Soru: Lokmân 28

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • ozkanates
    Uzman Üye
    • May 2014
    • 291

    #31
    "zikir" kelimesi örneği üzerine bir deneme:

    “Hamt, âlemlerin Rabbi Allah'adır.” Fatiha 2
    Allah, tüm alemlerin Rabbi.
    “Ve o (Kuran), âlemlere vahyi hatırlatmadan başkası değil.” Kalem 52
    Vahyi tüm alemlere,
    “Ve seni (Muhammed) âlemlere rahmetten başkası için göndermedik.” Enbiya 107
    Resulü de.

    Görüş varsa dinlemek isterim.

    Comment

    • ozkanates
      Uzman Üye
      • May 2014
      • 291

      #32
      http://www.kuranmeali.org/23/muminun..._mealleri.aspx :

      1. leal-lî : böylece ben
      2. a'melu sâlihan : salih amel (nefsi tezkiye edici amel) yaparım
      3. fîmâ : içinde, o şeyde, hakkında
      4. terektu : bıraktım, terkettim
      5. kellâ : hayır, asla
      6. innehâ : muhakkak o
      7. kelimetun : bir kelimedir, sözdür
      8. huve : o
      9. kâiluhâ : onun söylediği (söz)
      10. ve min verâi-him : ve onların arkalarından
      11. berzahun : bir berzah vardır
      12. ilâ yevmi : güne kadar
      13. yub'asûne : beas olunacaklar, yeniden diriltilecekler

      “Onlardan birine ölüm geldiğinde, "Rabbim, beni geri döndürün” der. “Ki bıraktığımda hayır ve barışa yönelik işler yapayım". Hayır, bir kelime ki bu, o söyler onu. Dirilecekleri güne kadar arkalarında bir engel var.” Muminun 99-100

      Altını çizdiğim "arkalarında" kelimesi tercümelerin yarısında "arkalarında" yarısında "önlerinde" diye verilmiş. Bu konuda görüş var mı?

      Comment

      • dost1
        Site Yöneticisi
        • Sep 2008
        • 1905

        #33
        Selamun aleyküm,

        Lütfen Casiye;45/10 ile Buruc;85/20 ye bakar mısınız?
        Halil Ay

        Comment

        • ozkanates
          Uzman Üye
          • May 2014
          • 291

          #34
          İlkinde "önlerinde" ve "arkalarında" yine yarı yarıya iken, ikincisinde "arkalarında" denmiş.

          Hanifler.com ilkine "ötelerinde" (ki "önlerinde" olarak anlıyorum), ikincisine "arkalarında" demiş.

          ?

          Comment

          • dost1
            Site Yöneticisi
            • Sep 2008
            • 1905

            #35
            Selamun aleyküm,

            ozkanates Nickli Üyeden Alıntı
            İlkinde "önlerinde" ve "arkalarında" yine yarı yarıya iken, ikincisinde "arkalarında" denmiş.

            Hanifler.com ilkine "ötelerinde" (ki "önlerinde" olarak anlıyorum), ikincisine "arkalarında" demiş.

            ?
            Değerli kardeşim,
            "Vera" sözcüğü ile ilgili bazı lügat ehli ezdattan ifadesini kullanarak ön,arka olarak belirtir. Çoğunluk ise ezdattan olmadığını belirtir. Meallerde ön,arka,öte diye çevrilen sözcükde dikkat edilmesi gereken tek şeyin vera sözcüğünün konuşanın konumuna göre olması gerektiğidir.

            Ahmet,Mehmet ve Ali var.
            Mehmet, Ali'nin arkasında Ahmet'in ise önündedir. Bu duruma göre Ali ,Ahmet'in verasındadır. Mehmet'in ise önündedir ancak verasında değildir. Vera sözcüğünü "senden gizli taraf" olarak algılarsak yanılmamış oluruz.

            Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
            Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
            Sevgi,saygı ve muhabbetle.
            Allah'a emanet olunuz.
            Halil Ay

            Comment

            • ozkanates
              Uzman Üye
              • May 2014
              • 291

              #36
              Buna göre önümdekinin ne olduğunu bildiğimde o "önümdeki" oluyor.
              Önümdekinin önündekinin ne olduğunu bilmediğimde, o bilmediğim "vera" oluyor.
              Bu da sanırım "ne olduğu bilinemeyecek kadar uzakta, ötede olan" anlamında.

              Bu durumda ayetin tercümesi şu mudur:

              “Onlardan birine ölüm geldiğinde, "Rabbim, beni geri döndürün” der. “Ki bıraktığımda hayır ve barışa yönelik işler yapayım". Hayır, bir kelime ki bu, o söyler onu. Dirilecekleri güne kadar, ne olduğunu bilemeyecekleri kadar ötelerinde bir engel var.” Muminun 99-100


              Last edited by ozkanates; 5. January 2015, 07:26 PM.

              Comment

              • dost1
                Site Yöneticisi
                • Sep 2008
                • 1905

                #37
                Selamun aleyküm,

                Değerli kardeşim, Allah razı olsun. Örneğimizde görüldüğü gibi Ahmet'e göre Ali, Mehmet'in arkasındadır, Mehmet de önündedir. Meallerdeki ön arka olayı buradan kaynaklanıyor. Ayet'i bağlamından koparmadan verirsek:
                Mü'minun;99,100:
                "Sonunda onlardan birine ölüm geldiğinde, “Rabbim, terk ettiğim şeylerde sâlihi işlemem için beni geri döndür” dedi. Kesinlikle onun düşündüğü gibi değil! Bu, şüphesiz onun söylediği bir sözdür. Onların tekrar diriltilecekleri güne kadar onların veralarında /ötelerinde/arkalarında bir engel vardır." şeklinde olur. Doğaldır ki, engel oldukları bildirilmiş ama engelin nasıl ve niceliği bildirilmemiştir.


                Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
                Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
                Sevgi,saygı ve muhabbetle.
                Allah'a emanet olunur.
                Halil Ay

                Comment

                • ozkanates
                  Uzman Üye
                  • May 2014
                  • 291

                  #38
                  Allah senden de razı olsun, demek istediğini şimdi anladım. Yani kişinin duruşuna göre "vera" ön de olabilir arka da. Ayet engelin yeri konusunda bilgi vermiyor, sadece bir engel olduğunu belirtiyor. Dolayısıyla tercümeyi yapan, kendindeki öbür alem algısına göre, engeli önde veya arkada olarak tercüme ediyor.

                  Comment

                  • ozkanates
                    Uzman Üye
                    • May 2014
                    • 291

                    #39
                    Hadid 3 'ü şu şekilde tercüme etmenin bir engeli var mı?

                    "Evvel/başlangıcı olmayan, Âhir/sonu olmayan, Zâhir/dışta gözle görülen, Bâtın/içte gizli olan O’dur.” Hadîd 3



                    .
                    Last edited by ozkanates; 6. January 2015, 06:14 PM.

                    Comment

                    • dost1
                      Site Yöneticisi
                      • Sep 2008
                      • 1905

                      #40
                      Selamun aleyküm,

                      ozkanates Nickli Üyeden Alıntı
                      Hadid 3 'ü şu şekilde tercüme etmenin bir engeli var mı?

                      "Evvel/başlangıcı olmayan, Âhir/sonu olmayan, Zâhir/dışta gözle görülen, Bâtın/içte gizli olan O’dur.” Hadîd 3



                      .
                      Değerli kardeşim,

                      "Evvel" sözcüğü En'am 163, A'raf 143 de:"...ve ene evvelül müslimiyn/Ve ben mü'minlerin evveliyim";
                      Bakara 41 de;"...ve la tekünu evvele kâfirin bihi/Ve o gerçeği örtenlerin evveli olmayın..." şeklinde geçmektedir.

