Warning: Undefined array key "birthday_search" in phar://.../vb/vb.phar/api/user.php on line 2 Warning: Undefined array key "joindate" in phar://.../vb/vb.phar/api/user.php on line 2 Warning: Undefined array key "posts" in phar://.../vb/vb.phar/api/user.php on line 2 Warning: Undefined array key "posts" in phar://.../vb/vb.phar/api/user.php on line 2 Warning: Undefined array key "userid" in phar://.../vb/vb.phar/api/user.php on line 2 Warning: Undefined array key "userid" in phar://.../vb/vb.phar/api/user.php on line 2 Warning: Undefined array key "privacy_options" in phar://.../vb/vb.phar/api/user.php on line 2 Warning: Undefined array key "userid" in phar://.../vb/vb.phar/library/user.php on line 7 Warning: Undefined array key "userid" in phar://.../vb/vb.phar/library/user.php on line 2 Warning: Undefined array key "lastactivity" in phar://.../vb/vb.phar/library/user.php on line 2 Warning: Undefined array key "userid" in phar://.../vb/vb.phar/api/user.php on line 2 Warning: Undefined array key "userid" in phar://.../vb/vb.phar/api/user.php on line 2 Warning: Undefined array key "privacy_options" in phar://.../vb/vb.phar/api/user.php on line 2 Warning: Undefined array key "userid" in phar://.../vb/vb.phar/library/user.php on line 7 Warning: Undefined array key "userid" in phar://.../vb/vb.phar/library/user.php on line 2 Warning: Undefined array key "lastactivity" in phar://.../vb/vb.phar/library/user.php on line 2 Warning: Trying to access array offset on false in .../vb5/route/profile.php on line 86 Insanların ilk çoğalması adem ve havadan değildir. - hanifler.com Kuran odaklı dindarlık

Insanların ilk çoğalması adem ve havadan değildir.

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • Ali Rıza Borazan
    Uzman Üye
    • Feb 2009
    • 399

    #1

    Insanların ilk çoğalması adem ve havadan değildir.

    İNSANLARIN İLK ÇOĞALMASI ADEM VE HAVADAN DEĞİLDİR.

    Bu güne kadar bize anlatılan dinde, İnsanların çoğalma şekli anlatılırken, Allah ilk önce hazreti Ademi yarattı.Daha sonra onun sağ kaburga kemiğinden hazreti havayı yarattı. Onlar evlendiler. Her Doğumda çocuklar ikiz doğuyordu doğan çocukların mutlaka biri kız biri erkek oluyordu. Her batından doğan çocukların bir biriyle evlenmeleri yasak ama başka batından doğan erkek ve kız bir birlerini almaları ise helal diye anlatmışlar durmuşlardır.

    Yani insanların ilk üreme şekli kardeş evliliği ile başlıyor. Bu Anlayış Allah ın dinine bir iftiradır.Şimdi Kur’an dan İnsanların türeme şekli nasılmış ve nasıl olmalıdır onu incelemeye çalışalım.

    Kur’an da anlatılan üreme ve yaratılış biçimi: Daha önce Adem, melek , iblis şeytan, cin , kelimelerini Kur’an da ki ayetler ışığında izah etmiştik. Bunları burada tekrar izah etmeye gerek yok. Şimdi insanların türeme şeklini bize anlatan ayetleri incelemeye çalışarak çelişkisiz bir dini anlatmaya çalışacağım inşallah.
    71/17-“Allah sizi yerden bir bitki gibi bitirdi.”
    71/18”Sonra sizi oraya tekrar geri çevirecek, ve sizi bir çıkarışla ,diriltip çıkaracaktır.”

    Ayetlerden anlaşıldığı gibi,ilk insanlar yaratılırken , bir tek insandan yaratılmadığı, bir çok insandan yaratıldığı vurgulanmaktadır. Şimdi Bu anlayışın tam aksine gibi bir anlam taşıyan ayeti nakletmeye çalışalım.

    49/13”Ey İnsanlar gerçekten biz sizi,bir erkek ve bir dişiden yarattık. Birbirinizle tanışmanız için halklar ve kabileler kıldık. Şüphesiz Allah katında sizin en üstün olanınız,(soyca değil) Takvaca en ilerde olanınızdır.Şüphesiz Allah bilendir haber alandır.”

    Kur’an burada İnsanları bir erkek ve dişiden yarattık ifadesini kullanırken,Üreme,çoğalma biçiminin,formülünden bahsetmektedir. Yani bir insanın çoğalma biçiminin oluşabilmesi için,Erkeğin sperması ile kadının yumurtalığının birleşmesi sonucunda olduğu anlatılmak istenmektedir. Yoksa klasik dinde anlatıldığı gibi Adem ve Havva değildir. Eğer öyle olmuş olsaydı Kur’an da bahsedilen kardeş evliliğinin haram olmasıyla ilgili ayete ters düşerdi.

    4/23”Sizlere anneleriniz kızlarınız, kız kardeşleriniz,halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeşlerinizin kızları, sizi emziren anneleriniz, süt kız kardeşleriniz,kadınlarınızın anneleri, ve Kendisiyle gerdeğe girdiğiniz, kadınlarınızdan olup, koruyuculuğunuz altında bulunan, üvey kızlarınız, onlarla gerdeğe girmemişseniz,size bir sakınca yoktur.Sizin sülbünüzden olan oğullarınızın eşlerive iki kız kardeşi bir araya getirdiğiniz (evlilik ) haram kılındı ancak,(cahiliyede) geçen geçmiştir. Şüphesiz Allah bağışlayandır esirgeyendir.”

