı
                                ...
                                Yaşar Nuri Öztürkün hamr la ilgili fetvası: Diyorki bir insan sarhoş edici bir içeceği veya maddeyi sarhoş olana kadar içebilir bu helaldir.
                                ...
                                Bakın nisa süresi 31 ayette sanırım humurihi kelimesi geçer oda mastar olarak hamr kökenlidir.
                                MAnasıda baş örtüsüdür.
                                HAlbuki Yaşar Nuri özTürkün baş örtüsüyle alakalı fetvasını okudum.
                                Humurimi hamr kökenli olup manası şarapdır diyor.YAni baş örten manasını kaldırıp şaraptır diyor bu sebeble burada baş örtüsü manasına alınamaz deyip başın açık olmasına hükmediyor.
                                yazınıza

                                dost1 Nickli Üyeden Alıntı

                                Yazıktır, günahtır. Siz ya okumuyorsunuz ya okuduklarınızı anlamıyorsunuz ya da nefsinize uygun çarpıtarak iftira ediyorsunuz.

                                Bu yazdıklarınızı Yaşar Nuri Öztürk hangi kitabında ya da makalesinde yazmış.

                                Bu yazdıklarınızı belirten kitabın adını ve sayfasını söyleyiniz lütfen.
                                cevabını vermiştik.

                                dost1 Nickli Üyeden Alıntı

                                Yazıktır, günahtır. Siz ya okumuyorsunuz ya okuduklarınızı anlamıyorsunuz ya da nefsinize uygun çarpıtarak iftira ediyorsunuz.

                                ebu Maruf Nickli Üyeden Alıntı
                                Dostum ben ne iftirasında bulunuyorum ki anlayamadım
                                İnsanların yazmadıklarını, söylemediklerini yazmış ve söylemiş gibi göstererek iftirada bulunuyorsunuz..

                                dost1 Nickli Üyeden Alıntı

                                Bu yazdıklarınızı Yaşar Nuri Öztürk hangi kitabında ya da makalesinde yazmış..
                                ebu Maruf Nickli Üyeden Alıntı
                                Bunu vatan gazetesi röportajında yapmış.
                                Linkini ve kısa metnini veriyorum
                                Kısa metni :
                                YAŞAR NURI OZTURK’E TESETTUR / ORTUNME ILE ILGILI
                                SIKCA SORULAN SORULAR

                                1.Bayanlar namaz kilmak icin abdest alirlarken baslarini ortmeli mi? Bir bayanin namaz kilarken en makbul sekildeki ortunmesi nasildir?

                                Basin ortulmesi hicbir durumda zorunlu degildir. En makbul ortunme derecesi el, ayak ve bas disindaki bolgelerin ortulmesidir. Isteyen basini da ortebilir, bu bir tercih isidir.

                                Bu da linki

                                Bakın hanif olduğunu belirten bir kişininde yani Yaşar Nuri Öztürkün savunucusu olan bir kişininde verdiği nakil.
                                "Vatan Gazetesi röportajında yapmış." dediğiniz ve başlığını verdiğiniz yazıyı olduğu gibi asıyorum. Vermiş olduğunuz iki bağlantıdaki yazı da aşağıya astığım yazının aynısıdır.

                                YAŞAR NURI OZTURK’E TESETTUR / ORTUNME ILE ILGILI
                                SIKCA SORULAN SORULAR


                                1.Bayanlar namaz kilmak icin abdest alirlarken baslarini ortmeli mi? Bir bayanin namaz kilarken en makbul sekildeki ortunmesi nasildir?

                                Basin ortulmesi hicbir durumda zorunlu degildir. En makbul ortunme derecesi el, ayak ve bas disindaki bolgelerin ortulmesidir. Isteyen basini da ortebilir, bu bir tercih isidir.

                                2.Tesetturun tarih boyunca, ozellikle kadinlarin sosyal statusunun saglanmasinda gerekli oldugunu gormekteyiz. (kole-hur ayrimi) Bu yuz yilda bu ayrim kalktigi icin saclarin ortunmesinin onemi kalmis midir?

                                Yaklasiminiz saclarin ortunmesi acisindan dogrudur. Abdest uzuvlari tesetture tabi degildir. Bas da bir abdest uzvudur.

                                3.Hiristiyanlik ve YAHUDILIKTE kadin ve erkeklerin giyimi hakkinda kurallar var midir? Tesettur gibi.

                                Vardir. Ornegin bas ortusu Incil'de, Pavlus tarafindan bugunku sekliyle istenmektedir.