                      "Evvel" sözcüğü için "başlangıcı olmayan" ifadesinden çok "ilk" sözcüğü daha uygun olur. Kur'an'da, "te'vil" ve "evla" da "evvel" gibi "e-v-l" kök harflerinden türeyen sözcüklerdendir.

                      "Ahir" sözcüğü "evvel" sözcüğünün zıttıdır.
                      "Tehir,bilahare,teehhur,uhravi,muahhar" sözcükleri Türkçemizde de kullanılan ve "ahir" sözcüğü gibi aynı kökten türeyen farklı kalıplardaki sözcüklerdir. Bu nedenle "ahir" sözcüğü için "sonu olmayan" dan çok "son" sözcüğü daha uygun olur.

                      "Zahir" sözcüğü de "batın" sözcüğünün zıttıdır. "Zahir" ve "batın" için belirttiğiniz anlam kullanılabilir.

                      Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
                      Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
                      Sevgi,saygı ve muhabbetle.
                      Allah'a emanet olunur.
                      Halil Ay

                      Comment

                      • ozkanates
                        Uzman Üye
                        • May 2014
                        • 291

                        #41
                        Hadid 3 hem "O Evvel'dir" hem de "Evvel O'dur" diye tercüme edilmiş. İkincisini aldığımızda Arapça gramer açısından tercüme hatası yapmış olur muyuz.

                        Aynı şekilde, “Kim Allah'a ve resule itaat ederse işte onlar, Allah'ın nimet verdiği nebilerle, hak dostlarıyla, şehitlerle, hayır ve barışı sevenlerle beraberdir. Ve işte onlar ne güzel arkadaştır.” Nisa 69'da altını çizdiğim yer için hem "itaat ederse" hem "uyarsa" kullanılmış. İkinciyi almak anlamda tercüme hatası oluşturur mu?

                        Comment

                        • ozkanates
                          Uzman Üye
                          • May 2014
                          • 291

                          #42
                          Yusuf 100:

                          ve harrû : ve (yere) eğildiler (çömeldiler)
                          lehu : ona
                          succeden : secde ederek

                          1- "Ona secde ederek eğildiler."
                          2- "O'na secde ederek eğildiler."

                          Tercümeler birincideki gibi yapılmış. Sadece Allah'a secde etme ayetleriyle çelişiyorlar.
                          Arapça gramer kurallarına göre ikinci uygun mu? Bu durumda secde edilen Yaratıcı olur.

                          Comment

                          • dost1
                            Site Yöneticisi
                            • Sep 2008
                            • 1905

                            #43
                            Selamun aleyküm,


                            ozkanates Nickli Üyeden Alıntı
                            Hadid 3 hem "O Evvel'dir" hem de "Evvel O'dur" diye tercüme edilmiş. İkincisini aldığımızda Arapça gramer açısından tercüme hatası yapmış olur muyuz.

                            Aynı şekilde, “Kim Allah'a ve resule itaat ederse işte onlar, Allah'ın nimet verdiği nebilerle, hak dostlarıyla, şehitlerle, hayır ve barışı sevenlerle beraberdir. Ve işte onlar ne güzel arkadaştır.” Nisa 69'da altını çizdiğim yer için hem "itaat ederse" hem "uyarsa" kullanılmış. İkinciyi almak anlamda tercüme hatası oluşturur mu?
                            Değerli kardeşim fiilin ya da öznenin başta sonda oluşu dil özelliğidir. Türkçe'de Özne,tümleç, yüklem sıralaması kurallı cümledir. Arapça'da bu sıra tam tersidir. Sadece vurgu yapılmak istendiğinde sıra değişir. Bir örnek verecek olursam: Fatiha Suresindeki " iyyaKe na'budu, iyyaKe nestein" aslında fiil önde olması gerekir. Doğru okuma "Na'budu iyyaKe, Nestein iyyaKe" dir. "Sadece sana" diyebilmek için "iyyaKe" başa alınmıştır. Vurgu "sadece sana" ya yapılmıştır.

