Soru: Lokmân 28

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • ozkanates
    Uzman Üye
    • May 2014
    • 291

    #46
    dost1 Nickli Üyeden Alıntı
    Selamun aleyküm,
    Nisa;69:"Ve men yutııllahe verRasûle feülaike maalleziyne en'amAllahu aleyhim minen Nebîyyiyne vasSıddıkıyne veşŞühedai vasSalihıyn* ve hasüne ülaike refiyka"
    Allah'a itaat diye çevrilen sözcük "yutııllahe" sözcüğüdür. İtaat sözcüğü Arapçadır. Türkçemizde de kullanılır. Söyleyenin sözünü tam olarak yerine getirme anlamındadır. Örneklersek: "Saat 23.00 da yat." Emrine itaat eden o saatte yatmış olmalıdır. Aynı emre uyan kişi de o saatte yatmış olmalıdır.
    " uymak" sözcüğü sesteşlik özelliğinden dolayı kullanım yerine göre anlam kaybına uğramayacak şekilde olursa sorun olmaz. İtaat sözcüğü " emredileni yap, söylenilenleri yerine getir vb" şekillerde ifade edilebilir.
    Evet, "itaat etmek" ve "uymak" birbirlerinin yerine kullanılabilir kelimeler.
    İlki daha ağırlıklı olarak, "baskın bir kuvvete zorunlu itaat" anlamı taşıyabiliyorken,
    İkincisi daha ağırlıklı olarak, "başka bir şeye gönüllü uyma" anlamı taşıyabiliyor.
    Buna göre, Kuran'da itaat istenirken itaat etmeme kapısı kapatılmadığından,
    Kişinin kendi iradesi beklendiğinden, "uymak" anlamını almakta sakınca yok görünüyor.

    Comment

    • ozkanates
      Uzman Üye
      • May 2014
      • 291

      #47
      Yusuf 100'ü, Hanifler.com'dan incelemiştim. Benim sorum "secde" kelimesi değil de, "Ona" olarak yapılan tercümeyi "O'na" olarak yapmakta bir sorun olup olmadığı. Secde ilkinde Yusuf'a, ikincide Yaratıcı'ya olur ("o" kişi zamirinin, "O" şeklinde isimleştiği düşünülerek).

      Comment

      • dost1
        Site Yöneticisi
        • Sep 2008
        • 1905

        #48
        Selamun aleyküm kardeşim,

        ozkanates Nickli Üyeden Alıntı
        Yusuf 100'ü, Hanifler.com'dan incelemiştim. Benim sorum "secde" kelimesi değil de, "Ona" olarak yapılan tercümeyi "O'na" olarak yapmakta bir sorun olup olmadığı. Secde ilkinde Yusuf'a, ikincide Yaratıcı'ya olur ("o" kişi zamirinin, "O" şeklinde isimleştiği düşünülerek).
        Aslında secde ve harru yazısında Yusuf 100. âyeti vardı ama yeniden yazayım.

        Yusuf;100: Ve anasıyla babasını yüksek bir taht üzerine yükseltti. Ve hepsi boyun eğip teslimiyet göstererek o'nun/Yusuf'un için yere kapandılar. Ve Yûsuf: “Babacığım! İşte bu durum, o gördüğümün te’vîlidir. Gerçekten Rabbim onu hak kıldı. Şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra, beni zindandan çıkarmakla ve sizi çölden getirmekle Rabbim bana hakikaten ihsan buyurdu. Şüphesiz Rabbim dilediği şeye armağan vericidir. Şüphesiz O, en iyi bilen, hüküm koyanın ta kendisidir.”

        Burada zamir Yusuf'a gider. Önceki âyetlere de bakarsanız bunu net olarak görürsünüz.

        Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
        Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
        Sevgi,saygı ve muhabbetle.
        Allah'a emanet olunuz.
        Halil Ay

        Comment

        • ozkanates
          Uzman Üye
          • May 2014
          • 291

          #49
          dost1 Nickli Üyeden Alıntı
          Selamun aleyküm kardeşim,
          Aslında secde ve harru yazısında Yusuf 100. âyeti vardı ama yeniden yazayım.

