melek kavramı ve isimlendirilmesi

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • Fers
    Uzman Üye
    • Sep 2012
    • 304

    #151
    bilgilenmek adına soruyorum, hala cevap alamadım, yanılgıda olduğumu düşünüyorsunu öyleyse siz beni beni aydınlatın ricamdır...

    hicr/31
    illaa ibliise ebaa en yekuune meas saacidiine.../
    hicr/32
    kaale yaa ibliisu maa leke ellaa tekuune meas saacidiine.../
    hicr/36
    kaale rabbi fe enzırnii ilaa yevmi yub asuune.../
    hicr/39
    kaale rabbi bi maa agveytenii le uzeyyinenne lehum fil ardı ve le ugviyennehum ecmeiine.../

    bu ifadelerin anlamı/bize anlattığı nedir, secde edenlerle beraber olmaktan kaçınan iblisin cesaretinin arkasında ne var, rab karşı çıkacağını bilmiyor muydu/habersiz miydi
    neden sebebini kendisine/iblise soruyor, süre istemesinin sebebi nedir, ne diye beşere bu kadar öfkeli
    , 39 da iblis ne demek istiyor "bi maa agveytenii " bu ifadenin anlamı ne, nedir bu "gayy" ki iblis rabbe sen beni bu hale getirdin bende onları bu hale getirecem deme cesaretini kendinde bulmuş, ifadeye göre iblise haddini aştıran rab midir, eğer öyleyse bu muhabbet ne diye...

    bu kez cevap verin mümkünse...

    Comment

    • Fers
      Uzman Üye
      • Sep 2012
      • 304

      #152
      iki ayeti birlikte ele aldığımızda, "melekler secde etmişlerse, demekki ruha da üflenmiş olmalıdır" diye sonuç çıkarmak çokmu zordur? Bunu düşünemediğinizi görmek yerine, ayetlerdeki rabbimizin anlatımını mı kusurlu bulacaksınız?
      ne demek bu, "ben belirtmedim ama sizde anlayıverin o kadarını aklı boşuna vermedim" mi, böyle mi işliyor mantık...

      ruha da üflenmiş olmalıdır
      şu ruha üflemek nedir, neden ol dendiğinde hepsi aynı anda olmuyorda aşamalı, hikmeti nedir, sizin anladığınız nedir...

      bu soruyada cevap almak isterim, ricamdır....

      rabbin anlatımı ne diye kusurlu olsun, sanatını ortaya koymuş...
      kusur anlama kapasitesine bağlı olan okuyucularda olmalı, başka seçenek var mı...

      bu dialoglarda geçenler olsa olsa canlandırmadır/anlatım tekniğidir/kendi indiği zamandaki arap kültürünün, edebiyatının tarzına uygun olandır, tıpkı ayetlerin, kitabın ve cehennemin konuşması gibi....
      yoksa o konuşanlar gerçekten ayetler, kitap, cehennem mi....

      Comment

      • Fers
        Uzman Üye
        • Sep 2012
        • 304

        #153
        Rabbimizin anlatımına, benim anlatımım zannıyla "fırıncı" nitelemesini yöneltmeden önce, onu anlamaya çalışın.
        "fırıncı" nitelemesi sizin anlayışınızadır, adıma yönlendirme olmasın mümkünse...

        bu dialoglarda geçen ifadeleri tıpkı diğer örneklerdekine benzer şekilde "ayetlerin, kitabın ve cehennemin konuşması" gibi "canlandırma/anlatım tekniği/kendi indiği zamandaki arap kültürünün, edebiyatının tarzına uygun ifade şekli" olarak algılamadıkça anlatımın kişilerin beyninde oluşan hali "fırıncının ekmek pişirme aşamalarından" öteye geçmez....

        nitekim "görünmeyen ama sağdan soldan sokulup kötülük fısıldayan yapılan hertürlü pisliğin ardında günah keçisi seçilen fedakar hayali varlıklar" türemiş...

