Warning: Undefined array key "birthday_search" in phar://.../vb/vb.phar/api/user.php on line 2 Warning: Undefined array key "joindate" in phar://.../vb/vb.phar/api/user.php on line 2 Warning: Undefined array key "posts" in phar://.../vb/vb.phar/api/user.php on line 2 Warning: Undefined array key "posts" in phar://.../vb/vb.phar/api/user.php on line 2 Warning: Undefined array key "userid" in phar://.../vb/vb.phar/api/user.php on line 2 Warning: Undefined array key "userid" in phar://.../vb/vb.phar/api/user.php on line 2 Warning: Undefined array key "privacy_options" in phar://.../vb/vb.phar/api/user.php on line 2 Warning: Undefined array key "userid" in phar://.../vb/vb.phar/library/user.php on line 7 Warning: Undefined array key "userid" in phar://.../vb/vb.phar/library/user.php on line 2 Warning: Undefined array key "lastactivity" in phar://.../vb/vb.phar/library/user.php on line 2 Warning: Trying to access array offset on false in .../vb5/route/profile.php on line 86 Allah Domuz Etini Neden Haram Kılmıştır? - hanifler.com Kuran odaklı dindarlık

Allah Domuz Etini Neden Haram Kılmıştır?

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • galipyetkin
    Uzman Üye
    • Sep 2011
    • 1389

    #31
    Merden Hanım.

    Bu bölümde Sayın R.İhsan Eliaçık'ın yazısını aktardıktan başka bir de şunları yazmışım:
    1- Herkes işin gırtlak kısmında. Domuzun veya etinin tertemiz olduğu var mı yazıda; ki domuzun ve etinin pisliği propogandası yapılıyor. Yazıdan bir kere daha şunu anlamayı deneyin; şunu deneyin:''Yine Kur'an hayvan(domuz) figürü üzerinden de olsa her türden somut(maddi) ve soyut(manevi) pisliklerden uzak durmayı ifade eden kadîm muhayyileyi benimsemekte ve sürdürmekte; evet ama bu ne et sağlığı sorunu, ne de mutfak kültürü meselesidir. Allah müslümanlara damak zevki öğretmiyor ki. Mesele başkadır; bunu görmeliyiz.''
    ''Başka olan mesele'' de Sayın Eliaçık'ın yazısında ayan beyan anlatılmıştır. tabii ki görmek isteyene.

    2-Siz ayette domuz veya maymunla ima edileni, anlatılmak istenileni anlamıyorsunuz da sanki onlarla özdeşiyorsunuz.
    ''Demek ki ön planda domuzun karakteri var. Domuz yemeyi bir tarafa birakalim;'' diyerek konu içine girmeye başlamışsınız.
    Maide-60. ayette ''o kimseler''in domuz veya maymuna döndürüldüğü değil, maymun ve domuz karakterli putperestler haline dönüştürüldüğünden bahsediliyor.


    Şimdi geliyoruz size:
    1-LEŞ ve KAN'a, ALLAH'TAN baskasi adilana kesilene itiraz yok da, neden DOMUZ ETI'NE itiraz var?
    2-Tamamlanmis olan, ALLAH tarfindan övülmüs olan ISLAM degilmidir dinimiz?
    3-Domuzu temiz yiyecekler arasinda sayan bir AYET varmi?
    4-Allah'in helal dedigi helaldir, haram dedigi haramdir, O'nun hükümlerini degistirecek olan varmidir?
    5-Domuzun helal ve temiz oldugu herhangi bir Ayet'te geciyormu?
    diye siz yazmışşınız. Bu yazdıklarınız ne manaya geliyor acaba?

    Aktardığım ve yazdığımın neresinde bunlar var da itirazda bulunup suçluyorsunuz? Diğer yazanlardan da bu söylediklerinizi yapan kim? Ben bulamadım. Yazın O'nu da, ben de kendisine birşeyler söyliyeyim.

    Galip.
    Last edited by galipyetkin; 31. December 2020, 04:04 PM.

    Comment

    • merdem
      Uzman Üye
      • Nov 2012
      • 1364

      #32
      Degerli Galip Kardesim,

      ben kimseye acikca hitapta bulunmadim son yazimda, rica ederim, kimseyi de herhangi bir sekilde suclamada bulunmadim.

      Mealler sunarak kendime göre domuz eti hakkinda görüslerimi yazdim.

      Evet, hangi acidan olursa olsun, ister karakter bakimindan, ister pisligi bakimindan olsun, her iki durumda da benim icin domuz eti yenilmesi imkansiz bir yiyecek maddesidir.

      Islam demek insanin kendini güven icinde hissetmesi demektir, kendini yaradanina kayitsiz sartsiz teslim etmesi demektir.

      Neden domuz eti tartisma konusu oldu cikti anlayamadim dogrusu.

      Ben neden les ve kan... itirazsiz kabul ediliyor da , ayni cümle icerisinde, ayni ayette gecen domuz eti hususunda tartismalar oluyor gerekcesiyle yazmis bulundum. Yalan mi Kardesim, ayni Ayet ayni cümle icerisinde sadece domuz eti ayri konu oluyor.

      Sayet biz müslümanlar kendi aramizda birlik olup anlasamayacak olursak, gerisini artik siz düsünün.

      Siz Kardesim beni bir zamanlar uyarmis idiniz, sitemizden tüm dünyaya sesleniyoruz diye. Hic olmazsa müslüman kardeslerimiz düsmesinler celiskiye, bilhassa yurt disinda yasayan kardeslerimiz, olur ya paylasimlarimizi yanlis anlarlar ve ertesi günü carsiya yarisirlar etin en ucuzunu almaya.

      Hayirli aksamlar dileklerimle.

      Comment

      • khaos
        Uzman Üye
        • Apr 2012
        • 346

        #33
        yenilebilir protein kaynakları içinde en çok kolesterolü yükselten hayvandır.adeta yağ bombasıdır.evrende cehennemden sonra en çok kükürt bu hayvanın bedeninde bulunur.etinde çeşitli parazitleri barındırır ki bu parazitler ölümünüze de yol açabilir.domuzun sindirim sisteminin hızlı çalışması yediği besinlerdeki toksinleri tam olarak yok edememektedir.domuz etini çok yerseniz ya kalp krizi geçirir tahtalı köyü boylarsınız yada vücudunuz michelin in lastik adamı gibi boğum boğum olur.Obezler yanınızda çöp adam gibi kalır.

        doğum kontrolünden bi haber yaşayan bu hayvanlar mantar gibi çoğalırlar.Bakımları kolaydır ne bulurlarsa yerler hatta bilindiği üzere fışkı bile.bu yüzdendir ki dünyadaki bir çok insan domuz etini ekonomik olması hasebiylede yerler.
        şimdi bütün bunlardan sonra güzelim sığır bifteği yada kuzu pirzolası dururken bu hayvanın etini yemek isteyen varsa afiyet olsun.

        Bakara-173 ile maide-60 da tamamen farklı şeyler anlatılmıştır.bakara 173 te domuz etinden bahseder ve yemek fiili kullanılır.Yani domuz eti yemek.

        bakara- 173
        Allah size leşi, kanı, domuz etini, Allah'tan başkası adına kesileni haram kılmıştır. Ama zorda kalanın, sınırı aşmadan, şuna-buna haksızlık ve tecavüze gitmeden yemesinde kendisi için günah yoktur. Allah çok affedici, çok merhametlidir.

        burada anlatılan konu tamamen beslenme ile alakalıdır.

        maide-60
        De ki: "Allah katında ceza olarak bundan daha kötüsünü size bildireyim mi? Allah'ın lanetlediği, üzerine gazap indirdiğidir o. Allah böylelerinden maymunlar, domuzlar ve tağut uşakları yapmıştır. İşte bunlardır yer bakımından daha kötü, yolun denge noktasını kaybetme bakımından daha şaşkın olanlar

        maide 60 da tasvir yapılmıştır.Tanrı yoldan sapanlar için domuzu ve maymunu kullanarak benzetme yapmıştır.konu aslında oldukça açık.

