Kur'an memesinden zehir içilmez!

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • hiiic
    Uzman Üye
    • Mar 2010
    • 1980

    #31
    Arabçaya gerek yok, onlar ledülni ilmi biliyor ,,,ledülni... kilosu 5 den ledülni almışlar bazardan

    Ledülni diyince aklıma şu iki adam vardıya süleyman hakkında sallıyorlardı, onlar geliyor. Bunlar da Muhammedin saltanatı hakkında yalan dolan bilgiler sunuyorlar. İnsanlardan büyük kısmınıda inkara sürükleyip güya onlara büyü (ledülni) öğretiyorlar.
    Allahı bir olarak tanıtmayıp ona yardımcı, ortak ve onun katında şefaati kesin olan bir takım ilahlar sunuyorlar.

    İİnsanların çoğu hala yeryüzünün başıboş olduğunu sanıyorlar.
    çoğu Allahın yeryüzünde işitip görmediğini sanıyorlar.
    pek çoğu Allahı hakkıyla tanıyamadı, onun ne kadar diri ve gerçek olduğunu kavrayamadı.
    Bu dünya hayatı ne yazıkki fitneleriyle bize Allahı, varlığı rededilemez olan mutlak gücü unutturdu. En basit akıl formları dahi aklı yaratan varoluşun insanların akıllarından daha yüksek olduğunu bilir, ama Allah dilediğine öyle fitneler veriyorki bu gerçek akıllardan çıkıyor. Sanki yeryüzünde Allahın hükmü yokmuş gibi, insanlar başıboş dilediklerini alacaklarmış gibi oluyor... Sanki hala sanıyorlarki Allah diri değil, Allah bizi duyamıyor, gizlediklerimizide bilmiyor sanyorlar da araya akıllarınca redüksiyon bobini koyuyorlar. Allahı en basit insandan daha ölü daha basit hale koyuyorlar..Günahlarını hristiyan gibi gidip papazda çıkarıyorlr, tarikat köşelerinde el tutup tevbe alıyorlar. tuttukları sarıldıkları şey ne kötüdür.

    İnsanlar hala Allahın mutlak güç sahibi olup, geçmişte, gelecekte ve Şu ANDA titizlikle bizi gözetlediğini anlayamıyorlar. Fitneler aldatıyor, ömür bu gerçeğin ortaya çıkacağı güne doğru hızla akıyor.

    Her günahı işleyin ama şirk koşmayın, kimimiz kimimizi ilahlaştırmasın, 1 olan rabbe yönelelim, ona dua edelim ona kulluk edelim, Onun indirdiği kitaba uyalım, onun kitabının berisinden bir takım uydurma hadisleri dini hüküm etmeyelim.

    Hac 74
    Onlar, (Bu aciz putları Allah'a ortak koşmak suretiyle) Allah'ın kadrini hakkıyla bilemediler. Hiç şüphesiz Allah, çok kuvvetlidir, çok üstündür.


    Furkân 58
    Ölümsüz ve daima diri olan Allah'a güvenip dayan. O'nu hamd ile tesbih et. Kullarının günahlarını O'nun bilmesi yeter.


    Bakara 15
    Gerçekte, Allah onlarla istihza (alay) eder de azgınlıklarında onlara fırsat verir, bu yüzden onlar bir müddet başıboş dolaşırlar.


    Kıyâme 36
    İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanır!


    Mâide 117
    Ben onlara, ancak bana emrettiğini söyledim: Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin, dedim. İçlerinde bulunduğum müddetçe onlar üzerine kontrolcü idim. Beni vefat ettirince artık onlar üzerine gözetleyici yalnız sen oldun. Sen her şeyi hakkıyle görensin.


    tüm bu delil ve uyarılara rağmen
    En’âm 36
    Ancak (samimiyetle) dinleyenler daveti kabul eder. Ölülere gelince, Allah onları diriltecek, sonra da O'na döndürülecekler.


