Hicr 9

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • merdem
    Uzman Üye
    • Nov 2012
    • 1364

    #16
    Zinedov'dan alinti:

    Arkadaşlar Rabbimizin mesajı insan eliyle yazıldı. insan eliyle derlendi, ayetler insan eliyle indiğinden FARKLI şekilde sıraya dizildi, matbaa yokken mushaflar "farklı insanların eliyle" çoğaltıldı, harekeler, hatta sin ile ŞİN'i, sad ile dat ı yani farklı harfleri ayırteden noktalar insan eliyle eklendi. Siz hala susturucu kanıtı varken aynıdır diyorsunuz.

    Peki bana insanın elinin değdiği MÜKEMMEL bir şey gösterebilir misiniz? Nereye elimizi atsak illa ki bir kusur olacaktır çünkü biz Tanrı değiliz.



    Elbette, insan eli!

    Müsrikler insanlara pek güvenmediklerinden, INSAN'i insan yerine koymadiklarindan dolayidir ki; O'nunla bir melek inmeli degilmiydi? ( Sanki melek indirilse inanacaklarmis gibi ). Yaninda bir melek olsa nasil olurdu gibilerinden.... Sayet MELEK indirilmis olsaydi her sey coktan halledilmis olurdu. Insanlara INSAN olan bir ELCI gönderilir.

    ZIKR'in ne oldugunu da Kur'an''dan ögreniyoruz, Allah'in emirlerini, helal ve haram kildiklarini da Kur'an'dan ögreniyoruz. TEVHID'in ne oldugunu da.

    Eh insan degilmiyiz, ara sira civcivligimiz tutuyor da ciktigimiz kabugu begenmez oluyoruz.

    Kur'an'da "KUR'AN" sözcügünün gectigi ayetler 60 dan fazladir. Acaba KUR'AN demekle Rabbimiz neyi kastediyor?




    15:1 - Elif, Lâm, Râ. Bunlar kitabın ve apaçık bir Kur'ân'ın âyetleridir.

    15:87 - Andolsun ki, biz sana tekrarlanan yedi âyeti (Fatihayı) ve yüce Kur'ân'ı verdik.

    15:91 - Onlar, Kur'ân'ın bir kısmına inanıp bir kısmına inanmayarak onu kısım kısım böldüler.

    16:98 - Şimdi Kur'ân okumak istediğin zaman önce o kovulmuş şeytandan Allah'a sığın.

    17:9 - Şüphesiz ki bu Kur'ân, insanları en doğru ve en sağlam yola iletir ve salih amel işleyen müminlere büyük bir ecir olduğunu müjdeler.

    17:41 - Biz, bu Kur'ân'da akıllarını başlarına almaları için türlü şekillerde (ikaz ve ihtarı) açıkladık. Fakat bu açıklamalar ancak onların nefretini artırmıştır.

    17:45 - Sen Kur'ân'ı okuduğun zaman biz, seninle ahirete inanmayanların arasına görünmez bir perde çekeriz.

    17:46 - Ve kalblerinin üzerine, Kur'ân'ı anlamalarına engel perdeler geçiririz ve kulaklarına bir ağırlık veririz. Rabbini Kur'ân'da bir tek olarak andığın zaman da ürkerek arkalarına döner kaçarlar.

    17:60 - Vaktiyle sana şöyle vahyettiğimizi hatırla: "Şüphesiz Rabbin insanları kuşatmıştır." (İsrâ gecesi) sana açıkça gösterdiğimiz o temâşâyı ve Kur'ân'da lanet edilen ağacı da, yalnız insanlara bir imtihan için yapmışızdır. Biz onları, korkutuyoruz, fakat bu onlara ancak büyük bir taşkınlıktan başka bir sonuç vermiyor.

    17:78 - Güneşin batıya kaymasından, gecenin karanlığına kadar (belirli vakitlerde) gereği üzere namazı kıl, bir de sabah namazını kıl. Çünkü sabah namazında, gece ve gündüz melekleri hazır bulunur.

