Peygamberin soyu değil, yolu kıymetlidir

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • bartsimpson
    Super Moderator
    • Mar 2012
    • 692

    #31
    Gitti masum çocukluğum...
    Masallardaki Kaf dağının ardını ve oradan gelen prensi çoook çoook uzaklardan gelir sanırdım.
    Nereden bileyim Kaf adında bir para babasının oğlu olduğunu!!!

    Galip ağabey, siz de her şeyi mecaza bağlayıp habire sosyo ekonomik deryada kürek çekiyorsunuz.

    Her kuran ayetini mecaza mı bağlayacağız.

    Mecaza Dayalı Söz Sanatları
    Mecaz (Değişmece),
    Mecaz-ı Mürsel (Ad Aktarması,Düz Değişmece)
    Teşbih (Benzetme),
    İstiare (Eğretileme / Deyim Aktarmaları),
    Teşhis (Kişileştirme),
    İntak (Konuşturma),
    Kinaye (Değinmece),
    Tariz (Dokundurma,İğneleme)

    Demek ki bir dile ve o dilin bilgisine tam anlamı ile vakıf olamayanların mecazdan anlam çıkarması güç.

    Bildiğim kadarı ile siz de arapça bilmiyorsunuz.

    Peki bu kimin kafası???

    Hadi ben yanlışım diyelim (çünkü dış kaynaklardan meal alıyorum) sizin doğruluğunuzun referansı nedir (mealen)

    Aşağıdaki meallere bakınca şu işe bak ki hepside yanlış yazmış mealleri diyesim geliyor!!!!

    Ve iz bevve’nâ li ibrâhîme mekânel beyti en lâ tuşrik bî şey’en ve tahhir beytiye lit tâifîne vel kâimîne ver rukkais sucûd(sucûdi).

    1. ve iz bevve'nâ : ve indirdiğimiz (gösterdiğimiz) zaman
    2. li ibrâhîme : İbrâhîm'e
    3. mekâne el beyti : evin mekânı, Kâbe'nin yeri
    4. en lâ tuşrik : senin şirk koşmaman
    5. bî : bana
    6. şey'en : bir şey
    7. ve tahhir : ve temizle, temiz tut
    8. beytiye : benim evimi
    9. li et tâifîne : tavaf edenler için
    10. ve el kâimîne : ve kaim olanlar, ayakta duranlar
    11. ve er rukkai : ve rükû edenler
    12. es sucûdi : secde edenler

