Bir tarikatin merkezine gittim.

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • Hasan Akçay
    Uzman Üye
    • Dec 2010
    • 826

    #1

    Bir tarikatin merkezine gittim.

    Bir forum icin en son yazdigim ile basliyayim burada. Yanlis anlasilma ihtimali belki azalir. Orada gördüklerimi ondan sonra bastan alip anlatmaya calisayim, Allah isterse.

    *

    Medineweb'den atildim. Bu sabah son bir ileti asmama belki izin verirler diye yokladim. Yok. Izin verilseydi sunlari yazacaktim:

    O tarikata sevgi besliyorum ama gireyim mi girmiyeyim mi hâlâ tereddütteyim. Orda gördügüm bazi uygulamalara itirazim var.

    Örnegin

    Bir: Gavs hazretlerinden aldigim tövbenin basinda "Ya Rabbi!" diye Rabbime seslendigim halde tövbenin sonunda "Gavs hazretlerini seyhim olarak kabul ediyorum," demek zorunda birakildim.

    Hayir! Gavs hazretlerine itaat edecegime dair Rabbime böyle bir söz veremem. Kimseyi seyhim kabul edemem. Cünkü Rabbime benim adima su ya da bu seyh hesap vermeyecek. Ben hesap verecegim; ben özgür ve yetkili olmaliyim. Yetkisiz sorumluluk olmaz.

    Iki: Gavs hazretleri namaz kildirmaya baslarken bir misvakla cemaate göstere göstere dislerini fircaladi. Oysa orasi Allah'in evi. Orada burun karistirilmaz; dis fircalanmaz.

    Yoksa burundan düsen seyler nasil orayi kirletir ve cemaati igrendirirse dislerden düsen seyler de kirletir ve igrendirir. Midesi duyarli olanlari kusmaya bile zorlar.

    Gavs hazretlerinin cemaati igrendirecek seyler yapmamasi gerekiyor. Cok ters gelecek, hattâ belki ukalalik bu söyledigim ama bazi durumlarda müridlerin mürsidi irsad etmesi gerekiyor.

    Üc: Tövbeden sonra yerine getirmem gereken sekiz sarttan biri, sefaat isteginde bulunacakmisim. Oysa benim Kuran'dan anladigim, sefaat diye bir kiyak yok. Yargi gününde hic kimse örnegin Muhammed aleyhisselam benim hakkimda taniklik edemiyecek ki bana sefaat kiyagi gecsin. O benim zamanimda yasamiyor; beni görmedi. Ben onun icin gaybim. Ve gaybi yalnizca Allah bilir; nebiler dahil hic kimse bilemez.

    Dört: Tarikatin merkezinde tipki Suudi Arabistan'daki gibi kadin erkek ayrimi var. Kadinlar camiya gidemiyor, erkeklerin yürüdügü sokakta yürüyemiyor, erkeklerin yemek yedigi lokantalara giremiyor.

    Oysa Kabe'de fiilî sünnetullah olarak kadin erkek bir arada namaz kiliyor. Orada Yüce Allah'in kadin erkek ayrimi yapmamasindaki hikmeti görebilmeliyiz.

    Sonuc olarak, itirazlarim var. Ama kalbim sicak o tarikate. Itirazlarimi susturabildigim an sartlari yerine getirip intisap edecegim Allah isterse.

    Ögrenecegim cok sey var o tarikatten. Orda gördügüm müntesipler melek gibi insanlar. Gelse gelse iyilik gelir onlardan. Her biri bir Yûnus Emre.

    Nolur bi dinleyin su senfonik ilahîdeki o koca Türkmen "sofi"yi.
    Arama pencersine şol cennetin ırmakları yazip tıklayin.

    Sol Cennetin irmaklari
    Akar Allah deyu deyu.
    Cikmis Islam bülbülleri
    Öter Allah deyu deyu.


    Ol Allah'in melekleri
    Tesbihdedir hem dilleri
    Cennet bağın cicekleri
    Kokar Allah deyu deyu.


    Kimler yiyip kimler icer
    Hep melekler rahmet sacar
    Idris nebi hulle biçer
    Subhanallah Allah deyu deyu.


    Yunus Emre var yârına
    Koma bugünü yarına
    Yarın Hak'kın divanına
    Varam Allah deyu deyu.


    Sevgi ile,
    Hasan Akcay
    Last edited by Hasan Akçay; 18. March 2012, 02:07 PM.
  • dost1
    Site Yöneticisi
    • Sep 2008
    • 1905

    #2
    Selamun Aleykum! Değerli Hasan Akçay Kardeşim!

    Allah razı olsun. Bu güzel paylaşımınız; okuyan insanların gönüllerindeki “Rüşd”ün - doğru ve eğriyi ayırt etme bilinci- ancak İslam’ın öngördüğü olgunluğa ulaşmak ve yaşamak olduğu gerçeğini görmelerine vesile olur. İnşaAllah. "Yehdi ilerruşdi feamenna bih, ve len nuşrike birabbina ehada" ayeti Zikrullahları olur.


    Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
    Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
    Sevgi,saygı ve muhabbetle
    Allah'a emanet olunuz.
    Halil Ay

    Comment

    • hiiic
      Uzman Üye
      • Mar 2010
      • 1980

      #3
      Sonuc olarak, itirazlarim var. Ama kalbim sicak o tarikate. Itirazlarimi susturabildigim an sartlari yerine getirip intisap edecegim Allah isterse.

      Ögrenecegim cok sey var o tarikatten. Orda gördügüm müntesipler melek gibi insanlar. Gelse gelse iyilik gelir onlardan. Her biri bir Yûnus Emre.
      Bu yunus değilmiş yav.. Hani eteğe kemiğe bürünmüş bu, Yunus diye görünüyormuş.
      Aslında ALLAH mış bu ALLAH. kendi iddasına göre. Bakacağı mahşerde söylediğinin tutulur, yutulur bir yeri varmıymış.

      Hasan kardeşim tarikata intisap edeceksiniz de taka taka bunlara mı taktınız? misvak iğrenç geldi, hoca geğirdi, mürid ossurdu felan. Bence daha dikkat etmelisiniz, asıl takılmanız gereken noktaları (ki intisap noktasıdır zaten en başı) görmemişsiniz diye düşünüyorum.

      Madem melek gibi zararsız insanların olduğu yerler sizi imanen etkiliyor, keşke daha faydalı daha sevaplı yerlere intisap edip hizmet götürseydiniz. Mesela yetimhaneler gibi. Orada daha masum daha melek gibi yetim kimsesiz çocuklar var, onların hizmetine koşsaydınız keşke. Ama tabi bir takım yat kalk ritüelleri insanın hoşuna gitmiyor değil. Hem bebek, çocuk bakıpta ne olcak, birazda sakallı sarıklı hizmetin de koşmak lazım. Belki iktidar olurlarsa hem faydaları da olur.

      Ama neyse, şeyhin nefesinden feyz alırsınız biraz. Hem kimbilir, belki şeyhin bağında bahçesinde çalışırken tarımı da öğrenmiş olursunuz biraz.

      Bu yunuslara dikkat etmek lazım yalnız, ilk başta yüzüne gülerler ama yarın öbürgün her biri Allah oluyor bunların. Sonrası zaten malum... verilen cezbeden patlamayın diye biraz hava alıyorlar özel bir yöntem bade yöntemiyle... Umarım ki o makamlara çıkmadan ayaklarınız yere basar.

      Neyse...
      Allah kullarının halinden haberdar. Kimini çıkarırken kimini batırıyor işte

      Comment

      • Hasan Akçay
        Uzman Üye
        • Dec 2010
        • 826

        #4
        Halil dosta candan tesekkür.

        Göründügü kadariyla hiic kardesimiz tarikatin ic yüzünü biliyor. Bu yazdiklarini elbet göz önünde bulunduracagim, Allah isterse. Tarikata girmeye ya da girmemeye henüz karar vermedim. Cünkü degerli hiic kardesimiz kadar ön bilgim yok. Isterseniz buna ön yargi deyin. Ön yargili degilim. Düşünüyorum.

        Ikna olursa tarikata girmek niyetiyle gittim. Dört gün orda kaldim. Gördüklerimi elimden geldigince yorumsuz anlatmaya calisacagim, Allah isterse.

        *

        Camide aksam namazi kilinacak. Tarikatin, herkesin "Gavs hazretleri" dedigi, mürsidi bekleniyor. En öne oturursam onu daha iyi görebilirim. Cami görevlileri, orda calisan bir tanidigin ricasiyla, en önde bir yere oturmama izin verdiler. Allah razi olsun.

        Mürsidin geldigini cezbeye kapilanlarin seslerinden anladim.

        Birisi sarsila sarsila basini sallayip "Hayyyy! Hayyyy! Hayyy!" diye bagiriyor. Saci uzunca. Basini salladikca saci da öne arkaya savruluyor.

        Bir baskasi: "Baba! Ba! Muccuk! Baba! Ba! Muccuk! Baba! Ba! Muccuk!" O muccuklar öpücük olsa gerek. Adam hayalinde her halde gavs hazretlerinin elini öpüyor.

        Bir baskasi: "Resuuul! Rab! Resuuul! Rab!"*

        Mürsid iceri girdi. Cemaat gürrrr diye ayaga kalkti. Cezbeli haykirislar cogaldi. Ama mürsit orali degil. Duymuyor, görmüyor** gibi. Dogru önüne bakarak yürüyor.

        Mihraba ulasti. Durdu. Dönüp yüzünü cemaate cevirdi. Toparlak, ak bir sakali var. Nur yüzlü, kilosuz. Elinde, orkestra sefinin cubugu gibi uzun bir misvak cubugu.