    fedakar bi kez olsun samimiyetle oku. kır şu kibirli, bildiğim bildik çaldığım düdük diyen nefsinin belini. Çıkar şu atalarının sana sıktığı zehiri, aç gözünü gör gerçeği, Halis dini Allaha has kılarak alçalarak yakar rabbine "rabbim bana doğruların yolunu göster ve beni o yola koy" de. Oku fatihayı türkçesinden. Bu yetenek sende olmasa Allah sana bu siteyicde bu yazıyıcda nasip kılmazdı. Günah işle ama şirk koşma, ufak tefek kusurlar affolunabilir ama şirk asla. Oku kuranı uyduğun dinin esaslarını gör. İnadın sonu ateştir, adaletle karar ver, kendi zararına olsa bile, gururunu yerlere atsa bile gerçeği doğruyu savun. Sende bu yetenek olmasaydı Allah sana bu yazıyı okutmazdı bile. Sende bu bel büken zorlu hidayetin nişanı olmasa buralara yorum yazamazdın bile. yoksa sen tesadüflere mi inanırsın?

    ***
    İşte O resule gelen emir, hadi o halde onun yoluna uyalım, bakın onun hadisi hakkındaki gerçek budur. Buhari yada diğer hadislerin de pek çoğu uydurmadır. Gerçek hadis ayettedir
    Kasas 85
    (Resulüm!) Kur'an'ı (okumayı, tebliğ etmeyi ve ona uymayı) sana farz kılan Allah, elbette seni (yine) dönülecek yere döndürecektir. De ki: Rabbim, kimin hidayeti getirdiğini ve kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu en iyi bilendir.


    İşte hadis;
    En’âm 104
    (Doğrusu) size Rabbiniz tarafından basiretler (idrak kabiliyeti) verilmiştir. Artık kim hakkı görürse faydası kendisine, kim de kör olursa zararı kendinedir. Ben üzerinize bekçi değilim.

    Peygamberin üzerine almadığı bekçiliği hangi mürşit hangi evliya hangi papaz hangi keşiş hangi dolandırıcı hangi hilekar alır?

    İşte diğer hadis;

    Yûnus 108
    De ki: Ey insanlar! Size Rabbinizden Hak (Kur'an) gelmiştir. Artık kim doğru yola gelirse, ancak kendisi için gelecektir. Kim de saparsa, o da ancak kendi aleyhine sapacaktır. Ben sizin üzerinize vekil değilim. (Sadece tebliğ etmekle memurum).

    Üzerimize buharinin kitabı gelmiştir demiyor, Kuran gelmiştir diyor, AMAN DİKKAT!!! Şirkin gizlisinin manasını bile gizleyen geleneksel yaklaşıma DİKKAT!!! gizli şirke dikkat, riya ile şirkin alakası yoktur, ama Allahın indirdiğiyle Kulun yazdığı arasında bağ kurmakta şirk alakası vardır. Gizli şirke dikkat, zaten gizli olmasa gizli denmezdi.

    __________________________________________________ _____
    Bu arada lütfen Unutmayalım

    Bakara 186
    Kullarım sana, beni sorduğunda (söyle onlara): Ben çok yakınım. Bana dua ettiği vakit dua edenin dileğine karşılık veririm. O halde (kullarım da) benim davetime uysunlar ve bana inansınlar ki doğru yolu bulalar.

    Comment

    • hiiic
      Uzman Üye
      • Mar 2010
      • 1980

      #32
      Eğer musa ile hızır hikayesini hala o tarikat dolandırıcılarının anlattığı gibi mürit mürşit ilişkisi olarak anlıyorsanız, düşünün. Musa neden mürşidini terk etsin ki? Musa madem mürşidin peşindeydi neden ledülniyi öğrenemedi? Peygamberin üzerine düşmeyen görev bana mı yüklendi? Allah hidayet ve nur vere,,, Allah kime hikmet vermişse ona çok şey vermiştir. Aklımızı kullanalım, dolandırıcıların aklını değil, onlar ateşi görünce anlayacaklar.
      Last edited by hiiic; 6. February 2011, 04:01 PM. Sebep: az önceki mesajı 2 kere yazmışım (bağlantı sorunu) onu sildim böle bişiler karalardım aklıma gelenden, karnım acıktı benim ya

