Kuran'da ruhun tanımı: Adem, melek, cin, iblis, şeytan

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • ozkanates
    Uzman Üye
    • May 2014
    • 291

    #31
    Bir gezegen düşünelim, hep aydınlık olsun.
    Oradaki varlıklar, aydınlığı deneyimlerler ama onun aydınlık olduğunu bilemezler.
    Çünkü aydınlığın tanımı/bilgisi karanlıktan gelir. Karanlığın tanımı da aydınlıktan.
    Her kavram sadece kendi zıttıyla tanımlı.

    Bu yüzden tekamül,
    Zıtların her ikisini (yani şeylerin yok ve var hallerini) deneyimleme,
    Yok hallerinden var hallerine doğru bir yürüyüş.

    Varolan fotondur, fotonun olmadığı hale "karanlık" adı verilir.
    Varolan atomik titreşimdir, atomik titreşimin olmadığı hale "soğuk" adı verilir.
    Varolan sevgidir, sevginin olmadığı hale "korku" adı verilir.

    Tekamülde...
    "Kötü" adını verdiklerimiz, sevginin daha az algılandığı, evvelki halleri deneyimleyenler.
    "İyi" adını verdiklerimiz, sevginin daha fazla algılandığı sonraki halleri deneyimleyenler.

    Aslında sevgiden başka bir şey yok. Bunu, sevgiyi daha az algıladığımız hal ile biliyoruz.

    İyi ve kötü diye ayrıştırdıklarımız, aynı yolculuğun farklı anları.
    Kötü dediğimiz, iyinin sunum/giriş bölümü.

    Hepimiz hepsini deneyimleyeceğiz.

    Comment

    • khaos
      Uzman Üye
      • Apr 2012
      • 346

      #32
      enteresan bir teori
      ''Kendi içinde'' tutarlılık ve tutarsızlıkları var.(bana göre)
      kafa yormuşsunuz bununda önemli olduğunu düşünüyorum.Emeğinize sağlık.
      (FOR RAVEN)

      Comment

      • ozkanates
        Uzman Üye
        • May 2014
        • 291

        #33
        khaos Nickli Üyeden Alıntı
        enteresan bir teori
        ''Kendi içinde'' tutarlılık ve tutarsızlıkları var.(bana göre)
        kafa yormuşsunuz bununda önemli olduğunu düşünüyorum.Emeğinize sağlık.
        Teşekkür ettim. Tüm tarihi bu perspektif içine oturtmak mümkün:

        5.000 yıl önce yazı keşfedilir keşfedilmez, iki eşit zıttan oluşan Bir yazıldı, Yin ve Yang.
        4.000 yıl önce iki ana kol, Hinduizim ve İbrahim, biri daha zayıf iki zıttan oluşan Bir'i tanımladı.
        1.400 yıl önce Sufizm, her tür uzlaşma ile bağları kopararak, zıttı olmayan Bir'i tanımladı.

        Comment

        • khaos
          Uzman Üye
          • Apr 2012
          • 346

          #34
          bir soru soracaktım unuttum

          Size göre bu tekamülün sonucu nedir? Son noktası yani
          Hinduizmdeki Nirvana gibi bir şey mi
          Yoksa sonu en-el hak mı?
          (FOR RAVEN)

          Comment

          • Fers
            Uzman Üye
            • Sep 2012
            • 304

            #35
            bence,

            rabbi muhammedle ne diye temasa geçti, muhatab olduğu/yoldan çıkmışları/bozguncuları onun elçiliğiyle öğütlemek uyarmak/yola sokmak için...
            kimle/kimlerle muhatab isen/kime müdahale edeceksen onunla/onlarla temasa geçersin...
            muhammed uyardığı bozguncu/yoldan çıkmış kavme dahildi ama bozguncular arasında/zihniyetinde değildi...


            bakara/30
            ve iz kaale rabbuke lil melaaiketi "innii caailun fiil ardı haliifeh".../
            belirtilen, arzda halef atanacağının meleklere bildirilmesi...

            kaaluu "e tec’alu fiihaa men yufsidu fiihaa ve yesfikud dimaa".../
            belirtilen, meleklerin atanan hakkındaki görüşleri, "kan döken bozguncu"..

            ve nahnu nusebbihu bi hamdike ve nukaddisu lek.../
            belirtilen, meleklerin kendileri hakkındaki görüşleri, "övüp yüceltip hürmet eden"...

            kaale innii a’lemu maa laa taa’lemuun.../
            belirtilen, " meleklerin kendilerine göre konuştukları rabbin ise bilmedikleri gerçeği/bilinmeyenleri/sebepleri/işin doğrusunu/uygununu bilen olduğu...