                            Nisa;69:"Ve men yutııllahe verRasûle feülaike maalleziyne en'amAllahu aleyhim minen Nebîyyiyne vasSıddıkıyne veşŞühedai vasSalihıyn* ve hasüne ülaike refiyka"
                            Allah'a itaat diye çevrilen sözcük "yutııllahe" sözcüğüdür. İtaat sözcüğü Arapçadır. Türkçemizde de kullanılır. Söyleyenin sözünü tam olarak yerine getirme anlamındadır. Örneklersek: "Saat 23.00 da yat." Emrine itaat eden o saatte yatmış olmalıdır. Aynı emre uyan kişi de o saatte yatmış olmalıdır.
                            " uymak" sözcüğü sesteşlik özelliğinden dolayı kullanım yerine göre anlam kaybına uğramayacak şekilde olursa sorun olmaz. İtaat sözcüğü " emredileni yap, söylenilenleri yerine getir vb" şekillerde ifade edilebilir.

                            Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
                            Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
                            Saevgi,saygı ve muhabbetle.
                            Allah'a emanet olunuz.
                            Halil Ay

                            Comment

                            • dost1
                              Site Yöneticisi
                              • Sep 2008
                              • 1905

                              #44
                              Selamun aleyküm,

                              ozkanates Nickli Üyeden Alıntı
                              Yusuf 100:

                              ve harrû : ve (yere) eğildiler (çömeldiler)
                              lehu : ona
                              succeden : secde ederek

                              1- "Ona secde ederek eğildiler."
                              2- "O'na secde ederek eğildiler."

                              Tercümeler birincideki gibi yapılmış. Sadece Allah'a secde etme ayetleriyle çelişiyorlar.
                              Arapça gramer kurallarına göre ikinci uygun mu? Bu durumda secde edilen Yaratıcı olur.
                              Değerli kardeşim,
                              Ne yazık ki, çarpıtılan sözcüklerden birisi de secde ve harr sözcükleridir.
                              Lisanul Arapda secde:
                              “Secde” sözcüğünün vaz’ı (ilk ortaya çıkışı), “devenin sahibini üstüne çıkarması için boynunu kösmesi, (eğmesi)” ve “meyve yüklü hurma dallarının, sahibinin rahat uzanıp toplamasına elverişli olarak eğilmesi” anlamındadır. Daha sonra da sözcük; “ülke krallarının bastırdıkları para üstündeki kabartma resimlere tebaanın baş eğerek bağlılık göstermesi” anlamında kullanılmıştır. (Lisan ül Arab; c:4, s:497)
                              şeklinde açıklanmıştır. Buradan algıladığım;secde Allah için olduğunda Allah'a boyun eğilecek ve onun otoritesi dışına çıkılmayacak ki, Secde 15,Meryem 58,İsra 107 de buna çok güzel vurgu yapılarak yere kapanma anlamındaki harru sözcüğü ile birlikte kullanılmıştır. Secde, boyun eğmek itaat etmektir. Harru ise yere kapanmaktır. Söz konusu Ayet aşağıda belirtilmiştir.

                              Secde sözcüğünün yere kapanmak olup olmadığını görebilmek için "noktalı ha-r-r" kök harflerinden türeyen Kur'an 'da harra harru,tehırru,yehırru,yehurrıne şeklinde geçen kavramları daha iyi anlayabilmek için bu sözcüklerin geçtiği âyetleri birlikte görelim.

                              A'raf;143:Ve lemma cae Musa limiykatina ve kellemehu Rabbuhu, kale Rabbi eriniy enzur ileyKe, kale len teraNiy ve lakininzur ilelcebeli feinistekarre mekanehu fesevfe teraNiy* felemma tecella Rabbuhu lilcebeli cealehu dekken ve harra Musa saıka* felemma efaka kale subhaneKe tübtü ileyKe ve ene evvelül mu’miniyn

                              Harra Musa saika: Musa'nın baygın olarak yere düşmesi belirtiliyor.

