Hangi gece el-kadir'in değil ki?

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • Hasan Akçay
    Uzman Üye
    • Dec 2010
    • 826

    #16
    TEVAFUK etmenin anlami: denk gelmek.

    Bilindigi üzere kamerî yilin ilk ayi,
    Muharrem’dir (Sâferulevvel).

    Dolunaylarin süresindeki ilk dolunay ise
    sehru ramazân (sicak dolunay).

    Hicretten hemen sonra
    Muharrem, sicak dolunaya denk geliyor.

    Iste bu, kamerî yil ile dolunay süresinin karsilastirmali bir incelemesini yapmak isteyenler icin büyük bir kolaylik. "Ikisi de kendi icindeki ilk ay ile yola ciktigina gore giderek nereye varacaklarini görmek kolay!" deyip rahatca baslayabilirler.

    Buyurun. Hadi bismillah.


    Cevabini ögrenmek istedigimiz soru:

    Yûsuf nebi
    7 kurak dönemden önceki
    7 bitek yilda hangi yila uydu?

    Kamerî yila mi
    ya da
    semsî yila mi?


    Kamerî yila uysaydi
    7 bitek kamerî yilda kac ürün alirdi?

    Semsî yila uysaydi
    7 bitek semsî yilda kac ürün alirdi?

    )kameri ayin ilk hilali
    Oo hialin dolunayi

    Ilk satiri örnek olarak ben okuyayim.

    13 Haziran hicrî 2. yila aittir.
    O kamerî ayin dolunayi 17 Temmuz 623’te dogdu.


    Kamerî yila ait ilk ve son aylarin ve
    sürelere ait ilk ve son dolunaylarin tarihleri:

    I
    )13 Muharrem 2 = O17 Tem 623
    )14 Zilhicce 2 = O6 Tem 624

    II
    )14 Muharrem 3 = O6 Temmuz 624
    )14 Zilhicce 3 = O27 Mayis 625

    III
    )14 Muharrem 4 = O25 Haziran 625
    )15 Muharem 5 = O15 Haziran 626

    Bitek süre III’ün sonuna dikkat. Dolunaylarin bu süresi 13 dolunayli oldugu icin kamerî yildan 1 ay sonra sona eriyor. Kamerî yil 12 dolunayda kalsin diye 13. dolunay, izleyen süreye ertelenmis; Muharrem, bir sonraki sürenin de ilk ayi olacagina sure III’ün son ayi yapilmis.

    Katmerli NESÎ küfrü (ziyadetun fîl kufr) iste budur. Bu andan itibaren kamerî yilin basi, dolunaylarin süresindeki ilk aya denk gelmiyecek, kamerî yil semsî yildan 11 gün kisa oldugu icin, sürekli olarak öne cekilecektir. Yani, kamerî yil 12 ayli olsun diye, katmerli NESÎ küfrü otomatige baglanmistir.

    Devam.

    IV
    )14 Sâfer 5 = O14 Temmuz 626
    )14 Muharem 6 = O4 Haziran 627

    V
    )15 Sâfer 6 = O4 Temmuz 627
    )13 Muharrem 7 = O23 Mayis 628

    VI
    )14 Sâfer 7 = O22 Haziran 628
    )13 Sâfer 8 = O11 Haziran 629

    Dikkat edilirse sure VI’nin da 13 dolunayli oldugu görülür. Kamerî yil 12 ayli olsun diye bu 13. dolunay da ertelenmistir cünkü katmerli NESÎ küfrü otomatiktedir.

    7 bitek kamerî yilin son günü: 13 Muharrem 8.
    Bu, semsî 629’un 12 Mayisidir.

    Yani 7 bitek kamerî yil Mayisin ortasina bile varmadan sona erer. Ne var ki o anda ekinler henüz basak vermemistir; o ürün alinamaz.

    Bunun anlami, eger Yûsuf nebi kamerî yila uysaydi 7 bitek yilda yalnizca 6 ürün alabilirdi; Misir halki, arkadan gelen 7 kurak döneme eksik ürünle girer, acliktan ölürdü. Kamerî yila uyanlara Yüce Allah'in verdigi ceza budur: acliktan ölüm.

    Devam.

    VII
    )………………... O11 Temmuz 629
    )…………………..O30 Haziran 630

    Bundan sonraki dolunayin tarihi: 29 Temmuz 630.

    Bunun anlami,
    17 Temmuz 623’te baslamis olan
    dolunaylarin 7 bitek süresi
    29 Temmuz 630’a kadar sürer.

    17 Temmuz 623’te baslamis olan
    7 bitek semsî yil
    17 Temmuz 630’a kadar surer.

    7 bitek semsî yilin ve
    7 bitek dolunay süresinin sonu olan Temmuz
    harman vaktidir; o ürün alinir.

    Yüce Allah'in onayladigi YIL, semsî yildir.
    Yerküre günesi bir kez dolaninca gecen zaman.
    7 semsî yil = 7 dolunay süresi.

    7 kamerî yil bundan ortalama 3 ay kisadir yani 1 mevsim.
    Daha dogrusu kamerî yilda zaman kavrami yoktur.

    Birine harman vakti borclansaniz ve 7 kameri yil bu vakit harman kaldiracaginizi sanip "7 kamerî yil sonra borcumu ödeyecegim," diye senet imzalasaniz o senet karsiliksiz cikar, protesto olur cünkü 7 kamerî yil sonra vakit harman vakti degildir. Yûsuf nebi örnegine bakiniz. En iyi kanit odur.

    Sevgi ile,
    Hasan Akcay
    Last edited by Hasan Akçay; 25. March 2012, 06:42 AM.

    Comment

    • Hasan Akçay
      Uzman Üye
      • Dec 2010
      • 826

      #17
      Hesabim iyi degil.

      7 bitek
      kamerî yili,
      "iddet es suhûr"u ve
      semsî yili

      bir daha yaziyorum.

      7 bitek dönemin baslangici
      kamerî yila göre: 13 Muharrem 2
      semsî yila göre: 17 temmuz 623

      13 Muharrem 2 = 17 Temmuz 623


      ..I)13 Muharrem 2= O17 Temmuz 623
      ….)14 Zilhicce 2 = O6 Haziran 624

      .II)14 Muharrem 3 = O6 Temmuz 624
      .…)14 Zilhicce 3 = O27 Mayis 625

      III)14 Muharrem 4 = O25 Haziran 625*
      ….)15 Muharrem 5 = O15 Haziran 626

      13 ncü dolunayi bir sonraki "iddet es suhûr"a devretme anlamindaki NESÎ küfrü otomatige baglandigi icin bundan sonra tevafuk olmaz; her kamerî YIL bir öncekinden 11 gün erken gelir.

      Onun icin biz de yalnizca dolunay sürelerini yazalim:

      .IV.O14 Temmuz 626
      ..V.O4Temmuz 627
      .VI.O22 haziran 628**
      VII.O11 Temmuz 629 ….
      Bu semsî yilda ve bu "iddet es suhûr"da 7 nci ürün alinir.

      Dolunaylarin 7 nci süresi
      bir sonraki sicak dolunay tarihi olan
      30 Haziran 630’a kadar sürer.

      17 Temmuz 623’te baslamis olan 7 semsî YIL ise
      17 Temmuz 630’a kadar sürer.

      Bu, Temmuz’un ikinci yarisidir ve
      Temmuz harman vaktidir. 7 nci ürün alinir.


