Ben de @kuman gibi düşünüyorum.
Kader kavramının iyi anlaşılabilmesi için "boyut-zaman" kavramları iyi teffekür edilmelidir.
- insanoğlunun madde-dünya algılayışının tamamen sanal (beyin mekanizmamızın bir işleme türü) olduğu fen ile sabittir. Bu tezi destekler en iyi örnek rüyada yaşanan sanal-gerçeklik algılarıdır. Rüyalarda, VAR'lık hissini bedensiz-kıpırdamaksızın da yaşayabiliyoruz.
- yine zaman algımız da sanal bir algı olsa gerektir. Buna en ilginç örnek, astronomik gözlemlerdir. Bu gün yapılan astronomik gözlemlerdeki olayların çoğunun aslında çoktan son bulduğu ancak görüntülerin bize henüz yeni ulaşıyor olduğu gerçeğidir. Bunun sebebi, ışık hızının bir sınırının olmasıdır. En yakın gezegen Ay'ın ışığı dahi, olay anından yaklaşık 1.3 sn'lik bir farkla dünyaya ulaşmaktadır. Ay yok olsa biz onu 1.3 sn daha var gibi görürdük.
- zamandan bağımsızlık kavramını, hızlı çekim yapabilen kamera ile hayal edebiliriz. İnternette çeşit çeşit ağır-çekim(slow-motion) videolar vardır. Örn. normalde 1sn'den kısa süren bir yere düşen bardak görüntüsü bizim algımız için, ayrıntısız-anlık bir olaydır. Ancak olayın zaman aralığı ile oynanır ve bir tür bağımsızlık oluşturulursa gerçekte, cam-bardağın yere teması ile çatlakların oluşumu, cam kristallerin dağılışını vs. o kadar farklı ayrıntılar ortaya çıkar ki, aslında biz asıl olan bitenin belki de sadece %1'ini algılamış olduğumuzu görürüz.
Bu tespitlerle,
Allah'ın zaman ve mekandan(ki mekan bir sanal) bağımsızlığı, gelecek-geçmiş kavramını anlamsız kılıyor.
Selamlar.
Kader kavramının iyi anlaşılabilmesi için "boyut-zaman" kavramları iyi teffekür edilmelidir.
- insanoğlunun madde-dünya algılayışının tamamen sanal (beyin mekanizmamızın bir işleme türü) olduğu fen ile sabittir. Bu tezi destekler en iyi örnek rüyada yaşanan sanal-gerçeklik algılarıdır. Rüyalarda, VAR'lık hissini bedensiz-kıpırdamaksızın da yaşayabiliyoruz.
- yine zaman algımız da sanal bir algı olsa gerektir. Buna en ilginç örnek, astronomik gözlemlerdir. Bu gün yapılan astronomik gözlemlerdeki olayların çoğunun aslında çoktan son bulduğu ancak görüntülerin bize henüz yeni ulaşıyor olduğu gerçeğidir. Bunun sebebi, ışık hızının bir sınırının olmasıdır. En yakın gezegen Ay'ın ışığı dahi, olay anından yaklaşık 1.3 sn'lik bir farkla dünyaya ulaşmaktadır. Ay yok olsa biz onu 1.3 sn daha var gibi görürdük.
- zamandan bağımsızlık kavramını, hızlı çekim yapabilen kamera ile hayal edebiliriz. İnternette çeşit çeşit ağır-çekim(slow-motion) videolar vardır. Örn. normalde 1sn'den kısa süren bir yere düşen bardak görüntüsü bizim algımız için, ayrıntısız-anlık bir olaydır. Ancak olayın zaman aralığı ile oynanır ve bir tür bağımsızlık oluşturulursa gerçekte, cam-bardağın yere teması ile çatlakların oluşumu, cam kristallerin dağılışını vs. o kadar farklı ayrıntılar ortaya çıkar ki, aslında biz asıl olan bitenin belki de sadece %1'ini algılamış olduğumuzu görürüz.
Bu tespitlerle,
Allah'ın zaman ve mekandan(ki mekan bir sanal) bağımsızlığı, gelecek-geçmiş kavramını anlamsız kılıyor.
Selamlar.
Comment