Ramazan Ayının Bereketi Üzerinize Olsun.

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • halukgta
    Uzman Üye
    • Feb 2010
    • 427

    #1

    Ramazan Ayının Bereketi Üzerinize Olsun.

    Bolluk ve bereket Kur an ayı, hepimize sağlık ve huzur getirmesi dileklerimle sözlerime başlamak istiyorum. Kur an bu ayda indirilmeye başlanmıştır, onun içinde bizler bu ayda Kur an ı, anladığımız dilden bolca okuyarak, Allah ın uyarı, ikaz ve önerilerini mutlaka anlamaya çalışmalıyız. Birilerinin din adına, tuzağına düşmek, Allah ile aldatılmak istemiyorsak, Kur an ile direk irtibatı, aramıza kimseyi sokmadan mutlaka önce kurmalıyız.

    Allah orucu Kur an da, bizden önceki toplumlara da emrettiğini söyler ve orucun BİZLERİN KORUNMASI ADINA emredildiği açıklamasını yapar. Her konuda olduğu gibi, oruç konusunda da gereken detayları Kur an verir. Ama bizlere Kur an ın din adına yeterli olmadığı öğretildiği içindir ki, emin olamayacağımız onca bilgiler ışığında inançlarımızı yaşamaktan çekinmeyiz. Ramazan ve O ayda tuttuğumuz oruç konusunda da, ne yazık ki Kur an ı referans almadığımız için, yaptığımız çok büyük yanlışları göremiyoruz.

    Kur an oruç konusunda gereken bilgiyi verir ve ne zaman oruca başlamamız gerektiği konusuna herkesin anlayacağı, çok açık ve basit bir örnek vererek, Bakara 187. ayetinde derki;

    (TAN YERİNİN BEYAZ İPLİĞİ, SİYAH İPLİĞİNDEN SİZCE SEÇİLİNCEYE KADAR YİYİN İÇİN; SONRA DA ORUCU GECE OLUNCAYA DEĞİN TAMAMLAYIN.)

    Bu sözlerden şunu anlıyoruz. Kur an tıpkı sabah namazını tarif ettiği gibi, fecir vaktinde yani gecenin karanlığı sona erdiği, günün aydınlığının yavaş yavaş başladığı o vakitten bahsediyor. Verdiği örnekle de tarifini netleştiriyor ve beyaz iplikle, siyah iplik fark edilmeye başlandığı zaman, yemeyi içmeyi kesin, akşam oluncaya kadar yemeyin, içmeyin açıklaması yapılıyor. Kur an ı rehber alan için her şey çok açık. Kur an ı yeterli görmeyip, emin olamayacağımız bilgilerle İslam ı yaşarsak, dini ellerimizle zorlaştırmış ve Allah ın yolundan uzaklaşmış oluruz.

    Sizlere sormak isterim. Bizler oruca günümüzde, Allah ın Kur an da bahsettiği zamanda mı başlıyoruz? Ne yazık ki hayır. Atatürk ün, gerçek İslam ile toplumun buluşmasını sağlamak adına Kurduğu Diyanet İşleri Başkanlığı, ne yazık ki amacından saptığı için, toplumu birçok konuda olduğu gibi, oruç konusunda da yanlış yönlendirmekte ve Kur an ın emrettiği zamanda toplumu oruca başlatmak yerine, çok daha önceleri oruca başlatmaktadır.

    Ramazandan iki gün önce, sabah ezanı bizim bölgemizde yaklaşık 04.35 de okunurken, Ramazan ın ilk günü sabah ezanı bir den bire geri alındı ve 03.37 de okundu. Hiç kimse yıllardır yapılan bu yanlışı, Diyanete sormuyor ve sorgulamıyor bile. İşte bizleri din adına böyle yönetiyorlar, sorgusuzca bizlerde itaat ediyoruz. Böyle olunca da yaptıklarımızın değerlendirmesini yapamıyoruz. Çünkü Kur an ile gereken bağımızı kuramadık da ondan. Kur an ile aramıza yanlış bilgilerle, yüksek duvarlar ördük, ama bunun farkında bile değiliz.

    Ramazandan önce bile sabah ezanının okunduğu vakit, sabah namazının kılınacağı fecir vakti zamanı olmadığı halde, Ramazanda daha da erken sabah ezanını okuyarak, hem sabah namazını yanlış zamanda kıldırıp, hem de orucun başlama vaktine, en az bir saatten fazla zaman olmasına rağmen, toplumu erken oruca başlatmaktadırlar. Bunun hesabını nasıl Allah a verirler, onu bilemiyorum.

