Siyaset + Diyanet = Cinayet

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • SEDD-İ ZERÂYİ'
    Katılımcı Üye
    • May 2013
    • 43

    #16
    bartsimpson Nickli Üyeden Alıntı
    Eğer sizin mantığınız ile gidiliyorsa.... "dünyada 1.4 milyar insan Dinin ve Allah'ın varlığına inanmıyorda (bkz. ikinci madde) bir sen mi doğruyu buldun?" derler adama

    1. Hıristiyanlık - 2.1 milyar - %30.99
    2. Seküler/Dinsiz/Ateist - 1.4 milyar - %20.66
    3. İslam - 1.2 milyar - %17.71
    4. Hinduizm - 900 milyon - %13.28
    5. Budizm - 708 milyon - %10.44
    6. Çin geleneksel dini - 394 milyon - %5.81
    7. Afrika geleneksel inançları -100 milyon - %1.47
    8. Sihizm - 23 milyon - %0.33
    9. Musevilik - 14 milyon - %0.20
    10. Bahailik -12.5 milyon - %0.18
    11. Mormonizm - 12 milyon - %0.17
    12. Yehova'nın Şahitleri - 6.7 milyon
    13. Şinto - 4 milyon
    14. Zerdüştlük - 2.6 milyon



    Başörtüsü dediğiniz ve anlamını sizin dahi bilmediğiniz kavram hakkında söylediklerinize katılmıyorum. Biraz bilgilenmeniz dileği ile... Diğerleri için söylenecekleri söyleyecekler vardır herhalde...

    Sevgi ile kalın

    Zaten Anadolu ya özgü bir başörtüsü değil bu .Anadolu da boyun çepeçevre örtülmez. İnternetten Musevi ve Hiristiyan rahibe kıyafetlerine bakın bizim tesettürlü  yeni nesil kızlarımıza benzediğini g…






    http://folklor55.blogcu.com/orijinal...iklari/2809249
    bumudur yani...
    işte bahsettiğim kafa yapısı.sen bilmezsin ben bilirim...sen benim neyi bilip bilmediğimi nereden bileceksin.bırakın bu mürebbiye muallim tavırlarını.karnım tok bunlara.

    işin özünü kaçırıyorsunuz.aslında tek derdiniz insanlara elbise biçmek ve tek kalıba sokmak.şapka giymezse idam ettirmek.

    arkadaş bu insan buna inanıyorum diyor.benim dinimin gereği bu diyor.sen algılamada''hata'' yapıyorsun diye bu insan inancından vazmı geçecek.kaldıki tekrar söylüyorum konu başörtüsü değil.şekil üstünden insanları aşağılamayın.aynı fikre sahip erkek o üniversiteye girerken aynı düşüncedeki kız baş örtüsü var diye o üniversitenin kapısından sokulmadı.ve laiklik kurtuldu öylemi

    bana iki tane kafatasçı nın yazısınımı örnek gösteriyorsun.bu yazıları yazan insanlar bir ara türkler sümerlerin soyundan geliyordu diyenlerle aynı kafa.mimar sinanın kafatasını çıkarıp ölçen sonrada kaybeden insanlarla aynı kafa.tipik cumhuriyet memuru kafası.bitti 1930 lar uyanın artık.

    bart arkadaş ha bire haber linki verip ülkenin durumu berbat diyorsunuz ya
    bu gün türkiye cumhuriyetinin en büyük ticari anlaşmaları yapıldı
    birisi22 milyar euro,diğeri 15 milyar dolar. bundan on sene önce türkiyenin kasasındaki döviz rezervi 25 milyer dolardı.

    bak buda hassas olduğunuz konu;
    kıçı kırık tüfeklerle çatışmalara giden askerimiz artık milli savaş gemimize,milli tankımıza,milli saldırı helikopterimize,milli launcher imize,milli piyade ve sniper tüfeğine,milli insansız hava aracına,milli top bataryalarına kavuşuyor.
    demek bu işler ordu evlerinde yada sosyal tesislerde yatarak olmuyor.

    eeee nerden nereye

    Comment

    • kuman
      Uzman Üye
      • Mar 2013
      • 583

      #17
      Bana cevap yazmamış barta yazmışın bart cevaplasın burda günlük siyaset yapmam ama genel siyaset diyosan bak o olur işte.

      Comment

      • SEDD-İ ZERÂYİ'
        Katılımcı Üye
        • May 2013
        • 43

        #18
        amacım günlük siyaset değil kuman arkadaş günlük realite.verilecek cevabıda biliyorum

        ''peki ülkenin borcu ne kadar''

        soru bu olacak

        Comment

        • bartsimpson
          Super Moderator
          • Mar 2012
          • 692

          #19
          Sedd kelimesi, kapatmak, engellemek; zerîa kelimesi ise, sebep, vesîle anlamlarına gelmektedir.
          Bir fıkıh terimi olarak sedd-i zerâyi' ise, harama vesîle olan şeylerin yasak olmasını ifade eder.


          Maide (87) Ey iman edenler! Allah'ın size helal kıldığı iyi ve temiz nimetleri (kendinize) haram etmeyin ve (Allah'ın koyduğu) sınırları aşmayın. Çünkü Allah haddi aşanları sevmez.

          Bu değirmen daha çoook su götürür... Sen de, Bende taşı taşı bitmez...
          Bırakalımda "Zikr" konuşsun

          halukgta Nickli Üyeden Alıntı
          Kur’an ı doğru anlamak istiyorsak, önce onunla bizzat tanışmamız ve anlama çabasında olmamız gerekir. Eğer onu anlayarak okumayıp, Rabbin önerdiği gibi ayetler üzerinde düşünmüyorsak, Kur’an ı da asla doğru anlamamız, inancımızı doğru yaşamamız mümkün olmayacaktır.

          Belki birilerinden, Kur’an hakkında çok şeyler öğrenebiliriz, ama doğruluğundan asla emin olamayız. Emin olabilmek içinde, önce kendimiz mutlaka Kur’an ile buluşmalı ve onu anlamak adına çaba harcamalıyız. Çaba harcamadan, kendimizden bir uğraş vermeden, imtihanımızda başarılı olacağımızı da düşünmemeliyiz.

          Birileri siz Kur’an dan anlayamazsınız diyorsa, bunu söyleyenlerin bizlerden gizlemeye çalıştıkları bir şeyler var demektir, bunu da unutmayalım.

          Eğer birileri siz Kur’an ı anlayamazsınız, onu veli insanlar ancak anlayabilir diyorlarsa, şunu unutmayınız ki, bunu söyleyenlerin Kur’an dan gizlemeye çalıştıkları bir şeyler var demektir. Allah sizleri Kur’an dan sorumlu tutuyorum dedikten sonra, asla kullarının anlayamayacağı bir rehber gönderip, daha sonrada ondan sorumlu tutmaz.

          Bugün sizleri düşünmeye davet etmek istediğim konu, acaba Allah ın Kur’an da bolca bahsettiği, bizlere önerdiği, namaz, oruç, zekât gibi ibadetler, bizlerin Allah a borcumudur? Çünkü günümüzde namaz her Müslüman ın Allah a borcudur denir. Gerçekten Yaradan ın bizlere Kur’an da zikrettiği, ibadetleri Allah a borcumuzu ödemek için mi yapıyoruz? Ya da onun için mi yapmalıyız? Bu önemli konuyu, gelin birlikte Kur’an ışığında düşünelim, anlamaya çalışalım.

          Önce namazı ele alalım. Eğer namaz bizlerin Allah a borcumuz olsaydı, borç alacak ilişkisini Yaradan la kurmamız gerekirdi ki, sanırım bu borcu bizlerin ödemesi çok zor olurdu. Borç alacak ilişkisi, aynı değerde kişiler arasında olur. Yaradan la biz aciz kullarının arasında, sizce böyle bir alış veriş olabilir mi?

          Borç alacak ilişkisi ile Allah a yaklaşırsak, onun yüceliğine, eşi benzeri olmayan makamına, saygısızlık yapmış olmaz mıyız?
          Namazı Kur’an da bolca zikreden Allah, bu yolu bizlere neden öneriyor olabilir. Namazla ulaşılmak istenen amaç, fayda nedir? Önce bunu gerçek anlamda doğru öğrenmeliyiz ki, namazın faydasını görebilelim.

          Dikkat ederseniz, Kur’an namazdan bahsederken, bu yolla Yaradan ile bir bağ kurulacağını ve bu irtibat sayesinde, Allah tan yardım istenebileceği örneğini verir.

          Bakara 45: Sabır ve namaz ile Allah'tan yardım isteyin. Şüphesiz o (sabır ve namaz), Allah'a saygıdan kalbi ürperenler dışında herkese zor ve ağır gelen bir görevdir.

          Demek ki namazın asıl amacı, Allah ile diyalog kurmak, ondan yardım istemekmiş. Eğer namazın asıl amacını anlayamayıp, Allah a borcumuzu ödüyoruz fikrinden yola çıkarsak, namazın asıl amacını anlamamış oluruz. Allah ın bizlerin namaz kılmasına ihtiyacı yoktur.

          Namaz, Yaradan la kulunun bir olduğu andır. Namaz, Allah ın huzurunda saygıyla boyun eğip, tüm benliğimizle ona teslim olduğumuz andır. Namaz riyadan, her türlü kötülükten, kinden, nefretten uzak kalabilmenin yoludur.

          Namaz, Yaradan a açılan bir kapıdır. O kapının da anahtarı yalnız ve yalnız Kur’an da gizlenmiştir. Onu bulmak isteyen, aklını kullanmalıdır. Aklını kullanmayan, birilerine koşulsuz teslim olan, asla Yaradan a açılan kapıdan geçemez. İşte tüm bu gerçeklerin farkında olan, ancak namazın faydasını görebilecek, o anahtara sahip olacaktır. Başaramayan ise, nefsini aldatmaktan öteye gidemeyecektir.

          Düşünerek Kur’an ı okuyan bir Müslüman, geçmiş namazların kılınmasından, Allah ın bahsetmediğini görecektir. Böyle bir sorumluluktan Kur’an bahsetmez. Allah geçmişe değil, yaşadığımız o ana ve geleceğimize yön verir. Çünkü geçmiş yaşanmıştır, ancak geçmişten dersler, ibretler alarak geleceğimize yön verebiliriz. Eğer namaz, Allah a borcumuz olsaydı, geçmiş kılmadığımız namazlarımızın, da kılınmasını isterdi bizlerden. Ama böyle bir emri Kur’an da yoktur.

          Peki, geçmiş namazlar konusunda ne söyleyebiliriz? Geçmiş kılmadığımız namazlarımızın, bizler için büyük bir kayıp olduğunu söyleyebiliriz. Yaradan ile bağlantı kurmadığımız, onun huzuruna durmaktan uzak, onun nurundan, önerilerinden kopuk yaşadığımız, bizler için kayıp günlerimiz diyebiliriz.

          Geçmişte kılmadığımız namazlarımızı bugün kılarak, yaptığımız yanlışlarımızı düzeltebilir miyiz? Elbette hayır. Yaptığımız her şeyin hesabını vereceğiz. Bugün kılacağımız namazlarımızla belki, geçmişte yaptığımız hataların affı için dua edebiliriz.
          Buradan da anlaşılıyor ki, bizlerin kıldığı namaza Rabbin ihtiyacı yok, tam tersine bizlerin ihtiyacı vardır. Çünkü namazla bizler Allah a yaklaşır, onun nuru ile nurlanır, gönül gözlerimizi onun ışığıyla aydınlatırız. Onu hatırlarız, onu zikrederiz, tespih ederiz ve hayatımıza onun önerileri ile yön veririz. Doğru, güzel yaşamanın tadını, nefsimizde hissederiz. Bakın Allah namaz konusunda ne diyor.

          Bakara 277: İman edip iyi işler yapan, namaz kılan ve zekât verenler var ya, onların mükâfatları Rableri katındadır. Onlara korku yoktur, onlar üzüntü de çekmezler.

          Dikkat ederseniz Allah, namaz kılanların, yani Allah ile irtibat kuranların, mükâfatlandırılacağını söylüyor. Peki, neden mükâfat verileceğini söylüyor, bolca namaz kılanların mı mükâfatlandırılacağını söylüyor? Lütfen bu ayete dikkat edelim. İman edip, iyi işler yapmaları halinde. Yoksa ben iman ettim, bol bolda namaz kılıyorum demekle değil. Buradan da anlıyoruz ki, gerçek anlamda kılacağımız namaz, bizleri doğruya, güzele yaklaştıracaktır. Tabi elimizde, Allah ın rehberi olmak şartıyla. Onun çizdiği yoldan yürüyerek, onun kelamını ciddiye alıp, onda her şey yazmaz, her açıklama, detay yoktur demeden Kur’an a yaklaşarak, Allah ın hoşnutluğunu kazanabiliriz.

          Allah birçok ayetinde, üstünde durduğu bir konu vardır. İyilik, güzellik, barış ve hayırda yarışmak. Hatta cennetinin en güzel makamını hayırda ve barışta yarışanlar için ayırdığı örneğini verir. Dikkat ediniz namazı çok kılan, orucu tam tutan demiyor. Önemli olan sonucu alabilmektir. Namaz, oruç bizleri iyiliğe güzele, doğruya, hayra, barışa ulaştırmanın yol ve yöntemleridir.

