"trend" dini!

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • TEBYİN
    Uzman Üye
    • Sep 2008
    • 240

    #1

    "trend" dini!

    Her şeyin modası olur da, dinin olmaz mı?
    1980'lere gidelim.
    Şule Yüksel Şenler adında eski bir manken, birden bir "Hidayet" halesine bürünüveriyor!
    Koskoca manken, köylü Hatice nine ya da varoş sakini Fatma bacı gibi giyinecek değil ya!
    Hemen, çok çağdaş bir giyim tarzı tasarlandı.
    "Moda" ve "Çağdaş" kavramları, İslam Alemin de, "Vebalı" muamelesi gördüğü için..
    İster istemez bu konuda Batıdan yardım alınmalıydı.
    Hemen bir gayrımüslim modacı bulundu ve,
    "Moda Vakkodur" sloganıyla yepyeni pardesüler, türbanlar, giyim tarzları oluşturuldu.
    Artık, bizim de "Sosyete"miz oluşmuştu ve hatta evrimleşme de klasik sosyeteden 100 adım ilerdeydik.
    3-5 sene içerisinde, öyle renklendik, öyle cazibelendik, öyle şatafatlaştık ki,
    Ciddi ciddi modacılar artık "en seksi" ketagorisini hiç düşünmeden örtülüler arasından seçebiliyordu,
    Modacı üstadlar, bizim hakkımızı yemezken, onları utandırmak olmazdı tabi.
    Çok hızlı bir şekilde, daracık "kot"lar, "pantolon"lar icat edilerek..
    Anadoluda söylenen, "Bizim gelin bizden kaçar, başını örter mıçını açar" deyimini yalan çıkarmamak için elden gelinen herşey, tek tek yapıldı.

    Giyimde moda takip edilirken, ticarette edilmezse ayıp olurdu zaten.
    Birden, dış ülkelerde çalışan yurttaşlarımızın alın terlerini..
    Kandırmak suretiyle "Hüüp"leten onlarca Holding bitiyordu, güz mantarları gibi.
    Artık, herşeyin "dini" olanı icat ediliyordu.
    Dini düğünler...
    Dini proğramlar...
    Dini radyo ve Televizyonlar..
    Dini konferanslar..
    Ve hatta, alışveriş yapılırken bile..
    Dini olan/olmayan sorgulanıyordu..
    3-5 kuruşluk bir çukulata, ciklet, kek bile, "bizimkilerin" mi, "değil"mi mantığıyla sepete atılıyordu.

    Yine, Anadolu da söylenen ve birilerinin üzerine "cuk" oturan bir deyim vardır.
    "Sonradan görme, dininden dönme"
    Sonradan görmelik öyle bir hastalık ki, freni patlamış araba gibi, nerde duracağı, ne zararlara sebep vereceğini asla kestiremezsiniz..

    Giyimde, ticarette zirve zorlanır da, "siyaset" atıl bırakılır mı?
    Ki, menfaat çeşmelerinin en büyük ve verimlileri orada..
    Bunca giyime, alışveriş çılgınlığına, israflara para mı dayanır..
    Evet evet, siyasete muhakkak el atılmalı..
    Tamam da, daha düne kadar, "Siyaset şeytan işidir" diyorduk herkese..
    Amaan, düşündüğün şeye bak canım, nasılsa Alimler!, Hocalar!, Kanaat Önderleri kapıkulumuz değil mi?
    Çıkıp, salya sümük, millete iki hadis, bir rivayet patlattı mı?
    Herkes, önceden öğrendiğini unutur nasılsa..
    Unutur da, Hani büyük üstad "Dadıuz-zaman, "Şeytanın ve siyasetin şerrinden Allah'a sığınırım" sözünü nereye koyacağız.
    Dur yahu, şu "menfaat ya rasulallah" kuyularını bir ele geçirelim, ona da bir cevap buluruz elbet..
    Ve buldular, buldular da, "ALLAH-U EKBER" nidalarının yerine, "ABD-U EKBER" kelimesini koyarak..
    Şükür, şimdi işler daha kolay yürüyor..
    Her "ABD-U EKBAR" sözüne, ABD tanrısı, hem rızık yardımı yağdırıyor ve hem istedikleri/destekledikleri partiyi parlatıyor.
    Ve hatta, arkalarına aldıkları ABD tanrısı gücüyle, sınavlarda bile istedikleri öğrencileri istedikleri yere yerleştirip..
    İstemedikleri insanları biçerdöver gibi budayarak..
    "Gücün" hukukunu gösteriyorlar alem-i Dünya'ya..
    Bu da iyi, has ta, bu yapılanlar "kul hakkı"na girmiyor mu?
    Girse ne olur canıım, takiyye var, ehveni şer var, bütün "hileleri" yuyacak bir HİLERSİL maddesi yedek kulubesinde bekliyor nasılsa!!