      Comment

      • FEDAKARADAM
        Uzman Üye
        • Dec 2010
        • 418

        #33
        hiiic Nickli Üyeden Alıntı
        Eğer musa ile hızır hikayesini hala o tarikat dolandırıcılarının anlattığı gibi mürit mürşit ilişkisi olarak anlıyorsanız, düşünün. Musa neden mürşidini terk etsin ki? Musa madem mürşidin peşindeydi neden ledülniyi öğrenemedi? Peygamberin üzerine düşmeyen görev bana mı yüklendi? Allah hidayet ve nur vere,,, Allah kime hikmet vermişse ona çok şey vermiştir. Aklımızı kullanalım, dolandırıcıların aklını değil, onlar ateşi görünce anlayacaklar.
        Bir kere sen din cahilisin ve bunu kabul et!Ledülni değil "ledüni. kavramı olacaktı.Tasavvufu anlamadan hiç konuşmasan iyi olur derim...
        Kur'an'da geçen, Hızırla Hazret-i Musanın kıssasının hikmeti nedir?

        Her kıssada ibret alınacak dersler vardır. Hazret-i Hızırla Musa aleyhisselamın kıssasından, âlimlerin çıkardığı hükümlerden bazıları şunlardır:

        1- Yolculukta hizmetçi bulundurmak caizdir. Sefere arkadaşla birlikte de çıkılabilir. [Yolculukta birini emir [başkan] seçmek sünnet, buna tâbi olmaksa vacibdir.]

        2- İlim öğrenmek için, gerekiyorsa uzaklara gitmek müstehabdır.

        3- Sefere çıkarken yiyecek almak caizdir ve tevekküle mani değildir.

        4- Talebe, rütbe itibarıyla hocasından üstün olsa da, hocasına tevazu göstermelidir. [İnsan bildiğinin hocası, bilmediğinin talebesidir. Bilmediği bir şeyi bilen birinden öğrenirken, ona karşı tevazu göstermelidir.]

        5- Talebe, kaldıramayacağı bir şey sorarsa, hocası öğretemeyeceği için özür dilemelidir.

        6- Yapacağı bir işi söylerken inşallah demelidir.

        7- Metbu [tâbi olunan], tâbi olana şart koşabilir.

        8- Şart edilen şey yapılmalıdır.

        9- Kişi, unuttuğu şeyden dolayı ayıplanmaz.

        10- Tekrar, üç defa yapılır.

        11- Yolcunun, ihtiyaç halinde yiyecek istemesi caizdir.

        12- Yapılan iş için ücret alınabilir.

        13- Fakir, geçimini karşılamayan bir vasıtası olsa da, fakir olmaktan çıkmaz.

        14- Gasp etmek haramdır.

        15- Yetimin malını veya emanet olan bir malı kurtarmak için, bir kısmına zarar verilebilir.

        16- İki zarar karşı karşıya gelince, büyüğünden kurtulmak için, küçüğünü işlemek gerekir.

        17- Binayı tamir gerekir. Yıkılıncaya kadar ihmal edilmez.
        Last edited by FEDAKARADAM; 6. February 2011, 05:16 PM.
        Ya İslam'la yükselir, Ya inkarla çürürsün.. Bu yol mezarda bitmiyor, gittiğinde görürsün!...(NECİP FAZIL KISAKÜREK)

        Comment

        • hiiic
          Uzman Üye
          • Mar 2010
          • 1980

          #34
          FEDAKARADAM Nickli Üyeden Alıntı
          Bir kere sen din cahilisin ve bunu kabul et!Ledülni değil "ledüni. kavramı olacaktı.Tasavvufu anlamadan hiç konuşmasan iyi olur derim...
          bi kere ledüni diye bi kavram yok. ledünni var

          Kendi gözündeki merteği görmeden millete çapak suçla bakalım.. şimdi otur aşağıya yazdığın suçlamaları kendin oku,, Allah işte böyle kendi kazdığın çukura düşürür adamı.