          Bu yolu, yöntemi doğru kullanmıyorsak, işin özüne inmeden görüntüye, gösterişe önem veriyorsak, istenilen amaca da ulaşmamız mümkün olmayacaktır. Bu durumda mükâfat beklemek elbette doğru olamaz. Tüm bunları, doğru bir toplum yaratmak için Allah ister bizlerden. Namazında asıl amacı budur. Allah ı unutmadan, onun rızasının, hoşnutluğunun verdiği mutlulukla, insanlık adına yararlı işiler yaparak yarışmaktır asıl amaç.

          Eğer Müslüman olduğunu söyleyen bir toplum, barıştan, yardımlaşmadan, iyilikten uzak bir toplum olarak yaşıyorsa, bu toplum NAMAZIN özünde isteneni kavrayamamış, şekilsel boyutta namazı yaşayarak, boşa zamanlarını harcıyorlar demektir. Sanırım İslam toplumunun büyük bir çoğunluğu, bu gerçeği kavrayamamış görünüyor.

          Gelelim oruç tutma konusuna. Oruç tutmamız da Yaradan a bir borcumuz olmayıp, tam tersine bizlerin hayatında, sağlıklı yaşamanın çok önemli bir yoludur. Eğer Allah a borcumuz mantığıyla bakarsak, oruç tutamayanların borcunu ödemediği çıkar ki, bu düşünce ve fikir yanlıştır. Allah bizlerin ne namazına, nede oruç tutmamıza ihtiyacı yoktur. Çünkü onun eşsizliği, yüceliğinin hesabını dahi bizler yapamayız.

          Allah oruçtan bahsederken, bizlerin korunması adına orucun farz kılındığını söyler. Oruç tutmamızın, bizler için çok hayırlı olacağı uyarısını da yapar. Demek ki orucun emredilmesinin asıl nedeni, bizlerin sağlıklı bedene ve ruha sahip olabilmesi amacını taşıyor.

          Yine oruç konusunda açıklama yapan Allah, bulunduğumuz oruç ayında tutamadığımız günleri de, daha sonra fırsatını bulduğumuz, sağlığımıza kavuştuğumuz en kısa zamanda tutmamızı ister. Hiç tutamayanlarında, fakiri doyurmaları yolunu gösterir. Dikkat ediniz geçmiş yıllarda tutulmayan oruçlar konusundan da hiç bahsetmez Kur’an. Çünkü geçmiş artık geçmişte kalmıştır. Geçmiş yıllarımızı, oruçla değerlendirmediysek, sağlıklı olmanın yolunu kaçırmışız demektir diyebiliriz. Elbette buda bizlerin, bedenimiz ve ruhumuz için büyük bir kayıptır. Bunu yapmakla, Yaradan ın bizlere verdiği emanetini, doğru kullanmadığımızı söyleyebiliriz.

          Zekât konusunda Allah, çok dikkat çekici bir örnek verir.

          Bakara 245: Kimdir o adam ki, Allah'a güzel bir borç versin de, Allah da ona kat kat fazlasıyla (verdiğini) ödesin! Allah (rızkı) kısar da, açar da. Hep O'na döndürüleceksiniz.

          Ayetin güzelliğine bakar mısınız lütfen. Allah fakire, maddi imkânı olmayana zekât vermeyi, kendisine borç verme olarak kabul ediyor. Elbette bunu yapan, karşılığını Allah tan görecektir. Allah zekât konusuna Kur’an da çok önem verir ve derki. Zekât sizlerin malınızın, paranızın bereketidir. Zekât verilen bir toplumda, toplumsal barışın sağlanacağı, insanların daha huzurlu ve mutlu yaşaması arzu edilmektedir.

          Dikkat etmemiz gereken bir konuda, Kur’an da en çok zikredilen, Rabbin bizlere önerdiği, namaz kılmayana, oruç tutmayana ve zekâtını vermeyenlere karşı bir yaptırımdan, cezadan söz etmemesidir. Çünkü dinde zorlama olmadığını ve herkesin yaptıklarının karşılığını alacağını, bu Dünyada imtihanda olduğumuzu söyler. Fakat bu ibadetlerin yapılması ile bizlerin Allah ın istediği yoldan gideceğimiz örneklerini verir ve bizleri teşvik eder.

          Açıkça Allah bizleri, bu Dünyada özgür bıraktığını söylerken, yapılan her şeyin bir karşılığı olacağının da dikkatini çeker. Emredilen ibadetlerin yapılmadığında, bu Dünyada beşeri kanunlarla bir ceza verilmesinden bahsetmez. Çünkü emrettiği ibadetlerin, yerine getirilmemesinin muhatabı, Allah ın bizzat kendisidir. Cezayı da mükâfatı da Allah yalnız ben veririm der. Toplumun huzurunu, düzenini sağlamak adına koyduğu kuralların uygulanmasında, elbette beşeri cezalar konmuştur. Örneğin toplumda fuhşun, hırsızlığın çoğalmaması için konmuş olan kurallar gibi.

          Duaların karşılık bulmasını istiyorsak, söz dinleyen, Allah ın önerileri ile yaşayan bir kul olmalıyız.

          Bizler önce namaz kılın emriyle, Allah ın bizlere neler anlatmaya çalıştığını, doğru anlamalıyız. Toplum olarak bu emri acaba doğru anlayabildik mi? İşte kendimize sormamız gereken çok önemli bir soru. İslam Ülkelerinde bolca kılınan namazları, yapılan duaları düşünün lütfen. Görünen manzara adaletten uzak bir toplum, savaş, yokluk, acı ve keder. İşte namazı Allah ın kriterlerine göre kılmazsak, elbette ondan faydada görmemiz de mümkün olmayacaktır. Allah ın istediği gibi yaşanmıyorsa, dualarında karşılık bulması beklenemez.

          Rabbin bir başka ayetinde söylediği gibi, iman ettim demekle gerçek iman etmiş nasıl olunmuyor da, Yalnız Rabbin buyruklarına, batıl karıştırmadan teslim olunması, boyun eğilmesi gerekiyorsa, Allah ın önerdiği şekliyle, namazını gereği gibi kılmayanlarda, NAMAZIN faydasını görmeleri mümkün olmayacaktır.

          Allah her şeyden nice örnekler verdik diyorsa Kur’an da, namazını göstermelik kılanlar içinde elbette bir uyarısı var. Maun suresinde Allah, namazını kılan bir toplumdan söz ederek bakın ne diyor.

          (Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, Onlar namazlarını ciddiye almazlar. Onlar gösteriş yapanlardır.)

          Demek ki öyle Müslümanlar var ki, namazlarını borcumuzu ödeyelim, borçtan kurtulalım ya da gösteriş olsun diye kılıyor. Ciddiye almama konusuna gelince. Allah namazlarımızı huşu içinde kılmamızı, kendisinden yardım istememizi söyler. Eğer emredilen namaz, Allah ın istediği kalitede, yöntemle yapılmıyorsa, ona ciddiyetle yapılmıyor deriz. Ne yazık ki bizler, namazlarımızı Rabbin istediği ölçüde, değerde yapamıyoruz.

          Peki, bizler namazımızı nasıl kılıyoruz? Anlamını dahi bilmeden ayetleri okuyarak, namaz kıldığımızı zannediyoruz. Anlamını bilmeden okuduğumuz içinde, Yaradan la huşu içinde onun huzurunda olamıyoruz. Yaradan la doğru yöntemle irtibat kuramadığımız için, boşa geçiriyoruz zamanımızı. Böyle namaz kıldığımız için, aklımıza öyle şeyler geliyor ki, bununda suçunu şeytana atıyoruz ve bakın şeytan vesvese veriyor diyoruz. Kendimizde hiç suç aramıyoruz bile.

          Bizler Allah ın rehberi ile bulaşmadığımız için, birilerinden İslam ı öğrenmenin yolunu seçiyoruz. İşte o birileri de, dini kendi nefislerinde evirip çevirip ilavelerle topluma sunduğu için, ne yazık ki Rabbin gerçeklerinden habersiz yaşıyoruz.

          Namazda gösteriş konusu, günümüzde ne yazık ki en çok kullanılan yöntemdir. Birileri camide beni görsün düşüncesiyle, namazımızı kılıyorsak, elbette o namazdan fayda görmemiz de düşünülemez.

          Allah hüküm vermediği halde, Camide namaz kılmanın sevabının, kat kat daha fazla olduğunu söyleyerek, ne yazık ki camileri siyasete alet etmişler ve topluma istedikleri gibi yön vermenin, kendi çıkarları doğrultuda kullanmanın merkezi yapmışlardır.

          Allah ın bizlere emrettiği tüm ibadetlerin, bizlere faydası olması adına emredildiğini unutmamalıyız. Bu emirlere uyan, uymayan, ya da gevşek davranan, Allah ın önerdiği yolda yürüme çabaları, azmi nispetinde fayda sağlayacaklardır.

          Rabbin önerilerine kulaklarını açıp, gönülden uyanlara ne mutlu. Dilerim Rabbimden, namazını gereği gibi kılıp, orucunu tutan, zekâtını gönülden veren, Rabbin halis kullarından oluruz.

          Saygılarımla Haluk GÜMÜŞTABAK
          "Hayat bugündür. Emin olduğun tek hayat. Onu en iyi şekilde yaşa."

          Comment

          • SEDD-İ ZERÂYİ'
            Katılımcı Üye
            • May 2013
            • 43

            #20
            eyvallah

            Comment

            • bartsimpson
              Super Moderator
              • Mar 2012
              • 692

              #21
              Allah adına konuşmadan önce... İnsan olalım... İnsan...
              "Hayat bugündür. Emin olduğun tek hayat. Onu en iyi şekilde yaşa."

              Comment

              • dost1
                Site Yöneticisi
                • Sep 2008
                • 1905

                #22
                Selamun Aleyküm! Değerli Sedd-i Zerâyi Kardeşim!

                SEDD-İ ZERÂYİ' Nickli Üyeden Alıntı
                .
                1)-Bilmeyenler için diyanet işlerini mustafa kemal kurmuştur ve diyanet bir devlet kurumudur.


                Türkiye Cumhuriyetinde yasaları kişiler değil Türkiye Büyük Millet Meclisi yapar.

                Osmanlı Devleti'nde din işleri Meşihat Makamlığı'nca Şeyhülislam eliyle yürütülürdü.

                1920 yılında Ankara'da kurulan Meclis Hükümetinde Meşihat, "Şer'iye ve Evkaf Vekâleti" adıyla "Bakanlık" olarak yer almış, 1924 'e kadar da bu statü aynen devam etmiştir.

                Din hizmetlerinin politikanın dışında ve üstünde tutulması gerçeğinden hareketle 3 Mart 1924 tarihinde Şer'iye ve Evkaf Vekâleti kaldırılarak yerine, 429 sayılı Kanunla, Başvekâlet bütçesine dahil ve Başvekâlete bağlı Diyanet İşleri Reisliği, bugünkü adıyla Diyanet İşleri Başkanlığı kurulmuştur.

                Millî Mücadele yıllarında büyük hizmetler vermiş, idarî tecrübesi olan ve uzun zaman Ankara Müftülüğü görevinde bulunan Börekçizade Mehmet Rıfat Efendi, 1 Nisan 1924 tarihinde Diyanet İşleri Reisliğine getirilmiştir. En yüksek devlet memuru maaşı alan Diyanet İşleri Reisine, bakanlara verilen kırmızı plakalı bir makam aracı tahsis edilmiş ve protokoldeki yeri de bu özelliklere göre belirlenmiştir.

                Diyanet İşleri Reisliğinin merkez teşkilatı, kuruluşunun ilk yıllarında Heyeti Müşavere, Memurin ve Sicil Müdüriyeti, Müessesatı Diniye Müdüriyeti, Evrak Müdüriyeti ve Levazım Müdüriyeti birimlerinden oluşturulmuştur.

                1927 yılında Tetkiki Mesahif Reisliği ile Teberrukât Heyeti Reisliği birimleri kurulmuştur.
                5 Temmuz 1939 tarihinde kabul edilen 3665 sayılı kanunla da Reis Muavini kadrosu ihdas edilmiştir.
                4 Haziran 1935 tarihinde kabul edilerek 22 Haziran 1935 'de yürürlüğe giren 2800 Sayılı "Diyanet İşleri Reisliği Teşkilat ve Vazifeleri Hakkında Kanun", Başkanlığın ilk teşkilat kanunu olmuştur.

                Bu kanunla teşkilatın yapısı, kadro oluşumu, merkez ve taşra görevlilerinin nitelikleri ve tayin usulleri gösterilmiştir. Teşkilatın görevleri ise söz konusu kanunun 2. maddesi gereğince düzenlenen ve 11 Kasım 1937 tarih ve 7647 sayılı kararname ile yürürlüğe konan "Diyanet İşleri Reisliği Teşkilatı'nın Vazifelerini Gösterir Nizamnamede belirtilmiştir.

                1927 yılında oluşturulan yapıda, 1950 yılına kadar herhangi bir değişiklik yapılmamış, 20 Nisan 1950 tarihinde yürürlüğe konan 5634 sayılı Kanunla Diyanet İşleri Başkanlığı günün şartlarına göre yeniden düzenlenmiştir.

