Melekler vardır, ayrı yaratıklardır. Rabbimizin yada insanın kendi melekesi değildir!

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • bartsimpson
    Super Moderator
    • Mar 2012
    • 692

    #181
    ***** gereksiz bulunduğundan tarafımca silinmiştir******
    Last edited by bartsimpson; 9. November 2012, 02:33 PM.
    "Hayat bugündür. Emin olduğun tek hayat. Onu en iyi şekilde yaşa."

    Comment

    • aorskaya
      Uzman Üye
      • Aug 2009
      • 932

      #182
      bartsimpson Nickli Üyeden Alıntı
      aorskaya saçmalıyorsun... daha da batıyosun... halbuki sen akıllı adamdın... haksızsan çekilmeyi bilirdin... özür de dilerdin... ne oldu...???

      Ben erkek gibi demedim... Erkekçe dedim... Allaha şükür ne dediğimi biliyorum.

      Anlamadığın kelimenin anlamı neymiş bak öğren;

      Erkekçe: Zarf, Erkek gibi, erkeğe yakışır bir biçimde, yiğitçe, mertçe

      Cümle içinde örnek : "Ölürken başucundaydı; sağ kalırsa gidip babasını göreceğine, vuruşurken erkekçe şehit olduğunu anlatacağına söz vermişti." A. İlhan

      Ayrıca ben senin niyetinden yada emin olmadığım şeylerden değil yaptığın şeyden bahsettim. Bu da şahsım ile alakalıdır.

      Ayrıcaaaa, ben burada ettiğim lafların ve tavırların her zaman arkasında dururum. Burada söylememle yüzüne söylemem arasında fark yoktur. İsteyene yazarım özelden adımı telefonumu adresimi gelir burada yüzüne de söylerim...

      Ben ne sen ile ne de başkası ile kavga etmem burası fikir platformu.

      Fikir söylemek yerine haddini aşıp işi kişiselliğe döken olursa bende haddini bildiririm.

      Gerisi abes ile iştigaldir. Sende abes ile fazla iştigal etme...

      İstersen kişisel bilgilerimi sana da özelden verebilirim "erkek"...
      Bu tür saçmalıklara ayırcak zamanım olmamasına rağmen, kardeşçe herkese, "aman kişisel sataşmalara girmeyelim, fikirleri paylaşalım, onların doğrusunu bulmaya çalışalım dedikçe, birileri tarafından mütemadiyen kışkırtılmaya, kavgaya, şahsileştirilmenin içine çekilmeye çalışıldım.

      Müslümanın mütevazi olması, şahsınayapılan yanlışalara selam deyip geçmesi gerektiği için, selam ile, kardeşim hitabı yazılarımı yazdım.

      Ayrıca, başkalarınında aynı şekilde kavga içine çekilmeye çalışıldığını gördüğümden, şahitliğimi adil olarak, hakkı gözeterek yapmaya çalıştım.

      Haksız olduğumu gördüğüm, yada anlatıldığı zaman gerçekten haksızsam, kibire, büyüklenmeye kaçmadan özür dilemesini de becerebilirim. Ama, canı yanan eşeğin atı geçmesi durumuna düşsem de eşek olmaya, geri kalmaya çalıştım, anlaşılmadı...

      Seninde yaklaşımın çok farklı olmadı. Aman kardeşim, kavga yanlış, fazla uzamasın diyen yazıma "erkek" falan filan diye haksız, anlamsız cevap yazdın.

      Sonra erkekçe dedim, erkek gibi değil diye açıklama yapıyorsun. Erkekçe, yada erkek gibi çokmu farkeder de bu mazeret olsun. Halbuki erkeklik kavga etmekte değil, aslında sulh olabilmekte de gizlidir. Bunları bile anlayamayacak, öfke nöbetlerine girilebiliyormuş demekki... Ancak, bu yazında bile hata ettiğini görebilirsen, ister hatanı kabul edersin, istersen başka kimselerde devam edersin. Ben özünde, kötü niyetli olduğunu düşünmediğimden, erkeklik, korkaklık konusuna takılmayacağım.
      bartsimpson Nickli Üyeden Alıntı
      Ben erkek gibi demedim... Erkekçe dedim.
      Erkekçe: Zarf, Erkek gibi,
      Neyse, dediğim gibi bu kısım fazla uzasın istemiyorum.

