Soru: Lokmân 28

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • ozkanates
    Uzman Üye
    • May 2014
    • 291

    #1

    Soru: Lokmân 28



    1. mâ halku-kum : sizin yaratılmanız değil
    2. ve lâ ba'su-kum : ve sizin diriltilmeniz değil
    3. illâ : ancak, den başka
    4. ke : gibi
    5. nefsin : nefs
    6. vâhıdetin : tek, bir tane
    7. innellâhe (inne allâhe) : muhakkak Allah
    8. semîun : en iyi işiten
    9. basîrun : en iyi gören

    Kelime kelime koyunca şu oluyor:
    "Sizin yaratılmanız ve diriltilmeniz, tek bir nefs gibisinden başka değil."

    Düzgün Türkçe ile Elmalılı'nınki oluyor:
    "Sizin yaratılmanız da, ba'solunmanız da ancak tek bir nefis gibidir."

    Hanifler.com dahil tüm diğer mealler:
    "Sizin oluşturulmanız ve diriltilmeniz ancak bir tek nefsinki gibidir."


    Eğer iyelik zamiri varsa (benimki, seninki), "tüm yaratılmalar ve diriltilmeler herhangi bir yaratılma ve diriltilme gibidir" anlamı oluşur. "Bir fabrikadan çıkan tüm ürünler, herhangi bir ürün gibidir" ile aynı.

    Eğer iyelik zamiri yoksa, "tüm yaratılmalar ve diriltilmeler tek bir nefs/benlik gibidir" anlamı oluşur.

    .
    Last edited by ozkanates; 18. November 2014, 05:30 PM.
  • galipyetkin
    Uzman Üye
    • Sep 2011
    • 1389

    #2
    Kelime kelime koyunca şu oluyor:
    "Sizin yaratılmanız ve diriltilmeniz, tek bir nefs gibisinden başka değil."

    Düzgün Türkçe ile Elmalılı'nınki oluyor:
    "Sizin yaratılmanız da, ba'solunmanız da ancak tek bir nefis gibidir."

    Hanifler.com dahil tüm diğer mealler:
    "Sizin oluşturulmanız ve diriltilmeniz ancak bir tek nefsinki gibidir."
    Allah Aşkına anlayan bunu ve dolayısı ile diğer kopyalarını bana açık açık anlatsın ne olur! Birinci sınıftaki bir çocuk böyle bir cümle kursa öğretmeninden dayak yer.
    Allah'ın açık seçik ayeti nasıl bu hale getirilir?

    Ayet çok basit olarak bu dünyadaki nefsimiz ile öbür dünyada taşıyacağımız nefsin "bir tek", ikisinin de değişik değil "aynı", biri diğerinin kaldığı uyerden "devamı" olduğunu anlatıyor. Yani yaratıldığımızda taşıdığımız ile ahırette diriltiğimizde/ba's edildiğimizde taşıyacağımız nefsin aynı nefis olduğu ve illa/muhakkak bu nefis ve nefisten (mesela, cimrilik yapıp yapmadığı, başkalarının haklarının yeyip yemediği) sorulacağı.

    Nedeni de bence, müşriklerin nasıl ki ölünce ceset toprak oluyorsa nefis de yok olacak; yeniden hayata döndürüldüğümüzde/diriltildiğimizde yeni bir vücuda sahip olacağımız gibi yeni bir nefse de sahip olacak dolayısı ile de bu yeni nefs eski nefsten sorumlu olamayacağından sorgu sualden kurtulacağız düşüncelerine karşılıktır.

    Saygılarımla,
    Galip Yetkin
    Last edited by galipyetkin; 19. November 2014, 09:47 AM.

    Comment

    • ozkanates
      Uzman Üye
      • May 2014
      • 291

      #3
      galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
      Allah Aşkına anlayan bunu ve dolayısı ile diğer kopyalarını bana açık açık anlatsın ne olur! Birinci sınıftaki bir çocuk böyle bir cümle kursa öğretmeninden dayak yer.
      Allah'ın açık seçik ayeti nasıl bu hale getirilir?