    Siyaset tamam, ticaret tamam, hukuk tamam, moda tamam, 4x4'ler tamam da..
    Halen bu ülkede bu "Din Tüccarlarindan" alışveriş yapmayan yüzde 50'lik bir kesim var, onları ne yapacağız?
    Kolay,
    Hemen, "Dini" Tv'ler de, "NAMAZLA DİRİLİŞ", "ABDESTLE İRKİLİŞ", "GUSÜL İLE SİLKİNİŞ" gibi proğramlar yapıp..
    Bu milleti bir bahane ile camilere doldurmalı..
    Bizim imamlar, müftüler, vaazlar kaliteli birer okus-pokusçu olduğu için..
    Nasılsa bunları da "hipnoz"layarak, etkisiz hale getirirler..

    "Eyy ahali, duyduk duymadık demeyin, bu adam tam bir cami, din, iman düşmanı"

    Dur yahu, bir yerlerini yırtarak ne bağırıyorsun.
    Bana ne dininden, imanından, namazından..
    Bunları benim için mi icra ediyorsun sanki..
    Ben, bir tuzak ile, koyunlaştırıldığını haykırıyorum.
    Her alanda üçkağıtçı,
    Hırsız,
    Yalancı,
    Düzenbaz,
    Hilekar,
    Cahil ve sığ bir toplumu..
    365 gün Kabenin göbeğinde tutsanızda..
    24 saat miraca çıkarsanızda..
    Belediye hoparlörlerinden ömrü boyunca hatim dinletsenizde..
    Bir şeylerin değişmeyeceğini siz benden iyi biliyorsunuz.
    Çünki, "tenekeyi altın terazisinde" tartma telaşındasınız..
    Ama, "tartıda altını bastıran teneke", paha da resmen yerlerde sürünüyor..
    Evet evet,
    Toplum olarak her alanda yerlerde sürünmekteyiz.
    Ama olsun, yeni bir deneyin peşindeyiz.
    Yılan ve tüm sürüngenlere Abdest abdırıp, namaz kıldırarak..
    Diriliş ve Dimdik durma eğitimleri veriyoruz..
    Bir başaralım, ondan sonra görün siz bizi..
    Uçurtmalarla aya ilk basan millet ünvanını alıyor muyuz, almıyor muyuz?

    Ciddiyiz ve Ciddiyetimizi içinde "moda" geçen her alanda gösterme azmindeyiz..

    Çok mu heyecanlandınız..
    O zaman ben TEKBİRR diye bağırayım..
    ABD-U EKBER demesi de sizden artık!..
    Yüksek fikirler yüksek dağlara benzer: Görenleri ürpertir!

    www.teblig.net
  • FEDAKARADAM
    Uzman Üye
    • Dec 2010
    • 418

    #2
    Müslümanların tesettür işi modacılara kaldı.Halbuki en iyi tesettür çarşaftır.Onda süslük yoktur.Onu giymek bir müslüman kadının nefsine çok ağır gelmektedir.Tabiri caiz ise Allah'ın istediği moda çarşaftır.Çarşaf en güzel islam modasıdır.Hemde hiç değişmeyecek ve atılmamak şartı ile.Günü de geçmeyecek ve kıyamete kadar bu moda devam edecektir.Allah çarşaftan hoşnuttur.Gerisi teferruattır.Çarşafa moda diyorsak bu süslenmek için değildir.Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak içindir.Başka meseleye geçelim...

    Ben, bir tuzak ile, koyunlaştırıldığını haykırıyorum.
    Her alanda üçkağıtçı,
    Hırsız,
    Yalancı,
    Düzenbaz,
    Hilekar,
    Cahil ve sığ bir toplumu..
    365 gün Kabenin göbeğinde tutsanızda..
    24 saat miraca çıkarsanızda..
    Belediye hoparlörlerinden ömrü boyunca hatim dinletsenizde..
    Bir şeylerin değişmeyeceğini siz benden iyi biliyorsunuz.
    Aynen öyledir."Ben görmüyorum ama sen yan cebime koy!" misali müslümanlar bu acı gerçeği maalesef kavrayamamışlardır.Herkes işine geleni kabul ediyor işine gelmeyeni ret ediyor.

    Bütün bu olup bitenler ve yapılanlar riyakarlıktan başka bir şey değildir.Kişi, Allah'a tam samimi bir kul olmadıkça ona hikmet kapıları açılmayacaktır.
    Last edited by FEDAKARADAM; 1. May 2011, 04:11 AM.
    Ya İslam'la yükselir, Ya inkarla çürürsün.. Bu yol mezarda bitmiyor, gittiğinde görürsün!...(NECİP FAZIL KISAKÜREK)

    Comment

    • hiiic
      Uzman Üye
      • Mar 2010
      • 1980

      #3
      Müslümanların tesettür işi modacılara kaldı.Halbuki en iyi tesettür çarşaftır.Onda süslük yoktur.Onu giymek bir müslüman kadının nefsine çok ağır gelmektedir.Tabiri caiz ise Allah'ın istediği moda çarşaftır.Çarşaf en güzel islam modasıdır.Hemde hiç değişmeyecek ve atılmamak şartı ile.Günü de geçmeyecek ve kıyamete kadar bu moda devam edecektir.Allah çarşaftan hoşnuttur.Gerisi teferruattır.Çarşafa moda diyorsak bu süslenmek için değildir.Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak içindir.Başka meseleye geçelim...
      EL İNSAF!