            burada rabbin muhatab olduğu/sözlü temasta bulundukları melekler ve ismen atanacak olan halef, belliki bunlar arasında bir ilişki var, atanacak halefi bozguncu ve kan döken olarak tanımlamalarının sebebi halefin arzdaki kan döken bozguncular arasından seçilmiş olması, yani halefin atandığı o kavme dahil olması...


            rab ne diye halef atanacağını bu meleklere bildirdi, neden onlarla sözlü temasa geçti, ne gerek var,
            atanan halefi tanıyıp iyi bilen bu melekler durum hakkında nasıl ve neden yorumda buluyorlar,
            meleklerin her biri bu diyaloga dahil mi yoksa adlarına konuşan tek bir sözcü mü...

            bu melekler neden "seni yüceltip övüyoruz, hürmetteyiz, oysa diğeri kan döken bozguncu" derler,
            yoksa bu melekler atanan halefin selefleri mi ki biz böyle iyiydik neden halef atadın modundalar,
            belkide bu meleklerle atanacak olan halef aynı formda/türden, aynı kavme hükmeden, hatta aynı kavmden...

            buradaki melekler yani malikler, o ana kadar arzda malik olanlar/hükmedenler ve şimdi selef konumundalar ve halefleriyle kendilerini kıyasa sokuyorlar...

            Comment

            • Fers
              Uzman Üye
              • Sep 2012
              • 304

              #36
              yunus/13
              ve lekad ehleknel kurûne min kablikum lemmaa zalemuu.../ önceki dönemlerde helak edilen zalimler...
              yunus/14
              Summe cealnaakum halaaife fiil ardı min ba’dihim li nanzure keyfe ta’meluun.../
              sonra onların ardından amelleri değerlendirilmek için yeryüzüne halef atananlar...

              araf/69
              vezkuruu iz cealekum hulefaae min ba'di kavmi nuuhın.../ sizi nuh tan sonra halef atadığını zikredin...

              hud/57
              ....ve yestahlifu rabbii kavmen gayrekum, ve laa tedurrûnehu şey’aa.../
              ...rabbi yerlerine onlardan başka bir topluluğu geçirir birşey de yapamazlar....

              araf/74
              vezkuru iz cealekum hulefaae min ba'di aadin ve bevveekum fiil ardı...ve la ta'sev fiil ardı mufsidiin.../
              ve ad dan/ad kavminden sonra sizi arzda halef atadığını hatırlayın...arzda bozgunculuk yapmayın...

              meryem/59
              fe halefe min ba’dihim halfun edaaus salaate vettebeuuş şehevaati fe sevfe yelkavne gayyaa.../
              onlardan sonra salat yerine şehvete uyan halefleri...



              diğer ayetlerde de olduğu gibi bu ayetlerdeki halef selef ilişkisi de kendi türleri arasında, selef gider halef gelir, gidenlerde gelenler gibi aynı formda/türde...
              bu ayetlerde olduğu gibi,
              bakara/31 bakara/30 un devamıysa ve 31 deki adem 30 daki halef ise adem ne ilk insan, ne homo türlerinden, ne de ruh, o arzda bozgunculuk eden kendi türleri arasından o anki melekler/malikler/hükmedenler yerine hale atanan...

              Comment

              • Fers
                Uzman Üye
                • Sep 2012
                • 304

                #37
                nemli toprak/balçık/çamur, su ve toprak ikilisi,
                sperm ve yumurta ikilisi/çekirdekler birleşimi oluşan zigot misali...

                bu ikisi aynı şey, biri onların anladığı dil diğeri senin benim..

                adem dediğin, yeryüzünde hali hazırda var olan kan döken bozguncular kavminden...
                ayetlerde meleklerle ademin fiziksel olarak tanımı yok, bilinen meleklerin kendilerinle ademi kıyasladığı, yapılan kıyas davranış tarzları üzerine, "öven, yüceltip hürmet edenler ve kan döken bozguncu tipler", birinin homonun türleri, diğerinin dağ, tepe, doğa güçleri vs olduğuna kanıt yok,
                iblisin düşünce yetisi, davranış veya ajan olduğuna dair de bilgi yok...

                kıssanın kahramanları melekler ve halef, melekler/malikler/hükm ellerinde olan muhteremler, halef onları selef durumuna düşüren yeni malik/hükm sahibi...
                tıpkı sad/26 nın davudu gibi...


                sad/26
                yaa davuudu innaa cealnaake haliifeten fiil ardı fahkum beynen naasi bil hakkı ve laa tettebiil hevaa.../
                davud, arzda hevaya uymadan naas arasında hak ile hükmetmesi için halife atanan...

