Katılım Bankacılığı Bir Tuzaktır Aldatmaca dır.

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • galipyetkin
    Uzman Üye
    • Sep 2011
    • 1389

    #16
    Dostum bartsimpson.

    Evvelki sahifede, hepsi "artma" olduğundan Riba-Zekât-Faiz-Kâr arasındaki farkı ne olduğunu sormuştum. Hepsi artmayı anlatmasına rağmen,aralarında bir fark olmasa bunlara ayrı ayrı adlar verilmezdi. Kimse buna dokunmadı, cevaplamadı.
    Eğer bir üretici iseniz, yeniden üretip ondan gelir elde edinceye kadar geçecek zaman dilimi içinde ihtiyacınız olan GEÇİM/İHTİYAÇ giderlerinin yanında üretim masraflarını da o ürettiğinizin satımından elde edeceğiniz bedel ile karşılamalısınız. Fazlasını "zekât" olarak vereceksiniz.

    Şimdi bu verdiğim üretici misalinde, üretici ürettiğini ihtiyaç sınırları içerisinde satar ve o oranda kazanırsa bu işlem ticaret değil de mal değişimi, ufak çapta alış-veriş ise elde edilene, ihtiyaçtan ötesi bu fazlaya (ticarette kâr) riba denir. Kedisine yontmadığından, karşındakini kazıklamadığından bu "iyi/helâl riba"dır. İşte karşınızdakini kazıklayarak elde ettiğiniz, "iyi/helal riba" miktarından fazla olarak aldığınız kısım ise "kötü/haram riba"dır; "kat-kat riba"dandır.

    Biz, yukarıda izah ettiğimiz gibi "riba"yı herkesin bildiğinin aksine yalnızca "kötü/haram" olarak değil, "iyisinin/helalinin" de olduğu iddiasındayız. Fakat riba olayını yalnızca bankacılık, tefecilik olayı içine hapsederseniz içinden çıkamazsınız.

    Bakın; Bakara-276. ayet meali şöyledir:"Allah ribayı (riba gelirini) mahveder, sadakayı (sadaka gelirini) ise artırır............"
    Burada "artırır" kelimesinin ayette geçen Arabça karşılığı "riba"dır. Arabça bilseniz de bilmeseniz de transkrıpsiyonundan da (YemhakullâhurRiba ve yurbis Sadakat) anlayabilirsiniz ki "artırır" denilen kelimenin karşılığı (yurbis) "ribalandırır" dır. Öyle ise birinci cümlede Allah ribayı mahvettiğine göre ikinci cümlede nasıl oluyor da sadakayı ribalandırıp da mahvetmiyor, tam tersine artırıyor?

    Hani "riba" haramdı? Haramsa neden hem de sadakayı haramlaştırmıyor, mahfetmiyor da ribalandırıyor/artırıyor?

    Ama Bakara-275. ayete bakarsanız "riba" haram kılınmış ve de Allah bunun yanında da "alış-veriş" helal kılınmıştır ifadesine neden lüzum duymuştur? Daha doğrusu ne anlatmak istemiştir?

    Saygılarımla.
    Galip Yetkin
    Last edited by galipyetkin; 14. October 2017, 06:34 PM.

    Comment

    • dost1
      Site Yöneticisi
      • Sep 2008
      • 1905

      #17
      Selamun aleyküm, değerli kardeşlerim,

      Kur'an'da "riba" sözcüğünün de türetildiği "artmak,fazlalaşmak,gelişmek,şişmek,kabarmak vb." anlamındaki kök harflerden türetilmiş ayetler vardır.

      Galipyetkin kardeşimizin dikkat çektiği ayette birincisi er riba/belirli olan artış - ki, bu belirlilik karşılıksız, emeksiz risksiz elde edilen artıştır. diğeri ise belirli olmayan riba/artış - ki, bu artış emeksiz,karşılıksız, risksiz olmayan artıştır.

      Ku'an'da bununla ilgili ayetlerden bir kısmını paylaşacağım.

      Kabarmak,büyümek anlamında.

      22;5:”… ve rabet ve embetet min kulli zevcim behîc.”
      41;39:”… ve rabet, innellezî ahyâhâ lemuhyil mevtâ, innehû alâ kulli şey'in gadîr. “

      Kabarma,taşma anlamında.