          Comment

          • FEDAKARADAM
            Uzman Üye
            • Dec 2010
            • 418

            #35
            hiiic Nickli Üyeden Alıntı
            Eğer musa ile hızır hikayesini hala o tarikat dolandırıcılarının anlattığı gibi mürit mürşit ilişkisi olarak anlıyorsanız, düşünün. Musa neden mürşidini terk etsin ki? Musa madem mürşidin peşindeydi neden ledülniyi öğrenemedi? Peygamberin üzerine düşmeyen görev bana mı yüklendi? Allah hidayet ve nur vere,,, Allah kime hikmet vermişse ona çok şey vermiştir. Aklımızı kullanalım, dolandırıcıların aklını değil, onlar ateşi görünce anlayacaklar.
            hiiic Nickli Üyeden Alıntı
            bi kere ledüni diye bi kavram yok. ledünni var

            Kendi gözündeki merteği görmeden millete çapak suçla bakalım.. şimdi otur aşağıya yazdığın suçlamaları kendin oku,, Allah işte böyle kendi kazdığın çukura düşürür adamı.
            Kelime hatası yapmışız kusuruma bakmayın!Sadece bir harfi eksik bırakmışız.O da bizim kusurumuz olsun.İlmi ledünni zaten tasavvufun ta kendisidir.Bunu bile inkar ediyorsunuz birde kalkmış benim kusurumu söylüyorsunuz.
            Sizinle artık uğraşamam, bildiğinizi okumaya devam edin...
            Last edited by FEDAKARADAM; 6. February 2011, 06:37 PM.
            Ya İslam'la yükselir, Ya inkarla çürürsün.. Bu yol mezarda bitmiyor, gittiğinde görürsün!...(NECİP FAZIL KISAKÜREK)

            Comment

            • TEBYİN
              Uzman Üye
              • Sep 2008
              • 240

              #36
              fedakar
              verdiğin 17 maddenin kaynağını alabilir miyim?
              bu maddeler hangi delille delillendirilmiştir
              Yüksek fikirler yüksek dağlara benzer: Görenleri ürpertir!

              www.teblig.net

              Comment

              • hiiic
                Uzman Üye
                • Mar 2010
                • 1980

                #37
                O değilde 10. madde de tekrar 3 defa yapılır diyor..

                Kaynak şeyh sultan gafsul azam adıyamalı hakkı efendi
                büyük alim ictihat alimi,,, amerikalı bilim adamlarına atom fiziği öğreten alimdir kendisi.

                Anca sallayın bakalım dini sizin pisliklerinizden arındırmaya çalışıyoruz, başkası için değil, sırf kendimiz gerçeği hakkı ve doğruyu bulalım diye...
                Ama bu pislikleriniz bir gün karşınıza bir bir çıkacak, demedi demeyin.. bakalım o gün görecez tekrar kaç defa yapılır, müteşabihlerden ne kadar aldatıcı mana çıkarılır..

                Birde o musa yorumunun hemen üzerindeki ayetleri bari oku belki hidayete gelirsin.. Belki.

                Comment

                • TEBYİN
                  Uzman Üye
                  • Sep 2008
                  • 240

                  #38
                  Bu dinin sahibi ALLAH ise,
                  Bırakalım sınırlarını O belirlesin değil mi?
                  Bu dini ŞİRKETE çevirip, sonra da BİZ ŞİRKİN (şirketin) içinde değiliz diye avunmak
                  Olsa olsa bir nevi ibliscilik oynamak demektir
                  Yüksek fikirler yüksek dağlara benzer: Görenleri ürpertir!

                  www.teblig.net

                  Comment

                  • TEBYİN
                    Uzman Üye
                    • Sep 2008
                    • 240

                    #39
                    8- Şart edilen şey yapılmalıdır.
                    Bu, gelenekçi erkeklerin 3 kez
                    BOŞ OL sözüyle eşini boşadığını sanması
                    Bu madde ile alakalı olsa gerek
                    Peki, aynı şart kadın için de geçerli midir?
                    Yani, kadında istemediğinde erkeğini üç talakla boşayabilir mi?
                    Yoksa, bu din sadece erkekleri mi ilgilendiriyor
                    Yüksek fikirler yüksek dağlara benzer: Görenleri ürpertir!

                    www.teblig.net

                    Comment

                    • FEDAKARADAM
                      Uzman Üye
                      • Dec 2010
                      • 418

                      #40
                      TEBYİN Nickli Üyeden Alıntı
                      Bu, gelenekçi erkeklerin 3 kez
                      BOŞ OL sözüyle eşini boşadığını sanması
                      Bu madde ile alakalı olsa gerek
                      Peki, aynı şart kadın için de geçerli midir?
                      Yani, kadında istemediğinde erkeğini üç talakla boşayabilir mi?
                      Yoksa, bu din sadece erkekleri mi ilgilendiriyor
                      Aşağıda ki alıntyla bunun müzakeresini öğrenelim....


