"9Ey iman etmiş kimseler! Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani size ordular gelmişti de Biz, onların üzerlerine bir rüzgâr ve sizin görmediğiniz ordular göndermiştik. Ve Allah, işlemiş olduklarınızı çok iyi görendir.
10Hani onlar, üst tarafınızdan ve sizden daha aşağıdan size gelmişlerdi. Ve hani gözler kaymıştı, yürekler gırtlaklara ulaşmıştı. Ve siz Allah hakkında zan yaptıkça zan yapıyordunuz.
11İşte burada mü’minler yıpratılmak sûretiyle imtihan edilmiş ve çok şiddetli bir sarsıntı ile sarsılmışlardı.
12Ve o vakit münâfıklar ve kalplerinde bir hastalık bulunanlar: “Allah ve Elçisi bize bir aldanıştan başka bir vaat yapmamış” diyorlardı.
13Ve hani bunlardan bir grup: “Ey Yesrib/Medîne halkı! Sizin için duracak yer yok, hemen dönün” diyorlardı. Onlardan bir kısmı da, “Evlerimiz gerçekten savunmasızdır” diyerek Peygamber'den izin istiyorlardı. Hâlbuki evleri savunmasız değildi. Onlar, sadece kaçmak istiyorlardı.
14Eğer onların üzerine, evlerinin her bir bucağından girilseydi, sonra da sosyal yangın çıkarmaları istenilseydi, kesinlikle bunu yerine getirirlerdi. Bunu fazla da beklemezlerdi.
15Ve hiç kuşkusuz onlar, bundan önce, arkalarını dönüp kaçmayacaklarına Allah'a yeminle ‘kesin söz’ vermişlerdi. Ve Allah'ın ahdi/Allah'a karşı verilen sözler sorumluluk getirir.
16De ki: “Eğer ölmekten veya öldürmekten kaçıyorsanız, kaçmak hiçbir zaman size yarar sağlamaz. Ve o zaman sadece, çok az bir şey kazandırılırsınız.”
17De ki: “Eğer Allah, size bir kötülük dilediyse veya size bir rahmet dilediyse, sizi Allah'tan kim korur?” Hem onlar kendilerine Allah'ın astlarından bir yol gösterici, koruyucu yakın bulamazlar, bir yardımcı da.
18,19Şüphesiz Allah, sizden o engelleyenleri, savsaklayanları ve sizi kıskanarak, kardeşlerine: “Bize gelin!” diyenleri biliyor. Ve onlar, sıkıntıya ancak, pek az geliyorlar. Derken o korku gelince, sen onları, ölümden baygınlık sarmış kimse gibi gözleri dönerek sana bakıyorlarken gördün. Sonra o korku gidince, iyiliğe kıskançlık ederek size keskin keskin diller sıyırdılar. İşte bunlar iman etmediler de Allah amellerini boşa çıkardı. Ve bu, Allah üzerine çok kolaydır.
20Onlar, birleşik düşman birliklerini gitmedi sanıyorlardı. Eğer düşman birlikleri gelecek olursa, çölde bedevi Araplar içinde yer alıp sizin haberlerinizden sormayı isterler. Ve eğer onlar içinizde olsalardı ancak pek az savaşırlardı.
21Andolsun ki Allah Elçisi'nde, sizin; Allah'ı ve son günü uman ve Allah'ı çokça anan kimseler için güzel bir örnek vardır.
22Mü’minler, birleşik düşman birliklerini gördükleri zaman da: “İşte bu, Allah'ın ve Elçisi'nin bize vaat ettiği şeydir. Allah ve Elçisi doğru söyledi” dediler. Bu, onlara sadece iman ve güvenlik sağlamada artış sağladı.
23,24Mü’minlerden öyle kimseler vardır ki, Allah'a, imanları gereği yapmaları gereken şeylere sadakat gösterdiler. İşte onlardan kimisi adağını gerçekleştiren/ canını veren kimsedir, kimi de bekleyen kimsedir. –Onlar, Allah'ın doğru kimseleri doğrulukları sebebiyle ödüllendireceği, dilerse münâfıklara da azap edeceği veya tevbe nasip edeceği için, özgürce davranıp davranışlarında değişiklik yapmadılar.– Şüphesiz Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
25Ve Allah, kâfirleri; Kendisinin ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddeden kişileri herhangi bir hayra ulaşmadan kinleriyle geri çevirdi. Ve Allah, mü’minlere savaşta kâfi geldi. Ve Allah çok güçlüdür, mutlak üstün olandır.