                              Nahl;26:Kad mekeralleziyne min kablihim feetAllahu bünyanehüm minel kavaıdi feharra aleyhimüs sakfü min fevkıhim ve etahümül azâbü min haysü la yeş'urun

                              Bünyanehüm minel kavaıdi feharra: Binaların temellerinin düşüp çöküp,dağılışı belirtiliyor.

                              Sebe;14:Felemma kadayna aleyhil mevte ma dellehüm alâ mevtihi illâ dabbetül’ Ardı te'külü minseeteh felemma harra tebeyyenetil cinnü en lev kânu ya'lemunel ğaybe ma lebisû fiyl azâbil mühiyn

                              Dabbetül’ Ardı te'külü minseeteh felemma harra:Ağaç kurdu asayıyı yeyince asanın yere düşmesi belirtiliyor.

                              Hacc;31:Hunefae Lillahi ğayre müşrikiyne bih ve men yüşrik billahi fekeennema harra mines Semai fetahtafühüttayru ev tehviy bihir riyhu fiy mekanin sehıyk

                              Ve men yüşrik billahi fekeennema harra mines Semai fetahtafühüttayru: Allah'a şirk koşanların semadan düşüşü ve uçanların onu kapması belirtiliyor,

                              Sad;24:Kale lekad zalemeke bi süali na'cetike ila niacih ve inne kesiyren minel huletai leyebğıy ba'duhüm alâ ba'dın ilelleziyne amenu ve amilüs salihati ve kaliylün mahüm ve zanne Davudu ennema fetennahu festağfere Rabbehu ve harra rakian ve enabe

                              Ve zanne Davudu ennema fetennahu festağfere Rabbehu ve harra rakian ve enabe: Davud sınandığını anlayarak Rabbine yönelişi,sığınışı ve raki olarak kendini yere atıp,düşürüp,yere kapanması belirtiliyor.


                              Yusuf;100:Ve refea ebeveyhi alel Arşi ve harru lehu sücceda ve kale ya ebeti hazâ te'viylü ru'yaye min kabl kad cealeha Rabbiy Hakka ve kad ahsene biy iz ahreceniy minessicni ve cae biküm minel bedvi min ba'di en nezeğaşşeytanu beyniy ve beyne ıhvetiy inne Rabbiy Latıyfün lima yeşa' inneHu Huvel Aliymul Hakiym

                              Ve refea ebeveyhi alel Arşi ve harru lehu sücceda: Burada da Yusuf'un,anasıyla babasını yüksek bir taht üzerine yükselttiği ve hepsinin succeda/ boyun eğip teslimiyet göstererek o'nun için yere düşüşleri yere kapanmaları belirtiyor.


                              Meryem;58:Ülaikelleziyne en'amAllahu aleyhim minen Nebîyyiyne min zürriyyeti Ademe ve mimmen hamelna mea Nuh ve min zürriyyeti İbrahiyme ve İsraiyle ve mimmen hedeyna vectebeyna iza tütla aleyhim ayaturRahmani harru sücceden ve bükiyya

                              İza tütla aleyhim ayaturRahmani harru sücceden ve bükiyya:Burada da Onların/Allah'ın kendine nimet verdiklerinin kendilerine Rahmân'ın/yarattığı bütün canlılara dünyada çokça merhamet eden Allah'ın âyetleri okunduğu zaman bukiyye/ağlayarak ve secde/boyun eğip teslimiyet göstererek harru/yere düştükleri kapandıkları belirtiliyor.