    Anlatılan ayette Erkeklere haram olan kadınları sıralarken başkabir ayette de kadınlara haram olan erkekleri anlatmaktadır. Şimdi o ayeti nakletmeye çalışalım.
    33/55” Onlar için babaları oğulları kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, Kadınları ve sağ elinin malik olduğu (cariyeleri) hakkında bir sakınca yoktur.( ey Müslüman kadınlar) Allah tan sakının şüphesiz Allah her şeye şahid olandır.”

    İlk Yaratılan insan topluluğu içerisinden Allah bir peygamber göndermiştir, Allah’a ve gönderilen peygambere bağlı olanların adı müslümandır. En son peygamberin getirdiği dinin adı İslam bağlı olanların adı da müslümandır.
    Öyleyse İlk Yaratılan insanlarla Kıyametin kopuş anına kadar vahye bağlı insanların, dinleri arasında farklılık yoktur Bir Toplumda zorunlu bir durum ortaya çıkmadıkça Helal olanlar diğer toplumlarda da helaldir haram olanlar da diğer toplumlarda da haramdır. Şimdi nasıl aynı anneden doğan kardeş evliliği haram ise ilk insan topluluğundaki insanlarda da kardeş evliliği haram idi.

    16/118” Yahudi olanlara da sana aktardıklarımızı haram kıldık. Biz onlara zulmetmedik ancak onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı.”

    Allah ilk insanların yaratılışından sonra bir sünnet koymuştur. Ve bu sünnetini bir erkek ve bir dişiden insanları türeterk devam ettirip durmaktadır.Allah’ın Yarattığı ve bir sünnet olarak devam ettirip durduğu dinin adı fıtrat dinidir İbrahim dinidir hanif dinidir.

    30/30”Öyleyse sen yüzünü Allah’ı Birleyen (bir hanif ) olarak,dine Allah’ın Fıtratına çevir ki, İnsanları bununüzerine yaratmıştır.Allah’ın Yaratışı için hiçbir değiştirme yoktur. İşte dimdik ayakta duran din ( budur. ) Ancak insanların çoğu bilmezler.”

    Diyorlar ki Allah’ın Kendi koyduğu kurallarına uymaya mecbur mu tutuyorsun diyorlar. Haşa Allah’a Böyle bir şey söylemek ,bizim haddimize değildir.Allah Dilediğini dilediği gibi yapar. Ona hiçbir sözümüz yoktur ancak Allah vaad ettiğini yerine getirendir. Bir de Allah'ın koyduğu kanunlar ile pratik hayat uyuşmamış olsaydı. Kainat fesada uğrardı. Allah Her şeyi bir intizam ve düzen içinde yaratmıştır.

    22/47”Onlar azabın senden çarçabuk getirilmesini istiyorlar,Allah Vadine kesin olarak muhalefet etmez,Gerçekten senin rabbin katında bir gün sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir.”

    İnsanların Türeme şeklini bir adam değil de veya bir adem değil de bir çok adam veya bir çok adem yaratsaydı veya yaratmış olarak, anlaşılsaydı İnsanlara haram olan kardeş evliliği o zaman da haram idi mantığı daha uygun olmaz mıydı. Çünkü Her peygamber kendinden önce gelen peygamberleri doğrulamış ve tasdik etmiş ve kendinden sonra gelecek olan peygamberi de müjdelemiş böylece Akaidi bozulmayan bir din ortaya gelmiştir.

    61/6” Hani Meryem oğlu İsa da, Ey İsrail oğulları, Gerçekten ben sizin için Allah’tan gönderilmiş bir elçiyim. Benden önce tevratı doğrulayıcı, ve benden sonra ismi Ahmet olan, Bir elçinin de müjdeleyicisiyim demişti. Fakat o onlara apaçık belgelerle gelince bu açıkça bir büyüdür demişlerdi.”

    Allah İnsan oğlunun ilk yaratışıyla, insan oğlunun son yaratılışı arasındaki hayat ağını Hiç hata ve eksik olmadan çelişkisiz bir biçimde peygamberler göndererek, çelişkisiz bir biçimde örmüştür. Her An ve her zaman elçileri peş peşe dizerek, kendi yolunda yürümek isteyenleri, Haram ve helal olanları bildirerek haramlardan sakınmayı helalleri yapıp ve yaptırmayı teşvik eden elçiler göndermiştir. Kendi özgür iradesiyle şeytanın yolunda gitmek isteyenlere de müdahale etmemiş serbet bırakmıştır.

    Kur’an Peygamberlerin yerini ve konumunu ortaya koyarken onlara bir değer biçmiştir. Onlar Allah’ın vermiş olduğu bir emri yerine getirmede kesinlikle çekimser kalmazlar. Onlar Allahın emirlerine karşı muhalefet edemezler Allah’a şirk koşmazlar. Bakınız Adem kelimesini sadece peygamber olarak algılayanlar. Kur’an da geçen şu ayete muhalefet ederler. Şimdi ayeti buraya naklederek beraber düşünelim.

    7/189”O sizi tek bir nefisten yarattı, Ve kendisiyle durulup yatışması için,ondan eşini var etti. Onu (eşini) Örtüp Bürüyünce, O da bir yük yüklendi, Bununla (bir süre) gezindi.nitekim ağırlaşınca ikisi Rableri olan Allah’a, dua ettiler.eğer bize Salih bir çocuk verirsen, andolsun şükredenlerden olacağız.

    Ayette geçen tek bir nefis sözü, Bir Adamı sembolize ederek,ondaki yaratılış biçiminin aynısı olan kadını da aynı nefis cinsinden yarattığı anlaşılması gerekmektedir. Burada erkek ve kadınların Hepsinde akıl takva ve fısk ve fücur olduğu şeklinde anlaşılmalıdır.

    Yoksa buradaki tek bir nefis ifadesini Hz. Adem peygamber olarak anlaşılmış olsaydı akebinde gelen ayete tezat teşkil ederdi.

