Ümmet

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • dost1
    Site Yöneticisi
    • Sep 2008
    • 1905

    #1

    Ümmet

    Selamun Aleykum! Değerli Kardeşlerim!

    “Ümmet” Kelimesi tekil (51) ve çoğul (13) olarak Kur’an’da toplam 64 yerde geçer. Ümmet kelimesinin kökü olan “ümm” kelimesi, türevleriyle birlikte toplam 119 yerde geçer. 'Ümmet'in çoğulu ‘ümem’dir.

    “Ümmet”, Kur’an’da genel olarak, herhangi bir özelliği ile bir araya gelmiş olan cemaat, topluluk anlamında kullanılır.

    Ümmet kavramı, Kur’ân-ı Kerim’de genellikle insan topluluğu anlamına gelmekle birlikte; millet, zaman, önder ve din anlamında da kullanılır. Kur’an’da kullanıldığı bu anlamlara örnekler verelim:

    a-İnsan topluluğu:

    2/Bakara, 128; "Rabbimiz, bizi sana teslim olanlar yap, neslimizden de sana teslim olan bir ümmet çıkar; bize ibâdet yerlerimizi göster, tevbemizi kabul et; zira, tevbeleri kabul eden, çok merhametli olan ancak sensin. Sen!"


    3/Âl-i İmrân, 104: Ve içinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten men eden bir ümmet bulunsun. Ve işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.

    3/Âl-i İmrân, 110:Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten vazgeçirmeğe çalışır ve Allah’a inanırsınız. Kitap ehli de inansaydı kendileri için elbette daha hayırlı olurdu. Onların bazıları mümindirler, pek çoğu da yoldan çıkmış kimselerdir.

    3/Âl-i İmrân,113: (Hepsi) Bir değildirler. Kitap ehli içinde gecenin saatlerinde secdeye kapanarak Allah’ın ayetlerini okuyan dosdoğru bir ümmet (topluluk) vardır.


    5/Mâide, 66: Eğer onlar Tevrât'ı, İncil'i ve Rablerinden kendilerine indirileni gereğince uygulasalardı, muhakkak ki üstlerinde(ki ağaçların meyvelerinde)n ve ayaklarının altın(daki ürünler)den yerlerdi. İçlerinde tutumlu (ılımlı) bir ümmet var, ama onlardan çoğu, ne kötü işler yapıyorlar?


    7/A’râf, 159-160; Mûsâ kavmi içinde doğrulukla hakka götüren ve hak ile adâlet yapan bir topluluk da vardır. Biz onları (İsrailoğullarını) ayrı ayrı oymaklar olarak on iki topluluk (ümmet) olarak ayırdık. Kavmi kendisinden su istediğinde Musa'ya: «Asan'la taşa vur» diye vahyettik. Ondan on iki pınar sızıp fışkırdı; Böylece her bir insan-topluluğu su içeceği yeri öğrenmiş oldu. Üzerlerine bulutla gölge çektik ve onlara kudret helvası ile bıldırcın indirdik. (Sonra da şöyle dedik «Size rızk olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yeyin.» Onlar bize zulmetmedi, ancak kendi nefislerine zulmediyorlardı.


    11/Hûd, 48. "Ey Nûh, denildi, sana ve seninle beraber bulunan ümmetlerden bir bölüme bizden selâmet ve bolluklarla (gemiden) in. Ama öyle ümmetler de var ki, onları bir süre yaşatacağız, sonra onlara bizden acı bir azâb dokunacaktır!"


    b-Hayvan, canlı topluluğu:

    6/En’âm, 38; Yeryüzünde yürüyen hiçbir hayvan ve iki kanadiyle uçan hiçbir kuş yoktur ki, (onlar da) sizin gibi birer ümmet olmasınlar. Biz Kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmamışızdır. Sonra (onlar), Rableri(nin huzûru)na toplanacaklardır.


    7/A’râf, 38: (Allâh) buyurdu: "Sizden önce geçen cin ve insan topluluklariyle beraber ateşin içine girin!" Her ümmet girdikçe yoldaşına la'net etti. Hepsi birbiri ardından orada toplanınca sonrakiler, öncekiler için dediler ki: "Rabbimiz, bunlar bizi saptırdılar. Bunlara ateşten bir kat daha azâb ver!" (Allâh): "Hepsi için bir kat fazla (azâb) vardır, ama siz bilmezsiniz." dedi.


    c-Millet:

    2/Bakara, 134, 213; Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz.
    İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler konusunda, aralarında hüküm vermek üzere kitapları hak olarak indirdi. Kendilerine apaçık âyetler geldikten sonra o konuda ancak; kitap verilenler, aralarındaki kıskançlık yüzünden anlaşmazlığa düştüler. Bunun üzerine Allah iman edenleri, kendi izniyle, onların hakkında ayrılığa düştükleri gerçeğe iletti. Allah, dilediğini doğru yola iletir.