      Kimsenin hakkını yemek, günahına ortak olmak istemem. Ama, iyi niyet yaramıyor bazen.

      Artık, şahsi konularda ne yazmak, ne de bana yazılmasını kesinlikle istemiyorum.

      Herkes, din paylaşacaksa, fikirlerini yazar, sonra katılımcıları bekler, gerekirse yine yazar.

      Bundan böyle, kavgalar çıkarmaya, fikir yerine şahsi yazılara giren olursa, kalbini kırarım.

      Bu nedenle, şahsi kinlerim olmadığından; senin ismini, cismini, bilgini falan istemiyorum. Benim ise, zaten her yerde soyadım ile yazdığımdan, fazla zorlanmadan ulaşılabilir.

      Geçmişi, bu şekilde kapatmak, hanif forumdan, gerçekten hanif yazılar görmek istiyorum.

      Selam, selam.
      aorskaya
      Last edited by aorskaya; 8. November 2012, 11:41 PM.

      Comment

      • bartsimpson
        Super Moderator
        • Mar 2012
        • 692

        #183
        aorskaya Nickli Üyeden Alıntı
        Neyse, bu kısım fazla uzasın istemiyorum.

        Kimsenin hakkını yemek, günahına ortak olmak istemem. Ama, iyi niyet yaramıyor bazen.

        Artık, şahsi konularda ne yazmak, ne de bana yazılmasını kesinlikle istemiyorum.

        Herkes, din paylaşacaksa, fikirlerini yazar, sonra katılımcıları bekler, gerekirse yine yazar.

        Bundan böyle, kavgalar çıkarmaya, fikir yerine şahsi yazılara giren olursa, kalbini kırarım.

        Geçmişi, bu şekilde kapatmak, hanif forumdan, gerçekten hanif yazılar görmek istiyorum.
        Katılıyorum ve destekliyorum...
        "Hayat bugündür. Emin olduğun tek hayat. Onu en iyi şekilde yaşa."

        Comment

        • aorskaya
          Uzman Üye
          • Aug 2009
          • 932

          #184
          hiiic Nickli Üyeden Alıntı
          Bart...
          arkadaşı fazla ciddiye almana gerek yok, biz nasıl kışkırttığını, hangi kelimelerle seni kendi seviyesine çekmek istediğini görüyoruz.

          İyi niyetle yapmaya çalıştığı şeyleri de görüyoruz, kötüsünü de. Sakın bana laf attı da ben altında ezildim sanma... Kişi kendisini sözüyle belli eder... Kişi uslubuyla kendi kişiliğini yansıtır. Heleki olayları kişisel tartışmalar haline getiriyorsa......

          Unutma o sürekli seni yargılıyor ve eleştiriyor...
          Ama işaret parmağı seni gösterirken, diğer 3 parmağı kendisini gösteriyor...
          Hiic,

          artık son defa uyarıyorum:

          Kişisel sataşmalar istemiyorum. Fikirlerimi yanlış bulursan en acımasız şekilde eleştir, haklı olduğunu görürsem, sana teşekkür ederim.

          Ama, şahsileştirme çabalarını atlamam, kalbini fena kırarım.

          Burası eğlence yerini, sirki geçti son olaylarla...


          Şahsen, ben de (hiç istemesemde) olayların içinde yer aldığımdan, fikir alış verişini kesintiye uğrattığım kardeşlerimden özür diler, haklarını helal etmelerini beklerim.

          saygılarımla...
          aorskaya

          Comment

          • hiiic
            Uzman Üye
            • Mar 2010
            • 1980

            #185
            ....
            Last edited by hiiic; 27. February 2017, 09:33 PM.

            Comment

            • aorskaya
              Uzman Üye
              • Aug 2009
              • 932

              #186
              hiiic Nickli Üyeden Alıntı
              hazır maymun varken biraz cambazlık yapayım dedim.
              Bu lafına benzer karşılık verirsem, müslümanlığıma yakışırmı? hayır.

              Ama, sabırları zorlama...

              selametle,
              aorskaya

              Comment

              • aorskaya
                Uzman Üye
                • Aug 2009
                • 932

                #187
                hiiic Nickli Üyeden Alıntı
                katılıyorum... birkaç tane maymunumuz vaar.
                Bak, yazının karşılığında duyabileceğin şeyleri akıl edebiliyorsun ve tek maymun yerine çok maymun yapıyorsun...

                son defa uyarıyorum, bana sataşma artık...

                selametle,
                selamlar...