                                4.Basortusunun dindeki yeri bir tarafa, takmak isteyenlerin engellenmesi din acisindan dogru mudur?

                                Basini ortmek isteyenlerin engellenmesi insan haklari acisindan dogru degildir.

                                5.Basortusu konusunun 14 yuzyil boyunca sizin gorusunuzden farkli anlasilmasinin nedenleri nelerdir?

                                Bu konuyu 14 yuzyil boyunca benim gibi anlayanlar da vardir. Ancak eski zamanlarin boyle bir meselesi olmadigi icin Kur’an’in bu konudaki gorusu irdelenmemistir. Herkes orfî hayatini yasamaya devam etmistir. Ortadogu’da bircok ulkede sadece kadinlar degil erkeklerde baslarini kapatmaktadirlar. Anadolu’da yakin zamanlara kadar basi acik gezen erkeklere bile iyi gozle bakilmazdi. Bunlar bizim icin olcu degildir. Bizim icin onemli olan Kur’an’in ne dedigidir.

                                6. Basortusunun zorunlu olmadigini vurgulayan âlimlerden birisiniz. Diger âlimler gercegi kavrayamayacak kadar yetersiz mi?

                                Konunun gercegi kavrayip kavrayamamakla bir ilgisi yoktur. Isin esasi, gelenegi tedirgin etmeme hesabindan kaynaklanmaktadir.

                                7.Basortusu konusundaki yorumunuza Hz. Peygamber doneminden dayanak bulabiliyor musunuz? Bu konuyu sizin gibi yorumlayan Islam âlimleri var midir?

                                Elbette benim gibi yorumlayan Islam âlimleri vardir. Hz.Peygamber doneminde cariye ve kole kadinlar bas acik dolasiyor ve namazlarini o sekilde kiliyorlardi. O halde basi ortmek veya acmak din degil, orftur. Kur'an'in istedigi goguslerin ortulmesidir.

                                8.Kur’an’dan ve sizin kitaplarinizdan anladigim kadariyla ortunme emri GOûUS’E yapilmis. Muhammed Esed’in mealinde de Immar, musrik kadinlarin sus olarak kullandigi sal. Benim basim kapali, sinavlara girmedim. Ailem basimi acmama karismiyor ancak saptigimi soyluyorlar. Ne yapabilirim?

                                Basinizi ortmeniz veya acmaniz sizin tercihinize kalmistir. Kur’an’in sizden istedigi abdest uzuvlarinin disindaki vucut bolgelerini kapatmaktir. Bas kapanma bolgesi disindadir. Bunun aksini soyleyenler kendi tercihlerini dinlestirmis olurlar.

                                9. "Basinizi ortmeniz veya acmaniz sizin tercihinize kalmistir. Kur’an’in sizden istedigi abdest uzuvlarinin disindaki vucut bolgelerini kapatmaktir. Bas kapanma bolgesi disindadir. Bunun aksini soyleyenler kendi tercihlerini dinlestirmis olurlar." diyorsunuz. "Bas, kapanma bolgesi disindadir." Sizin mealinizde Nur Suresi 31 ise soyle: "ortulerini/basortulerini gogus yirtmaclarinin uzerine vursunlar." Siz de Kur'an mealinizde basortusu diyorsunuz; eger bas kapanma bolgesi disinda ise basortusune ne gerek var?

                                Emrin gereklilik ifade etmesi icin acik ve kesin olmasi gerekir. Teknik ifadeyle ayetteki emrin muteallaki (iliskin oldugu nokta) gogustur. Yine teknik ifadeyle vucup gogse iliskindir. Basin ortulmesi vucuba baglanmamis, tercihe birakilmistir. Esasen Kur’an, abdest’i, vucudun acik havaya maruz kalan bolgelerine uygulatmaktadir. Yani basin ortulmesi emir degildir. Ayette basortusu kelimesinin gecmesi hicbir sekilde basortusu ile ilgili bir emrin gerekcesi olamaz. Buna tefsir ve fikih kurallari da izin vermez. Kaldi ki kelimedeki basortu anlami aslî anlam degil orfî anlamdir. Kisacasi emrin vucup (gereklilik) ifade etmesi manaya delaletin kesinligi sartina baglidir. Anilan ayette basin ortulmesine iliskin degil kesin delalet, zannî delalet bile yoktur.

                                10. Siz basortusu takmamanin gunah olmadigini soyluyorsunuz. Hollanda'dan yaziyorum ve buradaki bir cami hocasi, kadinlarin gorunen her bir sac kili icin 70-80 yil cehennem azabi gorecegini soyluyor. Dusunceniz nedir?