    10/Yûnus, 19. İnsanlar (başlangıçta tevhit inancına bağlı) tek bir ümmet idiler; sonra ayrılığa düştüler. Eğer (azabın ertelenmesiyle ilgili olarak ezelde) Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı, ayrılığa düştükleri hususlarda aralarında derhal hüküm verilir (işleri bitirilir)di.


    d-Zaman:

    11/Hûd, 8; Andolsun, biz onlardan azabı belirli bir süreye kadar geciktirsek, o zaman da mutlaka “Onu ne alıkoyuyor?” derler. İyi bilin ki, azap onlara geleceği gün, kendilerinden bir daha uzaklaştırılmaz ve alay etmekte oldukları şey, kendilerini çepeçevre kuşatmış olur.


    12/Yûsuf, 45. Zindandaki iki kişiden kurtulmuş olanı, nice zamandan sonra (Yûsuf’u) hatırladı ve, “Ben size onun yorumunu haber veririm, hemen beni (zindana) gönderin” dedi.


    e-Önder/imam:

    16/Nahl, 120. Şu da kuşkusuz ki, İbrahim başlı başına bir ümmet idi; bir hanîf olarak Allah'ın önünde eğiliyordu, müşriklerden değildi.


    f-Din:

    21/Enbiyâ, 92; İşte şu sizin ümmetiniz bir tek ümmettir. Ben de Rabbinimiz. O halde bana kulluk/ibadet edin.


    43/Zuhruf, 22. Hayır, sadece şunu söylemişlerdir: "Biz atalarımızı bir ümmet/bir din üzerinde bulduk; onların eserlerini izleyerek biz de doğruya ve güzele varacağız."


    g-Bir dine bağlananlar:

    2/Bakara, 143; İşte böyle! Biz sizi, insanlar üstüne tanık olasınız, resul de sizin üstünüze tanık olsun diye, orta yolu izleyen bir ümmet yaptık. Biz, eskiden üzerinde olduğunu kıble haline getirdik ki resule uyanı, ökçesi üstüne gerisin geri dönenden ayıralım. Bu, Allah'ın kılavuzluk ettikleri dışındakilere gerçekten zor gelecektir. Ama Allah imanınızı işe yaramaz hale getirmeyecektir. Şu da bir gerçek ki, Allah öncelikle insanlara karşı çok acıyıcı, çok merhametlidir.


    22/Hacc, 34, 67. Biz her ümmet için bir kurbanlık hayvan kesme zamanı/kurbanlık hayvan kesme yeri/kurbanlık hayvan kesme tarzı belirledik ki, kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanların üstüne Allah'ın ismini ansınlar. Sizin tanrınız bir tek tanrıdır; o halde yalnız O'na teslim olun. Alçak gönüllü, saygılı kişileri muştula.
    Her ümmet için biz, bir ibadet şekli/bir ibadet yeri belirledik; onlar, onu izlerler. Artık bu iş konusunda seninle çekişmesinler. Sen de Rabbine davet et/dua et. Sen, elbette ki şaşırtmadan yol aldıran bir kılavuzun ardındasın.

    Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
    Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
    Sevgi,saygı ve muhabbetle.
    Allah'a emanet olunuz.
    Last edited by dost1; 17. December 2010, 03:36 PM. Sebep: ümmet,ümm,cemaat,önder,islam,millet,din,zaman,imam
    Halil Ay
  • FEDAKARADAM
    Uzman Üye
    • Dec 2010
    • 418

    #2
    "Namaz kılmaktan ayakları şişen bir peygamberin, uyumaktan gözleri şişen ümmetiyiz"

    Yazıklar olsun bize ve gafilliğimize!...
    Ya İslam'la yükselir, Ya inkarla çürürsün.. Bu yol mezarda bitmiyor, gittiğinde görürsün!...(NECİP FAZIL KISAKÜREK)

    Comment

    • Anonymous
      Uzman Üye
      • Dec 2010
      • 179

      #3
      Hayatının 23 senesi Kuran'ı açıklamakla geçmiş bir peygamberin Kuran'ı terketmiş ümmetiyiz.