    17:82 - Biz Kur'ân'dan, iman edenler için bir şifa ve rahmet kaynağı olan âyetler indiriyoruz. Zalimlerin de ancak zararını artırır.

    17:88 - Ey Muhammed! De ki: "Yemin olsun, eğer insanlar ve cinler bu Kur'ân'ın benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine yardımcı olsalar bile, yine onun bir benzerini meydana getiremeyeceklerdir."

    75:17 - Kuşkusuz onu toplamak ve okumak bize aittir.

    50:1 - Kâf. Şanlı ve şerefli Kur'an'a andolsun ki,


    38:1 - Sâd. Bu zikirle dolu Kur'ân'a bak! Sirf bu AYET yüzünden mi KUR'AN'I saha disi ediyorsunuz? ZIKR var MUSHAF olarak KUR'AN degersiz mi oluyor?


    Dag basinda yasayanlara anlatin, Allah'in gönderdigi Peygamberlerinden, indirdigi KITAB'lardan bir haberi olmayanlara anlatin Zikr'i.

    Yoksa Peygamberimizden bu güne kadar O'nun agzindan duyulup ezberlenmis haliyle günümüze kadar ulasmis bir durum mu var, sayet varsa o kisiler günümüzdeki Kur'an'da yeralan (!) bir iki cizgi hatasini anliyamiyorlarmi da bizlere izah etsinler.

    Neden kafa karistiriliyor anlamiyorum. Allah son elcisi yoluyla Kur'an'i iletmis mis ama insanlar yazmis mis, oldu olacak melekler yazsaydi o zaman dogruluguna inaniriz diyecek olanlar da mi var acaba?

    Comment

    • merdem
      Uzman Üye
      • Nov 2012
      • 1364

      #17
      dost1 Nickli Üyeden Alıntı
      Selamun Aleyküm! Değerli Kardeşlerim!

      Bütün sorun "MUSHAF" kavramı ile "KUR'AN" kavramlarının aynı olduğu varsayımından kaynaklanıyor. Korunan "Zikirdir/Kur'an'dır."

      Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
      Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
      Sevgi,saygı ve muhabbetle.
      Allah'a emanet olunuz.

      MUSHAF ne demek KUR'AN ne demektir Dost1 Kardesim?


      Mesela; Bir yazar düsüncelerini siir yada roman olarak satirlara döktügünde, düsünceleri ayri bir sey, yayinladiklari ayri bir sey mi oluyor?

      Selam ve dua ile.

      Comment

      • dost1
        Site Yöneticisi
        • Sep 2008
        • 1905

        #18
        Selamun Aleyküm! Değerli Merdem Kardeşim

        merdem Nickli Üyeden Alıntı
        MUSHAF ne demek KUR'AN ne demektir Dost1 Kardesim?


        Mesela; Bir yazar düsüncelerini siir yada roman olarak satirlara döktügünde, düsünceleri ayri bir sey, yayinladiklari ayri bir sey mi oluyor?

        Selam ve dua ile.
        Bir yazar düşüncelerini şiir ya da roman olarak satırlara döküldüğünde düşünceleri ayrı bir şey yayınladıkları ayrı birşey olmuyor.

        Bir yazar düşüncelerini şiir ya da roman olarak satırlara döktüğünde satırlara dökülen sayfalardan oluşanın adı mushaf olur. Bu sayfalarda yazılanlar da o kişinin düşüncelerini belirten şiir ve romanlar olur.

        Eğer bir yazar düşüncelerini şiir ya da roman olarak yazarken kullandığı alfabe kendi ses kalıplarını tam olarak barındırmıyorsa ve farklı okumalara neden oluyorsa:
        Sayfalarda yazılan şiir ve romanın harfleri aynıdır ancak farklı olarak okunabilme nedeniyle yazarın düşünceleri ile yayınladıkları aynı şeyler olmayabilir.

