KURTULUŞ REÇETESİ: Akıl ve Kur’an nimeti

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • gerçek hanif
    Uzman Üye
    • Mar 2011
    • 117

    #16
    hiiic Nickli Üyeden Alıntı
    Tevbe 75
    Onlardan kimi de, Eğer Allah lütuf ve kereminden bize verirse, mutlaka sadaka vereceğiz ve elbette biz salihlerden olacağız! diye Allah'a and içti.

    Tevbe 76
    Fakat Allah lütfundan onlara (zenginlik) verince, onda cimrilik edip (Allah'ın emrinden) yüz çevirerek sözlerinden döndüler.
    Bu yazdığınız ayetlerden anladığım şu ;

    sanki Allah insanlarla pazarlık yapar gibi konuşuyor.Bir peygamberle olan konuşması değil bildiğim kadarıyla.Peki bu yukarıda ki olay olmuş ve bitmiş değil mi ? Ben ise daha olayı yaşamadım.Yani Bana bu şans verilmedi. Bu şans verilmeden peşinen benim hakkımda hüküm mü veriliyor ? O zaman imtihan oldu bitti mi ? Biz sadece olmuş ve bitmiş bir sınavın figüranı mı oluyoruz.? selam ile.

    Comment

    • hiiic
      Uzman Üye
      • Mar 2010
      • 1980

      #17
      aslında birden fazla soru sormuşsunuz, çok farklı 4 konu ya cevap vermek gerekiyor ama sanırım 2 tanesi yeterli olur. ama söz verin, çok dikkatli düşüne düşüne ve sindire sindire okuacaksınız, bir göz bakıp geçmek yok... aksi taktirde yine aynı soruyu soracaksınız çünkü...

      söz mü?
      ----------------------------------------------------------


      Allah eğer bir kul ile pazarlık yapıyor ise; bu onun eşsiz merhametinin ve bize karşı eşsiz anlayışının sonucudur. O kullarına karşı çok merhametlidir.



      Kâf 16
      Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin kendisine fısıldadıklarını biliriz ve biz ona şah damarından daha yakınız.


      Necm 32
      Ufak tefek kusurları dışında, büyük günahlardan ve edepsizliklerden kaçınanlara gelince, bil ki Rabbin, affı bol olandır. O, sizi daha topraktan yarattığı zaman ve siz annelerinizin karınlarında bulunduğunuz sırada (bile), sizi en iyi bilendir. Bunun için kendinizi temize çıkarmayın. Çünkü O, kötülükten sakınanı daha iyi bilir.


      Yusuf peygamber bile nefsinin kötü olduğunu ve kötülük emrettiğini kabul etmiştir.

      Yûsuf 53
      (Bununla beraber) nefsimi temize çıkarmıyorum. Çünkü nefis aşırı şekilde kötülüğü emreder; Rabbim acıyıp korumuş başka. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayan, pek esirgeyendir.


      Peygamberler nefsini temize çıkarmezken insanoğlu gerçekten kendisini çok temiz ilan ediyor (kalbim temiz, ben diğerlerine benzemem v.s.)

      Nisâ 49
      Kendilerini temize çıkaranlara ne dersin! Hayır, Allah dilediğini temize çıkarır ve hiç kimse kıl payı kadar haksızlık görmez.




      Kıraca o sorduğunuz ayette anlatığı şey başka bir ifadeyle şu demektir;

      Şûrâ 27
      Allah kullarına rızkı bol bol verseydi, yeryüzünde azarlardı. Fakat O, (rızkı) dilediği ölçüde indirir. Çünkü O, kullarının haberini alandır, onları görendir.


      oysa Allah zengindir ve istese bizleri çok zengin ederdi (keza yukarıdaki necm 32 gereği edecekte), ama şu kısacık dünya hayatında bazı şeyleri demekki tam anlamıyor göremiyoruz (imtahanın sebebini ve gereklerini anlayamıyoruz). Yoksulluk Allahın yetersiz olduğundan değildir. Yahudiler gibi Allah fakir bizim patronlarımız holdinglerimiz zengin demeyelim (ali imran 181)

      Hicr 21
      Her şeyin hazineleri yalnız bizim yanımızdadır. Biz onu ancak belli bir ölçüyle indiririz.