        Yanindaki görevliye talimat verir gibi bir seyler söyledi. Ön safa bakti. Sanki kaslari catik. Uyariyor muydu? Herkes ayagim cizgide mi diye bakti; hizaya geldi.

        Gavs hazretleri o misfak cubuguyla, cematine göstere göstere, dislerini fircaladi. Sonra kibleye döndü.

        Sevgi ile,
        Hasan Akcay
        ____________________________________

        *Sonradan birine bunu sordum: Gavs hazretleri o sofiye göre resul müdür, Rab midir? "Hayir," dedi. "Gavs hazretleri Allah resulunun soyundan ya, onu kastediyor."

        **Tanidigim dosta sonra bunu söyledim. "O duymaz; görmez" dedi; "Cünkü önünde Allah'in elcisi yürüyor. Gavsimiz ona odaklanmistir."
        Last edited by Hasan Akçay; 19. March 2012, 01:14 PM.

        Comment

        • hiiic
          Uzman Üye
          • Mar 2010
          • 1980

          #5
          Birisi sarsila sarsila basini sallayip "Hayyyy! Hayyyy! Hayyy!" diye bagiriyor. Saci uzunca. Basini salladikca saci da öne arkaya savruluyor.

          Bir baskasi: "Baba! Ba! Muccuk! Baba! Ba! Muccuk! Baba! Ba! Muccuk!" O muccuklar öpücük olsa gerek. Adam hayalinde her halde gavs hazretlerinin elini öpüyor.

          Bir baskasi: "Resuuul! Rab! Resuuul! Rab!"*

          Mürsid iceri girdi. Cemaat gürrrr diye ayaga kalkti. Cezbeli haykirislar cogaldi. Ama mürsit orali degil. Duymuyor, görmüyor** gibi. Dogru önüne bakarak yürüyor.
          misvağı hangi amaçla ağzına soktu bilmiyorum ama şu yukarıdaki yazdıklarınızın cevabı alttaki bilimsel belgeselde.
          Tamamını izlemenizi isterim ama aradığınız cevaplar 32. dakikdan sonra özetleniyor...

          Orada kendisini kaybettiğini zanneden (gayet bilinçli) ve bu sayede diğer insanlardan farklı olduğunu zanneden zavallı cezbe mağdurlarına acımaktan başka birşey yapamayız. Belki durumu izah etmek uyanmaları anlamında yardımcı olabilir ama bu sefer yaptıkları şeyden utanacaklardır.

          YouTube Video
          ERROR: If you can see this, then YouTube is down or you don't have Flash installed.


          siz tarikatta gördüğünüzü söyleyin ben sizi iç yüzünü açıklarım.
          Köşe başlardında bul karoyu al parayı yapan şarlatanlar vardır. Karoyu asla bulamazsın çünkü kağıtlar hilelidir. ve yanında yönresinde kazıyıp kazanan bir süsü adam görürsün, onlarda aslında şebekenin parçasıdır insanları etkilemek için.

          Aynı ekibin cübbe giyip sakal uzatmış ellerine tespik misvak almış halleridir bu tarikatler...
          Zavallı müritler kendi zanlarına göre bişeyler yapmaya çalışsalardai batıla hizmetin sonu ezalıktır.. ÇÜNKÜ, hakkında bilgin olmayan, gözle görüp işitemediğin ampirik verilerle değerlendiremediğin şeylerin peşinde koşmaktan sorumlusundur...

          Comment

          • Hasan Akçay
            Uzman Üye
            • Dec 2010
            • 826

            #6
            hiiic Nickli Üyeden Alıntı
            misvağı hangi amaçla ağzına soktu bilmiyorum...
            Sünnetmis. Internette suna benzer öyküler var:

            Bir gün gavs hazretlerini iki âlin ziyarete gelmis. Hos bes sirasinda misvagin faziletlerini sayip dökmeye baslamislar. Gavs hazretleri "Misvaklariniz yaninizda mi?" demis. Birisi: "Evde unuttum." Öteki ceplerini aramis; "Benimki de yok," demis. Gavs hazretleri yakinlarindaki bir adama seslenmis. "Sofi! Misvagin yaninda mi?" Adam salvarinin genis cebine elini daldirmis ve misvagini cikarip göstermis.

            *

            Gavs hazretleri aksam namazinin farzindan önce dualar etti. Sonunda "âmin!" dedi; biz de "Âmiiiin!" dedik.

            Iftitah tekbiri getirdi ama konusurken Prof Hatemî'nin yaptigi gibi her bir hecenin üstünde uzun uzun durarak: Al-laaaaaaaah-u-ek-beeeeeeer.

            Besmeleyi sessiz degil iftitah tekbiri getirirken yaptigi gibi sesli ve yine her bir hecenin üstünde durarak tadini cikara cikara söyledi: Bi-is-mil-laaa-hir-rah maaan-ir-ra-hiiiim.

