Musa Peygamber İle Büyücüler Arasındaki Karşılaşma - Ve Diğer Konular

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • Emre Karaköse (Emre_1974t
    Katılımcı Üye
    • Apr 2026
    • 72

    #1

    Musa Peygamber İle Büyücüler Arasındaki Karşılaşma - Ve Diğer Konular

    Tam İman ve Gerçek/Kalıcı Çıkara Yönelmek

    Şuara

    41. Büyücüler geldiklerinde, Firavun'a dediler ki: "Eğer biz galip gelirsek bize gerçekten ödül var, değil mi?"
    42. "Evet, dedi, siz o zaman benim yakınlarımdan olacaksınız."
    43. Mûsa onlara dedi ki: "Atacağınız şeyi atın!"
    44. Bunun üzerine onlar, iplerini ve değneklerini ortaya attılar ve dediler: "Firavun'un onur ve yüceliği aşkına biz, evet biz galip geleceğiz."
    45. Mûsa da asasını attı. Bir de ne görsünler, o onların hüner olarak ortaya getirdikleri şeyleri yalayıp yutuyor.
    46. Bunun üzerine büyücüler, secdelere kapandılar.
    47. Dediler: "İnandık âlemlerin Rabbi'ne."
    48. "Mûsa'nın ve Hârun'un Rabbine."
    49. Firavun haykırdı: "Ben size izin vermeden ona inandınız ha! Anlaşıldı, o sizin hepinize sihirbazlığı öğreten büyüğünüz. Yakında bileceksiniz. Yemin olsun, ellerinizi, ayaklarınızı çaprazlamasına keseceğim ve yemin olsun sizi toptan asacağım."
    50. Dediler: "Zararı yok, biz nasıl olsa Rabbimize döneceğiz,
    51. Ümidimiz odur ku, Rabbimiz hatalarımızı bağışlar çünkü biz ilk inananlar olduk."

    Tam bir iman ve aynı zamanda gerçek/kalıcı çıkarına yönelme örneği.

    Burada o güne kadar günahkar durumda olan büyücüler, tanık oldukları delil sayesinde hatalarının farkına vararak birden tüm benlikleriyle Allah'a teslim oluyorlar. Hem makam/şöhret ve diğer alacakları ödüllerden vazgeçiyorlar, hem de hayatlarını bile tehlikeye atarak açıkça gerçeğe yöneliyorlar (ve tabii aynı zamanda geçmişte tüm yaptıkları yanlışlar için tövbe ediyorlar). İlk bakışta fedakarca gibi gözüken bu davranışları aslında tam tersine, bugüne kadar yaptıkları kendilerine zulümden yani kendilerini fedadan kurtulup, hakiki kurtuluşa ve sonsuz başarıya ulaşmanın adımıdır.

    50. Dediler: "Zararı yok, biz nasıl olsa Rabbimize döneceğiz,
    51. Ümidimiz odur ku, Rabbimiz hatalarımızı bağışlar çünkü biz ilk inananlar olduk."

    İşte en içten tövbekarlık ve teslim olma örneklerinden... Ve “gerçek/kalıcı çıkarın ne olduğunu anlama ve ona yönelme bilgeliğine ulaşma, iyiliği seçmek.. En ufak kuşku veya belirsizlik sözkonusu bile değil zihinlerinde, gerçeğin farkına tümüyle varmışlar. Zaten herkes doğuştan/yaratılıştan gelen içlerindeki ayetler, ve de daha sonra karşılaştıkları deliller sayesinde bu gerçeğin farkındadır, ama kimileri inatla bu apaçık bilgiye sırtını dönmeye ve dolayısıyla kendini ve etrafındakileri mahvetmeye çalışır ömrü boyunca. Fakat burada görüldüğü gibi, tanık olunan yeni deliller bu inadı birden kırarak secdeye kapanmaya vesile olabilmekte bazen. İyilik ve mantık üzerine olan bir kimse zaten daha fazla direnemez, gerçeği inkar zulmüne son verir.

