Orjinal Taşkent Nüshası...

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • dost1
    Site Yöneticisi
    • Sep 2008
    • 1905

    #16
    Selamun aleyküm kardeşim,

    kuman Nickli Üyeden Alıntı
    Yazilanlari okuyamadim goz gezdirdim. Okuyacagim kismetse.
    Ancak sunlarida aciklarsan daha iyi kapsamli okuyup sorularimi tekrarlarim.
    Simdi faiz alan allaha savas acmis kimsedir ve bununla savasmak gerekir. Kim savasiyor? Zina haramdir kim genelev onunde bekleyip bunlari ifsa ediyor.
    Tecavuz mevzuu kisasa tabi ise olum mu yoksa yaralamami ?
    Yoksa o kisiye ayni aciyi yasatma mi wger yasatma ise nasil ?
    “Riba” konusu Kur’an’da, değişik yerlerde bağımsız ayetlerdeki geçişleri dışında, Bakara suresinin 275-281. ayetlerinden oluşan paragrafta yer almaktadır:

    275- O ribayı yiyen şu kişiler, şeytanın bir dokunuşuyla çarptığı kişinin kalkışından başka türlü kalkamazlar. Bu, şüphesiz onların, ”Alışveriş, riba gibidir” demeleriyledir. Oysa ki, Allah, alışverişi helal, bu ribayı haram kılmıştır. Kendisine Rabbinden bir öğüt gelip de yaptığından vazgeçenin geçmişi kendisine, işi Allah’adır. Ve kim ki yeniden dönerse, işte onlar ateşin dostlarıdır. Onlar orada sürekli kalacaklardır.
    276- Allah, ribayı yok eder, sadakaları da artırır. Allah, tüm aşırı nankör ve günahkar kimseleri sevmez.
    277- Şüphesiz iman eden ve salihatı işleyen, salâtı ikame eden ve zekâtı veren kişilerin Rabbleri katında mükâfatları vardır. Ve onlar üzerine hiçbir korku yoktur, onlar üzülmezler de.
    278- Ey iman etmiş kimseler! Eğer müminler iseniz, Allah’a takvalı davranın ve ribadan kalanı bırakın.
    279- Artık böyle yapmazsanız, o zaman Allah ve elçisinden size savaşı bilin. Eğer tevbe ederseniz, artık sermayeleriniz sizindir. Haksızlık etmezsiniz, haksızlığa da uğramazsınız.
    280- Eğer o (borçlu), darlık içindeyse, kolaylığına kadar mühlet! Eğer biliyorsanız, sadaka olarak vermeniz, sizin için daha hayırlıdır.
    281- Ve kendisinde Allah’a döndürüleceğiniz güne takvalı davranın. Sonra da herkes kazancını tastamam alır. Ve onlar zulmedilmezler.

    Bu kadar açık hükme karşı insanlar Allah'ı düşman kılarak "riba" ile yatıp kalkan kişi ve toplumların Allah'a imanından ve Allah'a secdesinden sözedilebilir mi?

    Ribadan kurtulmanın çaresini Allah Kur'an'da belirtmiş:

    Maide; 12:
    Allah, İsrailoğullarından söz almıştı. İçlerinden on iki nakip (müfettiş/başkan) göndermiştik. Ve Allah demişti ki: “Ben, muhakkak sizinle beraberim. Salâtı ikame eder, zekâtı verir, peygamberlerime iman eder, onları destekler ve Allah’a güzelce ödünç verirseniz ant olsun ki sizin günahlarınızı örteceğim ve sizi altından ırmaklar akan cennetlere girdireceğim. İşte sizden her kim de, bundan sonra küfrederse, gerçekten dosdoğru yoldan sapmış olur.

    Teğabün; 17, 18:
    Eğer Allah'a güzel bir ödünç verirseniz, O, onu sizin için kat kat artırır ve sizi bağışlar. Ve Allah, en iyi karşılık ödeyen, çok yumuşak davranan, görülebileni ve görülmeyeni bilendir, Aziyz’dir, Hakiym’dir.

    Bakara; 219:
    … Yine sana neyi infak edeceklerini soruyorlar. De ki: “İhtiyaçtan fazlasını infak edin.” Allah, tefekkür edersiniz diye ayetlerini işte böyle sizin için ortaya koyuyor.

    Tövbe; 34, 35:
    Ey iman etmiş kişiler! Kesinlikle, hahamlardan, rahiplerden birçoğu insanların mallarını haksız yere yerler ve Allah yolundan saptırırlar. Ve kesinlikle altın ve gümüşü yığıp da onları Allah yolunda harcamayanlar; hemen onlara acıklı bir azabı müjdele!
    O gün, onların (altın ve gümüşlerin) üstü cehennem ateşinde kızdırılacak da bunlarla alınları, yanları ve sırtları dağlanacak (onlara): “İşte bu kendi canınız için saklayıp biriktirdiğiniz şeydir. Haydi şimdi tadın şu biriktirdiğiniz şeyleri!”

