Yeryüzünde Hesabı Görülecek Mesele Zulümdür!

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • Anadolu
    Katılımcı Üye
    • Mar 2016
    • 98

    #1

    Yeryüzünde Hesabı Görülecek Mesele Zulümdür!

    bugüne kadar bize öğretilen ne idi.
    allah inanmayanları helak etti.
    yani lut kavmi, hud kavmi, nuh ve firavun kavmi gibi allaha inanmayan kavimler yok edildi.

    acaba bu doğru mu?

    eğer ki kuranın içinde bunun aksine bir tek örnek dahi bulsak çelişki oluşur
    ve allahın kendisine inanmayanları helak ettiği tezi çöker...

    bakalım:

    Bunun üzerine biz, onu da beraberindekileri de o yüklü gemide kurtardık.

    Sonra dışta kalanları boğduk.

    Bunda elbette bir ibret var. Ama onların çoğu müminler değildi. (Şuara, 119-121)

    Kimlerin çoğu müminlerden değildi?

    121. ayetten önce "Onlar" zamirinin yönelebileceği iki özne var.

    1.Kurtarılanlar

    2.Boğulanlar

    Eğer ki "Onlar" zamiri boğulanlara yöneliktir denirse;
    "Boğulanların çoğu müminler değildi" yani boğulanların çoğu kafirdi olur.
    O taktirde boğulanlar arasında müminler de vardı sonucu çıkar;
    ki bu saçma bir sonuç olur.

    Eğer ki "Onlar" zamiri kurtulanlara yöneliktir denirse.
    "Kurtulanların çoğu müminler değildi" olur. Bu taktirde de mümin olmasa
    dahi insanların kurtulabileceği sonucu çıkar.

    121. ayetteki "Onlar" zamirinin helak olanlara yönelmesi durumunda ortaya çıkan
    saçma sonuç sebebiyle "Onlar" zamiri kurtulanlara yöneliktir diyoruz.
    İnanmadıkları halde Nuh'un getirdiği beyyinelere uyanlar kurtulmuşlardır.

    Nihayet emrimiz gelip de tandır kaynayınca şöyle seslendik: "Yükle içine her
    birinden ikişer çift ve aleyhinde hüküm verilen hariç olmak üzere aileni,
    bir de iman etmiş olanları." Ama Nûh'la birlikte çok az bir kısmı iman etmişti.
    (Hud, 40)

    yeryüzünde hesabı görülecek mesele iman değildir.
    onun hesabı ahirette görülür.
    yeryüzünde hesabı görülecek mesele zulümdür.
    Last edited by Anadolu; 4. December 2016, 07:08 AM.
  • kuman
    Uzman Üye
    • Mar 2013
    • 583

    #2
    saygılar,

    iman bu dünya da değil de ahirette mi hesabı görülecek ?

    emin misiniz bu konuda ?

    Zulüm !!!

    Zulüm imansızlık değil mi ?
    İman Allah a inanmak mı yoksa onun koyduğu sistem ile barışık yaşamak mı ?

    Comment

    • Anadolu
      Katılımcı Üye
      • Mar 2016
      • 98

      #3
      saygılar,

      imanın hesabı dünyada görülür denirse,
      allah kendi koyduğu
      dileyen iman eder, dileyen inkar eder ayetini çiğnemiş olur.
      bu da allaha akılsızlık izafe etmek olur.

      ----------

      zulmü 2'ye ayırıyoruz:

      1.kişinin kendisine ettiği zulüm.

      din kelimesi borç anlamındadır ve "islam dini" bireyin allaha ödemesi gereken varoluş borcunu anlatır.
      birey inanmamak suretiyle kendisine zulmedebilir.
      buna kimse karışamaz (dileyen iman eder, dileyen inkar eder).

      2.kişinin başkalarına ettiği zulüm.

      kişinin başkalarına zulmetmeye hakkı yoktur.
      müslimlik/düzelticilik, insanın-insana ettiği zulmü ortadan kaldırma noktasında devreye girer.

      --------------

      iman, allahın rabb olduğundan emin olmak.
      sizin kelimelerinizle anlatmaya çalışırsam;
      allahın koyduğu (sistemle/tabii ve sosyal bilimlere ilişkin yasalarla) barışık yaşamak da müslimlik/düzelticilik.
      Last edited by Anadolu; 5. December 2016, 11:30 PM.

      Comment

      • galipyetkin
        Uzman Üye
        • Sep 2011
        • 1389

        #4
        Anadolu Nickli Üyeden Alıntı
        din kelimesi borç anlamındadır ve "islam dini" bireyin allaha ödemesi gereken varoluş borcunu anlatır.
        Benim bildiğime göre Allah'ın hiç bir şeye ihtiyacı yoktur/El Müstağni'dir
        Bu durumda "bireyin Allah'a ödemesi gereken varoluş borcu" diye bir borcu olabilir mi?