      Resul de şöyle der: "Ey Rabbim, benim toplumum, bu Kur'an'ı terk edilmiş/dışlanmış halde tuttular. (Furkan 30)

      Yazıklar olsun bize ve gafilliğimize!...

      Comment

      • Ali Rıza Borazan
        Uzman Üye
        • Feb 2009
        • 399

        #4
        Ümmet: Yaşam din davranış biçiminde birleşmiş olan hayvanlar ve insanlar için kullanılmış bir terimdir. Kuşlar bir ümmet olduğu gibi ayrı ayrı dini inanç birliği altında toplanmış insanlar da ayrı ayrı ümmetlerdir. Ama Allah katında olan allhın onay verdiği ümmet ise nebilerin getirdiklerini kabullenenen ve onları ilkeleştirenler tek bir ümmettir.

        Comment

        • merdem
          Uzman Üye
          • Nov 2012
          • 1364

          #5
          Ali Rıza Borazan Nickli Üyeden Alıntı
          Ümmet: Yaşam din davranış biçiminde birleşmiş olan hayvanlar ve insanlar için kullanılmış bir terimdir. Kuşlar bir ümmet olduğu gibi ayrı ayrı dini inanç birliği altında toplanmış insanlar da ayrı ayrı ümmetlerdir. Ama Allah katında olan Allah'ın onay verdiği ümmet ise nebilerin getirdiklerini kabullenenen ve onları ilkeleştirenler tek bir ümmettir.
          Bu ummet henüz yeryüzünde varolmamistir. Rabbimizin cehennemi ne ile dolduracagi hepimizin aklinda olsun da belki bir iki örnek alan cikar.


          Müslümanlar; kin nefret öfke içinde, kanın vahşetin pençesinde kıvranıyorlar.

          Birileri birilerinin saf temiz dini duygularının üzerinde servet, şöhret devşiriyor.

          Müslümanlar katledilirken; kardeşlikten bahsediyorlar

          Müslümanlar katledilirken; özgürlükten bahsediyorlar

          Müslümanlar katledilirken; demokrasiden bahsediyorlar

          Müslümanlar katledilirken; Amerikan dostluğundan bahsediyorlar

          Müslümanlar katledilirken; Arap hurafelerinden bahsediyorlar

          Müslümanlar katledilirken; cennetteki hurilerden bahsediyorlar

          Müslümanlar katledilirken; uyanıştan-dirilişten bahsediyorlar

          Müslümanlar katledilirken; halktan ümmetten bahsediyorlar

          Müslümanlar katledilirken; adaletten-haktan-hukuktan-insanlıktan bahsediyorlar

          Müslümanlar katledilirken; kürtajdan bahsediyorlar

          Müslümanlar katledilirken; imajdan bahsediyorlar

          Müslümanlar katledilirken; türbandan bahsediyorlar

          Müslümanlar katledilirken; zenginleşiyorlar

          Müslümanlar katledilirken; milletten bahsediyorlar

          Müslümanlar katledilirken; medeniyetler ittifakından bahsediyorlar.

          Müslümanlar katledilirken; zalimlerle dostluktan bahsediyorlar

          Müslümanlar katledilirken; kimliksizleşiyorlar

          Müslümanlar katledilirken; İlahi mesajı bırakıp dünyevileşiyorlar

          Müslümanlar katledilirken; bilerek bilmeyerek İblisin yolunda gidiyorlar.

          İslam ülkeleri; çatışma bölgeleridir. .

          İslamcıların kutsadıkları; gerçekte, mal, mülk, cinsellik, katliam, ötekileştirme bölmedir.


          Kullanilmayan akil ne ise yarar, olusturulmayan ümmet cennetlik olmus neye yarar.

          Comment

          • ORHAN VELİ
            Yeni Üye
            • Jun 2012
            • 19

            #6
            Müslümanlar katledilirken;Allahla aldatmaya devam ediyorlar.