      O zaman imtihan oldu bitti mi ? Biz sadece olmuş ve bitmiş bir sınavın figüranı mı oluyoruz.?
      bu ne demek? imtahan bittiyse bizim burada ne işimiz var?
      Allah her kula niyet ve amelleri gereği bir istikamete sevk eder. Onu sapıklıkta bırakır yada temize çıkarır.

      Temelde herşey yazıldı bir figuranız mantığı doğrudur ancak doğru anlaşılırsa;
      etrafınıza bakın, doğa gezegen ve kainat kuralları Allah tarafından yazılmıştır. Vücudumuz ve kabiliyetlerimiz, zekamız yada ilmimiz, yeteneklerimiz ve kabiliyetlerimiz, çevredeki fırsatlat ve tehditler tamemen Allah tarafından yazılmıştır bizler de bu yazgıda kendi irademizle sınava çekilen basit kullarız.

      Bunun dışındaki her anlayış çok saçma ve gerçek dışı anlayıştır. Tasavvufçular herzamanki gibi bu doğru mantığın üzerine kendi saçmalıklarını ekliyerek insanları yine msikinleştiren kendi iradelerini yok sayan bir rezillik icat etmişlerdir.

      Çünkü insan sadece KENDİ YAPTIĞI /İRADESİYLE YAPTIĞI şeylerin cezasını çeker.

      Nisâ 40
      Şüphe yok ki Allah zerre kadar haksızlık etmez. (Kulun yaptığı iş, eğer bir kötülük ise, onun cezasını adaletle verir.) İyilik olursa onu katlar (kat kat arttırır), kendinden de büyük mükafat verir.


      Nahl 111
      O gün, herkes gelip kendi canını kurtarmak için uğraşır ve herkese yaptığının karşılığı eksiksiz ödenir, onlara asla zulmedilmez.


      Heşey yazıldı bitti biz figuranmıyız mantığı boş batıldır. sapık saçma bir boş kafanın ürünüdür. Allah mı doğru söylüyor yoksa böyle bir iddayı ortaya atanlar mı? Allah iradenizden mesulsunuz ama şartları yaratan "ben", maruz kaldığınız etki ve şartlardan mesul değilim diyor. nefesi neden burnumuzdan aldığımızın hesabını Allaha sorabilir misiniz? Ama nefesinizi tutarak boğulmanın hesabını elbette vereceksiniz.

      Yazılan şey dış çevredir yani labirent yazıldı ama fare kendi kararını verecek. Koşullar yazıldı. İsabet edecek musibetler yazıldı. Nimete uzanan fırsatlar yazıldı. Labirenin özelliklri ve peynire giden yollar ve peynirin sayısı çeşidi yazıldı. Ama fare labirentte kendi iradesini kullanarak tercih edecek. Ve bu tercihlerinden hesaba çekilecek, diğer farelerle iletişimleri ve davranışlarından kesinlikle sorumlu. Ama diğer fareleri o labirente koyan onlarıda aynı oyuna yazan kişi bizim irademiz değil, Yüce Allah'ın iradesidir. İşte yazılan budur.

      Bizler irademizden kesinlikle sorumluyuz. Neye karar vereceğimiz bizim elimizde ama yolun nereye çıkacağı Allahın elinde. Biz amel ve danranışlarımızdan sorumluyuz. İyi niyet edelim iyi davranalım, Toslunbanın tarifiyle ektiğimiz fidanların üzerinden asfalt geçilmesi yazgının işidir.

      şimdi vahye kulak vermek yada ona sırt dönüp nefsimize uyabiliriz. İşte bu iki yol ve yolun seçenekleri özellikleri yazıldı. ama kendi seçimlerimiz bizim elimizde.