    Hadid; 11:
    Kimdir o, Allah'a güzel bir ödünç verecek olan kişi ki, Allah da onun için kat kat artırsın. Onun için şerefli bir mükafat da vardır.

    Maide; 2:
    Ey iman edenler! Allah’ın alâmetlerine, haram aya, hediylere, gerdanlıklarına ve Rabblerinden lütuf ve rıza bekleyerek Beyt-ül Haram’ı (Kâbe’yi) kastedenlere sakın saygısızlık etmeyin. Dokunulmazlığınız kalktığında (Hacc göreviniz bitince) da avlanabilirsiniz. Sizi Mescid-i Haram'dan çevirdiklerinden dolayı bir topluma karşı olan kininiz, sizi saldırıya da sevk etmesin. Ve iyilik ve takva üzerinde yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayın. Allah’a takvalı davranın. Hiç şüphesiz Allah azabı çok çetin olandır.

    Maide; 48:
    Sana da kendisinden öncekilerini doğrulayan ve onları kollayıp koruyan olarak hakk ile Kitap’ı (Kur'an’ı) indirdik. Öyleyse onların aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet. Sana gelen hakktan saparak onların arzu ve heveslerine uyma. Ve Biz, sizden hepiniz için bir şeriat ve yol kıldık. Ve eğer Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı, fakat size verdiklerinde sizi belalandırmak (denemek) için (böyle yapmadı). Öyleyse iyiliklere yarışın. Hepinizin dönüşü yalnızca Allah’adır. Sonra O, kendisi hakkında ihtilafa düştüğünüz şeyleri size haber verecektir.

    Âl-i Imran; 103, 104:
    Ve hep birlikte Allah'ın ipine sıkıca sarılın, ayrılmayın ve Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşmanlar idiniz de, O (Allah), kalpleriniz arasında ülfet oluşturdu. Sonra da siz O'nun nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de oradan sizi O kurtarmıştı. İşte Allah doğru yolu bulasınız diye ayetlerini sizin için böyle ortaya koyar.
    Ve içinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten men eden bir ümmet bulunsun. Ve işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.

    Bakara; 45, 46:
    Bir de sabırla, salâtla (eğitimle, öğretimle, sosyal destek kurumlarıyla) yardım isteyin. —Şüphesiz bu (salât ve sabırla yardım isteme), saygılı olanlardan; gerçekten Rabblerine kavuşacaklarına ve gerçekten kendilerinin O’na dönücü olduklarına inanan kimselerden başkasına çok ağır gelir.

    Bakara; 153:
    Ey iman etmiş kimseler! Sabır ve salâtla yardım isteyin. Şüphesiz Allah, sabredenlerle beraberdir.

    Bakara; 195:
    Ve Allah yolunda İNFAK yapın, ellerinizi (kendinizi)/ellerinizle tehlikeye bırakmayın ve iyileştirin, güzelleştirin. Şüphesiz Allah, iyileştirenleri, güzelleştirenleri sever.

    Bakara; 245:
    Kimdir o kişi ki Allah’a güzel bir ödünç versin de Allah da ona birçok katlarını katlayıversin. Allah darlık da verir, genişlik de verir. Ve yalnız O’na döndürüleceksiniz.

    Asr; 1-3:
    Asra ant olsun ki, iman eden, salihat işleyen, hakkı tavsiyeleşen ve sabrı tavsiyeleşenlerin haricindeki tüm insanlar kesinlikle tam bir hüsran/kayıp-zarar içindedir.

    Ankebut; 45:
    Sen, sana kitaptan vahyedileni oku/izle ve salâtı (eğitimi, öğretimi, sosyal destek kurumlarını) ikame et (oluştur, ayakta tut). Muhakkak ki salât (eğitim, öğretim, sosyal destek kurumları), fahşadan ve kötülükten alıkoyar. Ve Allah’ın anılması, elbette daha büyüktür. Ve Allah, yapıp ürettiğiniz şeyleri bilir.

    Meryem; 59-61:
    Sonra onların ardından half (kötü bir nesil) geldi ki, salâtı (sosyal desteği) kaybettiler (hayatlarından çıkarıp attılar). Ve şehvetlerine uydular. Bundan dolayı tevbe eden ve iman eden ve salihi işleyenler hariç onlar azgınlıklarının cezasıyla karşılaşacaklardır. İşte bunlar (tevbe eden, iman eden ve salihi işleyenler) cennete; Rahman’ın kullarına görmedikleri hâlde vaat ettiği Adn cennetlerine girecekler ve hiçbir şeyce haksızlığa uğratılmayacaklardır. Şüphesiz O’nun vaadi mutlaka yerini bulacaktır.



    Fatır 6:
    Şüphesiz o şeytan, sizin için düşmandır. Onun için siz de onu düşman edinin. Şüphesiz o (şeytan) kendi taraftarlarını alevli ateşin ashabından olmaları için çağırır.