                Comment

                • seckin
                  Katılımcı Üye
                  • Nov 2012
                  • 74

                  #188
                  Çok ayıp,

                  Sünnet ahlakı olmamasından kaynaklanıyor. Tevazulu olun. Hem kuranı savunuyorsunuz, hemde ona göre hareket etmiyorsunuz.

                  Comment

                  • aorskaya
                    Uzman Üye
                    • Aug 2009
                    • 932

                    #189
                    seckin Nickli Üyeden Alıntı
                    Çok ayıp,

                    Sünnet ahlakı olmamasından kaynaklanıyor. Tevazulu olun. Hem kuranı savunuyorsunuz, hemde ona göre hareket etmiyorsunuz.
                    Selamlar,

                    Bak bu konuda çok haklısın, ikazın için teşekkürler...

                    Müslüman olarak, fikir alışverişi dışındaki şahsileştirme yazılarını hemen terkedelim, yazıları sadece bilgilenme ve bilgilendirme için yazabilelim.

                    Şahsi yazışmalarla meşgul olduğumuz ve meşguıl ettiğimiz zamanlarda kuranı bizimde terk ettiğimizi görebilelim, şeytanın vesvesesini kavrayıp, bunlardan hemen uzaklaşmayı ve kurandan anlatmayı becerebilelim.

                    saygılarımla,
                    aorskaya

                    Comment

                    • aorskaya
                      Uzman Üye
                      • Aug 2009
                      • 932

                      #190
                      seckin Nickli Üyeden Alıntı
                      Dikkatli birisin. Bazı kelimeleri alıp muhatabının sözleri ile vuruyorsun. Bu konuyu başlatan yazını okudum. Bana hayli ilginç geldi. Eğer siz doğru iseniz birileri çok büyük yalan söylüyor. Eğer siz yanlış iseniz bir fitne gibi toplumda yayılır ve milleti rahatsız edersiniz. Vebali zordur.
                      Bir kardeşimiz, yukarıda; "Eğer siz doğru iseniz birileri çok büyük yalan söylüyor. Eğer siz yanlış iseniz bir fitne gibi toplumda yayılır ve milleti rahatsız edersiniz. Vebali zordur." diye aksi görüşte yazıları olan tarafların dikkatini çekiyor, ama taraflardan biri, aşağıdaki gibi cevap veriyor:

                      pramid Nickli Üyeden Alıntı


                      1- Karar senin.

                      Arabi bakış açısı ve medeni bakış açısı ...

                      2- Muhammed nebi şahit olduktan sonra gerisin geri eski dinlerine dönenleri hatırlayın.

                      Muhammed ölür yada öldürülürse gerisin geri dönecek misiniz?
                      Sevgii kardeşim;

                      1- Karar senin demişsin, cümleyi bitirmişsin. Cümleyi bitirmişsin ama yine de için rahat etmemiş ve kararı ona bırakmak yerine, kibirine, nefsine yenik düşerek, kendi görüşüne meylettirmek için de ardından;

                      a- "Melekler vardır, insandan ayrı yaratıklardır" diyen karşı tarafın görüşünü arabi bakış açısı diye küçümseyebilmişsin,

                      b- "Melekler; insanın iyi tarafıdır, insanın kendine has özellikleridir, dağlar, taşlar, ovalar vb. her şey melektir" diyen sen ise kendi görüşünü medeni bulmuşsun!

                      Sen, kurandan anladıklarını yazsan ve başkalarının yazıları ile karşılaştıranların yani okuyucuların seçimine karışmasan olmazmı?

                      c- Sen, medeni görüş sahibi olmak için özel çabamı harcamaktasın ve kuranı da bu şartlanmayla medeni bulacağın şekildemi anlamaya, yorumlamaya çalışmaktasın acaba?

                      d- Medeni bulursun yada medeni bulmazsın, ama; rabbimizin kuranda anlattıklarını ortaya koyman gerekmezmi?

                      2- Bütün bu medeni açıklamalarının tarafına çekmeye yetmeyeceğini de düşünüyor olmalısınki, bir de peygamber üzerinden örnek vermişsin.

                      Muhammed ölür yada öldürülürse gerisin geri dönecek misiniz?