        Değerli Kardeşim!
        İmam Mushaf diye adlandırılan Osman Mushafında kullanılan harf sayısı 15 dir.
        "be,te,nun" sesleri tek bir harfle ;
        "se,ze,dal,zel,ra" sesleri tek bir sesle;
        "sin,şin" sesleri tek bir harfle;
        "sad,dad" sesleri tek bir harfle;
        "tı,zı" sesleri tek bir harfle:
        "ayın,ğayın" sesleritek bir harfle,
        "ha,hı,cim" sesleri tek bir harfle ifade edilmektedir.



        İmam Mushaf/Osman Musafı olarak adlandırılan mushafda yazılanların okunuşları ile ilgili meşhurlaşmış on okumanın dışında bile farklı okumalar vardır.


        Bizlere düşen Fussilet suresindeki uyarı ile Nisa 82 deki uyarıyı asla unutmamak olmalıdır.

        Fussilet;26:" Ve inkâr eden kimseler: “Bu Kur’an’ı dinlemeyin, üstün gelmeniz için onda anlamsız şeyler çıkarın [gürültüye getirin]” dediler."

        Bu ayette, Kur’an’dan etkilenen kişilerin müslüman olmalarına tahammül edemeyen müşrikler ve Kur’an’a karşı aldıkları tavırdan bahsedilmektedir. Bunlar, mesajının dinleyenler üzerindeki etkisini bildiklerinden dolayı çevrelerindekileri Kur’an’dan uzak tutma planları yapan kimselerdir. Çünkü biliyorlardı ki, Kur’an hem lafız, hem de mana bakımından mükemmel bir sözdür; öyle ki, tüm mesajları dinleyenleri rüşde götürüyor, zihinleri açıyordu. Öyleyse ne yapıp edip dinlenilmemesini sağlamalı, anlaşılmasını engellemeliydiler. Aksi halde hükümranlıklarının bitmesi kesindi. Bu nedenle, nerede Kur’an okunsa hemen seslerini yükseltmeye ve hurafeler, masallar anlatarak, ıslık çalarak, el çırparak, bağırarak çağırarak, yalan yanlış şiirler okuyarak, batıl sözler söyleyerek, gürültü, patırtı yaparak Kur’an’ın anlaşılmasını engellemeye karar verdiler.
        Dikkat çeken bir diğer husus da, bu azgınların Elçi’ye değil, Kur’an’a tavır almış olmalarıdır. Onlar da biliyorlardı ki, bu din kişiye değil Allah’a aittir.

        Nisa;82:" Hâlâ Kur'ân'ı gereği gibi düşünmezler mi? Eğer ki o, Allah'tan başkası tarafından olsaydı, kesinlikle onun içinde birçok karışıklıklar bulurlardı."

        Bu Âyette, hâlâ Kur'ân'ı gereği gibi düşünmezler mi? Eğer ki o, Allah'tan başkası tarafından olsaydı, kesinlikle onun içinde birçok karışıklıklar bulurlardı ifadesiyle, ikiyüzlülerin Kur'ân'ı tetkik etmeleri, Kur'ân'dan yola çıkarak gerçeği görmeleri istenmektedir. Zira Kur'ân'da fizik, kimya, biyoloji ve astroloji gibi bilim dallarına ait bilgiler verilmesine rağmen onda bir kusur ve çelişki yoktur, bulunmamıştır, bulunamamıştır ve bulunamayacaktır.


        Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
        Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
        Sevgi,saygı ve muhabbetle.
        Allah'a emanet olunuz.
        Halil Ay

        Comment

        • bartsimpson
          Super Moderator
          • Mar 2012
          • 692

          #19
          merdem Nickli Üyeden Alıntı
          Dag basinda yasayanlara anlatin, Allah'in gönderdigi Peygamberlerinden, indirdigi KITAB'lardan bir haberi olmayanlara anlatin Zikr'i.
          Sevgili Merdem,

          Şimdi söyleyeceklerime herhalde yaşınız uygundur, (beni oğlunuz olarak gördüğünüze göre varsayıyorum) ayrıca doğduğunuzdan beridir gurbet ellerde olmadığınızı da varsayıyorum.

