Tezgahında kur'an satan şeytan!

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • TEBYİN
    Uzman Üye
    • Sep 2008
    • 240

    #76
    PEYGAMBER'İN SALÂTI: TESBİH ve ÖĞÜT; EĞİTİM-ÖĞRETİM, İSLÂM İLKELERİNİ KURUMLAŞTIRMAK

    Peygamber'in ve tüm peygamberlerin tebliğ ve tebyin [müjde, uyarı, öğüt] görevi kapsamındaki en önemli işlerinden biri “tesbîh”; Allah'ı noksan sıfatlardan arındırmak, tevhidi yerleştirmektir. Bu Rasûlullah'ın salâtı olduğu kadar diğer peygamberlerin de salâtıdır.

    Güneşin dülûkundan [batmasından, kaybolmasından] gecenin kararmasına kadar salâtı ikâme et ve sabah Kur’ân'ını da. Çünkü sabah Kur’ân'ı görülecek şeydir. Ve geceden de. Ayrıca, sana özgü bir fazlalık olarak sen, onu [gece salâtını] teheccüd e [uyanıp ikâme et]! Rabbinin, seni güzel bir makama ulaştıracağı umulur. (İsrâ/78-79)

    Sonra o [Zekeriyyâ] mihrabda dikilmiş destek verirken [eğitim, öğretim yaptırırken] melekler o'na, “Şüphesiz Allah sana, Allah'tan bir kelimeyi doğrulayıcı, efendi [bir önder], iffetli bir peygamber olarak, sâlihlerden müjdeliyor” diye seslendiler. (Âl-i İmrân/39)
    TESBÎH

    تسبيح [tesbîh] kelimesinin sözlükte, “havada ve suda hareket etmek, geçip gitmek, yüzerek uzaklara gitmek” demek olan سبح [sebh] kökünden türediğini; Kur’ân'daki anlamının da, Allah'ı O'na yakışmayan şeylerden uzak tutmak, yüceltmek, O'nun her türlü kemal sıfatlarla donanmış olduğunu kavramak ve bunu her vesile ile yüksek sesle söylemek olduğunu, Kalem/29'un tahlilinde belirtmiştik. Kısaca تسبيح [tesbîh], “yaratanı tüm nitelikleriyle tanımak ve tanıtmak”tır. Dolayısıyla tesbîh'in, 33'lük ve 99'luk tesbîhlerle de, –Ebû Hureyre'ye nisbet edilen rivâyetlerde zikredildiği üzere– namazlardan sonra 33 kere “sübhânallâh” denilmesiyle de bir alâkası yoktur.
    İSMİN TESBÎHİ

    Bir ismi tesbîh etmek [noksanlıklardan uzak tutup yüceltmek], aslında o ismin sahibini tesbîh etmektir. Çünkü bir ismin sahibinin yüceliği ve kutsallığı, ismin yüceliği ve arınmışlığı ile ifade edilir. Bir kısım âlimler, “İsim ile sahibi aynıdır” demişlerse de, hepsi ismin arındırılmasındaki maksadın, sadece ismin değil, ismin sahibinin arındırılmasına yönelik olduğunu kabul etmişlerdir. Dolayısıyla burada “ismin tesbîhi”nden maksat, kendisine yakışmayan isim ve sıfatların, Rabbimizden uzak tutulmasıdır.

    Kur’ân'ın indiği dönemde Araplar arasında;

    * Meleklerin, Allah'ın kızları olduğu,
    * Üzeyr'in ve Îsâ'nın Allah'ın oğlu olduğu,
    * Bazı melek ve putların Allah'a yaklaştırıcı olduğu,
    * Cinnler ile Allah arasında bir neseb [soy bağı] ilişkisi bulunduğu gibi yanlış ve saçma inanışlar yaygındı.

    İşte, “ismin tesbîhi” emri, bu tarz inançları yansıtan isim ve sıfatların Rabbimizin isim ve sıfatları arasından derhal çıkartılıp atılmasını gerektirir.

    Peygamber'in toplumu ilk önce bu açıdan bilgilendirip eğitmesi, yani Allah'ı doğru olarak tanıtması gerekir.

    O [Zekeriyyâ], “Rabbim! Benim için bir âyet [alâmet] kıl” dedi. O [Allah], “Senin âyetin [alâmetin], işaretle hariç, insanlara üç gün, konuşmamandır. Ve Rabbini çok an, sabah-akşa [daima] tesbîh et” dedi. (Âl-i İmrân/41)

    O hâlde sana yakîn gelmesi için Rabbini hamd ile tesbîh et, secde edenlerden [boyun eğenlerden, teslim olanlardan] ol ve Rabbine kulluk et! (Hicr/98-99)

    Artık onların söylediklerine sabret, hoşnutluğa erebilmen için güneşin doğuşundan önce de batışından önce de Rabbinin hamdi ile tesbîh et. Gecenin bazı saatleriyle gündüzün iki ucunda da tesbîh et! (Tâ-Hâ/130)

    Ve sen, ölmeyen hayy'e [daima diri olana] güvenip dayan. Ve O'nu övgü ile arındır. Kullarının günahlarından haberdar olarak O [daima diri olan] yeter. (Furgân/58)

    O halde sabret. Şüphesiz Allah'ın vaadi haktır. Günahın için affedilme iste ve akşam-sabah [her zaman] Rabbini hamdiyle tesbîh et. (Mü’min/55)

    O nedenle, sen onların söylediklerine karşı sabret. Ve güneşin doğmasından önce ve batmasından önce Rabbini hamd ile tesbîh et, ve geceden bir bölümde. Ve secdelerin artlarında da O'nu tesbîh et. (Kaf/39-40)

    Ve Rabbinin hükmüne sabret. Artık şüphesiz sen Bizim gözlerimizin önündesin. Kalktığın zamanda, gecenin bir kısmında ve yıldızların batışında Rabbinin övgüsü ile tesbîh et. Hadi O'nu tesbîh et! (Tûr/48-49)