                      Melekler vardır diyen bizlerin, dinimizden döneceğini ima eden bu sözü sana hangi üstün yanın ettiriyor acaba?

                      Sana gelen vahiymi vardır, başka kitapmı?

                      Burada, yazıştıklarını yanlış bulsan dahi, onların müslümanlar olduğunu ve bu sözünün haksız olduğunu, iftira boyutlarında amacını aşan söz olduğunu gör...

                      Dileyebilirsen, hata ettiğini belirterek özür dile... Ama, yapamazsanda anlarım şahsen...

                      Kurtul artık şu karmaşalardan!

                      Rabbimizin kitabından yazacaksan, bırak medeni hükümler çıkarmayı falanda, onda olanları samimi olarak ortaya koy, alan alsın almayan almasın. (değilmi?)

                      selamlar,
                      aorskaya

                      Comment

                      • pramid
                        Uzman Üye
                        • Sep 2010
                        • 984

                        #191
                        Ama, yanılabileceğini de kabul ediyorsan, yada anlayamadığın yerler olacağını da kabul ediyorsan seninde bizlerden bu açıdan farkın yok.

                        Benim tek kaynağım, değişmez, doğru, korunan kaynak olarak kurandır
                        Sevgili kaya,

                        Melekleri varlık kabul etmen gibi ayrıldığımız hususlar sizi adaletli olmaktan, iyilik yapmaktan, yakınlara bakmaktan ayırmıyor ise sorun yok. İstersen kaşar peynirine tap. Ben bu Allahın emrettiklerine bakıyorum.

                        Eğer dini bu şekilde iyi anlıyor isen Kuran müşriklerin anladığı biçimde inzal etmiştir.

                        Müşriklerin değer yargıları üzerinden mesajlar vermiştir.

                        Örneğin,

                        Doğrudan şefaat yok dememiş,

                        Şefaat benim iznime bağlı,

                        [COLOR="rgb(139, 0, 0)"](O gün) Rahmân (olan Allah)'ın katında bir ahd almış olan kimseden başkaları şefaat etme hakkına sahip olamayacaklardır.

                        O gün, Rahmân'ın kendisine izin verdiği ve sözünden hoşnud olduğu kimselerden başkasının şefaatı fayda vermez.

                        Onlar, Allah'ın hoşnud olduğu kimseden başkasına şefaat etmezler. Hepsi de O'nun korkusundan titrerler.

                        Göklerde nice melek var ki Allah'ın dileyip razı olduğuna izin vermeden önce onların şefaatları hiç bir işe yaramaz.
                        [/COLOR]
                        gibi geçiş ayetleri ile müşrik zihnini yoğurmuş ve sonunda

                        Ve öyle bir günden korunun ki, kimse kimsenin yerine bir şey ödeyemez, kimseden şefaat da kabul edilmez, kimseden fidye de alınmaz ve onlara hiçbir yardım da yapılmaz.

                        Ve öyle bir günden sakının ki, o gün kimse, kimsenin yerine bir şey ödeyemez, kimseden fidye kabul edilmez ve ona şefaat de fayda vermez, hiçbir taraftan yardım da görmezler.

                        Ey iman edenler! Kendisinde hiçbir alış verişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin bulunmadığı bir gün gelmeden önce, size verdiğimiz rızıklardan Allah yolunda harcayın. Kâfirlere gelince, onlar zalimlerdir.


                        gibi ayetler ile silme ve süpürme yapmıştır.

                        O müşrikler ki melekleri varlık kabul edip dişi isimlendirme yapmakta idiler. Bu nedenle onların ön kabulleri üzerinden ayetler inzal edilmiş.

                        Bu kişinin şefaat etmesi, varlık olarak melek kabulü gibi müşrik inanışlarını kuran yoğurmuş ve bu inanç üzerinden mesaj vermiştir.

                        Comment

                        • aorskaya
                          Uzman Üye
                          • Aug 2009
                          • 932

                          #192
                          Sevgili pramid,

                          Önceki yazında ne denli hatalı pozisyonlara düşen tavırlar sergileyerek yazdığına ilişkin görüşlerime hiç değinmeyen, başka bir yazı yazmışsın. Bu yazında da, yine benzer hatalar yer almakta ise de bunları göstermeden önce, konunun önemine dayanarak bir kere daha kısaca size hatırlatmada bulunmak istiyorum.