      13;17: Enzele mines semâi mâen fesâlet evdiyetum bigaderihâ fahtemeles seylu zebeder râbiyâ, ve mimmâ yûgıdûne aleyhi fin nâribtiğâe hılyetin ev metâın zebedum misluh, kezâlike yadribullâhul hagga vel bâtıl, feemmez zebedu feyezhebu cufââ, ve emmâ mâ yenfeun nâse feyemkusu fil ard, kezâlike yadribullâhul emsâl.

      Çoğalma anlamında.

      16;92: Ve lâ tekûnû kelletî negadat ğazlehâ mim bağdi guvvetin enkâsâ, tettehızûne eymânekum dehalem beynekum en tekûne ummetun hiye erbâ min ummeh, innemâ yeblûkumullâhu bih, ve leyubeyyinenne lekum yevmel gıyâmeti mâ kuntum fîhi tahtelifûn.

      Emeksiz,karşılıksız,risksiz artma, çoğalma,şişme ile emekli,karşılıklı,riskli artma,çoğalma,şişme vb anlamlarda

      30;39: Ve mâ âteytum mir ribel liyerbuve fî emvâlin nâsi felâ yerbû ındallâh, ve mâ âteytum min zekâtin turîdûne vechallâhi feulâike humul mud'ıfûn.

      2;276: Yemhagullâhur ribâ ve yurbis sadegât, vallâhu la yuhıbbu kulle keffârin esîm.
      2.275 - Ellezîne yeé'kulûner ribâ lâ yegûmûne illâ kemâ yegûmullezî yetehabbetuhuş şeytânu minel mess, zâlike biennehum gâlû innemel bey'u mislur ribâ, ve ehallallâhul bey'a ve harramer ribâ, femen câehû mev'ızatum mir rabbihî fentehâ felehû mâ selef, ve emruhû ilallâh, ve men âde feulâike ashabun nâr, hum fîhâ halidûn.

      2.278 - Yâ eyyuhellezîne âmenuttegullâhe vezerû mâ begıye miner ribâ in kuntum mué'minîn.
      3.130 - Yâ eyyuhellezîne âmenû lâ teé'kulur ribâ ed'âfem mudâafeh, vettegullâhe leallekum tuflihûn.

      4.161 - Ve ahzihimur ribâ ve gad nuhû anhu ve eklihim emvâlen nâsi bil bâtıl, ve ağtednâ lilkâfirîne minhum azâben elîmâ.


      Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
      Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
      Sevgi,saygı ve muhabbetle,
      Allah'a emanet olunuz.
      __________________
      Halil Ay

      Comment

      • bartsimpson
        Super Moderator
        • Mar 2012
        • 692

        #18
        galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
        Eğer bir üretici iseniz, yeniden üretip ondan gelir elde edinceye kadar geçecek zaman dilimi içinde ihtiyacınız olan GEÇİM/İHTİYAÇ giderlerinin yanında üretim masraflarını da o ürettiğinizin satımından elde edeceğiniz bedel ile karşılamalısınız. Fazlasını "zekât" olarak vereceksiniz.

        Şimdi bu verdiğim üretici misalinde, üretici ürettiğini ihtiyaç sınırları içerisinde satar ve o oranda kazanırsa bu işlem ticaret değil de mal değişimi, ufak çapta alış-veriş ise elde edilen bu fazlaya (ticarette kâr) riba denir. Kedisine yontmadığından, karşındakini kazıklamadığından bu "iyi/helâl riba"dır. İşte karşınızdakini kazıklayarak elde ettiğiniz, "iyi/helal riba" miktarından fazla olarak aldığınız kısım ise "kötü/haram riba"dır; "kat-kat riba"dır.
        Sevgili galip ağabey...

        düşündüm düşündüm ama bayağı düşündüm...

        yukarıda yazdığınız örneklemeye uygun günümüze uygulanabilecek bir ekonomik model bulamadım...

        çiftçi tohumu $ kurundan alır, zirai ilaci $ kurundan alır, mazotu $ kurundan alır...

        garibim der ki "ben bu sene domat ekeyim (azıcık bilgisi ile) $ kuru şu olur, bu kurdan mal alır, şu kurdan da ürünü kar koyup satarsam... eh elime geçen para ile oğlanı yaza everiririz gari".

        tarlayı eker, sular masrafı yapar sabah bi kalkar bakar birileri ekonomi bakanı ile kapışmış $ olmuş bilmem me. TL %15-20 develüe olmuş.

        bu çiftçi aşağıdakilerden hangisini yapar;

        a) başlarım böle işe der çiftçilikten istifa eder.
        b) zararın neresinden dönsem kardır der ürünü yok pahasına satar.
        c) ürünü dereye döker ve hükümeti protesto eder.
        d) ürünü tarlada yakar.
        e) tefeci kabzımalların eline düşer onların ırgatı olur. ne paraya ne verirlerse o paraya üretim yapar.

