Hergün Bir Ayet....

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • Bilgi
    Uzman Üye
    • Apr 2012
    • 352

    #421
    Ankebût:41
    Allah'ın astlarından yardımcı, yol gösterici, koruyucu yakın edinenlerin durumu, ev edinen dişi örümceğin durumu gibidir. Şüphesiz evlerin en çürüğü de kesinlikle dişi örümcek evidir. Keşke onlar, bilselerdi.

    Comment

    • Bilgi
      Uzman Üye
      • Apr 2012
      • 352

      #422
      Bakara:125


      1. ve iz : ve olmuştu
      2. ceal-nâ : biz kıldık
      3. el beyte : ev, yer
      4. mesâbeten : sevap yeri
      5. li en nâsi : insanlar için
      6. ve emnen : ve emniyetli
      7. ve ittehizû : ve edinin
      8. min makâmı : (makamdan) bir makam
      9. ibrâhîme : İbrâhîm
      10. musallen : namaz yeri
      11. ve ahidnâ : ve ahd ettik
      12. ilâ ibrâhîme : İbrâhîm'e
      13. ve ismâîle : ve İsmail'e
      14. en tahhirâ : temizlemek
      15. beytiye : evim
      16. li et tâifîne : tavaf edenler için
      17. ve el âkifîne : ve devamlı ibadet edenler, itikâfta
      18. ve er rukkai : ve rükû edenler
      19. es sucûdi : secde edenler
      Farkı anlayamadım açarmısınız lütfen?
      Saygılarımla
      Bilgi

      Comment

      • galipyetkin
        Uzman Üye
        • Sep 2011
        • 1389

        #423
        Sayın Bilgi.

        16. sırada ''Tâifine'' yazıyor; Hacc-26 da da aynısı, ve ''Tavaf edenler'' diye tercüme edilmiş. Tâifine tavaf etmek değil ki. Dilimizde de var olan ''Tayfa '' kelimesi var ya onun karşılığı olarak '' tayfa olanlar'' yani beyte katılıp da bir gemide tayfa ne ise Beyt'te de o olmaktır. Tavaf etmekle yakından uzaktan illgisi yoktur.

        Bir de Bakara-158'in açılımına bakar mısınız. Orada da Türkçe tercümesinde doğru olarak ''tavaf'' geçmekte ve hangi kelime kullanılmakta. Mukayese eder misiniz. Nedenini açıklayabilir misiniz?

        Saygılarımla
        Galip Yetkin.
        Last edited by galipyetkin; 19. September 2012, 07:35 PM.

        Comment

        • dost1
          Site Yöneticisi
          • Sep 2008
          • 1905

          #424
          Selamun Aleykum! Değerli Galipyetkin Kardeşim!

          galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
          Sayın Bilgi.

          16. sırada ''Tâifine'' yazıyor; Hacc-26 da da aynısı, ve ''Tavaf edenler'' diye tercüme edilmiş. Tâifine tavaf etmek değil ki. Dilimizde de var olan ''Tayfa '' kelimesi var ya onun karşılığı olarak '' tayfa olanlar'' yani beyte katılıp da bir gemide tayfa ne ise Beyt'te de o olmaktır. Tavaf etmekle yakından uzaktan illgisi yoktur.

          Bir de Bakara-158'in açılımına bakar mısınız. Orada da Türkçe tercümesinde doğru olarak ''tavaf'' geçmekte ve hangi kelime kullanılmakta. Mukayese eder misiniz. Nedenini açıklayabilir misiniz?

          Saygılarımla
          Galip Yetkin.
          Tavaf; “bir yerde dolaşma” demektir. Burada bu sözcükle, orayı ziyarete gelen ve orada dolaşıp duran kimseler kastedilmiştir. Bu kimseler, orada cereyan eden aktiviteleri izleyerek gittikleri yerlerde Beytüllah’ın tanınmasına vesile olacaklardır. “Ka’be’yi tavaf” diye bir ifade Kur’an’da yer almaz.
          Lütfen! Vakıa 17; A'raf 201; Kalem19; Nur 58; Ankebut 14 e bakar mısınız? İlk aklıma geliveren ayetler bunlar.

          Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
          Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
          Sevgi,saygı ve muhabbetle.
          Allah'a emanet olunuz.
          Halil Ay

          Comment

          • dost1
            Site Yöneticisi
            • Sep 2008
            • 1905

            #425
            Selamun aleykum! Değerli Bilgi Kardeşim!