        Bu duruma göre Yüce Tanrı domuz eti yemeyi normal şartlar için kesinlikle yasaklamıştır.
        (FOR RAVEN)

        Comment

        • ates demir

          #34
          Cennet tasvirleri içinde;
          Et ve meyve anlatılır. Buradaki et normal bildiğimiz et midir? Cennette kebap mı yapacagız?
          Sanmıyorum. Benzeşmeli olarak addediyorum.
          Cennetteki Et ve meyveden kastın rızkın her şekilde açık oluşunun betimlenmesi olduğunu düşünüyorum.
          Domuzun eti haramdır. Doğrudur. Ama ifade edilmek istenen hayvan olan domuz mu sanmıyorum. Tüm bu düşüncelerime rağmen domuz eti yermiyim? Hayır... En azından yememek için dikkat ederim sağlığım için.
          İslam yeme içmeyle olmaz. Sadece domuz yememekle müslüman sıfatı alınamaz. Düşüncelerimin dayandığı temel nokta budur.
          Selametle

          Comment

          • khaos
            Uzman Üye
            • Apr 2012
            • 346

            #35
            İslam yemeyle içmeylede olur değerli Ateş Demir kardeşim.Bir müslüman elbetteki hijyene ve temizliğe dikkat edecek.
            Saçı sakalı birbirene karşmış giydiği kıyafet pislik içinde ellerini on kişi aynı kaba daldırıp yağlı yemekleri yiyen müslüman mı görmek istersin.Yoksa durumu ne olursa olsun azami temizliğe ve hijyene dikkat eden adam gibi sofraya oturup öylede kalkan bir müslüman mı istersin.
            Yemek te aynı şekilde. Bir müslüman olarak Tanrının bize bahşettiği bedene en iyi şekilde bakmakla mükellefiz.Yediğimize içtiğimize bir müslüman olarak elbetteki dikkat edecez.Yoksa ne olacak akşama lağım faresi yatağına yatırılmış kurbağa kanıyla terbiye edilmiş bok böceğimi yiyeceğiz.

            birde konu cennetteki et veya meyveler değil ki o konuda haklı olabilirsin yani cennetteki et veya meyve denilen şeyler farklı şeyler manasınada gelebilir.Gerçek manada da kullanılabilir.
            Ama Bakara 173 te bu dünya da müslümanların uyması gereken bir konu anlatılmış.Konu açık Tanrı nın haram alarak yasakladığı besin maddelerinden bahsediliyor.Benzetme falan yok.Yani domuz eti normal şartlar için yasaklanıyor.
            (FOR RAVEN)

            Comment

            • aorskaya
              Uzman Üye
              • Aug 2009
              • 932

              #36
              ates demir Nickli Üyeden Alıntı
              Cennet tasvirleri içinde;
              Et ve meyve anlatılır. Buradaki et normal bildiğimiz et midir? Cennette kebap mı yapacagız?
              Sanmıyorum. Benzeşmeli olarak addediyorum.
              Cennetteki Et ve meyveden kastın rızkın her şekilde açık oluşunun betimlenmesi olduğunu düşünüyorum.
              Domuzun eti haramdır. Doğrudur. Ama ifade edilmek istenen hayvan olan domuz mu sanmıyorum. Tüm bu düşüncelerime rağmen domuz eti yermiyim? Hayır... En azından yememek için dikkat ederim sağlığım için.
              İslam yeme içmeyle olmaz. Sadece domuz yememekle müslüman sıfatı alınamaz. Düşüncelerimin dayandığı temel nokta budur.
              Selametle
              sevgili ateş kardeşim,

              "Domuzun eti haramdır. Doğrudur. Ama ifade edilmek istenen hayvan olan domuz mu sanmıyorum. Tüm bu düşüncelerime rağmen domuz eti yermiyim? Hayır... En azından yememek için dikkat ederim sağlığım için." demişsin.

              Hem domuzun eti haramdır, doğrudur demişsin, hem de ifade edilmek istenen hayvan olan domuzmudur, sanmıyorum demişsin.

              1- Hayvan olan domuzdan başka, bildiğin domuz mu vardır?
              2- Sanı ile zan ile din yaşanmaz. "Zannın çoğu yanlıştır" ve "hakkında kesin bilginiz olmayan şeylerin peşine düşmeyin " şeklindeki rabbimizin sözlerin iyi anlamaya çalışmak gerekir.

              Din kur'anda anlatılanı anlayarak yaşanır.

              O halde, aklınıza hayvan olan domuzdan başka bir yaratık olup olmadığını getirin ve bulabiliyorsanız onu bize de yazın lütfen.

              3- Eğer, siz domuzu hayvandan başka bir yaratık olarak sanmaya devam edecekseniz, domuz etini siz yemesenizde, size göre haram olmadığını söylemek durumunda olmalısınız. Bu durumda da konu, dönüp dolaşıp yine domuzun hayvandan başka ne olduğunu açıklamanıza gelir.

              Ayetteki kolay anlatımı zorlaştırmanın, ille de başka şeyler bulmaya çalışmanın faydası varmı? Yoksa, haramı helal kılmaya çalışan konumuna düşme tehlikesimi vardır? Bunu iyi düşünüp, sonra yazmak gerekir.(değilmi?)

              selamlarımla...
              aorskaya

              Comment

              • ates demir

                #37
                Sevgili Aorskaya
                Bu konuda çok araştırdım, bildiklerimden emin olsaydım zan ile yazmazdım. Dogru sanmıyorum dedim bu şu demek gerçekten hayvan olan domuzda kastedilmiş olabilir. Et genel olarak bakıldığında nimettir. Domuzluk yapan domuzun etinden kastım buydu. Birde fıtrattan uzaklaşma bozulma bozuk et konusu var ona şimdi girmeyeceğim
                Selam ile

                Comment

                • merdem
                  Uzman Üye
                  • Nov 2012
                  • 1364

                  #38
                  "lahmelhınzır'' domuz eti

                  Biraz beynim sulandi, yazi uzun olunca bir kac kere okumasi zor geliyor, türkcem ve arapcam birbirlerini selamliyor ikiside az

                  Anlasam da anlamasamda, bildigim sey domuz etinden ve domuzluktan severek uzak durdugumdur

                  Her bir tarafa sarkarim nedense, yoklamadigim site kalmiyor. Düsmani düsmanin silahiyla vurmak gerekir diye düsündügümden ateist, angostik midir nedir oralari da yokluyorum arada bir.

                  Sanirim siz kardeslerim icin kolaydir anlasilmasi asagidaki yazinin.




                  Halil Sergin'den alintidir.






                  BUNUN İÇİN ÖNCELİKLE 2/172`Yİ AÇALIM VE SON CÜMLESİ OLAN ''VEŞKURU LİLLAHİ İN KÜNTÜM İYYAHÜ TA'BUDUNE'' cümlesini , 16/114 ile misil yazılım cinsinden birbirine bağlayalım.

                  Şimdi , 2/172`de mealen şöyle bir anlam vardır ''size rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yiyin'' denilir ve 2/173`tede nelerin yenilmeyeceği yani TAYYİB olmayanlar açıklanır.

                  Bu meali manayı tek bir soruyla çökertmek mümkündür.

                  Dikkat edilirse yenilemeyecekler arasında çok afedersiniz bok yani dışkı zikredilmez.Yani dışkıda tayyibler arasına girmiş olur..! Eğer tayyibler arasına girmemiş olsaydı 2/173`te bununda ismi geçerdi.Keza yine 2/173`te , yılan , akrep , fare , solucan gibi isimini duyduğumuzda bizde tiksinti oluşturacak hayvanlardanda bahsedilmez.

                  Şimdi , burada domuz etinin haram kılındığından bahsedilir ama bunun Allah tarafından haram kılındığına dair delil yoktur yani bu ayet ''harremallahü'' (9/29,37) şeklinde yani Allah haram kılar şeklinde başlamaz yani bu haramiyette Allah lafsı kullanılmamıştır.O halde domuz eti nedir ? Kim ve nasıl haram kılıyor ?

                  LAHMELHINZIYR yani domuz etinin tanımı , DAVRANIŞ ŞEKLİ cinsinden yapılmıştır ancak birde bunun ORGANİK CİNSTEN olan tanımıda vardır.

                  Bunun için önce teknik altyapıyı oluşturalım ; Lütfen 2/173`ün son kısmını 6/145`in son kısmı ile bağlayınız ve 2/173`te geçen ''lahmelhınzıyr'' deyiminin 6/145`te ''lahme hınzıyrın'' şekline dönüşmüş haliyle işaret edilen teviller hükmüne girdiğini görünüz yani ''domuz eti'' denilen ve haram kılınan şey iki adet anlama sahip olacaktır.Bunlardan biri DAVRANIŞlarımıza diğeri ise SOFRAMIZA dahil olacaktır.

