Milli Ekonomi Modeli

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • snobyx
    Katılımcı Üye
    • Sep 2008
    • 62

    #16
    mavera Nickli Üyeden Alıntı
    bunu söylemek için ekonomi konusunda zır cahil olmak lazım.

    ---

    yeri gelmişken şunu da araya sıkıştırayım, pek çok yerde görüyorum, ekonomi ile ilgili en sık yapılan yanlışlardan biri, konuya bir bütün bakmak yerine tek tek rakamlara odaklanıp atıp tutmak.

    örneğin, ülke borcu arttı bilmem kaç milyar oldu batıyoruz demenin hiç bir mantığı yok, ödeme gücün / gelirin ile birlikte düşünmelisin. ayda 700 TL kazanan ile 4000 TL kazanan iki kişinin 1000 TL borçları olması aynı şey mi? ülkemizin borç seviyesi Avrupa Birliği'ne girme kriterlerini karşılayacak kadar düşüktür örneğin, pek çok Avrupa ülkesinden azdır.

    Değerli kardeşim doğru bir noktaya dikkat çekmişsiniz,doğrudur,bir ülkenin büyüme oranı borçlanma oranından fazla ise o ülke esasında nette büyüyor demektir.Borç stoku GSMH'sından fazla büyüyor ise nette küçülüyor demektir.Bizim ülkemizin Kamu ve özel sektör dış borç oranları ise Mastrich kriterlerinin altındadır ve birçok Avrupa ülkesinden çok daha iyi durumdayız.Ama burada değerli ekonomistlerin söylemediği birkaç küçük ayrıntı var ki onları hesaba katınca işin rengi değişiyor.Şöyle ki kamunun iç borcu yaklaşık 250 milyar $'dır.Bu borç ve bütçe açığından ortaya çıkan ek borçlanma ihtiyacı ise bankalardan alınan ilave borç ile döndürülmektedir.Bankalar ise hazineyi fonlamak için ihtiyaç duydukları ilave kaynağı mevduat toplayarak ve yurt dışından borçlanarak temin etmektedir.Yani kamunun 250 milyar $'lık iç borcunun bir kısmı aslında dış borçtur.Ayrıca yabancı yatırımcılar İMKB'nin %63'üne sahiptir.Yani Türkiye'de sıcak para denilen totalde 150 milyar $'a yaklaşan ilave bir borç vardır ki bu kamu borç oranları hesabına katılmaz(Neden acaba)Halbuki bu para bizim değildir ve istedikleri an gidebilir.Gerçi M.B rezervleride 80 milyardır ama net kamu borcu hesab edilenden en az 1/3 fazladır ki Mastrich kriterlerinin üstündedir.Ayrıca GSMH hesabı senelik ortalama kur sepeti üzerinden yapılmaktadır.Ama bizim para birimimiz olan TL Kur sepetine göre %20-30 arasında daha değerlidir.Bu suni bir durumdur ve eninde sonunda bu durum develüasyonla düzelecektir.Dolayısı ile GSMH artışımız $ bazında hesaplandığı için ve $ kuru suni olarak düşürüldüğü için GSMH artış hızı koca bir yalandır.Gerçek GSMH'mızın ne olduğunu önümüzdeki birkaç sene zarfında hep beraber yaşayarak göreceğiz )

    aynı şey ithalat ihracat için de geçerli. sadece ithalat patladı demek hiç bir şey ifade etmez. ihracatını, turizm gelirlerini dikkate alıp net rakama bakmalı, bunu yine gelirine oranla değerlendirmelisin.

    Doğrudur,Dış ticaret açığı önemlidir ama esas olan Cari açıktır.Bu sene Cari açığımız 50 milyar $ civarında gerçekleşmiş olup Cari açık/GSMH %7'dir.Ki bu evrensel ekonomik kabullere göre kabul edilemiyecek kadar yüksek bir orandır.

    ---



    halktan gelen talep, çok parçalı bir denklemde sadece bir parça. petrol ithal ediliyor örneğin, (üzerinde vergi olsa da olmasa da) fiyatı iç piyasayı doğrudan etkiliyor, bunun senin gelirin ile bir ilgisi yok.2008 yılında petrolün varil fiyatı 150 $'ın üzerine çıkmıştı.Yılın 2.yarısından sonra ise düşmeye başlayarak 30-40 $ civarlarına kadar düştü.Bu düşüş döneminde ben Türkiye'de yakıt fiyatlarının düştüğüne şahit olmadım.Enflayonda düşmedi )
    Selametle...
    Yusuf 76:Ve her bilgi sahibinin üstünde daha iyi bir bilen vardır.