                davud, arzda hevaya uymadan hak ile hükmetmesi için selefi yerine halef atanandır, amaç davuda arzda ulaştığı kavmler arasında hak ile hükm sürdürtmek...


                bakara/30 a kadarki zaman diliminde arzda zaten ayette bildirilenler faal durumda,
                burada ne çamur var ne zigot ne de homonun türevleri, faal durumda olanlar "övüp yücelten melekler/hakimler/hükmedenler" ve "kan döken bozguncu"...
                buraya kadar ne ilk insan, ne doğa güçleri ne homonun türleri ve ona yakıştırılan fiziksel evrim ne de tekamül veya zihinsel evrim hikayesine ait bir bilgi yok...

                bakara/30 un halefi tıpkı davud gibi azdaki muhteremler arasında hükmetmesi istenen haleftir, davudun naas ı neyse bakara/30 un halefinin atandığı kavmide o dur, davud kimse, amacı neyse atanan halefte o dur...

                Comment

                • ozkanates
                  Uzman Üye
                  • May 2014
                  • 291

                  #38
                  khaos Nickli Üyeden Alıntı
                  Size göre bu tekamülün sonucu nedir? Son noktası yani
                  Hinduizmdeki Nirvana gibi bir şey mi
                  Yoksa sonu en-el hak mı?
                  Bir = Tevhid = Nirvana = Oneness

                  “Biz de ruhumuzu ona göndermiştik de o kendisine sapasağlam bir insan şeklinde görünmüştü.” Meryem 17
                  "Onu, amaçlanan düzgünlüğe ulaştırıp ruhumdan içine üflediğim zaman, önünde hemen secdeye kapanın." Hicr 29
                  “Meryem'in oğlu İsa Mesih, Allah'ın resulü ve kelimesidir. Onu, kendisinden bir ruhla beraber Meryem'e atmıştır.” Nisa 171
                  Her ruh, Allah’ın ruhundan.

                  "Allah'tan hak bir vaat olarak hepinizin dönüşü yalnız O'nadır." Yunus 4
                  Melek, cin, adem, insan ve konsey aşamalarından sonra, ruhun son nefs perdesi Ruh da kalkar. Yaratılan yaratanına döner. Yaratılan/yaratan ikiliği biter, sadece O kalır = Tevhid.

                  "Doğu da batı da yalnız Allah’ındır. O halde nereye dönerseniz orada Allah’ın yüzü vardır." Bakara 115
                  "Evvel’dir O, başlangıcı yoktur; Âhir’dir O, sonu yoktur; Zâhir’dir O, her şeyde belirir; Bâtın’dır O, gözlerden gizlenmiştir.” Hadîd 3
                  Tevhid.

                  Comment

                  • bartsimpson
                    Super Moderator
                    • Mar 2012
                    • 692

                    #39
                    Tasavvufa giriş...
                    "Hayat bugündür. Emin olduğun tek hayat. Onu en iyi şekilde yaşa."

                    Comment

                    • ozkanates
                      Uzman Üye
                      • May 2014
                      • 291

                      #40
                      bartsimpson Nickli Üyeden Alıntı
                      Tasavvufa giriş...
                      Girişten ziyade son bölüm.
                      Anlatılan her şey bunu anlatmak için.

                      Comment

                      • ozkanates
                        Uzman Üye
                        • May 2014
                        • 291

                        #41
                        Fers Nickli Üyeden Alıntı
                        bence,

                        rabbi muhammedle ne diye temasa geçti, muhatab olduğu/yoldan çıkmışları/bozguncuları onun elçiliğiyle öğütlemek uyarmak/yola sokmak için...
                        kimle/kimlerle muhatab isen/kime müdahale edeceksen onunla/onlarla temasa geçersin...
                        muhammed uyardığı bozguncu/yoldan çıkmış kavme dahildi ama bozguncular arasında/zihniyetinde değildi...

                        bakara/30
                        ve iz kaale rabbuke lil melaaiketi "innii caailun fiil ardı haliifeh".../
                        belirtilen, arzda halef atanacağının meleklere bildirilmesi...

                        kaaluu "e tec’alu fiihaa men yufsidu fiihaa ve yesfikud dimaa".../
                        belirtilen, meleklerin atanan hakkındaki görüşleri, "kan döken bozguncu"..

                        ve nahnu nusebbihu bi hamdike ve nukaddisu lek.../
                        belirtilen, meleklerin kendileri hakkındaki görüşleri, "övüp yüceltip hürmet eden"...