      ***

      Bu hayatta düşünce yöntemlerimiz ve davranış kalıplarımız bile yüce Allah tarafından sınırlandırılmış ve ölçülendirilmiş şeylerdir. (ra'd 8, hicr 19, kamer 49 v.s.) neden 5 parmağım var? neden kanatlarım yok? oya evrimsel açıdan benim uçmaya ihtiyacım var neden uçamıyorum? neden suda boğuluyorum solungaçlarım yok. neden kafamın arkasında gözlerim yok, neden daha akıllı değilim, neden korteksim daha kalın ve kıvrımlı değil böyle olsa dahi olurdum, neden çocukluğumda çevremdeki arkadaşlarım hep serseriydiler ve ben onların kültürünü kazandım???

      işte bu ve bu tür etkenler yazılıdır. Nerede ne zaman doğacağınız nerede ne kadar kalacağınız ve öleceğiniz yazılı.

      Ama bu sizin iradenizi kendi yaptğınız seçimleri ve bunun sonucu vereceğiniz hesabı değiştirmez..

      Çevredeki bu yazgılardan dolayı Allah hesaba çekilmez ama siz tercihlerinizden sorumlusunuz.

      Enbiyâ 23
      Allah, yaptığından sorumlu tutulamaz; onlar ise sorguya çekileceklerdir.


      Peki diyeceksiniz ki ben zengin değilim hayır yapamıyorum... Bunu yukarıda paylaşmıştık, zenginlik amel için gerekli değil tam tersine amelin önünü bile keser. Yoksulluk ve sıkıntı şartlarını yazan Allah (ki bunun da pek çok sebebi insanların kendi davranışları ve fiilleridir ki Allah çok merhametli olduğundan bu etkiyi süspanse eder azaltır) bizi yoksullukla imtahan ettiği zaman sadece bize verilenlerden sorumluyuz, bize verilmeyen bir şeyin hesabını vermyeceğiz.

      Dua ederek bitirelim.

      Bakara 286
      Allah her şahsı, ancak gücünün yettiği ölçüde mükellef kılar. Herkesin kazandığı (hayır) kendine, yapacağı (şer) de kendinedir. Rabbimiz! Unutursak veya hataya düşersek bizi sorumlu tutma. Ey Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır bir yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği işler de yükleme! Bizi affet! Bizi bağışla. Bize acı! Sen bizim mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et!


      Daha ekleyecek çok şey var ama çok uzun olacak okumayacak kimse. o nedenle en kısa şekilde yazıyorum. Kuranda bunların hepsi en iyi detayına kadar açıklanmıştır. Bu konuyu açıklayan daha pek çok ayet vardır..

      doğrudan anlatımlar gibi dolaylı anlatımlar da vardır, Allah hepsini görebilenlerden eylesin, ilmimizi ve ufkumuzu genişletsin artırsın...
      Last edited by hiiic; 12. September 2011, 02:01 PM.

      Comment

      • Anonymous
        Uzman Üye
        • Dec 2010
        • 179

        #18
        gerçek hanif Nickli Üyeden Alıntı
        Ben ise daha olayı yaşamadım.Yani Bana bu şans verilmedi.


        Aşağıdaki ayetleri sorduğunuz sorunun yanıtı/formülü olarak yorumluyorum.




        FORMÜL:
        (BAKARA suresi 219. ayet) Sana uyuşturucuyu/şarabı ve kumarı sorarlar. De ki: "Bu ikisinde büyük bir günah vardır; insanlar için çıkarlar da vardır. Ama onların kötülüğü yararlarından çok daha büyüktür." Ve sana neyi infak edeceklerini de soruyorlar. De ki: "Helal kazancınızın size ve bakmakla yükümlü olduklarınıza yeterli olanından artanını verin." İşte Allah, ayetleri size böyle açıklar ki, derin derin düşünebilesiniz.


        (BAKARA suresi 215. ayet) Sana, neyi infak edip vereceklerini soruyorlar. De ki: "İnfak ettiğiniz mal ve nimet; ana-baba, yakınlar, yetimler, yoksul ve çaresizlerle yolda kalan için olmalıdır. Hayır olarak yaptığınızı Allah en iyi biçimde bilmektedir."