                      BOŞAMA (TALAK)

                      Islâm'da boşama hakkının erkeğin elinde olması, erkeğin, kadın istediği anda boşayabilmesi demek olacağı, bu yüzden boşanma olaylarının çoğalmasıyla kadınların gadre ugrayacağı iddia edilerek, IsIâm'daki "talak=boşama" müessesesi tenkit edilir.

                      Konunun Islâmî yönüne değinmeden, diyalektik açıklamasını vermeye çalışalım:

                      Önemli olan boşama yetkisini kadına ya da erkeğe vermek mi, yoksa boşanma olaylarını olabildiğince azaltarak, bundan doğacak maddî ve manevî zararların maksimum düzeyde önüne geçmek mi? Elbette ikincisi denilecektir. Öyleyse Islâmî olan ve olmayan toplumlar arasında, boşanma olayları konusunda karşılaştırnmalı bir istatistik yapıp, bunun hangisinde daha zararlı boyutlara vardığına bakmak, daha gerçekçi bir yol olmaz mi? Biz hemen şuracıkta, İslam'ın bu öğretisini haksızlık gören batı ülkelerinin en gelişmişi olan Amerika'da, seksenli yıllardaki boşanma oranını söyleyiverelim, yüzde kırk sekiz. Ve hemen ekleyiverelim: Günümüzde olduğu gibi, tarih boyunca İslam'ın hayattan olabildiğince uzaklaştırıldığı dönemlerde bile, Islâm toplumlannda bu oran, bunun yarısına dahi çıkmamıştır. Öyleyse niçin sistemlerin sonuçlarına değil de, prensiplerine bakılıyor?,

                      Şimdi islâm'a dönelim: Erkeğin daha önce sözünü ettiğimiz konumundan ve tüm malî sorumlulukların onun omuzlarında olduğundan ötürü Islâm'da boşama yetkisi ona verilmiştir. Erkek yerine kadına verilmesi gerektiğini söyleyen zaten olmadığına göre, tek ihtimal, bu hakkı ikisinin beraberce kullanmaları ihtimalı kalıyor. O takdirde:

                      1- Kadın güçlü olan duygusal davranışların etkisiyle boşanma olayını daha çok gündeme getirecek ve ailenin huzurunu bozacaktır.

                      2- Iki taraftan da gelebileceği için boşanma isteği en az (çünkü kadın daha duygusaldır) iki katına çıkacak veya karşı tarafın da bunu kabul etmesiyle boşanma olayları da yine en az iki kat daha artacak, (Nitekim Amerika'daki istatistikler bunu gösteriyor) ya da kabul etmemesiyle düşmanlık, sürtüşme ve geçimsizlik daha da çoğalacaktır.

                      3- Böyleec ya, evleri kendilerine zindan haline getirilen eşler başka ilişkilerle hayat sürdürmeye devam edecekler ve artık birbirlerinin, sevecekleri eşle huzur dolu bir yuva kurmalarına engel olacaklar, ya da bir taraf boşanmada aşırı istekli olan diğer tarafın bu arzusunu istismar edip, ondan ancak çok büyük meblâglar alarak boşanmayı kabul edecek ve diğerini zarara sokacaktır.

                      4- Bu arada boşanmak isteyen eşlerin ömürleri mahkeme kapılarında geçecek ve herkesin huzurunda birbirinin kirli çamaşırlarını ortaya dökerek, ondan sonraki hayatlarını da lekeleyecek ve karartacaklardır.

                      Halbuki Islâmî boşama tarzı, özellikle aile hayatının da Islâmî olduğu bir toplumda, hem işleyişi, hem de sonuçları açısından son derece fitrî ve makul görünmektedir:

                      (1) Bir defa boşama, helâl olmakla beraber, "Allah katında helâlların en çirkinidir" (Ebû Dâvûd, talak 3; ibn Mâce, talak 1 .) ve en son başvurulacak bir çâredir. "Allah sık sık eş değiştiren çeşnici erkeklere ve çeşnici kadınlara lânet eder." (el-Hindî, Kenzu'l-Ummâl IX/661; Suyûtî, e!-Câmi'us-sağîr H. No. 3288 (Taberânî'den)) Yani boşama, büyük ölçüde dinî engelle karşı karşıyadır.