                  2/172`de anlatılan ''TAYYİB'' deyimi ''TEMİZ'' anlamında değildir.Eğer böyle anlaşılmak istenilirse 2/173 ve 16/115 ve 6/145`te yenilmesi yasaklananlar arasında yine çok afedersiniz insan DIŞKIsınında haram kılınması gerekirdi.O halde ''TAYYİB'' kavramını eğer ''TEMİZ'' diye anlamada ısrarcı olursanız , ya BOK denilen maddeyide TAYYİB olarak sayacaksınız yada TAYYİB denilen kavramın KURANİ-DUBUR manasını tespit edeceksiniz.İşte bu mana ; BİZZAT ALLAH TARAFINDAN haram kılındığı belirtilmemiş bir yiyeceğin yada içeceğin , yaşanılan toplum tarafından yada kişinin kendine has bünyesi tarafından kabul edilmemiş yada edilemeyen haline LAHME HINZIYRIN yani DOMUZ ETİ denilir..!

                  Misaller ;
                  1) Fare etini eğer yiyemiyorsak , bunun nedeni Allahın haram kılması değil , yaşadığımız çevre yada bünyemizin bunu haram kılmasındandır.Dolayısıyla fare etide lahme hınzıyrin hükmüne girer

                  2) Yine çok afedersiniz eğer bok yemiyorsak , bunu Allah bize haram kılmamıştır.Yaşadığımız çevre yada bünyemizin kaldıramaması dolayısıyla buda lahme hınzıyrin hükmüne girer.

                  Kimimiz bamyadan , kimimiz fasulyeden , kimimiz soğandan tiksinti duyupta yemediğimiz zaman , bunları bize Allah haram kılmaz , bunlarda ya bünyemiz yada yaşadığımız toplum yada aile tarafından haram kılınarak domuz eti hükmüne girerler.

                  O halde , DOMUZ ETİ derken sadece domuzun etinden bahsedilmez.İnsanın hayatında bu insan için TAYYİB olamamış yani kişinin bünyesinin o yada bu sebepten dolayı kaldıramayacağı her türlü yiyecek ve içecek kuranda ''DOMUZ ETİ'' hükmündedir.Buna bilinen manada domuz etide dahil olabilir.

                  Şimdi , filipinlerde müslüman birinin fare kızartması yada akrep , solucan , hamamböceği kızartması yediğini düşünün.İşte bu yiyecekler bu insanlar için TAYYİB hükmündedirler ama bizim için HABİYS`tirler yani pistirler..Allah 2/172`de bize rızık olarak verdiklerinden TAYYİB olanını yememizi ister.Buna göre filipinli muminin , yedikleri kendisi açısından tayyib iken bizim açımızdam ''lahme hınzıyrin'' yani domuz eti hükmündedir.

                  Şimdi , Almanyada bir almanın mumin olduğunu düşünün , bu adam domuz etiyle büyümüş yani domuz eti yemek bu insanın taki müslüman oluncaya kadar yaşantısında var..Bu kişi müslümanlığı seçerse , domuz eti yemeye devam edebilir..Çünkü domuz eti bu kişi için artık tayyib hükmündedir.Eğer siz , bu kişiye sığır yada deve yada koyun eti yedirmeye kalktığınızda ve bu kişiyede bunları yerken iğrenti geldiğinde , bu kişi için bu kez deve-sığır-koyun ve keçi eti DOMUZ ETİ hükmüne girecek ve ona haram kılınacaktır.Bunu sadece ET olarak düşünmeyin , içecek yada sebze olarakta vs vs.. düşünebilirsiniz.
                  Bizler şu anda bilinen manada DOMUZ ETİ yemiyoruz.Çünkü bize haram kılınmıştır.Yanlış anlamayın , bu haram kılınışı Allah yapmıyor..! Kültürümüzde olmadığı için tiksinti ile baktığımız için bize haram kılınmış oluyor.

                  2/173`ün ''İNNEMA'' deyimi ile başlaması , bu ayetteki haram kılınışı esnek hale getirir ve şartlara bağlar.Bu tespit İNNEMA deyiminin tanımında mevcuttur.Bundan dolayı Lahmelhınzıyr yada Lahme hınzıyrın yani DOMUZ ETİ , kişinin durumuna göre helal yada haram olabilmektedir..

                  “İNNEMA” deyiminin lisani anlamı ; yalnızca sadece demektir. Bu anlam eğer bu şekilde kullanılırsa ; 6/36 ile 8/21 çelişir. 8/21`de , 6/36`ya göre icabet için dinlemenin yeterli olmadığı , olamayacağı görülmektedir.

                  O halde ''İNNEMA'' deyiminden ne kastedilir ? ; Bir anlatımdan anlatılanı değilde , kendi anlamak istediğini anlamaya çalışma çabası yada bir anlatımın anlattığını anlatma değilde , kendi anlatmak istediğini anlatma çabasıdır. Bu ikinci kısmı Allah`ta yapar.. (Örnek ; İNNEMElmuminunu ihvetun.. gibi) 2/275`te “İNNEMELbey mislurriba” cümlesinde , Allahın anlattığı “bey” deyiminden , kişiler kendi anlamak istediklerini anlamaya çalışıyorlar yada çalışmışlar.. Allahın anlatmak istediği şeyi değil..!

                  Böylece İNNEMA değimi "RİBA" konumuzdaki gibi kullanılarak , haram yahut helalliği , ortamın şartına-durumuna göre belirleyecektir.

                  ''Lahmelhınzıyr'' deyimine devam edelim ;

                  Bir muteşabih misil yazılım , hem tevil işaret edebildiği gibi hemde kendisi işaret edilen bir tevil hükmüne girebilir.Böyle oluncada mana değişebilecektir.Eğer 2/173`ü 16/115 ile birlikte düşünürseniz ''lahmelhınzıyr'' deyimi muteşabih misil yazılım içinde kalır.Böyle olunca bu deyimden hem haram olabilen bir davranış şekli ve hemde yiyecekler anlaşılır.Buna göre ''innema harreme aleykümülmeytete veddeme'' deyiminden , tamlamadan sonra gelen VELLİ ibare kuralı gereği , hem LEŞLERİN yenilmemesi-leş olunmaması gerektiği ifade edilirken hemde elindekini insanların hayrına olacak şekilde paylaşımcı olunmaması anlaşılacaktır.İşte , eğer bir insan paylaşımcı değilse , Allah katında LEŞ hükmüne girecektir.Yine bu misil yazılım içinde olan Lahmelhınzıyr deyimindende 2 adet anlam çıkacaktır.Bunlar hem hakka değilde güce talip olan insanların yada fikirlerin toplum içinde yada kişinin kendi davranışlarında yer edinme çabası ve hemde organik olarak kişinin kendi iç yapısına yada yaşadığı topluma göre iğrenti duyduğu yiyecekler ve içecekler anlaşılmalıdır..Yine bu ayette geçen ''ve ma uhille bihi liğayrillahi'' deyimi ise , hem bir işin yapılımı esnasında daha iyisini yada güzelini ortaya koyamayarak araya girme yada aksatma yada işi yarım bırakarak terketme anlaşılmalıdır.Bu deyim misil yazılım içinde sayılmaz.Çünkü 16/115`te bu deyimle ilgili harflerin yeri değişmiştir.Bunlar muteşabih misil yazılım hükmündedirler.Eğer 2/173`ü 16/115 ile değilde 6/145 ile misil yazılım türünden muteşabihleştirirseniz , bu durumda işin içine Muhammedte gireceği için , bunlara yada bu tür insanlara Allah için katlanılması (ala taamin yat'amehu) gündem edilecektir.Lahmelhınzıyr haramdır.Ancak bu tür kişileri , içinde bulunduğun Muhammedi ortamda bilmene rağmen yine temkinli davranmalısın , hem onları kovmamalısın ama aynı zamandada bunlara insiyatif yada sorumluluk vermemelisin.Yine Muhammedi bir ortamda , eğer sana iğrenç olarak gördüğün bir yiyecek veya içecek getirildiğinde , hem bunu reddetmemelisin ama aynı zamanda bununlada karnını doyurmak isteyerek bu konudada bu yiyeceğe tam bir insiyatif yada sorumluluk vermemelisin.İçinde bulunduğun Muhammedi ortamda , herkese göre normal ama sana göre iğrenç gelebilen ve Allahında hakkında ayet indirmediği söz , davranış , yiyecek yada içeceklerle muhatab olursan , bunlara Allah rızası için katlanman seni 6/145`in muhatabı yapacaktır.