      7 bitek kamerî yil:

      ….I.13 Muharrem 2 (= 17 temmuz 623)
      ..II.13 Muharrem 3 (= 6 Temmuz 624)
      ..II.13 Muharrem 4 (= 25 Haziran 625)
      .IV.13 Muharrem 5 (= 13 Haziran 626)
      ..V.13 Muharrem 6 (= 3 Haziran 627)
      .VI.13 Muharrem 7 (= 23 Mayis 628)
      VII.13 Muharrem 8 (= 12 Mayis 629)
      Bu kamerî yilda ürün alinamaz.

      7 nci bitek kamerî yil 13 Muharrem YIL 9’a kadar yani
      2 Mayis 630 kadar sürer.

      Bu, Mayisin basidir ve
      Mayisin basinda ekinler henüz basak vermemistir; ürün alinamaz.

      Sevgi ile,
      Hasan Akcay

      ____________________

      *Süre III, 13 dolunaylidir:

      ..1.25 Haziran 625
      ..2.25 temmuz ,,
      ..3.23 Agustos ,,
      ..4.21 Eylul ,,
      ..5.21 Ekim ,,
      ..6.19 Kasim ,,
      ..7.19 Aralik ,,
      ..8.18 Ocak 626
      ..9.17 Subat ,,
      10.18 Mart ,,
      11.17 Nisan ,,
      12.17 Mayis ,,
      13.15 haziran ,,


      **Süre VI, 13 dolunaylidir:

      ..1.22 haziran 628
      ..2.22 Temmuz ,,
      ..3.20 Agustos ,,
      ..4.19 Eylul ,,
      ..5.18 Ekim ,,
      ..6.17 Kasim ,,
      ..7.14 Aralik ,,
      ..8.15 Ocak 629
      ..9.13 Subat ,,
      10.14 Mart ,,
      11.13 Nisan ,,
      12.12 Mayis ,,
      13.11 Haziran ,,

      Comment

      • galipyetkin
        Uzman Üye
        • Sep 2011
        • 1389

        #18
        Sayın Hasan Bey.

        Şimdi herhalde bir soru bekliyorsunuz. Ben onu sorayım.

        III ve VI. sürelerde ''en sıcak dolunaya daha müddet var. Bu geçecek zaman ne oluyor?

        Saygılarımla.
        Galip Yetkin.

        Comment

        • Hasan Akçay
          Uzman Üye
          • Dec 2010
          • 826

          #19
          Eger
          12 nci dolunayla bir sonraki sicak dolunay arasinda
          13 ncü bir dolunay varsa o nolacak?


          Oldugu yerde birakilacak. Eger 13 ncü dolunay, sayi 12'de kalsin diye, bir sonraki süreye devredilirse NESÎ ortaya cikar. Allah Tevbe 37'de buna katmerli küfür (زِيَادَةٌ فِي الْكُفْرِ) diyor.

          Islamdan önce Araplar bunu haram aylari yerlerinden kaydirip hükümsüz kilmak icin yaparlarmis. Avlanma yasagini delmek icin. 12 dolunayli kamerî yili peydahlayanlar onu otomatige baglamislar.

          Biz "sehr"i yilin 1/12'i anlaminda AY zannettigimiz icin geliyor bu soru aklimiza. Ama SEHR Kuranen kamer yerküreyi bir kez dolandiginda gecen süredir: 29 gün 12 saat 44 dk 3 sn. Zaman birimi olaraksa mühlet belirtirken kullanilir. Örnegin "Dört SEHR özgürce dolasin (9:2).

          Kuran'da Allah "sehr"i yilin 1/12'i anlaminda hic kullanmiyor.

          Araplar yilin 1/12'ine YERH derlermis. Muhammed nebi de her halde YERH derdi. Cünkü onun dogdugu yillara ait bir yazitta "yerh"in güney agziyla söylenisi olan WERH geciyor.

          Araplar Hicrî takvimin esas aldigi kameri yilin 1/12'ine SEHR de dediler ama Kuran'dan sonra.

          Daha önce aciklamaya calistim: Dolunaylarin süresi (iddet es suhûr), YIL olamaz cünkü 12 dolunayli ya da 13 dolunayli olmasina göre uzunlugu degisir. Oysa yilin uzunlugu, bilindigi üzere, sabittir.

          Sevgi ile,
          Hasan Akcay

          Comment

          • hiiic
            Uzman Üye
            • Mar 2010
            • 1980

            #20
            hımmm. çok ilginç.
            Last edited by hiiic; 25. March 2012, 08:54 PM.

            Comment

            • pramid
              Uzman Üye
              • Sep 2010
              • 984

              #21
              inzal kavramı indirmek anlamında değildir ?

              8 çift hayvan inzali,
              vezn inzali,
              elbise inzali,
              demir inzali,
              selva inzali,
              gökten su inzali.

              kelime tahrifinde maharetli din ustaları GÖKTANRI inancı ile n-z-l kavramına yapıştırmışlar indirmek. Belkide gökten su inzali kafalarını karıştırmış. biride çıkıp 8 çift hayvan nasıl indirildi sorusuna boön bön bakarlar.

              inzal kavramı istifadeye sunmak, yararlanmaya başlamaktır.
              Ölçü gecesi her insanın Kuranı anlamaya başladığı kranlıktan aydınlığa geçtiği gece olup bu gecede melekler istifadeye sunulur. meleklerin istifadeye sunulması ile bir canlandırıcı ruhda size inzal olur. o ruhki tertemiz bir bilgi ve güvenilirdir.

              ek: http://www.vekuran.blogspot.com/2012...-ul-qadri.html
              Last edited by pramid; 26. March 2012, 09:16 AM.

              Comment

              • Hasan Akçay
                Uzman Üye
                • Dec 2010
                • 826

                #22
                Soru 88: Mekke ne zaman fethedildi?
                Cevap: Hicretin 8. yili Ramazan ayinin 17’sinde (http://www.sadakat.net/sualvecevaplar/siyer.html)

                Akil dolu bir soruya akil karistiran bir cevap.

                Hicretin 8. yili Ramazân ayinin 17’si:
                Miladin 630. yili Ocak ayinin 7’sidir.
                Demek ki Mekke kis mevsiminde fethedildi. Tamam?

                Ama
                Ramazân ayinin 17’si

                636’nin Ekim 22’sidir. Son bahar.
                642’nin Agustos 19’u. Yaz.
                653’ün Nisan 21’i. Ilk bahar.

                Yukardaki bir siyer sorusudur.
                Peki bir de
                "Mekke’nin fethi hangi mevsimde kutlaniyor?" diye sorulsa
                dogru cevap asagidaki seceneklerden hangisidir?

                (a)Ilk bahar
                (b)Yaz
                (c)Son bahar
                (d)Kis

                Yani
                Mekke hangi mevsimde fethedildi?


                Mevlid kandili de öyle.
                Bilindigi üzere Hz Muhammed’in o gece dogdugu söyleniyor ve
                mevlid kandili adi altinda kutlaniyor.

                Ama
                bir, ilk baharda kutlaniyor;
                bir, kisin;
                bir, yazin;
                bir, son baharda.

                Iyi ama Hz Muhammed hangi mevsimde dogdu?
                Bir insan hem yazin, hem kisin, hem ilk baharda, hem son baharda dogar mi?