        Comment

        • aorskaya
          Uzman Üye
          • Aug 2009
          • 932

          #154
          Fers Nickli Üyeden Alıntı

          bende aynı şeyi düşünüyorum...
          sizin inancınızda ki rab, kendi yarattıklarınla oturur muhabbet eder, onlar kendisine akıl verir, posta koyar, "senin kullarını şu vakte kadar şaşırtacam yoldan çıkaracam var mısın iddiaya" der misali diyaloglara girer...
          ve bunların hepsi birer canlandırma, anlatım sanatı ifadelendirme olamaz hepsi yaşanmış bitmiş gerçek....
          Selamlar,

          1- Benim yorumlarımda, anlatımlarımda rabbimizin, yarattıkları ile muhabbet ettiğini, onların kendisine akıl verdiğini, posta koyduğunu, çağrıştıran bir kısım bulamazsınız.

          Bunları iddia edebilmeniz için, rabbimizin onların dediklerini dikkate alıp, onların istediklerine uygun davranması gerekir.

          Ama, dikkat ederseniz, melekler bilgilenmek amacıyla soru soruyorlar ve cevaplarını aldıklarında, özürlerini diliyorlar. İblis, isyan ediyor, hatasından da dönmüyor ve bunun üzerine kovuluyor. Şimdi burada nerede muhabbet, akıl verme ve posta koyma vardır. İblis, secde emrine karşı gelse dahi, rabbimize kafa tutabiliyormu, yoksa ondan izinmi istiyor?

          Bunlar üzerinde yeteri kadar düşünmüyorsunuz.

          Bir de benim anlayamadığım bir kabulünüz var, onu da cevaplandırırsanız sevinirim.

          Sizler, meleği insanların melekesi, yani gücü, kuvveti, yani insanın bir özelliği, elemanı kabul ederek, ayrı bir varlık olmadığını düşündüğünüzden, ayetlerin bu anlatımını gerçek kıssalar olarak kabul edemiyorsunuz.

          Ancak, melek, cin, şeytan, iblisin ayrı varlık olmamasına, insanın kendine mahsus olmasına rağmen, meleklerin sorusunu ve iblisin başkaldırmasını senaryo, tiyatral anlatım, yani gerçekte olmayan şeylerin gerçekleşmiş gibi yada gerçekleşebilecek şeyler olması şeklinde anlatımını nasıl kabul edebiliyorsunuz?

          2- Birinin, bir şeyi gerçekte yapmamışsa bile (ki sizin iddianızdır), yapabileceği anlatılıyorsa ve siz buna inanabiliyorsanız, bunu gerçekte yapmış olacağına niçin inanamıyorsunuz?

          3- Anlatılanların gerçek kıssalar olmayıp, tiyatro anlatım olduğuna dair sizin delilleriniz nelerdir?

          Rabbimiz, bir taraftan "ey insanlar, ben kuranı hepinizin kolayca anlayacağı şekilde ve eksiksiz indirdim" diyecek, diğer taraftanda, kıssaları okuduğunda onları gerçek kabul edecek insana, "dur bakalım, onlar gerçek değil ama, olabilecek durumlardır, ben de size ihtimaller anlatıyorum" anlamında tiyatro yapacak öylemi?

          Buna gerçekten inanıyor ve savunuyorsanız, aksini anlatabilmek zaten mümkün olmazki!

          selamlar,
          aorskaya

          Comment

          • galipyetkin
            Uzman Üye
            • Sep 2011
            • 1389

            #155
            Sayın Fers.

            İlgili ayetlere toplu bir bakışta, insan ve dolayısı ile insana bağlı/rölatif meleklerin yeryüzünde ilk görülüşünden cennet ve cehenneme sevkine kadar geçen zaman aralığındaki dünya yaşamından iki kesit verilmiş olduğunu görürüz.

            Bu iki kesitte olgu, bir tiyatro sahnesinde oynanan bir oyun gibi verilmiş ve Allah ile melekler kişileştirilerek insan gibi konuşturulmuş ve Kur'an'daki çeşitli bölümlerde verilmiş insan hayatı gözler önüne serilmiştir.

            İki sahneli bir tiyatro oyunu gibi verilmiş iki kesit şunlardır.
            a) Yaratılış,
            b) Halife atanması.

            Ayetler şunlardır(eksiğim olabilir): Hicr:26.....; Secde:7....; Saffat:11; Müminun:12....; Embiya:30; Furkan:54; Mürselat:20; Nur:25; Hacc:5; Mümin:67; Kehf:37; Kıyamet:36...; Nuh:14; İnfitar:6....; Abese:19; Nisa:1...; Araf:189....; Zümer:6; Nahl:78; Mülk:2....; Müminun:78; İnsan:1...; İnsan:28; Sad:71...; Isra:85; Bakara:30...; Araf:11; Isra:61; Ta-Ha:116.