      A’râf 26
      Ey Adem oğulları! Size ayıp yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise yarattık. Takva elbisesi... İşte o daha hayırlıdır. Bunlar Allah'ın ayetlerindendir. Belki düşünüp öğüt alırlar (diye onları indirdi).


      A’râf 31
      Ey Adem oğulları! Her secde edişinizde güzel elbiselerinizi giyin; yeyin, için, fakat israf etmeyin; çünkü Allah israf edenleri sevmez.


      A’râf 32
      De ki: Allah'ın kulları için yarattığı süsü ve temiz rızıkları kim haram kıldı? De ki: Onlar, dünya hayatında, özellikle kıyamet gününde müminlerindir. İşte bilen bir topluluk için ayetleri böyle açıklıyoruz.

      Comment

      • Anonymous
        Uzman Üye
        • Dec 2010
        • 179

        #4
        FEDAKARADAM Nickli Üyeden Alıntı
        Allah'ın istediği moda çarşaftır.
        De ki: "Rabbim, ancak şunları haram kıldı: İğrençlikleri -görünenini, gizli olanını- günahı, haksız yere saldırmayı, hakkında hiçbir kanıt indirmediği şeyi Allah'a ortak koşmayı, bir de Allah hakkında bilmediğiniz şeyler söylemeyi."
        Araf 33

        Comment

        • FEDAKARADAM
          Uzman Üye
          • Dec 2010
          • 418

          #5
          hiiic Nickli Üyeden Alıntı
          el insaf!



          a’râf 26
          ey adem oğulları! size ayıp yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise yarattık. Takva elbisesi... Işte o daha hayırlıdır. Bunlar allah'ın ayetlerindendir. Belki düşünüp öğüt alırlar (diye onları indirdi).


          a’râf 31
          ey adem oğulları! Her secde edişinizde güzel elbiselerinizi giyin; yeyin, için, fakat israf etmeyin; çünkü allah israf edenleri sevmez.


          a’râf 32
          de ki: Allah'ın kulları için yarattığı süsü ve temiz rızıkları kim haram kıldı? De ki: Onlar, dünya hayatında, özellikle kıyamet gününde müminlerindir. Işte bilen bir topluluk için ayetleri böyle açıklıyoruz.
          Biz bu ayetlere karşı çıktığımızı mı sanıyorsunuz?.Maksadınız nedir öyleyse?...

          "GÜZEL ELBİSELERİNİZİ GİYİNİN!" EMRİ MODAYA UYMAK DEĞİLDİR.MÜSLÜMAN SADE VE GÖSTERİŞSİZ TEMİZ GİYİNMELİDİR.DEKOLTE ELBİSE GİYMEK MİDİR GÜZEL ELBİSE GİYMEK?
          Last edited by FEDAKARADAM; 1. May 2011, 06:25 PM.
          Ya İslam'la yükselir, Ya inkarla çürürsün.. Bu yol mezarda bitmiyor, gittiğinde görürsün!...(NECİP FAZIL KISAKÜREK)

          Comment

          • hiiic
            Uzman Üye
            • Mar 2010
            • 1980

            #6
            Dekolte yasak;

            Nûr 31
            Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mümin kadınlar), ellerinin altında bulunanlar (köleleri), erkeklerden, ailenin kadınına şehvet duymayan hizmetçi vb. tabi kimseler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına zinetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar (Dikkatleri üzerine çekecek tarzda yürümesinler). Ey müminler! Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz.


            Nûr 60
            Bir nikah ümidi beslemeyen, çocuktan kesilmiş yaşlı kadınların, zinetleri (yabancı erkeklere) teşhir etmeksizin (bazı) elbiselerini çıkarmalarında kendilerine bir vebal yoktur. İffetli davranmaları kendileri için daha hayırlıdır. Allah işitendir, bilendir.


            Moda eğer israfı getiriyorsa (ki getirir) o da yasak;

            A’râf 31
            Ey Adem oğulları! Her secde edişinizde güzel elbiselerinizi giyin; yeyin, için, fakat israf etmeyin; çünkü Allah israf edenleri sevmez.


            Başına çarşaf, torba, kesekağıdı v.s. geçirmenin hükmüde aynı ayetlerde çıkmaktadır.


            Orta yol var orta,, yolun ortası... onu yakalamak lazım...

            Çünkü islam tam bir siyasetin aracı olmuş, türban v.s. gibi konularda ağa takılmadan sağlam yürümek, Yahudilerin maşası olmamak için akıllı olalım. Dünya kimseye kalmıyacak, Allah başı kapalıyada açığada bol bol versin nimetlerini. Uyanık olalım!

            Yoksa sağılacak müslümanlar oluruz, olmayalım hanif müslümanlar olalım.
            Last edited by hiiic; 1. May 2011, 11:15 PM.

