Tezgahında kur'an satan şeytan!

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • hiiic
    Uzman Üye
    • Mar 2010
    • 1980

    #16
    Âl-i İmrân 44
    (Resulüm!) Bunlar, bizim sana vahiy yoluyla bildirmekte olduğumuz gayb haberlerindendir. İçlerinden hangisi Meryem'i himayesine alacak diye kur'a çekmek üzere kalemlerini atarlarken sen onların yanında değildin; onlar (bu yüzden) çekişirken de yanlarında değildin.


    Bilmiyorum bizzat gözlerimle görmedim, ama bana sağlam kaynaktan vahyolunan sabit kurana bakıyorum, çünkü peygamberimiz sadece vahyi ilan etti, yemesi içmesi yada farklı ilgi alanları olması gayet normal, sonuçta oda bir insan, ancak güzel ve örnek ahlaklı, peygamberlik özelliklerine uygun takvalı bir insan. farklı bir kitap yazmadı, zaten yazsada bu güncellenebilir yada kusurlanabilir bir kitap olurdu.. Kuran ise Allahın vahyidir, insan kelamından farklıdır.

    o sadece vahye uyar, kafasından bir namaz yada ritüel oluşturmaz, eğer kuranda yazmıyorsa, Allah ona bildirmemişse peygamberimiz nasıl bilebilir? yukarıdaki ayeti de tekrar okuyalım...

    Hûd 49
    (Resulüm!) İşte bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Bundan önce onları ne sen biliyordun ne de kavmin. O halde sabret. Çünkü iyi sonuç (sabredip) sakınanlarındır.


    Yûsuf 3
    (Ey Muhammed!) Biz, sana bu Kur'an'ı vahyetmekle geçmiş milletlerin haberlerini sana en güzel bir şekilde anlatıyoruz. Gerçek şu ki, sen bundan önce (bu haberleri) elbette bilmeyenlerden idin.


    Ona bu gün kılınan namaz vahyolunmamışken o kafasından bir ritüele mi uyacak? hemde putperest kaynaklı ritüellere? halbuki onların hevalarına uymak tamamen yasaklanmışken.

    Yûnus 109
    (Resulüm!) Sen, sana vahyolunana uy ve Allah hükmedinceye kadar sabret. O hakimlerin en hayırlısıdır.


    Peygambere namaz emrolunurken, ve nasıl kılınacağı kuranda açıklanırken o kafasına göre farklı bir ritüel mi oluşturacaktı? o sadece vahye uyar, orda yazmayanlar vahy değildir, ve vahy haricindeki her söz her bilgi kusurlanabilir. Allah böyle yaratmıştır, insan sözleri kusurlanabilir. vahy asla, onda bir çelişkide bulamazsın.

    İsrâ 73
    Müşrikler, sana vahyettiğimizden başka bir şeyi yalan yere bize isnat etmen için seni, nerdeyse, sana vahyettiğimizden saptıracaklar ve ancak o takdirde seni candan dost kabul edeceklerdi.


    bu ayeti peygamberin sağlığında yapamadılar, ama ölümünden sonra zamanla geliştirdiler. Ayette yazmayanı dine soktular, hem vahyin değerini düşürdüler hemde onu tahrif ettiler bozdular.

    ----
    unutmadan şunu da eklemek gerekli, peygamberimiz böyle bir ibadeti yapmış olsa bile, vahy de yazanmı önemlidir, yoksa Allah hidayet vermedikçe hidayete eremeyenin çelişkili hareketleri mi? Peygamberi peygamber yapan vahy dir, kurandır, o ona nasip edilmeseydi dünyada mUhammet diye birisini tanımıyor olurduk, zaten de tanımıyoruz...

    İsrâ 86
    Hakikaten, biz dilersek sana vahyettiğimizi ortadan kaldırırız; sonra bu durumda sen de bize karşı hiçbir koruyucu bulamazsın.


    Tâ-Hâ 13
    Ben seni seçtim. Şimdi vahyedilene kulak ver.


    Eğer ebedi yaşayan bir peygamber gerekiyorsa ve isteniyorsa, peygamber yol gösterici demekse, gerçek peygamber Allahtır. Yol gösterici de odur, hidayet verende odur, mürşite odur, hoca da odur, öğretmen de odur, yemek veren de odur, geri kalan hepsi ve herkes teferruattır...

    Enbiyâ 25
    Senden önce hiçbir resul göndermedik ki ona: "Benden başka İlah yoktur; şu halde bana kulluk edin" diye vahyetmiş olmayalım.


    Önemli olan peygamberin değil, Allahın sünnetidir, önemli olan peygamberin değil, Allahın emir ve istekleridir. Zaten peygamberimiz dahi böyle bir vahyin kendisine geleceğinden bi haberdi, kendisine biçilen insan üstülüktende uzaktır. hataları da oldu kusurlarıda. Bunu gereksiz büyütmek, yersiz inançlar edinmekten daha sapık ne olabilir.

    Kasas 86
    Sen, bu Kitab'ın sana vahyolunacağını ummuyordun. (Bu) ancak Rabbinden bir rahmet (olarak gelmiş) tir. O halde sakın kafirlere arka çıkma!


    Allahın ayeti dururken, peygamberin kısıtlı bilgisiyle yorumladığından ne olur? belki kendi aklınca bu kılınan namaza benzer hareketlerle rabbine yalvardı, zaten bizde ona ihtiyaç duyduğumuzda gönlümüzün ezikliği bedenimize yansımıyor mu?

