Kafir - iman - hak

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • ozkanates
    Uzman Üye
    • May 2014
    • 291

    #16
    galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
    Sayın özkanates.

    Görüş talebinizden sonra "Kafir" tanımı vermişsiniz.

    Ben de bir "Kafir" tanımı vereyim:
    "5/44 meali; “Ve kim, ALLAHIN İNDİRDİĞİ ile HÜKMETMEZSE, o taktirde işte onlar, onlar KAFİRLERDİR.”

    Saygılarımla.
    Galip Yetkin.
    “Ve kim, Allah'ın indirdiği (= güzel düşünüp güzel davranmayı, hayra ve barışa yönelik iş yapmayı anlatan Kitap) ile (güzel düşünüp güzel davranarak, hayra ve barışa yönelik iş yaparak) hükmetmezse, o taktirde işte onlar, onlar kafirlerdir.” 5/44

    Ayet bizi Kitap'a yönlendirmek için. Kitap'tan anladıklarım = neyin kafirlik olduğu başlık yazımdaki tanım ayetlerinde.

    .
    Last edited by ozkanates; 26. February 2015, 12:47 PM.

    Comment

    • ozkanates
      Uzman Üye
      • May 2014
      • 291

      #17
      bartsimpson Nickli Üyeden Alıntı
      Hangi ilim???
      Hangi tekamül???

      Olayı "science fiction" havasına sokmadan anlatır mısınız?
      Bedenin tanımı: Homo sapiens http://hanifler.com/showthread.php?t=3501
      İnsanın tanımı: Beden + ruh http://hanifler.com/showthread.php?t=3507
      Ruhun tanımı: Adem, melek, cin, iblis, şeytan http://hanifler.com/showthread.php?t=3505
      Tekamül http://hanifler.com/showthread.php?t=3509
      Cehennem, cennet http://hanifler.com/showthread.php?t=3512
      Nefs http://hanifler.com/showthread.php?t=3512
      Cehennemden cennete nefs http://hanifler.com/showthread.php?t=3520
      Madde alem http://hanifler.com/showthread.php?t=3521
      Öbür alem http://hanifler.com/showthread.php?t=3530
      Madde alem + öbür alem http://hanifler.com/showthread.php?t=3533
      Madde alemden sonra tekamül http://hanifler.com/showthread.php?t=3535
      Son: Tevhid http://hanifler.com/showthread.php?t=3535

      Bartsimpson kardeşim,
      Hangi noktanın açıkta kaldığını belirtirsen sohbet imkanımız olur.

      Comment

      • ozkanates
        Uzman Üye
        • May 2014
        • 291

        #18
        galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
        Teşekkürler.

        Değişik düşünenler var mı?

        Siz ne dersiniz?

        Saygılarımla.
        Galip Yetkin
        Her kavram ancak kendi zıttıyla tanımlı. Sonsuz Olan, kendi sonsuzluğunu deneyimler ama bilemez; çünkü sonsuzun bilgisi ancak kendi zıttından, yani sonludan gelir. Bu sebeple Sonsuz Olan, kendi sonsuzluk halinin zıttını = sonluları = bizleri yaratır. Kendisine ait sonsuz isim ve sıfatların bu sonlu hallerini deneyimleyerek... kendi sonsuzluğunu bilir hale gelir.

        Sonsuz sayıdaki sonlular olan bizlerin her biri... Sonsuz Olan'ın...
        - Sonsuz sayıdaki isim ve sıfatlarının her birinin,
        - Sonsuz farklı oranlarda örtülmesiyle oluşan,
        - Sonsuz sayıdaki kombinasyonlardan biriyiz.

        Sonsuz Olan sonsuz olduğundan, aslında Sonsuz Olan'dan başka bir varlık/yaratılmış yok. Varlıklar/yaratılmışlar dediğimiz, Sonsuz Olan'ın sonsuz isim ve sıfatlarının değişik kademelerde örtülmesiyle (nefsle) oluşmuş ilüzyonlar.