          Siz eski anadolu insanını bilirsiniz değil mi? Hani şu ülkemizde elektriğin, yolların, okulların olmadığı dönemlerde yaşayan anadolu insanını. (bir nevi dağbaşında)

          Ne kadar sevecen, misafirperver, yardımsever, paylaşımcı, koruyucu, adaletli ve ahlaklı olduğunu da bilirsiniz değil mi? Dillere destandır Anadolu insanı.

          Müslüman gavur ayrımı yapmaz yolda kalana yardım eder, susayana suyundan ikram eder acıkanın karnını doyururdu. ALLAH MİSAFİRİ KAVRAMINI bilir ve tüm canlıya ALLAH MİSAFİRİ muamelesi gösterirdi.

          Bırakın kitabı okumalarını felan, zikri asıl yaşayan insanlar onlardı. Allahı Peygamberi dini senin benim kadar bilmiyorlar ama bizden kat kat, iliklerinin tüm zerresine kadar bilinçli yaşıyorlar. onlar mushafı da kuranı da çok iyi biliyorlar

          Geçen yaz Antalyada dağ başında tezgahlar varya yolda meyve felan satar köylü,
          çocuk çok susadı durdum
          - su varmı bi bardak çocuk susadı" dedim
          ne dedi biliyomusun? ayağının altındaki buzluktan küçük plastik şaşal şişesini çıkardı ve
          "var 5TL istiyonmu? dedi.
          "Hayat bugündür. Emin olduğun tek hayat. Onu en iyi şekilde yaşa."

          Comment

          • merdem
            Uzman Üye
            • Nov 2012
            • 1364

            #20
            Degerli Dost1 Kardesim,

            gayet üzücü bir durum, yeryüzünde kac kisi hakkiyla Kur'an okuyabiliyordur/okuyabildiklerini zannediyorlardir?

            Yani tam anlamiyla, tastamam Arapca bilmeyen/ögrenmeyen birisi Allah'in Kelam'ini hicbir zaman okumamis/anlamamis mi oluyor?

            Adalet'i sonsuz olan Rabbimiz bunu böylemi emretmistir? Kimlerden geliyor, kimler karar vermistir Kur'an ancak ve ancak indirildigi sekilde okunursa Allah'in Kelam'ini okumus/anlamis/bilmis olur diye?

            Tüm Islam dünyasinin Arapca ögrenmesi lazim gelir o zaman. Yani ben hic bir zaman hic bir sekilde Rabbimin SÖZLERINI okuyamayan/anlamayan birisi mi oluyorum? Bilmedigim bir seyden sorguyami cekilecegim?

            KUR'AN bir SANAT'midir? Neden indirilmistir? Süslü yazilsin ve makamli okunsun diyemi? Yoksa indirildigi yere mi ait, yabancilarin payi yoktur KUR'AN'da deselerdi bari.

            Gercekten samimi olarak soruyorum size DOST1 Kardesim.

            Yoksa mealleri okurken kalbime Rabbimin verecegi ILHAM ile mi anliyacagim KUR'AN'i?

            Her gecen gün biraz daha artiyor saskinligim.

            Selam ve dua ile.


            Ben bundan uzakmi tutulacagim?

            Zümer 23
            Allah sözün en güzelini, birbiriyle uyumlu ve bıkılmadan tekrar tekrar okunan bir kitap olarak indirdi. Rablerinden korkanların, bu Kitab'ın etkisinden tüyleri ürperir, derken hem bedenleri ve hem de gönülleri Allah'ın zikrine ısınıp yumuşar. İşte bu Kitap, Allah'ın, dilediğini kendisiyle doğru yola ilettiği hidayet rehberidir. Allah kimi de saptırırsa artık ona yol gösteren olmaz.

            Comment

            • merdem
              Uzman Üye
              • Nov 2012
              • 1364

              #21
              bartsimpson Nickli Üyeden Alıntı
              Sevgili Merdem,

              Şimdi söyleyeceklerime herhalde yaşınız uygundur, (beni oğlunuz olarak gördüğünüze göre varsayıyorum) ayrıca doğduğunuzdan beridir gurbet ellerde olmadığınızı da varsayıyorum.