                                O hoca din adina yalan soyledigi icin cehenneme kendi gidecektir.

                                11.Siz ortunme emri Islam'da var ama basortusu takmak farz degildir diyorsunuz. Aciklar misiniz?

                                Islam'in ortunme emri basi icermemektedir.

                                12. bir mealde Ahzap-59.ayet : "Ey Peygamber! eslerine, kizlarina ve muminlerin kadinlarina soyle, dis giysilerini uzerlerine alsinlar. bu, onlarin taninmalari ve incitilmemeleri icin cok daha uygun bir yoldur. Allah gafû»r'dur, rahîm'dir. " seklinde tercume edilmis.
                                Burada kavrami cagdan caga ve cografyadan cografyaya degisebilsin diye Kur'an "dis giysi" tanimini kullanmis. Bu tanim sadece "basortusu" nu isaret eder seklinde yorumlamiyorum. Dusunceniz nedir?

                                O ayetin basortusuyle zaten bir ilgisi yoktur. Ayet, evlerinde neredeyse tamamen ciplak dolasan Arap toplumuna disari cikarken derli-toplu giyinmesini emrediyor.

                                13. Islam tarihinde basortusunu, sizin gibi ortulmesi zorunlu kisimlardan gormeyen ilim adamlari var midir? Bunlarin gunumuzde yasayanlari ve eski bilginler kimlerdir?

                                Elbette vardir: Sait b. Cubeyr, el-Cassâs, Fazlurrahman, Huseyin Atay, Hatemî...

                                14. Erkek ve kadinin ortunme olculeri nelerdir? Bir erkek, karisinin Islam’a aykiri olan ortunme sekline mudahale edebilir mi?

                                Kadinlarin abdest organlari disindaki yerlerini, erkeklerin ise edep yerlerini ortmeleri Kur’an’in emridir. Erkegin kadina ortunme konusunda onerileri ve tesvikleri olabilir. Ancak baski uygulayamaz.

                                15.Siyah ortulerle sadece gozleri gorunenler acaba ortunme ile ilgili Kur’an ayetlerini bilmiyorlar mi? Bayanlarin ortmesi gereken yerler belli iken neden kendilerine iskence ediyorlar?

                                Bu sorunun cevabini ben de cok merak etmekteyim.

                                16. Islam'da cariyelerin durumu nedir? Onlarla evlenmeden cinsel ILIŞKIYE girmek neden caizdir? Kur'an'da hur kadinlarla cariyelerin ayrilabilmesi icin getirilen ortunme hukmune ne diyorsunuz?

                                Kur'an'da "cariye" diye bir kelime yoktur." Cariyeler" icin duzenlenmis ayri bir ortunme hukmu de yoktur. Ancak antlasmalarla iliski kurmak Kur'an'da gecmektedir. Buna muta denir. Cok siki sartlari vardir.

                                17. Ortunen kadinlara sadece, "Ortunmeyen cehenneme gider." deniliyor. Yani sadece ortunmeleri, seriatin kitabini yazan erkeklere gore, kadinin sorumluluklari acisindan yeterli. Esas diger kurallar var. Kaldi ki, sizin mealinizde gogus yirtmaclarinin kapatilmasi diye yaziyor. Her lafinizin ustune atlayan muhalifleriniz niye bu lafinizin uzerine atlayip gunlerce tartismadilar? Herhalde tartismayarak konuyu kaynatmaya calisiyorlar. Tv'de gorusu alinan turbanli, yetkili bir bayana Nur Suresi'ndeki gogus yirtmaci kelimesini sordum. Kem kum etti. En son gogus kafesi dedi. Sonra da gogus kafesi diye bir sey yok dedi. Bence bu isin uzerine biraz daha gidin. Bunlar konuyu tartistirmayarak unutturmaya calisiyorlar.

                                Ortunmeyle ilgili soylediklerinizin tumune katiliyorum. Elimizden geleni yapacagiz.

                                18. esas olan gogsun ortulmesidir, diyorsunuz. O zaman bas ortusunu niye basimiza bagliyoruz, onun yerine sali boynumuza dolasak Allah'in sozlerine uygun bir ortunme OLUR MU? Ayrica bu bas ortusu gelenekten ibarettir diyorsunuz. Gelenekse, Hz. Hatice'den veya Hz.Fâtima'dan kalma bir gelenek midir yoksa farz olmadigina gore sunnet midir?

                                Orf anlaminda sunnettir. Kimden kaldigi onemli degildir. Gogsunuzu istediginiz seyle kapatabilirsiniz. Şal sarti yoktur.