        Bir sonlunun her deneyimlemesi, o sonlunun bilgisini arttırdığından, sonluyu oluşturan üstteki nefs = unutma perdesi giderek incelir. Ve o perde/ilüzyon sonunda kalkar. Bu da sonlunun yeniden kendini bilmesi, yani sonsuzdan/kendinden başka varlık olmadığını, varlık diye bildiklerinin hepsinin sonsuzdan/kendinden ibaret olduğunu hatırlamasıdır.

        Comment

        • ozkanates
          Uzman Üye
          • May 2014
          • 291

          #19
          Özgür irade konusu için yaratan/yaratılan ilişkisini yukarıda tanımladıktan sonra:

          Evreni online yazılan bir senaryo gibi düşünebiliriz:
          - Oyuncular bir taraftan sahnede yer alırken bir taraftan da doğaçlamayla senaryoyu oluşturuyorlar.
          - Yönetmenin görevi mekanı sağlamak ve senaryonun sınırlarını belirlemek (ilki evren, ikincisi evren kanunları).

          Senaryonun birinci kanunu: Senaryo gelişmek zorunda. Yani oyuncular, özgür olsalar da kendilerini sonsuza kadar süren döngülerin içine kapatamazlar. Veya kendilerini yok edecek seçenekler kullanamazlar. Çünkü tekamül için, tekamül edeceklerin varlığı ve aktiviteleri zorunlu. Bu Tanrı'nın iradesi, bildiği. Bu iradenin altında nasıl tekamül edeceği ise tekamül edenlerin iradesi, bildiği.

          Oyuncular, Tanrı tarafından sınırlanmış irade bölgesinde kendi iradelerini kullanırlar. Önümde duran suyu içip içmemek benim irademdir; onu altına çevirememem de Tanrı’nın iradesi.

          Tanrı, oyuncuların seçeneklerini bilir çünkü bunları tanımlayan kendisidir. Hangisini seçeceklerini bilmez çünkü bu seçecek olanların iradesidir. Sonucun ne olacağını ise yine bilir, çünkü...
          - Zamanın olmadığı boyutta yarın, gelecek yıl, milyar yıl sonra aynı an.
          - Evren kanunlarıyla sınırladığı seçeneklerin hepsi, aynı nihai sonucu üretecek: "Allah'tan hak bir vaat olarak hepinizin dönüşü yalnız O'nadır." Yunus 4

          Comment

          • ozkanates
            Uzman Üye
            • May 2014
            • 291

            #20
            bartsimpson Nickli Üyeden Alıntı
            Kuantum mekaniği diyor ki...

            Atom altı parçacıklar hem parçacık hem de dalgacık özelliği gösterirler.

            Yani baktığın yere ve ölçümlediğin alete göre sonuç değişiyor.

            İyi de... bir cisim ya maddedir ya da enerji.

            Peki hangisi doğru???
            Madde = enerji = ilüzyon.

            Comment

            • han
              Katılımcı Üye
              • Jul 2012
              • 37

              #21
              galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
              Yukarıdaki açıklamalardan, “düşünme” hakkında şu tespitleri yapmak mümkündür:

              - Düşünme, karşılaşılan her nesne ve olguya karşı, beyin tarafından verilen dolaylı bir tepkidir. Ancak bu tepki her zaman etki ile eş zamanlı olarak ortaya çıkmaz.

              - Düşünme dolaylı bir tepki olduğundan, bu tepkiyi doğuracak bir etkinin bulunmaması hâlinde beynin düşünce yetisi harekete geçmez. Meselâ duyu organlarının algılama yapamadığı bir ortamda (uzayda, boşlukta) beynin düşünme faaliyetinde bulunması söz konusu değildir.

              - Düşünme yetisi, kontrol edilemeyen, yani insana boyun eğmeyen, onun iradesi dışında her türlü koşulda faaliyet gösteren bir beyin fonksiyonudur.

              - Düşünme, beynin bilinçli sürecinde oluşabileceği gibi (ikincil süreç düşüncesi), bilinçsiz sürecinde de oluşabilir (birincil süreç düşüncesi).

