Aynı Ülkelerde İmtihan

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • nerdogan
    Katılımcı Üye
    • May 2011
    • 39

    #16
    gerçek hanif Nickli Üyeden Alıntı
    Hiiic yazdıklarından şunu anladım; Rüzgarın önündeki yaprak gibimiyiz ?Madem kaderin oyuncağı isek öyle olmuyor mu ? Benim seçimim dışında başıma gelenler kader ise eğer.!Allah'ın müdahalesi olmuyor öyleyse ?Yani kur'anda yada Hadis ve sünnetlerde anlatıldığı gibi olan olaylar bugün olmuyorsa bu nedir peki ? Örnek ; Allah'ın yardımı ile Müslümanların galip geldiği yada peygamberinin başına gelen musibetlerden nasıl kurtulduğu anlatılıyor , peki şimdi neden olmuyor bu mucizeler ? Mesela Depremde Evin sağlam olduğu içinmi kurtulursun yada Dua ettiğinden mi ? Evin sağlam olduğundan değil mi ? Dua ile olsa idi yatsı namazında camii minaresiyle birlikte cemaatin üstüne yıkılmaz ayakta olurdu .Yada Yağmur çok yağdığında her tarafı sel götürürken Kabe sular altında kalmazdı.Oranın korunmuş olması lazım gelirdi.Ama öyle olmuyor.
    Ateşe elini değersen yakar.Elektriğe çıplak elle donursan çarpar.Çok dindar olanıda çarpar, ateistinide.Hatta Peygamberler zamanında icat olsaydı onlar dokunduğunda onlarıda çarpardı.Yüksekten bırakılan cisim yerçekimi kanunu gereğince düşer.Bunun aksini savunmak ,Allah isterse düşmez demek bence yeterince bilgi sahibi olmamak demektir.Yani bu Sünnetullahada aykırı olurdu .
    Sorunun muhatabı olmamakla birlikte fikrimi yazmak istedim.Ancak bu konuda ilim sahibi üyeler kesinlikle ayet destekli cevaplar yazacaklardır..Dua ederek ve de hiçbir şekilde akıl çalıştırmayarak-Allahın insana verdiği en büyük hazine akıl ve irade- hiçbir sorun çözülemez.Bakınız Arap toplumu.Araplar herhalde tüm dünyadan daha çok Allah der dua ederler.
    Külli irade ve cüzi irade burada bence sizin sorunuzla direkt ilgilidir.Allahın sonsuz iradesi yani külli iradesi ile sonsuz dileyebilir ve dilediğinin önüne hiçbirşey geçemez.İnsanın kaderi belirlidir.Ancak sayın hiiiç in de dediği gibi biz buraya boşlukları doldurmaya, daha doğrusu nasıl dolduracağımızın görülmesi için gönderildik.Yani biz cüz i irade sahibiyiz.
    Bir yazıda şöyle bir örnek verilmiş umarım sizin için açıklayıcı olur,
    İnsanın "külli iradesi" ise; Kendisine verilen yeteneklerdir İşte insan, o yeteneklerden bir tanesi ile bir işe yöneldiğinde o "külli irade" artık cüz'ileşmiş olur Buradaki "cüzi" ifadesi "ufaklık" manasında olmayıp, "belirlilik" manasındadır
    Mesela insanda yemek yeme kabiliyeti vardır Bu "külli iradedir" İnsan bu kabiliyeti ile simit yemeğe başladığında artık bu kabiliyeti cüzileşmiş olur Artık insan kendindeki külli iradeyi belli bir yönde kullanmış ve simit yemeğe başlamıştır İşte buna cüz-i irade denilir İnsan burada serbesttir Simit yiyebileceği gibi bir haramı yemeği de tercih edebilir Zaten onu mesul eden: ona bu tercih yetkisinin verilmesidir

    Comment

    • hiiic
      Uzman Üye
      • Mar 2010
      • 1980

      #17
      İnsan rüzgarda esen bir yaprak gibi mi?
      Bu biraz bakış açısına bağlı, ben insanın bir yere gittiğini sanmıyorum, çünkü kendinize bakın hep aynı yerdesiniz. Tam aksine siz değil çevreniz rüzgardaki yaprak gibi hareket ediyor. O kadar çok değişken var ki bazen en temel plan ve hedeflerinizi dahi ıskalayabiliyorsunuz (öğün atlamak gibi).

      Yani insan sabit, herkes kendi çapında sabittir, değişken olan çevredir, sürekli akan, bir yerlere giden çevredir, değişen çevredir, rüzgarda savrulan çevredir.

      Çevre kaderdir, sürekli size yeni olaylar yaşatır. Sizi babanızın sperminden annenizin rahmine oradan da dünyaya getirir, siz bir şey yapmaz zaten yapamazsınız. Sakat olmanız yada çok sağlıklı olmanız, zeka geriliği yada dahi olmanız çevrenin kaderin elindedir. O değişkenlerini size sunar.