                  Misal ; din kardeşinin çorabı kokuyor , ağzı kokuyor , dişini fırçalamıyor , yemekten sonra geğiriyor , gaz yapıyor her tarafı kokutuyor..Bunların hepsi , onun kendi yaşadığı çevrede normal karşılanılan unsurlar olabilir ama bunlar seni çılgına çeviriyorsa , bu durumda bunları , içinde bulunduğun Muhammedi amelin ulviliğine istinaden hazmetmelisin.İşte bu konuda göstereceğin fedakarlık seni 6/145`te Muhammed ile buluşturur ama ihsan ameli bittiğinde bu din kardeşlerine kendi özel hayatında insiyatif yada sorumluluk vermeyebilirsin yani fazla muhatab olmak istemeyebilirsin.Bu senin abin , annen , baban veya kardeşinde olabilir.İşte , bir muminin bunlara kısa süreliğine eğer yiyecek yada içecekse KISMİ olarak teveccüh etmesi ve eğer davranış yada söz ise kimseyi kırmadan , kimseye duyurmadan kendi içinden ''ayyy ne kadar iğrençler , adeta kokuyorlar'' şeklinde serzenişte bulunmasına ''femeniddurra gayre bağın vela adin'' denilir.Tabiki bu durumda Rabbe seni bağışlayacaktır “Feinne rabbeke gafurun rahiymün” 6/145-2/173..Bu ayetlerdende anlıyoruz ki Muhammedi bir amel söz konusu olduğunda muminler , birbirlerine katlanılması zor olsa dahi , idare etmeliler ve aşağılamamalılar.Ancak kendi içinden tabii olarak her insan bağy ve düşmanlığa dönüştürmemek kaydıyla söylenebilirki buda tabiidir..Ancak ihsan ameli bittikten sonra her insan , kendi frekansına uygun insanlarla birlikte olmak isteyecektir ki buda tabiidir.

                  Rabbimiz kendi rızası için birbirimize dayanma katlanma gücü versin..Çünkü her birimiz farklı kültürlerin çocuklarıyız..

                  Comment

                  • dost1
                    Site Yöneticisi
                    • Sep 2008
                    • 1905

                    #39
                    Selamun Aleyküm! Değerli Merdem Kardeşim!

                    Kur’an’ın indirildiği toplumun dilinin Arapça olması dolayısıyla, o toplumun Kur’an’ı anlayıp akledebilmesi için Arapça indirildiği birçok ayette vurgulanmıştır:

                    Ve kesinlikle Biz, onların “kesinlikle ona bir beşer öğretiyor” deyişlerini biliyoruz. Kastettikleri o kişinin dili yabancıdır. Bu [Kur’an] ise, apaçık Arapça bir lisandır. (Nahl/103)

                    Ve eğer biz onu yabancı dilde bir Kur’an yapsaydık, elbette “Ayetleri detaylandırılmalı değil miydi? İster yabancı dilde ister Arapça!” diyeceklerdi. De ki: “O, iman edenler için bir kılavuz ve bir şifadır. İnanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir ağırlık vardır. Ve Kur’an onlar üzerine bir körlüktür. Onlara çok uzak bir mekandan seslenilmektedir.” (Fussılet/44)

                    Ve Biz onu [apaçık kitabı] yabancılardan [Arapça bilmeyenlerden] birine indirseydik de, bunu o, onlara okusaydı, onlar, buna iman ediciler değillerdi. (Şuara/198, 199)

                    Apaçık kitaba ant olsun ki Biz onu aklınızı kullanasınız diye Arapça bir Kur`an [okuma] yaptık. (Zühruf/2, 3)

                    Onunla [apaçık kitapla], uyarıcılardan olasın diye apaçık bir Arapça lisan ile senin kalbine Emin Ruh [Güvenilir Can, sağlam bilgi] indi. (Şuara/193-195)

                    Ve Biz böylece onu [Kur’an’ı] Arapça bir hüküm [mükemmel bir yasa] olarak indirdik. Ve eğer sana gelen ilimden sonra onların hevalarına uyarsan, Allah’tan sana bir Yakın Kimse ve bir koruyucu yoktur. (Ra’d/37)

                    Ve bundan [Kur`an`dan] önce bir rehber ve rahmet olarak Musa`nın kitabı vardı. Ve bu [Kur`an] ise zulmeden kimseleri uyarmak, iyilik-güzellik üretenleri müjdelemek için Arap lisanı üzerine tasdik eden bir kitaptır. (Ahkaf/12)

                    Ve işte böylece Biz onu Arapça bir Kur’an olarak indirdik. Onda tehditlerden tekrar tekrar açıklama yaptık. Belki takva sahibi olurlar yahut onlara yeni bir öğüt oluşturur. (Ta Ha/113)

                    Ve ant olsun ki Biz, düşünüp öğüt alsınlar diye pürüzsüz Arapça bir kur`an [okuma] olarak; takvalı davransınlar diye bu Kur`an`da insanlar için her türlüsünden örnek verdik. (Zümer/27, 28)

                    Bu, Arapça bir Kur`an [okuma] olarak, bilen bir kavim için ayetleri detaylandırılmış bir kitaptır. (Fussılet/3)

                    İşte böylece Biz kentlerin anasını ve onun kıyısındaki kişileri uyarasın ve kendisinde hiç şüphe olmayan toplanma günü ile uyarasın diye sana Arapça bir Kur`an vahyettik. Bir grup cennettedir, bir grup da cehennemdedir. (Şûra/7)


                    Allah'ın dini dışında yeni bir din öğrenmek istiyorsak Halil İbrahim Ülkü ve avenesinin kendilerinin sorup kendilerinin cevapladığı ve Kelimelere kendilerince anlam yükleyerek oluşturmaya çalıştıkları bu yeni dini tanımaya çalışmak gerek. Dini Allah'a has kılmak istiyorsak; -ki, hepimizin de derdi bu olmalıdır.- Bu konuda bizlere düşen görev, Allah'ın gerçek dinini bu katkı malzemelerinden arındırmak ve onu Allah'tan geldiği gibi saf ve halis bir halde insanlara ulaştırmaktır.

                    Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
                    Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
                    Sevgi,saygı ve muhabbetle.
                    Allah'a emanet olunuz.
                    Halil Ay

                    Comment

                    • Fers
                      Uzman Üye
                      • Sep 2012
                      • 304

                      #40
                      diyelimki bu "lahmelhınzır" domuz eti de değil bozuk et,
                      "bozuk et" neyin nesidir, ne kadar bozuk, kokuşma derecesinde mi, kokuşmamış bu 50 gramı dokunmaz dedik yuttuk, bizi besleyecek zaruriyet miktarına denk geldi mi...
                      zaruriyeti geçmeyen miktarın kapsamı nedir...
                      öldürmeyen miktarın hayatta tutabilecek zaruriyet miktarı olduğunun kanıtı var mıdır, yoksa zaruriyetten kasıt tıkınmadan başka bir şey mi....

                      Comment

                      • aorskaya
                        Uzman Üye
                        • Aug 2009
                        • 932

                        #41
                        merdem Nickli Üyeden Alıntı
                        Biraz beynim sulandi, yazi uzun olunca bir kac kere okumasi zor geliyor, türkcem ve arapcam birbirlerini selamliyor ikiside az

                        Anlasam da anlamasamda, bildigim sey domuz etinden ve domuzluktan severek uzak durdugumdur

                        Her bir tarafa sarkarim nedense, yoklamadigim site kalmiyor. Düsmani düsmanin silahiyla vurmak gerekir diye düsündügümden ateist, angostik midir nedir oralari da yokluyorum arada bir.

                        Sanirim siz kardeslerim icin kolaydir anlasilmasi asagidaki yazinin.
                        Selamun aleyküm,

                        Tebrikler Merdem kardeşim.

                        Bu kısımda yazdığım ilk yazımda da belirttiğim gibi; rabbin ayetlerinde bize bildirdiği kadarıyla yetinmeyip, bilinmeyenlerin peşine düşerek kendimizce keşfettiğimiz sebepler yaratarak konuları açıklamaya çalışınca işte buraya kadar tanık olduğumuz yazılarda olduğu gibi saçma ve zoraki gerekçelerle ayetin asıl anlamı kaydırılarak, haram olan bir şey helale dönüştürülebildiğini aklını kullanabilen herkesin görebiliceğini sanıyorum.

                        Şimdi de Halil Sergin kardeşimizin, ayette belirtilen kadarıyla yetinmeyerek, indirilen kur'anda açıklamaları yeterli görmeyerek (rabbin bu konudaki ikazıda gözardı edilme pahasına) "domuz eti" ni (domuz değil, domuz eti) ayetin tüm kolaylıkla haram anlatımına karşılık nasıl helale dönüştürmeye çalıştığını yazılarından alıntılarla göstermeye ve bu büyük tehlikeye düşmemeye dikkat çekmeye çalışayım.