          Yusuf;100: Ve anasıyla babasını yüksek bir taht üzerine yükseltti. Ve hepsi boyun eğip teslimiyet göstererek o'nun/Yusuf'un için yere kapandılar. Ve Yûsuf: “Babacığım! İşte bu durum, o gördüğümün te’vîlidir. Gerçekten Rabbim onu hak kıldı. Şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra, beni zindandan çıkarmakla ve sizi çölden getirmekle Rabbim bana hakikaten ihsan buyurdu. Şüphesiz Rabbim dilediği şeye armağan vericidir. Şüphesiz O, en iyi bilen, hüküm koyanın ta kendisidir.”

          Burada zamir Yusuf'a gider. Önceki âyetlere de bakarsanız bunu net olarak görürsünüz.
          ve harrû : ve (yere) eğildiler (çömeldiler)
          lehu : ona
          succeden : secde ederek

          Metinde Yusuf kelimesi yok.

          "Önceki ayetlere bakma" konusunda... ayet secde olayından hemen sonra Yusuf'un "Rabb"den bahsetmesiyle devam ediyor, yani Yaratıcı'nın sıfattan isimleşmiş başka bir adıyla. O halde secde cümlesinin nesnesi de yine Yaratıcı yani "O" olabilir. Yusuf'un konuşmasının ve ayetin bizzat "O" ile bitmesi de, ayetin başındaki "o" nun "O" olabileceğini işaret.

          Sonuçta yorum işi. Arapça'da büyük harf küçük harf yok diye biliyorum. Benim sorum metindeki "o"yu, Yusuf için kişi zamiri değil de, kişi zamirinin Yaratıcı için isimleşmiş hali olan "O" almakta Arapça gramer açısından bir engel var mıdır?

          Comment

          • ozkanates
            Uzman Üye
            • May 2014
            • 291

            #50
            Not: Hanifler.com tercümesindeki "o" kişi zamiriyse "onun", özel isimse "O'nun" diye yazılmalı diye biliyorum.

            Comment

            • dost1
              Site Yöneticisi
              • Sep 2008
              • 1905

              #51
              Selamın aleyküm,

              ozkanates Nickli Üyeden Alıntı
              Not: Hanifler.com tercümesindeki "o" kişi zamiriyse "onun", özel isimse "O'nun" diye yazılmalı diye biliyorum.
              Türk Dil Kurumu büyük harflerin kullanımı ile ilgili olarak özellikle aşağıdaki şekilde uyarı yapmıştır.

              UYARI: Özel adlar yerine kullanılan "o" zamiri cümle içinde büyük harfle yazılmaz.

              Yusuf Suresindeki 100. Ayette belirtilen zamirin Yusuf'a gitmesi yorum değildir.
              Birşeyin zamir olabilmesi için kullanıldığı yerden önce geçmiş olması gerekir.


              99: Felemma dehalu alâ Yusufe ava ileyhi ebeveyhi ve kaledhulu mısra inşaAllahu aminiyn;

              100: Ve refea ebeveyhi alel Arşi ve harru lehu sücceda* ve kale ya ebeti hazâ te'viylü ru'yaye min kabl* kad cealeha Rabbiy Hakka* ve kad ahsene Biy iz ahreceniy minessicni ve cae Biküm minel bedvi min ba'di en nezeğaşşeytanu beyniy ve beyne ıhvetiy* inne Rabbiy Latıyfün lima yeşa'* inneHU Huvel Aliymul Hakiym

              Görüldüğü gibi " lehu" zamirinden önce kullanılan sözü edilen Yusuf'tur.

              Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
              Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
              Sevgi,saygı ve muhabbetle.
              Allah'a emanet olunuz.
              Halil Ay

              Comment

              • ozkanates
                Uzman Üye
                • May 2014
                • 291

                #52
                dost1 Nickli Üyeden Alıntı
                Türk Dil Kurumu büyük harflerin kullanımı ile ilgili olarak özellikle aşağıdaki şekilde uyarı yapmıştır.