                Gelelim "sehru ramazân -sicak dolunay"a.
                Sicak dolunay, ki kur'âni biz onda indirdik... (Bakara 185)
                Biz onu ölcü gecesi indirdik (Kadr 1)

                Belli ki ölcü gecesi ve sicak dolunay ayni gecedir cünkü ikisinde de indirilen ayni "okuma"dir, ki münafiklari ele veren bir sûre oldugu Tevbe 64, 81, 86, 124, 127'den anlasiliyor.

                Peki,
                eger sehru ramazân kamerî yilin ramazân ayi ise
                o sûre hangi mevsimde indirildi?

                Sevgi ile,
                Hasan Akcay
                Last edited by Hasan Akçay; 29. March 2012, 12:29 PM.

                Comment

                • Hasan Akçay
                  Uzman Üye
                  • Dec 2010
                  • 826

                  #23
                  Merhaba.

                  )1 Rebiulevvel=18 Haz......….1.O30 Haz 630
                  )1 Rabiussani=18 Tem…….....2.O29 Tem
                  )1 Cemaziyelevvel=16 Agu…..3.O28 Agu
                  )1 Cemaziyelahir=15 Eyl……...4.O27 Eyl

                  Söylendigine göre Mekke 630’da fethedildi. Eger bu dogruysa inananlar Mekke’ye 1 Temmuz 630 tarihinde sabahleyin girdiler. Kanit: Tevbe 2 ve 5.


                  Bu alintida söylentiye dayali tek bilgi 630'dur. O da Söylendigine göre denerek belirtilmis. Isteyenler Mekke'nin 630'da fethedildigine inanmayabilirler; kendilerine göre Mekke hangi miladî yilda fethedildi ise inananlar kente o yila ait sicak dolunayin sabahinda girmislerdir.

                  629 yilinda 12 Temmuz
                  628 yilinda 23 Haziran
                  627 yilinda 5 Temmuz
                  626 yilinda 15 Temmuz

                  Haram aylar ise her halde su sekildeydi:

                  1.Ramazân
                  2.Zilhicce
                  3.Zilkâde
                  4.Recep

                  Ilgili ayetlere göre
                  o yila ait olaylarin gelismesi bunu gösteriyor.
                  Anlatmaya calisacagim, Allah isterse.


                  630'DA NE OLDU? I

                  630'un 30 Haziraninda sicak dolunay dogdu (1). Tanidik bir dolunaydi cünkü 9 gün önce yaz dönencesiydi; yilin o en uzun gündüzünden sonraki ilk dolunay. Arti, öteki dolunaylardan daha parlak.

                  Arapcada RAMAZÂN asiri sicak anlamina gelir (2). O yüzden Araplar sicak günlerin o habercisini sicak dolunay diye anarlardi. Sevgiyle ve saygiyla. Cünkü ekmek paralarini kazanmak icin o gece sabaha kadar onun isiginda calisarak geleneksel Mekke panayirina götürecekleri ürünü hazir ederlerdi.

                  Evlerini yurtlarini geri almak üzere Mekke'yi kusatmis olan inanirlar o gece de sicak dolunaya sevgi ve saygiyla taniklik ettiler. Ertesi sabah on gün sürecek olan (3) oruca baslamalari gerekiyordu (4). Ama Allah'in elcisi, "Savas var!" dedi; oruca niyetlenmedi. Onlar elci ne yaparsa onu yapar, neyi birakirsa onu birakirlardi. Oruca niyetlenmediler.

                  Sabahleyin kente girdiler. Hic bir engelle karsilasmadan dogruca Mescidil Harâm'a yürüdüler. Ama orasi kelimenin tam anlamiyla ana baba günüydü. Geleneksel Mekke panayirinin o ilk günü herkes ordaydi.

                  Son derece disiplinli bir yürüyüs düzeninde Mescidil Harâm'a yaklasan inanirlari gören halk önce korkuya kapilip gerildi ama inanirlarin ellerini silahlarindan uzak tuttuklarini görünce rahatladilar. Iki yana acilip yol verdiler.

                  ائمة الكفر, küfrün ileri gelenleri (5) inananlari Mescidil Harâm'da bekliyordu. Onlari korumak üzere etraflarini cevirmis olan tepeden tirnaga silahli adamlarinin elleri tetikte.

                  __________________________________

                  1.Moon phases (http://www.timeanddate.com/calendar/...l?year=630&n=0)

                  2.Elmalili, Bakara 185 tefsîri (http://www.kuranikerim.com/telmalili/bakara2.htm)

                  3.Arapcanin eski sözlüklerinde, örnegin el-Vasit'te, MA'DÛDÂT iki elin parmaklari sayisinca demektir -مَعْدُودٌ عَلَى رُؤُوسِ الأَصَابِعِ. (http://free-minds.org/forum/index.ph...52417#msg52417)

                  4.Bakara 185: O dolunaya tanik olanlariniz onu oruclasin - فمن شهد منكم الشهر فليصمه .

                  5.Tevbe 12
                  Last edited by Hasan Akçay; 29. March 2012, 09:12 AM.

                  Comment

                  • Hasan Akçay
                    Uzman Üye
                    • Dec 2010
                    • 826

                    #24
                    630'DA NE OLDU? II

                    O gün Mescidil Harâm alanindaki halk aslinda "hüccac"di yani geleneksel Mekke panayirinin pazarcilari ve alicilari. HAC, bir: ticarî anlamda bu idi (1); iki: dinî anlamda hac ibadeti.

                    Ticarî ve dinî haclar birlikte yapilirdi. Hem inananlarin hem müsriklerin isine geliyordu bu. Cünkü inananlar panayira gelmisken üzerlerine farz olan (2) hac ibadetini de yerine getiriyor; müsrikler ise ibadete gelenler ayni zamanda alis veris yaptiklari icin daha cok kazaniyorlardi.

                    Ne kadar cok gelen, o kadar cok kazanc. Onun icin müsrikler daha cok insan gelsin diye Mescidil Harâm'in bakimini yapar; hacilara bedava su dagitirlardi (3).

                    Mekke'ye giren inanirlar o gün ellerini silahlarina atmaktan cekindiler cünkü halkin icinde Medine'ye göcmeyip Mekke'de kalan inanirlar vardi. Bir müsrige hedef alip ok atsaniz yanlislikla bir inaniri vurabilirdiniz (4).

                    Inananlar Mescidil Harâm'a ulastilar. Küfürde ileri gidenler, yüzleri korkudan gerilmis ama yine de dik durmaya calisarak, inananlara selam verip "Evinize hos geldiniz!" dediler. "Size bir önerimiz var."

                    Nedir?
                    "Mekke'ye girdiniz; tamam. Ama biz de burdayiz. Ateskes anlasmasi yapalim."
                    Peki. Dört dolunay özgürsünüz (5).
                    "Yani dört haram ay?"
                    Evet (6). Cünkü haram aylarda (7) kurulan panayirlar inananlarin da ekmek teknesi.
                    "Tamam."
                    Ama bir sartla: Bu 4 ay esnasinda baska bir asiret inananlara saldirirsa onlara yardim etmeyeceksiniz (8).
                    "Kabul."
                    Yemin ediyor musunuz?
                    "Ediyoruz."
                    Biz de yemin ediyoruz.