    Öyleyse büyük Rabbinin adını tesbîh et! (Vâkıa/74 ve 96)

    Rabbinin Yüce adını tesbîh et! (A‘lâ/1)

    Allah'ın yardımı ve zaferi geldiği ve insanları dalga dalga Allah'ın dinine girdiklerini gördüğün zaman, hemen Rabbinin övgüsüyle tesbîh et ve O'ndan bağışlanma dile. Şüphesiz O, tevbeleri çok kabul edendir. (Nasr/1-3)

    O halde, çok büyük Rabbinin ismini tesbîh et [temize çıkar]! (Hâkka/52)
    ÖĞÜT

    Haydi öğüt ver/hatırlat; şüphesiz sen sadece bir öğütçüsün/hatırlatıcısın. Sen onların üzerinde bir zorba değilsin. (Ğâşiye/21-22)

    Ve dinlerini oyun ve eğlence edinmiş/oyun ve eğlenceyi kendilerine din edinmiş, dünya hayatı kendilerini aldatmış olan kimseleri bırak ve onunla [Kur’ân ile] hatırlat/öğüt ver: Bir kişi, kendi elinin üretip kazandığıyla helake düşerse, onun için Allah'ın astlarından bir velî [yakın kimse] ve şefaatçi söz konusu olmaz. Her türlü dengi denkleştirse de [suçuna karşı her türlü bedeli ödemeyi istese de] ondan alınmaz. İşte bunlar, kazandıkları ile helake düşen kimselerdir. Nankörlük ettiklerinden ötürü onlar için kaynar sudan bir içecek ve can yakıcı bir azap vardır. (En‘âm/70)

    Biz onların söylediklerini daha iyi biliriz. Ve sen onların üzerinde zorlayıcı değilsin. O halde sen, Benim tehdidimden korkan kimselere Kur’ân ile öğüt ver. (Kaf/45)

    Artık sen onlardan yüz çevir. Artık sen kınanacak değilsin. Ve sen öğüt ver/hatırlat. Çünkü şüphesiz öğüt/hatırlatmak, mü’minlere fayda verir. (Zâriyât/55-55)

    Hadi sen öğüt ver! Artık sen Rabbinin nimeti sayesinde kâhin ve mecnûn biri değilsin. (Tûr/29)

    Bundan dolayı hemen öğüt ver, eğer öğüt fayda veriyorsa/verecekse, saygısı olan öğüt alacaktır. (A‘lâ/9-10)

    Öyleyse kâfirlere itaat etme ve onunla [Furgân ile] onlara karşı olanca gücünle büyük bir cihad yap! (Furgân/52)
    ALLAH ve MELEKLERİ GİBİ MÜ’MİNLERİN DE PEYGAMBER'E SALÂT ETMELERİ [DESTEK VERMELERİ] GEREKİR

    Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber'i destekliyorlar. Ey iman etmiş kişiler! Siz de o'na destek olun ve o'nun güvenliğini tam bir güvenlikle sağlayın! (Ahzâb/56)
    Yüksek fikirler yüksek dağlara benzer: Görenleri ürpertir!

    www.teblig.net

    Comment

    • FEDAKARADAM
      Uzman Üye
      • Dec 2010
      • 418

      #77
      TEBYİN Nickli Üyeden Alıntı
      PEYGAMBER'İN SALÂTI: TESBİH ve ÖĞÜT; EĞİTİM-ÖĞRETİM, İSLÂM İLKELERİNİ KURUMLAŞTIRMAK

      Peygamber'in ve tüm peygamberlerin tebliğ ve tebyin [müjde, uyarı, öğüt] görevi kapsamındaki en önemli işlerinden biri “tesbîh”; Allah'ı noksan sıfatlardan arındırmak, tevhidi yerleştirmektir. Bu Rasûlullah'ın salâtı olduğu kadar diğer peygamberlerin de salâtıdır.

      Güneşin dülûkundan [batmasından, kaybolmasından] gecenin kararmasına kadar salâtı ikâme et ve sabah Kur’ân'ını da. Çünkü sabah Kur’ân'ı görülecek şeydir. Ve geceden de. Ayrıca, sana özgü bir fazlalık olarak sen, onu [gece salâtını] teheccüd e [uyanıp ikâme et]! Rabbinin, seni güzel bir makama ulaştıracağı umulur. (İsrâ/78-79)

      Sonra o [Zekeriyyâ] mihrabda dikilmiş destek verirken [eğitim, öğretim yaptırırken] melekler o'na, “Şüphesiz Allah sana, Allah'tan bir kelimeyi doğrulayıcı, efendi [bir önder], iffetli bir peygamber olarak, sâlihlerden müjdeliyor” diye seslendiler. (Âl-i İmrân/39)
      TESBÎH

      تسبيح [tesbîh] kelimesinin sözlükte, “havada ve suda hareket etmek, geçip gitmek, yüzerek uzaklara gitmek” demek olan سبح [sebh] kökünden türediğini; Kur’ân'daki anlamının da, Allah'ı O'na yakışmayan şeylerden uzak tutmak, yüceltmek, O'nun her türlü kemal sıfatlarla donanmış olduğunu kavramak ve bunu her vesile ile yüksek sesle söylemek olduğunu, Kalem/29'un tahlilinde belirtmiştik. Kısaca تسبيح [tesbîh], “yaratanı tüm nitelikleriyle tanımak ve tanıtmak”tır. Dolayısıyla tesbîh'in, 33'lük ve 99'luk tesbîhlerle de, –Ebû Hureyre'ye nisbet edilen rivâyetlerde zikredildiği üzere– namazlardan sonra 33 kere “sübhânallâh” denilmesiyle de bir alâkası yoktur.
      İSMİN TESBÎHİ

      Bir ismi tesbîh etmek [noksanlıklardan uzak tutup yüceltmek], aslında o ismin sahibini tesbîh etmektir. Çünkü bir ismin sahibinin yüceliği ve kutsallığı, ismin yüceliği ve arınmışlığı ile ifade edilir. Bir kısım âlimler, “İsim ile sahibi aynıdır” demişlerse de, hepsi ismin arındırılmasındaki maksadın, sadece ismin değil, ismin sahibinin arındırılmasına yönelik olduğunu kabul etmişlerdir. Dolayısıyla burada “ismin tesbîhi”nden maksat, kendisine yakışmayan isim ve sıfatların, Rabbimizden uzak tutulmasıdır.