                UYARI: Özel adlar yerine kullanılan "o" zamiri cümle içinde büyük harfle yazılmaz.
                Aynı şeyi söylüyoruz:
                Zamir "o", küçük harfle yazılır ve bu durumda "onun" şeklinde yazmak gerekir.
                Özel isim "O", büyük harfle yazılır ve bu durumda "O'nun" şeklinde yazmak gerekir.
                Tercümedeki "o'nun" ikisine de uymuyor.

                dost1 Nickli Üyeden Alıntı
                Selamın aleyküm,
                Yusuf Suresindeki 100. Ayette belirtilen zamirin Yusuf'a gitmesi yorum değildir.
                Birşeyin zamir olabilmesi için kullanıldığı yerden önce geçmiş olması gerekir.

                99: Felemma dehalu alâ Yusufe ava ileyhi ebeveyhi ve kaledhulu mısra inşaAllahu aminiyn;

                100: Ve refea ebeveyhi alel Arşi ve harru lehu sücceda* ve kale ya ebeti hazâ te'viylü ru'yaye min kabl* kad cealeha Rabbiy Hakka* ve kad ahsene Biy iz ahreceniy minessicni ve cae Biküm minel bedvi min ba'di en nezeğaşşeytanu beyniy ve beyne ıhvetiy* inne Rabbiy Latıyfün lima yeşa'* inneHU Huvel Aliymul Hakiym

                Görüldüğü gibi " lehu" zamirinden önce kullanılan sözü edilen Yusuf'tur.
                Yusuf;100: Ve anasıyla babasını yüksek bir taht üzerine yükseltti. Ve hepsi boyun eğip teslimiyet göstererek o'nun/Yusuf'un için yere kapandılar. Ve Yûsuf: “Babacığım! İşte bu durum, o gördüğümün te’vîlidir. Gerçekten Rabbim onu hak kıldı. Şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra, beni zindandan çıkarmakla ve sizi çölden getirmekle Rabbim bana hakikaten ihsan buyurdu. Şüphesiz Rabbim dilediği şeye armağan vericidir. Şüphesiz O, en iyi bilen, hüküm koyanın ta kendisidir.”

                Yukarıda kırmızı ile işaretlediğim "O", haklı olarak küçük değil büyük harfle yazılmış çünkü zamir değil, Yaratıcı'nın özel isimlerinden biri; Gören, Duyan, Diri, Cömert, Yakın, Dost, Esirgeyen, Affeden ve diğerleri gibi. Bu sıfatlar isimleşerek özel isim olduklarından büyük harfle yazılı, ayette altını çizdiğim "Rabb" kelimesi gibi.

                Yusuf 100 soruma dönersem, secde cümlesindeki zamir ve özel isim durumunu, Türkçe gramerde büyük/küçük harf farkıyla belirtiyoruz. Arapça gramerde fark belirtiliyor mu yoksa ayette yoruma mı bırakılı?

                Comment

                • dost1
                  Site Yöneticisi
                  • Sep 2008
                  • 1905

                  #53
                  Selamun aleyküm Kardeşim,

                  Zamirleri Türkçemizde de cümle başında değillerse -özel isim olsalar da- küçük yazarak belirtiyoruz.
                  Arapça gramerin kendine özgü özellikleri var buna göre belirtilir. Yorum söz konusu olsa da zorlama olur ve grameri bilenlerce hemen farkedilir.

                  Şartlanmamış olan ve Kur'an'ın Arabiyyen olduğunun bilincinde olup akleden ve tefekkür eden herkes aşağıdaki zamirlerin neyi ifade ettiğini bilir ancak şartlanmışlıkları aşabilmek oldukça zordur.

                  Bakara;97: Kul men kâne adüvven liCibriyle feinnehu nezzelehu alâ kalbike
                  biiznillahi musaddikan lima beyne yedeyhi ve hüden ve büşra lilmu'miniyn

                  De ki: “Kim Cibril’e düşmansa, bilsin ki şüphesiz O [Allah], onu [cibrili], kendisinden öncekileri doğrulayıcı, inananlar için bir yol gösterme ve müjde olarak, senin kalbine Allah’ın izniyle indirmiştir.

                  Âyete dikkat edilirse orada “onu” ve “o” diye iki tane üçüncü şahıs zamiri olduğu görülür. Bu zamirler çoğu meallerde “… onu [Kur’an’ı] O [Cebrail] …" indirmiştir” şeklinde verilmektedir ki, yapılan bu yanlışın yorum olduğu hemen belli olur.