                        Kur'anda "domuz eti"nin harak kılındığına ilişkin ayetleri aşağıya alıntılayarak, bu delillerle yazıyı ele alıyorum.

                        Diyanet Meali - el-BAKARA : 173. Allah size ancak ölüyü (leşi), kanı, domuz etini ve Allah'tan başkası adına kesileni haram kıldı. Her kim bunlardan yemeye mecbur kalırsa, başkasının hakkına saldırmadan ve haddi aşmadan bir miktar yemesinde günah yoktur. Şüphe yok ki Allah çokça bağışlayan çokça esirgeyendir.

                        Diyanet Meali - el-MÂİDE : 3. Leş, kan, domuz eti, Allah'tan başkası adına boğazlanan, boğulmuş, (taş, ağaç vb. ile) vurulup öldürülmüş, yukarıdan yuvarlanıp ölmüş, boynuzlanıp ölmüş (hayvanlar ile) canavarların yediği hayvanlar -ölmeden yetişip kestikleriniz müstesna- dikili taşlar (putlar) üzerine boğazlanmış hayvanlar ve fal oklarıyle kısmet aramanız size haram kılındı. Bunlar yoldan çıkmaktır. Bugün kâfirler, sizin dininizden (onu yok etmekten) ümit kesmişlerdir. Artık onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün size dininizi ikmal ettim, üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm'ı beğendim. Kim, gönülden günaha yönelmiş olmamak üzere açlık halinde dara düşerse (haram etlerden yiyebilir). Çünkü Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.

                        Diyanet Meali - el-EN'ÂM : 145. De ki: “Bana vahyolunan şeylerde bir kimsenin yiyecekleri arasında leş, akıtılmış kan, domuz eti -ki o şüphesiz necistir- ya da Allah’tan başkası adına kesilmiş bir (murdar) hayvandan başka, haram kılınmış bir şey bulamıyorum. Fakat istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın kim bunlardan yeme zorunda kalırsa yiyebilir.” Şüphesiz Rabbin çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

                        Diyanet Meali - en-NAHL : 115. (Allah) size, sadece ölü hayvanı kanı, domuz etini ve Allah'tan başkası adına kesilen hayvanı haram kıldı. Ancak kim mecbur kalırsa (başkalarının haklarına) saldırmaksızın, sınırı da aşmadan (bunlardan yiyebilir). Çünkü Allah çok bağışlayan, pek esirgeyendir.


                        BU AYETLERDE KIRMIZI İLE BOYADIĞIM YERLERİ OKUMALARINA RAĞMEN HALA AYETTE BAHSEDİLEN HAYVAN OLAN DOMUZUN ETİ NİN RABBİMİZ TARAFINDAN HARAM KILINDIĞINI ANLAYAMAYANLARA YADA ANLAMAK İSTEMEYENLERE BAŞKA SÖZE GEREK YOKTUR.

                        merdem Nickli Üyeden Alıntı

                        Halil Sergin'den alintidir.



                        [SIZE="3"][FONT="Verdana"]BUNUN İÇİN ÖNCELİKLE 2/172`Yİ AÇALIM VE SON CÜMLESİ OLAN ''VEŞKURU LİLLAHİ İN KÜNTÜM İYYAHÜ TA'BUDUNE'' cümlesini , 16/114 ile misil yazılım cinsinden birbirine bağlayalım.

                        Şimdi , 2/172`de mealen şöyle bir anlam vardır ''size rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yiyin'' denilir ve 2/173`tede nelerin yenilmeyeceği yani TAYYİB olmayanlar açıklanır.

                        Bu meali manayı tek bir soruyla çökertmek mümkündür.

                        Dikkat edilirse yenilemeyecekler arasında çok afedersiniz bok yani dışkı zikredilmez.Yani dışkıda tayyibler arasına girmiş olur..! Eğer tayyibler arasına girmemiş olsaydı 2/173`te bununda ismi geçerdi.Keza yine 2/173`te , yılan , akrep , fare , solucan gibi isimini duyduğumuzda bizde tiksinti oluşturacak hayvanlardanda bahsedilmez.

                        Şimdi , burada domuz etinin haram kılındığından bahsedilir ama bunun Allah tarafından haram kılındığına dair delil yoktur yani bu ayet ''harremallahü'' (9/29,37) şeklinde yani Allah haram kılar şeklinde başlamaz yani bu haramiyette Allah lafsı kullanılmamıştır.O halde domuz eti nedir ? Kim ve nasıl haram kılıyor ?
                        Buradaki mantık bir geri zekalılık, geri zekalılık değilse de kur'ani akıl kullanmak yerine, salt aklını ilah edinme egosunun ürünüdür.

                        Bu kadar açıklama yapan birinin zeka geriliğine sahip olmadığı yazıdan anlaşılabiliyor olduğundan, bu yazıların sahibinin, kendini herkesten üstün görme çabası sonucu zorlama ile aklını hayvan domuz etini haram olmaktan çıkarıp başka neler şeklinde açıklayabilirim diye çabalayan bir kişiliğin hezeyanıdır.

                        Lafa bakarmısınız!

                        Bok (okuyucuların tamamından özür diliyorum, ama bunu kullanmak zorundayım) yani insan dışkısının bakara 173 de geçmemesi nedeniyle onun temiz olduğunu iddia ederek, temiz olmasına rağmen bizlerin yemeyerek haram kılabileceğini kabul etmektedir.

                        Ayrıca ayette haram kılanın Allah olduğunun bildirilmediğini de iddia edebilmiş!
                        Bu nasıl ayet okumaktır, nasıl anlamaktır, bunu aklım almıyor.
                        Aşağıda bakara 172 ve 173 ü alıntılıyorum.


                        Diyanet Meali - el-BAKARA : 172.Ey iman edenler! Eğer siz ancak Allah’a kulluk ediyorsanız, size verdiğimiz rızıkların iyi ve temizlerinden yiyin ve Allah’a şükredin.

                        Diyanet Meali - el-BAKARA : 173. Allah size ancak ölüyü (leşi), kanı, domuz etini ve Allah'tan başkası adına kesileni haram kıldı. Her kim bunlardan yemeye mecbur kalırsa, başkasının hakkına saldırmadan ve haddi aşmadan bir miktar yemesinde günah yoktur. Şüphe yok ki Allah çokça bağışlayan çokça esirgeyendir.

                        1- Bakara 172 de "...size verdiğimiz rızıkların..." denilmesinde rızık verenin Allah olduğunu bu akıl sahibi! bilemiyormu?

                        2- Bakara 173 de ise "...haram kıldı" denilmesinden, insanlara hara ve helal kılmayı sadece rabbimizin yetkili olduğunu göremiyormu?

                        3- Ayrıca bakara 173 e dikkat edilirse "pis"liğin tanımı yapılmadığını, sadece bildiğimiz dar anlamıyla "pis" olanların haram edilmediğini, temiz olmakla birlikte Allah'tan başkası adına kesilmesi halinde de haram olacağını kavrayamıyormu?

                        Bu nasıl ayet anlamadır, bu nasıl çarpıtma çabasıdır. Domuz eti yemek için yada yiyenleri aklamak için bu çabaya gerek yoktur. Haram olduğunu bilirsin, kabul eder yada etmezsin.

                        "Domuz eti"ni helal kılmaya çalışmak yerine canın istiyorsa yersin, sonuçlarına da katlanırsın.


                        merdem Nickli Üyeden Alıntı

                        Halil Sergin'den alintidir.

                        LAHMELHINZIYR yani domuz etinin tanımı , DAVRANIŞ ŞEKLİ cinsinden yapılmıştır ancak birde bunun ORGANİK CİNSTEN olan tanımıda vardır.

                        Bunun için önce teknik altyapıyı oluşturalım ; Lütfen 2/173`ün son kısmını 6/145`in son kısmı ile bağlayınız ve 2/173`te geçen ''lahmelhınzıyr'' deyiminin 6/145`te ''lahme hınzıyrın'' şekline dönüşmüş haliyle işaret edilen teviller hükmüne girdiğini görünüz yani ''domuz eti'' denilen ve haram kılınan şey iki adet anlama sahip olacaktır.Bunlardan biri DAVRANIŞlarımıza diğeri ise SOFRAMIZA dahil olacaktır.