              Siz eski anadolu insanını bilirsiniz değil mi? Hani şu ülkemizde elektriğin, yolların, okulların olmadığı dönemlerde yaşayan anadolu insanını. (bir nevi dağbaşında)

              Ne kadar sevecen, misafirperver, yardımsever, paylaşımcı, koruyucu, adaletli ve ahlaklı olduğunu da bilirsiniz değil mi? Dillere destandır Anadolu insanı.

              Müslüman gavur ayrımı yapmaz yolda kalana yardım eder, susayana suyundan ikram eder acıkanın karnını doyururdu. ALLAH MİSAFİRİ KAVRAMINI bilir ve tüm canlıya ALLAH MİSAFİRİ muamelesi gösterirdi.

              Bırakın kitabı okumalarını felan, zikri asıl yaşayan insanlar onlardı. Allahı Peygamberi dini senin benim kadar bilmiyorlar ama bizden kat kat, iliklerinin tüm zerresine kadar bilinçli yaşıyorlar. onlar mushafı da kuranı da çok iyi biliyorlar

              Geçen yaz Antalyada dağ başında tezgahlar varya yolda meyve felan satar köylü,
              çocuk çok susadı durdum
              - su varmı bi bardak çocuk susadı" dedim
              ne dedi biliyomusun? ayağının altındaki buzluktan küçük plastik şaşal şişesini çıkardı ve
              "var 5TL istiyonmu? dedi.

              Acaba neden diye düsündün mü sevgili kardesim Bart? Medeniyet denen illeti oralara ulastiranlardan dolayidir herhalde, kendi hallerine birakilmis olsalardi gelenek ve göreneklerinden bir sey kaybetmezlerdi.

              Comment

              • bartsimpson
                Super Moderator
                • Mar 2012
                • 692

                #22
                merdem Nickli Üyeden Alıntı
                Acaba neden diye düsündün mü sevgili kardesim Bart? Medeniyet denen illeti oralara ulastiranlardan dolayidir herhalde, kendi hallerine birakilmis olsalardi gelenek ve göreneklerinden bir sey kaybetmezlerdi.
                Bu görüş tartışılır.

                Japonlar gezegendeki en medeni ve kültürlü uluslardan birisidir.

                Ama gelenek ve göreneklerinden asla taviz vermezler.

                Neden acaba???
                "Hayat bugündür. Emin olduğun tek hayat. Onu en iyi şekilde yaşa."

                Comment

                • merdem
                  Uzman Üye
                  • Nov 2012
                  • 1364

                  #23
                  bartsimpson Nickli Üyeden Alıntı
                  Bu görüş tartışılır.

                  Japonlar gezegendeki en medeni ve kültürlü uluslardan birisidir.

                  Ama gelenek ve göreneklerinden asla taviz vermezler.

                  Neden acaba???

                  Mezhebler yüzünden neredeyse müslümanliktan vazgecen japonlari da duymussundur, haklilar, hurafenin karistigi yerde ne gelenek kalir ne kültür.

                  Comment

                  • merdem
                    Uzman Üye
                    • Nov 2012
                    • 1364

                    #24
                    bartsimpson Nickli Üyeden Alıntı
                    Bu görüş tartışılır.

                    Japonlar gezegendeki en medeni ve kültürlü uluslardan birisidir.

                    Ama gelenek ve göreneklerinden asla taviz vermezler.

                    Neden acaba???

                    Unuttum söylemeyi, japonlar yeryüzünün en sapiklaridir ister yemek hususunda, ister cinsel hayatlarinda, ister hayvanlari koruma konusunda olsun onlardan sapigi yoktur.

                    Comment

                    • dost1
                      Site Yöneticisi
                      • Sep 2008
                      • 1905

                      #25
                      Selamun Aleyküm ! Değerli Merdem Kardeşim!

                      Siz okumaya devam edin lütfen. Okurken Allah'ın dilediği gibi okur ve uyarılarına dikkat edersek kesinlikle yapılan yanlışları görebilirsiniz. Allahın gönderdiği vahiyde de yarattıklarında da kesinlikle tutarsızlık yoktur.