            Comment

            • FEDAKARADAM
              Uzman Üye
              • Dec 2010
              • 418

              #7
              hiiic Nickli Üyeden Alıntı
              Dekolte yasak;

              Nûr 31
              Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mümin kadınlar), ellerinin altında bulunanlar (köleleri), erkeklerden, ailenin kadınına şehvet duymayan hizmetçi vb. tabi kimseler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına zinetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar (Dikkatleri üzerine çekecek tarzda yürümesinler). Ey müminler! Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz.


              Nûr 60
              Bir nikah ümidi beslemeyen, çocuktan kesilmiş yaşlı kadınların, zinetleri (yabancı erkeklere) teşhir etmeksizin (bazı) elbiselerini çıkarmalarında kendilerine bir vebal yoktur. İffetli davranmaları kendileri için daha hayırlıdır. Allah işitendir, bilendir.


              Moda eğer israfı getiriyorsa (ki getirir) o da yasak;

              A’râf 31
              Ey Adem oğulları! Her secde edişinizde güzel elbiselerinizi giyin; yeyin, için, fakat israf etmeyin; çünkü Allah israf edenleri sevmez.


              Başına çarşaf, torba, kesekağıdı v.s. geçirmenin hükmüde aynı ayetlerde çıkmaktadır.


              Orta yol var orta,, yolun ortası... onu yakalamak lazım...

              Çünkü islam tam bir siyasetin aracı olmuş, türban v.s. gibi konularda ağa takılmadan sağlam yürümek, Yahudilerin maşası olmamak için akıllı olalım. Dünya kimseye kalmıyacak, Allah başı kapalıyada açığada bol bol versin nimetlerini. Uyanık olalım!

              Yoksa sağılacak müslümanlar oluruz, olmayalım hanif müslümanlar olalım.
              Müslümanlar enayi, keriz olduğu müddetçe moda akımları durmayacaktır.Gelsin paralar gitsin modalar,hepsi bu maksat bunlardır.
              Ya İslam'la yükselir, Ya inkarla çürürsün.. Bu yol mezarda bitmiyor, gittiğinde görürsün!...(NECİP FAZIL KISAKÜREK)

              Comment

              • Miralay
                Uzman Üye
                • May 2010
                • 372

                #8
                Selamlar
                Herşey hoş güzel de; güzelliği parantez içindeki (kadar) ifadesi bozmuş.

                Bırakın inananlar, inancına göre çarşaf,burka,türban,...vs. giysinler. İsterse başı açık dolaşsınlar. Herkes Kur'andan anladığı oranda sorumlu tutulacaktır.
                En güzel cevabı yine Kur'an veriyor. "En güzel giysi takva giysisidir." diye...
                Yeter ki, din simsarlarının elinde oyuncak olmayasın. Din adına yapılan dayatmalardan bıktık, usandık artık. İslam'ın tüm sorunları bitmiş te tek sorun türban kalmış. Vay güzel dinim vay!

                Geçen cumartesi, komşumun düğününe davetliydim. Herkes türbanlı. Saçının telini bile göstemeyecek şekilde başlarını örtmüşler. Ama heyhaaat! vücutlarında belli olmayan uzuvları yok. Bir de kırıta kırıta oynuyorlar. Açıkçası giyinik çıplaklar.
                Vebali günahı bana... Ben Kur'andan böyle anlamıyorum. Ben Nur suresi 31.ayette saç telini değil, dekolteleri örtün diye anlıyorum. Ve yine Kur'andan anlıyorum ki; çarşaf,burka falan da emredilmiyor. Cenab-ı Allah dileseydi, bunun adını açık ve net olarak koyardı önümüze ve "bu şekilde örtünün" derdi. Ama dememiş. Herkes örfünce,adetince nasıl giyinilmesi gerekiyorsa, o şekilde giyinsin dercesine serbest bırakmış. Cinsel istismarın olmadığı yörelerde bunların ehemmiyeti bile yoktur. Yine tekrarlıyorum ki; en güzel elbise takva elbisesidir.

                Selametle

                Comment

                • FEDAKARADAM
                  Uzman Üye
                  • Dec 2010
                  • 418

                  #9
                  Miralay Nickli Üyeden Alıntı
                  Selamlar
                  Herşey hoş güzel de; güzelliği parantez içindeki (kadar) ifadesi bozmuş.

                  Bırakın inananlar, inancına göre çarşaf,burka,türban,...vs. giysinler. İsterse başı açık dolaşsınlar. Herkes Kur'andan anladığı oranda sorumlu tutulacaktır.
                  En güzel cevabı yine Kur'an veriyor. "En güzel giysi takva giysisidir." diye...
                  Yeter ki, din simsarlarının elinde oyuncak olmayasın. Din adına yapılan dayatmalardan bıktık, usandık artık. İslam'ın tüm sorunları bitmiş te tek sorun türban kalmış. Vay güzel dinim vay!