      Ayet çok basit olarak bu dünyadaki nefsimiz ile öbür dünyada taşıyacağımız nefsin "bir tek", ikisinin de değişik değil "aynı", biri diğerinin kaldığı uyerden "devamı" olduğunu anlatıyor. Yani yaratıldığımızda taşıdığımız ile ahırette diriltiğimizde/ba's edildiğimizde taşıyacağımız nefsin aynı nefis olduğu ve illa/muhakkak bu nefis ve nefisten (mesela, cimrilik yapıp yapmadığı, başkalarının haklarının yeyip yemediği) sorulacağı.

      Nedeni de bence, müşriklerin nasıl ki ölünce ceset toprak oluyorsa nefis de yok olacak; yeniden hayata döndürüldüğümüzde/diriltildiğimizde yeni bir vücuda sahip olacağımız gibi yeni bir nefse de sahip olacak dolayısı ile de bu yeni nefs eski nefsten sorumlu olamayacağından sorgu sualden kurtulacağız düşüncelerine karşılıktır.

      Saygılarımla,
      Galip Yetkin

      Galip kardeşim,

      Ayet budur demedim, kelime kelime koyunca bu oluyor dedim.
      Sonra "bana göre" düzgün Türkçe ile olan halini verdim ki bu da Elmalılı kardeşiminki oluyor.
      Şimdi sen bana dediğini zannederek Elmalılı kardeşime, dayak yiyecek ilkokul çocuğu diyorsun.

      İyelik zamiri gibi basit bir dil sorusundan dayak ve çocuk muhabbetine atlamandaki başarın kadar,
      Soruyu arada kaynatıp onun yerine bambaşka şeyler anlatmandaki başarın da göz dolduruyor.

      Ama bana sorun yok.
      Yaratılanı beğenmeyerek yaratanı beğenmemek haddime olmaz.
      Sana bu satırları yazanın nefsimden gayrısı olmadığını da biliyorum.
      Sen iyelik zamiri hakkında konuşmak istediğinde, ben yine buradayım.

      .

      Comment

      • galipyetkin
        Uzman Üye
        • Sep 2011
        • 1389

        #4
        Siz de mi Sayın özkanateş.

        Herkes niye böyle alıgan ki.

        Sizi hep takdirle okuyup, yazılarınız üzerinden notlar alıyorum. Ve yazılarınız dolayısı ile de sizi teşvik babında ilk teşekkürü ve de yazıyı ben yazdım hatırladığım kadarıyla.

        Yukarıda yazdıklarımda siz hedef alınıyor değilsiniz ki. Verdiğiniz linkte 35 adet adamın- elmalılı dahil- yazdıklarından da, linki sizin vermeniz sizin onlardan sorumluluğunuzu da gerektirmez ki.
        Meal adı altında yazılmış olanların hepsi anlamsız, saptırıcı birer kelimeler topluluğu. Yazdıklarım da bu saptırıcılara. Hepsi ilkokul birinci sınıfta olup da böyle anlamsız, böyle problem cümle kurarlarsa tekrar ediyorum emin olun öğretmenden "dayak" yer. Adamların mealleri meallendirmeye muhtaç. Eğer siz de onlar gibi bir cümle kuruluşunu tasvip ediyorsanız, o zaman isterseniz alıngan davranın.
        Konunun esasına gelirsek; iyelik zamiri kulanılsa da kullanılmasa da verilen tercümeler/mealler tarafımdan kabul edilmediği için anlayışım aktarılmıştı. Bunda ne vardı ki? Ne sizin anlatımınız hakkında ve ne de sizi hedefleyen bir şey de yazmadım ki! Bir soru sordunuz anlayışım çerçevesinde anladığıma, (anlaşılamayan)anlaşılana cevap yazdım. Cevabım sizi tasdik edici mi olmalıydı, yalan yanlış, yanıltıcı mı olmalıydı? Çünkü mealler bana göre yanlış ve yanlışa ne cevap verilir? Yalnış yönü belirtilir.
        Biz ne yaptık Sayın özkanateş? Bize göre olması gerekeni yazdık.