    Şûrâ 52
    İşte böylece sana da emrimizle Kur'an'ı vahyettik. Sen, kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu kullarımızdan dilediğimizi kendisiyle doğru yola eriştirdiğimiz bir nur kıldık. Şüphesiz ki sen doğru bir yolu göstermektesin.


    şimdi birileri fitne amacıyla peygambere uyun ayetlerini hatta yukarıdaki ayeti kullanıyor, ağızlarını eğip büküyorlar, peygambere uyun demek vahye uyun demektir, peygamberin getirdiği vahye uyun demektir, aşağıdaki ayette gayet te açık ve nettir.

    Zuhruf 43
    Sen, sana vahyedilene sımsıkı sarıl. Şüphesiz sen, dosdoğru yoldasın.


    vahye uymayan bir peygamber doğru yolda olabilir mi? vahyi emretmeyenin emrine uyulabilir mi?

    En’âm 50
    De ki: Ben size, Allah'ın hazineleri benim yanımdadır, demiyorum. Ben gaybı da bilmem. Size, ben bir meleğim de demiyorum. Ben, sadece bana vahyolunana uyarım. De ki: Kör ile gören hiç bir olur mu? Hiç düşünmez misiniz?



    A’râf 62
    Size Rabbimin vahyettiklerini duyuruyorum, size öğüt veriyorum ve ben sizin bilmediklerinizi Allah'tan (gelen vahiy ile) biliyorum.
    A’râf 68
    Size Rabbimin vahyettiklerini duyuruyorum ve ben sizin için güvenilir bir öğütçüyüm.



    Kısaca peygamberin tüm öğütü vahyle bildirilmiştir, onun dışında birşey bilgidmişsede bunlar kişisel görüşleridir, zamana, mekana ve şartlara göre değişir, zaten bu günkü hadislerde uydurma değilmi? ebu hureyrenin (hadis uydurmaktan sürgün yemiş, pek parlak biyografisi olmayan muaviye yalakası arabın) sözlerine inanıpta hak yoldan mı sapacağım? ayetleri bırakıp hadislerde nur mu arıyacağım?

    peygamber ne yapmış ne yapmamış, ne söylemiş merak eden kurana bakmalı, eğer sağlama en yakın kaynak arıyorsa günümüzün bilimsel arkeolojik ve tarihsel çalışmaları buharinin çalışmalarından daha değerli daha gerçeğe yakın.

    Yûnus 15
    Onlara ayetlerimiz açık açık okunduğu zaman (öldükten sonra) bize kavuşmayı beklemeyenler: Ya bundan başka bir Kur'an getir veya bunu değiştir! dediler. De ki: Onu kendiliğimden değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben, bana vahyolunandan başkasına uymam. Çünkü Rabbime isyan edersem elbette büyük günün azabından korkarım.


    ----------------------------------------------------

    tüm bunlara ek olarak, piramid kardeşimin bir soru sorulunca rasul ne yapardı??????? yazısını okumanızı tavsiye ediyorum. Allah razı olsun. Dinin kaynağı peygamberimiz yada diğer peygamberler değildir, onlar yüksek ahlaka ve erdemlere sahip temiz insanlar olabilirler ama onları yaratan, onları seçen ve onları birbiri ardınca ahirette aksi idda edilmemesi gibi bir sebeple bu şekilde göndereb ve siz bu yazıyı okurken sizi gözetleyen rab, bize bildirdiği adıyla "Allah" asıl dinin kaynağıdır.
    Bütün sorulara o cevap vermiştir, peygamberler değil...




    Lütfen çekinmeyin aklınızdan geçeni sorun, paylaşın, tartışın. En önemlisi, tüm soruları ve cevapları yaratan Allaha bol bol yardıma çağırın, dua edin. Benim yazılarımda dahil sadece kişisel tecrübelerimden edindiklerimdir, En doğrusunu Allah bilir.
    Last edited by hiiic; 26. December 2010, 01:47 AM. Sebep: Keşke hayatta böyle olsa, hatalarımızı bir edite tıklayarak silebilsek düzeltebilsek, pişman olunca editlesek, ahirettede yok

    Comment

    • hiiic
      Uzman Üye
      • Mar 2010
      • 1980

      #17
      Şimdi ben size soruyorum,,, peygamberimiz bugün kıldığımız namazı kılmışmıdır? böyle bir cami yaptırmışmıdır? mescitlerde (cami değil MESCİT) Allahın adının yanına kendi ismini yazdırmışmıdır? bu şekilde imam müezzin v.s. tutmuşmudur? kamet getirmişmidir? tesbik çekmişmidir? Kabede namaz kılmak dururken neden farklı bir yere mescit yapılmıştır?

      Eğer getirmişse bunu hangi kaynağa ve bilgiye dayanarak söylüyorsunuz?
      Eğer aklınızdan birkaç kaynak geçtiyse, bu kaynakların kaçı vahye yada bilimsel çalışmalara (onlarda Allahın ayetleridir) dayanıyor. Bu kaynakların hristiyanların inandığı bu günkü tevrat-incil ve eklerinden farkı nedir?

      Sizce kılmış mıdır?
      Yoksa önceki konularda bahsettiğimiz zikir, dua ve yakarışları mı yapmıştır?

      Cevabı sizin vicdanınız verecek,
      ben Ya sadece bir tebliğciyim Ya da sadece fısıldayan bir şeytanım. Benim sözlerime dahi doğal olarak güvenemiyecekseniz, asıl doğru cevabı alabileceğiniz mutlak güç ve hüküm sahibi, en ince ayrıntıyı, gizliyide açığıda bilen, bu yazıyı dahi okurken üzerinize titiz bir gözetleyici olan kaynak kimdir.