    7/190” Ama o onlara Salih (bir çocuk) verince kendilerine verdiği şey konusunda, ona ortaklar kılmaya başladılar. Allah onların şirk koştuklarından yücedir.”

    Hiçbir peygamber müşrik değildir. Hiçbir peygamber çocuğunu Allah’tan daha çok sevemez. Öyleyse burada bahsedilen tek bir nefis adem peygamber değil insan oğlunun genelini kaplayan bir haslettir.

    Bu gün insanların geneli öyle değil mi? Çocuklarına olan sevgilerini Allah’a olan sevgilerinin önüne çıkarıp çocuklarını ilahlaştırmıyorlar mı? İnsanların genelinde mal ve Dünya tutkusu Allah’a olan sevginin önünde ilerlemektedir. Ama Peygamberler Allah’ın Kutsal ruh ile desteklediği elçilerdir Onlar Eğitimlerini peygamber olduktan sonra Allah'tan almışlardır. Onların nerde ne yapacağını Allah bildirir onlar Allah’ın koyduğu sınırlar içerisinde haraket ederler.
    Elbette Kur’an da bir adem peygamber geçmektedir ama bu adem çocuğunu Allah’a ortak eden adem değil peygamber olarak övülen ademdir.

    3/33” Gerçek şu ki, Allah Ademi , Nuh’u İbrahim ailesini ve İmran ailesini Alemler üzerine seçti.”

    İşte bu Adem peygamber Yaratılan İlk Ademler arasından Allah’ın Seçtiği ve ilk adem topluluğuna gönderdiği bir elçidir. Yoksa ilk insan yaratıldığı zaman peygamber olmaz. Peygamberlik Sonradan kişilerin kendilerini Allah ‘a Yöneltmesiyle Allah’ın Seçmesi sonucunda peygamber olunur.
  • hiiic
    Uzman Üye
    • Mar 2010
    • 1980

    #2
    Allah razı solsun alirıza abi.

    Cambrian devrinde bütün canlıların aniden ortaya çıktığı bilimsel arkeolojik bir canlı. O döncemlerde henüz insan ortada yokken uzun yıllar pek çok canlı yeryüzünü bizim için neredeyse imar etti.

    Özellikle mikrobiyolojik canlılar topraktaki elementleri işleyerek diğer canlıları meydana getirdiler. Küçücük o canlılar diğer küçücük canlıları yaparak insanı da hayvanlarıda ilk defa bir bitki gibi topraktan çıkardılar. Şu ansa yaşamamızı da yine o canlılara, küçücük ve sürekli bize hizmet eden hücrelere borçluyuz, esasında o hücreleri bizim hizmetimize sunan ve boyun eğdiren Yüce rabbimize.

    Bitki gibi topraktan yaratıldık ve değer vermediğimiz bir sudan neslimize devam ediyoruz. Yine öyle bir zaman olacak ki bitki gibi yeniden topraktan biteceğiz.

    Allah o gün yüzleri parıldayanlardan etsin bizi, o parıltıya layık davranış ve işlerde bulunma imkanları ve fırsatları versin, güzel cennet umulabilir ameller işlemeden canlarımızı almasın.

    Comment

    • nuhungemisi
      Yeni Üye
      • Aug 2011
      • 16

      #3
      Kur'an'da Adem peygamberden sonra başka insanların yaratılmadığına dair bir ibare yok. Ama adem oğulları ifadesi var , ya da İsra 62'de İblis onun "soyuna" hükmedeceğim diyor. Bunlar herkesin Adem'in soyundan geldiğine delil sayılabilir.

      Belki Allah birden fazla kadın-eş yaratmıştır onun için ? Belirttiğiniz ayetlere bakınca üvey kardeşlerin evlenmesinin haram olduğuna dair bir hüküm görmedim. Yanlışım varsa düzeltin.

      Diğer türlü düşünüyorum, Adem'in çocukları öz kardeşleriyle evlilik yapmak zorunda, ama ikinci kuşak yani torunların birbiriyle evlenmesinde bir sakınca yok. En az 2 erkek ve 2 kız ilk kuşak olduğunu varsayarsak. Amca-teyze-hala-dayı çocukları birbirine haram değil.

      Ama varsayımlar üzerine Allah mutlaka şöyle yapmış olmalı demeyi de doğru bulmuyorum.

      71/17 ve 18 Nuh peygamberin kavmine söylediği sözler. İlk insanların yaratılış şekli olduğuna dair bir hüküm yok. Belki burda Nuh peygamber tek başına Adem'i kastetmiştir ? Yoksa Nuh peygamberin kavmindeki insanların bir anne babadan doğmadan topraktan bittiğine hükmetmemiz lazım.

      7/189 daha önce hiç dikkatimi çekmemiş. Bence de burda insan kastediliyor olmalı.

      Secde-7 : Ki O, yarattığı her şeyi en güzel yapan ve insanı yaratmaya da bir çamurdan başlayandır.
      Secde-8 : Sonra onun soyunu bir özden (sülale'den), basbayağı bir sudan yapmıştır.

      Bu iki ayet de konuyla ilgili. Belirteyim istedim.

      Ben insanlığın Adem'in soyu olduğu dışındaki noktalar için kesim hüküm verebilecek delil bulamıyorum Kur'an'dan. Zaten bulmak zorunda da değiliz. Bir takım insanların konuyu açıklamak için rivayet uydurmaları kendilerini bağlar. Bizim yapacağımız Allah'ın hakkında delil indirmediği şeyler konusunda hüküm vermenin yanlış olduğuna dair uyarıdır. Zira bu konu salt akıl ile çözülebilecek bir konu değil.

