Hergün Bir Ayet....

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • Bilgi
    Uzman Üye
    • Apr 2012
    • 352

    #451
    Hac:15-16
    Kim, Allah'ın, kendisine dünyada ve âhirette yardım etmeyeceğini sanıyor idiyse, hemen samimiyetle Biz'e yönelsin, bir de Allah'ın astlarından kendine zarar ve menfaat veremeyecek o şeyler ile ilişkisini kessin. Sonra da baksın bakalım bu plânı, kendisini öfkelendiren şeyi/kafasındaki takıntıyı giderecek mi?
    Ve işte Biz, Kur’ân'ı böylece apaçık âyetler hâlinde indirdik. Ve şüphesiz Allah, dilediği kimselere/dileyen kimselere kılavuzluk eder.

    Comment

    • Bilgi
      Uzman Üye
      • Apr 2012
      • 352

      #452
      Furkan:43-44
      ötü duygularını, tutkularını kendine tanrı edinen kişiyi gördün mü/hiç düşündün mü? Peki, onun üzerine sen mi vekil oluyorsun?
      Yoksa sen, onların çoğunun gerçekten vahye kulak vereceğini yahut akıllarını kullanacaklarını mı sanıyorsun? Onlar ancak hayvanlar gibidir. Aslında yol bakımından daha sapıktırlar/şaşkındırlar/aşağıdırlar.

      Comment

      • Bilgi
        Uzman Üye
        • Apr 2012
        • 352

        #453
        Tahrim:8
        Ey iman etmiş kimseler! Saf, katışıksız/ samimi bir hatadan dönüş ile Allah'a dönün. Umulur ki Rabbiniz, Peygamber'i ve o'nunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı, ışıklarının önlerinde ve sağlarında koşacağı, “Rabbimiz! Işığımızı tamamla, bizi bağışla, çünkü Sen her şeye güç yetirensin” diyecekleri günde sizin kötülüklerinizi örter ve sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar.

        Comment

        • Bilgi
          Uzman Üye
          • Apr 2012
          • 352

          #454
          Şûrâ:13
          Allah, dinden Nuh'a yükümlülük olarak ulaştırdığı şeyi, sana vahyettiğimizi, İbrahim'e, Mûsâ’ya ve İsa'ya yükümlülük olarak ulaştırdığımız şeyi yaşam yolu yaptı: “Dini hayata geçirin, ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin.” Senin kendilerini davet ettiğin şey, ortak koşan kimselere ağır geldi. Allah, dilediğini kendine seçer ve kalpten yöneleni de o davet edilene kılavuzlar.

          Comment

          • Bilgi
            Uzman Üye
            • Apr 2012
            • 352

            #455
            Şûrâ:52-53
            İşte böylece Biz, sana da Kendi emrimizden/Kendi işimizden olan ruhu/ Kur’ân'ı vahyettik. Sen, kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat Biz onu, kullarımızdan dilediğimizi kendisiyle kılavuzladığımız bir nûr/ışık yaptık. Hiç kuşkusuz sen de dosdoğru bir yola; göklerde ve yerde bulunanlar Kendisi için olan Allah'ın yoluna kılavuzluk etmektesin. Gözünüzü açın, bütün
            işler yalnız Allah'a döner.

            Comment

            • Bilgi
              Uzman Üye
              • Apr 2012
              • 352

              #456
              Mücâdele:7
              Göklerde olan şeyleri ve yeryüzünde olan şeyleri, Allah'ın bildiğini görmedin mi/hiç düşünmedin mi? Üç kişinin gizli konuştuğu yerde O, kesinlikle dördüncüleridir. Beşte de O, kesinlikle altıncılarıdır. Bunlardan az veya çok olsunlar ve nerede bulunurlarsa bulunsunlar O, kesinlikle onlarla beraberdir. Sonra kıyâmet günü onlara yaptıkları şeyleri haber verecektir. Şüphesiz Allah, her şeyi en iyi bilendir.

              Comment

              • sevginur
                Uzman Üye
                • Nov 2012
                • 300

                #457
                Malımın Ne Kadarının Zekatını Vereceğim ?

