Ramazan Ayının Bereketi Üzerinize Olsun.

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • bartsimpson
    Super Moderator
    • Mar 2012
    • 692

    #16
    Kulluğu "sıratel müstakim" ve "sünnetullah" doğrultusunda şüpheye yer bırakmaksızın yaşamak olarak açıklıyorsunuz sanırım.
    Bu durumda da otomatikman "ibadet" etmiş oluyoruz.
    Yani "dini" (kulluk borcumuzu ödemek) yaşamış oluyoruz.
    Doğru mu?

    "Yaratılanı severim Yaratandan ötürü"
    "Hayat bugündür. Emin olduğun tek hayat. Onu en iyi şekilde yaşa."

    Comment

    • galipyetkin
      Uzman Üye
      • Sep 2011
      • 1389

      #17
      Dostum bartsimpson.

      Benim tasdikime tâbi değilsin, tabii teşekkür ederim. Ama kararını kendin ver.
      "Sırat el müstakim", "sünnetullah ve adetullah" doğru tespitler, çünkü ayetler öyle söylüyor. Bunların "ne" olduğunun; ve bu "ne"lerin "sırat el mustakim", "sünnetullah" ve "adetullah"ı tanımlayıp tanımlamadıklarının tesbiti gerekiyor

      Bak şimdi sana bir yazı: Sayın Eliaçık'tan.

      "İBADET: Sözlükte “abd” kökünden Arapçanın tarihsel kök ve komşu dilleri Aramice, Akkadça, İbranîce, Süryanîce, Habeşçe gibi Sami dillerinin hepsinde “yapmak, meydana getirmek, ortaya çıkarmak, çalışmak, üretmek” demektir.

      BEDAET de kökün harfleri değişmeden “bda”ya dönüşümü ile “yaratmak, yapmak, meydana getirmek, icat etmek, bir şeyi ilk olarak ortaya çıkarmak” anlamındadır. Son harfin “hemzelif”e dönüşmesi ile “bde” de ise yine mâna pek bozulmayarak bir şeyi “başlatmak, ortaya çıkarmak, icat etmek” mânası kazanır.

      Şu halde Allah ile insanın aktüel ve dinamik ilişkisinin ortaya çıkardığı, meydana getirdiği, yaptığı, yarattığı, icat ettiği, ürettiği her tür iş ve oluş bu kapsama giriyor.

      Yapılan/üretilen iş ve oluşun faili Allah ise buna bedaet, ibda, mubdi’, faili insan ise buna da ibadet, ubudiyet, taabbud deniyor. Her ikisinde de ortak anlamın yapmak, ortaya çıkarmak, üretmek, meydana getirmek olduğunu görüyoruz…

      ***

      Öte yandan abd kelimesi Kuran’ın nazil olduğu dünyada yaygın olarak kullanılıyordu. Özellikle bir takım putlara, krallara ve imparatorlara yönelik olarak “arz-ı ubudiyet etmek” veya “kul köle olmak” deniliyordu.

      Babil, Sasani, Mısır, Roma, Bizans gibi eski dünyanın Tanrı-Devlet kralları ahaliye “kullarım, kölelerim” diye seslenirlerdi. Kendilerine de Tanrı’nın oğlu, temsilcisi veya doğrudan Tanrı derlerdi. Kuran’daki abd kavramı işte bu anlayışa isyan olarak doğdu. Kur’an bunu alıp kullandı ve fakat kavramın içeriğini değiştirdi. “Yalnız sana kulluk ederiz” ifadesindeki “ancak, yalnızca, sadece, sırf, salt” anlamına gelen iyya sözcügünün önce gelmesinden de anlaşılacağı gibi bu hususiyeti ifade eden bir tepki ifadesidir (kasr ve ihtisas) ki “başkasına değil” anlamı verir; yoksa “başkasına yapıldığı gibi” demek olmaz.

      Dolayısıyla ibare “Başkalarının putlara, krallara tapındığı gibi biz de sana tapınırız, kulluk-kölelik ederiz” değil; ilkten “putlara ve krallara tapınmayı reddederiz” manasında başkaldırı ifade eder.

      Saygılarımla.
      Galip Yetkin
      Last edited by galipyetkin; 4. October 2018, 11:11 PM.

      Comment

      • bartsimpson
        Super Moderator
        • Mar 2012
        • 692

        #18
        galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
        Şu halde Allah ile insanın aktüel ve dinamik ilişkisinin ortaya çıkardığı, meydana getirdiği, yaptığı, yarattığı, icat ettiği, ürettiği her tür iş ve oluş bu kapsama giriyor.
        Bunu anlayamadım...

        Allah ve insan nasıl aktüel ve dinamik bir ilişkiye girebilir?

        Bu olgu ve oluş İhlas suresindeki Allah tanımına tamamen zıt bir söylem.

        Allah'ı bu kadar sosyalleştirerek fakına varmadan şirke bulaşmayalım sonra.
        "Hayat bugündür. Emin olduğun tek hayat. Onu en iyi şekilde yaşa."

        Comment

        • galipyetkin
          Uzman Üye
          • Sep 2011
          • 1389

          #19
          Yapma be arkadaşım.
          Allah merâmını Peygamber vasıtası ile, yani vahyederek anlatır ve Peygamber de sağlığında bunları tebliğ ederken, gelecek kuşakların da doğrusunu haber almaları için vahyedilen ayetleri mushafta "Kitap" olarak toplar.