            Ardindan uzun bir sessizlik. Ve Fatiha:

            El-hamd-ü-lil-laaa-hi-rub (Bana rub diyor gibi geldi)-bil-â-le-miiin. Er-rah-maaan-ir-ra-hiiiim. Mâ-li-kiiii-yeeeevm-idddd-diiiiiin....

            Sonra Mâun sûresi. Onu hizli okudu. O kadar hizli ki ben yetisip anlayamadim.

            Övgü Allah'a, namazda okunan kisa sûreleri anlayacak kadar Arapcam var. Ama orda sabah namazindan sonra bir de Mülk sûresi okunuyor. Onu anlayabilmem icin okunana tam olarak odaklanmak zorundayim.

            Bunu yapamadim. Cünkü cezbeye kapilan bazi kimselerin cikardigi "Hayyyy! Hayyyyy! hayyyy!" sesleri, bazilarinin uluyup viyaklamalari odaklanmama, hattâ okunani duymama engel oldu.

            Bunlar her halde akil hastasidir, diye düsündüm. Icimden su gecti: Gavs hazretlerinin yerinde ben olsam kıraati derhal keser ve söyle derim:

            Ey cemaat! Burasi Allah'in evi. Allah'in evinde Kuran okunurken yalnizca Allah'i düsünmeniz, beni yok saymaniz gerekir.

            Arkadaslar! Ben de sizin gibi bir insanim. Beni yüceltmek ugruna sizden farkli bi yaratikmisim gibi DISLIYORSUNUZ. Hakarettir bu yaptiginiz.

            Simdi yaniniza geliyorum. Araniza oturacagim ve Kuran'i sizin oldugunuz yerden dinleyecegim. Beni Rabbimle bas basa birakin. Siz de Rabbinizle bas basa kalin...

            Comment

            • Miralay
              Uzman Üye
              • May 2010
              • 372

              #7
              Selamünaleyküm
              Çok değerli,saygıdeğer Hasan abim.
              Sizi diğer sitelerdeki yazılarınızdan takip ederim. Bir kısmına itiraz etsem de, saygı duyduğum bir abimsiniz. İlminize de değer veririm.

              Ben 25 yılımı boşu boşuna tarikatte heba etmiş birisi olarak, size bırakın tarikate girmeyi; buna niyetle düşünmenizi bile acizane tavsiye etmem.

              Birinci sebep olarak, tarikatte yaşanan olaylar ve inanç sistemi apaçık (gizli değil) şirktir.

              Gavs merkezli bir inanç sitemine sahiptirler. Onlara göre Gavsları uçar,kaçar,suda yürür,haşa ölüyü diriltir,yağmurda ıslanmaz,isterse dünyayı tersine döndürür,haşa gaybı bilir,...vs.
              Yani Cenab-ı Allah'a münhasır herşeyi yapabilecek kabiliyettedir maaşallah
              Onların inancına göre Gavsa dil uzatılmaz. Yoksa çarpılırsın. Maazallah
              Onlar şefaat ederler,ölürken hemen yanında yaban çalısı gibi biterler ve şeytanın imanını çalmasına mani olurlar. Böylece imanla ölmenize vesile olurlar. (Onların inancına göre)

              Tarikate ilk intisab ettiğinizde gassalın önündeki meyyit gibi olmanız telkin edilir. Yani düşünmeyeceksin, denilen herşeyi itirazsız yapacaksın. Zaten itiraz da yasaktır.

              Başın dara düştüğünde "Himmet Seydaaaa!,medet yaaa Gavvvvvs!" diyeceksin ki, sana yardım etsinler. Allahtan imdat etmene izin verilmez. Zira bu işler silsile yoluyla olurmuş. Tövbe haşa Allah'ı aradan çıkarırlar. Bu da fatiha suresindeki,"İyyake nabüdü ve iyyake nestein" ayetine tezattır malumunuz.

              Daha yazacağım çok şey var da, şu anda işyeri ortamında bulunduğumdan daha fazlasını yazamıyorum.

              Saygılarımla değerli abicim.

              Comment

              • pramid
                Uzman Üye
                • Sep 2010
                • 984

                #8
                Allah ile aldatan şeytanlar.

                Comment

                • hiiic
                  Uzman Üye
                  • Mar 2010
                  • 1980

                  #9
                  şeytan diyince insanın aklına böyle kırmızı, sürekli kötü sinsi bir yüz ifadesi olan, tırpanlı bii geliyor.

                  Şeytan demeyelim, şarlatan desek nasıl olur?

                  Allah ile aldatan şarlatanlar.
                  Şarlatanların peşine düşme. Onlar insana sağdan ve soldan gelirler, her telden çalarlar kandırmak için nice parlak fikirler (yaldızlı sözler) ortaya atarlar. Sakın o sapkınlara uyma... gibi.

                  Comment

                  • Hasan Akçay
                    Uzman Üye
                    • Dec 2010
                    • 826

                    #10
                    Aksam namazi bitti.

                    Önde tekerlekli bir koltuk vardi. Oturanin yüzü cemaate dönük olacak sekilde o koltuk mihrabin önüne konuldu. Gavs hazretleri onun icine oturdu.