    Normal günlerde, sabah namazını camiye kılmaya gidenler bilir, ezan erken okunduğu için, sabah namazının farzı hemen kılınmaz. Sünneti kılınır ve Kur an okunur. Daha sonra karanlık geçip, fecir vakti yaklaşınca, yani gün karanlıktan aydınlığa dönmeye başlayınca sabah namazının farzı kılınır. Oruca başlama zamanımız içinde Kur an aynı tarifi yapar, günün yavaş yavaş aydınlanması, yani beyaz iplikle siyak ipliğin fark edilmeye başlanması örneğini verir.

    Diyanet İşleri Başkanlığı, ne yazık ki Kur an ın bunca açık ayetlerinin üstünü örterek, görmezden gelerek, kendi nefislerinde toplumu din adına yanlış yönlendirmektedirler. Din Kur an ın emirlerine göre yaşanır, lütfen bu gerçeği göz ardı etmeyelim. Allah ın kolaylaştırdığı dini ellerimizle, nefislerimizde zorlaştırmayalım.

    ALLAH NASİP EDERDE ORUÇLARIMIZI TUTARKEN, GECENİN ZİFİRİ KARANLIĞINDA OKUNAN EZANIN, ORUCUMUZA BAŞLAMA VAKTİ OLMADIĞINI BİLELİM VE TELAŞ ETMEYELİM. Oruca başlama vaktimiz Kur an da apaçık belirtilmiştir. O vakte kadar yiyelim içelim ve vakti geldiğinde namazımızı kılıp, orucumuza başlayalım.

    Dilerim Ramazan ayı ülkemize sağlık, mutluluk ve huzur getirsin. Toplum olarak ağız tadımızla bir Ramazan ayını geçirmeyi, Rabbimiz bizlere nasip etsin inşallah.


    Haluk GÜMÜŞTABAK
    Saygılarımla
  • Saadettin Sipehsalar
    Katılımcı Üye
    • Mar 2015
    • 38

    #2
    Ayların en şereflisi, Allah'ın Kur'an'ı bizimle tanıştırdığı bu yüce ve mübarek ayın, başta esir ve işgal altındaki İslâm yurtları olmak üzere tüm inananlara hayırlar ve esenlikler getirmesini yüce rabbimizden niyâz ediyorum.

    Üstadım bu güzel yazınız için teşekkür ederim.
    Haluk ağabeyin de buyurduğu gibi bu müstesna ayı, rabbimizin öngördüğü bir şekilde, bolca tefekkür, tezekkür ve nafile ibadetler ile taçlandırmalıyız. İbadetlerimizi yalnız ve yalnız rabbimizi özgüleyerek yapmalıyız.

    Yıllardır olduğu gibi bu Ramazan'da da televizyon kanallarında mankıbevi olarak hurafe ve bidat anlatan ve inananları Hanif bir müslüman olmaktan ve Allah'ın yüce kitabından uzaklaştıran din tüccarlarına fırsat vermemeliyiz. Mümkün olduğu kadar çevremizde bu tarz programları takip eden insanları uyarmalıyız. Eminim ki Allah katında yaptığımız bu uyarıların bir karşılığı muhakkak vardır. Ecrimiz rabbimizden...

    Belirtmek istediğim bir diğer husus, Haluk ağabeyin de değindiği gibi Ramazan'ın ve Oruç'un özü Bakara suresi 187. ayettir. Diyanet İşleri Başkanlığın'ın yıllardır değişmeyen yanlış tutumuna karşı biz Allah'ın emrettiği şekilde orucumuzu elbet tamamlayacağız. Bilhassa bu konuda herkesin dikkatli olmasını temenni ediyorum. Bu mevzu üzerinde yıllardır bilimsel/akademik çalışmalar yapan Prof. Dr. Abdülazziz Bayındır ve Süleymaniye Vakfı'nın takip edilmesini öneriyorum. Vakfın internet sitesi üzerinden her il için oluşturulmuş mizana uygun imsakiyeleri edinip, Bakara suresi 187. ayette öngörüldüğü gibi doğru bir şekilde sahurunuzu yapabilirsiniz.