              - Düşünme, kendisini oluşturan iç ve dış etkilerin yoğunluklarına göre; “içe yönelik” veya “gerçekçi” olarak nitelendirilebilir.

              .....................................

              Bu bilgiler ışığı altında, Kur’an’daki “fikr” ve “tefekkür” kavramları hakkında aşağıdaki tespitleri yapmak mümkündür:

              - Kur’an bilinçli insanları muhatap aldığı için, Kur’an’daki “fikr” ve “tefekkür”, bilinçli beynin ürünleridir.

              - Kur’an’daki “fikr”; bilinçli bir beyin tarafından üretilen, düşüncelerin ansızın kendiliğinden anımsandığı serbest çağrışımlardan başlayarak, değerlendirme, yargılama, ilke çıkarsama, problem çözme gibi biçimler ihtiva eden “gerçekçi düşünce”nin de içinde bulunduğu, düşünce çeşitlerinin genel adıdır.

              - Kur’an’daki “tefekkür”; yanlıştan sakındırıp doğruyu buldurmak suretiyle gerçek başarıyı sağlayan “fikr”dir.

              Saygılarımla.
              Galip Yetkin.
              Merhaba,

              Özellikle düşünme konusundaki çıkarım-yorum biraz farklı geldi bana. Kırmızı ve mavi renkle işaretli kısımlarda ufak bir çelişki var gibi. Kısa ifadeyle düşünmenin kaynağının dış uyaranlara(veya duyu organları ile algılamaya) bağlı olduğu belirtilerek, ağırlıklı olarak "bilinçaltı beyin fonksiyonları", düşünme şeklinde tanımlanmış. Bunun yanında "kontrol edilemeyen ve her koşulda çalışan bir fonksiyon" olduğu da yazılmış.

              Ben mavi yoruma daha çok katılıyorum. Çünkü düşünme fonksiyonu sadece insana özgü bir mekanizma değil. Tek hücreli bakteriden tutun, sürüngeninden uçanına, insana kadar her canlıda bu mekanizma görülüyor. Buna psikolojide "içgüdü" de deniyor. Dolayısı ile uzaya veya herhangi bir hissiz ortama tek hücreli bakteriyi koyalım. Bu mekanizma muhtemelen yine çalışacaktır. Ancak, bu bakteri sıfırdan inşa olmaya(biyolojik yaratılmaya) başlarken bu hissiz ortamda bırakılsa ve dışarıdan hiçbir uyarana maruz kalmadan gelişmesi sağlansa dahi, bu gelişme süreci de kendi içinde bir mekanizma olduğundan, can verilen her varlık otomatik olarak hislerle donatılmış olur. Ve kendi içgüdüsü(beslenme, hayatta kalma güdüleri gibi) de, dolayısıyla düşünme mekanizması da inşa olur.Ve ister istemez (bilinçsiz) düşünme mekanizması başlar.

              Bu konular için "düşünme", "bilinç"(alt/üst bilinç), "içgüdü" gibi kavramlar da irdelenmeli. Sizin "tefekkür" tanımınız daha çok "üst bilinç" tanımına yakın duruyor. Bu konulardaki görüşünüz nedir?

              Selam ve saygılarımla,
              Last edited by han; 26. February 2015, 05:49 PM.
              1:6 İlet bizi O dosdoğru yola...

              Comment

              • ozkanates
                Uzman Üye
                • May 2014
                • 291

                #22
                Başlık konusuna odaklanılmasını talep ediyorum çünkü önemli bir tez içeriyor:

                - İster güzel düşünüp güzel davranmayan, hayra ve barışa yönelik iş yapmayan,
                - İster Allah'ın indirdiğiyle (Kuran, mistik metinler) hükmetmeyen,
                - İster mutlak tekilliğin(in) farkında olmayan,
                - İsterse de başka bir anlamda olsun,

                Kuran "kafir" terimi ile dinsiz olanları ve/veya başka dinleri anlatmıyor. Doğrudan inananların çoklarını, ve aksine şerh düşmediğine göre de, müslümanların çoklarını anlatıyor.