                      (2) Sünnetin öğrettiği boşama biçimi hiçbir sistemde bulunmayan birleştirici ve yapıcı özellikler taşır:

                      a) Kadın erkeği âdetli halinde boşayamayacak, âdeti bittikten sonra hiç cinsel ilişkide bulunmadığı temizlik süresinde boşayacaktır. Böylece cinsel ilişkiye acıktığı bir anda onu gözden çıkaramayacak ve boşaması zorlaşacaktır.

                      b) Islâm'da kadınla erkek birbirine üç bağla bağlı bulunduklarından, birinci boşamada kadının erkekle bütün ilişkileri kesilmeyecek, kadın "iddet" dönemine girecektir. Böylece erkek yalnızlığın tadını birazcık tadacak, karısını arzulayacak ve boşadığı andaki duygularından sıyrılmış olarak düşünme imkânı bulacak ve köklü bir sebep yoksa, yeni bir nikâha bile gerek kalmadan karısına dönecektir. Aynı imkân ikinci boşamasında da tanınacak, üçüncü defa boşaması ise böyle önemli bir kurumu hafife alma anlamı taşıyacağından, artık o kadına dönmesine izin verilmeyecek ve erkek bir bakıma cezalandırılmış olacaktır.

                      (3) Boşamada sünnete uymaz ve yasaklanan bid'at türü bir boşama ile karısıyla kendi arasındaki bütün bağları bir anda koparırsa, bu boşama da geçerlidir. Ancak erkek bir suç işlemiştir ve cezasını görmelidir. Bir defa yaptığı iş bir günahtır ve manevî sorumluluğu vardır. Karısına artık istese de dönemeyecektir. Onun "iddeti" süresince her türlü nafakasını sağlayacak ve malî bir cezaya çarptırılacaktır. Ve görüldüğü gibi, bu sistemde gadre ugrayan kadın değil, aslında erkektir. Bu yüzden, işin manevî sorumluluğu bir tarafa, bu riskleri göze alamayınca erkek kolay kolay boşama yoluna gidemeyecektir. Bu, işin işleyiş biçimine değil, sonucuna bakmakla kolayca anlaşılabilir.

                      Diğer yönden boşanmak için ciddi sebepler varsa, kadın-erkek bir sürü engelle karşılaşmadan, mahkemelere düşüp, milletin huzurunda birbirlerini rezil etmeden kolayca ayrılabilecekler ve özledikleri yuvayı kurmak için şanslarını yeniden deneyebileceklerdir.

                      Boşama uygulaması bu söylediğimiz biçimde olmaz ve kadının hakları çiğnenirse, mahkemeleri yanında bulacak ve "haklı, hakkını alıncaya kadar güçlü" olacaktır.



                      BOŞAMA YETKİSİNİ KADINA VERMEK


                      Islâmda boşanma hakkı erkeğe verilmiştir. Kadın ancak mahkeme kararı ile boşanma isteyebilir ve meşru sebepler varsa boşanır.

                      Ancak erkek kendi iradesi ile kendisinin olan boşama hakkına karısına verebilir ve buna da Islâm hukukunda "tefvîzu't-talâk" adı verilir. Koca talakı karısına nikâh esnasında "tefviz" edebileceği gibi sonradan da edebilir ve bu bir "tevkîl=vekîl kılma" değil, "temlîk=mülküne verme, ona mülk kılma" olur. Çünkü vekil başkası adına çalışan kimsedir. Kendisini boşama yetkisi alan kadın ise, kendisi adına iş göreceğinden vekil olamaz, nikâhına doğrudan sahip olur. Bu durumda:

                      1. Kadın nikâh esnasında "boşama yetkisine bana vermen şartı ile seninle evlenmeyi kabul ederim" der, koca da kabul ederse koca bu hakkını artık geri alamaz, kadın istediği zaman kendisini boşar ve bu bir "bâin" talâk olur. ,