      Siz sadece sizin başınıza gelen bu değişkenlere cevap reaksiyon verebilirsiniz. Çoğu zaman değiştirmeye gücünüz yetmez, sadece ufak küçük şeyleri değiştirebilirsiniz çünkü çevre KÜLLİ iradenin kuvvetiyle akar, kimse engel olamaz. Kimse çevresini değiştiremez, kalıpları yıkamaz yada kaderini çizemez.

      Allahın kitapta bize söylediği gibi, biz sadece çevrenin bize sunduklarına vereceğimiz tepkiden sorumluyuz. Çevre bize imkan sunabilir, yada herşeyi kötüleştirebilir, her ikisinide gidermeye kimsenin gücü yetmez. Sadece çevrenin gönderdiği fenalıklara sabretmemiz (direnmemiz ve çalışmamız) vereceği nimetlere ise nankörlük etmememiz gerekir.

      Kader gözümüzün tam önünde duruyor. Kaderi zaten yaşıyoruz. Biz sabitiz, o değişiyor. Çevrenize yani kaderinize dikkat edin, her an üzerinize yeni olaylarla geliyor, rüzgarda savrulan yaprak gibi olduğu söylenebilir ama rüzgarı estirenin kimliğini unutmamak şartıyla.

      Comment

      • hiiic
        Uzman Üye
        • Mar 2010
        • 1980

        #18
        Herşey Allahın dilemesine bağlı, o istemezse biz isteyemeyiz. O dilemezse biz dileyemeyiz.

        kaçınız canlı fare yemeyi ister? Bunu siz istemediğiniz için yemiyorsunuz! bunu Allah dilemediği için yemiyorsunuz çünkü o iştahı farklı yiyeceklere yöneltti, Hormonlarımız ve içgüdülerimiz özellikle meyve sebze, et , süt ve pişmiş türevlerine yöneltilmiş durumda. Tamamen kaderin belirlemesi.

        Mal sevgisi insanlara güzel gösterildi
        Hayvanları salınca onlarda bir güzellik görürüz
        v.s. diğer bütün sevgi ve istekler hormonların denetiminde. Yani kaderin kontrolü altındayız. Korkularımız ve endişelerimizde hormonların denetiminde.
        Kısaca Allah bişey dilememizi istemedikçe biz dileyemeyiz.

        Fazla uzatmamaya çalışıyorum, Kuranda delilleri bulabilir, bilimsel yaklaşımları inceleyebilirsiniz.

        Kuranda; "Allah dilseydi" ile başlayan bir çok ayet te bunu anlatmaktadır. Hepimizi tek ümmet yapardı, herkesi doğru yola getirirdi, herkesi cennete koyardı (hayır cehennemi dolduracağı sözünü verdi, yani kimileri işkence görecek hemde bu dünyada pek az yararlanmanın karşılığında), dileseydi bu konuları konuşmazdık, o dileseydi biz belki hiç olmazdık. Zaten insanın olmadığı yerde hiçbirşey yoktur, öyle değil mi?

        Allah dilediği gibi yaratır.


        Bakara 212
        Kafir olanlar için dünya hayatı cazip kılındı. (Bu yüzden) onlar, iman edenler ile alay ederler. Oysa ki, (iman edip) inkardan sakınanlar kıyamet gününde onların üstündedir. Allah dilediğine hesapsız rızık verir.


        ya kafir olana bu dünya cazip kılınmasaydı?

        sizde olmadığı için bilmiyorsunuz, insanların kazançlarını haksız yolla elde etmek gasp sevdası yada hırsızlık sevdası alışkanlığı hastalığı olan insanlar var. Sürekli biriktirme hırsı, herkese hükmetme hırsı ve sevgisi. Hatta can yakmaya varan sapık duyguları besleyen insanlar var. Onlara yaptıkları güzel gösterildi ve dünya hayatı pek çok yönüyle cazip kılındı...

        Siz zaman zaman ölmeyi arzuluyorsanız bu da Allahın dilemsidir. Sizi dünyada bunaltıp bıktırıyor ve bu dünyanın nimetinden yüz çevirtip ahirete yönelik faydalı ameller yaptırtıyorsa o da Allahın dilemsidir, sizin dilemeniz değil.

        Nûr 21
        Ey iman edenler! Şeytanın adımlarını takip etmeyin. Kim şeytanın adımlarını takip ederse, muhakkak ki o, edepsizliği (yüzkızartıcı suçları) ve kötülüğü emreder. Eğer üstünüzde Allah'ın lütuf ve merhameti olmasaydı, içinizden hiçbir kimse asla temize çıkamazdı. Fakat Allah dilediğini arındırır. Allah işitir ve bilir.


        Bunlar gerçeğin ta kendisi. düşününce ne kadar ürkütücü bir kuvvet ve kudretin yarattığı muhtaç canlılarız öyle değil mi? Yüce Allahın kudretini düşünmek bile insanın yüreğini yerinden oynatıyor...

        Comment

        Working...