        Benim kınadığım meal adı altında anlamsız ve saptırıcı şekilde kurulmuş cümlelerdi; yazdıklarımı iyi okuyun ve alıngan davranmayın, sizinle alıp da veremediğim bir şey yok ki. Sizin aleyhinizde olmamı gerektirecek bir şey de yok, bir tek yazışma bile. Sizin gibi yazılarıyla siteye katkı sağlayan kişilere biz hep saygı duyarız. Biz ard niyetli olamayız.

        Lütfen aydınlatıcı yazılarınıza alıngan davranmadan devam edin.

        Saygılarımla.
        Galip Yetkin.
        Last edited by galipyetkin; 17. July 2015, 07:54 PM.

        Comment

        • ozkanates
          Uzman Üye
          • May 2014
          • 291

          #5
          Benim tarafımda sorun yok Galip kardeşim.
          35 mealciye, bu arada Elmalılı'ya da tavır yapacağın aklıma gelmedi.

          Ayrıca tezim, 34 mealcinin anlattığının seninkiyle aynı olduğuydu.
          Sadece Elmalılı'ninki farklı ve o da farklı bir anlam vermiyor,
          Farklı anlamların birbirlerine göre ağırlıklarını değiştiriyor.
          Senin detayla verdiğin bunlardan biri.

          Sorum yine aynı,
          Ayetin Arapça'sında iyelik zamiri var mı, "nefsinki" mi yoksa "nefs" mi.

          Comment

          • ozkanates
            Uzman Üye
            • May 2014
            • 291

            #6
            Lokmân 28 bir tanım ayeti değil, müteşâbih bir ayet.
            Herkes onda kendi düşüncesini bulacak/derinleştirecek.

            "Allah, sözün/hadisin en güzelini, birbirine benzer iç içe ikili mânalar ifade eden bir Kitap halinde indirmiştir." Zümer 23

            Comment

            • galipyetkin
              Uzman Üye
              • Sep 2011
              • 1389

              #7
              Özkanateş'ten
              Lokmân 28 bir tanım ayeti değil, müteşâbih bir ayet.
              Herkes onda kendi düşüncesini bulacak/derinleştirecek.
              Bizden
              Biz ne yaptık Sayın özkanateş? Bize göre olması gerekeni yazdık.
              Uzatmaya gerek görmüyorum.

              Yalnızca şunu sorayım herkese. Elmalılı "GİBİ" ifadesini kullanmış; ayet bütünlüğü içinde ayete hangi mânâyı veriyor. Elmalılı ne diyor?

              Saygılarımla.
              Galip Yetkin.
              Last edited by galipyetkin; 19. November 2014, 02:41 PM.

              Comment

              • ozkanates
                Uzman Üye
                • May 2014
                • 291

                #8
                galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
                Yalnızca şunu sorayım herkese. Elmalılı "GİBİ" ifadesini kullanmış; ayet bütünlüğü içinde ayete hangi mânâyı veriyor. Elmalılı ne diyor?
                Benim sorum "nefsinki gibidir" mi yoksa "nefs gibidir" miden ibaret.
                Arapça bilmememden dolayı bir gramer sorusu bu sadece.

                Arapça demişken "ba'solunmak",
                Arapçada "dirilmek ve/veya yeniden dirilmek" mi yoksa "ölümden sonra yeniden dirilmek" mi

                Comment

                • galipyetkin
                  Uzman Üye
                  • Sep 2011
                  • 1389

                  #9
                  Sevgili Özkanateş.

                  Sorunuzu meale soralım:
                  1-Nefsinki gibi olan nedir?
                  veya
                  2-Nefs gibi olan nedir?

                  Elmalılı'nın mealini ele aldığımızda iki soru için de cevap:
                  -sizin yaratılmanız ve de ba'solunmanız.

                  Şimdi soralım: İnsanın cesedi mi önce yaratılır, nefsi mi?

                  Şimdi vereceğiniz cevaba göre, daha doğrusu "gibi" kelimesini yerleştirdiğiniz yere göre çözüme ulaşacaksınız.

                  Evet...?

                  Vereceğiniz cevap: "sizin yaratılmanız da, ba'solunmanız da ancak bir tek nefis gibi veya nefsinki gibi" dediğinizde nefsin cesetten önce yaratıldığını kabul etmiş olursunuz. Veya tam tersi.
                  Olabilir mi?
                  Ayetin amacına uygun mu?
                  "gibi" kelimesi neyi anlatıyor? Elmalılı ne diyor?