    1 - İmam İskender Ali Mihr: Hz. İbrâhîm’e Beyt’in mekânını (Kâbe’nin yerini) indirdiğimiz (gösterdiğimiz) zaman: “Bana hiçbir şeyi ortak koşma! Ve Beytim’i (Evim’i) tavaf edenler, kaim olanlar (ayakta duranlar), rükû edenler ve secde edenler için temiz tut.” (dedik).
    2 - Diyanet İşleri: Hani biz İbrahim’e, Kâbe’nin yerini, “Bana hiçbir şeyi ortak koşma; evimi, tavaf edenler, namaz kılanlar, rükû ve secde edenler için temizle” diye belirlemiştik.
    3 - Abdulbaki Gölpınarlı: An o zamanı ki hani biz İbrâhim'e, bana hiçbir şeyi şerik tutma ve tavâf edenlere, namaz kılanlara, rükû edenlere, secde kılanlara tertemiz tut evimi diye Beyt'in yerini göstermiştik.
    4 - Abdullah Parlıyan: Hani bir vakit biz İbrahim'e, mukaddes evin yerini göstermiş ve O'na demiştik ki: “Bana hiçbir şeyi ortak koşma ve benim mabedimi, O'nu tavaf edecek olanlar, namaz kılanlar, saygı ile eğilip secdeye kapananlar için temiz tut.”
    5 - Adem Uğur: Bir zamanlar İbrahim'e Beytullah'ın yerini hazırlamış ve (ona şöyle demiştik): Bana hiçbir şeyi eş tutma; tavaf edenler, ayakta ibadet edenler, rükû ve secdeye varanlar için evimi temiz tut.
    6 - Ahmed Hulusi: Hani biz İbrahim'e Beyt'in mekânını hazırlamıştık da: "Bana bir şeyi ortak koşma! Beytimi, tavaf edenler, (benlikleriyle) ayakta yönelenler ve secde (benliksiz) ile rükû edenler (boyun eğenler) için arındır!"
    7 - Ahmet Tekin: Hani İbrâhim’e, Beytullah’ın yerini hazırlamış ve ona:
    'İlâhlığımda, otoritemde, mülkümde, tasarruflarımda bana hiçbir şeyi ortak koşma, gizli şirke düşme, başka otoriteler de kabul etme. Evimi, tavaf edenler, orada cemaat halinde ibadet ve dua edenler, kıyamda durarak, rükûlara vararak namaz kılanlar, İslâmî faaliyetlere katılanlar, secdelere kapananlar için temiz tut.' demiştik.
    8 - Ahmet Varol: Hani biz İbrahim'e Ev'in (Kabe'nin) yerini belirtmiş (şöyle demiştik): 'Bana bir şeyi ortak koşma ve evimi tavaf edenler, kıyam edenler, rüku edenler ve secde edenler için temizle.
    9 - Ali Bulaç: Hani biz İbrahim'e Evin (Kabe'nin) yerini belirtip hazırladığımız zaman (şöyle emretmiştik) "Bana hiç bir şeyi ortak koşma, tavaf edenler, kıyam edenler, rükua ve sücuda varanlar için Evimi tertemiz tut."
    10 - Ali Fikri Yavuz: (Ey Rasûlüm), hatırla o zamanı ki, biz Kâbe’nin yerini İbrahîm’e beyan etmiş ve ona: “-Bana hiç bir şeyi ortak koşma. Beyt’imi de tavaf edenler için, orada oturanlar, rükû ve secdeye varanlar için iyice temizle.” diye vahy etmiştik.
    11 - Ali Ünal: Halbuki vaktiyle İbrahim için o Beyt’in yerini bir ibadet mahalli olarak tayin buyurduğumuz zaman şöyle emretmiştik: “Bana hiçbir şeyi hiçbir şekilde ortak tanıma ve Evimi, O’nu tavaf edecekler ve orada elpençe huzurumda ibadete duracaklar, rükûa varıp secde edecekler için maddîmanevî her türlü kirden tertemiz tut.”
    12 - Bayraktar Bayraklı: İbrâhim'e Kâbe'nin yerini gösterip şöyle dediğimiz anı hatırla: “Bana hiçbir şeyi ortak koşma, tavaf edenler, orada kıyama duranlar, rükû ve secde edenler için evimi temizle!”[342]
    13 - Bekir Sadak: «ana hicbir seyi ortak kosma; tavaf edenler, orada kiyama duranlar, ruku edenler ve secdeye varanlar icin Evimi temiz tut» diye Ibrahim'i Kabe'nin yerine yerlestirmistik.
    14 - Celal Yıldırım: Hani bir vakit Beytü'l-Haram'ın yerini İbrahim'e hatırlattık da ona, «bana hiç bir şeyi ortak koşma, evimi tavaf edenlere, (onda) ayakta duranlara, rükû' ve secde edenlere tertemiz tut» demiştik.
    15 - Cemal Külünkoğlu: Hani İbrahim'e Beytullah'ın yerini göstermiş ve kendisine şöyle demiştik: “Bana hiç bir şeyi ortak koşma! Tavaf edenler, kıyam edenler, rükûa ve secdeye varanlar için evimi tertemiz tut!”
    16 - Diyanet İşleri (eski): 'Bana hiçbir şeyi ortak koşma; tavaf edenler, orada kıyama duranlar, rüku edenler ve secdeye varanlar için Evimi temiz tut' diye İbrahim'i Kabe'nin yerine yerleştirmiştik.
    17 - Diyanet Vakfi: Bir zamanlar İbrahim'e Beytullah'ın yerini hazırlamış ve (ona şöyle demiştik): Bana hiçbir şeyi eş tutma; tavaf edenler, ayakta ibadet edenler, rükû ve secdeye varanlar için evimi temiz tut.
    18 - Edip Yüksel: İbrahim'i Evin (Kabe'nin) mekanına yerleştirmiştik: 'Bana hiç bir şeyi ortak etme. Evimi de, ziyaretçiler, orada yerleşenler, rukü ve secde edenler için temizle.'
    19 - Elmalılı Hamdi Yazır: Hem unutma o vakti ki o beytin yerini İbrahime şöyle diye hazırlamıştık: sakın bana hiç bir şey şirk koşma, ve beytimi dolaşanlar ve duranlar ve ruküa sücude varanlar için tertemiz et
    20 - Elmalılı (sadeleştirilmiş): Bir zamanlar Kabe'nin yerini İbrahim'e şu şekilde hazırlamıştık: «Sakın bana hiçbir şeyi ortak koşma; tavaf edenler, (kıyama) duranlar, rüku ve secdeye varanlar için Evim'i tertemiz et!
    21 - Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2): Bir zamanlar Kâbe'nin yerini İbrahim'e şu şekilde hazırlamıştık: Sakın bana hiçbir şeyi ortak koşma; tavaf edenler, orada (kıyama) duranlar, ruku edenler ve secdeye varanlar için evimi tertemiz et.