        Olamazsa kime borçludur birey?
        Olabilirse nedir/nelerdir?

        Saygılarımla.
        Galip Yetkin.

        Comment

        • Anadolu
          Katılımcı Üye
          • Mar 2016
          • 98

          #5
          bildiğimi yukarıya yazdım.
          bu hiç üzerinde düşünmediğim bir konu.
          onun için şu anda bunun cevabını bilmiyorum.

          saygılarımla...

          Comment

          • Anadolu
            Katılımcı Üye
            • Mar 2016
            • 98

            #6
            sayın galip yetkin,

            yukarıda yazdığım ve alıntıladığınız cümle tam doğru değil.
            haklısınız.
            konu üzerinde düşündüm.
            açık halini aşağıya yazıyorum.

            İslam güvene girmek.
            Din, deyn kökünden borç anlamında.

            Kur'an'ın hiçbir yerinde "İslam" ve "Din" kelimeleri "İslam Dini" şeklinde yanyana gelmemiştir.

            Allah katında din İslam’dır... (Ali İmran, 19)

            Kim İslam’dan gayri bir din ararsa... (Ali İmran, 85)

            ...Sizin için din olarak İslam'ı seçtim... (Maide, 3)

            "İslam" ve "Din" kelimelerinin "İslam Dini" şeklinde yanyana gelmemesi önemlidir. Din/Borç bilindiği üzere ödemek ve almak şeklinde iki hususu anlatır. Ayetlerde "Din İslam'dır" denerek "Karşılık İslam'dır/Karşılık Güvene Girmektir" denmektedir.

            Kişi neyin karşılığında İslam'a/Güvene girmektedir?

            Kişi ödeyeceği bedelin karşılığında İslam'a/Güvene Girmektedir.

            Şimdi bunu açıklayalım:

            Kişi cehaletin içine doğar.
            Bu cehaletten kurtulmak ise akletmek ile mümkün.
            İşte burada ödenecek bedel, iç ve dış fitnelerle mücadele eden insanın bu fitnelerden kurtulmak için ödeyeceği bedeldir.
            Kişinin iç ve dış fitnelerle mücadele ederken yaşadığı korkular, çektiği sıkıntı ve yokluklar bedeldir.
            Bedel ödendiğinde kişi karşılık olarak Güvene/İslam'a girer.

            NOT: sorunuz için teşekkürler.
            kendi açımdan da bir açılım sağlamış oldum.
            Last edited by Anadolu; 25. December 2016, 01:18 AM.

            Comment

            • galipyetkin
              Uzman Üye
              • Sep 2011
              • 1389

              #7
              İslâm Kelimesinin Anlamları (İhya Org'dan alıntı) :

              "İslâm" kavramını daha iyi anlayabilmek için, bu kelimenin kök fiilinin hangi anlamlarda kullanıldığını bilmekte fayda vardır. İslâm'ın sadece bir inanma olmadığı, batılıların kullandığı ‘religion’ kavramının İslâm kavramını karşılamakta yetersiz kaldığı böylece daha iyi anlaşılır. ‘İslâm’ kelimesi, inanmanın da ötesinde teslimiyeti, barış ve güvenliği de beraberinde getiren son derece kapsamlı bir kelimedir. Şimdi ‘İslâm’ kelimesinin anlamlarına bakalım. İslâm kelimesinin türediği ‘esleme’ fiili şu manalara gelir: 1- Barışa girmek, barış yapmak, 2- Boyun eğmek, itaat etmek, kabullenmek, 3- İslâm'ı din olarak seçmek, İslâm'a girmek, 4- Allah’a teslim olmak, Allah’a bağlanmak, 5- İhlâslı ve samimi olmak,

              Bu konuda Sayın hakkı Yılmaz'ın Sitemizdeki Nüzül Sırasına göre Tebyinü'l Kuran-İşte Kur'an adlı eserinde de çok faydalı açıklamalar var. 2005 senesinde okuduğumda büyüdüm.
              Özellikle tavsiye ederim.

              Bizim anlayışımız bir bedel ödenmesini/fidye verilmesini gerektirmiyor.
              Gerekli olan "salat-ı ikâme ve zekatı ita" ile Allah'a tam teslimiyet.

              Saygılarımla.
              Galip Yetkin
              Last edited by galipyetkin; 6. December 2016, 10:36 PM.

              Comment

              • kuman
                Uzman Üye
                • Mar 2013
                • 583

                #8

                imanın hesabı dünyada görülür denirse,
                allah kendi koyduğu
                dileyen iman eder, dileyen inkar eder ayetini çiğnemiş olur.
                bu da allaha akılsızlık izafe etmek olur.