                وَيَسْپَلُونَكَ مَاذَا يُنْفِقُونَ قُلِ الْعَفْوَ



                Sana ne kadar vereceklerini soruyorlar; de ki: ihtiyaçtan fazlasını.
                De ki: “Ey kâfirler!
                Ben sizin taptıklarınıza tapmam/ Ben sizin yaptığınız ibâdeti yapmam.
                Siz de benim taptığıma tapıcı değilsiniz/ Siz de benim yaptığım ibâdeti yapmazsınız.
                Ve ben asla sizin taptıklarınıza tapacak değilim/ Ben asla sizin yapmış olduğunuz ibâdeti yapıcı değilim. Siz de benim taptığıma tapacak değilsiniz/ Siz de benim yapmakta olduğum ibâdeti yapıcı değilsiniz.
                Sizin dininiz sadece sizin için, benim dinim de sadece benim içindir.”
                Kâfirûn Sûresi

                Comment

                • Fers
                  Uzman Üye
                  • Sep 2012
                  • 304

                  #458
                  وَيَسْپَلُونَكَ مَاذَا يُنْفِقُونَ قُلِ الْعَفْوَ
                  ne infak edeceklerini sana sorarlar, malın iyisini de...

                  Comment

                  • Fazıl's
                    Katılımcı Üye
                    • Sep 2011
                    • 37

                    #459
                    sevginur Nickli Üyeden Alıntı
                    وَيَسْپَلُونَكَ مَاذَا يُنْفِقُونَ قُلِ الْعَفْوَ



                    Sana ne kadar vereceklerini soruyorlar; de ki: ihtiyaçtan fazlasını.
                    Fers Nickli Üyeden Alıntı
                    وَيَسْپَلُونَكَ مَاذَا يُنْفِقُونَ قُلِ الْعَفْوَ
                    ne infak edeceklerini sana sorarlar, malın iyisini de...
                    Selamlar...
                    Aynı ayet ama aralarında uçurum kadar fark olan iki meal... İlki ideolojik ve siyasal olarak kullanılabilir durumda, yani ilk mealde azimet, zorunluluk, bağlayıcılık, kesinlik görülmüşken, ikinci mealde ruhsat yani bir nevi serbesti mevcut... Çok kıymetli Fers'in bilgisine hemen her zaman güvenirim. Ancak şimdi şöyle sormak istiyorum; bu iki meal sahibi, bu meali verirken hangi verileri kullandılar?
                    Uzun uzadıya izahtan sıkılmayacağımızı, şimdiden belirtelim. Yani konunun, tüm yönleri ve tüm detaylarıyla izah edilmesi, bu konudaki soru işaretlerinin ve olur ki vahiy ve süreç kavramlarının gerçekte nasıl anlaşılması gerektiği üzerine ışık da tutulmuş olacaktır. Saygılar...
                    Last edited by Fazıl's; 3. November 2012, 11:53 PM.

                    Comment

                    • sevginur
                      Uzman Üye
                      • Nov 2012
                      • 300

                      #460
                      Fers Nickli Üyeden Alıntı
                      وَيَسْپَلُونَكَ مَاذَا يُنْفِقُونَ قُلِ الْعَفْوَ
                      ne infak edeceklerini sana sorarlar, malın iyisini de...
                      malın iyisi mi diye meallendirdiniz el afve afv olan, ihtiyaçtan fazla olan mal, affedilen, vazgeçilen değilmi yoksa iki anlamlandırılabilirmi diyorsunuz
                      De ki: “Ey kâfirler!
                      Ben sizin taptıklarınıza tapmam/ Ben sizin yaptığınız ibâdeti yapmam.
                      Siz de benim taptığıma tapıcı değilsiniz/ Siz de benim yaptığım ibâdeti yapmazsınız.
                      Ve ben asla sizin taptıklarınıza tapacak değilim/ Ben asla sizin yapmış olduğunuz ibâdeti yapıcı değilim. Siz de benim taptığıma tapacak değilsiniz/ Siz de benim yapmakta olduğum ibâdeti yapıcı değilsiniz.
                      Sizin dininiz sadece sizin için, benim dinim de sadece benim içindir.”
                      Kâfirûn Sûresi

                      Comment

                      • Fers
                        Uzman Üye
                        • Sep 2012
                        • 304

                        #461
                        selam

                        bu meali verirken hangi verileri kullandılar?
                        bakara/267
                        ....enfikuu min tayyibaati..../ iyi/hoş olanlarından infak....
                        ....ve laa teyemmemuul habiise minhu tunfikuune ve lestum bi aahıziihı illaa en tugmiduu.../ ...ondan, işe yaramazını, gözü kapalı kabul etmeyeceğinizi infaka niyetlenmeyin...

                        farklı yerlerde farklı kelimelerle aynı mesaj...