      Bakara 186
      Kullarım sana, beni sorduğunda (söyle onlara): Ben çok yakınım. Bana dua ettiği vakit dua edenin dileğine karşılık veririm. O halde (kullarım da) benim davetime uysunlar ve bana inansınlar ki doğru yolu bulalar.
      Last edited by hiiic; 26. December 2010, 01:45 AM.

      Comment

      • TEBYİN
        Uzman Üye
        • Sep 2008
        • 240

        #18
        Şuna adım gibi eminim
        Eğer 200 bin liralık devasa minareleriniz varsa
        Ve hemen gölgesindeki gecekonduda hem de bir kıbrıs gazisi açlıktan ölmüşse (olay burada vuku buldu)
        Böyle bir camide Elçi asla namaz kılmamıştır/kılmayıda emretmemiştir.
        Bize, son nebinin taştan putları yıkmak için geldiği öğretilmişti değil mi?
        Peki, habire trilyonlar yutan bu taş yapıların putlardan farkı ne?
        Taş yapılar görkemlendikçe insanların küçülmesinin manası ne?
        Yüksek fikirler yüksek dağlara benzer: Görenleri ürpertir!

        www.teblig.net

        Comment

        • aşık74
          Uzman Üye
          • Feb 2009
          • 294

          #19
          Çok teşekkür ederim bilgi paylaşımlarınız için
          Maide 6 :
          Ey inananlar, namaza kalktığınız zaman yıkayın yüzlerinizi ve dirseklerinizle beraber ellerinizi ve başınızın bir kısmını meshedip ayaklarınızı topuklarınızla beraber ve cünüpseniz iyice yıkanıp arının. Hastaysanız, yahut seferdeyseniz, yahut içinizden biri ayak yolundan geldiyse, yahut da kadınlara temas etmişseniz su bulamadığınız takdirde temiz toprakla teyemmüm edin de toprakla yüzünüzü, ellerinizi meshedin. Allah, sizi güce koşmayı istemez, fakat şükredesiniz diye tertemiz olmanızı ve size verdiği nimeti tamamlamayı diler.
          Nisa 43 :
          Ey inananlar, namaza yaklaşmayın ne söylediğinizi bilmeyecek kadar sarhoşken ve yolda değilseniz yıkanıncaya dek cünüpken. Hastaysanız, yahut yolculuktaysanız, yahut biriniz ayakyolundan gelirse, yahut da kadınlara dokunursanız, su bulamadığınız takdirde temiz toprakla teyemmüm edin, toprağı, yüzünüze ve ellerinize sürün. Şüphe yok ki Allah, bağışlayıcıdır, suçları örter. *

          Bu 2 ayet bizlere ne diyor sizce ?

          selamlar,sevgiler...

          Comment

          • hiiic
            Uzman Üye
            • Mar 2010
            • 1980

            #20
            Gayet açık bence,

            -Hayatta çeşitli eğitim ve hizmet amaçlarıyla bir araya geliyor toplanıyoruz. Bu zamanlarda eğer tuvaletten çıkmışsak elimiz veya uzvuğlarımız kirli olabilir. Çok şükür eskisi gibi kumun aralarında tuvalet yapmıyoruz, şimdiki evlerimizdeki tuvalete yatak bile atılıp uyunur son derece hijyenik ama 1400 yıl önce arabistanda ve dünyanın pekçok yerinde böyle bir tuvalet hijyeni ve imkanı bulmak neredeyse imkansızdı.
            Neyse konuya dönelim. Eğer tuvaletten geliyorsak uzvuğlarımızı yıkamamız gerekli yoksa pekçok hastalığa pisliğe davet açmış oluruz. Tokalaşmak bile imkansız.


            ek olarak, ne dediğimizi bilemeyecek kadar sarhoş olup, üniversitede bir ders girmek mümkün mü? yada kızılay kan merkezinde gönüllü çalışmak, hatta bırakın bunu soskakta Allah rızası için çöpleri toplamak bile mümkünmü? Bu da salat'a yaklaşmayı engelleyen bir faktör.

            Yada aklımıza şehvetli şeyler geldi, cinsel yönden dürtüklendik ve kendimizi toplayamıyoruz... Bu şekilde hizmet edebilmek mümkün mü? bu şekilde eğitim bile alınmaz çünkü kafa başka yerde, bu işin giderilmesi gerekiyor yoksa zararı var.

            İşte bunlar sınırlardır, yani alt sınırlar. Amaç temizlenmektir, ama su bulamamışsan ne yapacaksın? ıslak mendile ben kefilim. temiz topraktan kasıt temiz bir parça lüzumsuz eşyadır, bu günkü peçeteler, ıslak mendiller v.s. de aynı işi görürler sorun yoktur. amaç suyla temizleyemediğin yeri gidermek...


            Yani eğitim ve hizmete engel olan faktörleri tekrar sayıyoruz, bunlar gidreilmeden değil salat, kahvede tavla bile oynanmaz

            -Tuvaletten sonra dışkıyla kontamine olup kirlendikten sonra
            -aklınıza kadınlar takılmış ve kendinizi toplayamaz haldeyken
            -küm kütük sarhoş ve ağzından çıkanı kulağı duymayan zır sahroşken
            -daha gözden kaçırdığım varsa affola siz ekleyin.