    A’la; 14-17:
    Doğrusu kendini kurtarmıştır; arınan kimse,
    Rabbinin adını anıp sosyal destek sağlayan kimse.
    Fakat siz şu basit hayatı tercih ediyorsunuz.
    Oysa ahiret daha hayırlı (önemli) ve devamlı kalıcıdır.


    Bunlara uymak Allah'a iman ve secdeyi gerektirir. Uyan mı?


    Halkı "müslim " olan bir ülkede "genelevler" olabilir mi? Olsa bile "zina" işleyeceklerini bile bile giden kişiler olabilir mi?
    Sorun, Allah'a iman ve Allah'a secde sorunudur.

    Tecavüzden kastın ne olduğu önemli. Arap dilindeki kullanımı ile bizdeki kullanımı arasında fark vardır. Bizde sadece zora dayalı cinsel ilişkide kullanılır duruma gelen bu sözcük, Arapça'da geçme,haddi aşma vb anlamlarda kullanılır.

    Allah'ın belirttiği hakları,ilkeleri çğneyen aşan herkes belirlenene tecavüz durumundadır. Bu durum da Allah'a ve Resulu'ne savaş açmaktır. Yaptırımı da aşağıda belirtilmiştir

    Maide;33,34: Allah'a ve Elçisi'ne karşı savaşan; bozum yapmaya teşebbüs etmiş olan ve yeryüzünde kargaşa çıkarmaya çalışanların –siz onlar üzerine güçlü olmazdan/onları yakalayıp denetim altına almazdan önce hatalarından dönenler hariç– karşılığı, ancak öldürülmeleri veya asılmaları yahut ayak ve ellerinin çaprazlama/ arka arkaya kesilmesi, ya da bulundukları yerden sürgün edilmeleridir. Bu, onlar için dünyada bir aşağılıktır. Âhirette de onlar için büyük bir azap vardır. Artık iyi bilin ki Allah, çok bağışlayan ve çok merhamet edendir.

    Kur'an'da mü’minlere cinâyet hususunda yapılması istenilenler belirtilmiştir:

    İsrâ;33: Ve hakk ile olmadıkça, Allah'ın harâm kıldığı nefsi öldürmeyin. Ve kim zulüm edilerek öldürülürse, Biz onun velîsine bir güç [yetki] vermişizdir. O da öldürmede aşırı gitmesin. Şüphesiz o [öldürülen/velî] yardım olunmuştur.

    Furkân;68: Ve işte o kişiler [Rahmân'ın kulları], Allah ile beraber başka bir ilâha yalvarmazlar. Allah'ın harâm kıldığı canı öldürmezler. –Ancak hakk ile öldürürler.– Zina da etmezler. –Ve kim bunları yaparsa, günahla karşılaşır. Kıyâmet günü azabı kat kat olur ve orada, alçaltılarak sürekli olarak kalır. Ancak tevbe eden, iman eden ve sâlihi işleyenler müstesnâ. İşte Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Ve Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir. Ve her kim tevbe eder ve sâlihi işlerse, kesinlikle o, tevbesi kabul edilmiş olarak Allah'a döner.–


    En‘âm;151: De ki: “Geliniz, Rabbinizin size neleri harâm kıldığını okuyayım: O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın, ana-babaya iyilik edin, imlak haşyetiyle [fakirlik endişesiyle/fakirleştiriliriz korkusuyla] çocuklarınızı öldürmeyin. Sizi ve onları Biz rızıklandırıyoruz. Ve kötülüklerin açığına ve gizlisine yaklaşmayın. Hakksız yere Allah'ın harâm kıldığı nefsi öldürmeyin. İşte bunlar, aklınızı kullanasınız diye O'nun size vasiyet ettikleridir.

    Âyette, cinâyet işleyenlerin âdil bir şekilde cezalandırılması öngörülmektedir.

    Allah'ın öngördüğü kısas [âdil karşılık] nedeniyle, birini öldürmek isteyen kimse, kısas korkusuyla bu işten vazgeçer; böylece her ikisi de hayatta kalır. Kısasın uygulanması hâlinde de, olay kan davasına dönüşmeden kapanır; böylece taraflardan bir çok insanın muhtemel ölümü engellenir.
    Kısas, insanlık için bir nimettir. Kısasın uygulanmaması, sadece maktule değil insanlığa karşı da bir suçtur. Hatta cinâyeti teşvik ve insan hayatına değer vermemek; binlerce cinâyete kapı aralamaktır.

    Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
    Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
    Sevgi,saygı ve muhabbetle.
    Allah'a emanet olunuz.
    Halil Ay

    Comment

    • han
      Katılımcı Üye
      • Jul 2012
      • 37

      #17
      dost1 Nickli Üyeden Alıntı
      Bu günkü tertibin dışında tertiplenmiş Ali Mushafı, İbni Mesud Mushafı, İbni Abbas Mushafı, Ubey bin Kab Mushafı gibi Mushaflar da bulunmaktadır.

      ...