          O günün anlatım tarzını ve anlatımını bu gün anlamak pek müşkül olduğundan bir prensip vardır: Tecdid veya güncelleme. Yani bizim burada yaptığımız.
          İşte bu Kitab'ı ve kitaptan çıkartılacak mâna olan Kur'an'ı aktüel hale getirmek ve bu haliyle uygulanması da, istersen amel'i salih de, yani ayetlerin söylediği eylemin/amelin uygulanması dinamik ilişki olmaz mı?

          Bir de Tekvir-29. ayet var. Bu ayete göre de: "iş/eylem/amel sizin istemenizle değil, ancak Rabbülâlemin olan Allah’ın dilemesiyle tamam olur."
          Mesela "ışık hızı"na ulaşmak isteseniz de bu aşamada ulaşamazsınız. Çünkü Allah ona ulaşma imkanlarını daha bize vermemiştir; çünkü ilim, bilim ve yetenek olarak o aşamaya daha ulaşamadık; ancak o aşamada. İşte bu da Allah ile insanın aktüel ve dinamik bir işbirliğidir.

          Saygılarımla.
          Galip Yetkin.
          Last edited by galipyetkin; 25. July 2015, 01:32 AM.

          Comment

          • Saadettin Sipehsalar
            Katılımcı Üye
            • Mar 2015
            • 38

            #20
            galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
            Sayın arkadaşım.

            Yanlış yaptın diye seni suçlayamam; ama eksik kaldığın için kınayabilirim.
            Allah'ın "isim/sıfatlarından" biri de "ganiy"dir. Bunun için Hacc:64. ayete bakabilirsin. Ganiy kelimesi müstağni ifadesini de içerir. "El müstağni" hiç bir şeye ihtiyacı olmayan demektir. Ganiy yani her şeyden herkese bol bol verenin "El Müstağni/hiç bir şeye ihtiyacı olmayan" olması kaçınılmaz/mutlaktır. Her şeyi yaratan Allah'ın da senin hiçbir şeyine ve senden gelecek hiç bir şeye ihtiyacı yoktur.

            Gerek "İşte Kur'an", gerekse de sitedeki yazılarda,gerekse de İhsan Alnıaçık'ın makalelerinde "ibadet" kelimesinin kökeni olan" abd" ve ondan türeyenleri bulabilirsin. Bu da Allah'ın insanlara verdiği melekelerdir. Allah'ın kullarına bahşettiğine ihtiyacı olduğu da söylenemez. Aksi halde bir yanlış üzerinde olunulduğu anlaşılır. Bu nedenle kişi kullar için yapılması gerekenleri Allah'a yapamaz,dolayısı ile Allah'a ibadet edemez, ancak O'na "kul" olabilir(İbadetin kulluk olduğu söylenebilirse de bu günkü anlayışa göre tartışılınabilir). Kişinin "salat"ı hiç bir zaman Allah için olamaz. İllaki karşındakine, toplu yaşandiğindan da karşılıklı, kişilerin birbirlerine olacaktır

            Belirttiğim nedenlerle vermiş olduğun ayetlerdeki bazı tanımlar/ifadeler hatalı. Meselâ 4. ayet diye verdiğin Fatiha 5. ayet "yalnız sana ibadet ederiz" diye yazılanlar hatalı, "yalnızca sana kulluk ederiz" diye geçmesi gereklidir.

            Evet Allah kendisine yağcılık değil, kulluk yapılmasını istiyor.

            Saygılarımla.
            Galip Yetkin

            Estâizu Billâh, Allah'ın tabiî ki yarattığı kullarının ibadet ve tesbihlerine ihtiyacı yoktur. Fakata Allah' bir çok Kur'an ayetinde olduğu gibi kullarının kendisini sıklıkla anmasını istemektedir. Biz sayın bartsimpson ile Namaz ibadeti çerçevesinde nafile ibadet konusunu ele alıyorduk. Eğer sizin dediğiniz gibi namaz vs türü ibadetler yağcılık ise, Alak suresi 16. ayette geçen: "Kellâ, lâ tutı’hu vescud vakterib" mealen ise: "Asla, ona uyma; secde et ve yaklaş!" neyi ifade etmektedir. Buradaki "secde" etmek bizin bildiğimiz ve anladıüımız bir manada(hani namazda alnımızı yere vurduğumuz) secde değil midir? Eğer bu manada ise, Allah bizden estâizu billâh, sizin dediğiniz gibi yalakalık mı istiyor?
            "Fe-eyne teżhebûn / Hal böyle iken nereye gidiyorsunuz?"
            Tekvir/26

            Comment

            • galipyetkin
              Uzman Üye
              • Sep 2011
              • 1389

              #21
              Sayın Saadettin Sipehsalar.

              Ben "salat"ı namaz, "salatı ikâme"yi de namaz kılmak olarak anlamıyorum. Benim anlayışım Sayın Hakkı Yılmaz'ınkinden de biraz değişik. Ben "salat"ı karşılıklı yardımlaşma, "salatı ikâme"yi de ekonomik ve sosyal politikaların kollektivist bir düzen üzerinde olması olarak anlıyorum. İzah ettiğim yönden baktığımda olay kendini yukarıda anlattığım gibi gösteriyor.