                    Orda calisan bir tanidik benim caminin ön tarafinda bir yere gecmemi saglamisti ya; meger orasi tövbe alacaklar icinmis. "Kalkin!" dediler; bizi koltugun oldugu yere sürdüler. Sürünün icinde ben de varim.

                    Gavs hazretlerinin önüne, sagina, soluna oturduk. Ben iyi göreyim diye dizlerimin üstünde dik duruyorum. Ama gavs hazretleri ile aramda görevlilerden biri var. Ona "Cekilir misiniz!" dedim. Ters ters yüzüme bakti. Baska bir görevli onu kolundan cekti ve "Sakin ol!" diye uyardi.

                    Bir sarigi onbes kadar seride ayirmislar. He birimiz bir seridin ucunu tuttuk. Seritlerin öteki ucu her halde gavs hazretlerinin elindeydi. Böylece mürsit ve biz bir olduk.

                    Ben seridi sol avucumun icine almak istedim. Görevliye "Yeni ameliyat oldum; sag kolumu kaldiramiyorum," dedim. "Hayir! Sag el!" dedi. "Zaten kisa sürecek; bi sey olmaz."

                    Düste gibiydik. Bir yerimize igne batsa onun bile ayirdina varamazdik. Ama gavs hazretleri sakindi. Sakin sakin yanagini kasiyordu.

                    O söyledi; biz hep birlikte yüksek sesle tekrarladik:

                    Ya Rabbi! Bütün yapmis oldugum günahlardan ben pismanim. Keske yapmasaydim. Insallah bir daha yapmiyacagim. Ve gavs hazretlerini seyhim olarak kabul ediyorum.

                    Son cümle haric bu tövbenin her cümlesini samimiyetle söyledim. Ama son cümle. I-ıh. Benim bi tek seyhim var. O'ndan büyük seyh yok. O'ndan baskasini seyh edinemem.

                    *

                    Aslinde tövbe degil beyat bu. Yani bir kimseyi yönetici olarak kabul etmek. Tövbe yalnizca Allah'a verildigi halde beyat din alaninda Allah icin nebiye verilir (Fetih 10), yönetim alaninda ise devletin emîr denen baskanina (Mümtehine 12).

                    Allah hükmüne kimseyi ortak etmez (Kehf 26) - ولا يشرك في حكمه احدا. O halde eger o tarikatin merkezinde yapildigi gibi tövbeye beyat eklenirse Allah'a insan eklenmis olur ve sirke batilir.

                    Batilmis iste. Ordaki tövbeye bakar misiniz. "Ya Rabbi!" diye basliyor; "gavs hazetleri..." diye bitiyor. Allah'in hükmüne seyh böyle ortak edilir.

                    Önemli bir nokta, Kuran'daki beyat sarta baglidir: halkin onayi. Yani emîr secilen kisi halkin onayladigi icraati yapacak. Kuran buna ma'rûf (معروف) diyor.

                    MA'RÛF, Allah'in Kuran'daki hükümlerini iptal etmemek sartiyla halkin IYI saydigi istir; ilahî degil beserî deger yargisidir.

                    Örnegin Suudi diktatörlükte kadinin araba sürmesi, sokakta tek basina yürümesi, lokantada yemek yemesi, basini acmasi... yasak. Ama vahalarda Arap kadini traktör sürüyor; basini aciyor, sokakta tek basina yürüyebiliyor. Cöldeki örf bu.

                    Suudi dikta o kadinlara traktör sürmeyi ve baslarini acmayi yasaklarsa ne olur? İsyan hak olur. Inanan kadinlara bu hakki Allah vermistir (Mümtehine 12):

                    Ey emîr! Inanan kadinlar gelip örfe uygun islerde sana isyan etmeyeceklerine dair beyat etmek istediklerinde onlarin beyatini kabul et.

                    Örfe uygun islerde: fî ma'rûf - في معروف
                    Ve sana isyan etmiyeceklerine: ve lâ ya'sînek - ولا يعصينك

                    Acik ve net. Eger emîr, Allah'in hükmünü iptal etmeyen bir örfe aykiri davranirsa halk isyan etme hakkina sahiptir, isyan eder.

                    Bakin, Hz Peygamber zamaninda
                    inanan kadinlar
                    inanan erkeklerle birlikte camiye gider, örnegin cuma namazi kilarlardi.

                    Ama o tarikatin merkezinde

                    kadinlar camiye giremiyor;
                    erkeklerin yemek yedigi lokantalara gidemiyor,
                    erkeklerin yürüdügü sokaklara cikamiyorlarlar.
                    Yasak.

                    Tipki Suudi diktada oldugu gibi.

                    Hani Allah'in onlara tanidigi isyan etme hakki? Yok. Islemiyor. Cünkü sizin, "Gavs hazretlerini seyhim olarak kabul ediyorum" diyerek ona beyat etmenizi sagliyorlar. O beyatin sarti da yok. Seyhinize kayitsiz sartsiz uyacaksiniz.