            Şimdi soru şu?
            1-İlk yaratılanın formu/şekli nasıldır ve yaratılış ertesi, üreme nasıl olmuştur?
            2-Rölatif/insana has meleklerin hepsi mi yaratılışta yaratılmışa bağlanmıştır; yoksa bağlanmaları zamana mı yayılmiştır; yoksa bir defada bağlanıp zaman içinde sıra ile mi faaliyete geçirilmiştir?

            Sayın Fers, aydınlanmayı sağlayacak bazı sorular da sırada. Bu sorular sınama bakımından değil, Kur'an'daki bilgileri sıralayıp, analiz edip bilinçlenmeyi sağlamaya yönelik. Ayetleri toplu olarak vermemin sebebi de bu. Çünkü 16 sayfadır hiç bir gelişme yok!

            Saygılarımla.
            Galip Yetkin.
            Last edited by galipyetkin; 14. October 2012, 09:42 PM.

            Comment

            • ates demir

              #156
              Kurandaki -BİZ- atıfı ve nasıllıgı dusunuldukten sonra iblisin karsı cikmasi ve nasil mumkun olabilir sorusu belki aciklanabilir. Bu baglamda
              Hicr 23

              1. ve innâ : ve muhakkak biz
              2. le nahnu : mutlaka biz, sadece (kesinlikle) biz
              3. nuhyî : hayat veririz, yaşatırız
              4. ve numîtu : ve öldürürüz
              5. ve nahnu : ve biziz
              6. el vârisûne : varisler

              Ve kaf 16

              1. ve lekad : ve andolsun
              2. halaknâ : biz yarattık
              3. el insâne : insan
              4. ve na'lemu : ve biz biliriz
              5. mâ : ne, şey
              6. tuvesvisu : vesveseler verir
              7. bi-hi : ona
              8. nefsu-hu : onun nefsi
              9. ve nahnu : ve biz
              10. akrebu : daha yakın
              11. ileyhi : ona
              12. min habli : damardan
              13. el verîdi : can damarı, şahdamarı

              Ve bakara 186

              1. ve izâ : ve olduğu zaman, olunca
              2. seele-ke : sana sordu
              3. ıbâdî : kullarım
              4. an-nî : benden
              5. fe innî : o zaman muhakkak ki ben
              6. karîbun : yakın
              7. ucîbu : icabet ederim, karşılık veririm
              8. da'vete : davet, dua
              9. ed dâi : davet eden, dua eden
              10. izâ : olduğu zaman, olunca
              11. deâ-ni : beni davet etti, çağırdı
              12. fe : artık, o halde
              13. el yestecîbû-lî : onlar bana icabet etsinler
              14. ve li yu'minû bî : ve bana âmenû olsunlar
              15. lealle-hum : umulur ki böylece onlar
              16. yerşudûne : irşada ulaşırlar, irşad olurlar

              Belki yardimci olabilir.
              Sevgiler

              Comment

              • ates demir

                #157
                Kaf 16 daki "min habli el veridi" ibaresinin anlami icin cekincem var. Soyleki
                Habli ifadesi genellikle ip olarak cevrilir.
                Allah in ipi: Ali imran 103
                Baglanmak: Ali imran 112
                Mesed den ip: Tebbet 5
                Damar: Kaf 16 ???
                Varid-verid
                Sucu/kesifci: Yusuf 12
                Varmak/ulasmak: Meryem 71
                Girmek/ulasmak: Enbiya 98
                Sahdamari: Kaf 16???