              Yalakalığa gelince, Allah sizden yalakalık istemiyor ama; sizler günde beş sefer eteğine yapışıp çekiştiriyorsunuz. _"Bak, bak. Ben burdayım, sana namaz kılıyorum" der gibi. (Ben yalakalık değil, yağcilik ifadesini kullanmıştım)

              Saygılarımla.
              Galip Yetkin.
              Last edited by galipyetkin; 1. July 2015, 12:40 AM.

              Comment

              • bartsimpson
                Super Moderator
                • Mar 2012
                • 692

                #22
                galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
                Yapma be arkadaşım.
                Allah merâmını Peygamber vasıtası ile, yani vahyederek anlatır ve Peygamber de sağlığında bunları tebliğ ederken, gelecek kuşakların da doğrusunu haber almaları için vahyedilen ayetleri mushafta "Kitap" olarak toplar.

                O günün anlatım tarzını ve anlatımını bu gün anlamak pek müşkül olduğundan bir prensip vardır: Tecdid veya güncelleme. Yani bizim burada yaptığımız.
                İşte bu Kitab'ı ve kitaptan çıkartılacak mâna olan Kur'an'ı aktüel hale getirmek ve bu haliyle uygulanması da, istersen amel'i salih de, yani ayetlerin söylediği eylem/amel/uygulama dinamik ilişki olmaz mı?

                Saygılarımla.
                Galip Yetkin.
                Abi bir sorum var size.

                Allah neden meramını anlatmaya ihtiyaç duyar da peygamber yollar???

                Direkt bilinçlerimize download etse ya aracısız...

                Hem gerçeği akletmemiz, bilmemiz ve öğrenmemiz istenir hem de araya aracı konur.

                Bana şah damarımdan daha yakın olan, din prensipleri ve uygulamalar için neden 1400 küsür yıl önce bilmediğim coğrafyadaki bilmediğim dili konuşan bir insanın anlamadığım dilde gönderdiği kitap ile benimle aktüel ilişki kurmaya çalışır???
                "Hayat bugündür. Emin olduğun tek hayat. Onu en iyi şekilde yaşa."

                Comment

                • Saadettin Sipehsalar
                  Katılımcı Üye
                  • Mar 2015
                  • 38

                  #23
                  galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
                  Yalakalığa gelince, Allah sizden yalakalık istemiyor ama; sizler günde beş sefer eteğine yapışıp çekiştiriyorsunuz. _"Bak, bak. Ben burdayım, sana namaz kılıyorum" der gibi. (Ben yalakalık değil, yağcilik ifadesini kullanmıştım)
                  Namaz en kadim ibadetlerden bir tanesidir. Kur'an nuzülünden önce cahiliye diye ifade ettiğimiz Arap toplumunda müşriklerin putlarını yüceltmek için yaptıkları bilinmektedir. Bundan ziyade namaz çok daha önceki tarihlere kadar gitmektedir. Tahribata uğramış diğer ehli kitap(Tevrat, İncil) mensubu olan toplumlarda da varlığı bilinmektedir. Bunun dışında semavi yani ilahi kaynaklı dinler dışında mevcut olan dünyevi dinlerde de bir şekilde benzer uygulaması olmuştur. Bknz:Maniheizm. Mani dininide de vakit ve rakat sayısı fazla olmakla birlikte varlığı bulunmaktadır.

                  Hulasası üstadım, namaz köklü bir ibadet şeklidir. Esası Allah'ı yüceltmek ve onu tespih etmektir. Eğer sizin dediğini gibi riyakarlık oluşturan bir ibadet olsa idi, Allah çoğu ayette bizden kendisini yücetlmemizi ve tespih etmemizi istemezde. Ancak çoğu ayette rabbimizi yüceltmemizi ona kulluk etmemizi buyuyor. Bunun dışında yukarıda size örnek verdiği Alak suresi 19. ayet ile ilgili bir yprum getiremediniz. Sizin dediğiniz gibi olduğunu düşünecek olursak, bu surede ki "secde et ve yaklaş" ifadesi ne demektir?

                  Dikaktinizi çekmek istiyorum namaz ilahî'dir. Siz sanırım namazı bir takım şirk ve bidat mahsulu tasavvuf erbabının semazen gösterisi gibi düşünüyorsunuz. Semazen gösterisinde ki Allah'tan alıp halka vermek ve boş boş dönmek gibi bir saçmalık ile umarım namazı bir kefeye koymuyorsunuzdur.

                  Tüm bunların dışında namaz ibadeti, Allah resulunun bizzat uyguladığı ve yaptığı bir ibadet olduğu herkesce malum ve aşikar. Siz Allahın bizzatihi elçisinin ve dinin yaşayan örneği olan peygamberin kıldığı ve kıldırdığı namazları da mı inkar ediyorsunuz? Eğer öyle ise, siz Kuran ile çelişiyorsunuz demektir. Hz. Peygamber ve namaz ibadeti ile ilgili bilgileri uydurma hadis kitaplarından ve israilyat kaynaklı olan ve dine yabancı din ve kültürlerin etkisi ile ilgili kitaplardan almıyoruz. Biz bu bilgileri akademik cemiyette kaynak olarak gördüğümüz, tarih tenkid usulu ve metedolojisi sonucu doğru birer kaynak olduğuna inandığımız Siyer, tabakat, ensab vs gibi tarihi kaynaklardan alıyoruz.
                  Bu bilgileri bir tarihçi olarak(Lise veya orta okul düzeyinde bir tarihçi değil, akademik çalışmalarına devam eden birisi olarak) veriyorum sizlere.