                        2/172`de anlatılan ''TAYYİB'' deyimi ''TEMİZ'' anlamında değildir.Eğer böyle anlaşılmak istenilirse 2/173 ve 16/115 ve 6/145`te yenilmesi yasaklananlar arasında yine çok afedersiniz insan DIŞKIsınında haram kılınması gerekirdi.O halde ''TAYYİB'' kavramını eğer ''TEMİZ'' diye anlamada ısrarcı olursanız , ya BOK denilen maddeyide TAYYİB olarak sayacaksınız yada TAYYİB denilen kavramın KURANİ-DUBUR manasını tespit edeceksiniz.İşte bu mana ; BİZZAT ALLAH TARAFINDAN haram kılındığı belirtilmemiş bir yiyeceğin yada içeceğin , yaşanılan toplum tarafından yada kişinin kendine has bünyesi tarafından kabul edilmemiş yada edilemeyen haline LAHME HINZIYRIN yani DOMUZ ETİ denilir..!
                        Halil Sergin denen akıllı kardeşimiz!

                        Sen bakara 173 de "domuz eti" deyimindeki "et" vurgusunu anlamak istemeyip, domuz karakterini anlamaya ve anlatmaya çalışırsan seni dikkate almaya gerek kalmıyor.

                        Ayette sadece domuz denmediği, "domuz eti" dendiği halde "domuz"u hayvan yerine kavram, davranış, düşünüş olarak görmeye ve göstermeye çalışırken ve bu ayette "...haram kıldık" deyiminden Allah'ın haram kıldığını görmek istemesen bile, "domuz etinin haram kılındığını ve kılanın Allah olduğunu" başka ayetleri inceleyerek göremezmiydin?

                        Bu konuda sadece tek ayetmi vardırda, "domuz eti"ni haram olmaktan çıkarıp ve haram kılanın Allah olmadığını söylebilmektesin.

                        Ama tek ayet yok. Kendini çok akıllı sanan senin gibilerin de faydalanması için, rabbimiz birden fazla ayette bu konuyu açıklamıştır.

                        Daha fazla söze gerek yoktur. Halil Sergen de, belki bundan etkilendiği için aynı gerekçeleri sunan buradaki bazı üyelerde bu ayetleri topluca dikkate alsınlar ve artık "domuz eti"nin haram olduğunu ve haram-helali de sadece rabbimizin belirleyebileceği, peygamberler dahil başka hiç bir yaratılanın bu konularda yetkili kılınmadığını görsünler.

                        Sevgili merdem kardeşim,

                        Sizinde kafanız karışmasın. Allah'ın bizlere indirdiği kitaptaki konular, müteşabih özellik taşıyanlardan ise, tek ayette değil, birden fazla ayette birbirini destekler şekilde açıklanmıştır.

                        Yani, kur'anda konular kendi kendini tefsir edecek şekilde kolay anlatımla bize gönderilmiştir. Kur'an rabbimizin kelamıdır ve bu kelamların açıklanması için başka kaynağa ihtiyaç yoktur.


                        merdem Nickli Üyeden Alıntı

                        Halil Sergin'den alintidir.

                        Misaller ;
                        1) Fare etini eğer yiyemiyorsak , bunun nedeni Allahın haram kılması değil , yaşadığımız çevre yada bünyemizin bunu haram kılmasındandır.Dolayısıyla fare etide lahme hınzıyrin hükmüne girer

                        2) Yine çok afedersiniz eğer bok yemiyorsak , bunu Allah bize haram kılmamıştır.Yaşadığımız çevre yada bünyemizin kaldıramaması dolayısıyla buda lahme hınzıyrin hükmüne girer.

                        Kimimiz bamyadan , kimimiz fasulyeden , kimimiz soğandan tiksinti duyupta yemediğimiz zaman , bunları bize Allah haram kılmaz , bunlarda ya bünyemiz yada yaşadığımız toplum yada aile tarafından haram kılınarak domuz eti hükmüne girerler.

                        O halde , DOMUZ ETİ derken sadece domuzun etinden bahsedilmez.İnsanın hayatında bu insan için TAYYİB olamamış yani kişinin bünyesinin o yada bu sebepten dolayı kaldıramayacağı her türlü yiyecek ve içecek kuranda ''DOMUZ ETİ'' hükmündedir.Buna bilinen manada domuz etide dahil olabilir.

                        Şimdi , filipinlerde müslüman birinin fare kızartması yada akrep , solucan , hamamböceği kızartması yediğini düşünün.İşte bu yiyecekler bu insanlar için TAYYİB hükmündedirler ama bizim için HABİYS`tirler yani pistirler..Allah 2/172`de bize rızık olarak verdiklerinden TAYYİB olanını yememizi ister.Buna göre filipinli muminin , yedikleri kendisi açısından tayyib iken bizim açımızdam ''lahme hınzıyrin'' yani domuz eti hükmündedir.

                        Şimdi , Almanyada bir almanın mumin olduğunu düşünün , bu adam domuz etiyle büyümüş yani domuz eti yemek bu insanın taki müslüman oluncaya kadar yaşantısında var..Bu kişi müslümanlığı seçerse , domuz eti yemeye devam edebilir..Çünkü domuz eti bu kişi için artık tayyib hükmündedir.Eğer siz , bu kişiye sığır yada deve yada koyun eti yedirmeye kalktığınızda ve bu kişiyede bunları yerken iğrenti geldiğinde , bu kişi için bu kez deve-sığır-koyun ve keçi eti DOMUZ ETİ hükmüne girecek ve ona haram kılınacaktır.Bunu sadece ET olarak düşünmeyin , içecek yada sebze olarakta vs vs.. düşünebilirsiniz.
                        Bizler şu anda bilinen manada DOMUZ ETİ yemiyoruz.Çünkü bize haram kılınmıştır.Yanlış anlamayın , bu haram kılınışı Allah yapmıyor..! Kültürümüzde olmadığı için tiksinti ile baktığımız için bize haram kılınmış oluyor.
                        "Yanlış anlamayın , bu haram kılınışı Allah yapmıyor..! Kültürümüzde olmadığı için tiksinti ile baktığımız için bize haram kılınmış oluyor." denmiş.

                        Biz değil ama sen yanlış anlıyorsun. Hatta belki yanlış bile anlamıyor ama yanlış anlatıyorsun!

                        Haram kılınışı Allah yapıyor, kültürel bir sonuç değildir.

                        Ayrıca, insanlar kur'anda haram kılınmamakla birlikte aileden gelen alışkanlıkları, kültürel kabulleri gereği bazı şeyleri temiz olmalarına yemeyebilirler. Ama, bizlerin onları yememesi, bizlerin serbest tercihidir. Bizler, yemiyoruz diye bunu kendimize haram kılmış olmayız. Çünkü, "yenecek" diye bir zorlama yoktur. Temiz şeylerden yemek vardır. yenecek çok şey de olduğuna göre bunlar arasında kişiler dilediklerini tüketebilirler.

                        Örneğin, ben pırasa, kereviz yemiyorsam, bu kendime haram kıldığım için değildir. Ben, kendim yemesem de başkalarının onu zevkle tüketebileceğini bilir ve kendime haram kılamam. Ben, onun yerine severek yiyebileceğim başka çeşitler olduğu için onları yemek istemediğimi bilirim.

                        Yeniden "bok" yeme konusuna değinerek bitirmek istiyorum.

                        Rabbimiz ve dolayısıyla onun kelamından oluşan kur'an akıllı insanları muhatap alır, onlara açıklamada, ikaz ve öğütlerde bulunur.

                        Bu nedenle akıllı insanlar, kuranda haramlar arasında sayılmasa dahi, bokun yenmeyecek şey olduğunu da akılları ile bulabilirler. Eee, "normalde bokunu yiyen akıllı da olmayacağına göre, akılsızlarda dinden, emirlerden muaf olduğuna göre bokunu yiyen deli olmalıdır.

                        Maddi anlamda bok yiyen akıllı olamayacağına göre, akıllı kimseler olanlarında manevi anlamıylada "bok yemesinin lüzumu yoktur.

                        Çünkü, haramların Allah tarafından konduğunu ve "domuz eti" denilerekte, domuz denen hayvanın etinin yasaklandığını tek ayetten değil, birbirini destekleyen çok ayetten görmek mümkündür.

                        Diyanet Meali - el-MÂİDE : 60. De ki: Allah katında yeri bundan daha kötü olanı size haber vereyim mi? Allah'ın lânetlediği ve gazap ettiği, aralarından maymunlar, domuz lar ve tâğuta tapanlar çıkardığı kimseler. İşte bunlar, yeri (durumu) daha kötü olan ve doğru yoldan daha ziyade sapmış bulunanlardır.