                Comment

                • Fers
                  Uzman Üye
                  • Sep 2012
                  • 304

                  #158
                  selam

                  Rabbimiz, bir taraftan "ey insanlar, ben kuranı hepinizin kolayca anlayacağı şekilde ve eksiksiz indirdim" diyecek, diğer taraftanda, kıssaları okuduğunda onları gerçek kabul edecek insana, "dur bakalım, onlar gerçek değil ama, olabilecek durumlardır, ben de size ihtimaller anlatıyorum" anlamında tiyatro yapacak öylemi?
                  yazılanlardan kopuk olduğunuzu, okumadığınız ya da okuduğunuzu anlamadığınızı düşünüyorum...

                  bu dialoglarda geçen ifadeleri tıpkı diğer örneklerdekine benzer şekilde "ayetlerin, kitabın ve cehennemin konuşması" gibi "canlandırma/anlatım tekniği/kendi indiği zamandaki arap kültürünün, edebiyatının tarzına uygun ifade şekli" olarak algılamadıkça anlatımın kişilerin beyninde oluşan hali "fırıncının ekmek pişirme aşamalarından" öteye geçmez....
                  indiği dönemde şahitli muhatablarına en iyi şekilde ifade eden olarak tasarlanmış olmalı, olması gereken bu....
                  sizin,benim,günümüzün anlamamasının/anlamakta zorlanmasının sebebi bu, gayet doğal...

                  bizler şahitli muhatablar değiliz, o zamanki araplar değiliz, onların deyimlerinden, atasözlerinden, kültüründen dillerinden, yaşam tarzlarından, neyi nasıl anladıklarından haberdar değiliz ki buna günümüzün arapları da dahil...

                  siz cehennemin, ayetlerin, kitabın vs...konuşabileceğini düşünüyorsanız eyvallah, sizin için kur an açık ve net/mübin ne mutlu size...

                  üzgünüm ben o kapasitede değilim, olmak isterdim ama değilim...

                  Comment

                  • Fers
                    Uzman Üye
                    • Sep 2012
                    • 304

                    #159
                    Şimdi soru şu?
                    1-İlk yaratılanın formu/şekli nasıldır ve yaratılış ertesi, üreme nasıl olmuştur?

                    adem/beşer yaratılan mıdır yaratılanlar mıdır, ademin kendisi ve öncesi ne olaki melekler hakkında olumsuz ifadeler kullanabilmiş....
                    toplu olarak yeryüzünde erkekli dişili kavmler halinde şu an ki formumuzda oluşturulmadığımızın delili var mıdır, neden aşamalı olsun, şart mıdır, zaten haberdar diil iken aşamalı olmasının bize vereceği dersten bize ne....

                    Comment

                    • ates demir

                      #160
                      Habli el varidi ulastırıcı/götürücü ip tir. Şahdamarı ibaresini tam karşılık olarak görmüyorum.
                      Birde tabi Hakka 46 var:

                      1. summe : sonra
                      2. le kata'nâ : mutlaka keserdik
                      3. minhu : ondan
                      4. el vetîne : can damarı

                      Burada kesilecek olanında bildiğimiz bir damar olmadığı apaçık ve kelimemiz vetine. Varid????

                      Comment

                      • aorskaya
                        Uzman Üye
                        • Aug 2009
                        • 932

                        #161
                        Fers Nickli Üyeden Alıntı
                        aorskaya Nickli Üyeden Alıntı
                        AYrıca; Melekler, sağdan soldan gizlice değil, İblis şeytanı önden, arkadan, sağdan, soldan sinsice sokulmaktadır.
                        sizin kur an dan kopuksunuz, bu ifadeyi destekleyecek bir ayet gösterirseniz memnun olurum...

                        fikirlerinize karşı çıkmak adına karşılık vermiyorum, sadece bana uygun gelmeyen yorumlarınıza katılmıyorum, niyet atışmak değil tartışmak fikir alışverişi yapmak(ben öyle düşünüyorum), istem dışı iddialaşma şekline dönmesi doğaldır...
                        SELAMLAR,

                        yukarıda, "meleklerin değil de, şeytan İblis'in önden,arkadan,sağdan soldan sinsice sokulduğunu" söylememe delil olarak, kurandan ayet bulamadığınız için benim kurandan kopuk olduğumu iddia etme cüretini gösterdiğinize göre, kurandan bu sözüme ilişkin ayetlerli delil olarak yazarsam sanırım, bir daha karşı tarafı kategorize etmemeyi hatırlarsın umarım.

                        "Sonra onlara; önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından musallat olacağım. Bir çoklarını şükreder bulamayacaksın."
                        (Araf 17)

                        Şeytanın bu yönlerden sokulmasının ne demek olduğunu da kısaca açıklamama gerek varmıdır, yoksa hala şeytan/iblis diye bir yaratığın olmadığını düşünmeye, insanın kötü kısmı olduğunu kabul etmeye devammı edeceksiniz?