                  Âyette, hatta paragrafta “o” zamirinin gösterdiği “Kur’an” ya da “vahy” diye bir sözcük yoktur.

                  Âyetteki “onu” zamiri, ayetin kendi içindeki “cibril” sözcüğüne gider. "Feinnehü [bilsin ki şüphesiz O]” ifadesindeki “O” zamiri ise Allah’ı göstermektedir.

                  Şartlanmışlık; - gramer kurallarına rağmen- Kur’an’ın “Cebrail” tarafından indirildiği belirtmek için, âyetlerin ön veya arkasında yer alan ayetlerde Kur’an’ı indirenin Allah olduğunun belirtilmesine rağmen geleneğe uyarak yanlış zamirlere şartlanmışlıklarına göre anlam verdirmiştir. Çevirmenler,Arap dilini bilmelerine rağmen ne yazık ki, art arda gelen bu ayetlerdeki bu çelişkilerin üzerinde durmamışlar ve Bakara/97, Nahl/102 ve Şuara/94. âyetlerini çarpıtarak Kur’an’ın “Cebrail” tarafından indirildiği anlamına gelen şartlanmışlıklarını ortaya koyan çeviriler yapmışlardır ve yapmaya da devam etmektedirler.

                  Kur’an’da, Kur’an’ın indirilmesi, kitabın indirilmesi, ayetlerin indirilmesi, surelerin indirilmesi, meleklerin [vahylerin] indirilmesi, hikmetin indirilmesi, Tevrat’ın indirilmesi, İncil’in indirilmesi, Furkan’ın indirilmesi ile ilgili ayetlerin hepsinde de bunları indirenin Allah olduğu bildirilmiştir. Kur’an’ı başkasının indirdiğini bildiren hiçbir ayet yoktur, olamaz da. Çünkü Kur’an asla ve kat’iyen kendisiyle çelişmez.(Nisa 82)

                  Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
                  Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
                  Sevgi,saygı ve muhabbetle.
                  Allah'a emanet olunuz.
                  Halil Ay

                  Comment

                  • dost1
                    Site Yöneticisi
                    • Sep 2008
                    • 1905

                    #54
                    Selamun aleyküm Kardeşim,

                    Zamirleri Türkçemizde de cümle başında değillerse -özel isim olsalar da- küçük yazarak belirtiyoruz.
                    Arapça gramerin kendine özgü özellikleri var buna göre belirtilir. Yorum söz konusu olsa da zorlama olur ve grameri bilenlerce hemen farkedilir.

                    Şartlanmamış olan ve Kur'an'ın Arabiyyen olduğunun bilincinde olup akleden ve tefekkür eden herkes aşağıdaki zamirlerin neyi ifade ettiğini bilir ancak şartlanmışlıkları aşabilmek oldukça zordur.

                    Bakara;97: Kul men kâne adüvven liCibriyle feinnehu nezzelehu alâ kalbike
                    biiznillahi musaddikan lima beyne yedeyhi ve hüden ve büşra lilmu'miniyn

                    De ki: “Kim Cibril’e düşmansa, bilsin ki şüphesiz O [Allah], onu [cibrili], kendisinden öncekileri doğrulayıcı, inananlar için bir yol gösterme ve müjde olarak, senin kalbine Allah’ın izniyle indirmiştir.

                    Âyete dikkat edilirse orada “onu” ve “o” diye iki tane üçüncü şahıs zamiri olduğu görülür. Bu zamirler çoğu meallerde “… onu [Kur’an’ı] O [Cebrail] …" indirmiştir” şeklinde verilmektedir ki, yapılan bu yanlışın yorum olduğu hemen belli olur.

                    Âyette, hatta paragrafta “o” zamirinin gösterdiği “Kur’an” ya da “vahy” diye bir sözcük yoktur.

                    Âyetteki “onu” zamiri, ayetin kendi içindeki “cibril” sözcüğüne gider. "Feinnehü [bilsin ki şüphesiz O]” ifadesindeki “O” zamiri ise Allah’ı göstermektedir.