                          Burada yazışan taraflar, eğer müslümanlarsa; herkes kurandan görüşünü ortaya koyar ve okuyucularda bunu kendi akıllarıyla değerlendirip, kabul ve red hususunda kendi iradelerini kullanırlar.

                          Yazarlara düşen, görüşlerini aktarıp, kenara çekilmektir. Aksi halde, kişiyi etkilemek için, onun aklını kullanmasını engelleyecek küçük de olsa empozelerde bulunmak, kendine ve kişiye zararlı sonuçlar doğurur. Hatalı iseniz, diğer kimseyide akıl etmeden onu kabule yönlendirdiğiniz ve kabulunü sağladığınızda onunda hata yapmasına sebep olursunuz.

                          Bu nedenlerle;

                          1- Yazışmadaki karşı taraf için; "medeniyetsiz, arabi kafalı, dinden dönenler" şeklinde ithamlarda bulunma gibi yanlış huyları acilen terketmeniz,

                          2- Eğer doğruysanız, ortaya koyduğunuzla yetinip, bunu kabul için başkaca ek çabalara girmemek zorunda olduğunuzu bilmeniz,

                          3- Peygamberin tebliğ ve açıklama pratiğini kurandan anlamaya çalışarak, tebliğ edip, uyarıp, başkaca bir şey yapmamamız gerektiğini anlayabilmeyi,

                          becermeniz gerekiyor.

                          Bu yazılarımı, sizin yatıklarınızın açıklaması olarak söylediğimi iyi kavramanızı ve bundan böyle bu bilinçte yazılarınızı beklediğimi belirtmek isterim.

                          selamlar,
                          aorskaya

                          Comment

                          • aorskaya
                            Uzman Üye
                            • Aug 2009
                            • 932

                            #193
                            pramid Nickli Üyeden Alıntı
                            MELEK NEDİR


                            Melek, malik, mülk, melik, melekut, malikane, mülkiyet vb kavramlar hep aynı kökten türeyen ve benzer şeyleri vurgulayan ifadeler...

                            MLK sözcüğünün benim Kuran'dan izlediğim anlamı "yet(mek)" yükleminden türeyen, yetki, yetke, yetişmek, yetişen gibi ifadeler...

                            Klasik anlamda meleğin bir insan, cin gibi bir varlık olarak düşünülmesinin temelinde
                            * ikişer, üçer, dörder kanatlı(cenah)olmalarından bahseden ayet.
                            İsra-24 Onları esirgeyerek alçakgönüllülükle üzerlerine kanat(cehah) ger ve: "Rabbim! Küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse, şimdi de sen onlara (öyle) rahmet et!" diyerek dua et.

                            * "O'nun arşını sekiz yüklenmiştir" anlatımında "meleklerin" montajlanmış olması

                            * Adem olayında konuşmaları, itiraz etmeleri, akıl yürütmeleri vb ifadeler

                            Özellikle Adem olayında meleklerin konuşması, itirazı, akıl yürütmesi, secde etmeleri tipik eylemler olarak görülmüştür ve meleklerin insan gibi başka bir tür varlık olmaları sonucunu doğurmuştur.

                            Oysa dağlara ve taşlara emanet teklif edildiğinde onlarda ölçmüş, tartmış, itiraz etmiş, yükü almamış fakat secdelerine devam ederek koşulsuz kendilerine bildirileni yapmaya devam etmişlerdi ve ediyorlarda...

                            Yer ve gökte insan gibi bir tür varlık mı?
                            Kuran'da karıncadan göklere kadar konuşmayan bir şey var mı?

                            Yani Adem olayında kafalara kazınmış olan klasik cematin ortasındaki ademe secde sahnesi melek anlayışının önündeki en büyük tabudur.

                            Melek "OL emri yerine gelirken kullanılan her türlü materyal, malzeme, emir, olgudur"
                            Yani Allah'ın "OL" emri ile olan herşeyin temelinde "MLK" vardır.
                            Kaba bir tabirle yaratıcının yaratma vasfının işleme/işlenme olgusu MLK'tir...