    Esenlikler
    Saadettin Sipehsalar
    "Fe-eyne teżhebûn / Hal böyle iken nereye gidiyorsunuz?"
    Tekvir/26

    Comment

    • kuman
      Uzman Üye
      • Mar 2013
      • 583

      #3
      Saadetin bey,
      Merak ettim diyanet isleri baskanliginin aksine biz orucumuzu Allahin emrettigi sekilde tamamliyacagiz demissiniz.
      Bu yemeden icmeden konusmadan cinsel iliskiye girmeden ve s

      Comment

      • dost1
        Site Yöneticisi
        • Sep 2008
        • 1905

        #4
        Selamun aleyküm, değerli Saadettin Sipahsalar kardeşim,

        Allah razı olsun, siyamlı olmanın vaktini Bakara 187 belirtmiştir.

        Sağolsun belirttiğiniz gibi Abdülaziz Bayındır da sıyamın Başlama ve bitişi ile ilgili çokça emek harcayan bir kardeşimizdir ancak, burada asıl unutulan ve üzerinde durulması gereken şey, bu tür detaylara odaklanarak sıyamın gerekçesinin " Leallekum tettekun" gözardı edilmesi olmaktadır.
        Sıyam gündüz olacaktır. Gündüz,güneşin doğması ile batması arasındaki süredir.
        Ayette de "sizce" ifadesi ile tartışma ortadan kaldırılmıştır. Sıyamlı olacak olan bakar gün doğmaya ortalık aydınlanmaya başladıysa sıyamına başlar. Güneş battığında da sıyamından çıkar. Bunun için saate, dakikaya gerek yoktur. Ne yazık ki, diyanet belirttiğiniz gibi insanları Ayete rağmen sıyam gece başlar diyerekten kandırıyor.
        Söylenebilecek olan ise, Müslümanların ilgili ayeti okuyarak aklını işletmesi ve gereği neyse yapması, gereksiz sorulardan da kaçınması olacaktır.

        Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
        Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
        Sevgi,saygı ve muhabbetle.
        Allah'a emanet olunuz.
        Halil Ay

        Comment

        • Saadettin Sipehsalar
          Katılımcı Üye
          • Mar 2015
          • 38

          #5
          Halil üstadım, "siyam" hususunda ekledikleriniz için çok teşekkür ediyorum. Sizin de ifâde buyurduğunuz gibi, bu gibi meseleler siyam çerçevesinde ele alınmalıdır...

          Sayın kuman,
          Azizim eklediğiniz mesajınız da eksiklik var galiba, sanırım şahsım bir konu da soru yönlendirecek veya bir hususta bilgi aktaracaktınız. Mesajınızdaki eksikliği giderip tekrar yayınlamanızı rica ediyorum.

          Esenlikler
          Saadettin Sipehsalar
          "Fe-eyne teżhebûn / Hal böyle iken nereye gidiyorsunuz?"
          Tekvir/26

          Comment

          • kuman
            Uzman Üye
            • Mar 2013
            • 583

            #6
            Aslinda silecektim mesaji.... Unutmusum.

            Saadettin bey,

            Nafile ibadet dediniz ya biraz ona takildim.
            Yaptigin nafile ..... diye bir soz var ya o geldi aklima.

            Comment

            • Saadettin Sipehsalar
              Katılımcı Üye
              • Mar 2015
              • 38

              #7
              kuman Nickli Üyeden Alıntı
              Aslinda silecektim mesaji.... Unutmusum.

              Saadettin bey,

              Nafile ibadet dediniz ya biraz ona takildim.
              Yaptigin nafile ..... diye bir soz var ya o geldi aklima.
              Sayın kuman,
              Ne demek istediğinizi daha açık bir şekilde ifâde eder misiniz?
              Sizin söylediğiniz ve Türkçe'de gramer olarak "zarf" dediğimiz nafile kullanımı ile, benim ifâde buyurduğum nâfile sözcüğünün aralarındaki farkı ve anlam farkılıklarını bildiğinizi umuyorum. Kuranî bir kavram olan nâfile ile Türkçe'de edebi kullanımı olan nâfile'yi nasıl bağdaştırdınız anlamıyorum. Gerek Kur'an litaratüründe; gerekse fıkıh litaratüründe bu sözcüğün neyi ihtivaı ettiği malumdur. Lisan'ül Arab-i gibi Arap dilinin en eski sözcük dizinine de baktığınızda sizin kullandıüınız gibi bir kullanımı mevcut değildir.

              Siz sanırım ya beni anlamadınız ya da ucuz bir mizah yaptınız.