                        ihtiyaçtan fazlanın kapsamı neye göre, ne kadar...
                        "on evim var biri benim ikisi geçim için gerisini ver" midir...

                        Comment

                        • sevginur
                          Uzman Üye
                          • Nov 2012
                          • 300

                          #462
                          Fers Nickli Üyeden Alıntı
                          selam



                          bakara/267
                          ....enfikuu min tayyibaati..../ iyi/hoş olanlarından infak....
                          ....ve laa teyemmemuul habiise minhu tunfikuune ve lestum bi aahıziihı illaa en tugmiduu.../ ...ondan, işe yaramazını, gözü kapalı kabul etmeyeceğinizi infaka niyetlenmeyin...

                          farklı yerlerde farklı kelimelerle aynı mesaj...

                          ihtiyaçtan fazlanın kapsamı neye göre, ne kadar...
                          "on evim var biri benim ikisi geçim için gerisini ver" midir...
                          dikkatli okumamıştım çok haklısınız rabbim sizden razı olsun ilminizi ziyadeleştirsin inş
                          De ki: “Ey kâfirler!
                          Ben sizin taptıklarınıza tapmam/ Ben sizin yaptığınız ibâdeti yapmam.
                          Siz de benim taptığıma tapıcı değilsiniz/ Siz de benim yaptığım ibâdeti yapmazsınız.
                          Ve ben asla sizin taptıklarınıza tapacak değilim/ Ben asla sizin yapmış olduğunuz ibâdeti yapıcı değilim. Siz de benim taptığıma tapacak değilsiniz/ Siz de benim yapmakta olduğum ibâdeti yapıcı değilsiniz.
                          Sizin dininiz sadece sizin için, benim dinim de sadece benim içindir.”
                          Kâfirûn Sûresi

                          Comment

                          • sevginur
                            Uzman Üye
                            • Nov 2012
                            • 300

                            #463
                            ihtiyacdan fazlası sizi ne kazandırır ihtiyacdan fazlasını verdiğinizde
                            bu zincir gibi sürekli bir akış olacak yoksula verdiğiniz gidip alış veriş edecek
                            dükkan sahibi kazanacak dükkan sahibi kazanırsa oda gidip sermayesini yatıracak.mal aldığı kişi kazanacak ..vs vs..
                            De ki: “Ey kâfirler!
                            Ben sizin taptıklarınıza tapmam/ Ben sizin yaptığınız ibâdeti yapmam.
                            Siz de benim taptığıma tapıcı değilsiniz/ Siz de benim yaptığım ibâdeti yapmazsınız.
                            Ve ben asla sizin taptıklarınıza tapacak değilim/ Ben asla sizin yapmış olduğunuz ibâdeti yapıcı değilim. Siz de benim taptığıma tapacak değilsiniz/ Siz de benim yapmakta olduğum ibâdeti yapıcı değilsiniz.
                            Sizin dininiz sadece sizin için, benim dinim de sadece benim içindir.”
                            Kâfirûn Sûresi

                            Comment

                            • dost1
                              Site Yöneticisi
                              • Sep 2008
                              • 1905

                              #464
                              Selamun aleykum! Değerli Kardeşlerim!

                              Allah, hepinizden de razı olsun. Ne güzel! Kur'an ayetlerini okuyor tefekkür ediyor ve tefekkürlerinizin sonuçlarını bizlerle paylaşıyorsunuz.

                              Tefekkürlerimize ışık tutması dileğimle.

                              Bakara 219:"...ve yes'eluneke ma zâ yunfikun kulil afv.."
                              Sana neyi infak edeceğini sorarlar. De ki afv/ihtiyaçtan fazla olanı.

                              'العفو - 'afv, "kolay gelen, fazlalık, çokluk, çıkartılıp verilmesi insana ağır gelmeyen, malın nafakadan fazlası/artanı" demektir. (Lisan'ul Arap Afv maddesi)

                              Bakara;195: "Ve Allah yolunda infak yapın, ellerinizi [kendinizi] ellerinizle tehlikeye bırakmayın ve iyileştirin-güzelleştirin. Şüphesiz Allah, iyileştirenleri-güzelleştirenleri sever."

                              Bakara;245: Kimdir o kişi ki Allah'a güzel bir ödünç versin de Allah da ona birçok katlarını katlayıversin. Allah darlık da verir, genişlik de verir. Ve yalnız O'na döndürüleceksiniz.