    Comment

    • mavera
      Uzman Üye
      • Sep 2008
      • 126

      #17
      snobyx Nickli Üyeden Alıntı
      Selametle...
      Kamu borçlarının gsyih oranları: http://en.wikipedia.org/wiki/List_of...by_public_debt

      Kamu + özel toplam dış borçların gsyih oranları:


      Ortada bir hesaplama sistemi var, ülkelerin rakamları buna göre hesaplanıyor. Nesnel, rakamsal sonuç bu. Derseniz ki bu rakamlar yalan, aslında rakamlar başkadır, bu bir görüştür.

      Sıcak paranın iyi bir şey olduğunu söylemiyorum, ama sıcak para devletin bir borcu değildir. Kurları oynatabilir, buna önlem alınabilir vs. bunlar olur. Sen borç istemediğin halde kazanç için gelen,oynak, çıkabilecek paradır, iyi bişey de değildir ama borç değildir.

      cari açık önemli, tabi, önlem alınmalı, tabi, benim dediğim bu değil ki, ben büyük bir denklemden tek bir rakamı çekip, onu söyleyip, onun üzerinden olumlu ya da olumsuz yorumlar yapılmasının yanlışlığını söylüyorum.

      yoksa üretim / değer yaratma tabanlı, paylaşımcı, borçtan / faizden uzak bir yapı tabi ki önemli.

      Comment

      • snobyx
        Katılımcı Üye
        • Sep 2008
        • 62

        #18
        mavera Nickli Üyeden Alıntı
        Kamu borçlarının gsyih oranları: http://en.wikipedia.org/wiki/List_of...by_public_debt

        Kamu + özel toplam dış borçların gsyih oranları:


        Ortada bir hesaplama sistemi var, ülkelerin rakamları buna göre hesaplanıyor. Nesnel, rakamsal sonuç bu. Derseniz ki bu rakamlar yalan, aslında rakamlar başkadır, bu bir görüştür.

        Üstteki yazımda ben bu rakamsal sonuçlara itiraz etmedim.Elbette şu anda görünümde toplam dış borcumuzun GSMH'ya oranı %45 civarlarında ve Mastrich kriterlerini karşılıyor.Ama burada itiraz edeceğim noktalar var.Bu hesaplarda o ülkenin nominal döviz kuru kullanılmaktadır.Bunun aksini kimse söyleyemez ki şu anda TL'sı döviz sepetine karşı minimum %20-30 arasında değerlidir.Eğer kurun gerçek değerini baz alarak GSMH'yı $ cinsinden tekrar hesaplarsanız GSMH %20 düşer.Dış borç ise $ cinsinden sabittir.Türkiye'de ki kur oynamalarından bağımsızdır.(İç borcun içerisinde TL'ye dönüşmüş borç hariç)Dolayısı ile Toplam dış borç/GSMH oranı en az %20 yalandır.

        Sıcak paranın iyi bir şey olduğunu söylemiyorum, ama sıcak para devletin bir borcu değildir. Kurları oynatabilir, buna önlem alınabilir vs. bunlar olur. Sen borç istemediğin halde kazanç için gelen,oynak, çıkabilecek paradır, iyi bişey de değildir ama borç değildir.

        Bu konuyu iyi araştırmamışsınız.Sıcak paranın bir kısmı devletin borcudur,bir kısmı mevduat olarak özel bankalarda durur,önemli bir kısmıda borsadadır.Bana inanmayabilirsiniz ama bakın Güngör Uras 29.11.2010 tarihli yani yeni sayılabilecek yazısında ne diyor?



        Görüldüğü üzere iç borç stokunun 30-35 milyar $'ı devletin yabancılara olan borcudur.Ayrıca bankalarımızında mevduat olarak yabancılara 10 milyar $'a yakın borcu vardır.Yani Dış borç stokumuz 40-45 milyar $ daha fazladır.Borsada duran 70 milyar $ civarındaki parayı hesaba bile katmıyorum.Bu paraların Türkiye'de ilelebet kalacağını sanmak saflıktır.


        cari açık önemli, tabi, önlem alınmalı, tabi, benim dediğim bu değil ki, ben büyük bir denklemden tek bir rakamı çekip, onu söyleyip, onun üzerinden olumlu ya da olumsuz yorumlar yapılmasının yanlışlığını söylüyorum.