      Kur’ân'ın indiği dönemde Araplar arasında;

      * Meleklerin, Allah'ın kızları olduğu,
      * Üzeyr'in ve Îsâ'nın Allah'ın oğlu olduğu,
      * Bazı melek ve putların Allah'a yaklaştırıcı olduğu,
      * Cinnler ile Allah arasında bir neseb [soy bağı] ilişkisi bulunduğu gibi yanlış ve saçma inanışlar yaygındı.

      İşte, “ismin tesbîhi” emri, bu tarz inançları yansıtan isim ve sıfatların Rabbimizin isim ve sıfatları arasından derhal çıkartılıp atılmasını gerektirir.

      Peygamber'in toplumu ilk önce bu açıdan bilgilendirip eğitmesi, yani Allah'ı doğru olarak tanıtması gerekir.

      O [Zekeriyyâ], “Rabbim! Benim için bir âyet [alâmet] kıl” dedi. O [Allah], “Senin âyetin [alâmetin], işaretle hariç, insanlara üç gün, konuşmamandır. Ve Rabbini çok an, sabah-akşa [daima] tesbîh et” dedi. (Âl-i İmrân/41)

      O hâlde sana yakîn gelmesi için Rabbini hamd ile tesbîh et, secde edenlerden [boyun eğenlerden, teslim olanlardan] ol ve Rabbine kulluk et! (Hicr/98-99)

      Artık onların söylediklerine sabret, hoşnutluğa erebilmen için güneşin doğuşundan önce de batışından önce de Rabbinin hamdi ile tesbîh et. Gecenin bazı saatleriyle gündüzün iki ucunda da tesbîh et! (Tâ-Hâ/130)

      Ve sen, ölmeyen hayy'e [daima diri olana] güvenip dayan. Ve O'nu övgü ile arındır. Kullarının günahlarından haberdar olarak O [daima diri olan] yeter. (Furgân/58)

      O halde sabret. Şüphesiz Allah'ın vaadi haktır. Günahın için affedilme iste ve akşam-sabah [her zaman] Rabbini hamdiyle tesbîh et. (Mü’min/55)

      O nedenle, sen onların söylediklerine karşı sabret. Ve güneşin doğmasından önce ve batmasından önce Rabbini hamd ile tesbîh et, ve geceden bir bölümde. Ve secdelerin artlarında da O'nu tesbîh et. (Kaf/39-40)

      Ve Rabbinin hükmüne sabret. Artık şüphesiz sen Bizim gözlerimizin önündesin. Kalktığın zamanda, gecenin bir kısmında ve yıldızların batışında Rabbinin övgüsü ile tesbîh et. Hadi O'nu tesbîh et! (Tûr/48-49)

      Öyleyse büyük Rabbinin adını tesbîh et! (Vâkıa/74 ve 96)

      Rabbinin Yüce adını tesbîh et! (A‘lâ/1)

      Allah'ın yardımı ve zaferi geldiği ve insanları dalga dalga Allah'ın dinine girdiklerini gördüğün zaman, hemen Rabbinin övgüsüyle tesbîh et ve O'ndan bağışlanma dile. Şüphesiz O, tevbeleri çok kabul edendir. (Nasr/1-3)

      O halde, çok büyük Rabbinin ismini tesbîh et [temize çıkar]! (Hâkka/52)
      ÖĞÜT

      Haydi öğüt ver/hatırlat; şüphesiz sen sadece bir öğütçüsün/hatırlatıcısın. Sen onların üzerinde bir zorba değilsin. (Ğâşiye/21-22)

      Ve dinlerini oyun ve eğlence edinmiş/oyun ve eğlenceyi kendilerine din edinmiş, dünya hayatı kendilerini aldatmış olan kimseleri bırak ve onunla [Kur’ân ile] hatırlat/öğüt ver: Bir kişi, kendi elinin üretip kazandığıyla helake düşerse, onun için Allah'ın astlarından bir velî [yakın kimse] ve şefaatçi söz konusu olmaz. Her türlü dengi denkleştirse de [suçuna karşı her türlü bedeli ödemeyi istese de] ondan alınmaz. İşte bunlar, kazandıkları ile helake düşen kimselerdir. Nankörlük ettiklerinden ötürü onlar için kaynar sudan bir içecek ve can yakıcı bir azap vardır. (En‘âm/70)

      Biz onların söylediklerini daha iyi biliriz. Ve sen onların üzerinde zorlayıcı değilsin. O halde sen, Benim tehdidimden korkan kimselere Kur’ân ile öğüt ver. (Kaf/45)

      Artık sen onlardan yüz çevir. Artık sen kınanacak değilsin. Ve sen öğüt ver/hatırlat. Çünkü şüphesiz öğüt/hatırlatmak, mü’minlere fayda verir. (Zâriyât/55-55)

      Hadi sen öğüt ver! Artık sen Rabbinin nimeti sayesinde kâhin ve mecnûn biri değilsin. (Tûr/29)

      Bundan dolayı hemen öğüt ver, eğer öğüt fayda veriyorsa/verecekse, saygısı olan öğüt alacaktır. (A‘lâ/9-10)

      Öyleyse kâfirlere itaat etme ve onunla [Furgân ile] onlara karşı olanca gücünle büyük bir cihad yap! (Furgân/52)
      ALLAH ve MELEKLERİ GİBİ MÜ’MİNLERİN DE PEYGAMBER'E SALÂT ETMELERİ [DESTEK VERMELERİ] GEREKİR

      Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber'i destekliyorlar. Ey iman etmiş kişiler! Siz de o'na destek olun ve o'nun güvenliğini tam bir güvenlikle sağlayın! (Ahzâb/56)
      Mesajınızdan herşeyi anladık, bildik, öğrendikte, Kur'anımız da ki salatın anlamı namazdan hiç bahsetmemişsiniz.Bakınız ayete, açıkça namaz kılmak için abdest ,gusül ve teyemmümden bahsediyor:

      Ey iman edenler! Salat (NAMAZ) için kalktığınız zaman yüzlerinizi, dirseklerinize kadar ellerinizi, başlarınızı meshedip, topuklara kadar ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp oldunuz ise, boy abdesti alın. Hasta, yahut yolculuk halinde bulunursanız, yahut biriniz tuvaletten gelirse, yahut da kadınlara dokunmuşsanız (cinsî birleşme yapmışsanız) ve bu hallerde su bulamamışsanız temiz toprakla teyemmüm edin de yüzünüzü ve (dirseklere kadar) ellerinizi onunla meshedin. Allah size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez; fakat sizi tertemiz kılmak ve size (ihsan ettiği) nimetini tamamlamak ister; umulur ki şükredersiniz. (MAİDE SURESİ-6)

      Dua mahiyetindeki bu özel salatın tatbikinde Köle sahibi bir müslümanın kölesiyle aynı safta durması, boyun eğmenin, itaat ve teslimiyetin yalnızca Allah’a yapılabileceğini simgeleyen rüku ve secdeler, sadece Allah’ı yücelten ifadeler ve Kuran tedrisi hep genel manadaki salata hazırlık olarak yapılmaktadır. Kulun Acizliği ve Allah’ın yüceliği ön plana çıkarılarak Allah’a teslimiyet manasına gelen İslam'ın ihyası için mücadelenin bir simgesi haline gelmiştir.Namazsız ,abdestsiz müslüman düşünülemez..

      Müslümanlar Kur'an'ı düşünerek, öğüt alarak okumayı, onun terbiyesine girmeyi ihmal edince, zikrim (Kuran) için salatı ikame edin emrini unutunca namaz da özünü kaybederek sadece bazı şekillerden ibaret bir tatmin aracı haline geldi. İman iddiasında bulunan insanlar Allah resulü gibi Kurana tabi olmadıkça iman etmiş olmayacaklarını bilmeli, salatı ikame ederken (genel manada ) salat etmeliler, yani namazı kılmalıdırlar.

      Eğer, Kur'an'da namaz diye bir ayet yoktur derseniz külliyen kafir olmuş olursunuz...
      Last edited by FEDAKARADAM; 7. February 2011, 02:27 PM.
      Ya İslam'la yükselir, Ya inkarla çürürsün.. Bu yol mezarda bitmiyor, gittiğinde görürsün!...(NECİP FAZIL KISAKÜREK)

      Comment

      • hiiic
        Uzman Üye
        • Mar 2010
        • 1980

        #78
        Eğer, Kur'an'da namaz diye bir ayet yoktur derseniz külliyen kafir olmuş olursunuz...


        Bu dünyada öyle bir zaman yaşandı ki, dünya yuvarlaktır diyenler uzunca bir süre kafir ilan edildi hatta dinsizlikten idam edildi. Pek değerli insanlar doğruyu söylediği için öldürüldü buna peygamberler de dahil. Çünkü gerçekler, atacı gelenekçi dindarların sandığından çok farklıdır. Atacı gelenekçi dindarlar doğru söyleyenleri peygamber yada bilim adamı demeden yada bir kitaba dayanarak konuşuyor demeden sırf "atalarımızın yolundan mı caydırıyorun" diyerek haksız yere öldürdüler.
        Kafir olurmuşuz... Bir zamanlar peygamberide kafirlikle suçladılar, Çünkü o dinlere sokulmuş pek çok yalanı pek çok ifftira ve pek çok ibrahime atfedilen hadisi yasakladı yalanladı. Külliyen kafir oldu.. Bizde onun yolundayız bizde oluruz. Din diye uydurageldiğiniz yalanlar ne kötü.

        Allah akıl mı vere yoksa vicdan mı vere bilmiyorum ama ikisinin birden olmaması ne kötü.

        Comment

        • TEBYİN
          Uzman Üye
          • Sep 2008
          • 240

          #79
          Halen
          BU DİNİN SAHİBİ ALLAH diyenler zındık/fasık/kafir ilan edilmekte
          Ama,
          MUHAMMED=ALLAH diyenler güya takva ehli!
          Muhammed Nebiye bile CİNLENMİŞ diyen zihniyet, günümüzde MUHAMMEDİLERE aynrı sözü sarfetmekte
          Yüksek fikirler yüksek dağlara benzer: Görenleri ürpertir!

          www.teblig.net

          Comment

          • TEBYİN
            Uzman Üye
            • Sep 2008
            • 240

            #80
            FEDAKARADAM Nickli Üyeden Alıntı
            Mesajınızdan herşeyi anladık, bildik, öğrendikte, Kur'anımız da ki salatın anlamı namazdan hiç bahsetmemişsiniz.Bakınız ayete, açıkça namaz kılmak için abdest ,gusül ve teyemmümden bahsediyor:

            Ey iman edenler! Salat (NAMAZ) için kalktığınız zaman yüzlerinizi, dirseklerinize kadar ellerinizi, başlarınızı meshedip, topuklara kadar ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp oldunuz ise, boy abdesti alın. Hasta, yahut yolculuk halinde bulunursanız, yahut biriniz tuvaletten gelirse, yahut da kadınlara dokunmuşsanız (cinsî birleşme yapmışsanız) ve bu hallerde su bulamamışsanız temiz toprakla teyemmüm edin de yüzünüzü ve (dirseklere kadar) ellerinizi onunla meshedin. Allah size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez; fakat sizi tertemiz kılmak ve size (ihsan ettiği) nimetini tamamlamak ister; umulur ki şükredersiniz. (MAİDE SURESİ-6)


            Dua mahiyetindeki bu özel salatın tatbikinde Köle sahibi bir müslümanın kölesiyle aynı safta durması, boyun eğmenin, itaat ve teslimiyetin yalnızca Allah’a yapılabileceğini simgeleyen rüku ve secdeler, sadece Allah’ı yücelten ifadeler ve Kuran tedrisi hep genel manadaki salata hazırlık olarak yapılmaktadır. Kulun Acizliği ve Allah’ın yüceliği ön plana çıkarılarak Allah’a teslimiyet manasına gelen İslam'ın ihyası için mücadelenin bir simgesi haline gelmiştir.Namazsız ,abdestsiz müslüman düşünülemez..