                Comment

                • kuman
                  Uzman Üye
                  • Mar 2013
                  • 583

                  #23
                  Madde=enerji=ilizyon....
                  Bilim adamlari bosuna ugrasiyor maddeyi cozmek icin.
                  Ozkan kardesimiz cozmus Ilizyonmus.
                  Ahmet hoca neden uzaya uydu firlatiyorsunuz bana sorun ben cevaplarim demisti...

                  Gercekten bu bilim adamlari cok saf....

                  Comment

                  • han
                    Katılımcı Üye
                    • Jul 2012
                    • 37

                    #24
                    ozkanates Nickli Üyeden Alıntı
                    Kuran "kafir" terimi ile dinsiz olanları ve/veya başka dinleri anlatmıyor. Doğrudan inananların çoklarını, ve aksine şerh düşmediğine göre de, müslümanların çoklarını anlatıyor.
                    Değerli Kardeşim,

                    2:112 Evet, kim tam bir teslimiyetle yüzünü Allah'a döner ve iyilik yapanlardan olursa, Rabbi katında mükafatını görecektir; ve böyleleri ne korkacak, ne de üzülecekler

                    31:22 Kim tam bir teslimiyetle yüzünü Allah'a döner ve ve iyilik yapanlardan olursa, elbette, sapasağlam bir kulpa yapışmıştır. Bütün işlerin sonu Allah'a varır.

                    Kuran'da "teslimiyetle yüzünü Allah'a dönme/çevirme" ifadeleri bir hayli geçiyor, malum. "iyilik yapma" ifadeleri ise ikincil sırada geliyor.

                    Ben bu yüzden "Mutlak Tekillik Bilinciyle..." dedim. Çünkü yüzünü Allah'a çevirmeyen(Benliğini Allah'a teslim etmeyen) biri, yaptığı iyilikleri Allah'tan değil kendi BEN'liğinden bilecektir.

                    Yüzünü Allah'a teslim etmeyenler içinde, dediğin gibi müslüman-hıristiyan-yahudi vd. benlikli her kul olabilir. Ancak, tevhid'e aykırı inanışlar içinde olan kitap ehli ağırlıklı olarak bu ifadenin kapsamındadır diye düşünüyorum. Çünkü yaptığı/yapacağı iyiliği kendi benliğine veya yanılgıyla diğer inandığı ilahlarına ithaf edebilme ihtimali vardır.(isa'ya, meryem'e, üstün ırkına vs.)

                    Bu durumda, Allah'a teslimiyetsiz yapılacak olan her iyilik küfre araç olacaktır.
                    Bu yüzden naçizane yorumumla küfür; tevhid'i özümseyemeyen her davranış-inanış olabilir. Yine dinsiz olanlar veya tevhid kavramı hasarlı dinlerden olanlar da kafir sayılabilir.
                    Last edited by han; 28. February 2015, 05:01 AM.
                    1:6 İlet bizi O dosdoğru yola...

                    Comment

                    • galipyetkin
                      Uzman Üye
                      • Sep 2011
                      • 1389

                      #25
                      sayın han.

                      ".........Ve ister istemez (bilinçsiz) düşünme mekanizması başlar." demişsiniz bana yazdığınızda

                      Buna ben derim ki:"Neyi düşünme? Dünyanız ne kadar ki?"
                      Ve eğer sizi düşünceye sevk edecek dış etken yoksa nereye kadar...?
                      "Uzay misali bu yönden verilmiş olmalı". Hatta algısızlara karşı da söylenen bir deyiş de var:"Uzayda mı yaşıyorsun?"

                      Hissetmek değişik bir olgu, etkilenmek, dolayısı ile tecrübe değişik bir olgu.

                      Söyleşi sitedeki konusuna taşınırsa incelemeye katılabilirim.

                      Saygılarımla.
                      Galip Yetkin.

                      Comment

                      Working...