      Comment

      • pramid
        Uzman Üye
        • Sep 2010
        • 984

        #4
        isanın durumu ademin durumu gibi...
        yani isanın göbek deliği var.... ozaman ademinde var

        Comment

        • galipyetkin
          Uzman Üye
          • Sep 2011
          • 1389

          #5
          Sayın Ali Rıza Borazan.
          Ve ilgilenen dostlar.

          1-Ademin yaratılış evreleri Yüce Kitabımıza göre şöyledir ;

          Ademin yaratılmasında kullanılan toprak şu evrelerden geçmiştir.

          a-Turab (toprak);
          Yaşayacağı yer toprak olduğu için ana maddesi toprak olarak seçilmiş olabilir.(Kehf Suresi-Ayet no:37)

          b-Tin (çamur);
          Yüce Allah toprağa sıvı(su gibi malzemeler) karıştırmış ve onu safi çamur haline getirmiştir.Çünkü çamur ancak bu şekilde sıvıların toprağa karışması ile oluşur. (İsra Suresi-Ayet no:61)

          c-Tin-i Lazip(yapışkan sulu çamur);
          Elbette Yüce Allah çamurun birbirini sağlam bir şekilde tutması için yapıştırıcı madde kullanmış olabilir.Burada ne tür bir katkı maddesi koyduğunu bilmemiz imkansız. (Saffat Suresi –Ayet no:11-12)

          d-Mesnun (değişen balçık);
          Allah yarattığı yapışmış çamura şekil olma özelliği katmıştır.Burada da yine bir bilinmezlik karşımıza çıkıyor. (Hicr Suresi-Ayet no:26-28-33)

          e-Tın (süzülmüş çamur) ;
          Şekil verilme özelliği olan balçığın süzülmesi ile ortaya çıkan öz maddedir.Allah burada neyi ve nasıl süzmüştür yine bilmiyoruz. (Mü’minun Suresi –Ayet no:13)

          f-Salsal (kurumuş çamur);

          Süzülen bu öz madde kurutularak yeni bir işleme hazır hale getiriliyor. (Rahman Suresi-Ayet no:14)

          e-Tesviye (düzenleme);
          Allah bu evrede yarattığı malzemeye şekil vermektedir.(Kulak ,Burun,Göz) (Secde Suresi-Ayet no:7-8-9)

          g-Ruh üflenmesi (ruh koyulması)
          (Hicr Suresi-Ayet no:29); Allah bu yarattığı ve şekil verdiği maddeye ruh üfleyerek ona maneviyat ve yaşam vermiştir.

          İsmi bende saklı olan bir siteden aldığım bu bilgileri (yazarı teferruata girmeyerek yalnız verdiğim kadar yazmış) izah edebilir misiniz?

          2-Dünya yuvarlak ve eğimli bir yörünge üzerinde hareket ettiğinden, şartlar oluştuğunda yalnız bir yerde değil de, değişik bölgelerde ve yerlerde primitif insan yaratılmış ve ve böylece sarı ırk-kara ırk gibi ırklar maydana çıkmış olabilir mi?

          Saygılarımla.
          Galip Yetkin.
          Last edited by galipyetkin; 24. September 2012, 01:29 AM.

          Comment

          • hiiic
            Uzman Üye
            • Mar 2010
            • 1980

            #6
            Değerli Galip Hocam.

            Bu ayetlerin pek çoğu teşbih ve örneklemedir. neyi teşbih ettiğini ancak Allah izin verirse bilimsel çalışmalarla bulabiliriz. Süzülmüş çamurun mikroorganizma yükü, viskozitesi v.s. hakkında kesin bilgimiz yok ama "su oranı düşürülmüş" katılaştırılmış gibi genel bir kanıya sahip olabiliyoruz.

            genel ve bilimsel olarak şimdilik bildiğimiz konu;
            yer yüzü canlılardan önce mikroorganizmalar tarafından uzunca bir süre işlendiler (tıpkı vücudumuzdaki gibi) bölünerek çoğaldılar ve bir amaca hizmet eder şekilde organize oldular. Daha sonra çeşitli canlıları oluşturarak Dünyayı insanlar için yaşanabilir hale getirmenin yanı sıra çeşitli imtihan kaynaklarının da (Petrol gibi) oluşmasını sağladılar ve yeryüzü bizim için işlendi. ve Şimdi burdayız.

            Comment

            • galipyetkin
              Uzman Üye
              • Sep 2011
              • 1389

              #7
              Sayın hiiic.
              Amib misali bölünme veya birleşme gibi ve anne karnında hücrelerin organizasyonu gibi ''dehr''lerden sonra aşama aşama gelen bir sonuç olmalı.

              Teşekkürler.
              Hürmetlerimie
              Galip Yetkin.

              Comment

              • hiiic
                Uzman Üye
                • Mar 2010
                • 1980

                #8
                Kesinlikle öyle... Konuyu bir üst katmana çıkarıyorum...

                Newtonun kanunu, yerçekimi kanunu einsteinden bugüne hergün zayıflıyor... yerçekiminin kütleye bağlı olmadığı düşünülmeye başladı ve şu anda yeni pek çok teori ortaya atılıyor..

                Bilim adamları yerçekiminin varlığını sorguluyor. Eğer yerçekimi gerçekten varsa bir taşı havaya kaldırabiliyorsa biz yerçekiminden daha mı kuvvetliyiz?
                Karanlık madde ve uzay baskısı gibi çeşitli teoriler konuşuluyor bu günlerde konuşuluyor ve eski yerçekimi yasası ne yazıkki tarih olacak gibi.