            Müslümanlar Kur'an'ı düşünerek, öğüt alarak okumayı, onun terbiyesine girmeyi ihmal edince, zikrim (Kuran) için salatı ikame edin emrini unutunca namaz da özünü kaybederek sadece bazı şekillerden ibaret bir tatmin aracı haline geldi. İman iddiasında bulunan insanlar Allah resulü gibi Kurana tabi olmadıkça iman etmiş olmayacaklarını bilmeli, salatı ikame ederken (genel manada ) salat etmeliler, yani namazı kılmalıdırlar.

            Eğer, Kur'an'da namaz diye bir ayet yoktur derseniz külliyen kafir olmuş olursunuz...

            Fedakar
            Maide 6 da namaz falan yoktur, bak bunu sana isbat edeyim.
            Gelenekçi müfessirler genellikle ALAK suresindeki ABDEN İZA SALLA ayetini, KULUNU NAMAZDAN KİM ENGELLER diye çevirir.
            Biraz sonra bunu unutur ve der ki YOKYOK NAMAZ ASLINDA MİRACDA EMRİDİLDİ.
            Şimdi,
            İster alaktaki SALLAyı ister Miracdaki tuhaf olaylar dizisini NAMAZ'ın başlangıcı olarak kabul edin.
            Ortaya şöyle bir tuhaflık çıkmakta.
            Allah, namazı ilk surede , abdesti ise en son inen ikinci surede indirmek suretiyle Nebisine ve iman edenlerine abdestsiz namaz kıldırmıştır!
            Öyleya, madem abdest namazın ön şartı, namaz emrinden önce inmeli değil miydi?
            Neden en son inen ikinci surede insin (ki ALLAH ÇELİŞKİLERDEN MÜNEZZEHTİR)
            Öyleyse ortaya başka bir realite çıkıyor.
            O da şudur;
            Toplantılara, eğitim merkezlerine, toplu yapılan faaliyet alanlarına PİS, PASAKLI, PESPAYE ve VURDUMDUYMAZ bir şekilde katılan Araplara..
            Okkalı bir tokat lazımmış. Ve maide 6 bu görevi yerine getirmiş.
            Aslında bu ayet, Arabların bir medeniyet belgesidir de..
            Bir ELÇİ'nin bile huzuruna giderken nasıl hareket edeceğini bilemeyen BEDEVİLERE..
            Günümüzde 2 yaşındaki çocukların bile riayet ettiği bir eylemi öğretmektedir.
            Bu da.
            ARAPLAR ÜSTÜN, MEDENİ, TEMİZ VE AKILLI millettir tezini çürütmektedir maalesef.
            Arapların bir yarasını deşifre eden ayeti getirip abdest diye yutturmak..
            Olsa olsa ya muaviyenin ya da onun çağımız uzantılarının işi olmalı demek ki!!!
            Yüksek fikirler yüksek dağlara benzer: Görenleri ürpertir!

            www.teblig.net

            Comment

            • aşık74
              Uzman Üye
              • Feb 2009
              • 294

              #81
              FEDAKARADAM Nickli Üyeden Alıntı
              Mesajınızdan herşeyi anladık, bildik, öğrendikte, Kur'anımız da ki salatın anlamı namazdan hiç bahsetmemişsiniz.Bakınız ayete, açıkça namaz kılmak için abdest ,gusül ve teyemmümden bahsediyor:

              Ey iman edenler! Salat (NAMAZ) için kalktığınız zaman yüzlerinizi, dirseklerinize kadar ellerinizi, başlarınızı meshedip, topuklara kadar ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp oldunuz ise, boy abdesti alın. Hasta, yahut yolculuk halinde bulunursanız, yahut biriniz tuvaletten gelirse, yahut da kadınlara dokunmuşsanız (cinsî birleşme yapmışsanız) ve bu hallerde su bulamamışsanız temiz toprakla teyemmüm edin de yüzünüzü ve (dirseklere kadar) ellerinizi onunla meshedin. Allah size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez; fakat sizi tertemiz kılmak ve size (ihsan ettiği) nimetini tamamlamak ister; umulur ki şükredersiniz. (MAİDE SURESİ-6)

              Dua mahiyetindeki bu özel salatın tatbikinde Köle sahibi bir müslümanın kölesiyle aynı safta durması, boyun eğmenin, itaat ve teslimiyetin yalnızca Allah’a yapılabileceğini simgeleyen rüku ve secdeler, sadece Allah’ı yücelten ifadeler ve Kuran tedrisi hep genel manadaki salata hazırlık olarak yapılmaktadır. Kulun Acizliği ve Allah’ın yüceliği ön plana çıkarılarak Allah’a teslimiyet manasına gelen İslam'ın ihyası için mücadelenin bir simgesi haline gelmiştir.Namazsız ,abdestsiz müslüman düşünülemez..

              Müslümanlar Kur'an'ı düşünerek, öğüt alarak okumayı, onun terbiyesine girmeyi ihmal edince, zikrim (Kuran) için salatı ikame edin emrini unutunca namaz da özünü kaybederek sadece bazı şekillerden ibaret bir tatmin aracı haline geldi. İman iddiasında bulunan insanlar Allah resulü gibi Kurana tabi olmadıkça iman etmiş olmayacaklarını bilmeli, salatı ikame ederken (genel manada ) salat etmeliler, yani namazı kılmalıdırlar.