                    Küfrün elebasilari ve onlari koruyan silahli adamlar oradan cekildiler. Inananlar "Allah'in evi"ne vardilar; ellerini ona sürüp özlem giderdiler. Anlasma yapildigi halka duyuruldu. Halkin yüzü güldü. Panayir devam etti.
                    ____________________________

                    1.HICEC panayir anlamindaki HAC kelimesinin bir cogulu. Kasa 27'ye bakiniz. Orada Suayb nebi genc Musa'ya is öneriyor:

                    Sekiz panayir (semaniye hicec -ثماني حجج) bana calismana karsilik sana su iki kizimdan birini nikahlamak isterim.

                    Genc Musa, yasli Suayb'in koyunlarini güdecek; onlari kirpip yün alacak, sagip peynir ve yag yapacak ve bu ürünleri Medyen panayirina götürüp satacak. Panayir yilda 2 kez kuruluyorsa Musa dört yil hizmet edecek; 4 kez kuruluyorsa iki yil.

                    2.Âl-i Imrân 97, Hac 27, 28, 29.
                    3.Tevbe 19.
                    4.Fetih 24-25.
                    5.Tevbe 2.
                    6.Tevbe 5.

                    7.Prof Abdülaziz Bayindir videoya alinan bir konusmasinda (http://www.youtube.com/watch?v=KXxvFofVPgQ) haram aylara ve Mekke'nin geleneksel panayirlarina deginerek sunlari söylüyor: Haram aylar… Zilkâde, Zilhicce, Muharrem. Bunlar hac ayi. Bu üc ayda büyük panayirlar kurulur.

                    Bu aciklamada dogruyla yanlis ici ice:

                    Dogru: Haram aylarda panayirlar kurulur.
                    Yanlis: 3 ay.

                    Dogrusu, hac aylari 3'tür ama panayirlar dört haram ayin dördünde de kurulur. Sayin profesörü yaniltan, kamerî yilin icindeki haram aylarin onun andigi üc tanesi arka arkaya geldigi halde Recep'in alip basini giderek ayri bir vakitte yer almasi. Bunu Tevbe 2 ve 5 cürütüyor; arti, av yasagi da cürütür (Mâide 2, 95). Av yasagi arka arkaya gelen 4 aydir.

                    Sayin profesör bir de sunu söylüyor: Dünyanin her yerinden insanlar ürettikleri mallari getirip satarlar. Dolayisiyla yilin bütün mevsimlerini dolasmasi lazim ki her zaman suranin üreticileri getirmesin, öbür taraf da getirsin.

                    Kur'ân bunu da cürütüyor. Örnegin Kureys sûresi:

                    Kureys'i kis ve ilk bahar yolculuklarina bu evin Rabbi alistirdi. Kureys'in tapmasi gereken o Rabdir. Ac idiler, doyurdu onlari; korkuyorlardi, güvene kavusturdu.

                    Acik ve net. Kureys tacirleri kisin ve ilk baharda kervanlarla dis ülkelere gidip mal aliyorlar ve onlari Mekke panayirina getirip kârina satarak ekmek paralarini kazaniyorlar. Onlar kisin ve ilk baharda Mekke'de yoklar. O mevsimlerde nasil panayir kurabilirler?

                    8. Tevbe 4.
                    Last edited by Hasan Akçay; 30. March 2012, 11:20 AM.

                    Comment

                    • Hasan Akçay
                      Uzman Üye
                      • Dec 2010
                      • 826

                      #25
                      630'DA NE OLDU? III

                      1 Temmuz 630’da inananlar Mekke’ye girmisti ama müsrik yöneticiler bunu fetih olarak algilamadilar. Kenti yönetenler gûya hâlâ onlardi. Inananlar evlerine dönmüstü, o kadar.

                      Allah’in elcisi bu balonu söndürmekle ise basladi. Bir arkadasini Mekke’ye vali atadi. Vali bir arkadasini panayiri yönetmekle görevlendirdi.

                      Panayira disardan bir sürü insan geliyordu. Onlar icin "harâm alan"inda gölgelikler yapilmisti. Bir de isteyenlerin salât edebilmesi icin Kabe’yi cepe cevre dolanan gölgelikler vardi. Bunlar sürekli kullanildigi icin cabuk eskiyordu. Bir müsrik onlari yenileyip onariyordu. Yeni yönetici o isi Müslüman arkadaslarina Verdi (1).

                      Bir iki müsrik, Kabe’nin etrafini süpürüyor; bir iki müsrik, ellerinde zemzem testisi, halka su dagitiyordu. Insanlar su kapmak icin birbirini itip kakiyordu. Müslüman yönetici onlarin isini de Müslümanlara verdi ve sayilarini artirdi (2).

                      On gün bile gecmeden her sey düzene girdi; kente tam anlamiyla islam yani baris geldi. Allah’in dinine insanlar dalga dalga girmeye basladi. Bu kadarini elci dahi beklemiyordu. Rabbinden özür dileyip O’na yöneldi (3).

                      15-20 gün icinde,
                      küfrün önderleri dahil,
                      bütün Mekke’liler islama gecti.
                      Inananlar
                      kente tamamen egemen oldular.

                      Sicak dolunay böyle gecti.

                      Hac üc dolunayin her hangi birinde yapilabiliyordu. Yalnizca sicak dolunayda yapilamazdi cünkü o, oruc dolunayi idi. Onda hac yapilirsa hayvan bagislayamayan inanirlarin hac yerinde 3 gün ve eve dönünce 7 gün yani toplam 10 gün kefaret orucu tutmasina dair Allah’in hükmü (4) iptal olur cünkü inananlar o anda zaten oruc tutuyor.

                      Bir sonraki dolunay, ikinci haram dolunaydi; hac dolunaylarinin ilki.

                      Inananlarin kalbinde apayri bir yeri vardi o haccin. Cünkü cok uzun sure hac icin Allah’in evini tavaf etmelerine izin verilmemisti. Mescidil Harâm’a bile sokulmamislardi (5). Ama Yüce Allah’in sözü vardi (6). Hac trasi olup Hz Ibrahim'in kadim ev (7) denen mescidini baris ve güven icinde ziyaret ederek onun "tevhid"ci tavrini yâd edeceklerdi.

                      Bir gün. Mutlaka. Cünkü "sadakallahul azîm – Yüce Allah dogru söyler"di.

                      Yillarca kelle koltukta savasmis ve sonunda bileklerinin gücüyle elde etmislerdi haklarini. Allah’in sözü yerini bulmustu. Tarifsiz duygular icindeydiler

                      Onun icin onlarin gözünde الحج الاكبر - büyük hac idi o (Tevbe 2).

                      Hac hazirliklarini bi baska özenle yaptilar. Giysileri toz toprak icinde olanlar yudular; yirtik olanlar yamadilar. Gücü yetenler yoksullara bagislamak icin hayvan satin aldilar.

                      28 Temmuzda sabah salâtindan sonra, bazisi deve sirtinda ama cogu yaya, yola ciktilar.

                      ______________________________________

                      1.Ortak kosanlar, inkarlarini kendileri bilip dururken, Allah’in secde yerlerini onaramazlar (Tevbe 17). Allah’in secde yerlerini… ahrete inananlar onarir (Tevbe 18).