                Allah belli yasalar koymuştur. Fizik yasaları.
                Bir de Toplumsal yasalar vardır ki bunlar da fizik yasaları gibidir. Kesin net ve doğru, her şekilde aynı sonucu verir.

                Bir toplum da yozlaşma başlamış ve devam etmekte ise o toplum yok olur ALLAH YOK eder yada Allah ın koyduğu yasalar ki bu da Allah ın yok etmesidir.

                Allah kurduğu sisteme aykırı her şeyi yok eder. 2+2=4

                Borç kelimesi gerçekten benim düşüncem de komik.
                Neden ?
                Yaratıcıma borçlanacağım her ne sebeb olursa olsun ? Bir düşünün yaratıcı nı za borçlanabilirmisiniz ?
                Borçlanıyorsam o yaratıcım değildir.

                Kişi cehalet için de doğar demişiniz yapmayın hangi cehalet bu ?
                Kişi saf doğar temiz doğar tek bir amacı vardır o da yeryüzünde tutunabilmektir.
                Yalanı dolanı ve istekleri sonradan doğar.
                Cehaletten kastınız ilim irfan ise tamam, ancak ilim irfan zaten bir nevi saflık demektir. Bir nevi çocuklaşma demektir neden mi ne kadar zayıf ve güçsüz olduğunuzu gösterir.

                Sonuç:
                Kişi temiz doğar, ben yaratıcıma hiç bir şey borçlu değilim, olamam da imkansız bir şey.

                Bizim yaratıcı tanımımız gerçekten sorunlu...

                Comment

                • Anadolu
                  Katılımcı Üye
                  • Mar 2016
                  • 98

                  #9
                  sayın galip yetkin,

                  yukarıda verdiğiniz anlamlar sadece "islam" kelimesine ilişkin anlamlar.
                  "islam" bir kelime "din" ayrı bir kelime.
                  ben yukarıda "islam" ve "din" kelimelerinin anlamları çerçevesinde
                  "islam dini" tanımlaması ne demektir onu anlatmaya çalıştım.

                  Comment

                  • galipyetkin
                    Uzman Üye
                    • Sep 2011
                    • 1389

                    #10
                    Sayın Anadolu.

                    Yukarıda şöyle yazmışız: "Gerekli olan salatı ikame ve zakatı ita ile beraber Allah'a tam teslimiyet."

                    Daha önce de şurada: http://www.hanifler.com/showthread.php?t=2634 şöyle demişiz(isterseniz bir göz atıverin):
                    "DİNin(Deyn'in), ödenmesi gereken bir borc olduğunun bilincinde olmaktır.
                    Bu anlamıyla din, insanın Vahiy’den anladığını, borcuna dâhil ettiği bir yol, bir kabuldür."

                    "İnsanın kapasitesi oranında ve önceki geleneklerinin kötülerinden arınıp yeni bir hayat seçmesine ve teklif edilene(konulan ilkelere) icabet ettiğini(uymayı) düşünerek ONDAN ANLADIĞINI İMANÎ VE AMELİ pratiğe geçirmesine DİN denilir."

                    ve

                    "DİN ise, Allah'ın emirnamesine/şeraitine icabet edip(uyup), gönderdiği Vahiy'den insanın KENDİ aklı, kavrayışı ve anlayışı nisbetinde algıladığını, ödenmesi gereken borç olarak yol edinmesi/Allah'a tam teslimiyet/dir. Onunla milletleşmektir."

                    Sayın Dost1/Halil Ay da şöyle yazmış:
                    "Diyn, insanların davranışlarını,aralarındaki ilişkilerini, sorumluluklarını ve bunlarla ilgili seçimlerinin sonuçlarını belirleyen ilkeler bütünüdür. Bunların belirtildiği tüm ayetler/alametler/göstergeler diyndir.

                    Siz ise şöyle yazmışsınız:
                    "din kelimesi borç anlamındadır ve "islam dini" bireyin ALLAH'a ÖDEMESİ gereken VAROLUŞ BORCUnu anlatır."

                    İşte ayrıldığımız noktalardan birisi de burası: Biz doğuştan borçlu olduğumuzu kabul etmiyoruz.

                    Biz borcumuzun gerekli rüşde/bilince erişe erişe dinimiz, aklımız, vicdanımız ve onunların gösterdiklerinden diğer bireylere ve de topluma karşı sorumlu olduğumuzu zannediyoruz. Yani ana esas olarak "salatı ikâme-zekatı ita" yanında "Allah'a tam teslimiyet."