                        kaale innii a’lemu maa laa taa’lemuun.../
                        belirtilen, " meleklerin kendilerine göre konuştukları rabbin ise bilmedikleri gerçeği/bilinmeyenleri/sebepleri/işin doğrusunu/uygununu bilen olduğu...

                        burada rabbin muhatab olduğu/sözlü temasta bulundukları melekler ve ismen atanacak olan halef, belliki bunlar arasında bir ilişki var, atanacak halefi bozguncu ve kan döken olarak tanımlamalarının sebebi halefin arzdaki kan döken bozguncular arasından seçilmiş olması, yani halefin atandığı o kavme dahil olması...
                        1- Adem ilk yaratılan insan olduğundan, ona ait ayetler ilk yaratışa ait, yaratılış ayetleri. Diğer peygamber ayetleri ise var-olanların ayetleri, varoluş ayetleri.

                        2- Adem ve diğerleri arasındaki bu farklılık atlanarak benzerlikler kurulacaksa, bunu "belli ki..." gibi ibarelerle biz değil, Kuran kurmalı. Oysa Kuran, "Allah katında İsa'nın durumu, Âdem'in durumu gibidir. Onu topraktan yarattı, sonra ona "Ol!" dedi. Artık o, olur." Ali İmran 59 ile Adem'e benzemeye "sadece İsa" şerhi koyuyor. Neden? Çünkü benzerlik yine yaratılışta:
                        "Onu, amaçlanan düzgünlüğe ulaştırıp ruhumdan içine üflediğim zaman, önünde hemen secdeye kapanın." Hicr 29
                        “Meryem'in oğlu İsa Mesih, Allah'ın resulü ve kelimesidir. Onu, kendisinden bir ruhla beraber Meryem'e atmıştır.” Nisa 171
                        O halde yaratışa ait bu istisna şerhi sebebiyle de, Adem bilgilerini, diğer peygamberlere ait bilgilere benzeterek açıklayamayız.


                        Fers Nickli Üyeden Alıntı
                        rab ne diye halef atanacağını bu meleklere bildirdi, neden onlarla sözlü temasa geçti, ne gerek var,
                        atanan halefi tanıyıp iyi bilen bu melekler durum hakkında nasıl ve neden yorumda buluyorlar,
                        meleklerin her biri bu diyaloga dahil mi yoksa adlarına konuşan tek bir sözcü mü...

                        bu melekler neden "seni yüceltip övüyoruz, hürmetteyiz, oysa diğeri kan döken bozguncu" derler,
                        Bu bilgiler bu başlığın konusu ve başlık yazısında ayetleri ile birlikte sunuldu.


                        Fers Nickli Üyeden Alıntı
                        yoksa bu melekler atanan halefin selefleri mi ki biz böyle iyiydik neden halef atadın modundalar,
                        belkide bu meleklerle atanacak olan halef aynı formda/türden, aynı kavme hükmeden, hatta aynı kavmden...

                        buradaki melekler yani malikler, o ana kadar arzda malik olanlar/hükmedenler ve şimdi selef konumundalar ve halefleriyle kendilerini kıyasa sokuyorlar...
                        Eğer...
                        - Melekler halefin selefi ise,
                        - Melekler halef ile aynı formda/türde, aynı kavme hükmeden, hatta aynı kavimdense,
                        - Özetle melekler, bozguncu/yoldan çıkmış insan toplumların egemenlerinden başka bir şey değilse,
                        bu, Kuran'ın hangi ayet veya ayet grubunda belirtiliyor? Çünkü eğer melek = insan denkliğini kuran bir Kuran ayeti yoksa, bu, kişisel bir çıkarımdır.

                        Soruyu tersten de sorabiliriz: Meleklerin, tekamül etmeyen ruhlar olduğuna dair ayetleri belirttim. Bu yargı ile çelişen tek bir Kuran ayeti var mı? Meleklere herhangi başka bir misyon yükleyen tek bir Kuran ayeti var mı?

                        .
                        Last edited by ozkanates; 27. June 2014, 01:00 PM.

                        Comment

                        • bartsimpson
                          Super Moderator
                          • Mar 2012
                          • 692

                          #42
                          ozkanates Nickli Üyeden Alıntı
                          Girişten ziyade son bölüm.
                          Anlatılan her şey bunu anlatmak için.
                          Yani demeniz o ki...
                          insan kendisine biçilen bir ömür süresince şunları şunları yaparsa tekamüle erer (kemale) erer ve artık bulması gereken her neyse onu bulur...

                          doğru mu anladım bilmiyorum?