                  Eğer ifade ettiğim kaynakları inkar edecek olursanız, Müslümanların Tarihi diye bir şey ortada kalmaz. Hz. Peygamber'in hayatı, yaşayışı ve Kuran nuzulu sonrası Müslümanların Tarihini bu kaynaklara borçluyuz.

                  Esenlikler
                  Saadettin Sipehsalar
                  "Fe-eyne teżhebûn / Hal böyle iken nereye gidiyorsunuz?"
                  Tekvir/26

                  Comment

                  • galipyetkin
                    Uzman Üye
                    • Sep 2011
                    • 1389

                    #24
                    Sayın Saadettin Sipehsalar.

                    Senelerce namaz denilen Sünni'lerin dininin gereği "namaz"ı Allah'tanmış gibi gösterme çabaları bana ve bazı arkadaşlara gına getirtmiştir. Bu sebeple bu konu üzerinde artık tartışmaya girmiyorum. Kur'an'da olmayan bir şeyi varmış gibi gösterme çabalarıyla emevi saltanatının devamının hizmetinde olmak bana göre değil.

                    Biz yukarıda ibadet kelimesinin açılışını, mânâsını verdik. Müşrik "ibadet"inin anlatısı olan namaz hiç bu tanima uymuyor.

                    Bir yellenmeyle dinin direği denilen namaz darmaduman, tepetaklak oluyorsa, bu Allah'tan olamaz.

                    Eğer sizin inancınız bu yönde ise bana ne? Bana da bunu bulaştırmaya kalkmayın.

                    Bir önceki iletide 16. dediğiniz ayeti son yazınızda kinayeli bir anlatımla 19 olarak belirtmişsiniz. Ve buna bir görüş getiremediğimi söylemişsiniz. Namazı kabul etmeyip, biz karşılıklı yardımlaşmayı kabul ettiğimizden bunu belirtmekle yetinmiştik. Madem üsteliyorsunuz buyrun :

                    "Kesinlikle senin düşündüğün gibi değil! (veya:Hayır!... Hayır!......) Sen salât edeni ve toplumu aydınlatmaya çalışanı engelleyen o kişiye itaat etme. Sen Rabbine boyun eğip teslim ol ki Rabbin seni kendine yaklaştırsın."

                    Akademik kariyerinizde başarılar dilerken belki yardımı dokunur diye bir özellikten bahsedeyim. Arapça lugatta "marre" kelimesinden sonra "maz" kelimesinin geldiğini söylüyorlar. Belki yeri bakımından yanılabilirim. "maz" kelimesinin karşılığı "kapitalist" imiş. Bu kelimeye "na" olumsuzluk eki eklendiği zaman kelimenin yani "na-maz"ın mânâsı "kapitalist olmayan" oluyormuş. Başkalarının yalancısıyım ama doğru ise belki faydası olur, isterseniz bir bakıverin, nasıl ki sizin namazınızın kökeninde Hindistan'da güneşe tapanların "nameste"si bulunması gibi.

                    Saygılarımla
                    Galip Yetkin.
                    Last edited by galipyetkin; 20. August 2015, 07:46 PM.

                    Comment

                    • galipyetkin
                      Uzman Üye
                      • Sep 2011
                      • 1389

                      #25
                      Dostum bartsimpson.

                      Sorduğun sorulara nasıl cevap vereceğimi emin ol kestiremiyorum. Ne söylesem seni tatmin edemiyeceğim. Biliyorum ki bu tür arayışların uzun zamandır sürüyor ve ara sıra buraya da yansıyor.
                      Şaka yollu bir şey söyliyeyim: Her hangi bir şey söylesem bu sefer de "neden bizi yemeğe davet etmiyor" filan da diyeceksin korkarım!
                      Selâmlar, sevgiler.

                      Saygılarımla.
                      Galip Yetkin.

                      Comment

                      • kuman
                        Uzman Üye
                        • Mar 2013
                        • 583

                        #26
                        sadettin bey,

                        Ucuz mizah demişsiniz kalbimi kırdınız...
                        Olsun benim kalbim çabuk düzelir....

                        Nafile ibadet nedir az buçuk bilirim merak etme...
                        Ancak '' yaptığınız nafile'' demek AVAM ağzıyla BOŞ demek değildir. Bence Bu halk deyimini de arasştırın derim.

                        Bu deyimin aklıma gelmesinin sebebi ise bu mübarek ayı taçlandırmak sözü...
                        Arkasından Bakara Oruç ile ilgili zaman meselesi ... 40 dakika fazla oruç tutmak mı Diyaneti dinlememek ?
                        Diyanetin kendine göre haklı nedenleri var siz haklı görmeseniz de...

                        Yine özür, ucuz mizah anlayışına sahip olduğumdan dolayı.

                        Siz devam edin Akşam sabah öğlen Nafile ibadetlere.
                        Umarım bu ibadetler bugüne kadar size yardım ettiği gibi yarında yardım eder. Sizin ve Çevrenizin hayatı daha da güzelleşir çünkü ibadetler Allah ın sistemini oluşturma yani bu dünyayı daha da güzelleştirmek için yapılır.

                        Vacip nedir hiç bilmem kafamı anlamsız şeylerle doldurmanın anlamı yoktur.

                        Size göre ibadet bana göre DUA. Siz 5 vakit ibadet ediyorum diyorsunuz ben 5 vakit dua ediyorsunuz.
                        Kendiniz için dua Allah için ibadet yapıyorsanız ne mutlu size..