              Esenlikler
              Saadettin Sipehsalar
              Last edited by Saadettin Sipehsalar; 29. June 2015, 10:05 PM.
              "Fe-eyne teżhebûn / Hal böyle iken nereye gidiyorsunuz?"
              Tekvir/26

              Comment

              • bartsimpson
                Super Moderator
                • Mar 2012
                • 692

                #8
                Nafile Türkçe ses uyumuna uyan bir kelime değildir.
                Dolayısı ile Türkçe değildir.
                Aslen Arapçadan dilimize girmiş bir kelimedir.
                Anlam olarak da aynı manayı taşır.
                Türkçe olmayan bir kelimenin Türkçe anlamı ile Arapça anlamı farklı olamaz.

                Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlük - Kelime anlamları, etimoloji, eşdizimlilik ve daha fazlası.


                "Hayat bugündür. Emin olduğun tek hayat. Onu en iyi şekilde yaşa."

                Comment

                • Saadettin Sipehsalar
                  Katılımcı Üye
                  • Mar 2015
                  • 38

                  #9
                  bartsimpson Nickli Üyeden Alıntı
                  Nafile Türkçe ses uyumuna uyan bir kelime değildir.
                  Dolayısı ile Türkçe değildir.
                  Aslen Arapçadan dilimize girmiş bir kelimedir.
                  Anlam olarak da aynı manayı taşır.
                  Türkçe olmayan bir kelimenin Türkçe anlamı ile Arapça anlamı farklı olamaz.

                  Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlük - Kelime anlamları, etimoloji, eşdizimlilik ve daha fazlası.


                  http://www.diyanetislamansiklopedisi.com/nafile/
                  Türkçe olmadığı evet aşirak ben zaten bu konuda bir şey söylemedim.
                  Çok yanılş ve eksik yazıyorsunuz. Kuran ve fıkıh litaratüründe aldığı manadan bahsediyorum size. Siz bana halen daha Türkçe lugataki manasını veriyosunuz. Sizin ve kuman'ın dediğiniz gibi düşünecek olursak, farz ibadetlerin dışında yaptıiğimiz ibadetlerin tümü nafile/boş'tur! Sayın kuman ve siz nafile/boş ibadetler yapın. Ben nafile/fazladan ek ibadetler yapıyorum.

                  İslam Ansiklopedisi bağlantısını paylaşmışsınız ama siz okumamışsınız...

                  İslam ansiklopedisinde nafile maddesinin ilk bir kaç satırını paylaşıyorum buyrun:

                  "Farz ve vâcip niteliğinde olmayan ibadet anlamında fıkıh terimi.

                  Nefl kökünden türeyen nâfile kelimesi (çoğulu nevâfil) sözlükte “hak edilen miktara veya paya eklenen, ziyade, ilâve, fazlalık” gibi anlamlara gelir; ayrıca nefel ile eş anlamlı olarak “ganimet ve bağış” mânasında da kullanılır"
                  "Fe-eyne teżhebûn / Hal böyle iken nereye gidiyorsunuz?"
                  Tekvir/26

                  Comment

                  • bartsimpson
                    Super Moderator
                    • Mar 2012
                    • 692

                    #10
                    Fıkıh Literatürü???
                    Vacip???

                    Ben size Türkçe lugattaki manasını vermedim.

                    Türk Dil Kurumunun "Nafile" kelimesinin (ki orada da Arapça olduğu zaten yazıyor.) anlamı ile ilgili yazısını gösteren linki yolladım.

                    Aynı şeyi Diyanet İslam Ansiklopedisi için de yaptım.

                    Ama eğer siz ibadetlerinizi hala farz, nafile veya sünnet, vacip diye ayırıyorsanız?
                    Bence daha okumanız gereken çok konu ve kitap var.
                    Başta da Kuran...

                    Sevgi ile kalın...
                    "Hayat bugündür. Emin olduğun tek hayat. Onu en iyi şekilde yaşa."

                    Comment

                    • Saadettin Sipehsalar
                      Katılımcı Üye
                      • Mar 2015
                      • 38

                      #11
                      bartsimpson Nickli Üyeden Alıntı
                      Fıkıh Literatürü???
                      Vacip???

                      Ben size Türkçe lugattaki manasını vermedim.

                      Türk Dil Kurumunun "Nafile" kelimesinin (ki orada da Arapça olduğu zaten yazıyor.) anlamı ile ilgili yazısını gösteren linki yolladım.