              Eğer, Kur'an'da namaz diye bir ayet yoktur derseniz külliyen kafir olmuş olursunuz...

              Fedakar kardeş selaamlar...

              Size maide suresi 6 ve 7 . ayet leri yazayım isterseniz.. Biraz düşünün üzerinde....

              Ey Allahakoşulsuz bir güvenle bağlananlar!İnsanların dirlik ve esenliği için toplanmadan önce.elinizi,dirseklerinize kadar yıkayın,yüzünüzü yıkayın,

              saçınızı silerek düzeltin, topuklarınızla birlikte ayaklarınızı yıkayın---veya silin—cinsel ilişkide bulunmuşsanız duş alın, hasta veya yolcu iseniz, yahut tuvaletinizi yapmışsanız,

              yahut hanımınızla cinsel ilişkide bulunmuş da su bulamamışsanız, ellerinizin avuç içlerine temiz toprak alarak
              Ellerinizi ve yüzünüzü temiz toprakla ovuşturun, Allah size zorluk çıkarmak istemez, ancak sizi temizlemek ve sizi gerçekten ilgilendiren kuralları tamamlamak ister, belki uyum sağlayarak iyi karşılık verirsiniz.

              Allahın sizin için belirlediği kurallara uyum sağlayarak anlayışınızı zinde tutun.O,na verdiğiniz sözü işittim ve kabul ettim diye sözvermiştiniz,
              Allahın sizin için belirlediği kurallar ile ilgili kuşkuya düşmeyin,Allah içinizde olanları biliyor.


              Selamlar....

              Comment

              • aşık74
                Uzman Üye
                • Feb 2009
                • 294

                #82
                Buda nisa suresi 43 :

                Ey Allaha koşulsuz bir güvenle bağlanmış olanlar! Allaha yakın olma düşüncesiyle,insanların dirlik ve esenliğine yöneldiğinizde kime ne söylemeniz gerektiğini ve ne söyleyeceğinizi bilmeden insanlara yönelmeyin.

                Cinsel ilişkiden sonra yıkanın,yolcu olanlar zorunlu değildir, hasta veya yolcu iseniz, yahut biriniz tuvaletten gelmişse, yahut eşiyle cinsel ilişkide bulunmuşsa, yıkanmak için su bulamamışsa temiz kuma elini sürterek ellerini yüzlerini kumla ovalasın,
                ALLAH İYİ DAVRANANLARI AF EDER VE BAĞIŞLAR.

                Comment

                • TEBYİN
                  Uzman Üye
                  • Sep 2008
                  • 240

                  #83
                  aşık74 Nickli Üyeden Alıntı
                  Fedakar kardeş selaamlar...

                  Size maide suresi 6 ve 7 . ayet leri yazayım isterseniz.. Biraz düşünün üzerinde....

                  Ey Allahakoşulsuz bir güvenle bağlananlar!İnsanların dirlik ve esenliği için toplanmadan önce.elinizi,dirseklerinize kadar yıkayın,yüzünüzü yıkayın,

                  saçınızı silerek düzeltin, topuklarınızla birlikte ayaklarınızı yıkayın---veya silin—cinsel ilişkide bulunmuşsanız duş alın, hasta veya yolcu iseniz, yahut tuvaletinizi yapmışsanız,

                  yahut hanımınızla cinsel ilişkide bulunmuş da su bulamamışsanız, ellerinizin avuç içlerine temiz toprak alarak
                  Ellerinizi ve yüzünüzü temiz toprakla ovuşturun, Allah size zorluk çıkarmak istemez, ancak sizi temizlemek ve sizi gerçekten ilgilendiren kuralları tamamlamak ister, belki uyum sağlayarak iyi karşılık verirsiniz.

                  Allahın sizin için belirlediği kurallara uyum sağlayarak anlayışınızı zinde tutun.O,na verdiğiniz sözü işittim ve kabul ettim diye sözvermiştiniz,
                  Allahın sizin için belirlediği kurallar ile ilgili kuşkuya düşmeyin,Allah içinizde olanları biliyor.


                  Selamlar....

                  Kırmızıya aldığım cümlecik maide 6'nın ana fikrini vermekte zaten
                  Yüksek fikirler yüksek dağlara benzer: Görenleri ürpertir!

                  www.teblig.net

                  Comment

                  • TEBYİN
                    Uzman Üye
                    • Sep 2008
                    • 240

                    #84
                    EVRENDEKİ VARLIKLARIN SALÂTLARI

                    Göklerde ve yeryüzünde bulunanların, dizi dizi uçanların [kuşların, arıların, bulutların, boranların] Allah'ı tesbîh ettiklerini görmedin mi? Hepsi kendi tesbîhini ve salâtını mutlaka bilmektedir. Allah da, onların yapmakta olduklarını hakkıyla bilir. (Nûr/41)

                    Bu âyette, göklerde ve yerde bulunan tüm varlıkların Allah'ı tesbîh ettikleri [Allah'ın tüm kemal sıfatları ile muttasıf olup tüm noksanlıklarından münezzeh olduğuna kanıt oldukları] bildirilmektedir. Bunu İsrâ Sûresi'nde de görmüştük:

                    Yedi gök, yeryüzü ve bunların içinde bulunanlar, Allah'ı tesbîh ederler. O'nu hamd ile tesbîh etmeyen hiçbir şey yoktur. Fakat siz, onların tesbîhlerini iyi kavramıyorsunuz. Şüphesiz ki O, halîmdir, çok bağışlayandır. (İsrâ/44)

                    Ancak burada, Hepsi kendi tesbîhini ve salâtını mutlaka bilmektedir buyrularak, her varlığın bir salâtının [desteğinin] olduğu ve bunu da yerine getirdikleri bildirilmektedir. Biz evrendeki her şeyin bir sebebe mebni yaratıldığını ve bâtıl, boş yere yaratılmadığını biliyoruz.