                      2.Hacilara su dagitmak... ahrete inanip Allah icin savasmakla bir midir sizce? (Tevbe 19)

                      3.Nasr sûresi: Allah’in yardimi gelip ilerisi acildiginda, Allah’in dinine insanlarin dalga dalga girdigini sen gördügünde Rabbini övgüyle yücelt ve O'ndan özür dile. Yöneleni onaylar O.

                      4.Bakara 196.

                      5.Hac 25.

                      6.Fetih 27.

                      7.بالبيت العتيق - beytil atîk (Hac 29).
                      Last edited by Hasan Akçay; 30. March 2012, 06:05 PM.

                      Comment

                      • Hasan Akçay
                        Uzman Üye
                        • Dec 2010
                        • 826

                        #26
                        630'DA NE OLDU? IV

                        O devrin ölcülerine gore cok kalabaliktilar. Medine’den, Mekke’den, cevre vahalardan on binlerce kisi. En önde Allah’in elcisi, en arkada yaslilar "Rabbunâ Allah - Bizim Rabbimiz Allah'dir! Allahu ehad – Allah bir!" diyerek yürüdüler (1).

                        Yalniz, Taif’ten cok az kisi vardi cünkü orda "Allah cok!" diyenler iktidardaydi (2).

                        Ögleden sonra bir ovaya ulastilar. Orda durduar. Ortalik cayir cayir yaniyordu. Tek agac yoktu. Günesten korunmak icin cadirlar kurdular. Su yoktu. Abdesti testilerindeki suyla aldilar.

                        Sanki dünya yasami degil ahret vardi orda. Kalabalik, insana mahseri düsündürüyordu.

                        "Naptim ben?" diye sordu herkes kendine. "Yalan söyledim. Baskasina ait seyleri izinsiz aldim. Ihtiyactan kivranana yardim etmedim. Gönül kirdim. Insanim ben. Bir sürü zaafa sahibim."

                        Yasak elmayi yiyen Adem’le esi gibi öz benliklerinin ayirdina vardilar. Gercegi bilmek insana güc veriyordu. Kendilerine güven geldi. Umutla doldular. Ellerini gökleri Yaratan’a uzatip "Ben buyum! Anadan dogma ben geldim!" diye bagirdilar.

                        Orasi Arafât ovasiydi.
                        Arafât = arif olus, uyanis (3).

                        Aksama dogru uyanislarinin en üst noktasina ulastilar. Gün batiminda oradan (Mes’aril Harâm) Dokunulmaz Bilinc’e aktilar.

                        Orda durdular. Ellerini kaldirip Allah’a sükür ettiler. Ondan once sapmis durumdayken kendilerine uyanma imkani verdigi icin (4).

                        Aksam salâtini Mes'aril Harâm'da kildilar. Uyudular, dinlendiler. Sabah salâtini da orda kildilar. Sonra Mekke’ye dönüs basladi.

                        Kente girmeden önce son bir kez daha durdular. Hayvanlari olanlar onlari kessin diye. Kestiler ve etini yoksullara ayirdilar; kendileri de herkesle birlikte yer sofralarina oturup yediler (5).

                        Sonra tras oldular.
                        "Ben odakli olmayi birakip Allah’i kâle almanin geregini yaptim," demekti bu;
                        islem tamam.

                        Kucaklasip birbirlerinin haccini kutladilar. Evlerine ya da kaldiklari yerlere dagildilar.

                        Haccin son bir etkinligi kalmisti:
                        Kabe’yi dolana dolana Ibrahim nebiyi yâd etmek.
                        Onu herkes kendi basina yapti.

                        Kabe Ibrahim nebi ve oglu Ismail tarafindan insa edilen mesciddi. Islamin ilk secde yeri. Ibrahim nebinin, icinde durup imamlik ettigi mihraba sonradan makâmu ibrahim dendi. Simdikinin aksine, mihrab elbet Kabe'nin icindeydi (Âl-i Imrân 97): في ه …مقام ابراهيم.

                        Kapisi herkese acikti. Isteyenler, eger yer varsa, icerde salât ederdi. Ama cok kücüktü. Ibrahim nebinin zamaninda da salât önceleri icerde kilindigi halde sonralari, simdi cuma salâtlarinda oldugu gibi, cemaat disariya tasti. Mescidil Harâm böyle olustu.

                        Aslinda avlu-mesciddir Mescidil Harâm. O yüzden tavansizdir.
                        _______________________

                        1.Onlar sirf "ربنا الله – Rabbuna Allah!" dedikleri icin yurtlarindan atildilar (Hac 40). De ki "الله احد – Allahu ehad!" (Ihlas 1).

                        2.Inananlar onlarla daha sonra, Huneyn gününde, hesaplasti (Tevbe 25-26).

                        3.A’râf 56, Mâide 83.

                        4.Bakara 198:

                        Arafât’tan önce sapmislar arasindaydiniz.
                        Allah nasil sizi uyandirdiysa
                        Arafât’tan Mes’aril harâm’a aktiginizda
                        O’nu öyle anin.

                        5.Allah’in kendilerine rizik olarak verdigi hayvanlar üzerine "bilinen günler"de Allah’i ansinlar. Onlari yoksullar yesin; siz de yiyin (Hac 28).

                        Bilinen günler anlamindaki eyyâmen ma’lûmât - ايام معلومات, haccin "iddeti"dir yani süresi. Dolunayda baslar; ceyrek ay karnini iceri cekip hilal halini alinca sona erer ve 10 gündür.

                        Ayetlerdeki 10 sayisinin hikmeti bu. O büyük hacca gidenler vakti yalnizca aya bakarak ögreniyorlardi. Onlarin duvar takvimi, radyosu, tvsi yoktu.
                        Last edited by Hasan Akçay; 31. March 2012, 07:22 PM.

                        Comment

                        • Hasan Akçay
                          Uzman Üye
                          • Dec 2010
                          • 826

                          #27
                          630’DA NE OLDU? V

                          Inananlar bir duyum aldilar. "Taif ve cevresindeki müsrikler Mekke’ye saldiracak." Vakit Agustosun ilk yarisi. Gökteki ay kücüle kücüle tirnak ucu kadarcik olmus. Geceler karanlik.

                          Allah’in elcisi geliyorum diyen canavari Mekke'nin disinda karsilamaya karar verdi. Inananlari cihada cagirdi.

                          Münafiklar yan cizmek icin yine bahaneler uydurdular. Kimisi "Evlerimiz tehlikeye acik," dedi (Ahzâb 13); kimisi "Hava sicak; bu sicaga dayanamam!" (Tevbe 81); kimisi "Bakimi yapilacak hurma agaclarim var..." (Fetih 11).

                          Ama imani icten olanlar "Duyduk ve itaat ettik!" deyip kostular (1). Onlarin yalnizca imani degil özgüveni de doruktaydi cünkü Mekke’yi geri almis; oradaki bütün müsriklerin Islama gecmesini saglamis, sayica mahserî bir cokluga ulasmis ve "büyük hac"larini güven icinde yapmislardi.

                          Kafir ordusu arazideydi. Allah’in elcisi de, dev gibi bir orduyla (2), araziye cikti. Orda iki gladyatör gibiydiler. Hangisi ötekinin bos bir ânini yakalarsa bir saldirisla üzerine cullanacakti (3).