26,27Hem de Allah, Kitap Ehlinden kâfirlerle yardımlaşanları kalelerinden indirdi. Ve kalplerine korku saldı: Siz onların bir kısmını katlediyordunuz, bir kısmını da esir alıyordunuz. Ve Allah, onların arazilerine, yurtlarına, mallarına ve henüz ayak basmadığınız bir yere sizi son sahip yaptı. Ve Allah, her şeye en iyi güç yetirendir."
ayetlerini okursak,Ahzab Suresi 21. âyette;
"Andolsun ki, Allah Elçisi'nde, sizin; Allah'ı ve son günü uman ve Allah'ı çokça anan kimseler için güzel bir örnek vardır."
ifadesinde dikkat çekilen Rasûlullah'ın örnekliği, tüm İslâmî uygulamalara yönelik olmakla birlikte, burada özellikle savaşa katılma; Allah yolunda ölme ve öldürmeyi göze alma hususundaki örnekliğidir. Âyette, Hendek savaşı'na katılmayanlara sitem edilirken, Rasûlullah'ın kendini Allah yolunda feda edişi, sabrı, cesareti, kararlılığı, korkuya kapılmaması mü’minlere örnek gösterilmiştir. Allah'ı ve son günü uman ve Allah'ı çokça anan kimseler için güzel bir örnek vardır ifadesinden anlaşıldığına göre de Rasûlullah, inançsız, Allah'tan ümidi kesen ve kıyâmetin kopacağına inanmayan, Allah'ı unutan kimseler için örnek değildir.
Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
Doğrusunu En iyi bilen Allah'tır.
Sevgi,saygı ve muhabbetle.
Allah'a emanet olunuz.
Ebû Hüreyre’nin bir diğer rivayeti şöyledir: “Resûlullah aksırdığı vakit elini veya mendilini mübarek ağzının üzerinde tutar; onunla sesini alçaltmaya veya ağzını yummaya çalışırdı.”3
Bilimsel gerçekler:
Hapşırırken burun deliklerinizi sıkmak ve ağzınızı kapatmak sizi başkalarını rahatsız etmekten alıkoyabilir. Ama, kulak zarlarınız ve sinüslerinize zarar verebilir, ya da kulak enfeksiyonuna neden olabilir.Havanın ani ve güçlü bir şekilde çıkarılması, sümüksü damlacıkların saatte 130 kilometreye kadar hızla saçılmasını sağlar. Hapşırmak, koruyucu bir reflekstir. Eğer hapşırma sırasında nefesinizi tutar yada ağzınızı kapatırsanız oluşacak basınç kalbiniz, ciğerleriniz hatta beyninize çok büyük zararlar verebilir.
Ebû Said el-Hudrî rivayet eder. Allah Resulü şöyle buyurmuştur: “Biriniz esnediği zaman elini ağzının üzerine koysun; çünkü şeytan girer.
Esnemek şeytandandır. Esnemeye mani olmaya çalışın. Esneyene şeytan güler. [Buhari]
Bilimsel gerçekler:
Binghamton Üniversitesi Biyoloji Bölümü'nde araştırmacı Andrew Gallup, "Beyin bilgisayarlar gibidir. Serinlediği zaman daha iyi çalışır. Esnemek de beyni serinletiyor ve dolayısıyla daha randımanlı çalışmasına yol açıyor. Başka bir deyişle esneme bilgisayarlardaki fanın işlevini görüyor." dedi.
Gallup ve meslektaşları Michael Miller ve Profesör Anne Clark, papağanlarda esnemeyi analiz ettiler. Avustralya'da yaşayan bu papağanlar nispeten daha büyük beyine sahipler. Yeni bulgular aynı zamanda yorgun insanların niçin sık sık esnediğini de açıklıyor. Yorgunluk ve uykusuzluğun esnemeyi harekete geçirerek beyin sıcaklığını artırdığı görüldü. Esnemenin beynin uyku halinden uyanıklık dönemine geçerken bu geçici hallerini kolaylaştırdığı görüldü.
Not: Şeytan iyi ki insan vücuduna girmek için sadece ağızı kullanıyor.
Ebû Said el-Hudrî rivayet eder. Allah Resulü şöyle buyurmuştur: “Biriniz esnediği zaman elini ağzının üzerine koysun; çünkü şeytan girer.
Esnemek şeytandandır. Esnemeye mani olmaya çalışın. Esneyene şeytan güler. [Buhari]
Bilimsel gerçekler:
Binghamton Üniversitesi Biyoloji Bölümü'nde araştırmacı Andrew Gallup, "Beyin bilgisayarlar gibidir. Serinlediği zaman daha iyi çalışır. Esnemek de beyni serinletiyor ve dolayısıyla daha randımanlı çalışmasına yol açıyor. Başka bir deyişle esneme bilgisayarlardaki fanın işlevini görüyor." dedi.