                Bu yeni bilimsel başlıklar.

                bundan yıllar önce Oktay Sinanoğlu (dünyanın en genç profosörü olan kişi 22 yaşında Yale üniversitesi Prof.u oldu) bir çalışma yapmış, çalışmasında elektronların akıllı canlılar gibi hareket ettiklerini, hiç bir manyetizma yada etkileyici olmaksızın maddelerin birbirleriyle sanki iletişim içindeymiş gibi hareket ettiğini açıklamıştı. Bu çalışma çok önemli bir çalışma... elektronlar sanki karıncalar gibi bir amaca hizmet için hareket ediyorlardı... aralarındaki manyetizma ve bağlayıcı kuvvetler minumuma inse bile bu onların amacını değiştirmiyorlardı.

                Aslında bakarsanız, bütün bu verileri vahiy süzgecinden geçirdim. Genel çerçeveye bakın,,, cansız toprak madde, aklı olan düşünen canlılar oluşturuyor... Bu madde acaba gerçekten düşündüğümüz gibi cansız mı? Acaba bir taş gerçekten zannettiğimiz ve gördüğümüz gibi iradesiz mi????

                dış görünüşte öyle. ama içerisinde atomon merkezinde korkunç bir enerjiyle gözümüzün önünde duran o toprak, içerisinden bakın ne canlılar ne enerjiler ne hareketler çıkarıyor...

                Hücrelerin davranışlar; yemek yerken salgılanan tükrük (bize kalsa ayarlayamayız) mide asidi derecesi ve asitliği, gıdaların parçalanması ve emilimi, hücrelere taşınması, hücreler arası iletişim v.s. gibi konular yani bu beden bizim zekamızın çok üzerinde bir çalışma sergiliyor. Bunlar toprağın hareket kazanmış kısmı... aynı toprağın hareket kazanmamış olsa da en az bu kadar zeki olduğundan eminim.

                toprak ve madde rabbin emrine hazır bir şekilde ayağımızın altında duruyor... Onun tek bir emriyle istediği formu alıyor istediği canlıyı içerisinden çıkarıyor...

                bu ayeti nasıl anlamamız gerektiğini gerçekten bilmiyorum ama konuyla oldukça bağlantılı gözüküyor;

                Bakara 259
                Yahut görmedin mi o kimseyi ki, evlerinin duvarları çatıları üzerine çökmüş (alt üst olmuş) bir kasabaya uğradı; "Ölümünden sonra Allah bunları nasıl diriltir acaba!" dedi. Bunun üzerine Allah onu öldürüp yüz sene bıraktı; sonra tekrar diriltti. Ne kadar kaldın? dedi. "Bir gün yahut daha az" dedi. Allah ona: Hayır, yüz sene kaldın. Yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamıştır. Eşeğine de bak. Seni insanlara bir ibret kılalım diye (yüz sene ölü tuttuk, sonra tekrar dirilttik). Şimdi sen kemiklere bak, onları nasıl düzenliyor, sonra ona nasıl et giydiriyoruz, dedi. Durum kendisince anlaşılınca: Şimdi iyice biliyorum ki, Allah her şeye kadirdir, dedi.





                Allah topraktan yarattı. Canlı cansız bütün herşey onu tespih ediyor ve gerçekten onun emrine bizden daha fazla uyum sağlıyor (Allahın komutuna karşılıksız cevap veren toprak dağ taş, elbete bu Kuran ile karşılaşsa gücünün çok ötesinde bile olsa kendisini parçalar yok ve korkuyla bütün emirlere itaat ederdi). Yani cansız maddelerin Allah ile konuşmasını sadece teşbih ile değil, teşbihinde ötesinde bir gerçeklikle değerlendiriyorum. Allahın gücü herşeye yeter. bu hayat tamamen onun imtahanı, ne amel yapacağımızı denemesi amacıyla hazırlanmış bir tuzak. bildiğimizi sandığımızın maddenin arkasında aklımızın çok ilerisinde büyük bir güç ve irade var.

                örneğin;

                Fussilet 11
                Sonra duman halinde olan göğe yöneldi, ona ve yerküreye: İsteyerek veya istemeyerek, gelin! dedi. İkisi de "İsteyerek geldik" dediler.




                ve sonuç olarak

                Rûm 20
                Sizi topraktan yaratması, O'nun (varlığının) delillerindendir. Sonra siz, (her tarafa) yayılan insanlar oluverdiniz.


                Tâ-Hâ 55
                Sizi ondan (topraktan) yarattık; yine sizi oraya döndüreceğiz ve bir kez daha sizi ondan çıkaracağız.


                Rûm 25
                Göğün ve yerin O'nun buyruğu ile durması da O'nun (varlığının) delillerindendir. Sonra sizi topraktan bir çağırdı mı hemen (kabirlerinizden) çıkıverirsiniz.


                şüphesiz firavun, padişah ve kralların adaletsizleri, rockfeller, rothschild, (tıklayarak daha geniş bilgi edinebilirsiniz, özellikle yazının alttarafında Türkiye ile ilgili bilgiler oldukça çarpıcı) ve daha küçük diğer şeytanlaşmış dünya malına sahip zamlimler... ve onlara inen ayetleri bile bile muhatap göstermeyip, yoksulu muhtaç olanı bunların muhatabı haline sokup boş boş konuşmaktan başka bir işe yaramayan din adamları...

                Nebe’ 40
                Biz, yakın bir azap ile sizi uyardık. O gün kişi önceden yaptıklarına bakacak ve inkarcı kişi: "Keşke toprak olsaydım!" diyecektir.
                Last edited by hiiic; 8. October 2011, 01:54 PM.

                Comment

                • Altimuray

                  #9
                  ....
                  Last edited by Misafir; 25. January 2013, 03:44 AM.