                      Biz Fussilet suresindeki uyarıyı asla unutmayacağız. Kur'an üzerinde sürekli operasyonlar yapılabileceği gerçeğini asla unutmayacağız. Emevilerle birlikte İslam Dininin yeniden biçime sokulduğunu unutmayacağız.
                      Halife Osman'ın muarızlarınca "Kur'an Katili" olarak nitelendirdiklerini asla unutmayacağız.

                      Sizin bu gayretiniz fıtratınızı devreye sokacak ve Allah'a kul olmanın aczini de hazzını da tadacaksınız.

                      Allah'a aciz bir kul olarak Allah'a dua edenlerden olabilenlerden olalım.

                      Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
                      Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
                      Sevgi,saygı ve muhabbetle.
                      Allah'a emanet olunuz.
                      Halil Ay

                      Comment

                      • merdem
                        Uzman Üye
                        • Nov 2012
                        • 1364

                        #26
                        dost1 Nickli Üyeden Alıntı
                        Selamun Aleyküm ! Değerli Merdem Kardeşim!

                        Siz okumaya devam edin lütfen. Okurken Allah'ın dilediği gibi okur ve uyarılarına dikkat edersek kesinlikle yapılan yanlışları görebilirsiniz. Allahın gönderdiği vahiyde de yarattıklarında da kesinlikle tutarsızlık yoktur.

                        Biz Fussilet suresindeki uyarıyı asla unutmayacağız. Kur'an üzerinde sürekli operasyonlar yapılabileceği gerçeğini asla unutmayacağız. Emevilerle birlikte İslam Dininin yeniden biçime sokulduğunu unutmayacağız.
                        Halife Osman'ın muarızlarınca "Kur'an Katili" olarak nitelendirdiklerini asla unutmayacağız.

                        Sizin bu gayretiniz fıtratınızı devreye sokacak ve Allah'a kul olmanın aczini de hazzını da tadacaksınız.

                        Allah'a aciz bir kul olarak Allah'a dua edenlerden olabilenlerden olalım.

                        Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
                        Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
                        Sevgi,saygı ve muhabbetle.
                        Allah'a emanet olunuz.

                        InsaALLAH Dost1 Kardesim, InsaALLAH!

                        Comment

                        • kuman
                          Uzman Üye
                          • Mar 2013
                          • 583

                          #27
                          Konun ilk yazisinda ki tarihi bilgilerin hepsi dogru kabul edilen gercekler kur anin nasil yazildigi kim tarafindan hangi tarihte yazildigi tam olarak bilinmiyor.
                          Taskent nushasi Osman doneminden olmadigi da belli.
                          Bunu yazan ister ateist olsun ister musluman guzel bir calisma.
                          Last edited by kuman; 19. September 2014, 06:55 PM.

                          Comment

                          • zuxu
                            Yeni Üye
                            • Sep 2015
                            • 1

                            #28
                            Zinedov Nickli Üyeden Alıntı
                            Korunan mushaf falan değildir, zikirdir.

                            Bir eskimoya veya kızılderiliye veya afrika yerlisine;

                            a) Hidayet için
                            b) Hatalarından Allah katında sorumlu kılınması için

                            mushaf değil zikir gerekir.

                            Zikir "her yerde "Allahın indirmesinden arta kalanlar, AKTARILANLAR" şeklinde vardır ve var olması Allahın kanunudur, ÇÜNKÜ zikir/hatırlatma/öğüt insanoğlunun yaptıklarından SORUMLU KILINMA SEBEBİdir.

                            Mushafı putlaştırmayın. İnsan eliyle yazıldığı siz dahil herkesçe bilinen bir yazıta iman etmeyin, içerdiği zikire iman edin. Kuran Rabbimizin indirmesidir fakat insan eliyle yazılmıştır bu da onu METİN OLARAK "kusurlu" kılar. Yanlışlanamayacak mutlak doğru bir kitap sınav sistemine de aykırıdır.