                                19. Nur Suresi'nin 31. ayetini (Ortulerini/basortulerini gogus yirtmaclarinin uzerine vursunlar) seklinde www.kuran.gen.tr adresinde meal olarak vermissiniz. Bu sitede ise asagidaki soruya verdiginiz cevap celiski yaratmiyor mu?
                                Soru: Musluman kadinlari kastederek “Basin ortulmesi zorunlu degildir.” diyorsunuz. Boyle ise 1400 kusur yildir Musluman kadinlarin baslarini ortmeleri ve Islam ulemasinin bas ortusu gereklidir demelerinin hikmeti nedir?
                                Cevap: Yil fazlaligi bir seyin gercegini degistirmez. 1400 yildir kitleler tercihlerini oyle kullanmislardir, buna saygi duyulur. Ancak zaman uzunlugu dinde hukum gerekcesi degildir. 2800 yillik gelenekler de vardir. Bunlari da din mi sayacagiz?

                                O ayetten teknik olarak cikan mana, baslarin ortulmesi degil acilmasidir. Bas ortusu kelimesinin kullanilmasi, dikkatleri basin ortulmesinden gogsun ortulmesine cekmek icindir. Ne yazik ki geleneksel tutum, aliskanliklarini dinlestirmek icin bunun tersini yapmistir. Nur 31. ayeti butunuyle okumak ve abdestte yikanan uzuvlarin acik tutulan bolgeler oldugunu unutmamak gerekir.

                                20. Abdest uzuvlarinin ortulmeyecegi hangi ayetlerde belirtilmistir?

                                Ortulen yerleri belirten ayetler, nerelerin acik kalacagini da gostermistir.

                                21. Kadinlarin ortunmesi gereken yerlerini kitaplarinizda ve sohbetlerinizde acikliyorsunuz. Ancak ortunmus gorunmekle beraber, son derece dar ve vucut olculerini âdeta verircesine bir ortunme ne derece iffete ve kadini korumaya yoneliktir?

                                Biz din adina kiyas yaparak olcu koyamayiz. Elbisenin sekli, rengi, deseni, inceligi, kalinligi serbest birakilmistir. Bu sozunu ettiginiz toplum orflerinin dikkate alinmasini, bu anlamda bir titizligi gerektirir ancak din adina haram-helal hukmu olmaz.

                                22. Musluman kadinlari kastederek “basin ortulmesi zorunlu degildir.” diyorsunuz. Boyle ise 1400 kusur yildir musluman kadinlarin baslarini ortmeleri ve Islam ulemasinin bas ortusu gereklidir demelerinin hikmeti nedir?

                                Yil fazlaligi bir seyin gercegini degistirmez. 1400 yildir kitleler tercihlerini oyle kullanmislardir, buna saygi duyulur. Ancak zaman uzunlugu dinde hukum gerekcesi degildir. 2800 yillik geleneklerde vardir. Bunlari da din mi sayacagiz?

                                23.Ayetlere gore Kur’an, kendisinde en ufak bir suphe olmayan apacik bir kitap. Ancak bircok emir farkli kisiler tarafindan farkli algilaniyor. Ornegin bas ortusu size gore dinin emri degilken baska birine gore farz. Aciklar misiniz?

                                Bahsettiginiz tartismalar Kur’an’dan cikmiyor. Kendi mezhep anlayislarini Kur’an diye kutsallastiran gelenekci taassuptan cikiyor. Kur’an bir konuyu yoruma acik birakmissa bu bir tutarsizlik ve celisme degil Kur’an’in akla biraktigi bir serbestlik alanidir.

                                24.sacin abdest uzvu oldugunu soyluyor, dolayisiyla ortulmesinin sart olmadigini belirtiyorsunuz. Buna delil olarak Nur-31'i gosterenlere de karsi cikiyorsunuz. Bizler kime uyacagimizi sasirdik. Bu konuda rahatlatici bir-iki delil yazarsaniz mutesekkir oluruz.

                                Delil, Nur Suresi 31 ve abdestin bizzat kendisidir. Ayeti sonuna kadar dikkatlice okuyun. Ortulmesi istenen gogustur. Şasiracak bir durum yok. Şasirmak isteyen her zaman sasirir.


                                Bağlantısını verdiğiniz Yaşar Nuri'nin yazdıklarını gördünüz mü?

                                "Yaşar Nuri Öztürk'ün baş örtüsüyle alakalı fetvasını okudum.
                                Humurimi hamr kökenli olup manası şarapdır diyor.YAni baş örten manasını kaldırıp şaraptır diyor. ..." bu yazdıklarınız bu yazının neresindedir?