                  Comment

                  • hiiic
                    Uzman Üye
                    • Mar 2010
                    • 1980

                    #10
                    Çok detaya inmiyorum, bilimi destekliyorum ama bilimsel olarak ispatlıdır ki; bilim adamlarıda bazen körük eder.

                    bilim adamlarının bazen hatalı düşündükleri, yanılmış oldukları ve yanılabilecek olmaları Bilimsel Olarak ispatlı bir konudur..

                    Ben şuna anlam veremiyorum mesea;;;

                    Doğanın çıplak bağrında, var olan yaşamı dahi tehlikeye atacak bir atmosferde, kimyasal ve fiziksel sert şartlarda şans eseri bir araya geldiği farzedilen canlı organizması (ki bu gün dünyanın herhangi biryerinde de meydana gelebilir ama gözlemliyemiyoruz) nasıl olurda, yaşam için elverişli anne karnında şans eseri bir araya gelmez.

                    Hangisi daha zor? çıplak doğada tesadüfen organizmanın bir araya gelmesi mi yoksa ana rahminde tesadüfen sadece 1 zigot hücresinin oluşması mı?

                    Her ikisini de bu gün gözlemliyemiyor gelişimini bilimsel olarak takip edemiyoruz. Ama kiloya vurduğumuzda 2. olasılık bana daha yakın geliyor...

                    Sizce?

                    Âl-i İmrân 59
                    Allah nezdinde İsa'nın durumu, Adem'in durumu gibidir. Allah onu topraktan yarattı. Sonra ona "Ol!" dedi ve oluverdi.

                    Comment

                    • Altimuray

                      #11
                      Hepinize selamlar. Son birkaç ayda yaptığım araştırmalara, edindiğim bilgilere dayanarak sanırım bu konuda daha iyi tartışmalar yapabilirim. Bilimsel gelişmelerin aslında bugün düşündüğümüzden ne kadar da ilerde olduğunu fakat bilimi engelleyenler, ona karşıt olanlar nedeniyle çoğu şeyden habersiz kalmışız. Ben bu yıl üniversiteye başlamış bir hazırlık sınıfı öğrencisiyim. Geçmişime şöyle bir bakarsam 8. sınıfta elektronların belirli ve Güneş sistemiyle benzerlik kurulan (çekirdek Güneş, elektron gezegen gibi) yörüngelerde döndüğünü öğrenmiştim. Bu düşünce aslında nerden bakarsanız 100 yıl öncesinden kalma ve kuantum fiziğinin gelişmesiyle tarihe gömüldü. Liseye geçtiğimdeyse kuantum kuramına uygun bir atom modeli öğretilmeye başlandı. Fakat olayın temeli anlatılmadığından ve anlamsız gelen birçok kavram ortaya atıldığından (enerji seviyesi, belirsizlik... bunar benim için karmakarışıktı ve anlaşılmazdı.) Fizikte ise lise son sınıfta ışığın tanecik dalga özellikleri hakkında temel bilgiler verilse de okula hiç gitmediğimizden, dersanedeyse ben dersi dinlemediğimden öğrenememiştim. Gerçi dersi öğrenen arkadaşlarıma soruyorum da aradan bir yıl geçmiş ve hiçbir şeyi hatırlamıyorlar. 20. yy'ın çığır açan 2 kuramı Görelilik ve Kuantum konuları bize hiçbir şekilde öğretilmedi. Ben geçen yazdan başlayarak bu alanlarda kitap okumaya başladım ve aslında hiçbir şey bilmediğimizi, bilmemizi sağlayacak hiçbir eğitim kaynağı olmadığını da gördüm. Neyse, bu yıl içerisinde (her ne kadar kendimi bu konularda çok yetersiz görsem de) uzayzaman, dalga-parçacık, karadelik, zaman bükülmesi, büyük patlama derken bilim insanlarının evrenin en en geçmişine dek(10^-43.sn'den falan bahsediyorlar) açıklamalar yapabildiklerini gördüm. Fakat yine de yaşamın kökeni hakkında hiçbir bilgi edinemiyordum. Evren ile ilgili pek çok şey bilinirken canlılık hakkında hiçbir açıklama bulunamaması kafamı kurcalayan sorunlarsan biriydi. Protein var, yağ var cansız bunlar; eee bunlar nasıl canlı oldu peki diye diye kafayı yemişliğim çok oldu. İnternetteki araştırmalarında hep H.Yahya'nın internet siteleri çıkıyordu. Onun çalışmaları ise "Canlılar tesadüfen olmamıştır, Allah onları aniden yaratmıştır" demekten başka bir şey demiyordu. Bense böyle kestirilip atılmasını kabul etmiyordum. Yıldızları, gezegenimizi, bebekleri de Allah yaratmıştır diyorduk ama onlarda bi anda oldu işte yaa demeyip nasıl yarattığını ayrıntılarıyla bilip öğrenebiliyorduk. Aynısının canlılığın kökeninde de olacağına inancım tamdı. H.Yahya'nın yazdıklarından umudumu kesmiştim artık, bir süre sonra da onun bilim düşmanlığını görüp sırt çevirecektim onlara. Sonra, 2-3 ay önce internet üzerinden, üniversitemin biyoloji topluluğundan birkaç arkadaşın insanları abiyogenez kuramı ve evrim kuramı hakkında bilgilendiren bir sayfa açtıklarını gördüm. Canlılığın kökenine bilimsel temellerle inen ve bu işin nasıl olduğunu gösteren bir kaynak bulmuştum sonunda. İlk başta önyargılarım olsa da başkalarının "Allah şöyle yaratmıştır buna inanmak zorundasın" tarzındaki Tanrı zar atmaz biçimlendiriciliğinden (Einstein'a saygı duyarım ama bu sözüyle yanlış yapmıştır bence) uzak duracağıma söz verdim kendime ve gerçeği kendime uydurmak yerine gerçek neyse ona uymaya karar verdim. Araştırmalarım hala devam ediyor ve kafamda hala sorular var tabi ki. Bu konuda yazılan yazılara bilimsel bir bakış açısı getirerek gerçeği kavramamızın kolaylaşacağını umuyorum. Ve sizlerle de fikir alışverişi yaparak kendimi daha da geliştirmeyi düşünüyorum.


                      hiiic Nickli Üyeden Alıntı
                      Çok detaya inmiyorum, bilimi destekliyorum ama bilimsel olarak ispatlıdır ki; bilim adamlarıda bazen körük eder.

                      bilim adamlarının bazen hatalı düşündükleri, yanılmış oldukları ve yanılabilecek olmaları Bilimsel Olarak ispatlı bir konudur..