                    Şartlanmışlık; - gramer kurallarına rağmen- Kur’an’ın “Cebrail” tarafından indirildiği belirtmek için, âyetlerin ön veya arkasında yer alan ayetlerde Kur’an’ı indirenin Allah olduğunun belirtilmesine rağmen geleneğe uyarak yanlış zamirlere şartlanmışlıklarına göre anlam verdirmiştir. Çevirmenler,Arap dilini bilmelerine rağmen ne yazık ki, art arda gelen bu ayetlerdeki bu çelişkilerin üzerinde durmamışlar ve Bakara/97, Nahl/102 ve Şuara/94. âyetlerini çarpıtarak Kur’an’ın “Cebrail” tarafından indirildiği anlamına gelen şartlanmışlıklarını ortaya koyan çeviriler yapmışlardır ve yapmaya da devam etmektedirler.

                    Kur’an’da, Kur’an’ın indirilmesi, kitabın indirilmesi, ayetlerin indirilmesi, surelerin indirilmesi, meleklerin [vahylerin] indirilmesi, hikmetin indirilmesi, Tevrat’ın indirilmesi, İncil’in indirilmesi, Furkan’ın indirilmesi ile ilgili ayetlerin hepsinde de bunları indirenin Allah olduğu bildirilmiştir. Kur’an’ı başkasının indirdiğini bildiren hiçbir ayet yoktur, olamaz da. Çünkü Kur’an asla ve kat’iyen kendisiyle çelişmez.(Nisa 82)

                    Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
                    Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
                    Sevgi,saygı ve muhabbetle.
                    Allah'a emanet olunuz.
                    Halil Ay

                    Comment

                    • ozkanates
                      Uzman Üye
                      • May 2014
                      • 291

                      #55
                      dost1 Nickli Üyeden Alıntı
                      Zamirleri Türkçemizde de cümle başında değillerse -özel isim olsalar da- küçük yazarak belirtiyoruz.
                      Zamir: "Bir ismin yerine kullanılan, ismin yerini tutan kelime veya ek. İsim olmayıp ismin yerini tutan kelimelerdir". Dolayısıyla bir kelime hem zamir hem (özel) isim olamaz.

                      Kuran'da Yaratıcı'yı işaret eden "O"ların hiç biri zamir değil, O'nun isimlerinden biri.
                      Yaratıcı'yı işaret etmeyen "o"ların hepsi zamir (dolayısıyla Cebrail sorumla ilgili değil).

                      Örneğin: Hanifler.com, "Şüphesiz O, en iyi bilen, hüküm koyanın ta kendisidir." Yusuf 100.
                      Bu yazım doğru, "O" zamir olmadığı, O'nun özel isimlerinden biri olduğu için büyük harfle yazılmalı ve Hanifler.com da büyük harfle yazmış.

                      Ayırdığın vaktin için teşekkür ederim Halil kardeşim.

                      .
                      Last edited by ozkanates; 15. January 2015, 11:25 AM.

                      Comment

                      • ozkanates
                        Uzman Üye
                        • May 2014
                        • 291

                        #56
                        "Allah" ismi ile "O" ismi arasındaki fark şu ayetlerde verili:

                        "Doğu da batı da Allah’ındır. Nereye dönerseniz Allah’ın yüzü oradadır." Bakara 115
                        "Evvel/başlangıcı olmayan, Âhir/sonu olmayan, Zâhir/dışta gözle görülen, Bâtın/içte gizli olan O’dur.” Hadîd 3

                        Eğer Kuran'da buradaki tanıma uymayan bir "Allah" ve "O" isimleri kullanımı biliyorsan beni de bilgilendirmeni rica ederim.