                Kanuna göre merkez teşkilatındaki bazı birimlerin adları değiştirilmiş, mevcut yapıya 1 adet başkan yardımcılığı ilave edilmiş, hayrat hademesi ve yayın müdürlükleri olmak üzere 2 yeni müdürlük kurulmuştur. Ayrıca ilk defa "Gezici Vaizlik" ihdas edilerek bütün vaizler maaşlı kadroya geçirilmiştir.
                1951 yılında ise ilk defa Yayın Müdürlüğüne bağlı Dini Yayınlar Döner Sermaye Saymanlığı kurulmuştur. 1961 Anayasası; 154. Maddesiyle Diyanet İşleri Başkanlığı'nı bir Anayasa kurumu olarak düzenlemiş, genel idare içinde yer vermiş ve bu kurumun, özel kanununda gösterilen görevleri yerine getirmesini öngörmüştür.

                1961 Anayasasının öngördüğü doğrultuda 22.06.1965 tarih ve 633 sayılı "Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun" ile Başkanlık yeni bir düzenlemeye kavuşturulmuştur. Diyanet İşleri Başkanlığı Merkez Teşkilatına bugünkü organik yapısını kazandıran ve Diyanetin tarihi gelişimi içerisinde yeni bir dönemi başlatan da bu kanun olmuştur.

                30.04.1979 tarihinde yürürlüğe giren 26.04.1976 tarih ve 1982 sayılı Kanunla, 633 Sayılı "Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun"da geniş çapta değişiklik yapılmış ve Diyanet İşleri Başkanlığının yurtdışında da teşkilatlanması sağlanmıştır. Ancak 1982 sayılı Kanun, Anayasa Mahkemesi'nin 18.02.1979 tarih ve E.1979/25,K.1979/46 sayılı kararı ile iptal edilmiştir. Bu iptal sonucu, 633 sayılı Kanunun 1982 sayılı Kanunla değiştirilen maddeleri yürürlükten kalkmıştır. Ayrıca, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile çeşitli kanun ve kanun hükmünde kararnameler, 633 sayılı Kanunun bazı maddelerini hükümsüz kılmıştır. Ancak 1/7/2010 tarihinde TBMM'de kabul edilen 6002 sayılı yasa ile; öncelikle iptalden doğan boşluğun giderilmesi sağlanırken aynı zamanda, toplumumuz açısından son derece önemli görevleri yerine getiren Diyanet İşleri Başkanlığının teşkilat yapısının çağın gerekleri doğrultusunda yeniden şekillendirilmesi sağlanmaktadır.1961 Anayasasında Diyanet İşleri Başkanlığının genel idare içinde yer alarak özel kanununda gösterilen görevleri yerine getireceği ifade edilirken, 1982 Anayasasında ise Başkanlığın görevlerini yerine getirirken uyması gereken kıstaslar da belirtilmiştir. Kuruluşundan bugüne kadar gerek yurtiçindeki, gerekse yurtdışındaki vatandaş, soydaş ve dindaşlarımıza din hizmeti vermekte olan Diyanet İşleri Başkanlığı, Anayasada belirtilen ilkeler doğrultusunda üzerine düşen görevleri yerine getirebilmek ve daha iyi bir hizmet sunabilmek için yoğun çalışma içerisindedir. Bundan böyle de bu yöndeki çaba ve gayretleri, artarak devam edecektir.



                SEDD-İ ZERÂYİ' Nickli Üyeden Alıntı
                .
                2)-Camilerde yapılan ibadetle günah işleniyor yargısını yukarıda kullandığınız argumanlara göre veremezsiniz.kaldı ki kendinizi Allah ın yerine koyup nasıl hüküm veriyorsunuz.bana görede sizin yazdıklarınızla işlediğiniz günah arş a ulaşmıştır.hadi bakalım hüküm vermek o kadar kolaysa
                Para ile namaz kıldırma memuru olur mu? Allah Resulünün döneminde böyle bir memuriyet var mıdır?


                SEDD-İ ZERÂYİ' Nickli Üyeden Alıntı
                .
                3)-Müslümanların tüm dünyada o veya bu şekilde kabul gören ibadet yeri camidir.Hatta şii nufusun yaşadığı bölgelerde bile.ama aleviler illa cem evi ibadet yerimizdir diyorsa devlet bunlarada kontrollü bir şekilde pay ayırabilir.aynı şeyi kilise içinde yapabilir.ama bu iki kısmıda İslam ın dışında değerlendirmelidir.
                Allah Resulunun zamanında salatın ikamesinin yapıldığı yerlerin adı musalla ve mescid midir yoksa cami midir? Günümüzde camilerde salatın ikamesi sözkonusu mudur?

                SEDD-İ ZERÂYİ' Nickli Üyeden Alıntı
                .
                4)-Diyanete aktarılan paralar çocuk esirgeme kurumuna öğretim ve iş alanlarına aktarılsın...tipik solcu kafası işte iki lira tasarruf edecem diye ülkeyi elli yıl geri bıraktırırsınız.Arkadaş bunlara zaten paralar aktarılıyor.Aktarılmadığını nereden biliyorsun.ucuz popülist yaklaşımlar bunlar.bence de mesela kurban derileri sosyete çocuklarına planör dersi veren THK yerine devlet denetleme kuruluna aktarılsın.
                Günümüzde camilerin Allah’ın Vahyinde belirtilen emirlerden hangisini yaptığını belirtir misiniz?

                SEDD-İ ZERÂYİ' Nickli Üyeden Alıntı
                .
                5)-sunni mülümanlar çok mu meraklıydı diyanetin kurulmasına bu konuda asıl mağdur olan sunni müslümanlardır.açıp yakın tarihi bi okuyun bakalım nereler kapatıldı neler yapıldı.dinin yer altına girmesine sebep olan marjinalleşmesini sağlayan işte sizin gibi yasakçı kafalardır.bu kafalar yüzünden millet kur'anı kerim i saklayacak yer aradı bir dönem.
                Müslümanın sünnisi sünni olmayanı mı olur? Bu ayrımı neye göre yapıyorsunuz? Allah’ın istediği sadece Allah’a Hanifler olunmasıdır. (Rum 30,Ali imran 67, En’am 79,161, Yunus 104-105)

                SEDD-İ ZERÂYİ' Nickli Üyeden Alıntı
                .

                6)o kadar camiye ihtiyaç varmı diyorsun.Sanane nasıl olsa gitmiyorsun.cem evlerine kiliseye gösterdiğin toleransı neden camiye göstermiyorsun.bu aynı namaz kılmayan zihniyetin türkçe ibadet edilsin demesine benziyor.sanane birader sen namaz zaten kılmıyorsun ne karışıyorsun milletin hangi dilde ibadet edeceğine.
                Cenabı Allah camiler kurun mu demiş salat kurumlarını kurun mu demiş?
                Dinde Zekatın nerelere harcanacağı belirtilmemiş midir? Aç insanların gezdiği ülkede milyarlık camilerden kime bir yarar vardır?

                SEDD-İ ZERÂYİ' Nickli Üyeden Alıntı
                .
                7)-oda tv denilen güruh un neye hizmet ettiği belli.onlar bir şey söylüyorsa kesin aksi doğrudur.
                İletişim organlarının ne olup olmadığı yayınladıklarıyla ortadadır. Bunun değerlendirilmesi yapılan yayının ya da varsa yazılan yazının kapsamlı bir değerlendirilmesiyle ortaya konulsa daha iyi olmaz mı?

                SEDD-İ ZERÂYİ' Nickli Üyeden Alıntı
                .
                8)-merdem arkadaş saltanat görmek istiyorsan ordu evlerine bir git.vatanın korunması için askere giden zavallı evlatçıkların subayların ve eşlerinin nasıl kölesi haline getirildiğini bir gör.paşaların hanımlarının kaç arabası var biliyormusun.denetleme yok bir şey yok ülke onların zannedersin.iki duble rakı içer, karışık ızgara sonra üstüne tatlısını yer bir güzel kahvesini yudumlar ondan sonra dört lira öder çıkarlar ordu evinden.bu para onlara helal mi bu yedikleri benim vergimle ödenmiyormu.her türlü konforu yaşa ,milletin evladını köle gibi kullan.istediğinde dayak at.onüç erimiz çatışmada şehit olurken sen aynı anda golf oyna sonrada çık bağır biz vatanın sahibiyiz.nah sahibisin.vatanın sahibide koruyucusuda halktır halk.
                çanakkalede de kurtuluş savaşındada canını veren mehmetlerin tek düşüncesi vardı .Allah yolunda savaşıp şehit olmak ve o sizin yok dediğiniz cennete gitmek.sanki anadolunun evlatları kemalist devrim için şehit oldu.milletimiz koyun değil sizde çobanı değilsiniz.
                Ne yazık ki, Devlet yönetimin her biriminde bu saltanatın izleri görülmektedir. Görülen yerlerin başında da T.B.M.M gelmektedir. Bunu Ordu evleri de dahil olmak üzere bütün devlet kurumları izlemektedir. Emanetler ehil olanlar yerine “bizdendir” ilkesine dayandırılmaktadır.
                Devlet bütçesinden partilere verilen paralar ise dudak uçurtacak miktarlardadır.

                Cenabı Allah ameli salihat işleyenlerini cennetiyle ödüllendireceğini söylemiştir. Merdem kardeşimiz de tıpkı sizin gibi bozuk giden işlerin düzeltilmesi yolunda çaba harcayanlardandır. Önemli olan ameli salihatın neler olduğunun Allah’ın vahyine dayandırılmasıdır.

                Ordu evleri yönetmeliğinin satış fiatları maddesi aşağıdadır.

                Satış Fiyatları
                Madde 28- Ordu evi, askerî gazino ve sosyal tesislerde satış fiyatları aşağıdaki şekilde tespit edilir.
                a) (Değişik:RG-12/11/2011-28110) Lokanta, büfe gibi yiyecek ve içeceğe ilişkin imal edilen veya ilave bir hizmet ile satışa sunulan mallarda aylık ortalama kâr oranı; Katma Değer Vergisi eklenmemiş fiyatın yüzde kırk (% 40)’ını, üzerinde ve içeriğinde hiçbir değişiklik yapılmadan alış fiyatı üzerine tesis kârı konularak alınıp satılan ticari mallarda ise yüzde on (% 10)’unu aşamaz. Katma Değer Vergisi tutarı çıplak maliyete ilâve edilerek, satış fiyatı tespit edilir.
                b) Bar, büfe gibi yerlerde satılan ve fiyatları devlet tarafından belirlenen mallar (İçki, sigara, gazete) etiket fiyatlarından satılır.
                c) Peçete, kürdan, kolonya, kolonyalı mendil ile tuz, sirke, ketçap, hardal, mayonez, limon, yağ gibi işletme gideri olarak kabul edilen malzemeler ile yemek pişirilen ve yemek yenilen ıslak ve kuru mekânların temizliğinde ve ilâçlanmasında kullanılan tuvalet kağıdı, sıvı sabun gibi her türlü kimyevî temizleyici, ağartıcı, parlatıcı, sertlik giderici, ayrıca emici ve kemirici haşarata karşı ilâçlama malzemeleri ile ziraî ve kimyevî ilâçlarla ilâçlanması dâhil, kullanılan her türlü malzeme için çıplak maliyetin üzerine, yüzde beşe (%5) kadar işletme gideri ilâve edilir. İşletme faturaları ayrı yerde muhafaza edilir ve genel giderlere dâhil edilmez.
                d) Bunların dışında her hangi bir isim altında fiyatlara ilâve yapılmaz.
                Ambalâjlı, kullanma tarihi bulunan, garanti süresi olan ve alımlarda sözleşme gereği belli sürelerde değiştirilme garantisi verilen malzemelerde, kesinlikle fire kabul edilmez ve bu şekilde fire işlemi yapan üniteye, fire miktarı kadar zimmet çıkarılır.

                SEDD-İ ZERÂYİ' Nickli Üyeden Alıntı
                .

                yeni yeni ortaya çıkan unu az katılmış terbiye olmamış komünist,kemalist,faşist,ulusalcı çorbasının bilmesi gereken şey dinle imanla kuranla Allah la baş örtüsüyle uğraşmayı kesmeleri gerektiği.
                Biliyor musunuz Allah’ın Hakk dini İslam da, kavramlarının içi boşaltılarak üstüne bir de boşaltılan kavramlarının yeri başka anlamlarla doldurularak batıl bir -Emevi dini- dine dönüştürülmüştür.

                Dinde yapılan bu zulüm ne yazık ki,sosyal kavramlarda da yapılmaya devam ediliyor.

                Kemalist,komünist,faşist,ulusalcı sözcükleri unu az katılmış çorbaya benzetiliyor. Bu yetmezmiş gibi “dinle, imanla, kuranla, Allah la, baş örtüsüyle, uğraşmayı kesmeleri isteniyor.

                Değerli Kardeşim!
                Allah’ın dini kimsenin tekelinde değildir. Unutulmaması gereken Allah’ın sürekli olarak tesbih edilmesi gerektiği gerçeğidir. Bu da ancak insanların uydurdukları batıl dinin, Allah’ın Hakk dini ile test edilmesiyle olur. Allah'a ve Dinine yapılan iftiralar yapılacak bu testin sonucu açığa çıkarılır. İftiraların belirlenmesiyle Allah’a tesbih edilirek dinine yapılan bu iftiraların uzaklaştırılması yoluna gidilir.