                    Saygılarımla.
                    Galip Yetkin
                    Last edited by galipyetkin; 8. December 2016, 07:50 PM. Sebep: "

                    Comment

                    • kuman
                      Uzman Üye
                      • Mar 2013
                      • 583

                      #11
                      Sevgili yetkin
                      Salatı ikame ettiğinizde zaten Allah a teslim olmuş olmazmıyız yani bu iki kavramı birbirinden ayırmamalı diye düşünüyorum.

                      Ancak ben Allah a neden borçlu olduğumuz konusunda farklı düşünüyorum. Yaratıcı olan Allah a nasıl borçlu olabilirim

                      Comment

                      • galipyetkin
                        Uzman Üye
                        • Sep 2011
                        • 1389

                        #12
                        Saygın kuman.

                        Basit bir anlatımla "salat" karşındakinin yüküne omuz vermektir, karşılıklı yardımlaşma ve toplumsal olarak kollektivist bir yaşam.

                        Salat yalnızca eylem olup İslam yani teslim olmanın göstergelerinden ancak bir tanesi olup manevi unsuru kapsayıp kapsamadığını bilemeyiz.
                        İslam diğer şartlar yanında inanç ve inançta devamlılık ister ki bu da imandır. Arızi/gel-geç işlemler ancak sevap sebebidir.

                        Salih amel yanında iman etme de aranır.
                        ANKEBUT:9- "İman edip salih amellerde bulunanlar ise; elbette onları salihlerin arasına katacağız."

                        HUCURAT:14- "Bedeviler, dedi ki: «İman ettik.» De ki: «Siz iman etmediniz; ancak «İslâm (Müslüman veya teslim) olduk deyin. İman henüz kalplerinize girmiş değildir. Eğer Allah'a ve Rasulü'ne itaat ederseniz, O, sizin amellerinizden hiçbir şeyi eksiltmez. Hiç şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.»

                        Saygılarımla.
                        Galip Yetkin.
                        Last edited by galipyetkin; 9. December 2016, 05:35 PM.

                        Comment

                        • kuman
                          Uzman Üye
                          • Mar 2013
                          • 583

                          #13
                          sevgili yetkin,

                          Aynı şeyleri söylüyoruz. sistemi kabul etme ve bu sisteme uyma ve sşstemi devam ettirip geliştirme. Bu iman dır.

                          O zaman Salat yapan kimse bunun içine girmiyor mu ?

                          Eğer şunu derseniz bu kişinin salatı mecburiyetten yada göstermelik ki bu ayet bunu söylüyor haklısınız.

                          İman ile ilgili cümlenizi keşke büyük harf ile yazsaydınız çünkü or da ilk cümle başka yerlere gidebiliyor.

                          İman için diğer şartları konuşmanın burda önemli değil. ancak elbette ;
                          Zekat verecek ve sadaka vereceksiniz yoksa Salat tam anlamı ile yerine gelmez.

                          Comment

                          • galipyetkin
                            Uzman Üye
                            • Sep 2011
                            • 1389

                            #14
                            Sayın Kuman

                            Dediklerimiz aynı gibi algılansa bile, bir farkı sezinlemek gerekli. Dikkat ederseniz Hucurat-14. ayette "iman etmek" ile "teslim olmak" ifadeleri ayrımı dikkat çekiyor.

                            Sizin yazdığınızda da "kabul etmek" ifadesi imanı kapsamıyor; bu kelimenin içerisinde "iman etme" yok. Fakat "iman etme"nin içerisinde o ifade var.

                            Sizin belirttiğiniz ifade, ayetteki "teslim olma"nın kapsamı içerisinde fakat "iman etme"in dışında.
                            Ayet de "iman etme"yi arıyor.

                            Düşüncelerimiz aynı gibi olabilir ama ifade ederken kullandığımız kelimeler farklı

                            Saygılarımla.
                            Galip Yetkin.
                            Last edited by galipyetkin; 14. December 2016, 07:11 PM.

                            Comment

                            • kuman
                              Uzman Üye
                              • Mar 2013
                              • 583

                              #15
                              Sevgili yetkin
                              İman etmeyi emin olmak/tasdik etmek anlamında anlarsak eğer;
                              Örneğin siz yada ben kapitalist yaşama teslim olduk ana iman etmedik/ tasdik etmdik anlamı ile şunu deriz teslim olduk yani bu yaşama uygun yaşıyoruz ancak bu yaşamı içimize sindiremiyoruz.

                              Bedeviler de Elçin'in sözlerini yerine getirdi ancak içlerine sindiremedi yani tasdik etmedi/iman etmedi diye algılıyorum.

                              İman etmek tamamen fiZiki ve davranışsal bir olaydır diye düşünüyorum, içten olan bir olguyu sadece kişi ve Allah bilir. BiZim bilemeyeceğimizden dolayı daima kuşkulu davranmamıza yol açar Allah ın istediğinin bu olduğunu sanmıyorum

                              Comment

                              Working...