      Çoğaltılan Mushaflardaki ayetler Allah'ın Resul'ü Muhammed'e inen ve vahyedilen vahiylerin tâ kendisidir. Onlarda bir değişiklik ve tahrîf olmamıştır.
      Üstad,
      Sizin dediğinizden benim anladığım;
      "günümüze gelen mushaflarda bazı farklılıklar ve karmaşalar var ancak Kuran bunun içinde gizli"

      Çoğumuzun hüsnü-kabulü bu yöndedir. Ancak tüm bu görüşlerimiz, akıl süzgecinden geçirdiğimiz açık bir isbat ile mi oluşmuştur yoksa "korunacak" ayetine hüsnü-kabul ile inanmayı irade ettiğimiz için mi oluşmuştur?





      Bilinen bazı acı gerçekler:

      - Hz. Peygamber tarafından bırakılmış kitap bulunmamaktadır, döneme ait sadece kitaplaşmaya aday parça parça yazılar olduğu bilinmektedir.

      - Halifeler döneminde kitaplaştırma süreci ile Peygamber zamanından parça parça yazılar şeklinde kayıt edilmiş olan bir çok ayet-sure dönemin alimleri insiyatifiyle elenmiş-ayıklanmış ve uygun görülmeyenler imha edilmiştir.

      - Ayıklamayı üstlenen alimlerin yanında bazı diğer sahabeler/alimler de şahıslarına özel notlarını muhafaza etmiş ve onların adıyla anılan farklı mushaf-kitapların da günümüzde anılmasına vesile olmuştur.

      - Bu mushaflar arasında diziliş-kelime-yazım vs gibi farklar vardır denilir ancak önemsiz olduğu belirtilir.

      - Aynı zamanda bu yüce görevin üstlenildiği yıllarda İslam dünyası, etkisi günümüzde de devam eden büyük fitnelerle çalkalanmıştır. (Halife suikastleri, kabileler arasında milliyetçilik akımları ve devamında mezhepleşmeler, fırkalaşmalar vs.)

      - ve en garip olanı da her fırka kendi kaynaklarını orijin görüp, diğer fırkanın çoğu kaynağına şüphe duyar. Bugün dahi sunni-şii alimler arasında pek de hayırlı bir uyumdan söz edememekteyiz. Kabul ve inançların dogmalaşması sakıncalı...

      (Yanlışım varsa lütfen uyarın. Bunlar, laşabildiğimiz kaynaklar-veriler çerçevesinde hakkıyla akledemeyerek nefsimden gelen iç düşüncelerdir.)
      Last edited by han; 14. January 2015, 02:40 AM.
      1:6 İlet bizi O dosdoğru yola...

      Comment

      • han
        Katılımcı Üye
        • Jul 2012
        • 37

        #18
        kuman Nickli Üyeden Alıntı
        Yazilanlari okuyamadim goz gezdirdim. Okuyacagim kismetse.
        Ancak sunlarida aciklarsan daha iyi kapsamli okuyup sorularimi tekrarlarim.
        Simdi faiz alan allaha savas acmis kimsedir ve bununla savasmak gerekir. Kim savasiyor? Zina haramdir kim genelev onunde bekleyip bunlari ifsa ediyor.
        Tecavuz mevzuu kisasa tabi ise olum mu yoksa yaralamami ?
        Yoksa o kisiye ayni aciyi yasatma mi wger yasatma ise nasil ?
        kuman kardeşim,

        soru-eleştiri ve yorumlarda konuya bağlı kalabilirsen daha memnun oluruz. Mushaf konusu içinde birden "savaş, zina, hırsızlık vs." gibi klasik İslam eleştirileri konularına sapmak, forum ruhuna uygun değil. Ve yine tartışmaya-sorgulamaya açmak istediğin farklı konular için de uygun başlık bulamamışsan, yenilerini oluşturursan bizlere de katkısı olur.

        İyi niyetle bir ricamdır, teşekkür.
        1:6 İlet bizi O dosdoğru yola...

        Comment

        • galipyetkin
          Uzman Üye
          • Sep 2011
          • 1389

          #19
          Bu ayete rağmen mushaflaştırma yapılmayıp ve hatta buna tereddüt edildiyse...?
          .

          Sayın Han:

          1-"Kitabın satır satır ince deri üzerine dökülüp mushaflaşmanın emrinin yer aldığı"

          2-"Eğer dediklerimizden bir nebze sapacak olursa, O'nu şah damarından yakalar, hayat-yaşam şartlarına son verir ve O'nu cehennemin en derin yerine kütük olarak atarız"

          mealli ayetlere rağmen, anlaşıldığına göre(bir elime ay'ı....) Peygamberimiz gönüllü görevine devam etmiştir.

          Şu halde Peygamberimizin yukarıdaki sizin belirlediğiniz tutum içerisinde olabilma ihtimali var mıdır? Yani boşverip Allah!ın emrini yerine getirmemiş midir?

          Yoksa ciltleyip bir mushaf bırakmiş mıdır?

          Yukarıdaki düşünceye nasıl ulaşabildiniz ki?