        yukarıdaki örnek birkaç değişiklikle hemen her sektöre uyarlanabilir.

        belki yazdıklarım konu ile biraz alakasız gelmiş olabilir ama yukarıda hani "makul" kar ve "kazıklamadan" yapılan ticaretten bahsettik...

        makul kar nasıl elde edilebilir göstergesi ve oranı nedir?
        tüketici kazıklanmadan nasıl mal satılır?
        ya da kazıklanmanın oranı ve ölçüsü nedir. (mesela sezonda 380TL satılan bir ayakkabının sezon sonunda indirimli 80TL satılması tüketiciyi kazıklamak mıdır?)

        dedim ya ağabey paranın olduğu yerde din olmaz...

        ekonomi, iktisat vb. hepsi şeytan ilimi, borsa ve merkez bankaları karargahları, ticaret hukuku, bankacılık kanunu vb. yazıtlar kutsal kitapları, bunları savunan ve çığırtkanlığını yapanlar da şeytanın avukatları...

        Onlar çalaaaar biz oynaaar.
        "Hayat bugündür. Emin olduğun tek hayat. Onu en iyi şekilde yaşa."

        Comment

        • galipyetkin
          Uzman Üye
          • Sep 2011
          • 1389

          #19
          Saygın bartsimpson.

          Sayın arkadaşım. Sen bana bu gün altında yaşadığımız 'emperyalist kapitalizmin' etkilerinden bahsediyorsun. Millet memnun ki, bu sistemi tatbik edenleri iktidarda tutup "bizi yönet" diyorlar. Sonra da milletin %90'ı müslüman, müslüman da değil "inanmış/inançlı" diyorlar. Müslüman kelimesinin anlattığı mânâ belli; ya "inanan"ın veya "inançlı"nın?
          Hiç düşündün mü İbrahim Peygamber'in beyti neden bekkede idi? Toplum içinde yaşamak varken neden havralar, manastırlar kuruldu hem de kuş uçmaz kervan geçmez yerlerde? Meselâ: Sumela Manastırı ve Kapadokya'daki yeraltı şehri vs.. Neden Musa Peygamber kavmini 40 yıl çöllerde dolaştırdı? Kaçtıkları şey ne idi?

          Uygulanan sitemi beğenmiyorsanız ve gücünüz yetiyorsa değiştirin! Hem de hemen.
          Ama konu bu değil.

          Bu sistemde olsa bile konu YASAL İHTİYAÇ MİKTARInı aşmayacak şekilde planlama yapmak ve diğer kişileri (ve de hatta hayvanları dahi çok çalıştırıp az yem vermek gibi) mağdur durumda bırakmamak,"kıst" üzere hareket etmek, böylece "riba"da(edilecek kârda) hakkı aşmamak ve "zekât"a girmemek, aksi takdirde zekâtı vermek.
          İşte zekât olarak vermeyip de iç edilen kısım "kat kat riba"dır.

          “Müminler, mallarınızı aranızda haksızlıkla yemeyin; karşılıklı rızaya dayalı bir ticaretle olursa yiyebilirsiniz.” (Nisa 4/29)

          Saygılarımla.
          Galip Yetkin
          Last edited by galipyetkin; 2. September 2017, 01:15 PM.

          Comment

          • bartsimpson
            Super Moderator
            • Mar 2012
            • 692

            #20
            galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
            Hiç düşündün mü İbrahim Peygamber'in beyti neden bekkede idi? Toplum içinde yaşamak varken neden havralar, manastırlar kuruldu hem de kuş uçmaz kervan geçmez yerlerde? Meselâ: Sumela Manastırı ve Kapadokya'daki yeraltı şehri vs.. Neden Musa Peygamber kavmini 40 yıl çöllerde dolaştırdı? Kaçtıkları şey ne idi?
            Özellikle Kapadokya'yı gördükten sonra, ben can ve mal korkusu olarak düşünmüştüm ama...

            Bozulmama ve etkilenmeme için toplumu izole etmenin de sakıncaları var...

            O zaman da düşüncenin önünde duramazsınız...

            Ben hala Lidyalılara sövenlerden tarafım...

            Saygılarımla
            "Hayat bugündür. Emin olduğun tek hayat. Onu en iyi şekilde yaşa."

            Comment

            Working...