                        Comment

                        • dost1
                          Site Yöneticisi
                          • Sep 2008
                          • 1905

                          #57
                          Selamun aleyküm kardeşim,

                          Türkçe'de zamirler; ismin yerini tutan sözcüklerdir. Bu isimlere özel isimler de dahildir. Önceleri özel isim yerine kullanılan zamirler -cümlenin başında olmasa da - büyük harfle yazılıp, gelen ekler kesme işareti ile ayrılırdı. Türk Dil Kurumu bu kuralı değiştirmiştir. Günümüzdeki kural; özel isim yerine kullanılan zamirlerin -cümle başında olmadıkça- küçük harflerle yazılarak, varsa gelen eklerin kesme işareti ile ayrılmayacağı şeklindedir. Günümüz çevirilerinde kimi çevirmenler eski kuralı, kimi çevirmenler yeni kuralı, -özellikle belli olsun diye- uygulamaktadırlar. Bu konudaki düşüncem; zamir neyi gösteriyorsa direk olarak gösterdiği ismin yazılmasıdır. Özellikle İşte Kur'an'ın son baskılarında çevirmenin buna özen göstermeye çalışıldığı görülmektedir.

                          Arapça'da zamirler; ismin yerini tutan ma'rife/belirli olan isimlerdir.Zamirler de ma'rife isimlerin içerisinde değerlendirilirler ve "alem" olarak belirtilen özel isimler için de kullanılırlar. Genel olarak da "munfasıl/ayrı" ve "muttasıl/bitişik zamirler" diye iki kısımda değerlenirilirler.
                          Sizin: "Eğer Kuran'da buradaki tanıma uymayan bir "Allah" ve "O" isimleri kullanımı biliyorsan beni de bilgilendirmeni rica ederim." diye sorduğunuz Arapça'da munfasıl/ayrı iş zamiri / "oluşturulacak olay, iş ve konu"ya dikkat çeken zamir" olarak belirtilir. "Huvallahu ahadun/O, Allah birdir" örneğindeki bu tür bir zamirdir. Dikkat edilmesi gereken; normal zamir kendisinden sonrakini değil, önceki ismi açıklarken, iş zamirinin kendisinden sonraki kısma dikkat çektiğidir.Munfasıl/ayrı iş zamiri her zaman mübteda (Cümlenin başlangıcı,fâilin bulunduğu kısım.) olur.

                          Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
                          Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
                          Sevgi,saygı ve muhabbetle.
                          Allah'a emanet olunuz.
                          Halil Ay

                          Comment

                          • ozkanates
                            Uzman Üye
                            • May 2014
                            • 291

                            #58
                            Şura 52

                            Şura 52:

                            1. ve kezâlike : ve işte böylece
                            2. evhaynâ : vahyettik
                            3. ileyke : sana
                            4. rûhan : ruh
                            5. min : den
                            6. emri-nâ : bizim emrimiz

                            "İşte böylece emrimizden ruhu sana vahyettik."

                            Tercümeyi bu şekilde yapmakta Arapça dilbilim açısından bir engel var mı?

                            Comment

                            • ozkanates
                              Uzman Üye
                              • May 2014
                              • 291

                              #59
                              Ankebut 49

                              Ankebut 49:

                              1. bel : hayır
                              2. huve : o
                              3. âyâtun : âyetler
                              4. beyyinâtun : beyan olunan
                              5. fî : içinde
                              6. sudûri : göğüsler, sîneler
                              7. ellezîne : o kimseler
                              8. ûtû : verilenler
                              9. el ilme : ilim

                              "Hayır, ilim verilenlerin göğsünde beyan olunan (= gizliyken ortaya çıkarılan) ayetlerdir o."

                              Tercümeyi bu şekilde yapmakta Arapça dilbilim açısından bir engel var mı?

                              Comment

                              • dost1
                                Site Yöneticisi
                                • Sep 2008
                                • 1905

                                #60
                                Selamun aleyküm,

                                ozkanates Nickli Üyeden Alıntı
                                Şura 52:

                                1. ve kezâlike : ve işte böylece
                                2. evhaynâ : vahyettik
                                3. ileyke : sana
                                4. rûhan : ruh
                                5. min : den
                                6. emri-nâ : bizim emrimiz

                                "İşte böylece emrimizden ruhu sana vahyettik."

                                Tercümeyi bu şekilde yapmakta Arapça dilbilim açısından bir engel var mı?
                                Vermiş olduğunuz çeviride Arapça dilbilim açısından bir sorun yoktur.

                                Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
                                Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
                                Sevgi,saygı ve muhabbetle.
                                Allah'a emanet olunuz.
                                Halil Ay

                                Comment

                                Working...