            Bilgi Nickli Üyeden Alıntı
            Bakara:125


            1. ve iz : ve olmuştu
            2. ceal-nâ : biz kıldık
            3. el beyte : ev, yer
            4. mesâbeten : sevap yeri
            5. li en nâsi : insanlar için
            6. ve emnen : ve emniyetli
            7. ve ittehizû : ve edinin
            8. min makâmı : (makamdan) bir makam
            9. ibrâhîme : İbrâhîm
            10. musallen : namaz yeri
            11. ve ahidnâ : ve ahd ettik
            12. ilâ ibrâhîme : İbrâhîm'e
            13. ve ismâîle : ve İsmail'e
            14. en tahhirâ : temizlemek
            15. beytiye : evim
            16. li et tâifîne : tavaf edenler için
            17. ve el âkifîne : ve devamlı ibadet edenler, itikâfta
            18. ve er rukkai : ve rükû edenler
            19. es sucûdi : secde edenler
            Farkı anlayamadım açarmısınız lütfen?
            Saygılarımla
            Bilgi
            Mealini verdiğiniz ayette "namaz yeri" olarak meallendirilen "musalla" kelimesi "destek merkezi " anlamındadır.

            Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
            Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
            Sevgi,saygı ve muhabbetle.
            Allah'a emanet olunuz.
            Halil Ay

            Comment

            • pramid
              Uzman Üye
              • Sep 2010
              • 984

              #426
              İsrâ / 15

              Kim doğru yola gelirse kendisi için yola gelmiş bulunur. Kim saparsa kendi aleyhine sapar. Hiçkimse başkasının yükünü çekmez. Biz bir elçi göndermeden hiç kimseyi cezalandırmayız.


              Meni-htedâ fe-innemâ yehtedî linefsih(i)(s) vemen dalle fe-innemâ yadillu ‘aleyhâ(c) velâ teziru vâziratun vizra uḣrâ(k) vemâ kunnâ mu’ażżibîne hattâ neb’aśe rasûlâ(n)


              مَنِ اهْتَدَىٰ فَإِنَّمَا يَهْتَدِي لِنَفْسِهِ ۖ وَمَنْ ضَلَّ فَإِنَّمَا يَضِلُّ عَلَيْهَا ۚ وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَىٰ ۗ وَمَا كُنَّا مُعَذِّبِينَ حَتَّىٰ نَبْعَثَ رَسُولًا

              Comment

              • Bilgi
                Uzman Üye
                • Apr 2012
                • 352

                #427
                Bakarâ:125
                Ve Biz, bir zaman bu Beyt'i/ilk yapılan okulu, insanlar için bir sevap kazanma/ dönüş yeri ve bir güven yeri yapmıştık. –Siz de İbrâhîm'in görev yaptığı yerden bir salât yeri [mâlî yönden ve zihinsel açıdan desteğin; toplumun aydınlatılmasının gerçekleştirileceği bir yer] edinin.– Ve Biz, İbrâhîm ile İsmâîl'e, “Beytimi, dolaşanlar, ibâdete kapananlar ve boyun eğip teslimiyet gösterenler, Allah'ı birleyenler için tertemiz tutun” diye ahit almıştık.
                Merhaba Dost 1 kardeşim
                Şöyle söyleyebilirmiyim iBRAHİM nasıl hanif bir kul olduysa Rabbimin yolunda biz de onun görev yaptıgı yerden bilgilenerek bu dünyada bir salat yeri edinmek olmalı diyorum
                selamlar Allah ilminizi arttırsın

                Comment

                • Bilgi
                  Uzman Üye
                  • Apr 2012
                  • 352

                  #428
                  Bakarâ:158
                  Şüphesiz Safâ ve Merve Allah'ın alâmetlerinden birkaçıdır. Onun için her kim Beyt'i/İlâhiyat eğitim merkezi olan Ka‘be'yi kasdedip Beyt'e gider veya umre/kısa süreli eğitim yaptırılırsa, buralarda dolaşmasında kendisine bir sakınca yoktur. Her kim de gönlünden koparak bir hayır işlerse, şüphesiz Allah karşılık verendir, en iyi bilendir
                  Sayın Galip Yetkin
                  Arapça kelimeleri karşılaştıracak bilgim olmadığından bilen olarak Dost 1 kardeşimin açıklamalarından ve sizlerin bilgilerinden faydalanacagım teşekkürler
                  saygılarımla
                  bilgi

                  Comment

                  • Bilgi
                    Uzman Üye
                    • Apr 2012
                    • 352

                    #429
                    Haşr:21
                    Eğer Biz, bu Kur’ân'ı bir dağa/çok iri cüsseli bir yükümlü varlığa indirseydik, Allah'a olan saygıyla, sevgiyle ve bilgiyle ürpertiden onu samimiyetle saygı duyar, baş eğer ve parça parça olmuş görürdün. Ve Biz, bu örnekleri iyiden iyiye düşünürler diye insanlara veriyoruz.