          Saygılarımla.
          Galip Yetkin.
          Last edited by galipyetkin; 1. May 2016, 10:57 AM.

          Comment

          • kuman
            Uzman Üye
            • Mar 2013
            • 583

            #20
            Hangi kitap ? Tevrat mi kur an mi Allah katinda ki kitap mi yoksa INSAN mi ?.
            Kur an herkesin anlayacagi bir kitaptir.

            Kur an ince deri ustune yazildigi soyleniyor belki bu ayeti alarak soyluyorlar. Maalesef orjinal mushaf yok.
            Tasken nushasida da 20-25 sureden olusuyor.
            Zaten tum tartisma bu...

            Comment

            • kuman
              Uzman Üye
              • Mar 2013
              • 583

              #21
              Mushaf konusu icinde han kardes. Ayetler benim acimdan birbiriyle ters dusuyor yani anlam kaymalari var. Anlamlar degismis bu yuzden baglanmiyor. Anlamaya calisiyorum

              Comment

              • dost1
                Site Yöneticisi
                • Sep 2008
                • 1905

                #22
                Selamun aleyküm Kardeşlerim,

                Buraya bakar mısınız?
                Halil Ay

                Comment

                • dost1
                  Site Yöneticisi
                  • Sep 2008
                  • 1905

                  #23
                  Selamun aleyküm Kardeşim,

                  kuman Nickli Üyeden Alıntı
                  Mushaf konusu icinde han kardes. Ayetler benim acimdan birbiriyle ters dusuyor yani anlam kaymalari var. Anlamlar degismis bu yuzden baglanmiyor. Anlamaya calisiyorum
                  Sizce hangi âyetler birbiriyle ters düşüyor? Hangi âyetlerde anlam kaymaları var?

                  Lütfen Ta Ha 114'ü iyi tefekkür etmeye çalışalım.

                  Feteallellahul Melikül Hakk ve la ta'cel bil Kur'âni min kabli en yukda ileyke vahyuHu, ve kul Rabbi zidniy ilma.

                  İşte hak olan, biricik hükümdar olan Allah ne yücedir! Onun vahyi sana tamamlanmadan evvel, okumayı/öğretmeyi acele etme ve “Rabbim, bana bilgiyi artır!” de.

                  Değerli Kardeşim,
                  Bu Âyet, Kur’an’ı iyi anlamak ve onu doğru yaşamak için gerekli çok önemli bir ilkeyi daha ortaya koymaktadır. Bu ilkeyi, daha evvel Müzzemmil ve Furkan surelerinde bildirilmiş olan tertil ilkesiyle [Kur’an’ı iniş sırasına göre ayırma, birbirine karıştırmama yöntemiyle] birlikte değerlendirirsek, ortaya şöyle bir sonuç çıkar: Kur’an’ı tam olarak anlamak isteyen kimse, aceleci davranmaktan, yani bir konuya ait ayetlerin tümünü göz önüne almadan o konu hakkında acele ile sonuçlar çıkarmaktan sakınmalı, daima Kur’an’ı bir bütün olarak ele almalıdır.

                  Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
                  Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
                  Sevgi,saygı ve muhabbetle.
                  Allah'a emanet olunuz.
                  Halil Ay

                  Comment

                  • han
                    Katılımcı Üye
                    • Jul 2012
                    • 37

                    #24
                    galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
                    Şu halde Peygamberimizin yukarıdaki sizin belirlediğiniz tutum içerisinde olabilma ihtimali var mıdır? Yani boşverip Allah!ın emrini yerine getirmemiş midir?

                    Yoksa ciltleyip bir mushaf bırakmiş mıdır?

                    Yukarıdaki düşünceye nasıl ulaşabildiniz ki?
                    Sevgili galipyetkin,

                    o düşünceye ulaşmama sebep olan etken; "Hz. Peygamber'e isnat edilen bir mushaf olmaması ve mushaflaştırma için de kesin bir vasiyetinin de olmaması(rivayet-hadis var mıdır?)."

                    Ama, Hz. Ebu Bekir'in tereddütünü yazan rivayetler vardır. Peygamberin vafatından sonra, ortada farklı kişilerce deri vs. üzerine yazılmış notlar şeklinde kayıtlar olduğu, bunların yine farklı kişilerce şahsa ait olarak ve ayrıca resmi amaçla Hz. Osman tarafından mushaflaştırıldığı günümüze kadar gelen ve kabul edilen rivayetler.

                    Ayet ışığında Peygamberimiz Allah'ın emrini yerine getirmemiştir diyemeyiz ancak "zikri koruyacak olan biziz" ayeti gereğince bu işi Allah'ın takdirine bırakmış olabilir mi?