                        Siz siyeri tarihi bir kaynak olarak alabilrisiniz bu bilimi bağlamaz sizi bağlar...
                        Siyer dediğiniz duyumlarını yani
                        Şiir ve
                        Hadis i
                        Kur ana onaylatma çabasından başka bir şey değildir.

                        Sizin lafınız
                        ''Eğer ifade ettiğim kaynakları inkar edecek olursanız, Müslümanların Tarihi diye bir şey ortada kalmaz''

                        Aynen katılıyorum İslam tarihi diye bir tarih yok sadece yazılı bir kaynak kalmışsa o kayda değerdir. Öyle bir kaynak varsa söyleyin bizde okuyalım...

                        Comment

                        • kuman
                          Uzman Üye
                          • Mar 2013
                          • 583

                          #27
                          bart simpson,

                          Benim anladığım Allah zaten herbir bilgiyi (ki bu bilgi bizi insan yapan bilgiler) bize yüklemiş ancak biz oyun bozancılık yapmak için herşeyi yapıyoruz.
                          Allah ta bize uyarıcılar gönderiyor ya fabrika ayarlarına dönerseniz yada bedelini ödersiniz...

                          Comment

                          • Saadettin Sipehsalar
                            Katılımcı Üye
                            • Mar 2015
                            • 38

                            #28
                            galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
                            Sayın Saadettin Sipehsalar.

                            Senelerce namaz denilen Sünni'lerin dininin gereği "namaz"ı Allah'tanmış gibi gösterme çabaları bana ve bazı arkadaşlara gına getirtmiştir. Bu sebeple bu konu üzerinde artık tartışmaya girmiyorum. Kur'an'da olmayan bir şeyi varmış gibi gösterme çabalarıyla emevi saltanatının devamının hizmetinde olmak bana göre değil.

                            Biz yukarıda ibadet kelimesinin açılışını, mânâsını verdik. Müşrik "ibadet"inin anlatısı olan namaz hiç bu tanima uymuyor.

                            Bir yellenmeyle dinin direği denilen namaz darmaduman, tepetaklak oluyorsa, bu Allah'tan olamaz.

                            Eğer sizin inancınız bu yönde ise bana ne? Bana da bunu bulaştırmaya kalkmayın.

                            Bir önceki iletide 16. dediğiniz ayeti son yazınızda kinayeli bir anlatımla 19 olarak belirtmişsiniz. Ve buna bir görüş getiremediğimi söylemişsiniz. Namazı kabul etmeyip, biz karşılıklı yardımlaşmayı kabul ettiğimizden bunu belirtmekle yetinmiştik. Madem üsteliyorsunuz buyrun :

                            "Kesinlikle senin düşündüğün gibi değil! (veya:Hayır!... Hayır!......) Sen salât edeni ve toplumu aydınlatmaya çalışanı engelleyen o kişiye itaat etme. Sen Rabbine boyun eğip teslim ol ki Rabbin seni kendine yaklaştırsın."

                            Akademik kariyerinizde başarılar dilerken belki yardımı dokunur diye bir özellikten bahsedeyim. Arapça lugatta "marre" kelimesinden sonra "maz" kelimesinin geldiğini söylüyorlar. Belki yeri bakımından yanılabilirim. "maz" kelimesinin karşılığı "kapitalist" imiş. Bu kelimeye "na" olumsuzluk eki eklendiği zaman kelimenin yani" namaz"ın mânâsı "kapitalist olmayan" oluyormuş. Başkalarının yalancısıyım ama doğru ise belki faydası olur, isterseniz bir bakıverin, nasıl ki sizin namazınızın kökeninde hindistanda güneşe tapanların "nameste"si bulunması gibi.

                            Saygılarımla
                            Galip Yetkin.
                            Birincisi herhangi bir mezhebe dahilim yoktur ve emevi ve yezid soylularının hizmetinde ve dininde değilim. Hanif bir müslüman olarak Kur'an'a inanıyorum ve tek kaynak olarak kabul ediyorum.

                            Kur'an'da olup olmaması husunda beni ikna edemiyorsunuz. Ben söylediklerimin ve düşüncemin yanlış olduğunu sadece beyan etmekle kalmayın lütfen beni ikna edin. Eğer siz doğruyu söylüyorsanız ecriniz muhakkak Allah katında büyüktür.

                            Namaz bir müşrik ibadeti olduğuna kesinlikle inanamıyorum. Konun tarihi sürecine ve içtimai arkaplanına bakmak lazım. Toplumlar şirke ve bidata bulaşpta tevhid dininden tamamen uzaklaşmadılar. Tevhid dinin bir takım uygulamalarını ve felsefesini kendi şirk merkezli inançlarına uyguladılar. Sentezlediler diyebilirim. İlk başlarda sadece Allah'ı özgüleyerek yapılan bir ibadet olan namaz, daha sonra toplumların yozlaşması ile birlikte Allah'ı özgülemekten çıkıp, tapındıkları dünyevi bir takım ilahlarını merkeze almıştır. Zamanla putlarını özgüleyerek ibadet yapıyor hale gelmişlerdir.

                            Sizin dediğiniz gibi Kur'an dışı bir ibadet ise namaz, peki Hz. Peygamber'in kılması ve kıldırmasını nasıl açıklayacağız? Bu soruyu kaçtır size soruyorum ve hiç cevap vemriyorsunuz. Eğer sizin dediğiniz gibi ise olay, Hz. Peygamber'in risaleti ve nübüvveti de tartışılır size göre... Allah resulu o zaman din'de yeri olmayan bir şeyi dine eklemiş olmuyor mu?