    Bir diğer nokta; buradaki büyücüler tövbe edip kurtuluşa ulaşmayı hakettiklerinden, yani toplamda iyi tarafları daha ağır basan kişiler olmalarından dolayı böyle bir deneyim yaşıyorlar. Zaten herkes hakettiğine kavuşturuluyor bu 2 günlük imtihan dünyasında:

    Bu dünya "Allah açısından" bir imtihan dünyası değil. Çünkü zaten yapacaklarımızı biliyor. Bu dünya "eğer sonsuza dek yaşasaydık yapacakları...


    İslam dininin, bizlere gerçek kurtuluş ve çıkarımızın ne olduğunu, ona nasıl ulaşacağımızı öğrettiğini anlatmıştım:

    BAKARA 57. Ve bulutu üstünüze gölgelik yaptık ve size kudret helvasıyla bıldırcın indirdik: "Rızık olarak size verdiklerimizin, en temizle...


    Gerçekte kendini ve etrafını mahveden, sonsuz anlamda feda edenler cehennem ehli olan kötülerdir, buna karşılık “gerçek çıkarcılar” ise gerek kendisini, gerekse etrafını kurtuluşa ve mutluluğa yönelten, cennet ehli iyilerdir.

    Allah'ı inkar etmek veya O'na ortak koşmak da, tıpkı başkasına eziyet etmek gibi içimizdeki kötülükle yüzleşmenin bir türevidir. Yine insanı...


    Ankebut 6. Kim bizim için çaba gösterirse, kendisi için çaba göstermiş olur. ALLAH hiç kimseye muhtaç değildir.

    Bu arada 49. ayette geçen, antik Mısır Firavunlarının çaprazlama merakının nedenini şurada açıklamıştık:

    Hıristiyan yazar Texe Marrs Mısır Firavunlarının bacakları ve kolları çaprazlama konuma getirme takıntısının nedenlerinden bahsediyor: İn ...


    Twitter'da şöyle yazmıştım: -Bazen yenilirsin ama aslında kazanmışsındır, bazen de kazanırsın ama aslında yenilmişsindir, ama en güzeli kazanıp gerçekte de kazanmaktır.- İşte bu olaydaki büyücüler, bahsettiğim yenilirken kazananlardır.Ama en güzeli, kazanırken kazanan Musa Peygamberin yaşadığıdır elbette yine.


    Adem ve Eşinden Sonra Başka Kimseler de Doğrudan Topraktan Yaratılmış Olabilir


    Bakara

    36. Bunun üzerine şeytan onların ayaklarını kaydırdı da onları içinde bulundukları yerden çıkardı. Biz de şöyle buyurduk: "Bir kısmınız bir kısmınıza düşman olarak aşağıya inin. Belli bir süre kadar yeryüzünde sizin için bir bekleme yeri, bir nimet/bir yararlanma imkânı olacaktır."

    37. Bunun üzerine Âdem, Rabbinden bazı kelimeler öğrenip belledi de O'na yöneldi. O da onun tövbesini kabul etti. Gerçekten de O, evet O, Tevvâb'dır, tövbeleri cömertçe kabul eder; Rahîm'dir, rahmetini cömertçe yayar.

    38. Hepiniz oradan aşağı inin. dedik. Benden size bir yol gösteriş ulaşır da kim bu yol gösterişime uyarsa artık böylelerine hiçbir korku yoktur. Onlar kederle de yüzyüze gelmeyeceklerdir.

    36. ayette ilk insan olan Adem ve eşinin yasak ağaca yaklaşması sonucu aşağıya inmelerinden bahsedilirken, 38. ayetteki ifadeler ise , bu dünya için yaratılan bazı diğer insanların da topluca inmesine işaret ediyor gibi. Çünkü 36. Ayette zaten emir veriliyor, 38 ayette ise tekrardan hem de bu sefer “hepiniz inin” denilmesi ve ayrıca onlara elçiler geleceğinin de söylenmesi bu düşünceyi kuvvetlendiriyor.