                    Sizlerin savunmanıza göre Kitap kelimesi ile kastedilenin "mushaf" olduğu görülüyor. Ancak korunacak olanın ise "zikir" olduğunu yine ayetten okuyoruz. Ve "derilere yazılmış bir Kitap"tan bahsediliyor ise, sadece günümüz mushafını mı anlamalıyız, yoksa deri üzerine yazılabilecek ayet-sure-necm parçacıklarına da yorabilir miyiz?

                    dost1 Nickli Üyeden Alıntı
                    Selamun aleyküm Kardeşlerim,

                    Buraya bakar mısınız?
                    Sevgili dost1,

                    yazarın bulguları ve görüşleri de malesef tereddüt ve hüsnüzan ile bezenmiş gibi geldi bana. İşin en rahatsız edici yanı da, bunca asırdır sakal-hırka vs. özenle korunmuş fakat bu mushaf konusu daima tereddüt+hüsnüzan ile ele alınmış. Ayetteki "korunacak zikir" kelimelerine günümüz mushafı anlamı yüklenerek, olay geçiştirilmek zorunda kalınmış...
                    1:6 İlet bizi O dosdoğru yola...

                    Comment

                    • kirec
                      Yeni Üye
                      • Jan 2015
                      • 12

                      #25
                      hiç bir kitap yada kişi tüm insanlar için rehber olamaz...

                      Rehber olacak şeyin öncelikle insanın hemen yanı başında hazır bulunması onun açık seçik dolaysız tercüme yada tefsire ihtiyaç olmadan anlaşılabilinir olmasıNın gerektiği açıktır...

                      Ne kuran ne başka bir kitap yada kişi böyle bir özellikte değildir...

                      Sadece insanın kendi fıtratında hazır bulduğu iyi ve kötüyü ayırdetme özelliği belki Bu rehberliğe layıktır...

                      Eğer korunan bir şey varsa muhtemeldir ki o bu özelliıe sahip akıl vicdan diyebildiğimiz ve belki de kuranda da zikr diye bahsedilen Ana kitap diye anılan levhi mahfuz diye betimlenen şey olabilir...

                      kurandan hiç haberi bile olmayan ama dosdoğru yaşayıp gidenler nasıl bunu beceriyorlar diye Düşünmek faydalı olabilir...

                      Comment

                      • galipyetkin
                        Uzman Üye
                        • Sep 2011
                        • 1389

                        #26
                        Alıntı:
                        "Hz. Peygamber'e isnat edilen bir mushaf olmaması...... Ama, Hz. Ebu Bekir'in tereddütünü yazan rivayetler vardır. Peygamberin vafatından sonra, ortada farklı kişilerce deri vs. üzerine yazılmış notlar şeklinde kayıtlar olduğu, bunların yine farklı kişilerce şahsa ait olarak......"

                        Ayetle sabit olan Peygamberimizin ayetleri deri üzerine yazdığı.
                        Koskoca İslam'ın Peygamberi ayetleri yazıp da öylesine sağda solda bırakmış, yazıya dökmekle seçillmiş Peygamberin işi bitmiş midir? Bunları hatıra diye eşe dosta mı dağıtmıştır? Yukarıda verdiğimiz ayetten başka anlamlar da çıkmamakta mıdır? mesela yazılanları konularına göre düzenle yani ciltle ve bu düzenlemeleri /ciltleri topla yani mushaf haline getir gizli emri yok mu? Eğer bir müslümansanız ve müslüman gibi düşünüyorsanız buna erişirsiniz. Peygamberin vefatı ile yapılan karşı devrim sonrası kim "Bu mushaf Peygamberin Mushafı diyebilirdi veya derdi?"

                        Verilen aleyhte palavra rivayetlere karşı, lehte, destekleyen rivayetler de vardır. Hem de öyle palavra cinsinden değil. Eski Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Süleyman Ateş'in 1995 tarihli Kur'an'ı Kerim Meali eserinden(sh-19):

                        "Hz Peygamber, gelen vahyi, etrafında bulunan vahiy katiplarine yazdırırdı. Her ayetin hangi sureye yazılacağını işaret buyururdu. ...........Kur'an'ı Kerim .....Peygamberimizin koyduğu tertip üzerine ezberlenir, namazlarda/salat diye ifade edilen kur'an yardımı olan "ayet izahlarında" anlatılırdı."

                        Kur'an'â, Peygamber'e, İslam'a karşıtlık yeter artık. Fazlası ve ısrarı bizim de fazlalığımızı ve ısrarımızı getirir ki gönüller kırılabilir.

                        Saygılarımla.
                        Galip Yetkin.
                        Last edited by galipyetkin; 1. May 2016, 11:06 AM.

                        Comment

                        • han
                          Katılımcı Üye
                          • Jul 2012
                          • 37

                          #27
                          kirec Nickli Üyeden Alıntı
                          ...

                          Eğer korunan bir şey varsa muhtemeldir ki o bu özelliıe sahip akıl vicdan diyebildiğimiz ve belki de kuranda da zikr diye bahsedilen Ana kitap diye anılan levhi mahfuz diye betimlenen şey olabilir...