                SEDD-İ ZERÂYİ' Nickli Üyeden Alıntı
                .
                Arkadaş hayatta alnın secdeye değmemiş millete kalkar namazı şöyle kıl diye emir verirsin yada namaz yoktur kılmayın dersin.
                Bu yargıda bulunabilmek için bu yargıda bulunan insanların "secdeci başı" olmaları gerekir ki, doğru yargıda bulunabilmiş olsunlar.
                İnananlar, inançlarına dayanak yaptıkları delilleri ortaya koyarak yargıya ulaşmaya çalışırlar. Yazılarımızda inançlarımızın dayanaklarını delilleriyle ortaya koyarak yazmak daha güzel olmaz mı? Katılmadığımız noktalar varsa delilleriyle ortaya koyan bir tenkid yazısı yazılması daha güzel olmaz mı?

                SEDD-İ ZERÂYİ' Nickli Üyeden Alıntı
                .
                Bir kere oruç tutmamışsın nefsinle savaşmamışsın kalkar bunların tuttuğu oruç kabul olmaz dersin.
                Bu yargıda bulunabilmek için de bu yargıda bulunan insanların "oruçcu başı" olmaları gerekir ki, doğru yargıda bulunabilmiş olsunlar. Unutmamalıyız ki, oruçsuz kimseler sadece aç kalanlar değil “leallekum tettegûn” emrini gerçekleştirmeyenlerdir. (Bakara 183)



                SEDD-İ ZERÂYİ' Nickli Üyeden Alıntı
                .
                Allah ın emri hacca laf söyler arablara para kaptırmayın bu iş turistik gezidir dersin ama kendin gider romadaki aşıklar çeşmesine para atarsın.
                Değerli Kardeşim!
                Üye olurken okumuş olmalısınız. Forum kurallarımızın 8. Maddesi:
                “İslam dininin rituel’lerini reddeden, namaz yoktur, oruç yoktur, hac yoktur,kabe put’tur gibi tezleri içeren yazılar yazılamaz.”
                şeklindedir.

                Şüphesiz turistik anlamdaki gezi farklıdır. Allah’ın emrettiği Haccı Ekber farklıdır. Birşeyi yok demekle yapılan yanlışları vurgulamak aynı şey olmasa gerek.

                SEDD-İ ZERÂYİ' Nickli Üyeden Alıntı
                .
                Zekata laf edersin ama bir garibana yardım eli uzattığın görülmemiştir.
                Bu yargıda bulunabilmek için de bu yargıda bulunan insanların "zekat memuru" olmaları gerekir ki, doğru yargıda bulunabilmiş olsunlar. Zekat denilen devlete verilen vergidir. Kimin kime ne maksatla yardım edip etmediğini Allah’ın dışında bilecek olanlar; yardım edenler, yardım edilenler ve varsa buna şahid olanlardır.

                SEDD-İ ZERÂYİ' Nickli Üyeden Alıntı
                Hikayede müslümanım dersin utanmasan peygambere küfredersin bilmem kimi kalkar onla karşılaştırırsın.
                Müslümanım deyip de Allah’ın Resullerine küfredenler kafirlerdir, müşriklerdir. Yazdığınız sözün söyleyenenini söylediğiyle belirtiniz ki, kafir ve müşrikler belli olsunlar.

                [QUOTE=SEDD-İ ZERÂYİ';17304].
                Cenneti sirius gezegeni, melekleri ufolarla gelen uzaylılar,cehennemi ise mağma tabakası zannedersin.

                Lütfen bunu yapanları yazdıklarıyla birlikte belirtiniz.

                SEDD-İ ZERÂYİ' Nickli Üyeden Alıntı
                .
                ahlak bir tek sende var. sünni müslümansa kesin haramzadedir hak yiyordur.yalan söylüyordur.insanların hakkını gasp ediyordur.konu aleviliğe gelince dilin tutulur onlar iyidir dersin.çünkü aslında ne olduğunu gizlersin yada nereden geldiğini.
                Herkesde ahlak vardır. Kimisinde iyi ahlak vardır kimisinde de kötü ahlak vardır ama kesinlikle ahlaksız insan yoktur. Söylediklerinizi söyleyeniyle ve söyledikleriyle belirtiniz.

                SEDD-İ ZERÂYİ' Nickli Üyeden Alıntı
                .
                Her derdin bitti kaldı müslümanların dini öylemi
                Değerli KArdeşim!
                İnsan olan herkesin derdidir yaşadığı toplumdaki dini anlamaya ve öğrenmeye çalışmak. Din, Allah’ındır. Allah'ın dinine uyacak olanlar da Dinlerini Allah'a has kılmalıdırlar.

                Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
                Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
                Sevgi,saygı ve muhabbetle.
                Allah'a emanet olunuz.
                Halil Ay

                Comment

                • SEDD-İ ZERÂYİ'
                  Katılımcı Üye
                  • May 2013
                  • 43

                  #23
                  aleyküm selam dost1 arkadaş

                  1)diyanet işlerini mustafa kemal kurmuştur onun zamanında protokoldeki yeri beşinci sıradır.daha sonra ellibirinci sıraya kadar gerilemiştir.

                  2)görünen o ki zamanın ihtiyaçlarına göre diyanet işlerininde görev ve departman değişikliklerine gidilmiş.tıpkı devletin diğer kurumlarında olduğu gibi.

                  3)para ile namaz kıldırma olmaz. zaten diyanet işleri laik devlet düzenine göre kurulmuştur .bunu savunduğumuda nereden çıkardınız.burdaki asıl konu diyanet üzerinden kendini müslüman olarak niteleyenlere vurmak.benim tartıştığım konu bu

                  4)Allah resulü zamanında ibadet yapılan yerlerin isimleri mescid veya musallaydı.şimdi niye cami.ne yapalım şimdi bina isminimi tartışalım.cami kelimesinin kökeninin ne olduğunu sanırım biliyorsunuz uzun uza diye yazmayayım.mescid secde yapılan yer manasında kullanılıyor bu gün camilerde secde yapılmıyor mu? salat yapılmıyor mu? insanlara öğüt verilmiyor mu? kuran öğretilip anlatılmıyor mu?hutbelerde, vaazlarda her ne kadar devlet eliyle olsada sosyal mesajlar verilmiyor mu?

                  5)siz kelime olarak hanif diyorsunuz.benim hanif olmadığımı ne biliyorsunuz.bari ben biraz açayım bakalım rabbim nasıl müslüman olmamızı istiyormuş.

                  Allah’ın adı anıldığında kalpleri ürperirler. Enfal-2
                  Allah’a asla şirk koşmazlar. Furkan-68
                  Namuslarını (ırzlarını) korurlar. Furkan-68
                  (Hiç bir türlü) zinaya asla yaklaşmazlar. Mü’minun -5
                  Namazlarını huşu içinde ve doğru olarak kılarlar. Mü’minun 2,9
                  Anne ve babalarına öf bile demezler. İsra-23
                  Boş şeylerden tümüyle yüz çevirirler. Mü’minun -3
                  Mallarıyla ve canlarıyla cihad ederler. Tevbe-5
                  Asla zanda bulunmazlar. Casiye -24
                  Cahillerle asla tartışmazlar. Furkan-63
                  Kınayıcının kınamasından korkmazlar. Maide-54
                  Asla yalan söylemezler. Mü’minun-8
                  Emanetlerine ihanet etmezler. Bakara-177
                  Söz verdiklerinde sözünde dururlar. Bakara-177
                  Zekâtlarını hakkıyla verirler. Bakara-177
                  Yetimin hakkını asla yemezler. Nisa-2
                  Yolda kalmışlara yardım ederler. Bakara-177
                  Kafirlere karşı sert, birbirlerine karşı merhametlidir. Fetih-29
                  İnsanların kusurlarını affederler. A.imran-135
                  Yalnızca Allah’a dayanıp güvenirler. Tevbe-20
                  Kâfirler ile Alllah yolunda savaşırlar. A.imran-28
                  Darlıkta da bollukta da infak ederler. A.imran-133
                  Kızdıkları zaman öfkelerini yenerler. A.imran-133
                  Başkalarının ilahlarına sövmezler. En’am-108
                  Haksız yere bir cana kıymazlar. En’am-151
                  Allah’ın ayetlerini az bir pahaya satmazlar. Al-i İmran-199
                  Hakkı bile bile gizlemezler. Bakara-44
                  İnananlara ‘sen mü’min değilsin’ demezler. Nisa-94
                  Rasullerden hiçbirini birinden ayırt etmezler. Bakara-136
                  Yeryüzünde alçak gönüllü olarak yürürler. Furkan-63
                  Ölçüyü ve tartıyı doğru olarak yaparlar. En’am-52
                  Helal ve temiz olan şeylerden yerler. Bakara-168
                  Asla yalan şahitlik yapmazlar. Furkan-72
                  Dillerini eğip bükerek (geveliyerek) konuşmazlar. Nisa-135
                  İnsanlar arasında adaletle hükmederler. En’am-151
                  Yoksulluk yüzünden evlatlarını öldürmezler. En’am-151
                  Yeminlerini hiçbir zaman bozmazlar. Nahl-91
                  Adaklarını yerine getirirler. İnsan-7
                  Allah’ın ahdini yerine getirirler, anlaşmayı bozmazlar. Ra’d-20
                  yakınlarına (akrabalarına) yardım ederler. Bakara-177
                  Yolda kalmışlara ve hastalara yardım ederler. Bakara-177
                  Yoksullara ve esir düşenlere yardım ederler. Bakara-177
                  Zorda, darda ve savaş anlarında sabrederler. Bakara-177
                  Verilen rızıktan yerli yerince harcarlar. Enfal-3
                  Geceleri az uyurlar. Zariyat-17
                  O gün yüzlerindeki secde izi ile tanınırlar. Fetih-29
                  İnsanlara iyiyi emreder, kötülükten de alıkorlar. Enfal-71
                  Açıklanınca hoşlarına gitmeyecek şeyleri sormazlar. Maide-101
                  Yapacakları işlerde kendi aralarında danışırlar. Şura-38
                  Gerçekten felaha kavuşanlardır. Mü’minun-1

                  Bakara Sûresi
                  3- Onlar, gaybe inanırlar namazı kılarlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan yerli yerince sarf ederler.
                  4- Onlar, sana indirilen Kitaba da, senden önce indirilenlere de inanırlar; ahirete de yalnız onlar kesinlikle inanırlar.
                  153- Ey İnananlar! Sabır ve namazla yardım dileyin. Allah, muhakkak ki sabredenlerle beraberdir.
                  156- Onlara bir musibet geldiğinde: "Biz Allah'ınız ve elbette O'na döneceğiz" derler.
                  207- İnsanlar arasında, Allah'ın rızasını kazanmak için canını verenler vardır. Allah kullarına karşı şefkatlidir.
                  261- Mallarını Allah yolunda sarf edenlerin durumu, her başağında yüz tane olmak üzere yedi başak veren tanenin durumu gibidir. Allah dilediğine kat kat verir. Allah'ın lütfü geniştir, O her şeyi bilendir.
                  262- Mallarını Allah yolunda sarf edip sonra sarf ettikleri şeyin ardından başa kakmayan ve eza etmeyenlerin ecirleri Rablerinin katındadır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.
                  265- Allah'ın rızasını kazanmak ve kalplerini sağlamlaştırmak için mallarını sarf edenlerin durumu, yüksekçe bir tepede bulunan, bol yağmur aldığında yemişlerini iki kat veren, bol yağmur yağmasa bile çisentisi düşen bir bahçenin durumu gibidir. Allah işlediklerinizi görür.

                  Al-i İmran Sûresi
                  16-17- Onlar ki, "Rabbimiz! Biz şüphesiz inandık, bunun için günahlarımızı bize bağışla ve bizi ateşin azabından koru" diyen, sabreden, doğru olan, gönülden kulluk eden, hayra sarf eden ve seher vakitlerinde bağışlanma dileyenlerdir.
                  104- Sizden, iyiye çağıran, doğruluğu emreden ve fenalıktan meneden bir cemaat olsun. İşte başarıya erişenler yalnız onlardır.
                  134- Onlar bollukta ve darlıkta sarf ederler, öfkelerini yenerler, insanların kusurlarını affederler. Allah iyilik yapanları sever.
                  191- Onlar ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah'ı anarlar; göklerin ve yerin yaratılışını düşünürler: "Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın, Sen münezzehsin. Bizi ateşin azabından koru", derler.