    Yani;

    1- Ayetlerdeki ifadeler Adem ve eşinden sonra daha başka insanların da doğrudan topraktan yaratıldığını gösteriyor gibi. Eğer durum öyleyse, insanlığın çoğalmasının nasıl gerçekleştiği konusu da daha bir netliğe kavuşur.

    2- İnsanların dünyada imtihan edilmelerinin nedeni Adem ve eşinin işlediği günah değil(sadece Adem ve eşi bu işledikleri günahın ceremesini çeker). Herkes kendinden sorumludur ve zaten en başından evrenimizde imtihan(yani kendimizle yüzleşme) için yaratıldık. Şu yazımda da bu konuya felsefi açıdan ve delilleriyle değinmiştim:

    Enbiya Suresi     35     Her canlı, ölümü tadacaktır. Biz bir imtihan olarak sizi şer ile de hayır ile de deniyoruz. Sonunda bize döndürülec...



    Hiç Yaşlanmayan Bir Canlı: Turritopsis Nutricula


    Casiye 4: Ve sizin yaratılışınızda, her yana yaydığı canlılarda, kesinliği yakalayan bir topluluk için ibretler, işaretler vardır

    Canlılarda deliller olduğunu söyleyen bu tarz ayetler doğrultusunda, denizanalarındaki sonsuz yenilenme yeteneğini, ahirete delil olarak görebiliriz.

    Turritopsis Nutricula adıyla bilinen bir denizanası türününün kendini sürekli yenileyerek daima genç kalabildiği ve yaşlanmanın dışında bir etmen olmadığı takdirde ölümsüz olduğu açıklandı. Yani bir hastalık veya kaza/saldırı başına gelmediği takdirde milyarlarca yıl bile (daha doğrusu sonsuza dek) yaşlanmadan yaşayabildiği belirtiliyor.

    Bu durum da bize ahiret yaşantısındaki sürekli gençliğin, dünyamızda bile canlı örneğinin olduğunu gösteriyor. Tabii buna karşılık, farklı fizik yasalarına sahip Ahiret Evreninde (Rabbin Katı'nda) ise ebedi gençliğin yanında ilave olarak ebedi sağlık ve yaşam da garanti altındadır.

    Bu arada, ahiret yaşantısında sadece cennette değil, cehennemde de bedenlerin sürekli yenilenmesi ve sürekli sabit formda kalma sözkonusu elbette:
    Nisa 56: Ayetlerimizi inkâr edenleri yakında bir ateşe yaslayacağız. Derileri piştikçe, azabı tatsınlar diye, derilerini öncekinden başka derilerle değiştireceğiz. Allah Azîz ve Hakîm'dir.


    Ayetlerde Beynimizden Bahsediliyor

    Kutsal Kitabımızda beyin organından bahsedilmediği iddiası dile getirilir, ama gerçekte ise Kuran'da beyin organından açıkça bahsedilmektedir:

    Alak Suresi

    15 İş, sandığı gibi değil! eğer vazgeçmezse yemin olsun, o alnı mutlaka tutup sürteceğiz!

    16. Oyalancı, günahkâr alından (perçemden),

    Ayetlerde "günahkar alın" denilmekte. Yani günahı işleyen/planlayan organın baş kısmında, alın hizasında olduğu vurgulanmakta. Bu yüzden "alın", günahkar ilan edilmiş...

    Düşünce ve sorumluluğun beyin organında (alın hizasında/kafada) olduğu net bir şekilde anlatılmakta Kuran'da. Bunun yanı sıra; günümüzde biliminsanları, yalan söyleme olayından beynin ön kısmının sorumlu olduğunu belirtiyorlar. Bu bilgi de ayetlerdeki ifadelerin kusursuzluğunu bir kez daha gözler önüne sermekte.