                            Tahrif edildiği buradaki herkesçe kabul edilen Tevrat da "KENDİ BAŞINA DAHİ HİDAYET REHBERİDİR". Çünkü metni değil zikri takip eden için çok fazla zikir içerir. Kuran'da Allahın indirdiği her mesaj gibi Tevrat için de zikir denmesinin sebebi budur.


                            daha önce yazdığım bir yazı:

                            "Zikiri koruyacak olan biziz" ayetindeki Zikir'i Mushaf diye YORUMLARSANIZ onun korunmadığı dünyanın düz olmadığı kadar açık ve net şekilde ortada. Size ispat sunuyorum. Yukarıda varş mushafının adresini verdim. İndiren var mı? Ayet yerlerini de verebilirim. Bu bir iddia falan değil bilimsel bir gerçek. Gözünüzü açın arkadaşlar.l

                            Mushafta haf olarak bile bir fazlalık eksiklik var ise, mushaflar arasında bu şekilde farklar var ise Allahın bu yönde bir sözü olmadığına delildir. Çünkü öyle bir şey söylemiş olsaydı kesinlikle MUTLAK OLARAK korunurdu bir harfi bile değiştirilemezdi.

                            Ortada tartışılmaz bir gerçek varken o ayet ile ilgili 3 seçeneğiniz var:

                            1) Ayetteki ifadeyi yanlış anlamış olabiliriz, farklı açılardan bakalım

                            2) Hayır Elle tutulur, gözle görülür deney ve gözlem sonucu elde edilmiş bilimsel kanıtlar fotoğraflar videolar beni enterese etmez. Dünya düz yazıyorsa dünya düzdür. Hem bizim kendi ilim adamlarımız düz olduğunu söylüyorlar(?) Onlardan iyi mi bileceksiniz?

                            3) Amaan bu kitap ilahi falan değildir, şimdiye kadar inanmakla hata etmişim.

                            En akıllıcası 1. seçenektir arkadaşlar. 3. seçenek zaten imanını mushafın değişmezliğine dayandıranların seçeneğidir. Halbuki bizler Kuran'a ilhi koruma altında olduğu için değil, mutlak doğruları söylediği için iman ediyor olmamız gerek.

                            Arkadaşlar Rabbimizin mesajı insan eliyle yazıldı. insan eliyle derlendi, ayetler insan eliyle indiğinden FARKLI şekilde sıraya dizildi, matbaa yokken mushaflar "farklı insanların eliyle" çoğaltıldı, harekeler, hatta sin ile ŞİN'i, sad ile dat ı yani farklı harfleri ayırteden noktalar insan eliyle eklendi. Siz hala susturucu kanıtı varken aynıdır diyorsunuz.

                            Peki bana insanın elinin değdiği MÜKEMMEL bir şey gösterebilir misiniz? Nereye elimizi atsak illa ki bir kusur olacaktır çünkü biz Tanrı değiliz.

                            Ben Kuran'ın ufak tefek değiştiğini biliyorum ve bunu size ispatlamak için size download adresi verdim yukarıda. Bazı ilahiyat profesörleri değişmemiştir vb. diyorlar onlar bu işi kaynağından delillerinden değil önceden araştırdığı iddia edilen kişilerden araştırıyorlar. Aynen kanıt elindeyken kanıta bakmak yerine profesörüne danışmak gibi.

                            Kuran'ın ufak tefek değişikliğe uğraması ise imanıma hiç bir şekilde zarar vermiyor çünkü ben Mushaf metnine değil zikire bakıyorum. Yusuf kıssasının uzun metninin tamamı zikir değildir. O kıssadan ve ordaki detaylardan çıkardığınız sonuçlar, aldığınız dersler zikirdir. Zikir kendisinden çok fazla içeren Kuran'ın bir niteliğidir.