                            Yellenme ile dinin direği denilen namaz tepetaklak oluyorsa veya, 16. dediğiniz ayeti 19. dediniz sonradan tarzındaki söylemleriniz laf kalabalığı ve demogojiden başka bir şey değildir. Ayeti ilk mesajda verdim, bunu bildiğiniz halde dalgınlığıma gelip yanlış yazdığım ayet numarası üzerinden demegoji yapıyorsunuz.


                            Başarı dilekleriniz için teşekkür ediyorum.

                            Kadim hind inançlarında "nemeste" bulunabilir. Yukarıda daha önce yazdığım mesajlarda namazın ilahi dinler haricinde, dünyevi dinlerde de karşlığının olduğunu yazmıştım. İlk peygamber olarak kabul ettiğimiz Hz. Adem'den itibaren tevhid dininin varlığını kabul ediyorsak. Namazında köklü bir ibadet olması ve zamanla tarihi süreçte gerek hind, gerek iran, gerek yunan/roma kultür ve dinin inanışlarında bozulmuş olarak veya biraz değişik bir versiyonlarını görmek neden mümkün olmasın?

                            *********

                            kuman Nickli Üyeden Alıntı
                            sadettin bey,

                            Ucuz mizah demişsiniz kalbimi kırdınız...
                            Olsun benim kalbim çabuk düzelir....

                            Nafile ibadet nedir az buçuk bilirim merak etme...
                            Ancak '' yaptığınız nafile'' demek AVAM ağzıyla BOŞ demek değildir. Bence Bu halk deyimini de arasştırın derim.

                            Bu deyimin aklıma gelmesinin sebebi ise bu mübarek ayı taçlandırmak sözü...
                            Arkasından Bakara Oruç ile ilgili zaman meselesi ... 40 dakika fazla oruç tutmak mı Diyaneti dinlememek ?
                            Diyanetin kendine göre haklı nedenleri var siz haklı görmeseniz de...

                            Yine özür, ucuz mizah anlayışına sahip olduğumdan dolayı.

                            Siz devam edin Akşam sabah öğlen Nafile ibadetlere.
                            Umarım bu ibadetler bugüne kadar size yardım ettiği gibi yarında yardım eder. Sizin ve Çevrenizin hayatı daha da güzelleşir çünkü ibadetler Allah ın sistemini oluşturma yani bu dünyayı daha da güzelleştirmek için yapılır.

                            Vacip nedir hiç bilmem kafamı anlamsız şeylerle doldurmanın anlamı yoktur.

                            Size göre ibadet bana göre DUA. Siz 5 vakit ibadet ediyorum diyorsunuz ben 5 vakit dua ediyorsunuz.
                            Kendiniz için dua Allah için ibadet yapıyorsanız ne mutlu size..



                            Siz siyeri tarihi bir kaynak olarak alabilrisiniz bu bilimi bağlamaz sizi bağlar...
                            Siyer dediğiniz duyumlarını yani
                            Şiir ve
                            Hadis i
                            Kur ana onaylatma çabasından başka bir şey değildir.

                            Sizin lafınız
                            ''Eğer ifade ettiğim kaynakları inkar edecek olursanız, Müslümanların Tarihi diye bir şey ortada kalmaz''

                            Aynen katılıyorum İslam tarihi diye bir tarih yok sadece yazılı bir kaynak kalmışsa o kayda değerdir. Öyle bir kaynak varsa söyleyin bizde okuyalım...
                            Kalbiniz hemen kırılmasın azizim, biz burada uygar/medeni inananlar olarak tartışıyoruz. Sen benim, hanif/mümin inanan bir dostumsun. İstemeden de olsa kırdıysam kalbini özür dilerim. Tartışıoruz, tartışırkende uslub gereği sivri dilli olabiliriz, ağır mizahlar yapabiliriz. Bunlar uslubun ve tartışmanın şanındandır.

                            Oruç bilhassa da imsak hususunda bizim görnmediğimiz ve Diyanet'in haklı olduğu mesele nedir amirim? Sen biliyorsan söyle? İnsanları 45-45 dk erken sahur yaptırmak neyin nesidir? Diyaneti mazur gösterecek hiç bir gerekçe göremiyorum. Diyanet'in yaptığı bu tahribatından bana göre olsa olsa tek gerekçesi tamami ile siyasi'dir. Devlet politikası gereği erken imsak yapılıyor olabilir. Ben 40-45 dakika erken imsak yapacaksam ve bu devlet ve millet menfaatine ne sağlayacaksa bunu bilmek isterim. Ekonomi vs olabilir mi?

                            Bir sual: Siz orucunuzu -tutuyorsanız eğer- Diyanet'in uyguladığı gibi mi tutuyorsunuz?

                            Siyer eserlerinin kaynaklığı konusunda tartışacaksak, âlâ tartışalım. Ama sizin bu konudaki tutumunuz bilimsel değil. Sizin bu tutumunuza göre bilimi ve bilimsel olanı da sorgulamalıyız. Sizinkisi septicsm'e giriyor. Tamamı ile şüpheci bir yaklaşıp, o halde hayatınız boyunca hiç bir şeye tamamı ile ınanmayın.