                              Secde;15: İnnema yu'minu bi ayatinelleziyne iza zükkiru biha harru sücceden ve sebbehu bi Hamdi Rabbihim ve hüm la yestekbirun

                              İnnema yu'minu bi ayatinelleziyne iza zükkiru biha harru sücceden: Burada da Mü'minlerin Allah'ın âyetleri okunduğu zaman Allah'a olan secdelerini/boyun eğip teslimiyet göstermelerini kendilerini yere atarak,kapanarak gösterdikleri nelirtiliyor.

                              Meryem;90:Tekadüs Semavatu yetefettarne minhu ve tenşakkul Ardu ve tehırrulcibalü hedda

                              Burada da Semaların çatlayacağı,arzın yarılacağı, dağların parçalanarak düşeceğin belirtiliyor.

                              Furkan;73:Velleziyne iza zükkiru bi ayati Rabbihim lem yehırru aleyha summen ve umyana

                              Burada Rablerinin âyetleri hatırlatılan kişilerin körler ve sağırlar olarak yere düşüp,yere kapanıp kalmayacakları belirtiliyor.

                              İsra;107: Kul aminu bihi ev la tu'minu innelleziyne utül ılme min kablihi iza yütla aleyhim yehırrune lil ezkani sücceda

                              Burada da kendilerine ilim verilenlerin Kur’ân okunduğunda, Allah'a olan secdelerinden/ boyun eğip teslimiyet göstermelerinden dolayı ezkani/çeneleri üstü yere düşerek yere kapandıkları belirtilmektedir.

                              İsra;109:Ve yehırrune lil ezkani yebkûne ve yeziyduhüm huşua

                              Burada da Kur'an okunduğunda Allah'a huşu/bilgiye dayalı derin saygı içerisinde olanların yebkune/ağlayarak ezkani/çeneleri üzerine yehırrune/düştükleri yere kapandıkları belirtiliyor.

                              Âyetlerde de açıkça görüldüğü gibi yere düşüp kapanma; "harra, harru, tehırru, yehırru, yehurrıne" sözcükleri ile belirtilmektedir.

                              Âyetlerden düşmenin yere kapanmanın nasıllığı da ezkani/çeneleri, ebkune/ağlayarak,summen/sağırlar, umyana/körler,yetefettarne/ çatlama, tenşakkul/yarılma, hedda/parçalanma,huşu/bilgiye dayalı derin saygıdan olduğu belirtilmektedir.

                              Âyetlerden düşmenin yere kapanmanın ("harra, harru, tehırru, yehırru, yehurrıne") gerekçesinin de Allah'a secdeden/bilinçli olarak Allah'ı; teslim olacak, boyun eğilecek tek otorite kabul etmekten kaynaklandığı görülmektedir.

                              Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
                              Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
                              Sevgi,saygı ve muhabbetle.
                              Allah'a emanet olunuz.
                              Halil Ay

                              Comment

                              • ozkanates
                                Uzman Üye
                                • May 2014
                                • 291

                                #45
                                dost1 Nickli Üyeden Alıntı
                                Selamun aleyküm,
                                Değerli kardeşim fiilin ya da öznenin başta sonda oluşu dil özelliğidir. Türkçe'de Özne,tümleç, yüklem sıralaması kurallı cümledir. Arapça'da bu sıra tam tersidir. Sadece vurgu yapılmak istendiğinde sıra değişir. Bir örnek verecek olursam: Fatiha Suresindeki " iyyaKe na'budu, iyyaKe nestein" aslında fiil önde olması gerekir. Doğru okuma "Na'budu iyyaKe, Nestein iyyaKe" dir. "Sadece sana" diyebilmek için "iyyaKe" başa alınmıştır. Vurgu "sadece sana" ya yapılmıştır.
                                1. huve : o
                                2. el evvelu : evvel, ilk, tüm varlıklardan önce var olan

                                Düz cümle olarak alırsak, "Evvel O'dur" oluyor. Bana göre düz cümledeki vurgu, devrik olandan çok daha kuvvetli olduğundan, düz cümle olarak almakta sakınca yok görünüyor.

                                Comment

                                Working...