Gallup ve meslektaşları Michael Miller ve Profesör Anne Clark, papağanlarda esnemeyi analiz ettiler. Avustralya'da yaşayan bu papağanlar nispeten daha büyük beyine sahipler. Yeni bulgular aynı zamanda yorgun insanların niçin sık sık esnediğini de açıklıyor. Yorgunluk ve uykusuzluğun esnemeyi harekete geçirerek beyin sıcaklığını artırdığı görüldü. Esnemenin beynin uyku halinden uyanıklık dönemine geçerken bu geçici hallerini kolaylaştırdığı görüldü.
Not: Şeytan iyi ki insan vücuduna girmek için sadece ağızı kullanıyor.
İlahi Khaos buna çok güldüm.
Vantilatör takalım çene altına daha işlevsel olur.
Abi bu bilimsel gerçekte hadis gibi biraz palavra olmuş gibi.
Esneme ile beyin serinler mi ya.
Last edited by bartsimpson; 12. February 2016, 04:26 PM.
"Hayat bugündür. Emin olduğun tek hayat. Onu en iyi şekilde yaşa."
Viyana Üniversitesi’nden araştırmacılar bu sorunun yanıtını merak ederek ABD’deki Nova Eastern Üniversitesi’yle ortaklaşa yaptıkları ve ‘Physiology and Behaviour’ adlı dergide yayınladıkları çalışmada esnemenin termoregülasyonla yani ısı düzenlemeyle ilişkili olduğunu gösterdi.
Esnemenin sebebi olarak görülen en yaygın görüşü vücudun oksijen ihtiyacını karşılamak oluşturuyor. Ancak daha önce yapılan araştırmalarda esneme ile kandaki oksijen seviyesi arasında bir ilişki olmadığı gösterildi. Yani esnediğimiz zaman kanımızda daha fazla oksijen bulunmadığı anlaşıldı. Özellikle uyku döngüsü, kortikal uyarılma ve stres durumları vücutta beyin sıcaklığının değişmesine sebep oluyor. Bu verileri göz önünde bulunduran Viyana Üniversitesi’nden araştırmacılar yeni bir hipotez öne sürdü. Bu hipotezde esnemenin, ortam sıcaklığındaki değişikliklerle artıp azalabiliyor olabileceği ve beyin sıcaklığının da esneme sayesinde ortalama bir değerde sabit tutulabilabiliyor olabileceği ortaya atıldı.
Bu hipotezi test etmek amacıyla araştırmacılar, Viyana sokaklarındaki yayaların yaz ve kış aylarındaki bulaşıcı esneme sıklığını ölçerek sonuçları daha kurak bir iklime sahip olan Arizona’da yapılan aynı çalışmayla karşılaştırdı. Elde edilen sonuçlara göre Viyana’daki yayalar kış aylarına göre yaz aylarında daha sık esnerken Arizona’daki yayalar için durum tam tersiydi. Yani Arizona’daki yayalar kış aylarında yaz aylarına kıyasla daha sık esnediler. Bu sonuçları derinlemesine inceleyen araştırmacılar, esneme sıklığının mevsimlere ya da kişinin gün içinde maruz kaldığı gün ışığı miktarına göre farklılık göstermediğini, bunun yerine beynin ortalama bir sıcaklık aralığında kalmasıyla ilişkili olduğunu buldu. Araştırmanın yürütücüleri tarafından yapılan açıklamaya göre esnemek, ortam sıcaklığı vücut sıcaklığıyla aynı olduğunda işe yaramıyor. Yani esneyerek kişi, beynin sürekli belli bir optimal sıcaklık aralığında kalmasını sağlıyor.
Şimdiye kadar yapılan çalışmaların birçoğu bulaşıcı esnemenin kişiler arasındaki duygusal ve bilişsel etkileşimle alakalı olduğunu gösterirken yeni yapılan bu çalışma hem bulaşıcı hem de kendiliğinden esnemenin beyin sıcaklığıyla alakalı olduğunu ortaya koydu. Böylece soğutulan ve ideal sıcaklığına ulaşan beyin daha etkili bir şekilde çalışabiliyor. Araştırmacılara göre bulaşıcı şekilde yayılan esnemeyle belli bir grup içindeki dikkatli ve tetikte olma durumunun artması arasında bir ilişki olması mümkün görünüyor.
Comment