                            Bu anlamda, Ademe edilen secde üzerinde dikkatle bir kere daha düşünmek gerekiyor ki melek kavramı açılabilsin...
                            Kur’an melek diye güç sahibi olmayı kastediyor. Allah’ın melekleri, Allah’ın güçleri demektir. Rüzgar, fırtına, gök gürültüsü, yağmur gibi tabiatta varolan kuvvetler… Tabiatta varolan bir takım işlevsel fonksiyonlar… Hatta insanın bir takım ruhi ve psikolojik durumları… “

                            Gök gürültüsü (ra’d) meleklerden bir melektir.

                            Dolayısıyla Kur’an’da bu kökten gelen kavramları tasnif edersek: Mülk güç, melik güç sahibi (özne), meleke güç fiili (yüklem), melek fiilin mef’ulu (yüklemin nesnesi), melekut da fiil/yüklem alanı veya sahası oluyor. Yani “el-melik”, “melekelerini” kullanarak “melaikeyi” ortaya çıkarıyor, bunların tezahür ettiği sahaya (alem) de “melekut” diyor. Bunu için de “mülk” O’nun oluyor. Bütün bunların mihverinde Allah var ve hepsi O’nunla ilgili…

                            Kur’an der ki: “Rabbiniz gökleri ve yeri altı evrede yaratan, sonra görkemli egemenliği ile iş ve oluşu çekip çeviren Allah’tır. Bu yaratma İKİNCİSİ OLMADAN yalnızca kendisinin iradesi iledir. İşte Rabbiniz Allah budur. Şu halde O’na ibadet ediniz. Bu zihin tutulması neden?” (Yunus; 10/3)

                            Yani: Allah gökleri ve yeri, O’nunla birlikte/O’na yardım eden ikinci bir aracı (şefi’) olmaksızın, tek başına yaratmıştır… Ayetteki şefi’ bu bağlamda “ikinci” anlamına geliyor. Çünkü ahirette günahkârlara şefaatçi bulunup bulunmayacağı değil; göklerin ve yerin yaratılışı anlatılmaktadır. “Allah bu yaratmayı yaparken (halen de yaratıyorken çünkü yaratma sürüyor) yanında ikinciler veya yardımcılar, aracı tanrılar, yarı tanrılar, tanrısal melekler vs. var mıydı?” gibi bir soruya cevap verilmektedir.

                            Çünkü eski dünya dinleri bir yüce tanrıdan başka ikinci, üçüncü alt tanrılar, yarı tanrılar, cinler, ifritler, tanrının yaratmada yardımcısı melekler anlayışı ile doluydu. Tanrı yaratmayı direk kendisi yapmaz, onlara havale ederdi. Bir kralın ülkesini oğulları arasında taksim etmesi ve bir çok yetkisini onlara devretmesi gibi Yahudi muhayyilesindeki “dört büyük melek” anlayışı da buradan geliyordu. Daha önceki dinlerde yüzlerceyken bunlarda dörde indirilmişti. Kur’an’ın tevhid ilkesi gereği bu, bir tek Allah’ın doksandokuz, bin, üç bin, beş bin, binlerce ismi, niteliği, melekesi, fonksiyonu, kuvveti haline getirildi. Çünkü Allah birdir (ehad) ve isimleri, sıfatları ve melekeleri ile bölünmez bir bütündür (samed)…
                            Yani Tanrı bir tanedir ve Tanrılık sadece O’nda toplanmış olup O’ndan kimseye geçmez. Yaratmada, iş ve oluşta kimseyi vekil tayin etmez, bütün her şeyi doğrudan kendisi yapar. Örneğin Yahudi muhayyilesinde geçtiği gibi bitkileri ve mevsim işlerini Mikail’e, ölüm işlerini Azrail’e, vahiy işlerini Cebrail’e, kıyametin kopuşunu İsrafil’e havale etmiş değildir. O’nun “şefi”i yoktur. Bütün bunları direk kendisi yapar…

                            Bu isimler (Cebrail, Azrail, Mikail, İsrafil vb.) Allah’ın iş ve oluşu (şe’n/emr) meydana getiriyorken ki melekeleridir. O’ndan gayrı birer ikinci (şefi’) değil. İnsanlar zamanla Allah’ın yapıp edişini, edip eyleyişini (melekelerini) bu isimlerle ifadelendirmişler.