                          Elci örnek bir komutandi (Ahzâb 21). Önlem aldi. Bir öncü birligi olusturup güvendigi bir arkadasinin komutasinda ileriye yolladi. "Düsmanla temas kurar kurmaz bize haber ucurun!" dedi.

                          Yine karanlik bir gece. Safak atti. Ak ipi kara ipten secebildikeri ân geldi (Bakara 187). Namaz vakti (4).

                          Elcinin imamliginda sabah namazi kilacaklardi. Askerlerin bir bölügü gözetci oldu; öteki bölügü elcinin arkasina dizildi, silahlari ellerinin altinda (5).

                          Kiyamda elci, durumlarina uyan ayetler okudu (Âl-i Imrân 139-140):

                          Koruyan, bagislayan Allah’in adiyla. Gevsemeyin, üzülmeyin. Eger imaniniz ictense üstün gelen siz olursunuz. Allah imani icten olanlari ortaya cikarmak ve sizden sehidler edinmek istiyor. Cemaat "Duyduk ve itaat ettik!" dedi.

                          SEHID "sahid"in Arapcasi. Müsrik ile müslüman arasindaki fark orda idi.

                          Müsriklere gore ahret yoktu (6); ölmek yok olmakti. Yok olmak istemiyorsan ölümüne savasmayacaksin; kacacaksin. Müslümanlara gore ise bir öteki dünya vardi. Islama buna inarak atmislardi adimlarini. Islama giren herkes potansiyel bir sehid-sahiddi. Icten inananlar Allah icin ölümü göze alarak savasir ve gerektiginde ölerek ahrete sahid olurlardi.

                          Kiyamdan rükuya, rükudan secdeye vardilar. Sonra, herkes icinden Rabbine seslenebilsin diye, kisa bir oturus. Ve saga sola selam vererek namazdan cikis. Cephede kilinmasi farz olan kisa namaz bu idi. 1 rekat (7).

                          Sonra inananlarin öteki bölügü dizildi imamin arkasina (8).

                          ___________________________

                          1.سمعنا واطعنا - semi'nâ ve ata'nâ (Nisâ 46)

                          2.Hani, coklugunuz hosunuza gidiyordu - iz a'cebetkum kesretukum... (Tevbe 25)

                          3.Kafirler sizin silah ve esyanizdan uzak bir âninizi kolluyor cünkü bir saldirisla -meyleten vâhide, ميلة واحدة- üzerinize cullanacaklar... (Nisâ 102).

                          4.Namaz inananlarin üzerine vakitleriyle yazildi -kitâben mevkûta, كتابا موقوتا (Nisâ 103). Namazi gündüzün iki ucunda ve gecenin yakin saatlerinde (Hûd 114), örnegin günesin sarkmasindan gecenin karanligina kadar kil. (Isrâ 78)

                          5.Onlarin bir bölügü seninle kiyam etsinler; silahlarini da alsinlar... - vel ye’huzû eslihatehum... (Nisâ 102).

                          6.Câsiye 24: Su dünya hayatimizdan baskasi yok -Mâ hiye illé hayâtunâd dünyâ, ما هي الا حياتنا الدنيا.

                          7.Savas icin araziye ciktiginizda kafirlerin size saldirmak üzere oldugunu biliyorsaniz namazdan kisa düsmeniz caizdir -en taksurû, ان تقصروا (Nisâ 101).

                          8.Secdeden sonra arkaya gecsinler ki onlarin henüz namaz kilmamis olan öteki bölügü seninle kilabilsin... (Nisâ 102).

                          Nisâ 101 ve 102'den benim anladigim, namaz 2 rekattir. Cünkü kisaltilmisi 1 olan sayinin tamami 2'dir. Yani bir kimseye "Namaz 2 rekattir ama cephede kisaltilarak kilinabilir," deseniz cephede onu 1 rekat kilar. Nisâ 102'de uygulamali olarak tanimi yapilan kiyamli, secdeli namaz iste bu. Yalnizca 1 rekat.

                          2 rekatin 1 rekattan baska kisaltilmisi yok.

                          Öte yandan 3 rekatin, 4 rekatin... 1 rekattan baska kisaltilmis rekat sayilari var. Örnegin 3 rekatin kisaltilmisi 1 ve 2 rekattir. Yani bir kimseye, "Namaz 3 rekattir ama cephede kisaltilarak kilinabilir," deseniz cephede kilinmasi farz olan namazin 1 rekat mi ya da 2 rekat mi olduguna karar veremez; kuskuya düser.

                          Oysa Kuran kendisinin apacik bir okuma anlaminda kur'ânun mübîn oldugunu belirtir (Yâsîn 69), ve biz Kuran'a iman ettigimizde buna da iman ettik. Kuran'daki ifadelerin kuskuya kapali anlamlarini esas almak imanin geregidir; "acaba"li sorularla kusku üretmemek gerekir (Mâide 101).

                          Örnegin
                          kisaltilmisi 1 rekat olan namazin tamami 2 rekattir.
                          Bu kesin.
                          Cünkü 2 + 2 = 4 ne ise bu odur. Matematik.

                          Kuranen namaz 2 rekattir.

                          Sevgi ile,
                          Haan Akcay
                          Last edited by Hasan Akçay; 2. April 2012, 08:41 AM.

                          Comment

                          • Hasan Akçay
                            Uzman Üye
                            • Dec 2010
                            • 826

                            #28
                            630’DA NE OLDU? VI

                            Tevbe 25 (Y N Öztürk cevirisi): Yemin olsun ki, Allah size birçok yerde yardım etti. Huneyn gününde de. Hani, çokluğunuz sizi böbürlendirmişti de bu hiçbir işinize yaramamıştı. Tüm genişliğine rağmen, yeryüzü size dar gelmişti. Sonra da sırtınızı dönüp kaçmıştınız.

                            Tevbe 26 (Y N Öztürk cevirisi): Sonra Allah, resulünün üzerine de müminlerin üzerine de sükûnetini indirmiş, ayrıca sizin görmediğiniz orduları göndermiş de küfre sapanlara azap etmişti. Kâfirlerin cezası işte budur.


                            Taif’in engebeli bir bölgesindeydiler. Bkz. Muharebe alanindaki sehid mezarlari:


                            Düsman, o arazideki her tepenin arkasina saklanabilir. O kadar yakindir ama görünmez. Ve insanlari denizin karanlik dibi gibi göremedigi seyler tedirgin eder. Allah’in elcisini iste o tepelerin arkalari tedirgin ediyordu. Onun icin ileriye bir öncü cikardi.

                            Öncü birligin görevi vadilerin arkasi görünmeyen yamaclarini, öte yani karanlik tepeleri test etmekti. Bir vadiyi önce öncü birlik gececekti. Saldiriya ugrarsa düsmana karsilik bile vermeden ana birlige haber ucuracakti.

                            Sabah namazinin ardindan, öncü birlik ilerde, yola düzüldüler. Öncü birlik bir vadiye girdi. Cit yok. Cünkü pusudakilere "Öncüleri birakin gecsinler!" diye emir verilmisti.

                            Inananlarin ana birligi gelince koptu kiyamet. Vadinin her iki yanindan inananlarin üzerine oklar yagiyordu. Gögsüne, bogazina, sirtina oku yiyen yikiliyordu.

                            Önce "Biz cokuz!" diye övünenler bozguna ugradi. Sonra herkes cil ayvrusu gibi dagildi.