                  Geçen cumartesi, komşumun düğününe davetliydim. Herkes türbanlı. Saçının telini bile göstemeyecek şekilde başlarını örtmüşler. Ama heyhaaat! vücutlarında belli olmayan uzuvları yok. Bir de kırıta kırıta oynuyorlar. Açıkçası giyinik çıplaklar.
                  Vebali günahı bana... Ben Kur'andan böyle anlamıyorum. Ben Nur suresi 31.ayette saç telini değil, dekolteleri örtün diye anlıyorum. Ve yine Kur'andan anlıyorum ki; çarşaf,burka falan da emredilmiyor. Cenab-ı Allah dileseydi, bunun adını açık ve net olarak koyardı önümüze ve "bu şekilde örtünün" derdi. Ama dememiş. Herkes örfünce,adetince nasıl giyinilmesi gerekiyorsa, o şekilde giyinsin dercesine serbest bırakmış. Cinsel istismarın olmadığı yörelerde bunların ehemmiyeti bile yoktur. Yine tekrarlıyorum ki; en güzel elbise takva elbisesidir.

                  Selametle
                  Geçen cumartesi, komşumun düğününe davetliydim. Herkes türbanlı. Saçının telini bile göstemeyecek şekilde başlarını örtmüşler. Ama heyhaaat! vücutlarında belli olmayan uzuvları yok. Bir de kırıta kırıta oynuyorlar. Açıkçası giyinik çıplaklar.
                  Ben de düğünlerde bunun gibi kıtıyan kızları görüyorum ama böyle kadınlı erkekli düğünlere katılşmıyorum.Türkiyemizde ki bir çok kadın ve kızlarımız tesettürün nasıl olacağını bir türlü öğrenemediler.Erkeklerin gözleri önünde oynaşmaları tesettüre bile yakışmaz.İslami ahlaka sahip olmadıkları müddetçe, kapanmalarının hiçbir faydası da yoktur. Alimlerimizin tesettürle ilgili eğitim ve seminerler vermesi kaçınılmazdır.Bu husus çok önemlidir.Türkiye genelinde büyük çapta konferanslar verilmelidir.Resmi olarak diyanet işleri bu meseleye el atmalıdır.Yapamayacaklarsa diğer profesör alimlerimiz harekete geçmelidirler.
                  Ya İslam'la yükselir, Ya inkarla çürürsün.. Bu yol mezarda bitmiyor, gittiğinde görürsün!...(NECİP FAZIL KISAKÜREK)

                  Comment

                  • FEDAKARADAM
                    Uzman Üye
                    • Dec 2010
                    • 418

                    #10
                    Başörtülüyüm Sananlar! (alıntıdır)

                    Makyajın rengine uygun başörtüsü ya da başörtüsüne uygun renk ve biçimde kıyafet; başörtüsü modası denilen yeni moda türedi. Her dışarıya çıkmadan ütüden geçirilen, ayna karşısında yarım saat uğraşılarak takılan, kendisine verilen para ile Afrika'da bir kadının hayat boyu kendini tümüyle örtecek giysi alabileceği bir aksesuar.
                    Bu tavırlara bakarak "bu hanımlar kapanmak, Allah için örtünmek istediklerinden, nâmahrem bakışlara dur demek için başörtüsü takıyorlar" diyenler beri gelsin; Allah sorarsa bunlara olumlu şâhitlik yapabilecek kaç kişi çıkar dersiniz? Cinsel çekiciliği/câzibeyi kitabına/eşarba uydurup gözü açık safları kandırmak isteyen şeytan, insana sağdan yaklaşırken başörtüsü şeklinde flama kullanıyor olmasın? Yoksa bu yozlaşmış acınası başörtülüler, erkeklerin dikkatini bu şekilde daha çok çekmek için başörtüsünü yem ve istismar aracı mı görüyorlar?
                    Hayır, bin kere hayır! Medine'de Kaynuka Oğullarından Yahûdilerin, yüzünü açmak istedikleri ve onu savunan müslümanın bu zulmü yapanı öldürüp sonra şehid edilmesine sebep olan ve Rasûlullah'ın bu olay akabinde uğrunda savaş verdiği hanımın örtüsü böyle değildi.
                    Maraş'ta savaş pahasına savunulan başörtüsü bu tip başörtüsü değildi.
                    Ya İslam'la yükselir, Ya inkarla çürürsün.. Bu yol mezarda bitmiyor, gittiğinde görürsün!...(NECİP FAZIL KISAKÜREK)

                    Comment

                    • FEDAKARADAM
                      Uzman Üye
                      • Dec 2010
                      • 418