                            Bizler tarihçiler olarak bilhassa benim gibi Ortçağ çalışan tarihçiler zaten "İslam Tarihi" diye bir kullanıma karşıyız. Bu tarih olsa olsa "Müslümanların Tarihi". İslamiyet bir dindir, ilk peygamberden, son peygambere kadar olan tevhid dinin adıdır. Bunun tarihi asla olmaz. İslam Tarihi kullanımı batılı oryantalistlerin yaklaşımıdır. Batılı müsteşriklerin bu haksız ve yanlı tutumunun altında yatan psikolojik bir sebep vardır. Bu da İslam Tarihi denildiği ve bu şekilde kullanıldığı zaman, tarih boyunca müslüman toplulukların(Emevi, Abbasi, Selçuklu, Osmanlı vs...) yaptığı yanlış ve gayr-i ahlaki ve davranışların, uygulamaların hepsinin İslamiyet'e izafe edilmesidir. Yani İslam Tarihi dediğiniz zaman müslüman devlet ve toplulukların yaptığı her türlü saçmalık ve ahlaki olmayan her şey İslamiyete addolunuyor. Bu sebeple bu forumda bulunan hanif kardeşlerimi de uyarmak isttiyorum. Bu hususa lütfen dikkat edelim. Sizlerde bunun bilincinde olun.

                            Esenlikler
                            Saadettin Sipehsalar
                            "Fe-eyne teżhebûn / Hal böyle iken nereye gidiyorsunuz?"
                            Tekvir/26

                            Comment

                            • kuman
                              Uzman Üye
                              • Mar 2013
                              • 583

                              #29
                              Diyanetin verdiği saat doğrudur söylediği saate güneş doğar...
                              Sadece biz göremeyiz. ufukta doğar Pilotlar o saate uçuyorsa onlar güneşin o saate doğduğuna tanıklık ederler.
                              Siz göremediğiniz için o saate tanıklık etmenize gerek yok. Siz gördüğünüz anda tanıklık yaparsınız.
                              iftarı saatinde yaptırır en azından sadece savurda anlaşmazlık vardır gerçi A.Bayındır 5-10 dakika erken diyor o onu bağlar.

                              Devlet pollitikası ile ne alakası var yapmayın...

                              Oruç tutuyorsam eğer diyanetin dediği gibi yaptığımda herhangi bir günah işlemem. A. bayındırın söylediği gibi yapmsamda bir günah işlemem.
                              Ancak en güzel yol pencereden bakmaktır (evin bir tarafı doğuya bakıyorsa)

                              Siyer kaynakları ile ilgili tartışılacak bir konun olduğunu düşünmüyorum.
                              Sene 650 yazılı kaynak her medeniyette var. sadece Müslümanların tarihinde yok maalesef.
                              Tarih yazılı kaynak olmadığı sürece kesin değildir... Tarih aynı zamanda olayın vukuu bulduğunda yazılır sonrasında yazılacak olan şey hiçbir zaman kesin değildir.
                              Neyse siz daha iyi bilirsiniz.

                              Bilim şüpheden başlar. Süphe yoksa bilimde yoktur.
                              Bilimin ilerlemesi nasıl olur ? Süphe ile.. Yoksa biz hala Newtoon fiziği ile devam edecektik. Hatta newtoon bile olmayacaktı.

                              Kaldı ki bu ülkede CERN i şirk olarak tanımlayan bilim camiası varsa ... Ne diyeyim...


                              Merak ediyorum İlk insan Hz Adem i ?
                              Hz. Musa Asasını denize vurup ikiye bölmüşmüdür ?
                              Hz İsa nın babasız mı doğdu ?
                              Hz. Muhammed Miraca çıktımı (Bize anlatılan manada)
                              Hz Yunus balığın içinde mi yaşadı
                              Hz Musa nın asası yılan olup diğer sihirbazların asalarını yedi mi

                              Eğer bunlar olmuşlarsa eğer Allah istediği zaman fizik kanunlarını değiştiriyor mu?
                              Allahın yasalarında bir değişiklik olmaz diye bir ayet yokmu ?
                              Nasıl yani ?
                              Sorular sorular

                              Üzgünüm mantıklı, avamdan birinin anlayacağı şekilde, bir açıklaması yoksa tüm bunları bize öğretenlerde bir mantıksızlık var demektir.....

                              Comment

                              • Saadettin Sipehsalar
                                Katılımcı Üye
                                • Mar 2015
                                • 38

                                #30
                                kuman Nickli Üyeden Alıntı
                                Diyanetin verdiği saat doğrudur söylediği saate güneş doğar...
                                Sadece biz göremeyiz. ufukta doğar Pilotlar o saate uçuyorsa onlar güneşin o saate doğduğuna tanıklık ederler.
                                Siz göremediğiniz için o saate tanıklık etmenize gerek yok. Siz gördüğünüz anda tanıklık yaparsınız.
                                iftarı saatinde yaptırır en azından sadece savurda anlaşmazlık vardır gerçi A.Bayındır 5-10 dakika erken diyor o onu bağlar.

                                Devlet pollitikası ile ne alakası var yapmayın...

                                Oruç tutuyorsam eğer diyanetin dediği gibi yaptığımda herhangi bir günah işlemem. A. bayındırın söylediği gibi yapmsamda bir günah işlemem.
                                Ancak en güzel yol pencereden bakmaktır (evin bir tarafı doğuya bakıyorsa)

                                Siyer kaynakları ile ilgili tartışılacak bir konun olduğunu düşünmüyorum.
                                Sene 650 yazılı kaynak her medeniyette var. sadece Müslümanların tarihinde yok maalesef.
                                Tarih yazılı kaynak olmadığı sürece kesin değildir... Tarih aynı zamanda olayın vukuu bulduğunda yazılır sonrasında yazılacak olan şey hiçbir zaman kesin değildir.
                                Neyse siz daha iyi bilirsiniz.