                        Kuranda konu bütünlüğünü sağlayan ayetlerin topluca ele alınmayıp, tek ayetle ve fakat buna rağmende ayetteki ifadeleri çarpıtarak konuları asıl bağlamından kaydırmaya çalışanların durumunu yukarıdaki ayete göre anlamalarını bekliyor, görüş ve iddialarını değiştirmelerini umut ediyorum.

                        Saygılarımla...
                        aorskaya
                        Last edited by aorskaya; 14. March 2013, 04:40 PM.

                        Comment

                        • ates demir

                          #42
                          Bu konuda biraz akıl yürütmekte fayda var
                          Düşünen ve sorgulayan zihniyle Fers kardeşime teşekkür ederim.
                          Soru şu: Allah ın adı anılarak veya anılmadan yenilen şey nedir?
                          Yani hayvanı boğazlarken bismillah demek yetiyor mu? Zikr bu mu?
                          O halde zikr malı kazanırken üçkağıt yapıp, işçiyi ezip, malına mal katanlarada kolaydır.
                          Haram lokma yenmez
                          Malı kazanırken fesat, ölçüde tartıda hile, üçkağıt ile kazanıp bir büyükbaş sığırı keserken bismillah demek kendini kandırmaktan başka nedir?

                          Enam 119

                          1. ve mâ lekum : ve size ne oluyor
                          2. ellâ te'kulû (en lâ te'kulû) : yememeniz, yemiyorsunuz
                          3. mimmâ (min mâ) : o şeylerden
                          4. zukire ismu allâhi : Allah'ın ismi anılan
                          5. aleyhi : onun üzerine
                          6. ve kad fassale : ve ayrı ayrı açıklamıştı
                          7. lekum : size
                          8. mâ harreme : haram kıldığı şey(ler)
                          9. aleykum : size
                          10. illâ : hariç
                          11. madturirtum (ma idturirtum) : darda kaldığınız, mecbur kaldığınız şey(ler)
                          12. ileyhi : ona
                          13. ve inne : ve muhakkak
                          14. kesîren : çok
                          15. le yudıllûne : gerçekten dalâlette bırakıyorlar
                          16. bi ehvâi-him : kendi hevesleri ile
                          17. bi gayri ilmin : bir ilim olmaksızın
                          18. inne : muhakkak
                          19. rabbe-ke : senin Rabbin
                          20. huve : o
                          21. a'lemu : en iyi bilir
                          22. bi el mu'tedîne : haddi aşanları
                          120

                          1. ve zerû : ve terkedin
                          2. zâhire el ismi : açıkta olan günahı
                          3. ve bâtıne-hu : ve onun gizli olanını
                          4. inne ellezîne : muhakkak ki onlar
                          5. yeksibûne el isme : günah kazanıyorlar
                          6. se-yuczevne : yakında karşılık görecekler (cezalandırılacaklar)
                          7. bi-mâ : ...'den dolayı, sebebiyle
                          8. kânû yakterifûne : kazanmış oldular
                          121

                          1. ve lâ te'kulû : ve yemeyin
                          2. mimmâ (min mâ) : o şeylerden
                          3. lem yuzkeri ismu allâhi : Allah'ın İsmi anılmayan
                          4. aleyhi : onun üzerine
                          5. ve inne-hu : ve muhakkak ki o
                          6. le fıskun : gerçekten fısktır
                          7. ve inne eş şeyâtîne : ve muhakkak ki şeytanlar
                          8. le yûhûne : elbette vahyederler
                          9. ilâ evliyâi-him : kendi dostlarına
                          10. li yucâdilû-kum : sizinle mücâdele etmeleri için
                          11. ve in : ve eğer, şâyet
                          12. eta'tumû-hum : onlara itaat edersiniz
                          13. inne-kum : muhakkak siz
                          14. le muşrikûne : mutlaka müşrikler olursunuz
                          Last edited by Misafir; 18. March 2013, 09:21 PM.

                          Comment

                          • khaos
                            Uzman Üye
                            • Apr 2012
                            • 346

                            #43
                            ateş demir kardeşim
                            müslüman dürüst olmalı,yalan söylememeli,iftira atmamalı,haram kazanmamalı,insanların hakkını yememeli,zulüm yapmamalı,haksız yere kimsenin hiç bir canlının hayatına kıymamalı,temiz olmalı,insanlara güven vermeli,zalimin karşısında haklının yanında olmalı,muhtaçlara yardım etmeli,ilk emre uyup hem kur anı hemde müspet ilimleri okumalı,bilime akla düşman olmamalı

                            verdiğn örnekler doğru. böyle boğazına kadar pisliğe batıp her türlü herzeyi yiyip sonrada ben müslümanım diyerek gezen yok mu? çok...Ama bu Tanrı nın sorunu değil
                            Tanrı kur an da bizim ne yapmamız gerektiğini emrediyor.Senin verdiğin örneklerle hareket edenlerin elbette cezasınıda yine O verecektir.

                            Biz Kur anı bütünsel olarak düşünüp her emrine eksiksiz olarak uyarsak zaten ortada problem kalmaz.Tanrı bize buyruğunu iletmiş.Bize düşen eksiksiz yerine getirmek.Haram kıldığı her hareketten kaçınmak.
                            Doğru yoldan kazan, eğer gücün yetiyorsa ve istiyorsan kazandığını insanlarla paylaş.
                            Dediğim gibi kuran ı bütünsel olarak değerlendirmek lazım.
                            Bakara 173 teki ayetler sarih.Bakın ayette ne buyuruyor.''başkasının hakkına tecavüz etmeden'' zaten sizin sorduklarınızın cevabını veriyor.Ayette sadece domuz etinden değil leşten ve kandan da bahsediyor.
                            kandan bahsedilmesi size ilginç gelmedi mi?
                            mesela tevratta(hezekiel 39/18-20)
                            et yiyin ve kan için.yiğitlerin etini yiyeceksiniz ve dünya beylerinin kanını içeçeksiniz.sarhoş oluncaya kadar kan içeceksiniz.emirleri var.Bu emirler doğrultusunda yahudilikte türeyen sapkın tarikatler insan boğazlayıp kanını içmişlerdir.
                            Bir diğer konu ise leş.Biliyorsunuz bazı hayvanlar leş yer.Leş yiyen hayvanların mide asitleri okadar kuvvetlidir ki yedikleri leşlerdeki tüm toksinleri buhara çevirebilir.Ama insan midesi böyle değildir.Öleli çok olmuş bir leşi yemek insanı öldürebilir.
                            her hayırlı işe başlarken Tanrı nın güzel adını anmak elbette ki insana motivasyon veren bir durumdur.Kaldı ki kuran ın indiği dönemde çeşitli putlar adına kurbanlar kesiliyordu.Tanrı burda kendisi adına kesilmemiş hayvan yemeyin derken aslında kendisinin tek Tanrı olduğunu ondan başka Tanrı olmadığını da bir yerde dolaylı olarak anlatıyor.
                            Last edited by khaos; 18. March 2013, 11:06 PM.
                            (FOR RAVEN)

                            Comment

                            • aorskaya
                              Uzman Üye
                              • Aug 2009
                              • 932

                              #44
                              ates demir Nickli Üyeden Alıntı

                              Soru şu: Allah ın adı anılarak veya anılmadan yenilen şey nedir?
                              Yani hayvanı boğazlarken bismillah demek yetiyor mu? Zikr bu mu?
                              O halde zikr malı kazanırken üçkağıt yapıp, işçiyi ezip, malına mal katanlarada kolaydır.
                              Haram lokma yenmez
                              Malı kazanırken fesat, ölçüde tartıda hile, üçkağıt ile kazanıp bir büyükbaş sığırı keserken bismillah demek kendini kandırmaktan başka nedir?
                              Sevgili ateş,

                              Hem akıl etmek, düşünmek gerek diyeceksiniz ve hem de akletmeyi düşünmeyi, kendiniz sınırlayacak, bunu biraz yapacaksınız öylemi?

                              İyi ama neden aklı kullanmayı, düşünmeyi "biraz" la sınırlıyorsunuz?

                              Her konuda biraz değil olabildiğince düşünüp, akıl yürütmek gerekir. İmkanlı iken, biraz akıl yürütmeyi, biraz düşünmeyi yeterli bulmak mantıklılık değildir.

                              Bu mantığı dahi yürütmezseniz, ayetlerle ilgili düşünmeyi de biraz yapmaya kalkarsanız, işte buradaki gibi anlaşılmaz durumlara düşersiniz.