                    Sevgi ile,
                    Hasan Akcay
                    Last edited by Hasan Akçay; 21. March 2012, 04:28 AM.

                    Comment

                    • Hasan Akçay
                      Uzman Üye
                      • Dec 2010
                      • 826

                      #11
                      Reesearcher takma adli bir katilmcinin baska bir forudaki yazisi:

                      Selam dostlar,

                      Geçtiğimiz haftasonu bir arkadaşın davetiyle bende menzil
                      köyüne gittim.Tamamen bir turist gözüyle insanların oraya
                      gidip ne yaptıklarına bakmak istedim.Açıkçası giderken
                      çok önyargılıydım ve bu önyargılarımda haklı
                      çıktım.Baştan aşağıya şirk kokan tövbe alma
                      olayını,sonrasında 'adab' denilen 8 şartı ve namaz
                      sırasında bağıranları hiç sindiremedim.Arkadaşın
                      rehberliğinde aklıma takılan sorulara cevaplar
                      aradım.Fakat hiç kimse mantıklı ve Kur'an'dan bir ayet
                      ile cevap veremedi.Sürekli uydurulmuş hadisler ve tefsir
                      kitaplarından, doğruluğu şüpheli cevaplar aldım.

                      Öncelikle şeyhten bahsedeyim.Bu kişiye mübarek,Seyda
                      hazretleri,Gavs hazretleri gibi değişik bir çok şekilde
                      hitap ediliyor.Kendisinin Hz.Muhammed peygamberimizin
                      soyundan geldiğine inanılıyor ve her yüzyılda bir
                      geldiğine inanılan alimlerden bu yüzyılın alimi olduğu
                      söyleniyor.

                      Tövbe almak, (bağdaştırmak istemem ama )aklıma
                      hristiyanlarda ki günah çıkarma olayını getirmedi desem
                      yalan olur.Dinimizde böyle bir tövbe etme şekliyle ilk
                      defa karşılaştım.Tövbe etmek için neden birisinden aracı
                      olması beklenir anlayamadım.

                      Tövbe alındıktan sonra adab denilen 8 şartın yerine
                      getirilmesi gerekiyor.Soğuk suda alınan(soğuk suyun
                      insanları günahlardan arındırdığı söylendi) namaz ve
                      gusul abdestlerinden sonra 2 rekat tövbe namazı
                      kılınacak,sonra tövbe edilecek daha sonra 25 defa
                      Estağfirullah çekilecek.Sonrasında 8 adet Fatiha suresi
                      okunup Hz.Muhammed peygamberimize,sahabelere ve Gavs
                      hazretlerine(eksik olmuyor hiçbir şeyden de )
                      bağışlanacakmış.Benim şarteller burada attı.Sanki
                      peygamberimizin bizim duamıza ihtiyacı var.Ki ölülerin
                      ruhlarına Fatiha ya da diğer sureleri okumak başlı başına
                      bir hurafe.Neymiş peygamber efendimize, okuduğumuz Fatiha
                      suresini bağışlayınca, diğer peygramberler(imiz)e göre
                      haşa Allah katında kademe yükselecekmiş. Şeytan işi bu
                      saçmalıklardan Allah’a sığındım.Yarabbim sen akıl fikir
                      ver bu insanlara.

                      Sabah namazından sonra şeyh oturmuş ve iki elini açmış,
                      millet sırayla öpüyor.Oraya gitmişken öpmezsek
                      olmazdı,öptük geçtik.Maaşallahı var şeyhin,gözlerinde
                      sürme,yüzünde nur,elleri pamuk gibi yumuşak ve etliydi
                      Arkadaşın anlattığına göre 1991 yılında bundan önceki
                      şeyh,yine böyle bir el öpme töreninde Denizli’li bir
                      çocuğun saldırısına uğramış.Çocuk arka cebinden çıkardığı
                      zehir dolu şırıngayı şeyhin eline basmış.Daha sonrasında
                      linç edilmek üzere olan çocuk sivil polisler tarafından
                      kurtarılmış.2 sene sonra vefat eden şeyhin yerine kardeşi
                      olan şimdiki şeyh geçmiş.Fakat vefat eden şeyhin oğlu
                      buna karşı çıkmış ve dergahtan sürülmüş.Tabii arkadaş
                      böyle anlatmadı,bunları ben internetten araştırdıklarımla
                      öğrendim.Arkadaşın anlatışında bir sürü efsane vardı.

                      Para konusunda bir güven ortamı var.Çay ocağında
                      içtiğiniz çayların hesabı tutulmuyor,çıkarken kaç tane
                      içtiyseniz söyleyip ödüyorsunuz.Elinizi kolunuzu sallayıp
                      çıkarsanızda kimse size hesabı sormuyor.Aynı şekilde
                      kebapçıda da öyle.İstediğiniz yemeği yedikten sonra
                      kasaya gidip,ne söylerseniz onun parası
                      alınıyor.İsterseniz çıkıp gidin,helal olsun diyorlar.