                            Zikrin korunması ayeti ile ilgili yanlış anlama olduğu kesin. Bunu yukarıda bahsettiğim 1 nolu yaklaşımla çözebiliriz çünkü mushafın korunmadığını BİLİMSEL OLARAK biliyoruz. Ufak tefek farklar dışında değişmemiş olması demek o ayetin kapsamına girmez çünkü ufak tefek fark bile o ayetin kapsamından çıkartır çünkü Allah "elimizden gelen buydu, bu kadar koruyabildik" diyebilecek bir sınırlı bir güç değil.

                            Peki nedir zikirin korunması?

                            İki farklı yorum yapılabilir. Daha fazla varsa da ben düşünemedim şimdi.

                            a) Müşriklerin en büyük iddiası peygamberin cinlenmiş olması, getirdiği mesajların bir kısmının doğru olsa bile şeytanın laf karıştırdığı vb. iddialarıdır. Allah bir çok yerde bu konuda bir korumadan bahsediyor. Zikrin korunması ile kastedilen peygamberi etkileyecek şeytani etkilerden, vesveselerden, peygamberin şahsına ait KİŞİSEL DUYGULARDAN korunması olabilir.

                            b) Zikirin, öğüdün, hatırlatmanın her zaman korunacağını ifade eden bir cümle olabilir. Çünkü başka ayetten görebileceğimiz gibi biz bize ulaşan zikirden dolayı sorumlu kılınıyoruz. Bu zikir tevrat ile bile ulaşabilir. Kuran'daki bu mantığa göre tahrif edilmiş Tevrat bile zikir doludur ve Allah samimi olup da zikire sırt çevirmeyeni yani uygulayanı tahrif edilmiş tevrat ile bile hidayete ulaştırabilir.

                            Zikir konusu ile ilgili daha önce başka yerde yazdığım bir mesajı tekrar yazmak istiyorum. Zikirin ve sorumluluğun ne olduğuna dair bir açıklama olabilir.

                            ******************************************

                            Hakkı söyleyen HERHANGİ birisinin söylediği hakka tabi olmak için (örneğin "hırsızlık yanlıştır, yapmayın" sözü için) o kişinin Allah tarafından vahiy alıyor olmasına, havada uçmasına, gözlerinden lazer çıkarmasına, yanında melekler olmasına vb. gerek yoktur. Müşrikler o kadar istemelerine rağmen bu şekilde mucizevi bir olay da cereyan etmemiştir, çünkü buna gerek yoktur. Eğer Rahman bize "doğru sözü" herhangi bir vesileyle ulaştırmışsa, doğruyu "hatırlatmışsa" ve biz "söz"ün hak olduğunu FITRATımız gereği bilmemize rağmen doğruya tabi olmak için bir takım şartlar öne sürüyorsak nankörün önde gideniyiz demektir.




                            Zikir: Bir metin veya sözün; fıtratında(yaradılışında) zaten var olan doğruları sana hatırlatan öğüt (öz) kısmıdır. Örneğin Kuran'daki Yusuf kıssası upuzun bir hayat öyküsüdür. Yusuf kıssasını sana karşılıklı sözle anlatan kişinin sözleri veya kıssanın yazılı olduğu metin veya Yusuf suresi veya Yusuf kıssasının kendisi zikir degildir, senin hem o kıssanın tamamından hem de detaylarından fıtratınla bir hatirlatma gibi eşleşen sonuç/öğüt/ders kısmı zikirdir.
                            Merhaba ,açıklamalarınız düşündürücü.Pek diyelim ki haklısınız ,hüküm bildiren hukukla ilgili ayetleri nasıl anlyacağız peki.Hala bu ayetler tartışılıp dururken hem de.

                            Comment

                            • bartsimpson
                              Super Moderator
                              • Mar 2012
                              • 692

                              #29
                              Sanırım muhkem ve müteşabih şeklinde ayrımı yapılan ayetlerle bu sorun aşılıyor.
                              Zaman ve mekana göre tekrar yorumlanabilenler ile yoruma açık olmayıp sabit olanlar.

                              Tabi bu benim zannım.
                              "Hayat bugündür. Emin olduğun tek hayat. Onu en iyi şekilde yaşa."

                              Comment

                              Working...