                      Aynı şeyi Diyanet İslam Ansiklopedisi için de yaptım.

                      Ama eğer siz ibadetlerinizi hala farz, nafile veya sünnet, vacip diye ayırıyorsanız?
                      Bence daha okumanız gereken çok konu ve kitap var.
                      Başta da Kuran...

                      Sevgi ile kalın...

                      Hepimizin okuması gereken çok kitap var üstad, ben okuduğum kitapları sadece kendim için okumuyorum. Okuduklarımdan öğrendiğin hakikatleri, doğru bilgileri insanlar ile paylaşıyorum. Okumasalar bile öğrenmelerine vesile oluyorum. Beninm okumadığım pek çok kitabı siz okumuşsunuz, siz enaniyet sahibi değilseniz ve sadece kendiniz için okumamışsanız ve Allah'ın öğüdü olara öğrendiğinizi paylaşıyorsanız benimle de paylaşın. Ben bilmiyorum sizden öğreneyim mâdem...

                      İbadetleri nasıl ayıracağız azizim, sen nasıl ayırıyorsun. Mizahi bir yaklaşım sergilemiyorum sadece öğrenmek istiyorum.

                      Benim şahsi kanaatim ibadet, ibadettir. Sadece Allah'ı özgüleyerek, Allah için yapılır. Bunun osu, busu, şusu yoktur. Gece yapıyorsam oluyor gece ibadeti, sabah yapıyorsam oluyor sabah ibadeti. 5 vakit namaz kılmak ve Cuma namazı haricinden yaptığım bütüne namazlar Allah için namazlardır. Fazladan yaptıüım içinde kelime anlamı fazlalık olan nafile ibadeti diyorum hepsi bu.

                      Kur'an hususuna gelince ise ömürlük okunacak bir Ahlak kealmı, her okunuşta da yeni yeni şeyler öğrenilecek bir kitap. Ben Kur'an'ı her seferinde yeniden okuyorum. Siz galiba bir kere okuyup öğrendiniz!?
                      "Fe-eyne teżhebûn / Hal böyle iken nereye gidiyorsunuz?"
                      Tekvir/26

                      Comment

                      • bartsimpson
                        Super Moderator
                        • Mar 2012
                        • 692

                        #12
                        Saadettin Sipehsalar Nickli Üyeden Alıntı
                        Hepimizin okuması gereken çok kitap var üstad, ben okuduğum kitapları sadece kendim için okumuyorum. Okuduklarımdan öğrendiğin hakikatleri, doğru bilgileri insanlar ile paylaşıyorum. Okumasalar bile öğrenmelerine vesile oluyorum. Beninm okumadığım pek çok kitabı siz okumuşsunuz, siz enaniyet sahibi değilseniz ve sadece kendiniz için okumamışsanız ve Allah'ın öğüdü olara öğrendiğinizi paylaşıyorsanız benimle de paylaşın. Ben bilmiyorum sizden öğreneyim mâdem...

                        İbadetleri nasıl ayıracağız azizim, sen nasıl ayırıyorsun. Mizahi bir yaklaşım sergilemiyorum sadece öğrenmek istiyorum.

                        Benim şahsi kanaatim ibadet, ibadettir. Sadece Allah'ı özgüleyerek, Allah için yapılır. Bunun osu, busu, şusu yoktur. Gece yapıyorsam oluyor gece ibadeti, sabah yapıyorsam oluyor sabah ibadeti. 5 vakit namaz kılmak ve Cuma namazı haricinden yaptığım bütüne namazlar Allah için namazlardır. Fazladan yaptıüım içinde kelime anlamı fazlalık olan nafile ibadeti diyorum hepsi bu.

                        Kur'an hususuna gelince ise ömürlük okunacak bir Ahlak kealmı, her okunuşta da yeni yeni şeyler öğrenilecek bir kitap. Ben Kur'an'ı her seferinde yeniden okuyorum. Siz galiba bir kere okuyup öğrendiniz!?
                        Aynen katılıyorum.

                        Sıkıntı yok.
                        "Hayat bugündür. Emin olduğun tek hayat. Onu en iyi şekilde yaşa."

                        Comment

                        • galipyetkin
                          Uzman Üye
                          • Sep 2011
                          • 1389

                          #13
                          Saadettin Sipehsalar'dan
                          Benim şahsi kanaatim ibadet, ibadettir. Sadece Allah'ı özgüleyerek, Allah için yapılır.
                          bartsimpson'dan
                          Aynen katılıyorum.
                          Sıkıntı yok.

