Soru: Lokmân 28
Collapse
X
-
1. lâ tudriku-hu : onu idrak edemez
“Gözler O’nu idrak etmez. Ve O gözleri idrak eder.” Enam 103
2. el ebsâru : görme hassaları (gözler)
3. ve huve : ve O
4. yudriku : idrak eder
5. el ebsâra : görme hassaları (gözler)
6. ve huve : ve O
7. el lâtîfu : lâtif, güzel, hoş, lütfeden
8. el habîru : haberdar olan
Tercümelerin yarısı "idrak etmez", yarısı da "görmez" şeklinde yapılmış.
Kelimenin Arapça aslı hangisidir?Comment
-
“Gözünüzü açın/dikkat edin/iyice bilin/şüphesiz ki Allah Muhît'tir, her şeyi çepeçevre kuşatır.” Fussilet 541. e lâ : (öyle) değil mi
2. inne-hum : muhakkak, gerçekten onlar
3. fî : de, içinde
4. miryetin : şüphe
5. min : den
6. likâi rabbi-him : Rab'lerine mülâki olmak, ulaşmak
7. e lâ : (öyle) değil mi
8. inne-hu : muhakkak, gerçekten o
9. bi kulli şey'in : herşeyi
10. muhîtun : kuşatandır
Hanifler.com dahil 4 tercümede verilen "gözünüzü açın" ifadesi... Türkçe mecaz bir karşılık olarak mı verili yoksa, Arapça aslında temel veya mecaz olarak var mı?Comment
-
Selamun aleyküm,
Değerli kardeşim,1. lâ tudriku-hu : onu idrak edemez
“Gözler O’nu idrak etmez. Ve O gözleri idrak eder.” Enam 103
2. el ebsâru : görme hassaları (gözler)
3. ve huve : ve O
4. yudriku : idrak eder
5. el ebsâra : görme hassaları (gözler)
6. ve huve : ve O
7. el lâtîfu : lâtif, güzel, hoş, lütfeden
8. el habîru : haberdar olan
Tercümelerin yarısı "idrak etmez", yarısı da "görmez" şeklinde yapılmış.
Kelimenin Arapça aslı hangisidir?
"İdrak" sözcüğü;ulaşma, hedefe varma, bir şeyi tam olarak kavrama vb anlamlarda bir sözcüktür. Gözler idrak edemez anlamındadır.
"La tüdriküHul ebsaru " Gözler ONU idrak edemez/Gözler ONA erişemez,/Gözler ONA ulaşamaz, Gözler ONU kavrayamaz vb şekillerde tercüme edilir.
Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
Sevgi,saygı ve muhabbetle.
Allah'a emanet olunuz.Halil AyComment
-
Selamun aleyküm,
Değerli kardeşim,“Gözünüzü açın/dikkat edin/iyice bilin/şüphesiz ki Allah Muhît'tir, her şeyi çepeçevre kuşatır.” Fussilet 541. e lâ : (öyle) değil mi
2. inne-hum : muhakkak, gerçekten onlar
3. fî : de, içinde
4. miryetin : şüphe
5. min : den
6. likâi rabbi-him : Rab'lerine mülâki olmak, ulaşmak
7. e lâ : (öyle) değil mi
8. inne-hu : muhakkak, gerçekten o
9. bi kulli şey'in : herşeyi
10. muhîtun : kuşatandır
Hanifler.com dahil 4 tercümede verilen "gözünüzü açın" ifadesi... Türkçe mecaz bir karşılık olarak mı verili yoksa, Arapça aslında temel veya mecaz olarak var
mı?
"Ela"edatı; uyandırma, uyarma edatıdır. Bu nedenle Gözünüzü açın;uyanık olun,dikkat edin vb anlamlarda tercüme edilir. Bu ayette de iki kez "ela" edatı kullanılmıştır.