                                dost1 Nickli Üyeden Alıntı
                                Bu yazdıklarınızı belirten kitabın adını ve sayfasını söyleyiniz lütfen.

                                ebu Maruf Nickli Üyeden Alıntı

                                İslam Nasıl Yozlaştırıldı ( Vahyin Dininden Sapmalar, Hurafeler, Bid'atlar) İsimli kitapta
                                Yaşar Nuri Öztürk
                                Şuda metnidir.
                                Kur'an'ın örtünme emri, abdest organlarını, o arada başı içermemektedir. Başın örtülmesi bir sosyal durum göstergesidir, bir din buyruğu değil. Eskiden toplumun hürler sınıfına mensup olanlar "serbest" sözcüğüyle tanıtılırdı. Serbest, Farsça'daki Ser (baş) kelimesiyle best (bağlanmış) kelimesinin birleşmesidir ki "başı bağlı" demektir. Başı açık olanlar köleler, işçiler ve cariyelerdi; başı bağlı olanlar ise hür ve seçkin tabaka idi. Fıkhın, kadınları hürler ve cariyeler diye ikiye ayırmasının dayandığı mantık da budur; Kur'an'ın herhangi bir ayeti değil...
                                Verdiğiniz bu paragraf Yaşar Nuri Öztürk'ün İSLAM NASIL YOZLAŞTIRILDI kitabının 332-381 sayfalarında bulunan "Kadın ve kadın hakları bölümünün " 357. sayfası ile 358. sayfanın ilk iki satırlarında yazılıdır.

                                "Yaşar Nuri Öztürk'ün baş örtüsüyle alakalı fetvasını okudum.
                                Humurimi hamr kökenli olup manası şarapdır diyor.Yani baş örten manasını kaldırıp şaraptır diyor. ...." bu yazdıklarınız alıntı yaptığınız paragrafın neresindedir?
                                .

                                ebu Maruf Nickli Üyeden Alıntı
                                Kaldıki bunu yapan bir tek o değildir bazı kişilerinde benzer görüşleri vardır.Mesele bunun yapılıyor olmasıdır.Bunun sebebide nübuvvet sahibi Rasulullah s.a.v Efendimizin elinden hüküm verme yetkisinin alınıp.Başka insanlara bu tasarrufun veriliyor olmasıdır.
                                Bu sitede "Allah'ın kulu" olma onuruna erişebilmiş insanların "DİNDE HÜKÜM VERME YETKİSİ SADECE ALLAHINDIR, ALLAH BU YETKİYİ RESULUNE BİLE VERMEZ" türünden yazılarına rastlayabilirsiniz ancak bu dediğinize asla rastlayamazsınız.

                                ebu Maruf Nickli Üyeden Alıntı
                                Yaşar Nuri Öztürkün hamr la ilgili fetvası: Diyorki bir insan sarhoş edici bir içeceği veya maddeyi sarhoş olana kadar içebilir bu helaldir.
                                Bu verdiğiniz bilginin de kaynağını sormuştum. Vermemişsiniz.

                                Yaşar Nuri Öztürk'ün İSLAM NASIL YOZLAŞTIRILDI kitabının 97-115 sayfalarında bulunan "Alkol" bölümünde 102. sayfasında sizin söylediğinizin tam tersi vardır.
                                Yazar kitabının bu bölümünde:
                                Şarap dışındaki alkollü içkilerin sarhoş etmeyecek kadar içilebileceğini söyleyen fıkıhçıları eleştiriyor ve "tüm alkollü içkilerin ne kadarı içilirse içilsin haram" olduğunu söylüyor. (sayfa 102)



                                Yaşar Nuri Öztürkün hamr la ilgili fetvası diyerek yazdıklarınız için size:

                                "Yazıktır, günahtır. Siz ya okumuyorsunuz ya okuduklarınızı anlamıyorsunuz ya da nefsinize uygun çarpıtarak iftira ediyorsunuz.

                                Bu yazdıklarınızı Yaşar Nuri Öztürk hangi kitabında ya da makalesinde yazmış.

                                Bu yazdıklarınızı belirten kitabın adını ve sayfasını söyleyiniz lütfen."

                                demiştim.

                                Tevbe edenlerden ve af dileyenlerden olalım inşaAllah.

                                Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
                                Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
                                Sevgi,saygı ve muhabbetle.
                                Allah'a emanet olunuz.
                                Halil Ay

                                Comment

                                Working...