        Zaten bütün problem cari açıktır.Ülkemiz toplamda ürettiğinden fazla tüketen,geleceğin hesabını yapmadan geçmişin değerlerini tüketerek zaman harcayan bir durumdadır.Bu sene 50 milyar $ açık verdik.Devlet bütçemiz küçük açık verincede seviniyoruz.Faiz dışı fazla ile övünüyoruz.Mevcut borçların ödenmesi gereken faizi ise eklenince fazla açığa dönüyor.Peki biz ne yapıyoruz.Borçları çalışarak ödemek yerine ya yeni borç alıyoruz yada elimizdeki şirketleri yabancılara satıyoruz.Tüm Cumhuriyet hükümetlerinin yaptığı özelleştirmenin %78'i son 8 yılda yapıldı.31 milyar $ kamu şirketleri satılarak borç finanse edildi.O da yetmedi birçok özel şirket ve banka da yabancılara blok satıldı.İsim vermiyeceğim çünkü kamuoyu tarafından malum şirketler bunlar.Toplamda net rakam tam olarak bilinmese bile 50 milyar $'ın üzerinde şirket yabancılara satıldı.Yani döviz ihtiyacımız 50 milyar $ eksilmiş oldu.

        yoksa üretim / değer yaratma tabanlı, paylaşımcı, borçtan / faizden uzak bir yapı tabi ki önemli.
        Söylediklerinize aynen katılıyorum.Zaten özellikle bu konularda yazmamım sebebi bu.Artık milletçe üreterek,katma değer yaratarak büyüyen bir ekonomi modeline geçmeliyiz.Geçmişten kalan değerlerimizi satarak,borcu ilave borçla döndürerek ancak gelecek nesillere felaket miras bırakırız.Bundan dolayı Rabbimizin önünde hesap veremeyiz.Çok değil 100 sene önce borç nedeni ile koca bir imparatorluğu yıkan bir milletiz.Bundan ders almamız gerekirken hala ne yazık ki aymazlığımıza devam ediyoruz.Umarım çok geç olmadan uyanırız.

        Selametle...
        Yusuf 76:Ve her bilgi sahibinin üstünde daha iyi bir bilen vardır.

        Comment

        • mavera
          Uzman Üye
          • Sep 2008
          • 126

          #19
          [QUOTE=snobyx;9024]
          Üstteki yazımda ben bu rakamsal sonuçlara itiraz etmedim.Elbette şu anda görünümde toplam dış borcumuzun GSMH'ya oranı %45 civarlarında ve Mastrich kriterlerini karşılıyor.Ama burada itiraz edeceğim noktalar var.Bu hesaplarda o ülkenin nominal döviz kuru kullanılmaktadır.Bunun aksini kimse söyleyemez ki şu anda TL'sı döviz sepetine karşı minimum %20-30 arasında değerlidir.Eğer kurun gerçek değerini baz alarak GSMH'yı $ cinsinden tekrar hesaplarsanız GSMH %20 düşer.Dış borç ise $ cinsinden sabittir.Türkiye'de ki kur oynamalarından bağımsızdır.(İç borcun içerisinde TL'ye dönüşmüş borç hariç)Dolayısı ile Toplam dış borç/GSMH oranı en az %20 yalandır.

          Herkes kurun %20 değerli olduğunu düşünseydi, bu yönde hareket eder, kur yükselir, aradaki fark kapanırdı. Demek ki böyle düşünmüyorlar. Hadi diyelim yine de %20 değerli olsun. Bu durumda borç/gsmh 45/100 yerine 45/80 = 56/100 olup, hala AB kriterini tutuyor olacaktı.

          Tamam yeni borç almayalım, bunu da ödeyelim, ama şu anda batakta değiliz. Kaldı ki bizim ülke için bunu söylüyorsanız, ABD dışı tüm ülkeler için farklı bir kur üzerinden bu yeniden hesaplamayı yapmanız gerekir.