                      #11
                      Nur sûresi 31. âyette mü'min hanımlarının yakalarının üstüne örtmeleri emredilen 'humurhımâr' bu başörtüsü değildir. Ahzâb sûresi, 59. âyette mü'min hanımlara emredilen cilbâb; üstlerine giymeleri gereken dış elbise bu değildir, hayır!
                      Hz. Âişe annemizin, ensar kadınlarının özelliği olarak anlattığı, başörtüsü emrinin hemen ertesi sabahı, sanki başları üstünde karga var gibi örtüler içinde sabah namazına gelen kadınların örtüleri değildir bu.
                      Yirminci asrın ortalarına kadar dünyanın hiçbir yerinde ve Osmanlı'da namaz kılan mü'mine hanımların örtülerinin benzeri değildir bu çeyrek örtüler.
                      Doğuda, insanlar geniş/bol, uzun elbise giyerler, başlarını örterler iken; Batıda tam tersi dar, kısa giyerler ve başları açıktır. Günümüz dünyasında Batı ile Doğu özellikleri kaybolup dünya globalleşir/küreselleşirken, Batı Doğuyu her konuda kendine benzetir, kendi kültürünü dayatıp farklılıkları imhâ ettiği halde, yine de giysilerdeki bu farklılar kısmen korunmakta, özellikle dinin bu farklılıkları korumada özel konumu hâlâ direnci canlı tutmaktadır. Bir köyün, bir şehrin Müslüman beldesi mi, Hıristiyan yerleşim yeri mi olduğu daha uzaktan görünen minâresinden ya da çan kulesinden belli olduğu gibi, elbise de bir kimsenin mü'min mi, kâfir mi olduğunu zâhiren yansıtma özelliğini gösterebilir. Zâhirle bâtın, dış ile iç, kalıp ile kalp arasında, zannedildiğinden çok fazla ilişki vardır. Bu ilişki, eğer uyum içinde değilse; birinin tümüyle ötekine baskın çıkıp aradaki uzlaşmazlığı kaldırıncaya kadar sürer. Elbisenin sadece dinle, dinin emirlerine teslimiyetle değil; aynı zamanda dinin özü olan takvâ ile de yakın irtibatı vardır. İnsan, takvâ adlı elbiseye bürünmemiş ise, her tarafını çok kalın giysilerle tümüyle örtse bile bu giysi ona yeterli gelmeyecek, kendisini ve muhâtaplarını haramlardan korumaya yetmeyecektir. Edeb, hayâ, iffet gibi kelimelerle de ifâde edilen bu durum, Arapça'da hicab kelimesiyle ifâde edilir. Bu özellik, giyinmenin arka planını ortaya koyduğu için, "giysili çıplak" olmaya giden yolu tıkayacak, sözgelimi kadının cinsel tahrik unsuru olarak ayakkabı veya terliklerini kadınsı bir edâ ile tahrik edecek şekilde ses çıkararak kullanmasına, tahrik edici parfümler kullanmasına engel olacaktır.
                      Ya İslam'la yükselir, Ya inkarla çürürsün.. Bu yol mezarda bitmiyor, gittiğinde görürsün!...(NECİP FAZIL KISAKÜREK)

                      Comment

                      • FEDAKARADAM
                        Uzman Üye
                        • Dec 2010
                        • 418

                        #12
                        Haramlara dâvet edici şuh kahkahalar, kadınsı cilve, kırıtma ve aşırı rahat/özgür tavırlar ile sadece dış giysinin kapatamadığı çirkinlikleri ancak takvâ giysisi kapatır.
                        Takvâ giysisi, edeb, iffet ve hayâ günümüzün gençlerine doğal ortamda, evde, çevrede çocukluğundan beri verilemediği için çeyrek tesettürlüler, yani "örtülü ama tesettürsüz" kimseler ortalığı kaplamaya başladı. Takvâ giysisinin önemsenmemesine, biraz da diğer tamamlayıcı unsurlardan yalıtılmış şekilde, sadece "başörtüsü" vurgusunun sebep olduğu değerlendirilmelidir. İş, bırakın takvâ giysisini, fetvâ boyutunu bile hiçe sayan, sanki İslâm'ın tesettür ve hicap emriyle dalgasını geçen bir tuhaflığa, hatta maskaralığa bile dönüşebilmektedir. İşin sadece fıkhî/şekilsel boyutunu ele alan, ama takvâ giysisinden soyunmuş bir bayan sözgelimi parmağını göstermenin câiz olduğundan yola çıkarak yabancı bir erkeğe parmağıyla işaret ederek parmağına "haydi gel!" dedirtebilir, gözünü göstermenin câizliğinden yola çıkarak göz kırpabilir. Bu tür problemlerin ne kadar yaygın olduğunu belki sokağı caddeyi, okulu, gezinti yerlerini tanımayan kişiler bilmeyebilir, ama iş gerçekten çığırından çıkmış vaziyettedir. Sadece başörtülü olan, diğer giysileri ve tavırlarıyla takvâ giysisine hatta düşman olan ya da şeklen tesettürlü olduğu halde İslâmî edebe, hayâ ve iffete yeterli derecede sahip olmadığı hemen belli olan kişinin kapalı kıyâfeti de artık yadırganmamakta, her iki farklı, hatta birbirine düşman tavır normal görülebilmektedir. Elbise de konuşur. Evet, kişi, dili aracılığıyla konuştuğu gibi, elbisesi aracılığıyla da konuşur. "Bana, benim dişiliğime bakma, ben Allah'tan korkan bir müslümanım. Toplumun ve/veya kendimin ihtiyacından dolayı bulunduğum sosyal hayatta şu anda ben bir dişi olarak değil, kişi olarak varım. Sahip olduğumu düşündüğüm her şey gibi kendi vücudum da bana emânettir, Allah'ın emâneti. Onu nasıl kullanmam, nasıl örtmem gerektiğini de Sahibi bilir. Yanlış kıyafetim ve hatalı davranışım yüzünden de başka erkekleri günaha dâvet ederek mülkün sahibine ihânet edemem! Kıyâfet tercihimle ilân ediyorum ki, yabancı erkeklerin bana bakmasını istemiyorum" şeklinde kibarca mesaj vermesi gereken başörtüsü, bugün göz alıcı renk ve desenleri, diğer tamamlayıcı giysi ve tavırlarıyla cıyak cıyak bağırıyor: "Hey erkekler, ben buradayım, baksanıza! Sizin dikkatinizi ve ilginizi çekip kendime baktırmak için ben ne paralar sarfettim, kaç mağaza gezdim, ne uğraşlar verdim. Nasıl, yakışmış mı başörtüm, uyum sağlamış değil mi diğer giysilerimle. Karar veremedinse tekrar bak, bir daha bak! Ha, nasıl olmuşum, güzel miyim, bu giysilerimle daha güzelleşmiş miyim? Cevabını şimdilik gözlerinle ver e mi?"
                        Ya İslam'la yükselir, Ya inkarla çürürsün.. Bu yol mezarda bitmiyor, gittiğinde görürsün!...(NECİP FAZIL KISAKÜREK)