                  Nisa Sûresi
                  57- İnanıp yararlı iş işleyenleri içinde temelli ve ebedi kalacakları, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacağız. Onlara orada tertemiz eşler vardır. Onları en koyu gölgeliklere yerleştireceğiz.
                  59- Ey İnananlar! Allah'a itaat edin, Peygambere ve sizden buyruk sahibi olanlara itaat edin. Eğer bir şeyde çekişirseniz, Allah'a ve ahiret gününe inanmışsanız onun halini Allah'a ve peygambere bırakın. Bu, hayırlı ve netice itibariyle en güzeldir.
                  69- Kim Allah'a ve Peygambere itaat ederse, iste onlar Allah'ın nimetine eriştirdiği peygamberlerle, dosdoğru olanlar, şehitler ve iyilerle beraberdirler. Onlar ne iyi arkadaştırlar!
                  76- İnananlar Allah yolunda savaşırlar, inkâr edenler ise şeytan yolunda harbederler. Şeytanın dostlarıyla savaşın, esasen şeytanın hilesi zayıftır.
                  94- Ey İnananlar! Allah yolunda yürüdüğünüz vakit, her şeyi iyice anlayın. Size, Müslüman olduğunu bildirene, dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek: "Sen mümin değilsin" demeyin. Allah katında birçok ganimetler vardır. Evvelce siz de öyleydiniz. Allah size iyilikte bulundu, iyice araştırıp anlayın, Allah işlediklerinizden şüphesiz haberdardır.
                  135- Ey İnananlar! Kendiniz, ana babanız ve yakınlarınız aleyhlerine de olsa, Allah için şahit olarak adaleti gözetin; ister zengin, ister fakir olsun, Allah onlara daha yakındır. Adaletinizde heveslere uymayın. Eğer eğriltirseniz veya yüz çevirirseniz bilin ki, Allah işlediklerinizden şüphesiz haberdardır.
                  136- Ey İnananlar! Allah'a, Peygamberine, Peygamberine indirdiği Kitaba ve daha önce indirdiği Kitablara inanmakta sebat gösterin. Kim Allah'ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününü inkar ederse, şüphesiz derin bir sapıklığa sapmıştır.
                  146- Ancak tövbe edenler, nefislerini ıslah edenler, Allah’ın Kitabına sarılanlar ve dinlerine Allah için candan bağlananlar müstesnadır. Onlar inananlarla beraberdirler. Allah müminlere büyük ecir verecektir
                  147- Şükreder ve inanırsanız, Allah size niçin azab etsin? Allah şükrün karşılığını verir ve bilir.
                  175- Allah kendisine inananları ve Kitabına sarılanları rahmetine ve bol nimetine kavuşturacak, onları Kendisine götüren doğru yola eriştirecektir.

                  Maide Sûresi
                  8- Ey İnananlar! Allah için adaleti ayakta tutup gözeten şahidler olun. Bir topluluğa olan öfkeniz sizi adaletsizliğe sürüklemesin; adil olun; bu, Allah'a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. Allah'tan sakının, doğrusu Allah işlediklerinizden haberdar'dır.
                  11- Ey İnananlar! Allah'ın üzerinize olan nimetini anın: Hani bir topluluk size tecavüze kalkışmıştı da Allah onlara mani olmuştu. Allah'tan sakının, inananlar Allah'a güvensinler.
                  35- Ey İnananlar! Allah'tan sakının, O'na ulaşmaya yol arayın, yolunda cihad edin ki kurtulasınız.
                  55- Sizin dostunuz ancak Allah, O'nun peygamberi ve namaz kılan, zekat veren ve rüku eden mü'minlerdir.
                  57- Ey İnananlar! Kendilerine sizden önce kitap verilenlerden, dininizi alaya ve eğlenceye alanları ve inkârcıları dost olarak benimsemeyin. İnanıyorsanız Allah'tan sakının.
                  87- Ey İnananlar! Allah'ın size helal ettiği temiz şeyleri haram kılmayın, hududu da aşmayın, doğrusu Allah aşırı gidenleri sevmez.
                  90- Ey İnananlar! İçki, kumar, putlar ve fal okları şüphesiz şeytan işi pisliklerdir, bunlardan kaçının ki saadete eresiniz. Ki O sizi dener. Bundan sonra kim haddi aşarsa ona elem verici azab vardır.
                  101- Ey İnananlar! Size açıklanınca hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın. Kur'an indirilirken onları sorarsanız size açıklanır, (ama üzülürsünüz).
                  105- Ey İnananlar! Siz kendinize bakın; doğru yolda iseniz sapıtan kimse size zarar veremez. Hepinizin dönüşü Allah'a dır, işlemekte olduklarınızı size haber verecektir.

                  En’am Sûresi
                  160- Kim ortaya bir iyilik koyarsa ona on katı verilir; ortaya bir kötülük koyan ise ancak misliyle cezalandırılır; onlara haksızlık yapılmaz.
                  161- "Şüphesiz Rabbim beni doğru yola, gerçek dine, doğruya yönelen ve puta tapanlardan olmayan İbrahim'in dinine iletmiştir" de.
                  162- De ki: "Namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm, alemlerin Rabbi Allah içindir.
                  163- O'nun hiçbir ortağı yoktur; böyle emrolundum ve ben müslümanların ilkiyim.
                  164- De ki: "Allah her şeyin Rabbi iken O'ndan başka bir Rab mi arayayım? Herkesin kazandığı kendisinedir, kimse başkasının yükünü taşımaz; sonunda dönüşünüz Rabbinizedir, ayrılığa düştüğünüz şeyleri size bildirecektir."

                  A’raf Sûresi
                  170- Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için, ahiret yurdu vardır, düşünmüyor musunuz? Biz, iyiliğe çalışanların ecrini elbette zayi etmeyiz.
                  204- Kur’an okunduğu zaman ona kulak verin, dinleyin ki merhamet olunasınız.
                  205- Rabbini gönülden ve korkarak içinden hafif bir sesle sabah akşam an, gafillerden olma.
                  206- Doğrusu Rabbinin katında olanlar, O'na kulluk etmekten büyüklenmezler, O'nu tenzih ederler ve yalnız O'na secde ederler.

                  Enfal Sûresi
                  2-3- İnananlar ancak, o kimselerdir ki Allah anıldığı zaman kalpleri titrer ayetleri “miz” okunduğu zaman bu onların imanlarını artırır. Ve Rablerine güvenirler; namaz kılarlar; kendilerine verdiğimiz rızıktan yerli yerince sarfederler.
                  74- İnanıp hicret eden, Allah yolunda savaşanlar ve muhacirleri barındırıp onlara yardım edenler, işte onlar gerçekten inanmış olanlardır. Onlara mağfiret ve cömertçe verilmiş rızıklar vardır.

                  Tevbe Sûresi
                  71- Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridir; iyiyi emreder kötülükten alıkorlar; namaz kılarlar, zekat verirler, Allah'a ve peygamberine itaat ederler. İşte Allah bunlara rahmet edecektir. Allah şüphesiz güçlüdür, hakimdir.
                  111- Allah şüphesiz, Allah yolunda savaşıp, öldüren ve öldürülen müminlerin canlarını ve mallarını Tevrat, İncil ve Kur’an'da söz verilmiş bir hak olarak cennete karşılık satın almıştır. Verdiği sözü Allah'tan daha çok tutan kim vardır? Öyleyse, yaptığınız alışverişe sevinin; bu büyük başarıdır.
                  112- Allah'a tövbe eden, kullukta bulunan, O'nu öven, O'nun uğrunda gezen, rüku ve secde eden, uygun olanı buyurup fenalığı yasak eden ve Allah'ın yasalarını koruyan müminlere de müjdele.

                  Ra’d Sûresi
                  20- Onlar, Allah'ın ahdini yerine getirirler, anlaşmayı bozmazlar.
                  21- Onlar, Allah'ın birleştirilmesini emrettiği şeyi birleştirirler, Rablerinden korkarlar; kötü hesaptan ürkerler.
                  22-24. Onlar, Rablerinin rızasını dileyerek sabrederler, namazı kılarlar; kendilerine verdiğimiz rızıktan, gizlice ve açıkça sarf ederler; iyilik yaparak kötülüğü ortadan kaldırırlar; işte onlara bu dünyanın iyi sonucu, girecekleri Adn cennetleri vardır; babalarının, eşlerinin, çocuklarının iyi olanları da oraya girerler. Melekler her kapıdan yanlarına girip: "Sabretmenize karşılık size selam olsun; burası dünyanın ne güzel bir sonucudur!" derler.

                  İbrahim Sûresi
                  31- İnanan kullarıma söyle, namazı kılsınlar; alış veriş ve dostluğun olmayacağı günün gelmesinden önce, kendilerine verdiğimiz rızıktan açık ve gizli sarf etsinler.

                  Hac Sûresi
                  35-O'na teslim olun. Allah anıldığı zaman kalpleri titreyen, başlarına gelene sabreden, namaz kılan, kendilerine verdiğimiz rızıktan sarf eden ve Allah'a gönül vermiş olan kimselere müjde et.

                  Mü’minun Sûresi
                  2- Onlar namazda huşu içindedirler.
                  3- Onlar boş şeylerden yüz çevirirler.
                  4- Onlar zekâtlarını verirler.
                  5- Onlar, eşleri ve cariyeleri dışında, mahrem yerlerini herkesten korurlar.
                  8- Onlar emanetlerini ve sözlerini yerine getirirler.
                  9- Namazlarına riayet ederler.

                  Furkan:
                  64- Onlar, gecelerini Rableri için kıyama durarak ve secdeye vararak geçirirler.
                  65-67- Onlar, "Rabbimiz! Bizden cehennem azabını uzaklaştır; doğrusu onun azabı sürekli ve acıdır. Orası şüphesiz kötü bir yer ve kötü bir duraktır" derler.
                  72- Onlar yalan yere şahadet etmezler; faydasız bir şeye rastladıkları zaman yüz çevirip vakarla geçerler.
                  73- Kendilerine Rablerinin ayetleri hatırlatıldığı zaman, onlara karşı kör ve sağır davranmazlar.
                  74- Onlar: "Rabbimiz! Bize eşlerimizden ve çocuklarımızdan gözümüzün aydınlığı olacak insanlar ihsan et ve bizi, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara önder yap" derler.

                  Şuara:
                  227-Ancak inanıp yararlı iş işleyenler, Allah'ı çok ananlar ve haksızlığa uğratıldıklarında haklarını alanlar bunun dışındadır. Haksızlık eden kimseler nasıl bir yıkılışla yıkılacaklarını anlayacaklardır.

                  Lokman:
                  4- O kimseler namazı kılarlar, zekatı verirler; ahirete de yakınen inanırlar.

                  Secde:
                  15-16- Ayetlerimize ancak, kendilerine hatırlatıldığı zaman secdeye kapananlar, büyüklük taslamayarak Rablerini överek yüceltenler, vücutlarını yataklardan uzak tutup korkarak ve umarak Rablerine yalvaranlar ve verdiğimiz rızıklardan sarf edenler inanır.

                  Şura:
                  37-38- Allah katında olan; inanıp Rablerine güvenen, büyük günahlardan ve hayasızlıklardan çekinen, öfkelendiklerinde bile bağışlayanlar, Rablerinin çağrısına cevap verenler ve namaz kılanlar için daha iyi ve daha süreklidir. Onların işleri aralarında danışma iledir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan da sarf ederler.

                  Fetih:
                  29- Muhammed Allah’ın elçisidir. Onun beraberinde bulunanlar, inkârcılara karşı sert, birbirlerine merhametlidirler. Onları rükûa varırken, secde ederken, Allah'tan lütuf ve hoşnutluk dilerken görürsün. Onlar, yüzlerindeki secde izi ile tanınırlar. İşte bu, onların Tevrat'ta anlatılan vasıflarıdır. İncil'de de şöyle vasıflandırılmışlardı: Filizini çıkarmış, onu kuvvetlendirmiş, kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş, ekincilerin hoşuna giden ekin gibidirler. Allah böylece bunları çoğaltıp kuvvetlendirmekle inkârcıları öfkelendirir. Allah, inanıp yararlı işler işleyenlere, bağışlama ve büyük ecir vadetmiştir.

                  Hucurat:
                  1- Ey inananlar! Allah'tan ve peygamberinden öne geçmeyin; Allah'tan sakının; doğrusu Allah işitir ve bilir.
                  2- Ey inananlar! Seslerinizi, Peygamberin sesini bastıracak şekilde yükseltmeyin. Farkına varmadan, işlediklerinizin boşa gitmemesi için, Peygambere birbirinize bağırdığınız gibi yüksek sesle bağırmayın.
                  6- Ey inananlar! Eğer yoldan çıkmışın biri size bir haber getirirse, onun iç yüzünü araştırın, yoksa bilmeden bir millete fenalık edersiniz de sonra ettiğinize pişman olursunuz.
                  11- Ey inananlar! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın, belki de onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da başka kadınları alaya almasınlar, belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kendi kendinizi ayıplamayın; birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın; inandıktan sonra yoldan çıkmış olmak ne kötü bir addır. Tövbe etmeyenler, işte onlar zalimlerdir.
                  12- Ey inananlar! Zannın çoğundan sakının, zira zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin suçunu araştırmayın; kimse kimseyi çekiştirmesin; hangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır? Ondan tiksinirsiniz; Allah'tan sakının, şüphesiz Allah tövbeleri daima kabul edendir, acıyandır.
                  15- "İnananlar, ancak Allah'a ve peygamberine inanmış, sonra şüpheye düşmemiş; Allah uğrunda mallarıyla, canlarıyla cihat etmiş olanlardır. İşte onlar doğru olanlardır."

                  Zariyat:
                  17- Onlar, geceleri az uyuyanlardı.
                  18- Seher vakitlerinde bağışlanma dilerlerdi.
                  19- Onların mallarında muhtaç ve yoksullar için bir hak vardı, onu verirlerdi.