                  Ben de Arapça bilmiyorum. Ama çözüme ulaştıracak enfes lügatlar var; meselâ: Büyük Larousse.

                  Saygılarımla.
                  Galip Yetkin.
                  Last edited by galipyetkin; 20. November 2014, 08:44 AM.

                  Comment

                  • dost1
                    Site Yöneticisi
                    • Sep 2008
                    • 1905

                    #10
                    Selamun aleyküm, Değerli ozkanates kardeşim.

                    ozkanates Nickli Üyeden Alıntı
                    http://www.kuranmeali.org/31/lokman_..._mealleri.aspx

                    1. mâ halku-kum : sizin yaratılmanız değil
                    2. ve lâ ba'su-kum : ve sizin diriltilmeniz değil
                    3. illâ : ancak, den başka
                    4. ke : gibi
                    5. nefsin : nefs
                    6. vâhıdetin : tek, bir tane
                    7. innellâhe (inne allâhe) : muhakkak Allah
                    8. semîun : en iyi işiten
                    9. basîrun : en iyi gören

                    Kelime kelime koyunca şu oluyor:
                    "Sizin yaratılmanız ve diriltilmeniz, tek bir nefs gibisinden başka değil."

                    Düzgün Türkçe ile Elmalılı'nınki oluyor:
                    "Sizin yaratılmanız da, ba'solunmanız da ancak tek bir nefis gibidir."

                    Hanifler.com dahil tüm diğer mealler:
                    "Sizin oluşturulmanız ve diriltilmeniz ancak bir tek nefsinki gibidir."


                    Eğer iyelik zamiri varsa (benimki, seninki), "tüm yaratılmalar ve diriltilmeler herhangi bir yaratılma ve diriltilme gibidir" anlamı oluşur. "Bir fabrikadan çıkan tüm ürünler, herhangi bir ürün gibidir" ile aynı.

                    Eğer iyelik zamiri yoksa, "tüm yaratılmalar ve diriltilmeler tek bir nefs/benlik gibidir" anlamı oluşur.

                    .
                    Ayete dikkat edersek iki tane "ma,la" olumsuzluk edatı ile nefi ispat/olumsuzu ispat edatı "illa" ve teşbih edatı "ke" vardır.
                    Olumsuzluğun isbatı sözkonusudur. Tıpkı "LA ilahe İLLA Allah" daki "LA" olumsuzluğunu isbat için "İLLA" ispat edatında olduğu gibi.

                    Lokman 28. Ayetin de iki tane olumsuzluk edatı ile belirtilenin benzetmesi yapılacaktır. Bu benzetme de benzetme edatı olan "ke" ile "nefsin vahidetine" yapılır. Bu durumda çeviri dil kurallarına göre :
                    "...İlla kenefsin vahidetin..."
                    "...sadece/ancak bir tek nefsinki gibidir..."
                    Şeklinde olur.


                    Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
                    Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
                    Sevgi,saygı ve muhabbetle.
                    Allah'a emanet olunuz.
                    Halil Ay

                    Comment

                    • dost1
                      Site Yöneticisi
                      • Sep 2008
                      • 1905

                      #11
                      Selamun aleyküm, Değerli ozkanates kardeşim,

                      ozkanates Nickli Üyeden Alıntı
                      Benim sorum "nefsinki gibidir" mi yoksa "nefs gibidir" miden ibaret.
                      Arapça bilmememden dolayı bir gramer sorusu bu sadece.

                      Arapça demişken "ba'solunmak",
                      Arapçada "dirilmek ve/veya yeniden dirilmek" mi yoksa "ölümden sonra yeniden dirilmek" mi
                      Aslında bu sözcük diriltme ya da dirilme anlamında değildir.
                      بعث"BEASE" sözcüğü lügatte “tek başına veya birisiyle birlikte göndermek” demektir. (Tacü’l Arus; c.3, s. 170, 171. “ba’s” mad.)