                      2. Nikâhtan sonra herhangi bir zaman koca karısına: Kendini boşama konusunda muhayyersin, ya da bu konuda yetki senin elindedir, veya dilersen boşanabilirsin, demesi ve karının da o mecliste bunu kabul etmesi halinde durum yine aynıdır. Cumhur (fıkıhçılar çoğunluğu) karının, kabul ettiğini bildirmeksizin o meclisten kalktıktan sonra artık kabul hakkının kalmayacağını söylerler. Çünkü bu bir "temlik" tir ve gerçekleşebilmesi için o mecliste kabul görmesi gerekir. Ancak bunu söyledikten sonra koca da bundan cayamaz. Çünkü bunda yemin, yani talâkı, karının boşamasına bağlama, ta'lik anlamı vardır. (Merginânî, Hidâye I/244) Ancak Ibn Hümâm, bu ifadelerle boşama yetkisi kendisine verilen kadının, bunu o mecliste de, o meclisin dışında da (yani sonradan da) kabul yetkisi vardır, der: Çünkü Rasûlullah Aişe validemize, böyle bir durum söz konusu olduğunda: "Annene babana sormadan acele karar verme" (Ibn Hümam, Fethu'I-Kadir N/410) diye buyurmuşlardır. Kocanın: "Istediğin zaman kendini boşayabilirsin" gibi bir ifade kullanması halinde karı, kendisini istediği zaman boşayabilir. (Merginânî.)

                      Ya İslam'la yükselir, Ya inkarla çürürsün.. Bu yol mezarda bitmiyor, gittiğinde görürsün!...(NECİP FAZIL KISAKÜREK)

                      Comment

                      • Barış
                        Uzman Üye
                        • Sep 2008
                        • 569

                        #41
                        Erkek yerine kadına verilmesi gerektiğini söyleyen zaten olmadığına göre...
                        Her iki tarafa da boşanma hakkı verilmeyecekse, erkek yerine kadına verilmelidir bu hak.

                        Söyleyen var yani.

                        Kadına da bu hak verilsin tezini çürütmek için sayılan gerekçelerin hiçbirisi gerçekçi değil, doğru değil. Tamamen erkek bakış açısıyla ve düşüncesizce kaleme alınmış.

                        Ayrıca bu hak zaten hem kadına hem erkeğe tanınmıştır. Gayet de makuldür bu. islama da aykırı değildir.

                        Kuran memesinden zehir içilmez.

                        Halka asırlarca içirilen zehirlerin hesabını vermek ne kadar zordur kimbilir!
                        Kimse kimsenin yargıcı değil, olmamalı da zaten..Herkes kendi üzerinde gözetmen ve yargıç olsun..Kendimizi rahatsız edelim, dünyamız değişsin...Belki o zaman huzuru bulmuş benliğimiz başkalarına kendiliğinden ışık saçar../Elif.

                        Comment

                        • hiiic
                          Uzman Üye
                          • Mar 2010
                          • 1980

                          #42
                          Kadın hakkı diye birşey yoktur, olamaz!.

                          Çünkü "hakkı" erkek ismidir.

                          Comment

                          • TEBYİN
                            Uzman Üye
                            • Sep 2008
                            • 240

                            #43
                            Kadını ikinci sınıf görmek hastalığına bir tokat gibi indirilen..
                            MERYEM ANAMIZA VERİLEN, BABASIZ DOĞUM hakkı,
                            Sanırım bu gelenekçilere tokat olamıyor
                            Neyse, onların tokadı mahşerde inecek demektir bu
                            Yüksek fikirler yüksek dağlara benzer: Görenleri ürpertir!

                            www.teblig.net

                            Comment

                            • bartsimpson
                              Super Moderator
                              • Mar 2012
                              • 692

                              #44
                              FEDAKARADAM Nickli Üyeden Alıntı
                              Fakihlerin tamamı 4 mezhebteki tüm müctehidler:

                              Abdestli olmayan bir kimsenin;kuran okuyabileceği veya ona dokunmaksızın bakabileceğine ittifak etmişlerdir.nitekim küçük çocuğun öğrenmek kasdı ile dokunabilmesinide caiz görmüşlerdir.(zuhayli c.2,s.212)

                              mezhebteki tüm müctehidlere göre:bütünüyle veya bir ayete dahi olsa,kısmen bir musafa el sürmek haramdır..(zuhayli;c.2,s:212-213-214-215)

                              4 mezhebe göre namaz abdesti olmaya kimsenin kurana dokunmasının haram olmasının 2 nedeni vardır:

                              1)vakıa;79:''ona ancak çokça temizlenmiş olanlar dokunur''şeklindeki ayetin mealini yani ancak taharet üzere olanlar dokunur şeklinde yorumlamaları ve buradaki haberi nehiy(yasaklama) olarak algılamalarıdır.