                  Haşr:
                  18- Ey inananlar! Allah'tan sakının; herkes yarına ne hazırladığına baksın; Allah'tan sakının, çünkü Allah işlediklerinizden haberdardır.

                  Mearic:
                  22-27- Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir.
                  28- Doğrusu Rablerinin azabından kimse güvende değildir.
                  30-Eşleri ve cariyeleri dışında, mahrem yerlerini herkesten koruyanlar, doğrusu bunlar yerilmezler.
                  31- Bu sınırları aşmak isteyenler, işte onlar, aşırı gidenlerdir.
                  32- Emanetlerini ve sözlerini yerine getirenler,
                  33- Şahitliklerini gereği gibi yapanlar,
                  34- Namazlarına riayet edenler
                  .


                  6)Cenabı Allah camiler kurun mu demiş salat kurumlarını kurun mu demiş?
                  Dinde Zekatın nerelere harcanacağı belirtilmemiş midir? Aç insanların gezdiği ülkede milyarlık camilerden kime bir yarar vardır diyorsunuz.
                  Cumhuriyet Türkiyesinde toplanan vergiler peygamber zamanındaki gibimi harcanıyor sizce veya ona göremi harcanıyor.zenginden az fakirden çok toplanmıyor mu?bu laik düzen içerisinde mevki sahipleri her türlü talanı yaparken halkın güç bela arasında para toplayıp ibadet için yaptıkları camilermi gözünüze battı.müslümanlar nerde toplanıp namaz kılacaklar ahırdamı.temiz düzenli bir binanın kime ne zararı var.adı mescit cami yada toplanılan yer olsun ne fark eder.milli gelirden yeterince pay almayan ülkenin gerçek sahiplerinin durumu yapılan camilere bağlanabilir mi?bu ülke bir cumhurbaşkanının dahi halkın parasıyla belli bir gazeteye veya derneye gizliden milyarlarca aktardığınıda gördü.
                  rejimin bu zamana kadar kimleri zengin edip palazlattığını hepimiz gördük o yüzden bu konuda size katılamayacağım.

                  7)bu ülkede kurulan bazı iletişim organlarının buna internet siteleri de dahil ne amaçla kurulduğunu devletin savcıları çok iyi ortaya koydu.başörtülü kızların internette resimlerini koyup bilmem ne libidocusu diye kurulan siteleri görmnedik mi sanıyorsunuz.dezenformasyonun belli dönemlerde maşallah en derini buna benzer kuruluşlar tarafından başkalarının eliyle yapılmadımı?

                  8)devletin her biriminde saltanatın izleri görülmektedir.merdem arkadaş diyaneti örnek verdi bense orduyu.gelelim ordu evlerine..2011 ve 2012 de yeni düzenlemeler getirilmiştir.ama denetleyen kim söyleyin bana.millet yirmi yaşındaki çocuğunu orduevlerinde garsonluk yapmak için mi yetiştiriyor.yada sarhoş olan bir subayın hakaretlerine mazur kalmak için mi?veya sosyal tesislerde subay eşlerinin abartılı tavırlarına katlanmak için mi?kantin astsubayı olursun iki sene sonra son model araban olur.askerin ayağında postalı patlar yırtılır.ama subay astsubaylar haftada iki kere levazımdan don atlet değiştirirler.harcanan para nedir nereye gider kimse bilmez.

                  9)secdeci başı,oruçcu başı yada ibrikçi başı siz istediğiniz gibi adlandırın veya sıfatlandırın sonuçta konunun özünden beni uzaklaştıramazsınız.

                  10)diyorsunuz ki Üye olurken okumuş olmalısınız. Forum kurallarımızın 8. Maddesi:
                  “İslam dininin rituel’lerini reddeden, namaz yoktur, oruç yoktur, hac yoktur,kabe put’tur gibi tezleri içeren yazılar yazılamaz.”
                  şeklindedir.
                  benim bu siteye üye olmama sebep zaten burda bu kavramlara doğrudan yada dolaylı yok denilmesi veya içlerinin fütursuzca boşaltılması.hacca arapları ziyaret diyen benmiyim bu sitede canım efendim.
                  Last edited by SEDD-İ ZERÂYİ'; 4. May 2013, 02:20 AM.

                  Comment

                  • kuman
                    Uzman Üye
                    • Mar 2013
                    • 583

                    #24
                    SEDD-İ ZERÂYİ' Nickli Üyeden Alıntı
                    amacım günlük siyaset değil kuman arkadaş günlük realite.verilecek cevabıda biliyorum

                    ''peki ülkenin borcu ne kadar''

                    soru bu olacak
                    Yok yanlış düşünmüşsün ve Zannınla hareket etmiş ve yanışmışsın. Yatırımlarda borç sorulmaz. Yatırım yapılmışsa onun geri dönüşü vardır. Asıl olan doğru yere yatırımdır ki havalimanı ve nükleer enerji yatırımları bence doğru yatırımlardır.
                    Bu konu hakkında tek söyleyeceğim bu rekabet ortamında nükleer enerjide daha avantajlı durumda olunabilinirmiydi diye düşünürüm sadece.
                    Ülkenin çok borçlu olduğu konusunda da hem fikiriz herhalde ki direk olarak borçlanmayı söylüyorsun.
                    Ben borcun nereye haracandığı ve vadesi ile ilgilenirim. Bu dönem ekonomimiz zaten Dervişin artıları ve eksileri ile doludur.

                    Türkiye nin asıl sorunlarından biri maden işleyememsidir. Maden çıkarıyoruz Allaha şükür ancak çıkardığımız madenlerin hepsini ham olarak yurt dışına satıyoruz işleyemiyoruz.
                    Öncelikli yatırım konusu bu olsa hem teknolimiz gelişir hem de ithalatımız azalır ancak bu konuda hala bir Yatırım yapılamıyor nedense.

                    Aslında söylenecek çok söz var...
                    Last edited by kuman; 4. May 2013, 10:41 AM.

                    Comment

                    • dost1
                      Site Yöneticisi
                      • Sep 2008
                      • 1905

                      #25
                      Selamun aleyküm! Değerli Sedd-i Zerâyi Kardeşim!

                      SEDD-İ ZERÂYİ' Nickli Üyeden Alıntı
                      aleyküm selam dost1 arkadaş

                      1)diyanet işlerini mustafa kemal kurmuştur onun zamanında protokoldeki yeri beşinci sıradır.daha sonra ellibirinci sıraya kadar gerilemiştir.
                      Diyanet işlerini Mustafa Kemal değil Türkiye Büyük Millet Meclisi Kurmuştur.

                      SEDD-İ ZERÂYİ' Nickli Üyeden Alıntı
                      2)görünen o ki zamanın ihtiyaçlarına göre diyanet işlerininde görev ve departman değişikliklerine gidilmiş.tıpkı devletin diğer kurumlarında olduğu gibi.
                      Evet ilk kurulduğundan bu yana oldukça geri plana atılmış.

                      SEDD-İ ZERÂYİ' Nickli Üyeden Alıntı
                      3)para ile namaz kıldırma olmaz. zaten diyanet işleri laik devlet düzenine göre kurulmuştur .bunu savunduğumuda nereden çıkardınız.burdaki asıl konu diyanet üzerinden kendini müslüman olarak niteleyenlere vurmak.benim tartıştığım konu bu
                      Para ile namaz kıldırma memurluğunun olmadığını bildiğinize göre... Allah'a Kulluğunu Allah'ın Kur'an'ından öğrenen müslümanın para ile namaz kıldıran memurun arkasında namaz kılamayacağını da bilmiş olmalısınız. Buna müslümanı vurmak değil müslümanı kendine getirmek denilir.

                      SEDD-İ ZERÂYİ' Nickli Üyeden Alıntı
                      4)Allah resulü zamanında ibadet yapılan yerlerin isimleri mescid veya musallaydı.şimdi niye cami.ne yapalım şimdi bina isminimi tartışalım.cami kelimesinin kökeninin ne olduğunu sanırım biliyorsunuz uzun uza diye yazmayayım.mescid secde yapılan yer manasında kullanılıyor bu gün camilerde secde yapılmıyor mu? salat yapılmıyor mu? insanlara öğüt verilmiyor mu? kuran öğretilip anlatılmıyor mu?hutbelerde, vaazlarda her ne kadar devlet eliyle olsada sosyal mesajlar verilmiyor mu?
                      Değerli Kardeşim!
                      Şimdi ne yapalım demiyeceğiz. Dini ya Allah'a ya da dunillaha has kılacağız. Allah ne dedi ise o. Allah Resulu zamanındaki "musalla" ve "mescid" ile "cami" aynı değildir. Caminin kökenin ne olduğunu bildiğim için Allah Resulu zamanındaki "mescid" ve "musalla"dan sözettim.

                      Bu ülkede 35 bin tane de Cami yaptırma derneği var.Yaklaşık 80 bin cami, 67 bin okul 1220 tane hastane var. Bu 80 bin caminin bir aylık elektrik faturası bile 42 milyonu buluyor. Peki ürettiği nedir?


                      Diyanet İşleri Başkanlığı, 2013 bütçesinden aldığı payla 11 bakanlık bütçesini geride bıraktı. 2012 bütçesinden 3 milyar 891 milyon lira alan Diyanet'e 2013 bütçesinden 4 milyar 604 milyon lira ayrıldı.

                      Aşağıda belirtilen Bakanlıkların bütçesine bakalım ve halka vermesi gereken hizmetleri tefekkür edelim.
                      Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlı 489 milyon 29 bin 215 TL
                      Sağlık Bakanlığı bütçesi 222 milyon 432 bin 150 TL
                      Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı.201 milyon 369 bin 590 TL
                      Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı 162 milyon 749 bin 560 TL
                      İçişleri ve Yerel Yönetimler Bakanlı 148 milyon 536 bin 513 TL
                      Çalışma ve Sosyal Güvenlik bakanlı 121 milyon 418 bin 810 TL
                      Turizm, Çevre ve Kültür Bakanlığı 67 milyon 10 bin 750 TL
                      Ekonomi ve Enerji Bakanlığı 64 milyon 406 bin 630 TL
                      Dışişleri Bakanlığı 35 milyon 450 bin 380 TL

                      Bir de Diyanet İşleri Başkanlığının 4 milyar 604 milyon bütçesine bakalım ve halka verdiği hizmetleri tefekkür edelim.
                      Bu rakamlar tam bir zulümdür.

                      SEDD-İ ZERÂYİ' Nickli Üyeden Alıntı
                      5)siz kelime olarak hanif diyorsunuz.benim hanif olmadığımı ne biliyorsunuz.bari ben biraz açayım bakalım rabbim nasıl müslüman olmamızı istiyormuş.
                      Siz hanifsiniz ya da hanif değilsiniz diye bir açıklamada bulunmadım. Önemli olan Allah'ın olmazsa olmaz ilkeleridir.

                      Yazımda ;"Müslümanın sünnisi sünni olmayanı mı olur? Bu ayrımı neye göre yapıyorsunuz? Allah’ın istediği sadece Allah’a Hanifler olunmasıdır. (Rum 30,Ali imran 67, En’am 79,161, Yunus 104-105)" diyerek dikkat çektiğim bu hususdur.

                      Değerli Kardeşim!
                      Özetle “şirk koşmaksızın tevhide yönelen” diyebileceğimiz "hanif müslimler" Allah'ın vahyinde istenilen ne ise yapanlar olurlar. (Hacc 30,31)

                      Allah razı olsun. Hanif müslimlerin yapması gerekenlerden bazılarını , bizlerle paylaşmışsınız. Kur'an'da ne varsa yapılması gerekenler onlardır. Kur'an Allah'a inanıpp güvenenlerin yaşam kitabıdır.

                      SEDD-İ ZERÂYİ' Nickli Üyeden Alıntı
                      6)Cenabı Allah camiler kurun mu demiş salat kurumlarını kurun mu demiş?
                      Dinde Zekatın nerelere harcanacağı belirtilmemiş midir? Aç insanların gezdiği ülkede milyarlık camilerden kime bir yarar vardır diyorsunuz.
                      Cumhuriyet Türkiyesinde toplanan vergiler peygamber zamanındaki gibimi harcanıyor sizce veya ona göremi harcanıyor.
                      Değerli Kardeşim!
                      İnsanları ilgilendiren bir konuda haber verenin adının "Oda Tv" ya da şu, bu olması gerçekleri değiştirmez. Gerçekler kimden gelirse gelsin gerçektir. Haberi getirenin adından dolayı haber gözardı edilemez. Yapılması gereken, verilen haberin gerçek olup olmadığının araştırılarak yalansa tekzib, doğru ise gereğinin yapılması olmalıdır.

                      Halktan toplanan vergilerin gereği gibi harcanmadığını belirtmek için değil mi bu yazışmamız? Hurafeden başka hiçbir değer üretmeyen bir kurum için halkın vergilerinden toplanan paraların 4 milyar 604 milyon lirası ayrılıyor. Zulümdür bu yapılan.

                      SEDD-İ ZERÂYİ' Nickli Üyeden Alıntı
                      zenginden az fakirden çok toplanmıyor mu?
                      Aksini belirten yok. Ülkede toplanan vergilerin de harcamaların da adaletsiz olduğunu, zulüm olduğunu bilmeyen mi var?