          Bu konuyu iyi araştırmamışsınız.Sıcak paranın bir kısmı devletin borcudur,bir kısmı mevduat olarak özel bankalarda durur,önemli bir kısmıda borsadadır.Bana inanmayabilirsiniz ama bakın Güngör Uras 29.11.2010 tarihli yani yeni sayılabilecek yazısında ne diyor?

          Türkiye ve dünyadan son dakika haberleri, en son haber ve gelişmeler Milliyette. En son haber ve son dakika gelişmeleri için tıklayın!


          Görüldüğü üzere iç borç stokunun 30-35 milyar $'ı devletin yabancılara olan borcudur.Ayrıca bankalarımızında mevduat olarak yabancılara 10 milyar $'a yakın borcu vardır.Yani Dış borç stokumuz 40-45 milyar $ daha fazladır.Borsada duran 70 milyar $ civarındaki parayı hesaba bile katmıyorum.Bu paraların Türkiye'de ilelebet kalacağını sanmak saflıktır.

          Adam geldi, parasını bozdurdu, imkb'ye gitti, x şirketinin hissesini aldı. Bana bunun neresinin kamunun borcu olduğunu söyler misiniz? Kamu, kurlar oynamasın, üretime yönelmeyen para gelmesin gibi düzenleyici rol üstlenebilir.


          Zaten bütün problem cari açıktır.Ülkemiz toplamda ürettiğinden fazla tüketen,geleceğin hesabını yapmadan geçmişin değerlerini tüketerek zaman harcayan bir durumdadır.Bu sene 50 milyar $ açık verdik.Devlet bütçemiz küçük açık verincede seviniyoruz.Faiz dışı fazla ile övünüyoruz.Mevcut borçların ödenmesi gereken faizi ise eklenince fazla açığa dönüyor.Peki biz ne yapıyoruz.Borçları çalışarak ödemek yerine ya yeni borç alıyoruz yada elimizdeki şirketleri yabancılara satıyoruz.Tüm Cumhuriyet hükümetlerinin yaptığı özelleştirmenin %78'i son 8 yılda yapıldı.31 milyar $ kamu şirketleri satılarak borç finanse edildi.O da yetmedi birçok özel şirket ve banka da yabancılara blok satıldı.İsim vermiyeceğim çünkü kamuoyu tarafından malum şirketler bunlar.Toplamda net rakam tam olarak bilinmese bile 50 milyar $'ın üzerinde şirket yabancılara satıldı.Yani döviz ihtiyacımız 50 milyar $ eksilmiş oldu.

          Cari açık için 80'lerden bu yana ciddi bir önlem alındığını malesef ben de görmedim. Cari açık birikir, birikir, patlar, cari fazla veririz, sonra yavaş yavaş açılıp aynı döngüye gireriz. En azından geçmişte gördüğümüz bu oldu.

          Herşeyi yabancılara satmak ne kadar hoşnutsuz ise, kamunun elinde kalan şirketlerin içinin yandaş kişilerle doldurulup verimsiz çalışması, sonra da ettiği zararın milletçe karşılanması da pek farklı değil.



          Söylediklerinize aynen katılıyorum.Zaten özellikle bu konularda yazmamım sebebi bu.Artık milletçe üreterek,katma değer yaratarak büyüyen bir ekonomi modeline geçmeliyiz.Geçmişten kalan değerlerimizi satarak,borcu ilave borçla döndürerek ancak gelecek nesillere felaket miras bırakırız.Bundan dolayı Rabbimizin önünde hesap veremeyiz.Çok değil 100 sene önce borç nedeni ile koca bir imparatorluğu yıkan bir milletiz.Bundan ders almamız gerekirken hala ne yazık ki aymazlığımıza devam ediyoruz.Umarım çok geç olmadan uyanırız.

          Yönetenlere düşen sağlıklı bir yapıyı kurmak ve işletmek, bireylere düşen de bu bilinç ile hareket etmek

          [QUOTE]

          Comment

          • snobyx
            Katılımcı Üye
            • Sep 2008
            • 62

            #20
            Herkes kurun %20 değerli olduğunu düşünseydi, bu yönde hareket eder, kur yükselir, aradaki fark kapanırdı. Demek ki böyle düşünmüyorlar. Hadi diyelim yine de %20 değerli olsun. Bu durumda borç/gsmh 45/100 yerine 45/80 = 56/100 olup, hala AB kriterini tutuyor olacaktı.