                          ama merak ettiğim şu.
                          1500 küsür yıl ya da ademden bu yana bunu yapan yada yapabilen birisi varmı da biz göremedik, yoksa yaptığını zannedenler var da biz mi anlayamadık.???

                          tüm bunlardan çıkarımım şu oluyor ki.
                          tekamül devam eden bir süreç sonu yok.
                          kim tamam oldum derse yalan olur.

                          tıpkı bilimdeki ilerleyiş gibi.
                          insanlık son 200 yıldır bilim konusunda bir ilerleme kaydetmekte hatta bunun son 50 yılı geçmişe kıyasla ışık hızında geçmekte.
                          peki bunun sonu nerede???
                          tabi ki yok.

                          peki tekamül ve olgunlaşma bir süreç ise ve sonu yok ise kuran sizin deyiminize göre insandan somut olarak neyi bulmasını ve yapmasını istemektedir?
                          bu arayış sürecindeki basamaklar ve referanslar ne olmalıdır?
                          sonuç nereye varacaktır?
                          "Hayat bugündür. Emin olduğun tek hayat. Onu en iyi şekilde yaşa."

                          Comment

                          • ozkanates
                            Uzman Üye
                            • May 2014
                            • 291

                            #43
                            bartsimpson Nickli Üyeden Alıntı
                            Yani demeniz o ki...
                            insan kendisine biçilen bir ömür süresince
                            Ömür 70 yıl değil, bu alemdeki ve öbür alemdeki sürelerin toplamı.

                            bartsimpson Nickli Üyeden Alıntı
                            şunları şunları yaparsa tekamüle erer (kemale) erer
                            Kemale ermek aradaki duraklardan sadece biri.

                            bartsimpson Nickli Üyeden Alıntı
                            ve artık bulması gereken her neyse onu bulur...
                            İnsan sayısı kadar tekamül yolu var. Yolun sonu ise tek: "Allah'tan hak bir vaat olarak hepinizin dönüşü yalnız O'nadır." Yunus 4

                            bartsimpson Nickli Üyeden Alıntı
                            1500 küsür yıl ya da ademden bu yana bunu yapan yada yapabilen birisi varmı da biz göremedik, yoksa yaptığını zannedenler var da biz mi anlayamadık.???
                            Bizden ilerideki tekamül kademelerini anlayamadığımız için, halen madde alemde olup da tekamülde bizden ileri insanları anlayamaz ve fark etmeyiz. Hatta dışlar ve kovarız: "Onlar peygamberlerle alay ettiler, ve onları haksız yere öldürdüler". Bu, henüz hazır olmadığımız tekamül bilgilerinden doğacak zararları önlemek için böyledir.

                            Bir diğer konu da, tekamül bir kariyer değil. Şu anda öğrenmekte olduğumuz konuları öğrenmek için buradayız, hepsi bu. Bunlar bitince başkaları başlayacak. İçinde olunan durağa odaklanmak, sonraki durakları merak ederek zaman geçirmekten iyi. Ama tabi tercih.

                            bartsimpson Nickli Üyeden Alıntı
                            tüm bunlardan çıkarımım şu oluyor ki.
                            tekamül devam eden bir süreç sonu yok.
                            Sonsuz Olan'ın tekamülü sonsuz. Biz sonluların tekamülü ise sonlu: "Allah'tan hak bir vaat olarak hepinizin dönüşü yalnız O'nadır." Yunus 4

                            bartsimpson Nickli Üyeden Alıntı
                            kim tamam oldum derse yalan olur.
                            Evet, kendisi de halen madde aleminde olduğuna göre, henüz yolun başında.

                            bartsimpson Nickli Üyeden Alıntı
                            tıpkı bilimdeki ilerleyiş gibi.
                            insanlık son 200 yıldır bilim konusunda bir ilerleme kaydetmekte hatta bunun son 50 yılı geçmişe kıyasla ışık hızında geçmekte.
                            peki bunun sonu nerede???
                            tabi ki yok.
                            "Allah'tan hak bir vaat olarak hepinizin dönüşü yalnız O'nadır." Yunus 4

                            bartsimpson Nickli Üyeden Alıntı
                            peki tekamül ve olgunlaşma bir süreç ise ve sonu yok ise kuran sizin deyiminize göre insandan somut olarak neyi bulmasını ve yapmasını istemektedir?
                            "Göklerde ve yerde kim varsa O'ndan ister. O, her an yeni bir iş ve oluştadır." Rahman 29

                            "O halde, bir iş ve oluştan boşalır boşalmaz yeni bir işe koyulup yorul!" İnşirah 7

                            İlk ayet yaratanın, ikincisi yaratılanın tanımı.