                      Kur’an’a bakıldığında, bu sözcüğün “yeniden diriltme” anlamından çok, “gönderme” anlamında kullanıldığı görülmektedir. Sözcüğün “diriltme” anlamı da aslında “mezardan gönderme” anlamından kaynaklanmaktadır.
                      Ragıp İsfahanî el-Müfredat adlı eserinde de: "el-Ba's sözcüğünün asıl anlamı, bir şeyi harekete geçirme ve yönlendirmedir. Araplar, 'Baastuhu fenbaase=Onu harekete geçirdim, o da hareket etti.' derler. Harekete geçirme, ilintili olduğu olguya göre farklı bir anlam ifade edebilir. Örneğin, 'Baast'ul-baire', 'Deveyi sürdüm' anlamına gelir. Bir ayette ise, 'Ve'l-mevta yeb'asuhumullah=Ölüleri ise Allah diriltir.' buyurulmuştur. Yani Allah, onları kabirlerinden çıkartır ve kıyamete doğru sürükler... Sözleri ile sözcüğün açılımını yapmıştır.
                      Değerli kardeşim,
                      Dikkat ederseniz Kur’an’da elçi göndermenin “ بعثbease” fiiliyle ifade edildiği bir çok ayetin olduğunu görürsünüz:

                      Allah, İsrailoğuları’ndan söz almıştı. İçlerinden on iki nakip [müfettiş/başkan] göndermiştik. Ve Allah demişti ki: “Ben, muhakkak sizinle beraberim. Namazı ikame eder, zekâtı verir, peygamberlerime iman eder, onları destekler ve Allah’a güzelce borç verirseniz, ant olsun ki sizin günahlarınızı örteceğim ve sizi altından ırmaklar akan cennetlere girdireceğim. İşte sizden her kim de bundan sonra küfrederse, gerçekten dosdoğru yoldan sapmış olur. (Maide/12)

                      Ve eğer ikisinin [karı-kocanın] arasının açılmasından korktuysanız bir hakem onun [erkeğin] yakınlarından, bir hakem de onun [kadının] yakınlarından kendilerine gönderin. Bu ikisi [iki hakem] gerçekten barıştırmak isterlerse, Allah onların [karı-kocanın] arasında geçim verir. Şüphesiz Allah, Alîm’dir, Habîr’dir. (Nisa/35)
                      De ki: “O, üstünüzden ve ayaklarınızın altından azap göndermeye yahut sizi fırkalara ayırıp kiminizin kiminize hıncını tattırmaya gücü yetendir.” Bak, onlar iyice anlasınlar diye ayetlerimizi nasıl evirip çeviriyoruz [inceden inceye açıklıyoruz]. (En’am/65)

                      İşte o ikisinden birincisinin zamanı gelince, üzerinize güçlü kuvvetli kullarımızı gönderdik de onlar, evlerin aralarına girip araştırdılar. Ve o yerine getirilmesi gereken bir vaat idi. (İsra/5)

                      Ve eğer çıkışı isteselerdi, kesinlikle onun [çıkış] için bir takım hazırlık yaparlardı. Fakat Allah, onların gönderilmelerini hoş görmedi de onları yoldan alıkoydu. -Ve “oturun oturanlarla beraber” denildi.- (Tevbe/46)

                      Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
                      Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
                      Sevgi,saygı ve muhabbetle.
                      Allah'a emanet olunuz.
                      Halil Ay

                      Comment

                      • ozkanates
                        Uzman Üye
                        • May 2014
                        • 291

                        #12
                        galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
                        Sevgili Özkanateş.

                        Sorunuzu meale soralım:
                        1-Nefsinki gibi olan nedir?
                        veya
                        2-Nefs gibi olan nedir?

                        Elmalılı'nın mealini ele aldığımızda iki soru için de cevap:
                        -sizin yaratılmanız ve de ba'solunmanız.

                        Şimdi soralım: İnsanın cesedi mi önce yaratılır, nefsi mi?

                        Şimdi vereceğiniz cevaba göre, daha doğrusu "gibi" kelimesini yerleştirdiğiniz yere göre çözüme ulaşacaksınız.

                        Evet...?