Ela innehüm fiy miryetin min Lıkai Rabbihim ela inneHu bi külli şey’in Muhıyt
Gözünüzü açın!/Uyanık olun!Dikkat! Şüphesiz onlar Rablerine kavuşmaktan bir şüphe içindedirler. Gözünüzü açın!/Uyanık olun!Dikkat! Şüphesiz Allah, her şeyi kuşatandır.
Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
Sevgi,saygı ve muhabbetle.
Allah'a emanet olunuz.Halil AyComment
-
Nisa 34. Allah'ın, bazı şeyleri bazısına fazla kılması ve erkeklerin mallarından harcamaları nedeniyle erkekler kadınlar üzerine kavvamdırlar [iyi koruyup, iyi gözeticidirler]. Hâl böyle olunca, sâlih kadınlar, Allah'a itaat edicidirler, Allah'ın koruduğu şey nedeniyle ğayb için koruyucudurlar. Nüşûzundan [dikkafalılık yaparak kendisini taciz ve tecavüz riskine atmasından] korktuğunuz kadınlara da öğüt verin ve yataklarında yalnız bırakın ve de baskı yapın/sürgün edin/dövün. Bunun üzerine size saygılı davranırlarsa artık onlar aleyhine başka bir yol aramayın. Allah çok yücedir, çok büyüktür.
Merhaba, kırmızı ile işaretlediğim yer için şöyle bir soru var:
"Darabe fiilinin sefere çıkmak, göndermek ve uzaklaştırmak anlamın da kullanıldı tüm ayetlerde fiilin başında 'fi' kelimesi var. Nisa 34'te bu kelime yok. Yani fiil asıl anlamı olan vurmak anlamında kullanılıyor. Diğer anlamlarda kullanılan diğer ayetlerde de o anlamı vermesi için farklı kelimeler kullanılıyor. Mesela örnek vermek anlamı için 'mesel' kelimesi kullanılıyor.
Fiilin sefere çıkmak, gitmek anlamı şuradan geliyor.
İnsanlar yürürlerken ayakları yere vurular. Bu mantıkla ayetlerde drb fiili kullanılıyor. Fiilin asıl anlamı vurmaktır. Başka bir anlamı yok."Comment
-
Sayın özkanates.
"Darabe" hakkında bu sitede bir kaç yerde bazı açıklamalar yapılmıştı. Ben gramer yönünden değil de mânâsı yönünden bir görüş bildirmek istiyorum.
Para kalıbındaki şeklin ve de özelliklerin para yapılacak metale geçmesi ve de aktarılması için yapılan kalıbın metale vurma işlemine "darabe" dendiğini biliyoruz. Fakat buradaki özellik genelin anlayıp anlattığı gibi "vurmak" değil kalıptaki özelliklerin aktarılmasıdır; ki metali para yapan da budur, vurma değil.
Verdiğiniz ayeti "işveren ve işçi arasındaki münasebetler" olarak anlayıp da bu yönde bir çeviri yapar da "darabe" ile de işçiye "işverenin iş bakımından arzuladığı bazı özelliklerin ve isteklerinin aktarıldığını ve işçinin işinde o talimatlara yönlendirildiğini" anlatırsanız veya böyle anlarsanız ana konuyu kavramak biraz daha kolaylaşır zannederim.
Ama ben olaya "karı koca arasındaki münasebetler" olarak bakıyorum derseniz saygı duyarız.
Saygılarımla.
Galip Yetkin.Last edited by galipyetkin; 26. June 2015, 01:24 AM.Comment
-
Selamun aleyküm, değerli ozkanates kardeşim,
“Darb” sözcüğünün türetildiği kök harfler "da-ra-be" dir. Anlamı da “Bir şeyin üzerinde bir şey oluşturmak bir şeyin üzerinde iz bırakmaktır. " Erkeğin dişinin üzerinde iz bırakmasında bile bu kökten türeyen sözcük kullanılır. Yolda yürüyen yürüdüğü yerde iz bıraktığı için darib olarak nitelendirilir. Galipyetkin kardeşimin verdiği örnek de doğrudur.