                            Cebr-El: Tanrı’nın gücü… Azra-El: Tanrı’nın durduruşu/engelleyişi… Mika-El: Tanrı’nın övülüşü, tesbihi… İsraf-El: Tanrı’nın soluğu, nefesi… Samu-El: Tanrı’nın işitişi/Tanrı’yı duyan… İsra-El: Tanrı’nın yürüyüşü/Tanrı ile yürüyen… Rafe-El: Tanrı’nın yüceliği/Tanrı’ya yükselen… Bunların hepsi İbranice… Böyle yüzlerce isim var. Yahudi isimleri genellikle böyledir.

                            Adı üzerinde Cebrail Allah’ın konuşma/vayhetme gücünü, Mikail mevsimleri yaratma gücünü, Ezrail ölüm, İsrafil hayat ve yaşam verme gücünü ifade eden özellikleri/melekeleridir. Bu isimlerin zamanla Tanrı’dan ayrı (alem dışı) ontolojik varlıklarmış gibi algılandığını görüyoruz. Kur’an yer yer bu muhayyileye hitap etmekle birlikte dönüştürmüş ve hepsini “tek bir Allah’ın” güzel isimlerinde toplayarak “Esmau’l-Hüsna”yı getirmiştir. Bu kültürden hareketle Abdullah (Allah’ın kulu), Seyfullah (Allah’ın kılıcı), Nurullah (Allah’ın ışığı), Nimetullah (Allah’ın nimeti), Lutfullah (Allah’ın nimeti) vb. Müslüman isimleri doğmuştur.
                            Demek ki bu isim ve sıfatlar Allah’ın “melekeleri” oluyor. O’ndan ayrı (alem dışı) ontolojik varlıklar değil; O’nun kendisi de değil; alemde yani tarihte, hayatta, tabiatta ve insanda tecelli eden iş ve oluşu, yapıp edişi, edip eyleyişi…
                            Kur’an’ın ilk muhataplarına sorsan bir Allah’a inanırlar ve fakat O’nun “samed” olduğunu kabul etmezlerdi. Gökte bir tanrıya inanmakla birlikte, O’nun, tanrılığı alt tanrılarla (min dunillah) bölüştüğünü, paylaştığını düşünürlerdi. İşte samed ilkesi bunu reddediyor. Allah’ın tanrılıkta bölünmez, paylaşma ve ortaklık kabul etmez bir bütün olduğunu ilan ediyor. Bunun içindir ki özellikle ilk sureler Allah isminden ziyade O’nun “melekelerine” vurgu yapar. Şunu demek ister: Bir Allah’a inanmak yetmez, O’nun alemle; tarihle, hayatla, insanla, tabiatla dinamik ilişki içinde olduğuna, güçleri, isimleri, melekeleri ile aramızda olduğuna da inanacaksınız… Şu halde “Her kim Allah’ın alemdeki tasarrufunun bin bir çeşit görünümlerine yani “melekelerine” düşman olursa Allah’a düşmanlık göstermiş olur” ne demek anlaşılıyor olmalı…

                            Keza “Kim Allah’a; meleklerine, peygamberlerine, kitaplarına ve ahiret gününe iman ederse…” de şu oluyor: “Kim insanla, tarihle, hayatla ve tabiatla iletişim içinde olan Allah’a; alemde tecelli eden güçlerine (melaiketihi), tarih boyunca gelen elçilerine (rusulihi), kitaplarına/hitaplarına (kutubihi), gelecekte de (yevmu’l-ahir) hesap soracağına iman ederse… İşte böyle insanlıkla canlı ve dinamik ilişki içinde olan (hayyu gayyum) Allah’a iman ederse, bilsin ki, kopmayan bir kulpa yapışmış olur ki asıl iman da budur. Yoksa müşriklerin gökte oturup duran, yarattıkları ile iletişimsiz, yetkilerini alt tanrılara (dunillah) devretmiş, vurdumduymaz tanrısı o “Gökteki”ne (Mülk; 67/16-17) değil…
                            Ayrıca mülk, melik, malik, mülkiyet, melek, melekut kavramlarının en detaylı açıklamasını Süleyman kıssalarında bulabilirsiniz.