                      SEDD-İ ZERÂYİ' Nickli Üyeden Alıntı
                      bu laik düzen içerisinde mevki sahipleri her türlü talanı yaparken
                      Laik düzen mi emrediyor mevki sahiplerine her türlü talanı yapın diye. Yoksa inandıkalrını söyledikleri din mi emrediyor? Allah'ın dini tam aksini emrettiğine göre bu tür talanları yapanlar iblislerine uymuş kafirler ve müşrikler değil midir? Lafa geldiğinde Ülkemizin %99 müslümandır deniliyor. Halkı Müslüman olan bir ülkede bunlar nasıl olabiliyor?

                      SEDD-İ ZERÂYİ' Nickli Üyeden Alıntı
                      halkın güç bela arasında para toplayıp ibadet için yaptıkları camilermi gözünüze battı.
                      Allah, Kur'ân adındaki talimatnameyle kullarına bir takım görevler bildirmiş ve bu görevlerin kayıtsız şartsız bir itaat ve teslimiyet içinde yerine getirilmesini istemiştir. İbadet, sadece camide paralı namaz kıldırma memurlarının arkasında ne söylediğini bilmeyerek eğilip yatmak değildir. İbâdet , Allah'ın hoşnut ve razı olduğu eylem ve davranışları işlemek suretiyle Allah'a gösterilen saygı ve içten bağlılıktır.

                      Nerede Allah'a ibadet, nerede din= namaz=ibadet=cami diyen zihniyet ?

                      SEDD-İ ZERÂYİ' Nickli Üyeden Alıntı
                      müslümanlar nerde toplanıp namaz kılacaklar ahırdamı.temiz düzenli bir binanın kime ne zararı var.adı mescit cami yada toplanılan yer olsun ne fark eder.
                      Dinimizde Ruhbanlık ve resmi mabet varsa haklısınız. Ancak din=namaz=cami=ibadet olunca bu kaçınılmaz bir sonuç olur.


                      Müslümanlar da dinlerini yaşayıp ibadetlerini yapabilmek için namaz kılacakları yer bulamadıklarından sürekli olarak "Cami yaptırma yaşatma" dernekleri kurarak devletten yaptırdıkları camilere imam ve müezzin isterler. İmam ve müezzinler de çoğu zaman kendi başlarına -aldıkları aylık karşılığı- namaz kılıp kıldırırlar ve gönül rahatlığı ile de evlerine giderler. Bayram ve yatsı namazları için de fazla mesai ücreti isterler. Vaazlarında da "Dinimizde resmi mabet yoktur. Bütün yeryüzü bizlere mescit kılınmıştır derler.

                      SEDD-İ ZERÂYİ' Nickli Üyeden Alıntı
                      milli gelirden yeterince pay almayan ülkenin gerçek sahiplerinin durumu yapılan camilere bağlanabilir mi?
                      Milli gelirden yeterince pay alamayanlar; kendilerini Allahla aldatma kurumlarını da gözönünde bulunduranlardan olurlar. (Tevbe 107)



                      SEDD-İ ZERÂYİ' Nickli Üyeden Alıntı
                      bu ülke bir cumhurbaşkanının dahi halkın parasıyla belli bir gazeteye veya derneye gizliden milyarlarca aktardığınıda gördü.
                      İnsanlar Allahla aldatanlar başta olmak üzere kendilerini aldatanlara karşı uyanık olmadıkça daha beterlerini de görürler.


                      SEDD-İ ZERÂYİ' Nickli Üyeden Alıntı
                      rejimin bu zamana kadar kimleri zengin edip palazlattığını hepimiz gördük o yüzden bu konuda size katılamayacağım.
                      Rejim emretmiyor şunları zengin edip palazlatın diye. Rabbimiz inananlarını uyarır şems suresinde fücur ve takva diye. Yöneticilerin iblisleri de fücuru emreder ve onlarda buna uyarak kendilerine de yönettikleri halka da zulüm ederler. Müslümanlara düşen ise böylesi zalimlerle mücadele etmektir.

                      SEDD-İ ZERÂYİ' Nickli Üyeden Alıntı
                      7)bu ülkede kurulan bazı iletişim organlarının buna internet siteleri de dahil ne amaçla kurulduğunu devletin savcıları çok iyi ortaya koydu.başörtülü kızların internette resimlerini koyup bilmem ne libidocusu diye kurulan siteleri görmnedik mi sanıyorsunuz.dezenformasyonun belli dönemlerde maşallah en derini buna benzer kuruluşlar tarafından başkalarının eliyle yapılmadımı?
                      Evet yapıldı. Ne yazık ki yapılmaya da devam ediliyor. Aynı aldatmalar günümüzde de devam ediyor.

                      SEDD-İ ZERÂYİ' Nickli Üyeden Alıntı
                      8)devletin her biriminde saltanatın izleri görülmektedir.merdem arkadaş diyaneti örnek verdi bense orduyu.
                      İyi ama siz Merdem kardeşin verdiği örneği onaylayarak değil yapılanları mazur gösterecek örnekler verdiniz üstelik bunu da suçlayarak yaptınınız.

                      SEDD-İ ZERÂYİ' Nickli Üyeden Alıntı
                      gelelim ordu evlerine..2011 ve 2012 de yeni düzenlemeler getirilmiştir.ama denetleyen kim söyleyin bana.millet yirmi yaşındaki çocuğunu orduevlerinde garsonluk yapmak için mi yetiştiriyor.yada sarhoş olan bir subayın hakaretlerine mazur kalmak için mi?veya sosyal tesislerde subay eşlerinin abartılı tavırlarına katlanmak için mi?kantin astsubayı olursun iki sene sonra son model araban olur.askerin ayağında postalı patlar yırtılır.ama subay astsubaylar haftada iki kere levazımdan don atlet değiştirirler.harcanan para nedir nereye gider kimse bilmez.
                      Zulüm nerede olursa olsun zulümdür. Bazısı görülmezken bazısı görünür kılınmaz. Ordu evlerinde de başka kurumlarda da yapılan benzeri davranışların hepsi de zulümdür. İnananlar benim hırsızım iyi, benim zalimim daha iyi mantığından çıkıp Hakkı ortaya koymadıkça bu zulümler devam edip gidecektir. Günümüzde İslamı ön planda tutarak devleti yönetme yetkisini alanlar ne yazık ki devletin harcamalarını yapan sayıştayı devre dışı bırakan yasaları çıkarmakta yapılan yolsuzlukların üzerini örtmeye çalışmaktadır.

                      SEDD-İ ZERÂYİ' Nickli Üyeden Alıntı
                      9)secdeci başı,oruçcu başı yada ibrikçi başı siz istediğiniz gibi adlandırın veya sıfatlandırın sonuçta konunun özünden beni uzaklaştıramazsınız.
                      Sizi konunun özünden uzaklaştırmaktan çok konunun özüne yaklaştırmaya çalışyorum.

                      Sizi konunun özünden mi uzaklaştırmışız? Konunun özüne mi yaklaştırmışız?Birlikte bakalım. Neler demiştik?

                      Siz:

                      "Arkadaş hayatta alnın secdeye değmemiş millete kalkar namazı şöyle kıl diye emir verirsin yada namaz yoktur kılmayın dersin."
                      demişsiniz.

                      Biz:
                      "Bu yargıda bulunabilmek için bu yargıda bulunan insanların "secdeci başı" olmaları gerekir ki, doğru yargıda bulunabilmiş olsunlar."
                      demişiz.

                      Siz:
                      "Bir kere oruç tutmamışsın nefsinle savaşmamışsın kalkar bunların tuttuğu oruç kabul olmaz dersin."
                      demişsiniz.

                      Biz:
                      "Bu yargıda bulunabilmek için de bu yargıda bulunan insanların "oruçcu başı" olmaları gerekir ki, doğru yargıda bulunabilmiş olsunlar. Unutmamalıyız ki, oruçsuz kimseler sadece aç kalanlar değil “leallekum tettegûn” emrini gerçekleştirmeyenlerdir. (Bakara 183)"

                      demişiz.

                      Siz:
                      "Allah ın emri hacca laf söyler arablara para kaptırmayın bu iş turistik gezidir dersin ama kendin gider romadaki aşıklar çeşmesine para atarsın."
                      demişsiniz.
                      Biz:

                      "Değerli Kardeşim!
                      Üye olurken okumuş olmalısınız. Forum kurallarımızın 8. Maddesi:
                      “İslam dininin rituel’lerini reddeden, namaz yoktur, oruç yoktur, hac yoktur,kabe put’tur gibi tezleri içeren yazılar yazılamaz.”
                      şeklindedir.

                      Şüphesiz turistik anlamdaki gezi farklıdır. Allah’ın emrettiği Haccı Ekber farklıdır. Birşeyi yok demekle yapılan yanlışları vurgulamak aynı şey olmasa gerek."

                      demişiz.



                      SEDD-İ ZERÂYİ' Nickli Üyeden Alıntı
                      10)diyorsunuz ki Üye olurken okumuş olmalısınız. Forum kurallarımızın 8. Maddesi:
                      “İslam dininin rituel’lerini reddeden, namaz yoktur, oruç yoktur, hac yoktur,kabe put’tur gibi tezleri içeren yazılar yazılamaz.”
                      şeklindedir.
                      Evet forum kurallarından kopyalayıp yapıştırdım.

                      SEDD-İ ZERÂYİ' Nickli Üyeden Alıntı
                      benim bu siteye üye olmama sebep zaten burda bu kavramlara doğrudan yada dolaylı yok denilmesi veya içlerinin fütursuzca boşaltılması.hacca arapları ziyaret diyen benmiyim bu sitede canım efendim.
                      Biz müslümanlar hacc ve umreyi Allah'ın emrettiği Hacc ve Umre olmaktan çıkarır ya da çıkarılmasına sessiz kalırsak; biz müslümanları eleştirenler de bizleri buralardan vurmaya devam ederler. Yapılan da budur.

                      Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
                      Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
                      Sevgi,saygı ve muhabbetle.
                      Allah'a emanet olunuz.
                      Halil Ay

                      Comment

                      • Araştıran
                        Uzman Üye
                        • Mar 2013
                        • 110

                        #26
                        İşte bu siteyi bu yüzden seviyorum ve sevdiğimde haklı çıkmaktan dolayı gururluyum.Eğer bu site tamamen basmakalıp,ideolojik,hizipçi bir site olsaydı SEDD-İ ZERAYİ yi banlardı,sansürlerdi.Böylesine hizipçi,ideolojik ve basmakalıp fikirleri tekrar eden SEDDİ ZERAYİ ye cevap veren DOST1 abiye teşekkür ediyorum.
                        Şu soruyu sormak isterim SEDDİ ZERAYİ ye kusura bakma ben HALK dan bir vatandaşım İsminin anlamını bilmiyorum,kaldıki HALK ın geri kalanınada sorsak çoğunluğu bilmeyecek!
                        Anladığım kadarıyla bu sitede herkesin katılımıyla anlatılmak istenen Hakikatlerdir.Tabi Hakikat olabilmesi için bir işte orda bir kılavuz olmalıdır.Buda Tabiki Kurandır.
                        Yazdığın 8. maddenin bir bölümü dışında
                        """"8)-merdem arkadaş saltanat görmek istiyorsan ordu evlerine bir git.vatanın korunması için askere giden zavallı evlatçıkların subayların ve eşlerinin nasıl kölesi haline getirildiğini bir gör.paşaların hanımlarının kaç arabası var biliyormusun.denetleme yok bir şey yok ülke onların zannedersin.iki duble rakı içer, karışık ızgara sonra üstüne tatlısını yer bir güzel kahvesini yudumlar ondan sonra dört lira öder çıkarlar ordu evinden.bu para onlara helal mi bu yedikleri benim vergimle ödenmiyormu.her türlü konforu yaşa ,milletin evladını köle gibi kullan.istediğinde dayak at.onüç erimiz çatışmada şehit olurken sen aynı anda golf oyna sonrada çık bağır biz vatanın sahibiyiz.nah sahibisin.vatanın sahibide koruyucusuda halktır halk.
                        çanakkalede de kurtuluş savaşındada canını veren mehmetlerin tek düşüncesi vardı .Allah yolunda savaşıp şehit olmak [ve o sizin yok dediğiniz cennete gitmek.sanki anadolunun evlatları kemalist devrim için şehit oldu.milletimiz koyun değil sizde çobanı değilsiniz.]""""
                        yazdıklarına katılmıyorum.Kırmızıyla yazdığım bölümde diğer yazılarına neden katılmadığımın isbatı.Neye dayanarak bu sitede cennetin reddedildiğini söylüyorsun kardeşim??? Öyle bir propagandamı var bu sitede??? Kemalist devrim için şehit olmadı pek tabii anadolunun evlatları??? bUrada kemalist propagandamı yapılıyor??? Yani Kimlere kızıyorsunda burda kusuyorsun kinini Anlamakda güçlük çekiyorum? Hani bir mezhebin bir uygulamasını savunursun onun hakkında Kuran dan isbatını getirirsin,burda yanlış düşünüyorsunuz dersin,yapıcı,öğretici bir bilgi verirsin eyvallah! ama onun dışında sanki burda farklı hizipçi ideolojiler çatışıyormuş gibi,taraftarlık,holiganlık yapılıyormuş gibi bir izlenime sahip olman gerçekten ilginç?