                        Yoksa, ben de size "kurandan kopuksunuz" diyebilirmiyim? (Diyemem, çünkü, kopuklukla ilgisi olmadığını, başka sebeplerin olduğunu düşünüyorum.)

                        selamlar,
                        aorskaya
                        Last edited by aorskaya; 14. October 2012, 10:38 PM.

                        Comment

                        • ates demir

                          #162
                          Siz guvendiginiz birine aktarmasi icin birsey ulastiriyorken onun ulasilan seye kendinden birseyler katarak ulastirmasi durumunda ne yapardiniz? Guveninizi yitirir ve birdaha ulastirmasini istediginiz seyi vermez onu keserdiniz. İste kata'na min hu el vetin budur.

                          Comment

                          • ates demir

                            #163
                            Gelelim BİZ e...
                            Neden hep biz kavramı.
                            Madem Allahtan bu kitap neden 1. Tekil sahis degilde hep 3. Tekil sahis.
                            Kim bu 3. Tekil sahislar. Basbayagı neredeyse tum Kuranda BİZ hitabi var. Kim bu bizler? Fatihayı okuyan ve gercekten anlayan herkes bilir ki anlatim yön degistirir. Fatihayi sanki size vahyediliyormus gibi okursaniz ne demek istedigimi anlarsiniz.
                            Yalniz sana ibadet eder yalniz senden yardim dileriZ.

                            Comment

                            • aorskaya
                              Uzman Üye
                              • Aug 2009
                              • 932

                              #164
                              Fers Nickli Üyeden Alıntı
                              aorskaya Nickli Üyeden Alıntı
                              iki ayeti birlikte ele aldığımızda, "melekler secde etmişlerse, demekki ruha da üflenmiş olmalıdır" diye sonuç çıkarmak çokmu zordur? Bunu düşünemediğinizi görmek yerine, ayetlerdeki rabbimizin anlatımını mı kusurlu bulacaksınız?
                              ne demek bu, "ben belirtmedim ama sizde anlayıverin o kadarını aklı boşuna vermedim" mi, böyle mi işliyor mantık...
                              Selamlar,

                              Basit bir okuma parçasını okumuş olsan, sanırım iki cümleden bu söylediklerimi kolaylıkla anlardın. Ama, konu melek, cin, şeytan, iblis olunca ve kafandakini destekleyen anlatım olmayınca anlamamak gerekiyor herhalde!

                              Sevgili kardeşim, bir önceki ayette, "ruha üflediğim zaman secde edin" denip, sonraki ayette "secde ettiler/edildi" diye devam edilince, size göre gerçekten rabbimiz bunu belirtmemiş mi oluyor? Cidden kafandaki kabulden ayrı okursan, gerçekten belirtilmemiş sonucunumu bulursun?

                              Örneğin;
                              1- Ali, ödevini bitirince çizgi film izleyeceksin.
                              2- Ali, çizgi filmi izledi.

                              Şimdi bu iki cümleyi okuduktan sonra,

                              a- Ali'nin ödevini bitirmeden, hemen çizgi film izlediğinimi anlamalıyız?
                              b- Burada çizgi filmin izlenmesi için ödevin bitirirlmesi gerektiği belirtilmemişmidir?
                              c- Çizgi film izlenmişse; bu iki cümleden Alinin ödevini bitirmiş olduğunu başka kardeşlerimizden de anlayamayanlar varmıdır?

                              selamlar,
                              aorskaya

                              Comment

                              • Fers
                                Uzman Üye
                                • Sep 2012
                                • 304

                                #165
                                2-Rölatif/insana has meleklerin hepsi mi yaratılışta yaratılmışa bağlanmıştır; yoksa bağlanmaları zamana mı yayılmiştır; yoksa bir defada bağlanıp zaman içinde sıra ile mi faaliyete geçirilmiştir?
                                adalet terazisine dokunmadan zamana yayabilir misiniz, ilk aşamada bir melek sahibi olan ile son aşamada on melek sahibi olan eşit olabilir mi...

                                düşünce/aklını kullanabilme ve gelişimi kişinin kendi ömrü dahilinde zamana yayılabiliyor ama akıl ilk anda bağlıydı...
                                Last edited by Fers; 14. October 2012, 10:47 PM.

                                Comment

                                Working...