                          kurandan hiç haberi bile olmayan ama dosdoğru yaşayıp gidenler nasıl bunu beceriyorlar diye Düşünmek faydalı olabilir...
                          Kuran'a sadece "rehber" demek sizin de dediğiniz gibi eksik kalacaktır. Kuran'da çok kez "düşünenler, akledenler vs. " için bir rehberlikten bahsedilmektedir. Yani rehberlikten faydalanabilmek için şartlar vardır: iyilik, düşünme-tefekkür, iyilik-sırati mustakim niyeti gibi;

                          Muhsinler(Güzel ve iyi davrananlar) için bir hidâyet ve bir rahmettir. 31:3

                          (O,) sağduyu sahiplerine bir yol gösterici ve öğüttür. 40:54

                          ...İşte bu (Kitap) Allah'ın rehberidir. Dilediğini bununla doğru yola iletir. Ama Allah kimi sapıklığında bırakırsa artık ona yol gösteren olmaz. 39:23
                          Last edited by han; 15. January 2015, 09:29 PM.
                          1:6 İlet bizi O dosdoğru yola...

                          Comment

                          • han
                            Katılımcı Üye
                            • Jul 2012
                            • 37

                            #28
                            galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
                            Ayetle sabit olan Peygamberimizin ayetleri deri üzerine yazdığı. Koskoca İslam'ın Peygamberi ayetleri yazıp da öylesine sağda solda bırakmış, yazıya dökmekle seçillmiş Peygamberin işi bitmiş midir? Bunları hatıra diye eşe dosta mı dağıtmıştır? Yukarıda verdiğimiz ayetten başka anlamlar da çıkmamakta mıdır? mesela yazılanları konularına göre düzenle yani ciltle ve bu düzenlemeleri /ciltleri topla yani mushaf haline getir gizli emri yok mu? Eğer bir müslümansanız ve müslüman gibi düşünüyorsanız buna erişirsiniz. Peygamberin vefatı ile yapılan karşı devrim sonrası kim "Bu mushaf Peygamberin Mushafı diyebilirdi veya derdi?"
                            Dikkat ederseniz Kuran'ın dili katî değildir. Genellikle cümlelerde çok-çift anlamlılık vardır:

                            Allah kelâmın en güzelini indirdi, ikizli, ahenkli bir kitab, ondan rablarına saygısı olanların derileri örperir, sonra derileri de kalbleri de Allahın zikrine yumşar, o işte Allah rehberidir, Allah onunla dilediğini doğru yola çıkarır, her kimi de Allah şaşırtırsa artık ona hidayet edecek yoktur. 39:23

                            Kitabın bu özelliğini ben, samimi insanları düşünmeye-sorgulamaya teşvik etmek ve iyi-doğruyu arama niyetinde olmak şartıyla, bahşedilen akıl-ilim miktarınca bir mana algılaması amaçlanmış olabilir diye düşünüyorum. İslam dünyasındaki farklı-zengin yorumların bu sebeple oluştuğunu düşünüyorum. (sunni, şafi, sufizm, vs.)

                            Bunca farklılığın-zenginliğe sahip müslümanların ise düştüğü tek hata, kendi fırkalarında kabul görmüş olan öğretileri-kaideleri mutlak kabul edip, geri kalanı reddetmeleri veya dışlamaları. Bu durumun Kuran felsefesine uygun olmadığı kanaatindeyim.

                            Sizin yukarıdaki sorgulamarınızdan şunu mu anlamalıyız?
                            "Hz. Peygamber mushaflaştırdı ve o mushaf bu güngü mushaftır" veya
                            "Hz. Peygamber mushaflaştırdı ancak hemen sonrasındaki siyaset ile işler karıştı"



                            galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
                            Kur'an'â, Peygamber'e, İslam'a karşıtlık yeter artık. Fazlası ve ısrarı bizim de fazlalığımızı ve ısrarımızı getirir ki gönüller kırılabilir.
                            Öfkelenmeniz ve gözdağınız yersiz ve aşırı! Yukarıdaki mesajlarda, kişilerin inanç mertebelerine göre bazı eleştiriler, sorgulamalar ve (cevap arayışı ile) sersenişler var daha çok. Bir tanesinde küfür, aşağılama vs. mi gördünüz de birden gürleme ihtiyacı hissettiniz? İnsanların, karşısındakine ve temel değerlere "sövmemek-küçümsemek" şartıyla düşüncelerini paylaşması, yapıcı olarak eleştirmesi sizi rahatsız etmemeli! İşin garip yanı ise özellikle muhattabının yazılarını hakkıyla akıl süzgecinden geçirmeden "küçümseyici" tepkiler ise ağırlıklı olarak sizin kaleminizden/klavyenizden çıkıyor. Bu hususta Allah, gönlümüzü ve niyetlerimizi gayet iyi bildiğinden, kesinlikle sizin ve sizin gibi tahammülsüz müslüman kardeşlerime karşı, Allah katındaki hakkımı saklı tuttuğumu saygıyla hatırlatırım.

                            Selamlarımla.
                            Last edited by han; 15. January 2015, 10:24 PM.
                            1:6 İlet bizi O dosdoğru yola...