                        Hee şunuda atlamadan söyleyim eğer savunduğun değerler gerçekler değilse,eğer gelenek,görenek,örf,adet gibi değerleri savunuyorsan.Onu da açıkça,mertçe söyle.Fakat Allahın halis dinini gelenek,görenek,örf,adetlerle harmanlarsan büyük bir yanılgıda olduğunu düşünürüm.

                        Selamun aleyküm...
                        Last edited by Araştıran; 4. May 2013, 04:07 PM. Sebep: ekk
                        Karşılarında okunup duran Kitab'ı sana indirmemiz yetmedi mi onlara? Şüphesiz bunda iman edecek bir kavim için elbette bir rahmet ve ilahi bir ihtar vardır..ANKEBÛT - 51

                        Comment

                        • SEDD-İ ZERÂYİ'
                          Katılımcı Üye
                          • May 2013
                          • 43

                          #27
                          araştıran arkadaş
                          1)bana ''tamamen basmakalıp,ideolojik,hizipçi '' diyorsun ya ben sana ne diyeyim?
                          2)site yönetimi beni banlayacaksa banlar.bunun için karalar bağlayıp yas tutacak değilim
                          3)farzedelim benim her söylediğim yanlış ama arada bir doğru söyledim.bu bile insanların birbirinden istifade etmesi için yeterli değil mi?aranızda monolog yaşamak istiyorsanız buyrun yaşayın.
                          4)burda benim kullandığım ismin anlamını bilmiyorsan açar öğrenirsin.bu kadar dert etmene şaşırdım.halk ta bilmiyormuş.e naapayım ismimi değiştirip abuzer mi yazayım.
                          5)cennetle ilgili yazılanlar için kendi sitenizden haberiniz yok.ben foruma üye olmadan sitede bayağı yazı okudum.konu sadece cennet değil bir çok şey inkar ediliyor yana manası değiştiriliyor.sitenizi iyi takip etmiyorsanız sorun sizde bende değil.
                          6)burda sana ve dost1 arkadaşa ikinize birden cevap vereyim.rejim suçlumu diyorsunuz ya bu kadar kkomik bir savunma olabilir mi.siz ülkede faşizm kurun bu rejimin gereklerini yapın sonrada faşizm suçlu değil diyin.yada komünizmi kurun inanca dair her şeyi yok edin sonra rejim suçlumu diyin.aynı şey kapitalizm içinde geçerli.

                          Comment

                          • Araştıran
                            Uzman Üye
                            • Mar 2013
                            • 110

                            #28
                            SEDD-İ ZERÂYİ' Nickli Üyeden Alıntı
                            araştıran arkadaş
                            1)bana ''tamamen basmakalıp,ideolojik,hizipçi '' diyorsun ya ben sana ne diyeyim?
                            2)site yönetimi beni banlayacaksa banlar.bunun için karalar bağlayıp yas tutacak değilim
                            3)farzedelim benim her söylediğim yanlış ama arada bir doğru söyledim.bu bile insanların birbirinden istifade etmesi için yeterli değil mi?aranızda monolog yaşamak istiyorsanız buyrun yaşayın.
                            4)burda benim kullandığım ismin anlamını bilmiyorsan açar öğrenirsin.bu kadar dert etmene şaşırdım.halk ta bilmiyormuş.e naapayım ismimi değiştirip abuzer mi yazayım.
                            5)cennetle ilgili yazılanlar için kendi sitenizden haberiniz yok.ben foruma üye olmadan sitede bayağı yazı okudum.konu sadece cennet değil bir çok şey inkar ediliyor yana manası değiştiriliyor.sitenizi iyi takip etmiyorsanız sorun sizde bende değil.
                            6)burda sana ve dost1 arkadaşa ikinize birden cevap vereyim.rejim suçlumu diyorsunuz ya bu kadar kkomik bir savunma olabilir mi.siz ülkede faşizm kurun bu rejimin gereklerini yapın sonrada faşizm suçlu değil diyin.yada komünizmi kurun inanca dair her şeyi yok edin sonra rejim suçlumu diyin.aynı şey kapitalizm içinde geçerli.
                            cevap:
                            1-)Herhangibir fikre,bilgiye karşı savunulan fikrin dayanağı,temeli,ispatı yoksa ve bu tarzda cevap veriliyorsa kusura bakma ama o tarzda bir karşıt fikr basmakalıptır yani kulaktan duyulan yada temelsiz edinilmiş bilginin tekrarlanmasıdır.Körü körüne savunmadır bu,mesela bir mezhebin,sonu -izm le biten bir ideolojinin,yada bir parti söyleminin sorgulanmadan yutulup nakil edilmesidir.
                            2-)Bu banlama olayı sadece siteden atmakla olmaz,mesela sen başta kalıplaşmış bir söz söylersin sonra başına onlarca kişi üşüşür dahada sonrasında artık sen ispatlada gelsen başına üşüşen kişilerden kurtulamazsın ve kendin çıkarsın o yerden(kendi kendini banlarsın).Ama bu sitede o tarz bişeyin olmayacağını zannettiğimden bir örnek verdim sadece.
                            3-)Kesinlikle yeterli.Aramızda monolog yaşadığımızı zannetmiyorum.En azından ben yanlış gördüğüm şeyi söylüyorum.Yani farketmiyor benim için bu sitedeki herkes bir düşünceyi beğense bile yanlış gördümmü direk muhalefet edebilirim.
                            4-)İsminin anlamına baktım şuymuş:Zerîa lügatta kendisiyle bir şeye ulaşılan vasıta demektir. Usûlcülere göre zerâyi’ : Mefsedet veya mazarrat ihtiva edene, yasak olana ulaştıran her şeydir. Buna göre nasıl ki vacibe vasıta olan vacib ise harama vasıta olan da haramdır. Meselâ zina haramdır, zinaya vasıta olduğu için yabancı kadına bakmak da ha*ramdır. Hac farzdır, hac için Beytullah’a ve hac yapılan mekanlara gitmek de farzdır. Çünkü sâri’ kulunu bir şeyle mükellef kılmışsa ona vasıta olarak taay*yün eden her şeyi taleb etmiş demektir. Aynı şekilde bir şeyi haram kılmışsa ona götüren her şeyi haram kılmış demektir.
                            5-)Bu sitenin kurucusu ben değilim,sahipleniciside ben olamam demektir bu.Fakat inşallah oda nasip olursa(Burdan dost1 abimede duyuru yapim)tanışmak isterim,mutluluk,şeref duyarım.Ayrıca cennet yoktur diyenler var diyorsun o konunun linkini atıp söylesen daha güzel olurdu.Ama sen kendi kafanda oluşturduğun cenneti burda bulamamışsan ve yok diyorsan o senle ilgili...
                            6-)Kendi adıma düşen kısmı söyleyim.Rejim suçludur diyecek kadar,ne o kadar bilgi birikimim var nede kişilerin yaptığı yanlışlığı rejim yada bir kuruma yükleyecek kadar haddim var.Allah eksiksiz,açık,anlaşılır bir kitap göndermiş bize resulullah aracılığı ile.Şimdi bu kitapda bize yol çizen,yaşamımızı düzenleyen ve en güzele kılavuzlayan bir yol haritası var.Eğer biz bu yol haritasını yanlış anlarsak,yanlış yorumlarsak suç islamdamı olur yoksa bizde mi olur?Heleki bi kitabı doğru anlamamız içinde Alemlerin rabbi bizleri akılla,mantıkla,vicdanla donatmışken.Suç kimde olur?
                            Karşılarında okunup duran Kitab'ı sana indirmemiz yetmedi mi onlara? Şüphesiz bunda iman edecek bir kavim için elbette bir rahmet ve ilahi bir ihtar vardır..ANKEBÛT - 51

                            Comment

                            • bartsimpson
                              Super Moderator
                              • Mar 2012
                              • 692

                              #29
                              Neden ısrarla banlanmak yada atılmaktan bahsediyorsunuz???
                              Fikirlerinize ket vuran yok...
                              Ama illede anarşi yaratıp milleti galeyana getirme çabanız varsa onu bilemem.
                              Ama öğrenmek için geldiyseniz doğru yerdesiniz.

                              Bizlerde bir zamanlar "Allah'ı bırakıp"; sadece atalarımızın taktığı "bir takım isimlere" ve "düzmece ilahlara" tapıyorduk (Yusuf/40).
                              Bu konuda ne kendimizin, ne de atalarımızın hiçbir bilgisi yoktu. Üstelik öyle böbürlenerek ve büyüklenerek konuşuyorlardı ki, ağızlarından çıkanların hepsi yalandı (Kehf/5).
                              Aslında "O" bizimde, bizden öncekilerinde Rabbi idi (Duhan/8).
                              Halbuki onlara da Rableri katından bir yol gösterici gelmişti. Fakat onlar "zannettiklerine" ve "nefislerinin arzularına tabi olmuşlardı (Necm/23)
                              Biz düşünmediğimiz gibi, onlar bu sözü hiç düşünmediler? Halbuki bize verilen ve gelen, atalarımıza verilen ve gelen ile aynı idi. (Müminun 68)
                              Sonra İbrahim'in dediği söz üzerinde düşündük, bizim ve atalarımızın apaçık bir sapıklık içinde olduklarını gördük (Enbiya/54).


                              Bizim kavgamız kendimizle azizim... sizinle değil...

                              Her kavgada olduğu gibi bazen bunda da kaş göz yarılıyor... ama kaşı gözü yaranda biziz, pansumanı tedaviyi yapanda...
                              "Hayat bugündür. Emin olduğun tek hayat. Onu en iyi şekilde yaşa."

                              Comment

                              • SEDD-İ ZERÂYİ'
                                Katılımcı Üye
                                • May 2013
                                • 43

                                #30
                                Araştıran Nickli Üyeden Alıntı
                                İşte bu siteyi bu yüzden seviyorum ve sevdiğimde haklı çıkmaktan dolayı gururluyum.Eğer bu site tamamen basmakalıp,ideolojik,hizipçi bir site olsaydı SEDD-İ ZERAYİ yi banlardı,sansürlerdi
                                bart arkadaş
                                1)bak bakalım kim banlanmadan bahsetmiş.
                                2)öğrenmek için gelmedim.burası okul falan mı ?
                                3)nerde anarşi yarattım.kimi arkamdan sürüklemeye çalıştım.burda hepinizin fikri bir benimki farklı.sizin düzenin karşısında olduğum içinmi anarşik oldum.anarşik olmak benim inançlarıma aykırı. ey devrimci müslümanlar
                                ama baskılar beni yıldıramaz.

                                araştıran arkadaş
                                1)merak etme korkup kaçmak kendi kendimi banlamak yok kitabımda.her ne kadar bunu istesenizde.
                                2)abuk subuk fikirlerinize kurandan yorum yapıyorsunuz diye sizin sözleriniz delilli benimki değil öylemi
                                3)bırak isimle cisimle uğraşmayı fikirlere gel
                                4)rejim için klavuzlarım var diyorsun dikkat et kargalara denk gelme
                                5)benim kafamda oluşturduğum cennet allah ın kuranda tarif ettiği cennet ama ben okuduğumu sizin gibi işime geldiğince değerlendirmiyorum.

                                hanifler.com dan çıkardığım üye profil sonuçları yada hanifler.com un savunduğu müslümanlık tipi

                                1)kendileri hariç herkes kafir yada yanlış yoldadır.onlara göre insanların kıldıkları namaz,tuttukları oruç,kestikleri kurban boşunadır kabul olmaz
                                .
                                2)kendilerinin bile ne olduğunu bilmediği bir salat anlayışı.daha doğrusu salatı salata yapma anlayışı.sen salatı nasıl yapıyorsun desen hepsi farklı şeyler söyler.

                                3)okuduğu ayetlere her biri farklı mana verir.bu siyasi düşüncelerine ve günlük yaşantılarına göre değişir.

                                4)peygamber bunlar için abdurrahman çelebiden farksızdır.

                                5)kuranı sosyalizme yada sol jargona göre değerlendirirler.hanif müslümanız derler.ama kuran için referansları her zaman kendi ideolojilerine göredir.

                                6)içki serbest.ama sarhoş olmayacak kadar sorsan onun ayarı nedir bilmez.

                                7)cennet yok,cehennem yok,kurban yok,huri yok,cin yok, melek yok.hacc yok,namaz yok, domuz eti yenilebilir.kuran da açık ifadelerle verilen şeyleri bile yüzleri kızarmadan değiştirirler.
                                bu söylediklerimi sakın inkar etmeyin bu sitenin kalantorlarının yazdığı bir sürü yazıda bunlar var link isteyen konu okusun.ben on günde bu kadarını gördüm bana yetti de arttı.

                                8)kendileri ebu hanife nin tırnağı bile olamaz ama en galiz şekilde aşağılarlar onlar gibileri.

                                9)mezhebe karşıdırlar ama baksanız kurandan çıkardıkları ütobik fikirlerle kendi mezheplerini kurmuşlerdır bile.

                                10)ben bu bilinen islamın dediklerini yapamam ağır gelir.ama sanırım bir yaratıcı var öyle hissediyorum hani ucunda yanmayacağım kadar bir din yaşayayım diyenlerin yeridir.
                                Last edited by SEDD-İ ZERÂYİ'; 4. May 2013, 09:34 PM.

                                Comment

                                Working...