Dikkat ettiyseniz Örtünme ayetindeki ifade de örtülerin ceyblerin üzerine darbedilmesi şeklinde aynı kökten türeyen sözcükle ifade edilmiştir.
Örnek verdiğiniz Ayetteki anlamı da, nüşuz eden kadınların öğüt ve bulundukları yerden hicret ettirilmeleri yolu ile kadınların üzerinde bırakacağı izdir.
Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
Sevgi,saygı ve muhabbetle.
Allah'a emanet olunuz.Halil AyComment
-
Galip ve Halil kardeşlerim,
Sitedeki yazıları okudum. Anladığım kadarıyla aldatılma şüphesi doğduğunda, öğüt ve ayrı yatmak gibi sathi aşamalardan sonra, artık iz bırakacak etkinlikte önlemler alınması kastediliyor. Kişilere ve koşullara göre çok değişen bu zorlu konuda, tek bir kalıp çözüm önerilmemiş ama seçenekler 3 önerme ile sınırlanma yoluna gidilmiş:
“Güzellikle çirkinlik/iyilikle kötülük bir olmaz! Kötülüğü, en güzel tavırla sav!.” Fussilet 341- Koşullar içinde mümkün olan en yumuşak önlem: Baskı yapma ve uzaklaştırma.
2- Durum ne kadar kötü olursa olsun, öldürmek bir seçenek değil.
"Eğer karı-kocanın aralarının açılmasından endişe ederseniz, bir hakem erkek tarafından, bir hakem de kadın tarafından gönderin. Bunlar, barıştırmak isterlerse Allah, kadınla erkeğin aralarını düzeltmede onları başarılı kılacaktır." Nisa 353- Yaklaşımda aslolan eşlerin bir arada tutulması. Bu başarılırsa, eskinin hesaplarının artık tutulmaması.
Kırmızı ile işaretlediğim Arapça sorusu benim sorduğum değil bana sorulmuş bir soru. Bu konuda görüş varsa dinlemek isterim:
"Darabe fiilinin sefere çıkmak, göndermek ve uzaklaştırmak anlamın da kullanıldı tüm ayetlerde fiilin başında 'fi' kelimesi var. Nisa 34'te bu kelime yok. Yani fiil asıl anlamı olan vurmak anlamında kullanılıyor. Diğer anlamlarda kullanılan diğer ayetlerde de o anlamı vermesi için farklı kelimeler kullanılıyor. Mesela örnek vermek anlamı için 'mesel' kelimesi kullanılıyor.
Fiilin sefere çıkmak, gitmek anlamı şuradan geliyor: İnsanlar yürürlerken ayakları yere vurular. Bu mantıkla ayetlerde drb fiili kullanılıyor. Fiilin asıl anlamı vurmaktır. Başka bir anlamı yok."Comment
-
Araf 179:
1. ve lekad : ve andolsun ki
2. zere'nâ : yarattık, hazırladık
3. li cehenneme : cehennemi
4. kesîran : çok
5. min el cinni : cinlerden
6. ve el insi : ve insanlar
Arapça gramer açısından "cin ve insanların birçoğundan cehennemi yarattık" veya benzeri şekilde tercüme edebilir miyiz?
hanifler.com tercümesi de, "tanıdıklarınızın-tanımadıklarınızın birçoğundan cehennemi yarattık" olabiliyor mu?Comment
-
Selamun aleyküm, değerli ozkanates kardeşim
"Zere'na" yı yarattık olarak çevirmek anlamı farklı kılabilir. Bu sözcüğü türetmek, Üretmek , çoğaltmak olarak çevirmek sözcüğün anlamını daha doğru verir diye düşünüyorum.Araf 179:
1. ve lekad : ve andolsun ki
2. zere'nâ : yarattık, hazırladık
3. li cehenneme : cehennemi
4. kesîran : çok
5. min el cinni : cinlerden
6. ve el insi : ve insanlar
Arapça gramer açısından "cin ve insanların birçoğundan cehennemi yarattık" veya benzeri şekilde tercüme edebilir miyiz?
hanifler.com tercümesi de, "tanıdıklarınızın-tanımadıklarınızın birçoğundan cehennemi yarattık" olabiliyor mu?