                            Allah’in elcisiyle yanindaki bir iki inanir kala kaldilar. Elci, yumrugunu düsmana salladi ve icindeki gök gürlemesini disa vururcasina "Ben Allah’in elcisiyim!" diye bagirdi. Emindi. "Allah ve elcisi galip gelecek!" (Mücâdele 21).

                            Bir inanir onu kucakladigi gibi bir kayanin arkasina cekti. "Kendini koru, ey Allah’in elcisi! Bizi sensiz birakma!"

                            Sonra "Allah’in elcisi burda! Elci yasiyor!" diye bagirdi. Yakindaki kayalara siginmis olanlar da bunu duyar duymaz "Elci yasiyor!" diye bagirmaya basladilar. Duyan geldi; duyan geldi. Cogaldilar ve onlar da düsmana ok atmaya basladilar.

                            Kazanilan an o andi.

                            Önce bir kac kisiydiler, az sonra bir kac yüz oldular; sonra bir kac bin. Inananlarin ölüm kusan binlerce oku müsrikleri cözüverdi. Cekilmeye basladilar ve kisa süre icinde cekilme bozguna döndü.

                            Tabana kuvvet kactilar. Sahipleri ölen develerle atlari oracikta birakarak. Müsrik cadirlari vadinin ötesindeydi. Oradaki mallarini ve kadinlarini da birakarak kactilar.

                            Allah’in elcisi elde edilen ganimeti arkadaslarina dagitti. Dagitimin yapildigi söylenen yerde simdi Cirane Mescidi var. http://hac.erolkara.net/cirane.jpg
                            Last edited by Hasan Akçay; 3. April 2012, 03:44 PM.

                            Comment

                            • pramid
                              Uzman Üye
                              • Sep 2010
                              • 984

                              #29
                              HARAM AYLAR ve NESİ (erteleme)06

                              Haram ay haram aya karşılıktır.Hürmetler (dokunulmazlıklar) karşılıklıdır. Kim size saldırırsa siz de ona misilleme olacak kadar saldırın. Allah'tan korkun ve bilin ki Allah müttakîlerle beraberdir. (2/194)

                              Sana haram ayı, yani onda savaşmayı soruyorlar. De ki: O ayda savaşmak büyük bir günahtır. (İnsanları) Allah yolundan çevirmek, Allah'ı inkâr etmek, Mes-cid-i Haram'ın ziyaretine mâni olmak ve halkını oradan çıkarmak ise Allah katında daha büyük günahtır. Fitne de adam öldürmekten daha büyük bir günahtır. Onlar eğer güçleri yeterse, sizi dininizden döndürünceye kadar size karşı savaşa devam ederler. Sizden kim, dininden döner ve kâfir olarak ölürse, onların yaptıkları işler dünyada da ahirette de boşa gider. Onlar cehennemliktirler ve orada devamlı kalırlar. (2/217)

                              Ey iman edenler! Allah'ın (koyduğu, dinî) işaretlerine, haram aya, (Allah'a hediye edilmiş) kurbana, (ondaki) gerdanlıklara, Rablerinin lütuf ve rızasını arayarak Beyt-i Haram'a yönelmiş kimselere (tecavüz ve) saygısızlık etmeyin. İhramdan çıkınca avlanabilirsiniz. Mescid-i Haram'a girmenizi önledikleri için bir topluma karşı beslediğiniz kin sizi tecavüze sevketmesin! İyilik ve (Allah'ın yasaklarından) sakınma üzerinde yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerine yardımlaşmayın. Allah'tan korkun; çünkü Allah'ın cezası çetindir. (5/2)

                              Allah, Kâbe'yi, o saygıya lâyık evi, haram ayı, hac kurbanını ve (kurbanın boynuna asılan) gerdanlıkları (maddi ve manevi yönlerden) insanların belini doğrultmaya sebep kıldı. Bu da Allah'ın, göklerde ve yerde ne varsa hepsini bildiğini ve Allah'ın her şeyi bilici olduğunu (sizin de anlayıp) bilmeniz içindir. (5/97)

                              Haram aylar çıkınca müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün; onları yakalayın, onları hapsedin ve onları her gözetleme yerinde oturup bekleyin. Eğer tevbe eder, namazı dosdoğru kılar, zekâtı da verirlerse artık yollarını serbest bırakın. Allah yarlığayan, esirgeyendir. (9/5)

                              Gökleri ve yeri yarattığı günde Allah'ın yazısına göre Allah katında ayların sayısı on iki olup, bunlardan dördü haram aylarıdır. İşte bu doğru hesaptır. O aylar içinde (Allah'ın koyduğu yasağı çiğneyerek) kendinize zulmetmeyin ve müşrikler nasıl sizinle topyekün savaşıyorlarsa siz de onlara karşı topyekün savaşın ve bilin ki Allah (kötülükten) sakınanlarla beraberdir. (9/36)



                              Nesî usûlünün ortadan kaldırılıp sırf kamerî takvimin yeniden ihyâ ve ihdas edilmesi İslâm için bir çok faydalar sağlamıştır. Bu, Devletin maliye teşkilatına, halkın hiç farkına varamayacağı bir şekilde her otuz üç güneş yılında bir fazla malî yıl’ın idrak edilmesi şeklinde kendisini gösterir. Bundan başka bu sırf kamerî takvim ramazan ayının muhtelif mevsimlere isabet etmesi sebebiyle oruç tutanların muhtelif iklim şartlarında açlık ve susuzluğa tahammül etmelerini ve bunlara karşı talimli olmaları sûretiyle askerî faydalar da sağlar. Bütün bunların üstünde ekseriyeti teşkil eden pek fazla tahsili ve bilgisi olan

                              Müslümanların çöl veya ücra köylerde yaşayıp büyük şehirlerle alakası kesilse bile zamanlarını hesaplamalarında muayyen aylarda ramazan orucunu tutmalarında ve hacca gitmelerinde büyük faydalar sağlar. Sonuncusu olmamakla beraber bir diğer faydası da takvimlerde rastlanan hesaplama hatalarının zaman zaman düzeltilmesine de ihtiyaç bırakmaz.