                        Comment

                        • FEDAKARADAM
                          Uzman Üye
                          • Dec 2010
                          • 418

                          #13
                          Örtünmenin amacı başkasının bakışlarından korunmak ve ırzı meşrû olmayan cinsel isteklerden sakınmaktır. Erkeklerin gözlerini sakınması, kadınların iffetini korumak içindir. Bir şey maksadından soyutlanarak algılanırsa işte böyle sulandırılır, yozlaştırılır.
                          Tesettür, kadının kimliğini öne çıkaran bir onurdur. Müslüman hanımın, toplumda dişiliğiyle değil, kişiliğiyle yer edinmesini sağlayan, kadının sömürülmesine ve eziyet edilmesine karşı koruyucu bir kalkandır. Kadının teniyle, derisiyle değil, insanî özellikleriyle topluma katılmasıdır. Bir bilinçtir, bir cihaddır, bir ibâdettir tesettür. İzzetine, iffetine, şeref ve namusuna düşkün müslüman kızlarımızın bu erdemi bazı iki ayaklı şeytanların gözüne batıyor. Hanımların dişiliğiyle değil; kişiliğiyle toplumda yer alma isteklerine karşı kırmızı başörtüsü görmüş boğa gibi saldıracak yer arıyorlar. Özellikle İmamHatip'te, Üniversitede okuyan ve okumak isteyen müslüman kızın dünya âhiret tercihi ve cihadı da başörtüsü bayrağında ve onunla bütünleşen tesettür ve müslümanca kişilikte düğümleniyor. İslâmî örtünme iman alâmetidir. Ruhumuz gibi vücudumuz üzerinde de Allah'ın hâkimiyetini kabul edişin belgesi olan bir ibâdettir. Örtünme, çağımızın zulüm egemenliğine karşı kadınımızın cihadı, örtü de özgürlük bayrağıdır. Materyalist modern insan; imajı, vitrini, kaportayı, yani madde cinsinden ve göz boyayacak şeylerin özün yerine koydu. Bunun kadın açısından durumu da şu: Fark edilip beğenilmek isteyen bir kadın, teniyle, çekici kıyâfetiyle, dişiliğiyle bunu gerçekleştirecek, toplumda bu özelliklerle yer edinecektir. İnsanî erdemlerle, hizmet ve hayırlı çalışmalarla kendini ispatlamak, ancak kulluk şuuruyla ve İslâm kimliğiyle sözkonusu olabilir. Kadın edilgenlikten, sömürüden, metâlaşmaktan, nesneleşmekten, kendi nefsine veya kendine nefsine köle olanlara kölelikten kurtulmak ve erkek egemen dünyada hak ettiği saygın yeri almak istiyorsa, bunun yolunun kesinlikle tesettürden, hicaptan, Allah korkusuna dayalı bir yaşayıştan, İslâmî bir aileden geçtiğini unutmamalıdır. Kadının huzur ve mutluluğu sokaktan geçmemektedir. Sokakta bulunanlar veya bulunduğu sanılanlar yine bir sokakta kaybedilecek şeylerdir. O olmadan tesettürün de olmayacağı, ama sadece kendisiyle bitmeyen başlangıç olan baş tâcı başörtüsü, dişiliğin örtülmesi olarak görüleceği yerde, dişiliği öne çıkarmanın çarpık bir aracı haline d(ön)üşmüşse, artık tesettürün bile bir parçası olmayan bu bez parçasını başına koyan örtülü çıplak, Allah'ın değil; hevâsının/hevesinin, ins ve cin şeytanlarının kulu olmuştur.
                          Ya İslam'la yükselir, Ya inkarla çürürsün.. Bu yol mezarda bitmiyor, gittiğinde görürsün!...(NECİP FAZIL KISAKÜREK)

                          Comment

                          • FEDAKARADAM
                            Uzman Üye
                            • Dec 2010
                            • 418