                            Comment

                            • kirec
                              Yeni Üye
                              • Jan 2015
                              • 12

                              #29
                              kuran mushafının değişikliğe uğramış olması gayet mümkündür ...

                              hatta belkide kutsal kitapların hepsinde bu gerçekleşmiştir...

                              Bunun daha önceki insanlar tarafından yapıldığını bizzat kuran da ifade eder...

                              Kendi elleriyle bir şeyler yazıp bu allah katından diyenler anlatılır...

                              Aynı şey kuranın dA başına gelmiş olamaz mı...

                              Eskilerin yaptıklarını sonrakiler niye yapmış olmasın...

                              önümüze konulan her şeyi bu allahın sözüdür emridir diye kabul etmek akıllıca değil...

                              Comment

                              • dost1
                                Site Yöneticisi
                                • Sep 2008
                                • 1905

                                #30
                                Selamun aleyküm,

                                han Nickli Üyeden Alıntı
                                Sevgili dost1,

                                yazarın bulguları ve görüşleri de malesef tereddüt ve hüsnüzan ile bezenmiş gibi geldi bana. İşin en rahatsız edici yanı da, bunca asırdır sakal-hırka vs. özenle korunmuş fakat bu mushaf konusu daima tereddüt+hüsnüzan ile ele alınmış. Ayetteki "korunacak zikir" kelimelerine günümüz mushafı anlamı yüklenerek, olay geçiştirilmek zorunda kalınmış...
                                Değerli han Kardeşim,

                                Tayyar Altıkulaç'ın iki ciltlik çalışmasını okudum. İlim adamı duyarlılığı ile yapılan bir çalışma olarak görüyorum.
                                Lütfen 2.dakikadan sonra izler misiniz?


                                Değerli Kardeşim,

                                Günümüzde "Mushaf" ile "Kur'an" sıkça karıştırılmakta, "Zikir" sözcüğüne farklı anlamlar yüklenebilmektedir. Âl-i Imran; 58, A’râf; 63, 69, Hicr; 6, Enbiya; 7, 42, 50, 105, Furkan; 29, Şuara; 5, Ya Sin; 69, Sad; 1, 8, 49, 87, Zümer; 23, Fussılet; 41, Şûra; 5, Zühruf; 36, 44, Kamer; 25, Kalem; 51, Tekvir; 27, Kehf; 83, Ta Ha; 10, 99, 113, Saffat; 3, 168, Talâk; 10, Mürselât; 5, Müminun; 71, En’âm; 90. âyetlerini okursak: “Anmak, hatırlamak, hatırdan çıkarmamak, unutmamak, öğüt almak, ibret almak” anlamındaki "zikir" sözcüğünün, mastar ve tüm türevleri ile hep bu sözlük anlamıyla kullanıldığını görürüz. Sözcük, “EZ-ZİKR” şekli ile, yani başındaki harf-i tarif ile muarref -belgisizliği giderilmiş, belirtili bir sözcük yapılmış ve MECAZ-I MÜRSEL olarak, “ÖĞÜT VERME” ekseni etrafında "Vahy, İlâhî Kitap; Kur’an, İncil, Tevrat, Zebur" için kullanılmıştır.


                                Değerli kardeşim,

                                Kur'an/Zikir, Alemlerin Rabbi olan Yüce Allah'ın belirttiği şeklinde okundukça;

                                Nisa 82: "Onlar hâlâ, Kur’ân'ı gereği gibi düşünmezler mi? Eğer ki o, Allah'tan başkası tarafından olsaydı, kesinlikle onun içinde birçok karışıklıklar bulurlardı."

                                Fussilet;26: "Ve kâfirler; Allah'ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddeden kimseler: “Üstün gelmeniz için bu Kur’ân'ı dinlemeyin, onun içinde anlamsız şeyler yapın/ anlaşılmasını her türlü yolla engelleyin” dediler."

                                Fussilet;52: De ki: “Hiç düşündünüz mü? Eğer Kur’ân, Allah katından olup da sonra siz bu gerçeği örtbas etmişseniz… Kendisi uzak bir ayrılığın içinde bulunan kimseden daha sapık kim olabilir?”
                                Fussilet;53: Onun hak olduğu ortaya çıkıncaya kadar, hem dış dünyada, hem kendi bünyelerinde alâmetlerimizi/ göstergelerimizi onlara göstereceğiz. Rabbinin şüphesiz her şeye tanık olmuş olması da yetmedi mi?

                                âyetleri akıldan çıkarılmadıkça;

                                Hicr;9:İnna nahnu nezzelnez Zikra ve inna lehu leHafizun
                                "Hiç kuşkusuz Biz, o ZİKİRİ Biz indirdik Biz. Ve mutlaka Biz onun için koruyucularız."

                                âyetine olan iman sürekli olarak artmaktadır.

                                Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
                                Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
                                Sevgi,saygı ve muhabbetle.
                                Allah'a emanet olunuz.
                                Halil Ay

                                Comment

                                Working...