        EYLEMİN SONUCU:
        (BAKARA suresi 261. ayet) Mallarını Allah yolunda infak edip harcayanların durumu, yerden, her başağında yüz tane bulunan yedi başak çıkarmış bir taneye benzer. Ve Allah, dilediği kişi için daha da artırır. Allah Vâsi'dir, yaratışını ve yarattıklarını genişletir. Alîm'dir, her şeyi en iyi biçimde bilir.

        (BAKARA suresi 265. ayet) Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak ve öz benliklerindekini kökleştirmek için infakta bulunanlara gelince, onların durumu kendisine bol yağmur isabet edip de ürününü iki kat veren bir bahçenin durumuna benzer. Böyle bir bahçeye bol yağmur düşmese de bir çisenti, bir nem bile yetişir. Allah, yapmakta olduklarınızı tam bir biçimde görmektedir.


        (Bakara/245) Kimdir o kişi ki Allah'a güzel bir ödünç versin de Allah da ona birçok katlarını katlayıversin. Allah darlık da verir, genişlik de verir. Ve yalnız O'na döndürüleceksiniz.

        (Teğâbün/17-18) Eğer Allah'a güzel bir ödünç verirseniz, O, onu sizin için kat kat artırır ve sizi bağışlar. Ve Allah, en iyi karşılık ödeyen, çok yumuşak davranan, görülebileni ve görülmeyeni bilendir, azîz'dir, hakîm'dir.




        KALICI OLMASI İÇİN İPUCU:
        (FECR suresi 15-20) İnsana gelince, Rabbi onu her ne zaman sınayıp da kendisini üstün kılar ve nimetler verirse: "Rabbim beni üstün kıldı" der. Ama her ne zaman da sınayıp rızkını daraltırsa: "Rabbim beni aşağıladı" der. Hayır… Hayır… Doğrusu siz yetimi kerimleştirmiyorsunuz. Yoksulun yiyeceği üzerine birbirinizi teşvik etmiyorsunuz. Oysa mirası yağmalarcasına öyle bir yiyişle yiyorsunuz ki! Malı öyle bir sevişle seviyorsunuz ki, yığmacasına!



        YORUM
        Mantık basit. Güvenerek 1 koyup 10 almak. Bu dediğimi "Risk" olarak düşünmeyip ayetlere, Allahın sözüne/vaadine tam olarak iman edecek ve infak ederek "Allah'a borç vereceksiniz". Allah borç verileceklerin en hayırlısıdır, verdiğiniz borç kat be kat fazlası size geri gelir. Yığarak biriktirmeyip dolaşıma soktuğunuz ve infak'a kazandığınız ölçüde devam ettiğiniz sürece de akış katlanarak ve kesintisiz devam eder diye düşünüyorum


        Fakat bu mantıkta ÇOOOOK paralar kazansanız da sizin paranız sizin malınız diye bir durum söz konusu değildir zira bu formülün kuralı gereği kazandığınız (DAHA DOĞRUSU ALLAHIN LÜTFETTİĞİ) her şey kamunun hayrına sürekli dolaşımdadır.


        Belli bir miktar kadar kazanana kadar kurallara uyar sonrasında cimrilik hastalığına tutulur ve bu kurallara uymazsanız 2 olasılık var diye düşünüyorum:
        1) Allahın sevdiği kuluysanız tepe taklak çevrilir eski sıkıntılı günlerinize geri dönersiniz. Bu bir uyarıdır. Fecr suresini tekrar okuyup tepetaklak olmanın sebebini anlar ve tekrar uyanabilirsiniz.
        2) Yoldan sapmış ve yanlış seçimleri nedeniyle geri dönüş imkanı kalmamış birisi iseniz malınız alınmaz hatta daha da fazlası verilir ki yoldan çıktıkça çıkasınız. (zuhruf 33-35)


        Ayetlerin sorduğunuz soruya yanıt olduğu benim yorumumdur. En doğrusunu Rabbimiz bilir.

        Comment

        Working...