            Comment

            • yolcu42
              Uzman Üye
              • Oct 2016
              • 183

              #7
              Sa.dost1 kardeşim ben kuranda kelimelerin çok anlamlılığına pek katılmıyorum.eşsesli kelime diye gördüğümüz kelimelerin aslında ortak bir anlamının olduğuna inanıyorum.ümmet kelimesi de öyle. Bu kelimenin zaman anlamında kullanıldığı hud 8 ve musa nebinin medyende su dolduran bir ümmet gördü.ayeti düşünüldüğünde ümmet=süresi belli olan kişi kişiler.yani her ümmetin eceli vardır.ayetindrki gibi.mesela beşer kelimesi akla zamanı getirmez.ümmet denildiği zaman dünyada belli bir vakte kadar geçici olduğunu anlayabilirmiyiz.medyende su dolduran ümmet=yani belli bir süre ordalar bu onların hayatı boyunca hiç durmadan yaptıkları bişey değil.gibi düşünüyorum siz ne dersiniz

              Comment

              • dost1
                Site Yöneticisi
                • Sep 2008
                • 1905

                #8
                Selamun aleyküm, değerli yolcu 42 kardeşim,
                Kur'an'da anlamdaş sözcükler yoktur ancak sesteş sözcükler vardır. Bu da sözcüklerin türetilmesinde bazı sigaların çoğullarının aynı olması ile illetli harflerden oluşan köklerin türetilmesinden kaynaklanan sesteş sözcüklerdir.
                Ümmet sözcüğü de belli amaçlar ile toplanmış topluluk anlamındadır. Bu amaçlar iyi de kötü de olabilir. Cenabı Alahın istediği ise tamlama şeklinde vasat ümmet olarak belirtilmiştir.

                Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
                Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
                Sevgi, saygı ve muhabbetle ,
                Allah'a emanet olunuz.
                Halil Ay

                Comment

                • galipyetkin
                  Uzman Üye
                  • Sep 2011
                  • 1389

                  #9
                  Sayın dost 1.

                  "Vasat" diye ifade ettiğiniz kelimenin ayetlere göre derecelendirilmesi ve de "vasat ümmet" ifadesinin bu günkü karşılığı ile ayetlerdeki manalarının açıklaması imkanınız var mı?
                  Teşekkürler.

                  Saygılarımla.
                  Galip Yetkin.
                  Last edited by galipyetkin; 14. August 2017, 01:12 AM.

                  Comment

                  • dost1
                    Site Yöneticisi
                    • Sep 2008
                    • 1905

                    #10
                    Selamun aleyküm, değerli Galipyetkin kardeşim ,


                    galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
                    Sayın dost 1.

                    "Vasat" diye ifade ettiğiniz kelimenin ayetlere göre derecelendirilmesi ve de "vasat ümmet" ifadesinin bu günkü karşılığı ile ayetlerdeki manalarının açıklaması imkanınız var mı?
                    Teşekkürler.

                    Saygılarımla.
                    Galip Yetkin.
                    وسط (v-s-t) kök harflerinden türeyen sözcükler:

                    Kalem;28: Kale evsetuhum elem ekul lekum levha tusebbihûn.

                    Adiyat;5: Fe vesatne bihi cem'a.

                    Bakara;143: Ve kezalike cealnakmum ummeten vesetan li tekunu şuhedae alen nasi ve yekuner rasulu aleykum şehida, ve ma cealnel kibletelleti kunte aleyha illa li na'leme mey yettebiur rasule mimmey yenkalibu ala akibeyh, ve in kanet le kebiraten illa alellezine hedellah, ve ma kanellahu li yudi'a imanekum, innellahe bin nasi le raufur rahîm.

                    Bakara;238:- Hafizu ales salevati ves salatil vusta ve kumu lillahi kanitîn.

                    Maide;89: La yuahizukumullahu billağvi fi eymanikum ve lakiy yuahizukum bima akkadtumul eyman, fe keffaratuhu it'amu aşerati mesakine min evseti ma tut'imune ehlikum evkisvetuhum ev tahriru rakabeh, fe mel lem yecid fe siyamu selaseti eyyam, zalike kefferatu eymanikum iza haleftum, vahfezu eymanekum, kezalike yubeyyinullahu lekum ayatihi leallekum teşkurun.

                    ayetlerinde geçmektedir .