                                Bilim şüpheden başlar. Süphe yoksa bilimde yoktur.
                                Bilimin ilerlemesi nasıl olur ? Süphe ile.. Yoksa biz hala Newtoon fiziği ile devam edecektik. Hatta newtoon bile olmayacaktı.

                                Kaldı ki bu ülkede CERN i şirk olarak tanımlayan bilim camiası varsa ... Ne diyeyim...


                                Merak ediyorum İlk insan Hz Adem i ?
                                Hz. Musa Asasını denize vurup ikiye bölmüşmüdür ?
                                Hz İsa nın babasız mı doğdu ?
                                Hz. Muhammed Miraca çıktımı (Bize anlatılan manada)
                                Hz Yunus balığın içinde mi yaşadı
                                Hz Musa nın asası yılan olup diğer sihirbazların asalarını yedi mi

                                Eğer bunlar olmuşlarsa eğer Allah istediği zaman fizik kanunlarını değiştiriyor mu?
                                Allahın yasalarında bir değişiklik olmaz diye bir ayet yokmu ?
                                Nasıl yani ?
                                Sorular sorular

                                Üzgünüm mantıklı, avamdan birinin anlayacağı şekilde, bir açıklaması yoksa tüm bunları bize öğretenlerde bir mantıksızlık var demektir.....
                                Amirim sen sahur ve imsak vakti konusunda çok uzak kalmışsın. Diyanet'in dediği saatte güneş doğuyor, bunu siz göremiyorsunuz pilotlar ancak görebilir demek fahiş bir hatadır. Buna bırakın çocukların inanasmasını çocuklar bile buna gülecektir. Azizim kusura bakma ama dediğim gibi sen bu tartışmaları hiç takip etmemişsin, yazılanları hiç okumamışsın. Abdülaziz Bayındır 5-10 erken demiyor, 45 dakika erken sahur yaptırılıyor diyor. Ve bunu işkembei kübradan atmıyor. Bu konu hususunda yıllardır bilimsel çalışmalar apan bir ekibi var. Çok değerli gökbilimci bilim adamları ile bu konuyu derinlemesine irdeledi. Diyanet'in verdiği saatte güneş falan doğmuyor!

                                En basitinden bana şunun izahini yap, Ramazan öncesi hemen hemen 1 saat sonra okunan sabah ezanı neden ertesi gün ramazan ayı girer girmez, 1 saat öne alınıyor? 03.30'da sabah ezanı okunuyor şuanda, yapmayın Allah aşkına 03.30'da sabah ezanı mı olur? Bu vakitte kılarsan sana olur bu gece namazı.

                                Şuan yazdığımız bu konuyu ilk mesajdan itibaren iyi bir şekilde okudunuz mu? Halil hoca "siyam" konusuna vurgu yaptı. Yani güneş doğarken yapılmasını ifade etti. Güneş doğmadan önce hafif aydınlık olur yemeyi-içmeyi bırakırsın, akşam da hava kararıken orucunu bozarsın. Sabah namazı da bu vakitte olur. Yani güneş doğarkan oluşan hafif aydınlı kanında. Bu vakit ile ilgili Kur'an'da bir çok ayet vardır. Bu vakitte okunan Kur'an'ın ve yapılan ibadetin önemine vurgu yapılır. Hülasası Diyanet'in okuduğu sabah ezanı, yemeyi-içmeyi bitirdiği vakit ile zikrettiğim siyam vakti arasında 1 saate yakın fark mevcuttur. Bu husuta foruma birazdan geniş kapsamlı bilimsel ve olayı tartışmaya bırakmayacak şekilde kesin bir sonuca vardıran bir makale ekleyeceğim inşallah.

                                Kur'an'da anlatılan kısslar ile ilgili kafanda oluşan deli sorular gayet mantıklı, bundan ben de bir beis görmüyorum. Nitekim bu konu hususunda ilahiyat/teoloji camiyasında tartışmalar sürüyor. Bu kıssaların çoğunun gerçek olduğunu iddia eden büyük bir çoüğunluk olmakla birlikte, bu kıssaların bazılarının aslında Allah'ın örneklendirme için hikaye ettiğini ifade eden akademisyenlerde mevcut. Hatta bu kıssaların üç semavi kitab ve din(Tevrat,İncil,Kur'an) dışın sosyal yaşamda bazı toplumların hayattında etkili olduğu ve bir şekilde yansımasının bulunduğunu iddia eden görüşlerde mevcut.
                                Bu sorularınız için tavsiye edebileceğim, en önemli eser: Prof.Dr. Mustafa Öztürk'ün "Kur'an Kısalarının Dili" adlı eserdir. Bu konu ile ilgili çok önemli bir eserdir ve bu eser merkezli tartışmalar sürüyor. Prof. Dr. Mustafa Öztürk'ün Ankara Okulu Yayınları arasından çıkan bu kitabı alıp okumanızı tavsiye ediyorum.

                                Esenlikler
                                Saadettin Sipehsalar
                                "Fe-eyne teżhebûn / Hal böyle iken nereye gidiyorsunuz?"
                                Tekvir/26

                                Comment

                                Working...