                          Nasıl yani?

                          Saygılarımla.
                          Galip Yetkin.

                          Comment

                          • bartsimpson
                            Super Moderator
                            • Mar 2012
                            • 692

                            #14
                            Yanlış bir şey mi söyledim ???

                            "...Rabbinin rızasını kazanmak isteyen kimse, iyi iş yapsın ve ibadet ederken hiçbir şeyi Rabbine ortak koşmasın." (Kehf, 110)

                            "Rabbin için namaz kıl ve hayvan kes!” (Kevser: 2)

                            "Hüküm vermek yalnız Allah'a aittir. Kendisinden başkasına değil, sadece O'na ibadet etmenizi emretti. Dosdoğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler." (Yusuf: 40)

                            "Kullarım sana benden sorarlarsa, şüphesiz ben onlara çok yakınım. Bana dua ettiği zaman, dua edene muhakkak cevap veririm. Bana icabet etsinler ve bana iman etsinler. Ancak bu şekilde rüşde ulaşabilirler." (Bakara 186)


                            "Rabbine kavuşmayı uman kimse salih amel işlesin ve Rabbine ibadette hiçbir şeyi ortak koşmasın." (Kehf: 110)

                            "Eğer mü'min iseniz yalnız Allah'a tevekkül edin." (Maide: 23)

                            "Kim Allah'a tevekkül ederse Allah ona yeter." (Talak: 3)

                            "De ki: "Namazım, kestiğim, hayatım ve ölümüm Alemlerin Rabbi olan Allah içindir. O'nun hiçbir ortağı yoktur. Müslümanların ilki olarak bununla emrolundum." (En'am: 162-163)

                            "Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım isteriz. (Fatiha:4)
                            "Hayat bugündür. Emin olduğun tek hayat. Onu en iyi şekilde yaşa."

                            Comment

                            • galipyetkin
                              Uzman Üye
                              • Sep 2011
                              • 1389

                              #15
                              Sayın arkadaşım.

                              Yanlış yaptın diye seni suçlayamam; ama eksik kaldığın için kınayabilirim.
                              Allah'ın "isim/sıfatlarından" biri de "ganiy"dir. Bunun için Hacc:64. ayete bakabilirsin. Ganiy kelimesi müstağni ifadesini de içerir. "El müstağni" hiç bir şeye ihtiyacı olmayan demektir. Ganiy yani her şeyden herkese bol bol verenin "El Müstağni/hiç bir şeye ihtiyacı olmayan" olması kaçınılmaz/mutlaktır. Her şeyi yaratan Allah'ın da senin hiçbir şeyine ve senden gelecek hiç bir şeye ihtiyacı yoktur; çünkü onları da "O" yaratmıştır.

                              Gerek "İşte Kur'an", gerekse de sitedeki yazılarda, gerekse de İhsan Alnıaçık'ın makalelerinde "ibadet" kelimesinin kökeni olan" abd" ve ondan türeyenleri bulabilirsin. Bu da Allah'ın insanlara verdiği melekelerdir. Allah'ın kullarına bahşettiğine ihtiyacı olduğu da söylenemez. Aksi halde bir yanlış üzerinde olunulduğu anlaşılır. Bu nedenle kişi kullar için yapılması gerekenleri Allah'a yapamaz,dolayısı ile Allah'a ibadet edemez, ancak O'na "kul" olabilir(İbadetin kulluk olduğu söylenebilirse de bu günkü anlayışa göre tartışılınabilir). Kişinin "salat"ı hiç bir zaman Allah için olamaz. İllaki karşındakine, toplu yaşandığından da karşılıklı, kişilerin birbirlerine olacaktır

                              Belirttiğim nedenlerle vermiş olduğun ayetlerdeki bazı tanımlar/ifadeler hatalı. Meselâ 4. ayet diye verdiğin Fatiha 5. ayet "yalnız sana ibadet ederiz" diye yazılanlar hatalı, "yalnızca sana kulluk ederiz" diye geçmesi gereklidir.

                              Evet Allah kendisine yağcılık değil, kulluk yapılmasını istiyor.

                              Saygılarımla.
                              Galip Yetkin
                              Last edited by galipyetkin; 29. March 2018, 01:56 AM.

                              Comment

                              Working...