                            bartsimpson Nickli Üyeden Alıntı
                            bu arayış sürecindeki basamaklar ve referanslar ne olmalıdır?
                            Tekamül sürecindeki basamaklar ve referanslar zaten tanımlı. Madde aleme kadar ayetleri verdim, sonrasını da vereceğim.

                            bartsimpson Nickli Üyeden Alıntı
                            sonuç nereye varacaktır?
                            "Allah'tan hak bir vaat olarak hepinizin dönüşü yalnız O'nadır." Yunus 4

                            Comment

                            • ozkanates
                              Uzman Üye
                              • May 2014
                              • 291

                              #44
                              Fers Nickli Üyeden Alıntı
                              yunus/13
                              ve lekad ehleknel kurûne min kablikum lemmaa zalemuu.../ önceki dönemlerde helak edilen zalimler...
                              yunus/14
                              Summe cealnaakum halaaife fiil ardı min ba’dihim li nanzure keyfe ta’meluun.../
                              sonra onların ardından amelleri değerlendirilmek için yeryüzüne halef atananlar...

                              araf/69
                              vezkuruu iz cealekum hulefaae min ba'di kavmi nuuhın.../ sizi nuh tan sonra halef atadığını zikredin...

                              hud/57
                              ....ve yestahlifu rabbii kavmen gayrekum, ve laa tedurrûnehu şey’aa.../
                              ...rabbi yerlerine onlardan başka bir topluluğu geçirir birşey de yapamazlar....

                              araf/74
                              vezkuru iz cealekum hulefaae min ba'di aadin ve bevveekum fiil ardı...ve la ta'sev fiil ardı mufsidiin.../
                              ve ad dan/ad kavminden sonra sizi arzda halef atadığını hatırlayın...arzda bozgunculuk yapmayın...

                              meryem/59
                              fe halefe min ba’dihim halfun edaaus salaate vettebeuuş şehevaati fe sevfe yelkavne gayyaa.../
                              onlardan sonra salat yerine şehvete uyan halefleri...

                              diğer ayetlerde de olduğu gibi bu ayetlerdeki halef selef ilişkisi de kendi türleri arasında, selef gider halef gelir, gidenlerde gelenler gibi aynı formda/türde...
                              bu ayetlerde olduğu gibi,
                              Halef atanan Adem ve sonra Adem-oğulları. İlki yaratılış, sonrakiler varoluş. Dolayısıyla Adem bir kez yaratıldıktan sonra, gelenler de ademoğlu olacak, gidenler de ademoğlu olacak. Başka bir seçenek yok ki.

                              Melekler halef olarak atanmadıklarından, yaratılışı tanımlayan didaktik diyaloglar hariç, konu ile ilgileri zaten yok.

                              Fers Nickli Üyeden Alıntı
                              yunus/13
                              bakara/31 bakara/30 un devamıysa ve 31 deki adem 30 daki halef ise adem ne ilk insan, ne homo türlerinden, ne de ruh
                              Adem...
                              Homo sapines isimli seviyeye ulaşmış fiziki tekamül seviyesine...
                              Üflenme/bağlanma seviyesine ulaşmış ruhi tekamül seviyesinin adı.

                              İnsan = "Homo sapiens" isimli fiziksel tekamül seviyesi + "Adem" isimli ruhi tekamül seviyesi

                              Vakti gelen ruh, vakti gelen bedene üfleniyor. İnsan da bu bileşimin adı.

                              - Adem ilk insan değil, çünkü o bir insan değil. O melek, cin gibi ruhun bir tekamül seviyesi.
                              - Adem ilk insan değil, çünkü tekil bir "ilk" insan yok. Homo sapiensler ve adem(ler) var.

                              Fers Nickli Üyeden Alıntı
                              yunus/13
                              adem ... o arzda bozgunculuk eden kendi türleri arasından o anki melekler/malikler/hükmedenler yerine hale atanan...
                              Buradaki algı farklılığı şuradan doğuyor:

                              Kuran'a "böyle olabilir mi?" diye soruyorsunuz, cevap "evet olabilir". Sayısız tekamül kademelerine ait sayısız tasarım Kuran'a bu şekilde soruluyor ve cevap hep "evet olabilir". Tanrı hiç bir kulunu dışlamadığından, hepsine onların dilinden, onların anlayacağı şekilde konuştuğundan... binlerce tasarım var ve hepsi de aldığı cevaptan ve kendinden aynı şiddette emin/müsterih.