                    وسط [v-s-t] kök sözcüğü, vesat ve vest şekillerinde okunur. Vesat şeklinde okunduğunda isim, vest şeklinde okunduğunda zarf olarak kullanılır. Bu sözcük, “bir şeyin iki ucu arasındaki kendine ait kısmı” manasında olup, “bir şeyin kendi ortası” olarak anlaşılır ve sözcük “ipi ortasından kavradım”, “oku ortasından kırdım” cümlelerindeki gibi kullanılır.
                    Arap örfünde bir şeyin ortası, o şeyin en hayırlı, en yararlı bölümüdür. Meselâ, at veya devesine binecek bedevi için at veya devesinin en hayırlı yeri, boynu ve kıçı değil belinin ortasıdır. Yine, bedevinin devesine kuracağı ağıl için en hayırlı yer, otlağın ortasıdır. Gerdanlığın, inci veya elmas takılacak en hayırlı [güzel ve uygun] yeri, gerdanlığın ortasıdır. Ayrıca her güzel ve yararlı davranış, kendi cinsinden olan davranışların ortada olanıdır. Meselâ cömertlik, cimrilik ve savurganlığın ortasında bir davranıştır. Cesaret, korkaklık ve saldırganlık arasında bir davranıştır.
                    İşte bu nedenle وسط [vest] sözcüğü; “hayırlı, yararlı, üstün” anlamına genelleşmiştir. Araplar, “O, kavminin evsatındadır” sözüyle, “o, kavminin hayırlı, yararlı, şerefli olanıdır” demek isterler. Veya, “Şu vesît kişiye bir bakın” sözüyle, “şu hayırlı, şerefli kişiye bir bakın” demek isterler.
                    Sorunuzla ilgili vasat ümmet bu âyetteki, Ve işte böyle Biz, siz insanlar üzerine şâhitler olasınız, Peygamber de sizin üzerinize şâhit olsun diye sizi hayırlı bir ümmet kıldık ifadesi, “ve işte böyle sizi hayırlı, yararlı ve şerefli bir ümmet kıldık” demektir.

                    Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
                    Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
                    Sevgi,saygı ve muhabbetle.
                    Allah'a emanet olunuz.
                    Halil Ay

                    Comment

                    • yolcu42
                      Uzman Üye
                      • Oct 2016
                      • 183

                      #11
                      Teşekkür ederim dost1.

                      Comment

                      • sevginur
                        Uzman Üye
                        • Nov 2012
                        • 300

                        #12
                        ümmed kelimesi şu ayetlerde kullanımı beni çok etkilemiştir

                        1-Allah'ın bir kadın erkekle başlayan zurriyetlerin soyların ırkların halk ve toplulukların
                        birbirleriyle tanışması tearufu ile yani toplumların kültür gelenek ırkları inançları farklı bireyler bir araya gelsede islamda en hayırlı bireyin takvaca ileride olan der
                        Hucurat 49/13 Ey insanlar, gerçekten, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi halklar ve kabileler (şeklinde) kıldık. Şüphesiz, Allah katında sizin en üstün kerim olanınız, takvaca en ileride olanınızdır. Şüphesiz Allah, bilendir, haber alandır.

                        BU ayettede insanların içinden bir önderin(imam ve etrafında toplananlar ) sahıp olacağını vasıflarını söyler
                        Ali imran 3/ 104 Ve içinizden hayra çağıran, ma'rûfu emreden, münkerden men eden bir ümmet bulunsun. Ve işte onlar, kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
                        وَلْتَكُن مِّنكُمْ أُمَّةٌ يَدْعُونَ إِلَى الْخَيْرِ وَيَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنكَرِ وَأُوْلَئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ
                        Veltekumminkum ummetuy yed’ûne ilel hayri ve ye’murûne-- bil ma’rûfi ve yenhevne anil munker- ve ulâike humul muflihûn

                        Bu ayette ümmed örnekleri görüyoruz en hayırlı ümmed'in şeksiz teslim olmuş ,Allah'a iman eden islam ümmedi =ehli kitap iman edenlerden ve iman etmeyenler ehli kitabtan ve sapmış islam kardeşliğinden kopmuş,uzak kalmış parçalanmış ziyana uğrayanlardır.

                        Ali imran 3/110 Siz, insanlar için çıkarılmış hayırlı bir ümmetsiniz; ma'rûfu emreder ,münkerden men eder ve Allah'a iman edersiniz. Kitap Ehli de inanmış olsaydı, elbette kendileri için hayırlı olurdu. İçlerinden iman edenler vardır, fakat çoğunluğu fıska sapanlardır.
                        De ki: “Ey kâfirler!
                        Ben sizin taptıklarınıza tapmam/ Ben sizin yaptığınız ibâdeti yapmam.
                        Siz de benim taptığıma tapıcı değilsiniz/ Siz de benim yaptığım ibâdeti yapmazsınız.
                        Ve ben asla sizin taptıklarınıza tapacak değilim/ Ben asla sizin yapmış olduğunuz ibâdeti yapıcı değilim. Siz de benim taptığıma tapacak değilsiniz/ Siz de benim yapmakta olduğum ibâdeti yapıcı değilsiniz.
                        Sizin dininiz sadece sizin için, benim dinim de sadece benim içindir.”
                        Kâfirûn Sûresi

                        Comment

                        Working...