                    Comment

                    • hiiic
                      Uzman Üye
                      • Mar 2010
                      • 1980

                      #430
                      Rûm 30
                      (Resulüm!) Sen yüzünü hanif olarak dine, Allah insanları hangi fıtrat üzere yaratmış ise ona çevir. Allah'ın yaratışında değişme yoktur. İşte dosdoğru din budur; fakat insanların çoğu bilmezler.

                      Comment

                      • Bilgi
                        Uzman Üye
                        • Apr 2012
                        • 352

                        #431
                        Mü'minûn:115-116
                        Peki siz, Bizim sizi sadece boş yere oluşturduğumuzu ve şüphesiz sizin yalnızca Bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?
                        İşte gerçek sahip, yönetici Allah, yüceler yücesidir. O'ndan başka ilâh diye bir şey yoktur.

                        Comment

                        • Bilgi
                          Uzman Üye
                          • Apr 2012
                          • 352

                          #432
                          Haşr:23
                          O, Kendisinden başka ilâh diye bir şey olmayan Allah'tır. O, bütün kâinatın hükümdârı,
                          tertemiz, her türlü kötülük ve eksiklikten uzak, her türlü kusurdan uzak; sapasağlam, güven veren, gözetici, koruyucu, doğrulayıcı ve güvenilir, en üstün, en güçlü, en şerefli, mağlûp edilmesi mümkün olmayan/mutlak galip olan, dilediğini zorla yaptıran, ulaşılmaz, azametli, ihtiyaçları gideren, işleri düzelten, derman veren, büyüklük ve ululukta tek olan; her şeyde ve her hâdisede büyüklüğünü gösterendir. Allah, onların ortak koştukları şeylerden arınıktır.

                          Comment

                          • Bilgi
                            Uzman Üye
                            • Apr 2012
                            • 352

                            #433
                            Nebe:38-40
                            ndirilmiş âyetler ve vahiy, tanık olarak saf saf dikildikleri gün, Rahmân'ın [yarattığı bütün canlılara dünyada çokça merhamet eden Allah'ın] izin verdikleri dışında hiç kimse konuşamaz. Ve o izin verilen, doğruyu söyler: “İşte bu, hak gündür. Artık dileyen Rabbine bir sığınak edinir. Şüphesiz Biz sizi yakın bir azap ile uyardık.” O gün, kişi iki gücünün/mal ve çevresinin ne takdim ettiğine bakar/yaptıklarıyla yüz yüze gelir ve kâfir; Allah'ın ilâhlığını ve
                            rabliğini bilerek reddeden kişi: “Ah ne olaydı, ben bir toprak olsaydım” der.

                            Comment

                            • Bilgi
                              Uzman Üye
                              • Apr 2012
                              • 352

                              #434
                              Mâide:8
                              Ey iman etmiş kişiler! Allah için, hakkaniyeti ayakta tutan tanıklar olunuz. Ve bir topluma olan kininiz, sizi adaletsizlik yapmaya sürüklemesin. Adaletli olun, adaletli olmak, Allah'ın koruması altına girmeye daha yakındır. Allah'ın koruması altına girin. Şüphesiz Allah, yaptıklarınıza haberdardır.

                              Comment

                              • Bilgi
                                Uzman Üye
                                • Apr 2012
                                • 352

                                #435
                                Mü'min:64-65
                                Allah, sizin için yeryüzünü bir karargâh, göğü de bir bina yapan, size şekil veren, –ki şekillerinizi ne de güzel vermiştir– ve sizi temiz şeylerden rızıklandırandır. İşte O, Rabbiniz Allah'tır. –İşte, âlemlerin Rabbi olan Allah ne cömerttir!–
                                65O, diridir, O'ndan başka ilâh diye bir şey yoktur. Bu nedenle, dini sadece O'nun için arındıranlardan olarak O'na dua edin. Tüm övgüler yalnız âlemlerin Rabbi Allah'adır.”
                                Last edited by Bilgi; 29. September 2012, 11:11 PM.

                                Comment

                                Working...