            ;ama fiziken temizlenmeniz gerekiyor ki baktınız hiiiii!!, su yok, belediye kesmiş suları,, yada hastasınız takatiniz yok, yada yoldasınız duramıyorsunuz yada yolda vaha, çeşme v.s. de yok, yaptınız bir ağacın dibine mesela o zaman ne olacak? temiz bir parça gereksiz önemsiz bir şey bulacaksınız, toprak, yaprak, aman ısırgana dikkat, en iyisi peçete, ıslak mendil v.s.

            Maide 6;
            ...Allah size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez; fakat sizi tertemiz kılmak ve size (ihsan ettiği) nimetini tamamlamak ister; umulur ki şükredersiniz.


            Ayrıca sayılan ayetlere ek olarak şu da var ama nedense kimse bu konuda bir ritüel yapmıyor, yada gözden (!) mi kaçıyor nedense.. Tamam abdest namaza başlarken önemki gösteriliyorda Araf 31 i nereye koyacağız?

            Ey Adem oğulları! Her secde edişinizde güzel elbiselerinizi giyin; yeyin, için, fakat israf etmeyin; çünkü Allah israf edenleri sevmez.

            Amaaaa olurmu hiç öyle şey, haram haram bunlar hep haram, güzel giyinmekte haram ya hani, hırpani giyinceksin sakal bi avuç olacak, kafada sarık olacak, sırtta yün hırka olacak derviş olacaksın, hiç güzel giyinmek olur mu???
            Olur!, hemen peşindeki ayete bakalım

            Araf32
            De ki: Allah'ın kulları için yarattığı süsü ve temiz rızıkları kim haram kıldı? De ki: Onlar, dünya hayatında, özellikle kıyamet gününde müminlerindir. İşte bilen bir topluluk için ayetleri böyle açıklıyoruz.


            İşte o abdeste saçınızı mesh edin diyen bölümde bana göre budur,,, saçınızı başınızıda temizlenirken tarayın şekil verin demektir, belki sıçramış varsa onuda giderin demektir. Bunlar asgari alt sınırlardır,

            Peki neden bu işi bu millet bu kadar uzatıyor? farklı anlamlar yüklüyor hatta çoğu kişiye olmadığı halde abdest vesvesesi olarak psikolojik sıkıntı çektiriyorlar..

            Araf 29
            Onlar bir kötülük yaptıkları zaman: "Babalarımızı bu yolda bulduk. Allah da bize bunu emretti" derler. De ki: Allah kötülüğü emretmez. Allah'a karşı bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?

            Yani hem atalarına uyuyorlar, hemde bu ataların yolunuda Allah emretti diyorlar,,, 1000 yıl önceki cahilleri alim edip, sen onlardan daha mı iyi bileceksin diyorlar,,, o bin yıl önceki alimler bugün dünyaya gelse çocuklarla bile oturup konuşamaz, zaten ilk otobana çıkınca hayatını kaybeder, hatta uçağı görüncede tapmaya başlar )
            Onarın imanına göre (mucize görmedikçe inanmayan inanca göre) bunlara bi tane uçak uçursan yada televizyondan 2 film seyrettirsen bunlar sana taparlar... Bilimi ilimi sallayan yok nasıl olsa,, alimmiş (!) biz alimden çok mu bilcez,, onlar alim olsalardı Kuranın üzerine laf yazmazlardı,, zaten yazmayan ve onu korumaya çalışan pek az da olsa alimlerimizde vardı.


            -------------------------------------------

            siz ne diyorsunuz?
            aynı konu abdest başlığında da tartışılmıştı
            Last edited by hiiic; 26. December 2010, 02:51 PM.

            Comment

            • hiiic
              Uzman Üye
              • Mar 2010
              • 1980

              #21
              Şuna adım gibi eminim
              Eğer 200 bin liralık devasa minareleriniz varsa
              Ve hemen gölgesindeki gecekonduda hem de bir kıbrıs gazisi açlıktan ölmüşse (olay burada vuku buldu)
              Böyle bir camide Elçi asla namaz kılmamıştır/kılmayıda emretmemiştir.
              Bize, son nebinin taştan putları yıkmak için geldiği öğretilmişti değil mi?
              Peki, habire trilyonlar yutan bu taş yapıların putlardan farkı ne?
              Taş yapılar görkemlendikçe insanların küçülmesinin manası ne?
              Çok doğru,,, taşlar, heykeller, putlr ve binalar bunlar her devirde merkezi otoritenin kontrolünde onu temsilen yapılmış şeylerdir, Firavunun piramitlerine bakınız, mayanın binalarına, ad kavminin dağlara oyduğu evlere, bizim minarelerimize ve hemen akebindeki putlaşma yolunda emin adımlarla ilerleyen heykelciklerimize bakınız. Hepsi bir otoritenin sembolü olup aslında kendisine uymayanı kendisine boyun eğmeyeni cezalandıracak bir sistemi ifade eder. Aman canııııım onlara sorsan sadece ıslah ediyorlar ya hani...

              Bakara 11
              Onlara: Yeryüzünde fesat çıkarmayın, denildiği zaman, "Biz ancak ıslah edicileriz" derler.


              bütün bu otoriteleşmeleri gerek sureti haktan gereksede sureti batıdan gözükenleri itip fıtratımızla ve Allahın indirdiğiyle yaşamamız gerekli. Minareler ve putlar ve dikili koca binalar ve kocaman saraylar, bunlar fitnedir, Peygamber sarayda yaşamaz, yanı başına minarede dikmez heykelde dikmezdi. Ama toplumunu sarayda gibi yaşatırdı.
              Aşırıların diktiği taşları kendi hegomanyasını göstermek kabul ettirmek içindir, o mısıra heykel dikenden farksızdır, sonuçtada zaten toprak olacaktır çünkü bu dünya hayatı sadece oyun eğlenceden ibarettir.