                        Vereceğiniz cevap: "sizin yaratılmanız da, ba'solunmanız da ancak bir tek nefis gibi veya nefsinki gibi" dediğinizde nefsin cesetten önce yaratıldığını kabul etmiş olursunuz. Veya tam tersi.
                        Olabilir mi?
                        Ayetin amacına uygun mu?
                        "gibi" kelimesi neyi anlatıyor? Elmalılı ne diyor?
                        Galip kardeşim, benim görüşümde tüm görüşler doğru. Rab ilimde derinleşmemizi istiyor ve ilmin aşamaları var. Tıpkı bir okulun sınıfları gibi, şu sınıf doğru öbürü yanlış demeyiz çünkü hepsi bir ve aynı yol.

                        Kaldı ki belirttiğim üzere Lokmân 28 bir delil ayet değil, müteşâbih (benzeşmeli) bir ayet. Tüm aşamalara/sınıflara hitap ediyor. Benimkini sorarsan, "önce ceset mi yoksa nefs mi yaratılır" demem çünkü ikisi ayrı ayrı yaratılıp sonra birleştirildiğinden, bir zaman kıyası söz konusu değil.

                        galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
                        Ben de Arapça bilmiyorum. Ama çözüme ulaştıracak enfes lügatlar var; meselâ: Büyük Larousse.

                        Saygılarımla.
                        Galip Yetkin.
                        İnternet linki var mı?

                        Comment

                        • ozkanates
                          Uzman Üye
                          • May 2014
                          • 291

                          #13
                          dost1 Nickli Üyeden Alıntı
                          Selamun aleyküm, Değerli ozkanates kardeşim.

                          Ayete dikkat edersek iki tane "ma,la" olumsuzluk edatı ile nefi ispat/olumsuzu ispat edatı "illa" ve teşbih edatı "ke" vardır.
                          Olumsuzluğun isbatı sözkonusudur. Tıpkı "LA ilahe İLLA Allah" daki "LA" olumsuzluğunu isbat için "İLLA" ispat edatında olduğu gibi.

                          Lokman 28. Ayetin de iki tane olumsuzluk edatı ile belirtilenin benzetmesi yapılacaktır. Bu benzetme de benzetme edatı olan "ke" ile "nefsin vahidetine" yapılır. Bu durumda çeviri dil kurallarına göre :
                          "...İlla kenefsin vahidetin..."
                          "...sadece/ancak bir tek nefsinki gibidir..."
                          Şeklinde olur.
                          Halil kardeşim,

                          Olumsuzluk eklerinden ve edatlardan bahsetmişsin, "nefsinki gibi"de ise iyelik zamiri var. Kuran.gen.tr'den

                          Muhammed Esed: [For Him,] the creation of you all and the resurrection of you all is but like [the creation and resurrection of] a single soul: (25) for, verily, God is all-hearing, all-seeing.

                          BY M.H. SHAKIR: Neither your creation nor your raising is anything but as a single soul; surely Allah is Hearing, Seeing.

                          A. YUSUF ALİ: And your creation or your resurrection is in no wise but as an individual soul: for Allah is He Who hears and sees (all things).

                          İngilizce bilgim çerçevesinde,
                          soul = nefs
                          soul's = nefsinki

                          Yani 3 mealci de Türkiye'de yalnız kalan Elmalılı'nın yanında durmuşlar.

                          Comment

                          • ozkanates
                            Uzman Üye
                            • May 2014
                            • 291

                            #14
                            dost1 Nickli Üyeden Alıntı
                            Aslında bu sözcük diriltme ya da dirilme anlamında değildir.
                            بعث"BEASE" sözcüğü lügatte “tek başına veya birisiyle birlikte göndermek” demektir. (Tacü’l Arus; c.3, s. 170, 171. “ba’s” mad.)

                            Kur’an’a bakıldığında, bu sözcüğün “yeniden diriltme” anlamından çok, “gönderme” anlamında kullanıldığı görülmektedir. Sözcüğün “diriltme” anlamı da aslında “mezardan gönderme” anlamından kaynaklanmaktadır.
                            Ragıp İsfahanî el-Müfredat adlı eserinde de: "el-Ba's sözcüğünün asıl anlamı, bir şeyi harekete geçirme ve yönlendirmedir. Araplar, 'Baastuhu fenbaase=Onu harekete geçirdim, o da hareket etti.' derler. Harekete geçirme, ilintili olduğu olguya göre farklı bir anlam ifade edebilir. Örneğin, 'Baast'ul-baire', 'Deveyi sürdüm' anlamına gelir. Bir ayette ise, 'Ve'l-mevta yeb'asuhumullah=Ölüleri ise Allah diriltir.' buyurulmuştur. Yani Allah, onları kabirlerinden çıkartır ve kıyamete doğru sürükler... Sözleri ile sözcüğün açılımını yapmıştır.
                            Değerli kardeşim,
                            Dikkat ederseniz Kur’an’da elçi göndermenin “ بعثbease” fiiliyle ifade edildiği bir çok ayetin olduğunu görürsünüz:

                            Allah, İsrailoğuları’ndan söz almıştı. İçlerinden on iki nakip [müfettiş/başkan] göndermiştik. Ve Allah demişti ki: “Ben, muhakkak sizinle beraberim. Namazı ikame eder, zekâtı verir, peygamberlerime iman eder, onları destekler ve Allah’a güzelce borç verirseniz, ant olsun ki sizin günahlarınızı örteceğim ve sizi altından ırmaklar akan cennetlere girdireceğim. İşte sizden her kim de bundan sonra küfrederse, gerçekten dosdoğru yoldan sapmış olur. (Maide/12)

                            Ve eğer ikisinin [karı-kocanın] arasının açılmasından korktuysanız bir hakem onun [erkeğin] yakınlarından, bir hakem de onun [kadının] yakınlarından kendilerine gönderin. Bu ikisi [iki hakem] gerçekten barıştırmak isterlerse, Allah onların [karı-kocanın] arasında geçim verir. Şüphesiz Allah, Alîm’dir, Habîr’dir. (Nisa/35)
                            De ki: “O, üstünüzden ve ayaklarınızın altından azap göndermeye yahut sizi fırkalara ayırıp kiminizin kiminize hıncını tattırmaya gücü yetendir.” Bak, onlar iyice anlasınlar diye ayetlerimizi nasıl evirip çeviriyoruz [inceden inceye açıklıyoruz]. (En’am/65)

                            İşte o ikisinden birincisinin zamanı gelince, üzerinize güçlü kuvvetli kullarımızı gönderdik de onlar, evlerin aralarına girip araştırdılar. Ve o yerine getirilmesi gereken bir vaat idi. (İsra/5)

                            Ve eğer çıkışı isteselerdi, kesinlikle onun [çıkış] için bir takım hazırlık yaparlardı. Fakat Allah, onların gönderilmelerini hoş görmedi de onları yoldan alıkoydu. -Ve “oturun oturanlarla beraber” denildi.- (Tevbe/46)
                            Bilgiler için teşekkür ederim. "Biriyle veya tek başına göndermek" ve "mezardan göndermek" anlamları bendeki diğer ayetler ile uyumlu iken aşağıdaki ayetlerde sıra problemi çıkıyor:
                            “Allah, diriltir de öldürür de.” Ali İmran 156
                            “diriltir de öldürür de.” Tevbe 116
                            “O diriltir, O öldürür.” Araf 158
                            “diriltir ve öldürür.” Duhan 8
                            “diriltir, öldürür.” Hadid 2

                            Gözlemime göre Kuran'da kelimelerin kendisi gibi dizilişi de bilgi içeriyor. Yukarıdaki ayetlerde önce diriltilme olduğuna göre....
                            "biriyle veya tek başına göndermek"... bir alemden diğerine göndermek, sonraki ölüm de geri döndürmek oluyor.
                            "mezardan göndermek"... ise mümkün değil çünkü "mezardan gönderilen" daha sonra ölecek.

                            Son seçenek benim rastgelmediğim... "Kuran ifadelerinde olay sırası gözetilmez, sıralı olaylar rastgele sırayla verilir"i düşünmek.

                            Comment

                            • galipyetkin
                              Uzman Üye
                              • Sep 2011
                              • 1389

                              #15
                              özkanateşten:
                              İnternet linki var mı?
                              -Hayır, bende yok.
                              Bende 24 ciltten oluşmuşu var.

                              Saygılarımla.
                              Galip Yetkin
                              Last edited by galipyetkin; 20. November 2014, 11:09 AM.

                              Comment

                              Working...