                            #14
                            Sağduyu sahibi her insanın kabul edeceği gibi, İslâm'ın istediği gibi örtünmemek ve bunun sonucunda karşı tarafı tahrik etmek bir eziyettir. Bayanlara yönelik cinsel tâciz elbette bir eziyettir, zulümdür; ama buna sebep olan cinsel tahrik de erkeklere yönelik bir eziyet ve zulümdür. İslâm'ın istediği gibi tesettüre, hayâ ve edebe, takvâ giysisine özen göstermeden toplum içine çıkan bayanlar, özellikle nâmuslu müslüman erkeklere yönelik bir eziyet yapmakta, onların vebalini almakta, günahlarına vesile olmaktadır. Gereği gibi tesettür ve edep içinde olmayan bayanlar, kendilerini ister istemez gören erkeklerin haklarını gasp etmektedirler; en doğal hakları olan namuslu olma, Allah'a kulluk yapma, haram işlemeden yaşama hakkını çiğnemektedirler. O yüzden tesettüre ve hayâya tam dikkat etmeyen bayan, kendisine gözüktüğü tüm erkekleri taciz ederek kul hakkı suçu işlemektedir.
                            Örtü bir kalkan oluyor. Karşı tarafı tahrik edecek unsurları perdeliyor. Karşı tarafa karşı caydırıcı bir özellik taşıyor. Ve örtülü bir kadın böylece çok yönlü bir eziyetten de kurtuluyor. Tâciz gibi eziyetlerden, çirkin bakış ve düşüncelerden, teklif ve sataşmalardan korunmak isteyen bir bayanın şöyle düşünmesi gerekir: "Başkasının bana cinsî tâcizde bulunmasını istemiyorsam, bana ait güzellikleri allayıp pullayarak teşhir etmemeliyim. Tahrik ederek başkalarının bana cinsî tâciz yapmasına sebep olacak duygularını kabartmamalıyım."
                            Ya İslam'la yükselir, Ya inkarla çürürsün.. Bu yol mezarda bitmiyor, gittiğinde görürsün!...(NECİP FAZIL KISAKÜREK)

                            Comment

                            • FEDAKARADAM
                              Uzman Üye
                              • Dec 2010
                              • 418

                              #15
                              Örtünmeden amaç korumak ve korunmaktır. Görüntü ile harekete geçen söz dinlemez erkek duygularına karşı yine erkeği koruyoruz. Tabii dolaysıyla erkeğin tahrik olup saldırmasına karşı kadın kendini de koruyor. Örtü, erkeğe İlâhî sınırları hatırlatma ve onun günaha girmesine engel olma fonksiyonunu yerine getirir. Erkeğin içindeki söz dinlemez duygular, örtü karşısında sessiz kalıp tahrik olmadan yuvalarına dönerler. Örtü erkeği kötü düşünceden korurken, kadını da kötü düşüncenin fiile dönüşmesinden korur.
                              Günümüzde cilbâb, yani pardösü benzeri dış elbise önemsenmez hale geldiği gibi, "başörtüsü zulmü" farklı bir tepkiyi aşırılaştırdı; tesettür denince sadece başörtüsü akla gelmeye başladı. Bazı genç bayanlar da sadece başörtüsüyle yetinmeye başladı. Giderek artan bir ucûbe olarak boneli, başörtülü, fakat makyajlı; başörtülü, ama eteği dizlerine kadar yırtmaçlı; başörtülü fakat üstünde sadece tişörtlü etekli kıyafetler boy göstermeye başladı. İslâm kadınının sadece tesettürü bile yeterli görmesi mümkün değilken, yani aynı zamanda takvâ elbisesi olan iffet, hayâ, saygın kişilik özelliklerini kuşanmak, tavır/yürüyüş/konuşma/gülme/aşırı serbest hareket vb. davranışlarda fitne unsuru olabilecek tüm hususlardan sakınmak mecbûriyetinde olduğu halde, sadece giysi olarak tesettür konusu bile uygulamada büyük çapta dejenereye uğramaya başladı. Kala kala sadece bir başörtüsü kaldı; o da zora gelinince, sözgelimi üniversite uğruna, öğretmenlik vb. amaçlar için çıkarılabilecek; pazarlık ve tâviz konusu olabilecek; türbanla, şapkayla, perukla... değiştirilebilecek bir ucuzluğa düştü. "Artık televizyonlarda ve halka açık salonlarda tesettür defileleri yapılıyor' deyin, gerisini onlar anlar" diyecek Bekri Mustafa'lara kaldı iş. Biraz alaylı, biraz da gerçeğin düşmanları tarafından müslümanların yüzüne tokat gibi vurulması kabilinden, boyalı basın buna "çeyrek tesettür" adını taktı. "Tesettür ya vardır, ya yoktur; bunun yarımı, çeyreği, ekmek arası olur mu?" demeyin, uygulamaya bakarsanız oluyormuş...
                              Ya İslam'la yükselir, Ya inkarla çürürsün.. Bu yol mezarda bitmiyor, gittiğinde görürsün!...(NECİP FAZIL KISAKÜREK)

                              Comment

                              Working...