              Şu’arâ 151
              "O aşırıların emrine uymayın."


              En’âm 153
              Şüphesiz bu, benim dosdoğru yolumdur. Buna uyun. (Başka) yollara uymayın. Zira o yollar sizi Allah'ın yolundan ayırır. İşte sakınmanız için Allah size bunları emretti.


              İşte birilerinin kendileri için biriktirdikleri o malları, hak gözetmeden kendi himayelerine alıp yığdığı o malı kendisine yürek acısı olacağı vakit. o vakit anlayacakki onu ne putu kurtaracak nede diktiği taşı.

              Ra’d 18
              İşte Rablerinin emrine uyanlar için en güzel (mükafat) vardır. Ona uymayanlara gelince, eğer yeryüzünde olanların tümü ile bunun yanında bir misli daha kendilerinin olsa, (kurtulmak için) onu mutlaka feda ederler. İşte onlar var ya, hesabın en kötüsü onlaradır. Varacakları yer de cehennemdir. O ne kötü yataktır!


              üstelik hegomanyasını öyle bir koruyorki,,, Kuzey korede yöneticinin meydandaki heykeline boyun eğip selam vermeyene ölüm emri varmış.

              --------------------
              şu 70 yıllık dünyada her asır yaşayan insana yetecek kaynak mevcut iken, birileri başkabirilerinin haklarını yiyor, birileri açken birileri kasalarını koyacak depolar arıyor... düşünün bu ölümlü hayatta böyle yapıyorlar, birde ebedi olan cennete girmiş olsak orada ne yaparlardı,,, cenneti parsellere bölerle, bayraklar, binalar diker, putlar yaparlar ve bütün cennetin hükümdarı olmak için bizleri savaştırırlardı..

              Allah her şeyi en doğrusuyla bilir, iradeli bedenlere sonsuz lutufdan önce onları imtahana tutmak gerekirdi ki, mükafatı yada cezayı kendileri hak etsinler, ebedi hayatta iyinin başına da musibet olmasınlar...
              Last edited by hiiic; 26. December 2010, 03:27 PM.

              Comment

              • aşık74
                Uzman Üye
                • Feb 2009
                • 294

                #22
                Çoook teşekkür ederim hiiç kardeşim Çok mantıklı ve aydınlatıcı yorumlarda bulunmuşsunuz.
                Fakat ; abdest adlı başlıkda,namaz hususunda , ağır bir ifade kullanmışsınız !

                ' O temizlenme ayeti namaz adındaki putperest ibadeti için değil ' demişsiniz !

                Bu lafa karşılık,bu forumdaki kardeşlerimizin , bu yazılanları gördükleri halde,namaz hususunda neden yorum yapmamalarını merak ediyorum .

                Lütfen ,nolursunuz beni yanlış anlamayın !Bu yazdıklarımı kesinlikle kinaye liğine yazmıyorum. Asıl amacım,hiiç kardeşin ve benim,namaz hususunda fikirlerimizi çürütebilecek birilerinin bir şeyler yazmasıdır.
                Yazalım ,okuyalım,fikirlerimizi paylaşalımki,en doğru yolu bulalım !

                selamlar...

                Comment

                • hiiic
                  Uzman Üye
                  • Mar 2010
                  • 1980

                  #23
                  Estağfirullah,
                  hiçbir zaman doğruyu bildiğimi idda etmiyorum zaten de fazla bir bilgimde yok, ama hayat felsefem olarak yanlış bir fikrim olduğunu görürsem hemen yan çizerim, çok dönek bişeyimdir ama doğru bildiğimide sonuna kadar savunurum (sonu denen şey yanlış olduğunu anldadığım andır),, yani bu gün savunduğum fikirlerde bir açıklık yada çelişki bulursam anında topuklarım üzerine gerisin geri dönerim. sonrada ben sizin görmediğinizi görüyorum diyip aradan kaçarım

                  Buna isteyen dönek desin isteyen samimiyetsiz desin, sonuçta fikrimi elle tutulur ölçekde çürütene göremediğimi gösterdiği için minnettar olurum, yanlış bildiklerimi düzeltenlerede ihtiyacım var.

                  Çünkü ben fikirlerimin kölesi değilim, onların sahibiyim. İstediğim an istediğimi bırakır yerine tam zıttını dahi alabilirim. Yanlış bilmiş olabilirim. Düşünememiş yada gözden kaçırmışda olabilirim, Çok fazla hatam oldu bunların hepsini kabul ediyorum ama hatamı anladığım zaman hiçbir hatamda ısrarcı olmadım...

                  Bu noktada eğer aksi idda olursa ve bunda mantıklı bir açıklama olursa, adaletli bir vicdan süsgecinden sonra şu an aksini söylediğim her şeyi kabul ederim. Önemli olan adaletli ve akıllı bir vicdan süzgeci.

                  Çünkü kitap tahrif edildi, dine fitne karıştı ve bu fitneler arasında doğruyu bulmak ter gerektiriyor. her an saçma ve sapık bir fikre bulaşmış olma ihtimalim, hatta şu an bile saçmalıyor olma ihtimalim var. Bu nedenle vahyi iyice düşünüp anlamadan çevreye kulak vermemek gerekiyor.