                              Câhiliye döneminde Arap toplumunun ay, yıldızlar ve gökyüzü ile ilgili gelişmiş kültürleri bulunmaktadır. Yıldızların ve gökyüzünün yerleri yönettiği şeklindeki kadîm inanç onların gökyüzünü daima gözlemelerini sağlamıştır. Buna binaen Araplar ay ve yıl hesaplarını gökyüzü gözlemlerine dayandırmışlardır. Arapların uyguladıkları nesî sonucunda iki durum ortaya çıkmaktadır. Nesî yapılan senelerde ayların sayısı on üçe yükselmektedir. Bunun sonucunda hac kamerî aylar arasında yer değiştirmiştir. Diğer taraftan, gerçekte haram olan bir ayın mekânı başka bir ayla yer değiştirmiştir. Bunun sonucunda Hz.İbrahim zamanında ve daha sonrasında takip edilen saf kamerî düzen bozulmuş ve saf kamerî düzenin kullanılması sonucunda elde edilen faydaların yok olmasına sebep olmuştur. İslâm öncesi Arap toplumunda nesî uygulaması iki amacı gerçekleştirmiştir. Birincisi haccın kamerî düzende olduğu gibi mevsimleri deverân etmesine engel olmuş ve belli bir mevsimde tutulması sağlanmıştır. Bunun sonucunda haccın ve panayırların da zamanında değişme olmuştur. Uygulanan sistemin sonuçları hac ve panayırlarla ilgisi olan tüm Arapları etkilemektedir. Bu durumda nesînin tüm yarımada Araplarını ilgilendirdiğini söyleyebiliriz. Bir diğeri, peş peşe gelen üç haram ayın zilkade, zilhicce ve muharremin arasına helal bir ay koyularak Arapların bazı senelerde üç ay boyunca savaştan uzak kalmamalarını sağlamıştır. Nesî sistemi Araplarca, normal düzenin dışında algılanmıştır. Bu sebeple nesî yaptıkları ayı fazladan bir ay sayarak haram ayların arasına katmamışlardır. Öyle ki nesîyi bir fasıla olarak görmüşler ve nesî ayının ardından olağan düzenlerini yaşamaya devam etmişlerdir. Normal süreçte haram olan bir ayı helal bir aya dönüştürmeleri nesîyi normal dışı algıladıklarının en büyük delilidir.
                              Kaynaklarda kesin ifadeler bulunmasa da nesîyi Arap toplumunun büyük çoğunluğu uyguluyor olmalıdır. Çünkü Hac zamanı tüm Arap yarımadasını ilgilendiren bir fenomendi ve bu zamana uyabilmek için nesî uygulamasını nazar-ı dikkate almaları gerekiyordu. Ayeti Kerime’de189 geçen ifadeleri hac zamanını belirleme hususunda tartışmaların olduğu şeklinde yorumlayanlar olmuştur, ancak Kureyş’in belirlediği zamanın dışında hac için Mekke’ye 189 Bakara- 2/197 gelenlerin olduğuna kaynaklarda rastlanmamaktadır. Ancak Araplar arasında haram ayların haramlığının kabulü konusunda anlaşmazlıklar olduğu ve bazı kabilelerin haram ayları kabul etmediğini biliyoruz. Araplar nesîyi hac zamanını istedikleri mevsimde tutabilmek ve haram ayların yerlerini değiştirmek için kullanıyorlardı. Nesî tatbikatının usûlü konusunda kaynaklarda farklı rivayetler bulunduğunu görmekteyiz. Bu hususta müellifler her sene, her iki senede bir, her üç senede bir veya iki sene arasındaki fark bir ayı tamamladığı zaman seneye bir ay eklemesi yapıldığı şeklinde usûller sunmaktadırlar. Aslında bu sonuncu rivayet tüm rivayetleri birleştirebilmemizi sağlamaktadır. Şöyle ki şemsî ve kamerî sene arasındaki fark günleri bazen üç, bazen iki bazen de ard arda iki sene nesî yapılmasını gerektirmektedir. Aynı zamanda bu rivayetler uygulanan sisteminin katî kurallara bağlı bir düzeni bulunmadığını göstermektedir. Arapların kendi imkanlarıyla yaptıkları gözlemlerle o gün için elde ettikleri sonuçları değerlendirerek belli bir düzen oluşturmaya çalıştıkları anlaşılmaktadır. Onların gayesi sadece zamanın yer değiştirmesine engel olmaktı. Zannımca uyguladıkları nesî sistemini kesin kurallara bağlama endişesi taşımıyorlardı. Zamanın elverdiği yani kamerî düzenin izin verdiği nispette kamerî ve şemsî seneyi müsavî kılmaya çalışıyorlardı. Ancak belli bir düzen kullanmıyorlardı demekle, Arapların nesîyi uygulama konusunda tamamen keyfi davrandıkları kastedilmemektedir.

                              Somut bilgidir. Kullandigim araclari belirttim. Onlari lütfen siz de kullanin.
                              O somut bilgiler Recep ayını ayırıp haram ay saymıyor mu?

                              O somut bilgiler Ramazan ayı diye bir ay yazmıyor mu?

                              Çalışmaların için çok teşekkürler. Çok çalışılmış bir yazı dizisi olmuş.
                              Last edited by pramid; 4. April 2012, 08:00 AM.

                              Comment

                              • birkatkimolsun
                                Yeni Üye
                                • Oct 2010
                                • 19

                                #30
                                Meton döngüsü, nesi fesadı , takvim sistemleri



                                yukarda hasan arkadaşın takvim mevzusuyla ilgili söylediklerini kısmen destekleyen bir makalem var konuyla ilgilenenlere faydası olabilir.

                                Kuranda bahsedilen Nesi fesadıyla Araplar ve/veya Yahudiler hedef alınmaktadır. Araplar ve/veya Yahudiler bazı "güneş yılına isabet eden 13. dolunayları bir sonraki seneye devrederek bir sene bazı aylarda kendilerine haram kılınan davranışları helal, diğer sene helalleri haram yapmışlardır. Arapların yaptığı ise çok daha büyük bir günah olup mevsimlerin gözetilmesi toptan kaldırılmıştır.

                                (3, 6, 8, 11, 14, 17,19) bu sayılar Meton döngüsünde hangi "güneş yıllarında" 13 dolunay olacağını belirleyen sayılardır.

                                [örneğin 8 rakamı Meton döngüsünün başlangıcından itibaren 8 inci güneş yılında 13 dolunay(ay takvimine göre) gerçekleştirileceğini bildirir.]



                                Araplar ve/veya Yahudiler yukarıdaki döngüdeki rakamları örneğin ( 2 ,5, 7 ,10 ,13 ,16, 19 ) şeklinde yaparak haramları helal helalleri haram yapmışlardır kuranda bahsedilen Nesi fesadı budur.


                                Ayriyeten Nesi fesadıyla ilgili olarak şunu söyleyebilirim Nesi fesadı dolunayın ertelenmesi değil haram ayların ertelenmesi manasına gelmektedir bunu şu şekilde yapmaktalar; dolunayların 13 olmadığı bir yıl örneğin 2000 yılı, ertesi senede(2001) dolunaylar 13 çekecek olsun Nesi fesadında bir sene içindeki dolunayların sayısı 13 olmadığı halde

                                2000 yılında 13 dolunay varmış gibi yapılması ve/veya 13. dolunayın günlerinin 12. aya aktarılması suretiyle haram aylar ertelenmektedir bir sonraki sene ise 13 dolunay olmasına rağmen 12 dolunay varmış gibi hesap yapılmaktadırlar.

                                İKİ SENELİK AY LİSTESİ


                                1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 Nesi fesadının yapılması

                                1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 olması gereken hesap


                                Yukarıdaki sayılardan da anlaşılabileceği gibi haram aylar 1. 2. 3. ve 4. aylarda olması gerekirken Nesi fesadıyla olması gerekene göre 1 ay erteleniyor ve 2. ayda başlatılıyor.


                                MÜDDESİR suresi nesi fesadından bahsetmektedir. müddesir 37 ye özellikle dikkat.


                                birde ufak bir katkı;

                                Hayır! Şafağa, geceye ve onda basan karanlığa, dolunay olmuş aya yemin ederim ki, halden hale geçersiniz.84/(16-19)


                                Allah bu ayette dolunay üzerine yemin etmektedir, bilindiği gibi Allah boş yere yemin etmez bunun bir önemi olsa gerek.
                                Last edited by birkatkimolsun; 4. April 2012, 12:16 PM.

                                Comment

                                Working...