                              Oysa soru "Kuran'da bu nerede yazıyor" olmalı. "Kuran'ı tek kelime, tek harf değiştirmeden yorumlamak mümkün mü" olmalı. Eğer söylediklerinizin Kuran'daki karşılıklarını tek kelime değiştirmeden, yorumlamadan getiriyorsanız, bu bir Kuran beyanıdır. Aksi durumlar, Tanrı'nın kuluyla kulunun dilinden konuşması.

                              (tabi benimle de benim dilimden konuştuğundan, her bir sözüm ancak geçici bir tasarım)

                              Comment

                              • ozkanates
                                Uzman Üye
                                • May 2014
                                • 291

                                #45
                                Fers Nickli Üyeden Alıntı
                                nemli toprak/balçık/çamur, su ve toprak ikilisi,
                                sperm ve yumurta ikilisi/çekirdekler birleşimi oluşan zigot misali...

                                bu ikisi aynı şey, biri onların anladığı dil diğeri senin benim..
                                Buna sen, ben, biz karar veremeyiz.
                                Bu ikisi aynı şeyse, Kuran'da şerhi olmalı.
                                Eğer böyle bir şehr yoksa, bu ikisi aynı değil, farklı.
                                Çamur dediği çamur, su dediği su ve zigot dediği zigot.

                                Bir de şuradan bakabiliriz:
                                Çamura çamur, suya su, zigota zigot deyince bir darlık mı oluşuyor.
                                Bilimden öğrendiklerimizle, gönülde hissettiklerimizle çelişki mi doğuyor.
                                Eğer böyle çelişkiler doğuyorsa, bu çelişkileri paylaşın sohbetini yapalım.
                                Eğer hiçbir çelişki doğmuyorsa, Allah sözünü neden keyfe keder değiştirelim.

                                Fers Nickli Üyeden Alıntı
                                ayetlerde meleklerle ademin fiziksel olarak tanımı yok,
                                “Hani, biz meleklere "Âdem'e secde edin" demiştik de İblis dışında hepsi secde etmişti. İblis, cinlerdendi” Kehf 50
                                İblis, hem melek hem cin, yani ikisi aynı (tekamül hariç).

                                “Cini de ateşin dumansızından yarattı.” Rahman 15
                                Cin madde formunda değil, ateş/enerji/ruh formunda. O halde melek de öyle.

                                "Andolsun ki sizi yarattık, sonra sizi biçimlendirdik, sonra da meleklere "Âdem'e secde edin" dedik." Araf 11
                                "Onu, amaçlanan düzgünlüğe ulaştırıp ruhumdan içine üflediğim zaman, önünde hemen secdeye kapanın." Hicr 29
                                Cümlelerdeki eşleştirmeye dikkat. Tek fark "Adem" ve "ruhumdan içine üflediğim". Çünkü Adem = ruhumdan içine üflediğim. Yani Adem (Allah'ın ruhundan) bir ruh. Melek ve cinin olduğu gibi.

                                “Hani Rabbin, ademoğullarından, bellerinden zürriyetlerini alıp onları öz benliklerine şahit tutarak sormuştu..." demişlerdi.” Araf 172
                                Ademoğulları: Üreme organları var çünkü bedenlerin üremesi için üreme organı lazım. Ruhlar ise üremez, (Allah'ın ruhundan) yaratılır.

                                "O ikisi ağaçtan tadınca çirkin yerleri kendilerine açıldı1. Bahçenin yapraklarından yamalar yapıp üzerlerine örtmeye başladılar2.” Araf 22, Taha 121
                                Bedenlenme anı:
                                1- Üreme organlarının kendilerine açılması... cinsiyetsiz ruhların, cinsiyetli bedenlere bağlanması.
                                2- Bedeni örtme, giyinme. Daha önce giyinmiyorlardı çünkü madde bedenleri yoktu, ruh formundaydılar.

                                Özetle, melek, cin ve adem ruh/enerji formundayken, ademoğulları (insanlar) madde formuna bağlanmış ademlerdir. Tersten giderek verdiğim ayetlerin sağlamasını da yapabiliriz. Bu yoruma uymayan tek bir ayet var mı. Bu yorumun dışında herhangi bir yorum yapan tek bir ayet var mı.

                                Fers Nickli Üyeden Alıntı
                                bilinen meleklerin kendilerinle ademi kıyasladığı, yapılan kıyas davranış tarzları üzerine, "öven, yüceltip hürmet edenler ve kan döken bozguncu tipler", birinin homonun türleri, diğerinin dağ, tepe, doğa güçleri vs olduğuna kanıt yok,
                                Kanıt verdiğim ayetler. İnançta başka kanıt olmaz. Söylenmiş söz, vakti gelince bilinir; vakti gelmeyince vaktinin gelmesi beklenir.