                  Bu söylediklerimden de vazgeçebilirim.
                  -------------------------------------------------------------------------------

                  abdest ayeti önemli bir ayet ama bence aşağıdaki ayette en az onun kadar önemli; LÜTFEN ÇOK YAVAŞ VE DİKKATLİ OKUYALIM

                  A’râf 169
                  Onların ardından da (ayetleri tahrif karşılığında) şu değersiz dünya malını alıp, nasıl olsa bağışlanacağız, diyerek Kitab'a varis olan birtakım kötü kimseler geldi. Onlara, ona benzer bir menfaat daha gelse onu da alırlar. Peki, Kitap'ta Allah hakkında gerçekten başka bir şey söylemeyeceklerine dair onlardan söz alınmamış mıydı ve onlar Kitap'takini okumamışlar mıydı? Âhiret yurdu sakınanlar için daha hayırlıdır. Hala aklınız ermiyor mu?


                  Tevbe 9
                  Allah'ın ayetlerine karşılık az bir değeri (dünya malını ve nefsani istekleri) satın aldılar da (insanları) O'nun yolundan alıkoydular. Gerçekten onların yapmakta oldukları şeyler ne kötüdür!


                  Bakara 174
                  Allah'ın indirdiği kitaptan bir şeyi gizleyip onu az bir paha ile değişenler yok mu, işte onların yeyip de karınlarına doldurdukları, ateşten başka bir şey değildir. Kıyamet günü Allah ne kendileriyle konuşur ve ne de onları temize çıkarır. Orada onlar için can yakıcı bir azap vardır.


                  Acaba bu kitaplar tahrif edenler hakkında hiç düşündük mü? neden kitaplar tahrif ediliyor... Bu gün insanların kabeye (puthaneye) dönüp eski pagan geleneklerini devam ettirmelerindeki manayı kim Kuranın neresinden hangi açık delile dayanarak yapıyor? yada birileri müteşabih yada bazı (strateji gibi) soyut anlamlı ayetleri tahrif mi ediyor...
                  ---------------------------------------

                  herkezin sorunun cevabını vereceğini düşünüyorum ama belki soru işareti olan olur diye ipucu vermek istiyorum....

                  -Dünyada yardıma muhtaç binler varken acaba puthaneyi ziyarete gidip iyi bişi yaptık sananların harcamaları kimlerin midesine gidiyor?
                  -OOO yine mi cami,, bağış topluyorlar bakın yeni cami yapılacakmış, bu zamana kadar olanlar yetmedi,
                  -hımmm demek din müdürüsünüz, namaz kıldırma memurları devlete en büyük hizmeti var, sosyal güvenlik ve sanayileşip kalkınma bu din memurlarının, namaz müdürlerinin sayesinde oluyor..
                  -ummm yine yardım toplanıyor, makbuzsuz paralar nerelere gidiyor, bakın bakın lüle taşlı gümüşten namaz tespihi satılıyor.
                  -adamın biri oturmuş helaller haramlar diye 2 ciltlik kitap yazmış, biriside kuranı bırakmış resimli namaz hocası (türkiyede en çok satan kitap) bakın ilmihal var, aaa 4 ciltlik bilmem ne şehri, burdada bakın altın kaplama kuran var v.s.

                  liste uzar. din tahrif olunur, bir grup insan karşı çıktığı için öldürülür asılır, suriyede bir müslüman gider camide canlı bomba patlatır. Bu dünya biter, bizi ancak Allahın hesabı paklar.
                  Last edited by hiiic; 26. December 2010, 10:55 PM.

                  Comment

                  • dost1
                    Site Yöneticisi
                    • Sep 2008
                    • 1905

                    #24
                    Selamun Aleykum! Değerli aşık 74 Kardeşim!


                    aşık74 Nickli Üyeden Alıntı
                    Çoook teşekkür ederim hiiç kardeşim Çok mantıklı ve aydınlatıcı yorumlarda bulunmuşsunuz.
                    Fakat ; abdest adlı başlıkda,namaz hususunda , ağır bir ifade kullanmışsınız !

                    ' O temizlenme ayeti namaz adındaki putperest ibadeti için değil ' demişsiniz !

                    Bu lafa karşılık,bu forumdaki kardeşlerimizin , bu yazılanları gördükleri halde,namaz hususunda neden yorum yapmamalarını merak ediyorum .

                    Lütfen ,nolursunuz beni yanlış anlamayın !Bu yazdıklarımı kesinlikle kinaye liğine yazmıyorum. Asıl amacım,hiiç kardeşin ve benim,namaz hususunda fikirlerimizi çürütebilecek birilerinin bir şeyler yazmasıdır.
                    Yazalım ,okuyalım,fikirlerimizi paylaşalımki,en doğru yolu bulalım !

                    selamlar...
                    Bu sitede "namaz" ile ilgili o kadar çok şey yazıldı ki aynı şeyleri tekrarlamamak için yazmıyorum.

                    Herzaman şunu söyledik. Kurandaki salat "namaz" değildir. Ancak Kur'an'da "namaz" vardır. "Namaz" Farsçadır. Türkçesi Aziz Olan Allah'ın karşısında haşyet ile zillet halinde yakarma demektir.

                    Salat asgari üç vakittir. Allah'ın Resulu /Devlet Başkanı salat için çağırdığında inananların bu çağrıya uymaları Allah'ın emridir.( Ahzab56'ya bakınız.)

                    Allah'ın Resulu tüm salatları Allah'a yakarışın /namazın arkasından başlatmıştır.

                    Yazınızda sözettiğiniz Nisa 43 ve Maide 6 daki şartlar salat içindir. Allah'ın Resulu Devlet Başkanı olarak insanları Ezan/çağrı ile salata çağırmış ve salat için gelenlerle yapılacak hertürlü destek işinin kendi adına olmayıp Allah adına yapılacağını belirtmek için toplu olarak Allah'a yakarmış,( Fatiha'nın anlamına bakınız) yakarışının arkasından yüzünü gelenlere dönerek salatı başlatmıştır.