                              Bakara; 267–271: "Ey iman etmiş kimseler! Kazandıklarınızdan, sizin için yerden çıkardıklarımızın temizlerinden infak edin. Kendinizin göz yummadan alıcısı olamayacağınız pis şeyleri vermeye yeltenmeyin. Ve şüphesiz Allah'ın Ğanî ve Hamîd olduğunu bilin. Şeytan, sizi fakirlikle korkutur ve size aşırılığı [çirkinliği-hayâsızlığı] emreder. Allah ise, size Kendisinden bağışlama ve bol ihsan vaat eder. Ve Allah vâsi'dir [ilmi ve rahmeti sonsuz geniş olandır], en iyi bilendir. O [Allah], dilediğine hikmet [zulüm ve fesadı engellemek için konulmuş kanun, düstur ve ilkeler] verir. Ve kime hikmet verilirse, gerçekten ona pek çok hayır verilmiştir. Kavrama yetenekleri olanlardan başkası da iyice düşünmez. Nafaka cinsinden neyi infak ettiyseniz veya adak türünden ne adadıysanız şüphesiz Allah onu bilir. Ve zalimler için herhangi bir yardımcı yoktur. Sadakaları açıkça verirseniz, artık o, ne iyi olur ve eğer onları gizlerseniz, fakirlere verirseniz artık bu, sizin için daha hayırlıdır ve günahlarınızdan bir kısmını kapattırır. Ve Allah, işlemiş olduğunuz şeylere haberdardır.
                              (Mâide: 12) Allah, İsrâîloğulları'ndan söz almıştı. İçlerinden on iki nakib [müfettiş/başkan] göndermiştik. Ve Allah demişti ki: "Ben, muhakkak sizinle beraberim. Salâtı ikâme eder, zekâtı verir, Peygamberlerime iman eder, onları destekler ve Allah'a güzelce ödünç verirseniz andolsun ki sizin günahlarınızı örteceğim ve sizi altından ırmaklar akan cennetlere girdireceğim. İşte sizden her kim de, bundan sonra küfrederse, gerçekten dosdoğru yoldan sapmış olur."

                              Teğâbün;17–18: "Eğer Allah'a güzel bir ödünç verirseniz, O, onu sizin için kat kat artırır ve sizi bağışlar. Ve Allah, en iyi karşılık ödeyen, çok yumuşak davranan, görülebileni ve görülmeyeni bilendir, Azîz'dir, Hâkim'dir. "

                              Müzzemmil; 20: "Salâtı ikâme edin, zekâtı verin, güzel bir ödünçle Allah'a ödünç verin! Öz benlikleriniz için önden gönderdiğiniz iyiliğin, Allah katında hayrını daha çok, ödülünü daha büyük olarak bulacaksınız. Allah'tan af dileyin! Hiç kuşkusuz Allah çok affedici, çok esirgeyicidir."

                              Leyl; 17–20: "Kimseden karşılık beklemeden, sadece yüce Rabbinin rızasını umarak, arınmak için malını veren çok takvâlı kişi ondan uzak tutulacaktır. Ve yakında o mutlaka hoşnut olacaktır."

                              Âl-i İmrân 92: " Sevdiğiniz şeylerden bağışlamadıkça asla birr'e/iyi kimseliğe eremezsiniz. Siz her neyi bağışlarsanız da kesinlikle Allah onu en iyi bilendir."

                              Tevbe;34-35:"Ey iman etmiş kişiler! Kesinlikle, hahamlardan, rahiblerde bir çoğu insanların mallarını hakksız yere yerler ve Allah yolundan saptırırlar. Ve kesinlikle altın ve gümüşü yığıp da onları Allah yolunda harcamayanlar; hemen onlara acıklı bir azabı müjdele! O gün, onların [altın ve gümüşlerin] üstü cehennem ateşinde kızdırılacak da bunlarla alınları, yanları ve sırtları dağlanacak: “İşte bu kendi canınız için saklayıp biriktirdiğiniz şeydir. Haydi şimdi tadın şu biriktirdiğiniz şeyleri!”

                              Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
                              doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
                              Sevgi,saygı ve muhabbetle.
                              Allah'a emanet olunuz.
                              Halil Ay

                              Comment

                              • hiiic
                                Uzman Üye
                                • Mar 2010
                                • 1980

                                #465
                                ....
                                Last edited by hiiic; 27. February 2017, 11:30 PM. Sebep: düzeltme, yanlış uslup, özür

                                Comment

                                Working...