                                Fers Nickli Üyeden Alıntı
                                iblisin düşünce yetisi, davranış veya ajan olduğuna dair de bilgi yok...
                                Bence de yok çünkü buna ait bir ayet getirilmedi.

                                Fers Nickli Üyeden Alıntı
                                adem dediğin, yeryüzünde hali hazırda var olan kan döken bozguncular kavminden...

                                kıssanın kahramanları melekler ve halef, melekler/malikler/hükm ellerinde olan muhteremler, halef onları selef durumuna düşüren yeni malik/hükm sahibi...
                                tıpkı sad/26 nın davudu gibi...

                                sad/26
                                yaa davuudu innaa cealnaake haliifeten fiil ardı fahkum beynen naasi bil hakkı ve laa tettebiil hevaa.../
                                davud, arzda hevaya uymadan naas arasında hak ile hükmetmesi için halife atanan...

                                davud, arzda hevaya uymadan hak ile hükmetmesi için selefi yerine halef atanandır, amaç davuda arzda ulaştığı kavmler arasında hak ile hükm sürdürtmek...
                                Yukarıda bahsedildi.

                                Fers Nickli Üyeden Alıntı
                                bakara/30 a kadarki zaman diliminde arzda zaten ayette bildirilenler faal durumda,
                                burada ne çamur var ne zigot ne de homonun türevleri, faal durumda olanlar "övüp yücelten melekler/hakimler/hükmedenler" ve "kan döken bozguncu"...
                                buraya kadar ne ilk insan, ne doğa güçleri ne homonun türleri ve ona yakıştırılan fiziksel evrim ne de tekamül veya zihinsel evrim hikayesine ait bir bilgi yok...
                                "Şu konudaki şu şu bilgiler Bakara 30'dan önce verilmeliydi, Bakara 30'dan (2.surenin 30.ayetinden) sonrakiler geçerli olmaz" şeklinde bir kural koyacaksak, bunun yaslandığı bir ayet olmalı. Böyle bir ayet yoksa, her ayetteki her bilgi geçerli.

                                Fers Nickli Üyeden Alıntı
                                bakara/30 a kadarki zaman diliminde arzda zaten ayette bildirilenler faal durumda,
                                burada ne çamur var ne zigot ne de homonun türevleri, faal durumda olanlar "övüp yücelten melekler/hakimler/hükmedenler" ve "kan döken bozguncu"...
                                buraya kadar ne ilk insan, ne doğa güçleri ne homonun türleri ve ona yakıştırılan fiziksel evrim ne de tekamül veya zihinsel evrim hikayesine ait bir bilgi yok...
                                Kuran'ın ilk sözü/emri "Oku".
                                Kuran henüz "Oku" kelimesinden ibaretken, ne okunacaktı?
                                Okunacak 3 kitap:
                                - Evren kitabı (bilim)
                                - Gönül kitabı (benlik/felsefe)
                                - Kitap'taki kitap (mistik metin)

                                Eğer bir yaratıcı varsa, onu yarattığı her şey birbirine uyum içinde olur, birbiriyle çelişmez. O halde evren de Allah'ın ayetleridir. Evreni bilimle okuduğumuzda, Allah'ın kitabını okumuş oluruz:

                                Nur 42 “Göklerin ve yeryüzünün hükümranlığı yalnızca Allah'a aittir. Dönüş de ancak Allah'adır.

                                43 Şüphesiz Allah'ın, bulutları sürüklediğini, sonra onları bir araya getirdiğini, sonra da üstüste yığdığını görmedin mi/ hiç düşünmedin mi? İşte görüyorsun ki bunların arasından yağmuru çıkarıyor. Ve O, gökten, içinde dolu bulunan dağ gibi bulutları indirir de onu dilediğine isabet ettirir, dilediğinden de onu uzak tutar. Şimşeğin parıltısı nerdeyse gözleri alır!

                                44 Allah, geceyi ve gündüzü çevirir durur. Şüphesiz sağduyu sahipleri için kesinlikle bir ibret vardır.

                                45 Ve Allah, her canlıyı sudan oluşturdu. İşte bunlardan kimi karnı üzerinde yürümekte, kimileri iki ayak üzerinde yürümekte, kimi de dört ayak üzerinde yürümektedir. Allah, dilediğini oluşturur. Hiç şüphesiz Allah, her şeye en iyi güç yetirendir.

                                46 Andolsun ki Biz, açıkça ortaya koyan âyetler indirdik. Ve Allah, dileyen kimseyi dosdoğru yola iletir."

                                Comment

                                Working...