                    Ve Biz gökyüzünü, yeryüzünü ve aralarında olanları boşuna yaratmadık. Bu, şu küfretmiş olan kişilerin zannıdır. Cehennem ateşinden dolayı vay şu küfretmiş olan kişilerin hâline! (Sâd/27)

                    Göklerin ve yerin yaratılışında, gecenin ve gündüzün gidip gelişinde elbette akl-ı selim sahipleri için ibret verici deliller vardır. O kişiler ki ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah'ı anarlar; göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde tefekkür ederler: “Rabbimiz! Sen bunu boş yere yaratmadın, Sen noksanlıklardan münezzehsin. Artık bizi ateşin azabından koru! (Âl-i İmrân/190-191)

                    Ayrıca, En‘âm/73, Yûnus/5, İbrâhîm/19, Hicr/85, Nahl/3, Ankebût/44, Rûm/8, Zümer/5, Ahkâf/3, Duhân/39, Câsiye/22 ve Teğâbün/3'e de bakılabilir.

                    Burada üzerinde durmak istediğimiz husus, âyetteki “dizi dizi uçanlar” ifadesidir. Âyette yer alan طير [tayr] sözcüğü, sadece “kuş” anlamını ifade etmez, bu sözcük küçük bir böcekten, arıdan, kuştan uçağa ve bulutlara kadar her türlü uçan cismi kapsar. Burada aklımıza gelenlerden birkaçı ile ilgili biraz bilgi sunmak istiyoruz.
                    ARILAR

                    Bunlar, birinci planda bal üreterek insanlığa katkıda bulunurlar. Ama bal üretmekten daha önemli bir görevleri vardır: Bitkilerin döllenmesi. Dünyadaki bitkilerin döllenmesinin % 90'ı arılar tarafından gerçekleştirilir. Arılar olmasa yeryüzünde meyve, sebze, tahıl vs. hiçbir şey yetişmez.
                    KUŞLAR

                    Kuşlar besin zincirinin önemli bir halkasını oluştururlar. Ayrıca eko-sistemin sağlık ve devamlılığı için inanılmaz ölçüde destek sağlarlar.
                    KARGALAR

                    Ormanda yaşayan türleri, meşe tohumlarını alarak sonra yemek için ağaç kovuklarına saklar ya da toprağa gömer, sonra da nereye gömdüklerini unuturlar. Bu tohumlar zamanla çimlenir, fidan olur, ağaç olur. Cevizle beslenen türleri de, cevizleri kırıp içini yemek için aşağıya atarlar, kırılmayanları ise zaman içinde yeşerip ağaç olur; böylece ceviz ağaçlarının çoğalmasını sağlarlar. Ayrıca diğer tohumları ağızlarıyla ya da dışkılarıyla taşıyarak ormanlaşmada ve ormanların yenilenmesinde önemli rol oynarlar.

                    Güvercinler, haberleşmede, doğan ve şahin avcılıkta insanlara destek olurlar. Yırtıcı kuşlar; kemirgenler, sürüngenler, kurbağalar ve küçük kuşlar gibi canlıları avlayarak, onların doğadaki sayılarını kontrol altında tutarlar. Böcek yiyen kuş türleri birçok tarım zararlısını yiyerek ekonomik yarar sağlamalarının dışında sivrisinekleri de yiyerek sıtma gibi hastalık vakalarını azaltmaktadırlar. Leş yiyiciler olan akbabalar, potansiyel birçok hastalık tehlikesini bertaraf ederler.

                    Doğadaki fosfor döngüsü de balıkçıl kuşlar vasıtasıyla gerçekleşir. Fosforun denizlerden karalara dönüşü, balıkçılık ve balık yiyen deniz kuşlarının dışkıları yoluyla olur.

                    Rüzgârdan elde edilen enerji, bulutların yağmur taşımasındaki destekleri de herkesçe bilinen bir gerçektir.
                    Yüksek fikirler yüksek dağlara benzer: Görenleri ürpertir!

                    www.teblig.net

                    Comment

                    • FEDAKARADAM
                      Uzman Üye
                      • Dec 2010
                      • 418

                      #85
                      aşık74 Nickli Üyeden Alıntı
                      Fedakar kardeş selaamlar...

                      Size maide suresi 6 ve 7 . ayet leri yazayım isterseniz.. Biraz düşünün üzerinde....

                      Ey Allahakoşulsuz bir güvenle bağlananlar!İnsanların dirlik ve esenliği için toplanmadan önce.elinizi,dirseklerinize kadar yıkayın,yüzünüzü yıkayın,

                      saçınızı silerek düzeltin, topuklarınızla birlikte ayaklarınızı yıkayın---veya silin—cinsel ilişkide bulunmuşsanız duş alın, hasta veya yolcu iseniz, yahut tuvaletinizi yapmışsanız,

                      yahut hanımınızla cinsel ilişkide bulunmuş da su bulamamışsanız, ellerinizin avuç içlerine temiz toprak alarak
                      Ellerinizi ve yüzünüzü temiz toprakla ovuşturun, Allah size zorluk çıkarmak istemez, ancak sizi temizlemek ve sizi gerçekten ilgilendiren kuralları tamamlamak ister, belki uyum sağlayarak iyi karşılık verirsiniz.

                      Allahın sizin için belirlediği kurallara uyum sağlayarak anlayışınızı zinde tutun.O,na verdiğiniz sözü işittim ve kabul ettim diye sözvermiştiniz,
                      Allahın sizin için belirlediği kurallar ile ilgili kuşkuya düşmeyin,Allah içinizde olanları biliyor.