                      Ben şuna anlam veremiyorum mesea;;;

                      Doğanın çıplak bağrında, var olan yaşamı dahi tehlikeye atacak bir atmosferde, kimyasal ve fiziksel sert şartlarda şans eseri bir araya geldiği farzedilen canlı organizması (ki bu gün dünyanın herhangi biryerinde de meydana gelebilir ama gözlemliyemiyoruz) nasıl olurda, yaşam için elverişli anne karnında şans eseri bir araya gelmez.

                      Hangisi daha zor? çıplak doğada tesadüfen organizmanın bir araya gelmesi mi yoksa ana rahminde tesadüfen sadece 1 zigot hücresinin oluşması mı?

                      Her ikisini de bu gün gözlemliyemiyor gelişimini bilimsel olarak takip edemiyoruz. Ama kiloya vurduğumuzda 2. olasılık bana daha yakın geliyor...
                      Selam hiiic. Öncelikle, bilim ve bilimsellik kelimeleri halkımız tarafından çoğunlukla yanlış algılanmaktadır. Bilim gerçeği konu alır ve insanların kişisel görüşlerine göre değil de ortaya atılan hipotezlerin sınanmasına dayalı olarak gelişir. Bilim adamlarının kendi hayatlarında söyledikleri görüşleri bilimsel bir geçerliliğe sahip değildir ve bilimsel olmayan bir şey bilimsel yöntemlerle sınanamayacağından bilimsel olarak yanlışlanamazdır. Sanırım bu konuda kafanı kurcalayan konu tesadüf olgusu. Bir şeyi tesadüfle açıklamak bilimin işi değildir, örneğin atılan bir paranın tura gelmesi fizik yasalarına bağlıdır ve bilim paranın tura gelmesine etki eden kuvvetleri açıklar/açıklığa kavuşturur. Tesadüfse insanların konuya getirdiği bilimsellik taşımayan bir yorumdur. Atomların bir araya gelip canlılığın oluşması bilimsel yöntemlerle araştırılıp açıklanabilir. İnsanlarsa belki bunu tesadüf diye yorumlayabilir. Bense şimdi sana bir yorum yaparak olayı anlatacağım: Yüksek bir yerden bir top bıraktığında o tesadüfen yere düşmez, ya da sağa sola gitmek göğe kaçmak gibi ihtimallere sahip değildir. Çünkü yerçekimi kuvveti nedeniyle o aşağıya düşmek zorundadır. Canlılık da rüzgarın atomları savurup da ortaya bir kedi, bir bitki, bir insan çıkarması değildir. Canlılık ancak belirli koşullar sağlandığında meydana gelen bi şeydir. Atomlar fizik yasalarının etkisiyle o özel koşullar altında bir araya gelerek bir hücreyi oluşturabilir ancak. Günümüzde ise doğanın çıplak bağrında yaşamın oluşması imkanlı değildir. Çünkü doğada bulunan serbest oksijen molekülleri organik molekülleri oksitleyerek onları işlevsiz hale getirir. Canlılığın oksijensiz bir ortamda oluşması gereklidir, bu parametrelerden biridir yalnızca. Aynı durum anne karnında da geçerlidir. Orda da oluşum gen denen setup programının komutlarına bağlı olduğundan(o da fizisel yasaların sonucu tabi) yeni bir bebek oluşur. Burda gerçekten çok karmaşık parametreler ve uyumlar var. Anne karnının yaşama elverişli olması mutlak bir şey değildir, "zigota göre" yaşama elverişlidir. Bu, oksijen yaşama elverişli demek gibi bir şeydir. Evet bizim için oksijen vazgeçilmez ama oksijenle karşılaşınca zehirlenen bakteriler de var.

                      Cambrian devrinde bütün canlıların aniden ortaya çıktığı bilimsel arkeolojik bir canlı. O döncemlerde henüz insan ortada yokken uzun yıllar pek çok canlı yeryüzünü bizim için neredeyse imar etti.

                      Özellikle mikrobiyolojik canlılar topraktaki elementleri işleyerek diğer canlıları meydana getirdiler. Küçücük o canlılar diğer küçücük canlıları yaparak insanı da hayvanlarıda ilk defa bir bitki gibi topraktan çıkardılar. Şu ansa yaşamamızı da yine o canlılara, küçücük ve sürekli bize hizmet eden hücrelere borçluyuz, esasında o hücreleri bizim hizmetimize sunan ve boyun eğdiren Yüce rabbimize.