                            * Süleyman'ın duasında kimseye yaraşmayacak "mülk" vardır.
                            * Süleyman'a herşeyden verilir (min külli şey'in (bu ifadeye dikkat))
                            * Süleyman'ın muhatabı olan Melike'nin danıştığı kişilere (melei eftun)
                            * Hüdhüd'ün getirdiği haberde Melike'yi tanımlamasına dikkat "Ona herşeyden verilmiş" (min külli şey'in)
                            Bu yazının içeriğine bir değil bir kaç yerde yeterli cevaplar verilmesine rağmen, (yine aynı yazıları hiç cevaplanmamış gibi, onlara verilen cevapları göstermeden) yeniden yazmanız, aslında görüşünüzde hatalı olduğunuz ve ancak bunu kabul edemediğinizi gösterir.

                            Size kısaca sorayım:

                            "Melekler ayrı varlık olarak yoktur, onlar insanların iyi taraflarıdır" diyen siz kardeşlerim, doğal olarak; "şeytana da ayrı bir varlık değildir, o da insanın nefsi vb. kötü taraflarıdır" diyerek, melek ve şeytanları yanlış anlama, dolayısıyla şeytanın itiraflarını atlayarak onları doğru değerlendirip tedbir almama tehlikesine düşmektesiniz.

                            1- Size göre, İblis, insanın kötü yönü, nefsi vb. bir özelliği ise, yani insanın kendine ait bir olgu ise, insanlar vefat ettirildiğinde, iblis neden ettirilmemektedir?

                            2- İnsan vefat etmesine rağmen, İblis kıyamete kadar "kalan sağlar benimdir" kabulüyle kıyamete kadar yaşıyorsa, o zaman bu iblis nasıl oluyorda her insanın kendine ait bir özelliği, nefsi olabiliyor?

                            3- Şeytanı (ve meleği) ayrı varlık olarak reddeden kardeşlerimden sadece bu soruların cevaıbını bekliyorum.

                            Lütfen, herkes samimi olarak cevaplamaya çalışsın...

                            Ama, kurandaki cevabı bile bile, yani akıllarının anladığının aksine kabule devam edenler de olabilirse, onlarda "hesap gününü" hatırlasınlar...

                            selamlar,
                            aorskaya

                            Comment

                            • pramid
                              Uzman Üye
                              • Sep 2010
                              • 984

                              #194
                              1- Size göre, İblis, insanın kötü yönü, nefsi vb. bir özelliği ise, yani insanın kendine ait bir olgu ise, insanlar vefat ettirildiğinde, iblis neden ettirilmemektedir?
                              İNSANIN İBLİSİ DİYE BİR TABİR KURANDA BULAMAZSINIZ. ASLINDA BU SORUNUN MUHATABI SİZSİNİZ.

                              iBLİS İNSANIN ÜMİTSİZLİK MELEKESİDİR. bU MELEKE İNSANLIK VAR OLDUĞU SÜRECE YAŞAYACAKTIR. ÇÜNKÜ ALLAHDAN İZİNLİDİR.

                              Comment

                              • aorskaya
                                Uzman Üye
                                • Aug 2009
                                • 932

                                #195
                                pramid Nickli Üyeden Alıntı
                                Sevgili kaya,

                                Melekleri varlık kabul etmen gibi ayrıldığımız hususlar sizi adaletli olmaktan, iyilik yapmaktan, yakınlara bakmaktan ayırmıyor ise sorun yok. İstersen kaşar peynirine tap. Ben bu Allahın emrettiklerine bakıyorum.
                                Aslında şu yazı bile kendi içinde o kadar büyük yanlış barındıryorki!

                                Ama, tabi yine senin egon baskın gelmiş ve seni esir almış...

                                Şimdi bu yazında başkasına hitabın bunu kabul eden sen ve senin gibiler için ne anlama geldiğini gösterelim:

                                1- Bir insanın adaletli olması, iyilikler yapması, yakınlarına bakması, size göre kurtuluş için yeterli olduğundan, Allah dışındaki şeylere tapabilmesinde sakınca yoktur öylemi?

                                2- Ben bu Allahın emrettiklerine bakıyorum. diyen sen, Allah'ın müslüman olmanın şartı olarak istediği "LA İLAHE" emrine de bakmıyormusun?

                                3- Sen gerçekten, bu dediklerini yaparak, başka şeylere taparak, yada hiç bir şeye tapmayarak yaşarsan, ahiretinin iyi olacağınımı kabul ediyorsun?

                                Bu nasıl müslümanlık anlayışıdır, bu nasıl hanifliktir? Bana kısaca anlatabilen olursa sevinirim...

                                selamlar,
                                aorskaya

                                Comment

                                Working...