                      Selamlar....
                      Hepinize yazıklar olsun yazıklar olsun yazıklar olsun.Kur'an böyle mi meallendirilir?.Yahu Allah'tan korkun, bu ne gam bu ne gaflet siz kendinizi müceddit ceya müctehid mi sanıyorsunuz?.Bir de bu meallarine teşekkür bile edilmiş.Şu site otomatik olarak Kur'an muharifliği yapanlarla dolu.Az kaldı, Kur'an'ı aynı haham ve papazlar gibi değiştireceksiniz.Buna da gücünüz yetmeyecek.Kafanıza göre hükümlerin vermenin vebalini bilmediğiniz için Allah size şuur versin. Şu site gafil ve ukala insanlarla dolmuş.Benim size birşey yapacak durumum kalmadı.

                      Zaten mezhepsizler, şeriat düşmanları sanal alemde cirit atıyorlar.Gidin de camiiler dernekler dolaşın, boyunuzun ölçüsünü alın.Bakalım sizi kaç kişi tasdik edecek?
                      Ya İslam'la yükselir, Ya inkarla çürürsün.. Bu yol mezarda bitmiyor, gittiğinde görürsün!...(NECİP FAZIL KISAKÜREK)

                      Comment

                      • dost1
                        Site Yöneticisi
                        • Sep 2008
                        • 1905

                        #86
                        Selamun Aleykum! Değerli Fedakaradam Kardeşim!

                        Allah razı olsun . Düşüncelerinizi bizlerle paylaşıyorsunuz. Paylaşımlarımızda hakaret içeren sözcükler kullanılmasa daha güzel olmaz mı?
                        Düşüncelerimizi müzakere ederken müzakerede bulunduğumuz kişilere edep içerisinde hareket etsek ve fikre fikirle cevap versek daha güzel olmaz mı?

                        Allah'ın vahyine uyduğunu belirterek Allah'ın vahyinden örnekler veren insanlara sarfedilen sözler "Ben müslümanım" diyen kişilere yakışır mı?

                        Allah Resulunun hayatında, tebliğ ettiği vahye bağlı olan insanlara karşı sizin sarfettiğiniz türden sözler var mıdır?

                        Rabbimiz, tüm inananlarına sevgi ve bilgi ile müzakere etmeyi nasip eylesin.
                        Rabbimiz cümlemize de Resulu gibi vahyine uygun yaşayan kullarından eylesin.

                        Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
                        Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
                        Sevgi,saygı ve muhabbetle.
                        Allah'a emanet olunuz.
                        Halil Ay

                        Comment

                        • TEBYİN
                          Uzman Üye
                          • Sep 2008
                          • 240

                          #87
                          Sanki mezhep ve meşrep dininde KUR'AN söz sahibiymiş gibi
                          Fedakar kardeşim Kur'anın derdine düşmüş gibi hava estiriyor
                          Önce AKİDENİZİ VE İMANINIZI KUR'ANa bağlayın, sonra münazarasını yapalım değil mi?
                          Yüksek fikirler yüksek dağlara benzer: Görenleri ürpertir!

                          www.teblig.net

                          Comment

                          • FEDAKARADAM
                            Uzman Üye
                            • Dec 2010
                            • 418

                            #88
                            TEBYİN Nickli Üyeden Alıntı
                            Sanki mezhep ve meşrep dininde KUR'AN söz sahibiymiş gibi
                            Fedakar kardeşim Kur'anın derdine düşmüş gibi hava estiriyor
                            Önce AKİDENİZİ VE İMANINIZI KUR'ANa bağlayın, sonra münazarasını yapalım değil mi?
                            Sayın TEBYİN kardeşim.Benim derdim dinime halel gelmesin diye çırpınıyorum.Hem sonra bu akaid mevzusunda ki görüşünüzü bir alalım bakalım kim yanlış iman ediyormuş görelim diyorum.

                            KUR'AN'A HANGİLERİMİZİN FİKRİ TERS DÜŞÜYOR ONUN DA MÜZAKERESİNİ YAPALIM.

                            Buyrun...
                            Ya İslam'la yükselir, Ya inkarla çürürsün.. Bu yol mezarda bitmiyor, gittiğinde görürsün!...(NECİP FAZIL KISAKÜREK)

                            Comment

                            • TEBYİN
                              Uzman Üye
                              • Sep 2008
                              • 240

                              #89
                              Mezheplerin karara bağladıkları konuların yüzde 95'inin Kur'ana ters olduğunu söyleyorum ve bunu her platformda münazara etmeye hazırım
                              Yüksek fikirler yüksek dağlara benzer: Görenleri ürpertir!

                              www.teblig.net

                              Comment

                              • FEDAKARADAM
                                Uzman Üye
                                • Dec 2010
                                • 418

                                #90
                                TEBYİN Nickli Üyeden Alıntı
                                Mezheplerin karara bağladıkları konuların yüzde 95'inin Kur'ana ters olduğunu söyleyorum ve bunu her platformda münazara etmeye hazırım
                                Bravo size...

                                Ehli sünnet ulemasından, 4 büyük mezhebin mücteidlerinden üstünsünüz.Ve onların yolundan giden gelmiş geçmiş büyük velilleri de solladınız.Onlar hep yanlış iş yaptılar yanıldılar.Siz ise en doğruyu biliyorsunuz.Şimdi içtihad yapacaksınız onların görüşlerini çürüteceksiniz.Ve en isabetli sözünüzü söyleyeceksiniz.

                                BAŞLAYALIM MI?

                                KUR'AN'DA GUSÜL ABDESTİ NASIL ALINACAĞINA DAİR BİR TEK AYET SÖYLEYİN BİZE...BEN SORACAĞIM SİZ CEVAPLANDIRACAKSINIZ.
                                NASIL GUSÜL ABDESTİ ALINIR BUNU İZAH EDER MİSİNİZ? (EN BASİT SORUDAN BAŞLAMIŞ OLDUK)
                                Ya İslam'la yükselir, Ya inkarla çürürsün.. Bu yol mezarda bitmiyor, gittiğinde görürsün!...(NECİP FAZIL KISAKÜREK)

                                Comment

                                Working...