                    Bireysel olarak "namaz"ın "salat dışında" haşyet halinde zillet üzere zillet olma şartı dışında belli bir vakti sayısı önşartı yoktur. Dileyen dilediği zaman dilediği kadar Rabbi olan Allah'ın huzurunda Allah'a yakarışını sürdürür. Bu yakarışını/namazını Allah'ın belirttiği huşu,hudu,ziilet vb şartlar dışında şartlara bağlayanlar... Rabbim hidayet nasip eylesin.
                    Allah'a kul olduğunu ileri sürüp de Allah'a haşyet içerisinde zillet üzerine zillet halinde yakarmayan/namazı olmayan kul, Allah'a Kul olma iddiasında bulunamaz.


                    Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
                    Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
                    Sevgi,saygı ve muhabbetle.
                    Allah'a emanet olunuz.
                    Halil Ay

                    Comment

                    • TEBYİN
                      Uzman Üye
                      • Sep 2008
                      • 240

                      #25
                      Ben şunu kabullenemiyorum
                      Cami de veya kabe de tahtına oturmuş bir kral tanrı
                      Günde onu 5 kez ziyaret eden insanlar ve ziyaretlere karşılık veren bir yaratan
                      Bu halimizle sanki yaratana MESAİ ROLÜ biçiyoruz gibi.
                      Oysa Yaratana bir rol biçmek, O'na bir makam, mevki tahsis etmek şirk diye öğretildi yıllarca
                      Gel gör ki, evde ibadete bir karşılık veren Yaratan, makamında!!! 27 veriyor.
                      Ama, o makamı kendisi mi tahsis etti yoksa insanlar mı?
                      İşte bam orusu bu olmalı
                      Yüksek fikirler yüksek dağlara benzer: Görenleri ürpertir!

                      www.teblig.net

                      Comment

                      • aşık74
                        Uzman Üye
                        • Feb 2009
                        • 294

                        #26
                        Hiiiç kardeşim , dost1 abi nin söyledikleri konusunda düşüncelerinizi merak ediyorum..

                        selamlar...

                        Comment

                        • hiiic
                          Uzman Üye
                          • Mar 2010
                          • 1980

                          #27
                          Her kelimesine katılıyorum... (katılıyorum derken, bişey biliyorum da o bildiğimle uyuştu manasında değil,,, zaten bildiğimide onlardan öğrendim ama , etraflıca araştırdım, eleştirdim, derin derin düşündüm, Allahtan yardım da istedim de sonra kabul ettim, kalbim tastik etti, aklım yattı manasında)

                          Nûr 46
                          Andolsun biz (bilmediklerinizi size) açık seçik bildiren ayetler indirdik. Allah, dilediğini doğru yola iletir.
                          Last edited by hiiic; 27. December 2010, 06:41 PM.

                          Comment

                          • dost1
                            Site Yöneticisi
                            • Sep 2008
                            • 1905

                            #28
                            Selamun Aleykum! Değerli Tebyin Kardeşim!

                            TEBYİN Nickli Üyeden Alıntı
                            Ben şunu kabullenemiyorum
                            Cami de veya kabe de tahtına oturmuş bir kral tanrı
                            Günde onu 5 kez ziyaret eden insanlar ve ziyaretlere karşılık veren bir yaratan
                            Bu halimizle sanki yaratana MESAİ ROLÜ biçiyoruz gibi.
                            Oysa Yaratana bir rol biçmek, O'na bir makam, mevki tahsis etmek şirk diye öğretildi yıllarca
                            Gel gör ki, evde ibadete bir karşılık veren Yaratan, makamında!!! 27 veriyor.
                            Ama, o makamı kendisi mi tahsis etti yoksa insanlar mı?
                            İşte bam orusu bu olmalı
                            Sizin kabullenemediğiniz olayı kabullenebilmek olası değil ancak sözkonusu ayrıma neden olduğu belirtilen hadisleri aşağıda gösterdim ki tüm okuyucular da görebilsin.

                            İslâm’a göre üç mescid yücedir. Bunlara özel ziyaret yapmak helâldir: Mescid-i Haram, Mescid-i Aksa ve Mescid-i Nebevî (Müslim, Hacc 74, hadis no: 1338, c. 2, s. 975; Buhârî, Salâtu Mescid-i Mekke 1, 6, 2/76,77, Savm 67, 2/56; Ebû Dâvud, Menâsik hadis no: 2033, 2/216; Tirmizî, Salât 243, hadis no: 326, 2/148).

                            Mescid-i Haram, yeryüzündeki mescidlerin en faziletlisidir. Burada kılınan bir namazın, başka mescidlerde kılınan yüz bin namazdan daha efdal olduğu rivâyet edilmiştir. “Mescidimde kılınan bir namaz, Mescid-i Haram hâriç, başka mescidlerde kılınan bin namazdan efdaldir. Mescid-i Haram’da kılınan bir namaz da diğer mescidlerde kılınan yüz bin namazdan efdaldir.” (İbn Mâce, hadis no: 1406). Fazilet bakımından Mescid-i Haram’dan sonra, Mescid-i Nebevî ve ondan sonra da Mescid-i Aksâ gelir.

                            Alemlerin Rabbi olan Yüce Allah, faziletin sadece takvada olduğunu bildirmiştir.Kulları arasında kullukta adaletsizlik yaratacak böyle bir durumdan Allah'ı tenzih ederim.