                              Peygamber efendimizinde bu konuda hadisi vardır:kur'an'a ancak abdesti olan bir kimse el sürer.bu hadisi;ebu davud,nesai,taberani,darekutni,beyhaki,malik rivayet etmiştir.(zuhayli;c.2,s.212)

                              kur'ana tazim vaciptir.abdestsiz dokunmak ise tazime aykırıdır.
                              Sizin dediğinize bakılırsa peygamber nebiilik görevini zor yerine getirir. Müşriklere Allahı anlatmak zaten ayrı bir dert birde kuran okurken yada okuturken abdest gusül felan mı aldıracak?

                              Hele arabistan gibi bir yerde teyemmümde kurtarmaz çokça temizlenmek gerekir.

                              Hadi onu geçtim peygamberin selman farisi gibi görevlendirdiği pek çok sahabe vardır. İslamı yaban ellerde yaymak ve Allah kelamını insanlara ulaştırmakla görevli, Adamların işi zor tebliğden önce tüm halkı yada muhatapları hamama sok banyo yaptır iyice temizle bide üstüne abdest aldır, sonra oku veya okut.

                              Hadi bunuda geçtim. Şahsım turistik bir bölgede yaşıyorum (Antalya) yabancı arkadaşlarımızla pek çok dini sohpetlerimiz olur onlar incilden bahseder ben kurandan hatta pekçok yerde aynı şeylerden bahsedildiğini duyduklarında şaşırırlar ve ilgi gösterirler, görmek isterler. Ne diycem ben bu gayrimüslime "dur önce müslüman ol. git banyo yap iyice yıkan. sona abdest al. gel oku"

                              herhalde söylediğinize sizinde inanasınız gelmedi.

                              hristiyanlar bırakın söylediklerinizi incili bedava verip üstüne parada veriyolar dinlerinin reklamını yapmak için.

                              işi bukadar yokuşa sürmeyin azizim kapitalistlerden biraz pazarlama dersi alın.
                              "Hayat bugündür. Emin olduğun tek hayat. Onu en iyi şekilde yaşa."

                              Comment

                              • bartsimpson
                                Super Moderator
                                • Mar 2012
                                • 692

                                #45
                                hiiic Nickli Üyeden Alıntı
                                Çok komik yaaa,

                                Bir ayette diyorki Resule uyun

                                iki resul diyorki buharinin hadislerine uyun

                                üç buhari diyorki halifeler gelecek

                                dört halifeler diyorki bizim ileride mubareklerimiz gelecek

                                beş mubarekler diyorki biz Allah yarısıyız himmeti yardımı bizden isteyin bize hizmet edinki kurtuluşa eresiniz...



                                beş adımda anasını ağlattılar dinin de kitabında... Kuran akıl sahiplerine indi, insan azıcık oturur düşünür ama beyin kilitliyse düşünmek neyeeeee
                                Sevgili "hiiic"peygamberin durumu ile ilgili bir tespitim var yanlışsam düzeltin.

                                "Eşheduenlailaheillalah ve eşhedu enne Muhammeden Abduhu ve Rasuluhu"

                                Ben buradan peygamberin "Abd" yani "Kulluk" sıfatının "Rasul" yani "Elçilik" sıfatından önce geldiğine inanıyorum.

                                Yani halk ve toplum ile ilgili konularda Rasul'de sizin gibi bir kuldur unutmayın ama dini konularda o Allahın Rasulüdür. Onu bu şekilde değerlendirin ve farklı misyon ve görevler yüklemeyin.
                                "Hayat bugündür. Emin olduğun tek hayat. Onu en iyi şekilde yaşa."

                                Comment

                                Working...