"Cin" sözcüğünü de zıttı olan "ins" sözcüğü ile değerlendirmek gerekir. Ins sözcüğü; beş duyu ile hissedilebilen, bilinen, görünen, tanıdık, ilişki kurulabilen, kaybolmayan, sürekli ortada duran olduğuna göre beş duyu ile hissedilemeyen,bilinmeyen, görünmeyen, tanıdık olmayan, ilişki kurulamayan, kaybolan, sürekli ortada olmayana da cin denilir.
Buna göre de çeviri:
"Ve Andolsun ki, tanıdıklarınızdan tanımadıklarınızdan birçoğunu cehennem için türetip ürettik..." şeklinde olabilir.
Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
Sevgi,saygı ve muhabbetle.
Allah'a emanet olunuz.Halil AyComment
-
Özkanateşten:
"Eğer karı-kocanın aralarının açılmasından endişe ederseniz, bir hakem erkek tarafından, bir hakem de kadın tarafından gönderin. Bunlar, barıştırmak isterlerse Allah, kadınla erkeğin aralarını düzeltmede onları başarılı kılacaktır." Nisa 35
Eğer biri, ki ister benim annem-babamdan biri, ister eşimin anne-babasından biri, eşimle aramızdaki bir anlaşmazlıktan ötürü aile yaşantımıza karışmaya kalkarsa, benim aile düzenimi kendi görüş ve düzenlerine göre düzenlemeye çalışırsa onları derhal men ederim. Başkalarının da kendi yaşamlarının eğer anne ve babadan ayrı yaşıyorlarsa onlar tarafından düzenlenmesine rıza göstereceklerini zannetmiyorum. Tabiidir ki kişilik meselesi.
Bu nedenle ben bu ayetin "aile hukukunu" ilgilendirdiğini zannetmiyorum.
Bu ayet işçi(nisa) ve işveren(rical) arasındaki anlaşmazlık halinde, anlaşmazlığın aynı bu günkü gibi işçi(nisa) ve işveren(rical) temsilcileri arasında görüşmeleri işaret ettiğini düşünüyorum.
Saygılarımla.
Galip Yetkin.Last edited by galipyetkin; 22. June 2015, 10:11 AM.Comment
-
Sonra gül gibi geçinip gidecekler...........!
Öyle mi.....?
Hele şimdi Anayasa Mahkemesi "imam nikahı" denilen uydurmayı yürürlüğe soktuktan sonra Herifin elinde "boş ol" tehdidi varken taraf mı olurlarmış?
Herif eşşek sudan gelinceye kadar karıyı döver de (Allah zulmetmez ama)bunun ayetle(Nisa-34) verilmiş bir hak olduğu hem karıya ham kocaya bellettirilir...........,
olmadı boşandıktan sonra bile herif öldürürmeyi kendine hak olarak görürse .........,
aralarında niza olabilir miymiş ki aracıya ihtiyaç duysunlar?
Aracıları kabul etse bile o tehdidi elinde bulunduran herifin isteği dışında bir karar mı verebilirler?
Dayak ve öldürme tehdidini hatırlatmadan başka birşey yapamayacak arabulucuların bu çabaları sayesinde o kadın "karı" olmaz, o herife tehditle mecbur bir "zavallı" olur.
Ve o tehditler altında gül gibi geçinir giderler ha.....!
Sevsinler.
Saygılarımla.
Galip YetkinLast edited by galipyetkin; 23. June 2015, 08:51 AM.Comment
Comment