    İSA PEYGAMBER YAŞIYOR MU?

    Bu sık sorulan soruya da kısaca tekrar cevap verelim:

    İsa Peygamber öldü, ama tıpkı diğer peygamber ve şehitler gibi Rabbin Katı'nda (Ahiret Evreninde) tekrar yaratıldı.

    Başka bir deyişle bedenli olarak cennette yaşamakta şu an.

    Konuyla ilgili yazılarımı tekrar vereyim:

    Yaratıcımız varlık olarak zamansız ve mekansızdır. Bu zaman ve mekanı yoktan yaratmıştır. Ama yönetici-gözlemci olarak(dışarıdan) hem tüm ...


    İslam`da insana ait ölümsüz ve tanrısal parça ruh inancı yoktur. Yaratılan her şey maddidir. Hatta cinler ve melekler bile (örneğin cinler...


    Ahiret evreninde(Rabbin Katı) yaşayan canlılar ölümsüzdür ve sonsuza dek yaşlanmadan(sabit formda) yaşamlarını sürdürürler. İnsanlar kıyamet...


    Kısacası sadece İsa değil, diğer tüm peygamber ve elçiler de cennette yaşamaktalar şu anda...

    Delillerden/ayetlerden bazılarını buraya aktaralım:

    Meryem

    56. Kitap'ta İdris'i de an. Çünkü o, özü-sözü tam uyuşan bir kişiydi, bir peygamberdi.

    57. Onu yüce bir mekâna yükselttik.

    Ali İmran Suresi 55 Allah şunu da demişti: "Ey İsa, senin canını alacağım, seni kendime yükselteceğim; seni, inkar edenlerden uzaklaştırıp arındıracağım.Ve sana uyanları, inkar edenlerin, kıyamete kadar üstünde tutacağım.Sonra bana olacak dönüşünüz; tartışıp durduğunuz şeyler hakkında aranızda ben hüküm vereceğim."

    -Sakın Allah yolunda öldürülenleri ölmüşler sanmayın! Aksine onlar hep hayattadırlar, Rablerinin katında rızıklandırılırlar.

    -Allah’ın kendilerine lütfundan verdiği mutlulukla sevinç duyarlar ve arkalarından şehit olarak kendilerine katılmamış olan mücahitler hakkında: "Onlara hiçbir korku yok ve onlar üzüntü de duymayacaklardır. " müjdesinde bulunurlar. (Ali İmran suresi 169-170)

    ZARİYAT
    22. Sizin, rızkınız da göktedir, tehdit edildiğiniz şey de.

    HADİD
    21. Rabbinizden bir bağışlanmaya ve genişliği gökler ve yer kadar olan bir cennete koşun. ALLAH'a ve elçisine inananlar için hazırlanmıştır. Bu, ALLAH'ın dilediğine ve/veya dileyene verdiği lütfudur. ALLAH Büyük Lütuf sahibidir.


    VİDEOLARIMIZ

    Bir arkadaşımla birlikte hazırladığımız videoların bazılarının Vimeo adreslerini de verelim (daha önceden belirttiğim üzere bu ve diğer çalışmalarımız Kuran Araştırmaları Grubu'nun videoları bünyesine de dahil edildiler);

    Dinin Tek Kaynağı Kuran'dır. Peygamberlerin gerçek sünnet ve yaşam öyküleri de yalnızca yine Kutsal Kitabımızdadır:

    This is "nicin hadis kaynak olamaz" by Yunus Emre on Vimeo, the home for high quality videos and the people who love them.



    Ruhçuluğun İçyüzünü anlattığımız videomuz:

    Spiritualizmin gerçek yüzü Anti-spiritualist bir kitap: KUR'AN



    Ruhçuluğun Truva Atı olan Tasavvufun içyüzü:

    This is "tasavvuf ve kuran" by Yunus Emre on Vimeo, the home for high quality videos and the people who love them.



    Selam ve sevgiler

    Emre_1974tr
Working...