                            Allah'ın, alemlere rahmet olarak gönderdiğini belirtiği Resulunun da böyle bir ayırıma girerek binalara fazilet biçmesinin sözkonusu olmadığını düşünüyorum.

                            Kusursuzluk sadece Allaha'a mahsusdur.
                            Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
                            Sevgi,saygı ve muhabbetle.
                            Allah'a emanet olunuz.
                            Halil Ay

                            Comment

                            • TEBYİN
                              Uzman Üye
                              • Sep 2008
                              • 240

                              #29
                              Hac Suresi 27 İnsanlar içinde Haccı ilan et ki, gerek yaya olarak gerekse derin vadilerden gelerek, yorgunluktan incelmiş binitler üzerinde sana ulaşsınlar.

                              Ayet çok açık aslında, Ey Nebi, insanları çağır, SANA GELSİNLER (kabeye değil, elçi nerdeyse oraya) ve Tebliğ vazifeni yerine getir.

                              Şimdi yapılan Hacca bakın, resmen turistik.
                              Belli ki Kabe toplanılacak bir merkez (üniversite, konferans salonu, hüccetlenilecek alan) olarak kullanılıyor
                              Oysa şimdi insanoğlu Kabeye tapınmak iin akın ediyor.
                              Tamam, eğer hüccetleşmek için kabe kullanılacaksa bir değer taşır ama bir put haline getirilirse LAT UZZA dan farkı kalmaz
                              Yüksek fikirler yüksek dağlara benzer: Görenleri ürpertir!

                              www.teblig.net

                              Comment

                              • Barış
                                Uzman Üye
                                • Sep 2008
                                • 569

                                #30
                                Tebyin Nickli Üyeden Alıntı
                                Şuna adım gibi eminim
                                Eğer 200 bin liralık devasa minareleriniz varsa
                                Ve hemen gölgesindeki gecekonduda hem de bir kıbrıs gazisi açlıktan ölmüşse (olay burada vuku buldu)
                                Böyle bir camide Elçi asla namaz kılmamıştır/kılmayıda emretmemiştir.
                                Bize, son nebinin taştan putları yıkmak için geldiği öğretilmişti değil mi?
                                Peki, habire trilyonlar yutan bu taş yapıların putlardan farkı ne?
                                Taş yapılar görkemlendikçe insanların küçülmesinin manası ne?
                                O kadar güzel ifade etmişsin ki Tebyin, Allah razı olsun.

                                Sevgili Aşık,

                                Kurandaki salat kavramına odaklanıp, ayetler eşliğinde kafandaki soruları yanıtladığında, geriye şu soru kalır.(Bende kalmıştı en azından.)

                                Salat bu ise, namaz nedir, şartı kaydı vs.nedir,yeri nedir?

                                Aslında namaz kelimesini kullanarak yaptığımız sorgulama dahi en baştan bir eksiklik veya hata taşır içinde. Salatı kavradıktan sonra, salatlara namaz diyemeyeceğimize göre, namazı bu haliyle Kuranda zaten bulamayacağımız açıktır. Birşeyi Kuranda aramak yerine, Kuranı odağa alıp, oradan açılmak gerekir.

                                Peki bu halde ne çıkıyor karşımıza?
                                Dua/yakarış...
                                Gelenekteki namazın Kuranda karşılığı yok.İlmihallerde yazan, sayfalarca şekil şartları belirtilen, Allahın huzuruna girilip çıkılan namazdan bahsediyorum.Terimsel anlamı ile namaz deyince tüm bu külliyattan bahsediyoruz çünkü.

                                Kurana bakınca ise karşımıza dua/yakarış ile ilgili ayetler çıkıyor. Kulun Rabbine yakarışı,halini arz edişi, kendisiyle Rabbi arasındaki hususi haller yani. Bunun ise Kurandan da bildiğimiz gibi zamanı, katı şartları vs.yoktur. Zaten zorunlu dua zamanı ve hali/şekli olabilir mi? Mantığımızın reddettiği, aklımızın almadığı bu husus zaten dinde de yeri olmayan bir husus. Aklın yolu ve dinin yolu ayrı değil.

                                Bana ''namaz'' kılıyor musun dersen eğer, ne yanıt vereceğimi bilemem. Sen namaz derken ne kastediyorsun bilmeden vereceğim yanıt eksik/yanlış olabilir.

                                Ben Rabbime yakarırım, dua ederim. Doğal olarak kendi dilimde, kendi kelimelerimle, resullerin Kurandaki seslenişlerini örnek alarak ama kuru bir ezber halinde değil,içimden geldiği gibi Rabbimle konuşurum,dertleşirim,ağlaşırım, yere de kapanırım,oturur da söyleşirim. Buna namaz deniyorsa, namaz kılıyorum, ama ben yakarmak ifadesini kullanmayı tercih ederim ve bunu da kimsenin yanında/evinde yapmıyorum, evimde ve genelde geceleri,sessizce köşeye çekilip yakarırım. Bu da bir kul için doğal olan, yerine getirmek için kimseye birşey sormasının gerekmediği bir haldir zaten. Dinimiz kadar doğal...

                                Selam ve sevgi ile.
                                Kimse kimsenin yargıcı değil, olmamalı da zaten..Herkes kendi üzerinde gözetmen ve yargıç olsun..Kendimizi rahatsız edelim, dünyamız değişsin...Belki o zaman huzuru bulmuş benliğimiz başkalarına kendiliğinden ışık saçar../Elif.

                                Comment

                                Working...