            Selamlar,sanırım Big Mac endeksi diye birşey duymamışsınız.Amerika'da satılan bir hamburgerin aynısının ülkemizde kaça satıldığını araştırın,TL'nin değerli olup olmadığını anlarsınız.Veya muadil başka ürünleri karşılaştırın ''Ipad''gibi...Dış borç stoğunun düşük olmasının tek avantajı borç verecek olanlara daha gidecek yolum var mesajı vermekten başka birşey değildir.Ayrıca Almanya Hollanda gibi ülkelerin dış borç stoğunun bizden katkat fazla olduğunun farkındasınızdır.Onlar için dış borç stoğu yüksek olmasına rağmen bizim ki kadar tehlike arz etmiyor çünkü onlar cari fazla veren ülkelerdir.Ayrıca büyük ülkeler küresel durgunluğu azaltmak için bilinçli kamu açıkları yaratarak borçlanıyorlar.Yani muhtaç oldukları için değil küresel resesyonu engelleme çabasındalar.Gerçi bu politikalar bence bir işe yaramayacak ama amaçları bu...

            Tamam yeni borç almayalım, bunu da ödeyelim, ama şu anda batakta değiliz. Kaldı ki bizim ülke için bunu söylüyorsanız, ABD dışı tüm ülkeler için farklı bir kur üzerinden bu yeniden hesaplamayı yapmanız gerekir.


            Toplam mal ve hizmet üretiminin %7'si kadar en az ilave borç bulması gereken,mevcut borç faizlerini ödeyip döndürmesi gereken bir ekonomi bence batağa girmiş olup aymazlık içinde kıvranan bir ekonomidir.90'lı yılların Kelt Mucizesi olan İrlanda'yı gördük.İçtüketim,cari açık ve borçlanma sarmalı ile büyüme modelini uygulayan hiçbir ülke ilelebet bu saçma sistemi sürdüremez.Elbette bizim mucizemizde sömürülecek iliğimiz kalmadığında son bulacaktır.O gün ben bu sitede bu konuda yazıyor olacağım,Rabbim ömür verirse



            Adam geldi, parasını bozdurdu, imkb'ye gitti, x şirketinin hissesini aldı. Bana bunun neresinin kamunun borcu olduğunu söyler misiniz? Kamu, kurlar oynamasın, üretime yönelmeyen para gelmesin gibi düzenleyici rol üstlenebilir.

            İç borç stokunun içinde duran sıcak paradan bahsettim,İmkb'ye hiç değinmedim bile.Zaten verdiğniz linkteki 270 milyar $'lık borç kamu ve özel sektör borcunun tamamıdır.Sonuçta gelen para geçici gelmiş her an çıkmaya hazır olan paradır.


            Cari açık için 80'lerden bu yana ciddi bir önlem alındığını malesef ben de görmedim. Cari açık birikir, birikir, patlar, cari fazla veririz, sonra yavaş yavaş açılıp aynı döngüye gireriz. En azından geçmişte gördüğümüz bu oldu.

            Herşeyi yabancılara satmak ne kadar hoşnutsuz ise, kamunun elinde kalan şirketlerin içinin yandaş kişilerle doldurulup verimsiz çalışması, sonra da ettiği zararın milletçe karşılanması da pek farklı değil.


            Zaten ülkemiz Cumhuriyetin ilk yılları haricinde ciddi cari fazla veren bir ülke olamadı ki hiç.

            Doğru söylüyorsunuz,özelleştirme sayesinde hiç değilse kamu kurumları yandaşlarla doldurulmuyor artık.Bunun yerine direk yandaşlara devlet bankalarından kredi vererek peşkeş çekiliyor.Bu liberal ekonomik politikaların öteden beri Türkiye'de uygulama şekillerine hayranımdır zaten.Herşey legal,kılıfına uygun yürüyor.Eeee böyle başa,böyle tarak.Ne diyeyim Rabbim milletimizi bu aymazlık uykusundan uyandırır inşallah.Ama inşallah güzellikle uyanırız,sert bir tokatla değil.



            Yönetenlere düşen sağlıklı bir yapıyı kurmak ve işletmek, bireylere düşen de bu bilinç ile hareket etmek


            Selametle...
            Last edited by snobyx; 18. March 2011, 02:10 PM.
            Yusuf 76:Ve her bilgi sahibinin üstünde daha iyi bir bilen vardır.

            Comment

            Working...