                      Köyde öyle bir ortam oluşturulmuş ki,herşey hizmetle
                      tabir ediliyor.Meydanda 2-3 dk bir kenarda
                      beklerseniz,birisi gelip size “hizmet var, gel”
                      diyebilir.Mesela ben arkadaşı beklerken,”sofi gel hizmet
                      var” diye bir dükkan sahibi çağırıp bu boş bardakları çay
                      ocağında yıka gel dedi.Bende gönlü olsun diye yıkadım
                      geldim.İnanışa göre her hizmet sevapmış

                      Bir de çorba olayı var.Bir kazanda sabah ve ikindi
                      namazından sonra çorba dağıtılıyor.İnanışa göre kazandaki
                      çorba hiç eksilmiyor .Bunu Gavs hazretlerinin bereketi
                      zannediyorlar.

                      Sigara sanki menzilin bir sembolü haline gelmiş.7den 70e
                      herkes sigara içiyor.İnsanların sigarayı bırakmalarıyla
                      ilgili hiç bir uyarı ya da ikna edici bir şey yok.

                      Bu köy Mevlana'nın şu sözünü benimsemiş görüntüsü
                      veriyor:
                      Gel, gel, ne olursan ol yine gel,
                      İster kafir, ister mecusi, ister puta tapan ol yine gel,
                      Bizim dergahımız, umitsizlik dergahı değildir,
                      Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel...

                      Belkide insanları çeken şey bu.Çay ocağında edilen
                      muhabbetlere bakılırsa nerde büyük günahlar
                      işlemiş,işlemeye devam eden kişiler varsa buraya
                      geliyor.Hırsızı,dolandırıcısı,tecavüzcüsü,katili,u yuşturu
                      cu ve alkol bağımlısı...

                      Bu günahları işleyenler tövbeyi Allah'tan istemek yerine
                      buraya gelerek,şeyhten tövbe alıyorlar.Böylece
                      günahlarından arındıklarını zannediyorlar.Dahası var
                      tövbe alanların işlediği günahlar sevaba dönüşüyormuş

                      Genç yaşımda bu hurafe ve şirk dolu geziden sonra
                      Kur’an’a daha bir dört elle sarılmak istiyorum.Bu geziyle
                      benim için cemaatler,dergahlar,şeyhler,hacılar,hocalar
                      bitmiştir.Artık araştırarak kendi yolumu çizeceğim.

                      Comment

                      • gerçek hanif
                        Uzman Üye
                        • Mar 2011
                        • 117

                        #12
                        selam hasan hoca ,

                        Benim iktibas forumdan yada Hanif dostlardan tanıdığım hasan hoca sizseniz eğer , burada kafam karıştı.Sizin tasavvuf çöplüğünde ne işiniz olur.Menzile gidecek en son insan sizi biliyordum ben.Eğer Hasan Akçay adını kullanan başka birisi iseniz, size sofilik hayırlı olsun diyeyim.
                        Arasıra hatmelere bizide çağır deşarj olur stres atarız belki.

                        Comment

                        • Hasan Akçay
                          Uzman Üye
                          • Dec 2010
                          • 826

                          #13
                          Merhaba gercek hanif kardesim. Ben hanif dostlardaki o Hasan Akcay'im. Orda aciklamaya calistigim bütün görüslerimin arkasindayim. Eger onlar bu tarikata ya da her hangi bir tarikata girmeme el veriyorsa evet girerim, Allah isterse.

                          Sayin gercek hanif, benden ne beklenir bu iletinizde belirttiginiz üzere siz biliyorsunuz cünkü görüslerimi okudunuz. O tarikata girmem icin beni ikna etmeye calisanlar da okuyacak ve ögrenecekler.

                          Sizce kim kazanir, kim kaybeder?

                          Sevgi ile,
                          Hasan Akcay

                          Comment

                          • gerçek hanif
                            Uzman Üye
                            • Mar 2011
                            • 117

                            #14
                            selam
                            hasan hocam

                            siz asla tarikata filan giremezsiniz.Görsem gözlerime inanmam.matrak olsun diye ordaysanız bu olabilir.
                            Oğuz bakar-davetçi-malik bin nebi-savasen ve diğerleri bunlarada sorsak yeminle söylüyorum hiç biri duysa inanmaz.Sofi hasan

                            Comment

                            • hiiic
                              Uzman Üye
                              • Mar 2010
                              • 1980

                              #15
                              Belkide insanları çeken şey bu.Çay ocağında edilen
                              muhabbetlere bakılırsa nerde büyük günahlar
                              işlemiş,işlemeye devam eden kişiler varsa buraya
                              geliyor.Hırsızı,dolandırıcısı,tecavüzcüsü,katili,u yuşturu
                              cu ve alkol bağımlısı...
                              zaten sorun da bu. bu tipleri, islam benim bana gel diye kandırması kolay. zaten bu tipler din hakkında hiç bilgisi olmayan kişilerdir ki kolayca AĞA takılır. hangi ağa? ankebut (örümcek) ağına takılırlar. Ankebut suresi bunları anlatır. onlar orayı sağlam zannetmiş o ankebutların ağına takılmışlardır ama en zayıf evdir orası.. Çaresiz ve boşluktaki insanlar kolay kandırılır. Annesini - babasını kaybetmiş insanlar tarikatlar için biçilmiş müritlerdir mesela.