                      Bitki gibi topraktan yaratıldık ve değer vermediğimiz bir sudan neslimize devam ediyoruz. Yine öyle bir zaman olacak ki bitki gibi yeniden topraktan biteceğiz.
                      Kambriyen devri günümüzden yaklaşık 550 milyon yıl önceki jeolojik bir devirdir. Kambriyen patlaması ise o dönemde canlı sayısının çok fazla artmasından kaynaklanan bir metafordur. Canlılar aniden ortaya çıkmamıştır, bu patlama 50 milyon yıllık dönemi kapsar ve o dönemden önce de 2-3 milyar yıldır yaşam vardı dünyada. Bu canlılar yeryüzünü imar etti ancak yukardaki paragrafta bahsettiğim nedenden dolayı biz onların ürettiği organik moleküllerden gelmedik. Topraktan gelme konusuna farklı bir açıdan bakmak gerekiyor sanırım, çünkü günümüzün bilimsel çalışmaları kimyasal moleküllerin canlı bir organizmaya dönüşmesinin 3,5 milyar önce okyanuslar içerisinde olduğunu gösteriyor(ilginç geldi-24:45 Allah bütün canlıları sudan yaratır...) ve abiyogenez kuramı ile açıklanıyor. Bundan sonraki canlıların oluşumu ise evrimsel süreçlerle açıklanıyor(...onlardan kimi karnı üzerinde sürünür, kimi 2 ayak üzerinde kimi 4 ayak üzerinde yürür.)

                      Düşünüyorum da Adem meselesine bir de bu meseleden baksak iyi olabilir. Paleontolojik bulgulara göre ilk insan (homo "cinsi") 2,5 milyon yıl önce var oldu, günümüzdeki insan ise (homo sapiens "türü") 200.000 yıl önce meydana geldi. Acaba Adem bu milyonlarca yıllık sürecin bir meyvesi(hem de meve yiyen bir meyvesi ) olabilir mi? Bunu tartışabiliriz, yukardaki mesajlarda Kuran'dan ayetler söylemişsiniz; toprak, kurumuş çamur vs. kelimelerini açıklamışsınız, ben de bu kelimeleri iyice özümsemek istiyorum.

                      Allah bilgimizi arttırsın.
                      Last edited by Misafir; 25. May 2012, 12:39 AM.

                      Comment

                      • pramid
                        Uzman Üye
                        • Sep 2010
                        • 984

                        #12
                        Ey insanlar, sizi tek bir candan yarattı, o canın eşini de ondan yaratıp ikisinden birçok erkek ve kadın türetti. Sakının Allah'tan ki onunla haklarınızı dilemektesiniz ve akrabalık hukukuna da riayet edin. Şüphe yok ki Allah, sizi tamamıyla görüp gözetmededir.Nisâ / 1

                        Gerçekten de Allah katında İsa, Âdem'in örneğidir, onu topraktan yarattı da sonra ol dedi, oluverdi.

                        İsanın annesi belli. Peki Tek nefis kelimesi ?

                        Meryem çiçek gibi çift cinsiyetli *

                        Peki tek nefs ( ki meryem bir yerde eril bir yerde kuranda dişil kullanımı mevcut)

                        Comment

                        • aRaYaN
                          Katılımcı Üye
                          • Sep 2012
                          • 81

                          #13
                          Evrimsel senaryo.

                          Evrim teorisinin gerçek olduğunu düşünürsek.
                          İnsan maymundan evrimleşerek geldi diyorlar.
                          Maymundan İnsana bir geçiş var.
                          Bu beyinsel gelişimide gerektiriyor.
                          Onbinlerce beynin geliştiğini düşünürsek.Artık günümüz insan beyninden farkları olmadığı dönemlere gelindiğinde.Yaratıcı, varlığını bildirmek istediğinde,artık sorumlu insan oluyorlar.İnsan tanımı yapılıyor.İlk insanlar.İlk vahiye muhattap olanlar.Yaratıcı tarafından sorumlu tutulmaya yeterli görülecek derecede gelişenler.İlk insanlar. İlk vahyi alan elçi.Belkide sorumlu tutulacak kadar gelişen ilk insan ilk elçi oluyor.

                          İlk insanlar: Yaratıcı tarafından sorumlu tutulmaya yeterli görülecek derecede gelişenler ve imtihana girenler.
                          İlk insan : İlk gelişen veya yaratıcının ilk temasa geçtiği,muhattap aldığı insan.

                          Senaryoda evrim, yaratıcının yönettiği bir mekanizmadır.
                          Last edited by aRaYaN; 23. September 2012, 05:39 PM.

                          Comment

                          • khaos
                            Uzman Üye
                            • Apr 2012
                            • 346

                            #14
                            Benim burada merak ettiğim bir konu var

                            2:31 - Ve Âdem'e isimlerin hepsini öğretti, sonra onları meleklere gösterip: "Haydi davanızda sadıksanız bana şunları isimleriyle haber verin." dedi.

                            adem e isimlerin hepsini öğretti.


                            hangi dilde?

                            Dünyada küçük kabile dilleri dahil 6800 dil konuşuluyor.Yitip gidenleri saymıyorum bile.
                            Last edited by khaos; 23. September 2012, 04:04 PM.
                            (FOR RAVEN)

                            Comment

                            • aRaYaN
                              Katılımcı Üye
                              • Sep 2012
                              • 81

                              #15
                              khaos Nickli Üyeden Alıntı
                              Benim burada merak ettiğim bir konu var

                              2:31 - Ve Âdem'e isimlerin hepsini öğretti, sonra onları meleklere gösterip: "Haydi davanızda sadıksanız bana şunları isimleriyle haber verin." dedi.

                              adem e isimlerin hepsini öğretti.


                              hangi dilde?

                              Dünyada küçük kabile dilleri dahil 6800 dil konuşuluyor.Yitip gidenleri saymıyorum bile.
                              bence yanlış yere takılıyorsun.Yanlış soru soruyorsun. oradaki isimlerin cisim isimleri olduğunu düşünüp dil öğrettiye getirip 6000 dil var nasıl olur diye düşünüyorsan ve nasıl olur ? diyorsan Öğretene bak derim. ama orada ki anlam başka bişey mi diye soru soruyorsan o başka. Onu bilenler söylesin.

                              Comment

                              Working...