                              SAMİMİ OLARAK SORUYORUM;

                              Rabbimizin kolayca anlanacak sözlerindeki açıklamaları olduğu gibi anlamaya çalışmayı neden beceremiyorsunuz? Buna engel olan nedir? Günümüz şartlarında yaşananlara göre ayetleri yorumlamaya çalışmak bir sebep olabilirmi?

                              Sevgili kardeşim;

                              Kazancın helal-haram olması konusunu sadece bu ayetten mi buluyoruzda, bu ayeti haram-helal kazanç ve tüketmede güdük görüyorsunuz?

                              Kazançlarla ilgili olarak, ticaretin haram yapılması nedeniyle bir ümmetin çoğunun bile helak edildiğini kur'andan diğer ayetlerden bilmiyormuyuz!

                              Kaldıki, bu ayette; haram olanlar zorunluluk halinde tüketilirken dahi, başkalarının hakkının da gözetilmesinin anlatılmasından bütün kazançların da helal yoldan olması gerektiğini çıkarmak mümkündü.

                              İşte, rabbin sözleri aslında ne kadar kısa cümlelerle de olsa, çok büyük alandaki konuları da açıklaması bakımından çok önemlidir ve kolayca anlatılanı aksine inatlaşmadan anlamak gerekir.

                              Eğer, kardeşlerimiz ayetler için illaki kafa yormak, akıllarını zorlayarak anlamlar çıkarmak istiyorlarsa; bu ayette değinilen; " mceburiyetten (haram olanı) tüketmek zorunda olanların, aynı zamanda başkalarının hakkını gözeterek tüketmeleri gerektiği" kısmı üzerinde iyice düşünerek, buradan kazançların da helal olması gerektiğinin anlatılıp anlatılmadığı görmeye çalışmaları gerekirdi.

                              Khaos kardeşimizin, kısaca anlattığı hususları da dikkate alarak ciddi olarak anlamaya çalışalım.

                              Comment

                              • mustafabey
                                Katılımcı Üye
                                • Aug 2012
                                • 92

                                #45
                                Aorskaya kardeşim akletmek ve düşünmekten bahsetmen güzel, akletmeyi ve düşünmeyi sınırlamaya, sığlaştırmaya çalışan hangi zihniyet bir bakmak lazım?

                                Kan, ölü eti, domuz eti, leşi zaten yemeyen bir kavime bunların haram kılınması üzerine düşünmek gerekir. Hikmeti nedir?

                                Senin metodunla(akletmek ve düşünme anlayışınla) olayı değerlendirirsek, anlatılanları, kelamdan indirilme kelimeleri basitçe senin deyiminle” olduğu gibi anlarsak”; mecbur kalınca somut olarak leş, kan, domuz eti ve ayette bahsedilen diğerlerini başkalarının hakkını gözeterek başkalarının payını da ayırmak suretiyle mideye indirilebilir mi?


                                Bu tarzda bir durumun ortaya çıkması, böyle bir mecburiyet durumunun ortaya çıkması Müslümanların, karnını doyurmak, hayatta kalmak için kan, domuz eti, leş, ölü eti gibi besinlere muhtaç olması zaten islamı(barış) ortadan kaldırır.

                                Acaba Araplar o devirde ölmüş hayvan eti, leş, kan ve arabistanda yetişmeyen domuz eti gibi maddeleri yiyerek mi besleniyorlardı?

                                Konu çok basit gibi, ama bu bizim toplum olarak her şeyi ne kadar yüzeysel ve düz bir anlayışla, dini yaşamdan uzaklaştırarak, işimize geldiği şekliyle yorumladığımızı gösteriyor.
                                Akletmek veya düşünmek kurandaki kelam ve kelimeleri tekrar etmek, somutlaştırmak için anlamlarını teke indirmek, anlatılanları emir ve komutlar halinde sunmak değildir.

                                Yoksa kanda, haksız yere can almak, canlara kıymak manasına mı geliyor, ölü etide gıybet etmek mi, domuz etide yeterince yazıldı.


                                Haksız yere can alınmasına, gıybet etmeye, fitne fesat çıkarmaya, domuzluğa kimsenin sesi çıkmıyor, ses çıkarmayarak helal görülüyor ama, zaten kimsenin mecburda kalsa yemediği yiyemeyeceği şeylere, bunlar yenmez, aman haa! Dinden Müslümanlıktan çıkarsınız, haramdır yazıları birileri yanlış anlarda sofrasında kan, leş, domuz eti koyar yer diye telaşlanıyor ve dinden çıkanlar olur diye propaganda yapılıyor. Sizce bir tezat yok mu? Asıl olan nedir? Esas olarak kan, domuz eti, leş, ölü eti yemek nedir? Bu anlatılan mevzuda düşününce ne sonuç çıkar, düşünmeyince ne sonuç çıkar?
                                Düz mantık yürütünce ne sonuç çıkar, detaylı düşününce ne sonuca ulaşılır. Tekrar değerlendirmek lazım.


                                Yasin 82-83 Bir şeyi dilediği zaman, O’nun emri yalnızca: “Ol” demesidir; o da hemen oluverir. Herşeyin melekutu (hükümranlık ve mülkü) elinde bulunan (Allah) ne yücedir. Siz O’na döndürüleceksiniz.

                                Allah adına indirilen kelamlar herkesin ağzına, kulağına, gözüne düşünsünler, uyarıları dikkate alsınlar, rehber edinsinler, akletsinler diye verilmiş zaten. Onun dışında Allah ol demiş, insanı dünyayı, evreni, gördüğümüz göremediğimiz herşeyi yaratmış, canlı ayetler olarak ortaya koymuştur, Allahın yaşamda koyduğu yasaların, sünnetullahın dışına kimse çıkamaz, kimsenin elinde böyle bir güç yoktur. Allahın sözü demek yaratmasıdır, Allah insanın sınırlarını çizmiştir, bu dindir.

                                Kuranda okuduğunuz kelamları, kendi sözleriniz gibi okumayın, onlar Resulün sözleridir, Allah adına indirilen kelamlardır. Bizler o sözlerden ancak kendi bilgimiz, yaşam tecrübemiz ve aklımız ölçüsünde anlayabilir, o ölçüde hisse alabiliriz. Daha fazlasını anlamak için zihnimizi yormamız, derin düşünmemiz, kelimelerin özünü kavramak ve yaşamla bağını kurmak için sabrederek bir anlayış haline getirmemiz gerekir.

                                Hiçbirşey basit ve tekdüze değildir, görüntü insanı aldatır, kelimler yetersizdir, kelimeler beli belirsiz bir görüntü verir, kelimenin özünü kavrayacak olan yaşamla bağını kuracak olan akıldır. O akılda bizde yoksa, aklımızı yeterince olgunlaştıramamışsak, kelimeleri akıl zannederiz, doğru kesin şudur, bunun dışında doğru yoktur deriz, yanılırız. Herşeyin aslı yaşamdadır. Okunacak olan esas yaşamın kendisidir, kuran rehberdir, yaşama giden yol, kelimeler yardımcıdır.

                                Konu başlığına yönelik olarak Anadolu ağzı ile domuz konusu iyi işlenmiş aslında; burada bahsedilen domuz bildiğimiz doğadaki domuz havvanına benzemiyor, ilginç değil mi! Atasözlerine, deyimlere bile girmiş, anlayana.



                                Domuz derisi post olmaz, eski düşman dost olmaz.
                                Devletin malı deniz yemeyen domuz.
                                Aç aslandan tok domuz yeğdir.
                                Domuz derisi post olmaz, eski düşman dost olmaz.
                                Domuzdan toklu doğmaz.
                                Domuzun kuyruğunu kes, yine domuz. (somut düşünenler burada domuzun kuyruğu denince domuz hayvanının kuyruğu mu anlaşılıyor? )
                                Güttüğüm domuzu bana öğretme.
                                Domuz gibi tıkınmak.
                                Domuzdan kıl çekmek.

                                Bu atasözleri ve deyimlerde bir domuz hadissesi var ama hiç domuz hayvanından bahsetmiyor! İlginç değilmi?

                                Kimsenin sofrasına koymadığı şeyleri bunlar yenmez, haramdır konu anlaşılamamış yeterince deyip konuyu yiyecek içecek mevzusuna getirip tekrarlamayalım. Müslüman doğanlar zaten kan, domuz eti, leş, ölü eti sofralarında yok, tüketmiyorlar, merak etmeyin! Endişelencek mevzu başka, onu görmeyi deneyin!

                                Comment

                                Working...