                              Perdenin 2. yarısı bu insanların, özellikle dolandırıcı ve tecavüzcülerin nasıl mürit olacağıyla alakalı. Bir süre sonra tarikatın FAKE olduğunu anladıklarında kendileri de şeyhlik yapmaya başlıyorlar. İlk olarak değnekcilikle başladıkları kariyer yaşamlarını en son badecei şeyh olarak hapishanede bitiryorlar. Ama bu ankebut örümceklerinin kafası ezilse de etrafa saçtığı pislik yetiyor ve bunlar yüzünde Akılcı-Laik, Demokratik Cumhuriyet rejimi (bizzati Allahın kitabın emridir tam merkezdir) din insanlarına saldırdı oluyor. Derviş mehmet, şeyh sait gibi. yada iskilipli atıf...

                              ...

                              Para konusunda bir güven ortamı var.Çay ocağında
                              içtiğiniz çayların hesabı tutulmuyor,çıkarken kaç tane
                              içtiyseniz söyleyip ödüyorsunuz.Elinizi kolunuzu sallayıp
                              çıkarsanızda kimse size hesabı sormuyor.Aynı şekilde
                              kebapçıda da öyle.İstediğiniz yemeği yedikten sonra
                              kasaya gidip,ne söylerseniz onun parası
                              alınıyor.İsterseniz çıkıp gidin,helal olsun diyorlar.
                              İşte buda ağın süsüdür.
                              Burayı anlayan SALATI anlar.

                              İlk bakışta ne kadar sosyal ne kadar eşitlikçi gözüküyor öyle değil mi? zaten insanları kendisine çeken büyü de bu değil mi? Aynı fetullah hocanın okulları gibi.

                              Hemen bakalım;

                              Allah diyor ki; Onların SALATI (sosyal destek amaçlı zihni ve mali imarları/problemlerin, sorunların çözümüne yönelik ayağakalkıp karşı koyma (kıyam) hizmet (secde ve ruku gibi)) Gçsteriştir.

                              evet "onların SALATI gösteriştir" amaçları hizmet değil insanlara şovdur. Allah ile aldatma şarlattanlığını giriş kapısıdır bu şov. Onlar hizmetleriyle cehenneme gidecekler. Çünkü toplumdaki sorunları çözmüyorsun. Sen balık tutmayı öğretmiyor insanlara balık veriyorsun. Kendine muhtaç bırakıyorsun.
                              Toplumun bu yapaılanlara ihtiyacı yok, insanların herkesin bireysel olarak yeterli gelir elde edip istediği lokantada gururla, çekinimeden kimseye minnet duymadan yiyip içmesi sağlanmalı. Buda iş olanalarıyla olur. Bu adamlrın yaptığı sadece günü birlik gel ye raklamına bak bize yardımcı ol sevap kazan taktiğidir. HİÇ BİR DEĞERİ YOKTUR:..

                              Oysaki Allah yolunda hizmet verenler karşılık olarak değil DERS/tevbe almak teşekkür bile beklemezler. Yani PTT de postanı dağıtan postacı, hastanede seni tedavi eden doktor, okulda eğiten öğretmen (salatlarının değerini bildiklerinden sonra) sizden teşekkür dahi belekemeyeceklerdir. İlke budur. Siz hiç baktığı yetimden ileride kendisine hizmet etmesini bekleyen yetimhane gördünüz mü? ama hocanın okulları mezuniyetten sonra yakanı bırakmaz, hangi kademeye gelirsen gel seni kullanır, sana adaletsizlik yaptırır ve aslında şeytana hizmet ettirir.

                              Onların bu SAlatları tamamen şov ve gösteriş...

                              Kurban olduğum Allah toplumumuza anlamayı nasip etsin. Oradaki insanlara acımak gerekiyor, hem dünyalarını mahvediyorlar hem de ahiretlerini. Ağa takılmışlar ve akıllarını da kullanmıyorlar. Sanırım bu dini insanlara en güzel şekilde tebliğ etmek için önce dinsiz olup, geçmişten kazandıkları tüm hurafelerden topundan temizlenmesini daha sonrada duygularından arınıp mantıklarını akıllarını kullanmalarını sağlamak gerekiyor. Bunu yapmaya da korkuyorum. Allah bildiği gibi yapsın. Hidayet Allahın elinde. Biz buralara yazıyruz, inşAllah bunları düşünüp anlayan ve insanlara tebliğ edenler çıkar.

                              Comment

                              Working...