    22 - Gültekin Onan: Hani biz İbrahim'e Evin (Kabe'nin) yerini belirtip hazrladığımız zaman (şöyle emretmiştik) "Bana hiç bir şeyi ortak koşma, tavaf edenler, kıyam edenler, rükua ve sücuda varanlar için Evimi tertemiz tut."
    23 - Harun Yıldırım: Hani biz İbrahim’e Evin yerini tayin etmiş ve şöyle demiştik: “Bana hiçbir şeyi şirk koşma, tavaf edenler, kıyam edenler, rükû ve sucûd edenler için Evimi tertemiz tut.”
    24 - Hasan Basri Çantay: Hatırla o zamanı ki biz Beytin yerini İbrâhîme: «Bana hiç bir şey'i eş tutma, Beytini tavaaf edenler, kıyam edenler, rükû' ve sücûd edenler için iyice temizle» diye merci' yapmışdık.
    25 - Hayrat Neşriyat: Ve bir zaman İbrâhîm’e, (tufandan dolayı nerede olduğunu bulamadığı) Beyt’in(Kâ'be’nin) yerini (onu yeniden binâ etmesi için) göstermiş (ve ona şöyle emretmiş)tik: 'Bana hiçbir şeyi ortak koşma! Tavâf edenler, (o bölgede) oturanlar (yerli olanlar), rükû' ve secde edenler için beytimi temiz tut!'
    26 - İbni Kesir: Hani İbrahim'e: Bana hiç bir şeyi ortak koşma, tavaf edenler, kıyama duranlar, rüku edenler ve secdeye varanlar için evimi temiz tut, diye Kabe' nin yerini hazırlamıştık.
    27 - İlyas Yorulmaz: Biz İbrahim'i, bana hiçbir şeyi ortak koşma ve tavaf edenler, (namaz için) ayakta duranlar, rüku ve secde edenler için evimi temiz tut diye, beytin bulunduğu yere yerleştirmiştik.
    28 - Kadri Çelik: Hani biz İbrahim'e, evin (Kâbe'nin) yerini belirtip hazırladığımız zaman, “Bana hiç bir şeyi ortak koşma ve yolcular, yerliler ve rükû ederek secdeye varanlar için evimi temiz tut (diye emretmiştik).”
    29 - Muhammed Esed: Çünkü, İbrahim'e bu İbadet Evi'nin kurulacağı yeri gösterdiğimiz zaman (o'na demiştik ki) "Bana kimseyi ortak koşma! Ve Benim Mabedimi, onu tavaf edecek olanlar için, onun önünde (Rablerini tazim ve tefekkür ederek) dikilip duranlar için, saygıyla eğilenler ve yere kapananlar için temiz tut!"
    30 - Mustafa İslamoğlu: Hani Biz, İbrahim'in (inşa ve ihya etmesi) için bu İbadet Evi'nin yerini tesbit ettiğimiz zaman; "Bana hiçbir şeyi şirk koşmadığın gibi, Mabedimi de tavaf edecekler ve (ona doğru) kıyama durup rüku ve secdeye kapanacaklar için (şirkten) temiz tutacaksın!" (demiştik).
    31 - Ömer Nasuhi Bilmen: Ve yâd et ki, İbrahim'e Beyt-i Şerif'in yerini bir makam kılmıştık, «Bana bir şeyi şerik koşma ve Benim beytimi tavaf edenler için ve mukim olanlar için ve rükû ve secde edenler için tertemiz tut,» diye (hazırlamıştık).
    32 - Ömer Öngüt: Bir zamanlar İbrahim'e Beytullah'ın yerini hazırlamış ve (Ona şöyle demiştik): “Bana hiçbir şeyi ortak koşma; tavaf edenler, orada kıyama duranlar, rükû edenler ve secdeye varanlar için beytimi temiz tut!”
    33 - Şaban Piriş: Hani İbrahim’e: - Bana hiç bir şeyi şirk koşma, tavaf edenler, kıyama duranlar, rükû ve secde edenler için Beytimi temiz tut, diye Kâbe’nin yerini hazırlamıştık.
    34 - Sadık Türkmen: Hani biz İbrahim’e Kâbe’nin yerini; “Bana hiçbir şeyi ortak koşma; tavaf edenler, namaz kılanlar, rükû ve secde edenler için yapılan Evi tertemiz tut” diye belirtmiştik.
    35 - Seyyid Kutub: Hani İbrahim'e Beytullah'ın yerini gösterdik ve kendisine şöyle dedik; «Bana hiçbir şeyi ortak koşma ve bu evimi tavaf edenler, ayakta dikilenler, rükua ve secdeye varanlar için temiz tut.»
    36 - Suat Yıldırım: (26-28) Zira Biz vaktiyle İbrâhim’e Beytullah'ın yerini belirlediğimiz zaman: "Sakın Bana hiç bir şeyi ortak koşma ve Ben’im Mâbedimi tavaf ederken, kıyamda, rükûda veya secdede olarak ibadet edenler için tertemiz tut!" Hem bütün insanları hacca dâvet et ki gerek yaya, gerek uzak yollardan gelen yorgun argın develer üzerinde sana gelsinler. Gelsinler de bunun kendilerine sağlayacağı çeşitli faydaları görsünler ve Allah’ın kendilerine rızk olarak verdiği kurbanlık hayvanları, belirli günlerde Allah’ın adını anarak kurban etsinler. Siz de onların etinden hem kendiniz yiyin, hem de yoksula ve fakire yedirin.
    37 - Süleyman Ateş: Bir zamanlar İbrâhim'i Beyt(Ka'be'n)in yerine kondurmuş(ve ona şöyle emretmiş)tik: "Bana hiçbir şeyi ortak koşma ve tavâf edenler, ayakta duranlar, rükû' ve secde edenler için Evimi temizle."
    38 - Tefhim-ul Kuran: Hani biz İbrahim'e Evin (Kâbe'nin) yerini belirtip hazırladığımız zaman (şöyle emretmiştik) «Bana hiç bir şeyi ortak koşma, tavaf edenler, kıyam edenler, rükûa ve sücuda varanlar için Evimi temiz tut.
    39 - Ümit Şimşek: Vaktiyle Biz İbrahim'e Beytin yerini göstermiş ve şöyle buyurmuştuk: 'Hiçbir şeyi Bana ortak koşma; Beytimi de, tavaf edenler, Allah huzurunda duranlar, rükû ve secde edenler için temiz tut.
    40 - Yaşar Nuri Öztürk: Bir zamanlar İbrahim için, o evin yerini, şöyle diyerek hazırlamıştık: Bana hiçbir şeyi ortak koşma, evimi; tavaf edenler, kıyamda duranlar, rükû, secde edenler için temizle.

    galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
    Musa Peygamberin dağa çıkması, bazılarının kullandığı ifade ile, "Allah'ın huzuruna çıkması", yani Allah'tan vahiy alması. Dolayısı ile buradaki "dağ", Allah'ı ifade eder.
    Niye? Musa sadece dağda mı vahiy alabiliyordu?
    10 emir yerde de vahiy olarak gelemez miydi?
    Ayrıca yapmayın abi çıktığı dağın adı bile belli "TUR" dağı.
    "Hayat bugündür. Emin olduğun tek hayat. Onu en iyi şekilde yaşa."

    Comment

    • galipyetkin
      Uzman Üye
      • Sep 2011
      • 1389

      #32
      bartsimpson her zamanki üslubunda.

      Sayın dostum verdiğin ayet Hacc-26 ve çözümünün 9. sırasında da "li et tâifîne : tavaf edenler için" diye yazılmış. Bir sürü ilim erbabı da aynı şekilde meal etmiş veya bir birlerinden kopyalamış.

      Şimdi ben üç ayet meali daha vereceğim.

      Bu ayetlerin biri Hacc-29. ayet ki orada "velyettavefu" diye geçer, açılımında "tavaf etmek"tir. Bir sürü ilim erbabı da aynı şekilde meal etmiştir.

      Bir diğeri Bakara-125. ayet ki orada "li et tâifine" diye yazar "tavaf edenler" diye meal edilmiştir

      Nihayet Bakara-158. ayette "yettavvefe" yazılmış olup meali "tavaf edenler"dir

      Şimdi bunları açılımlarından iyice bir tetkik edip de üzerinde biraz düşünürsen bu mealleri yazanlar için ne diyesin gelecek acaba?

      Daha evvel Sayın Mustafa Bey'in de bu yönde bazı açıklamaları olmuştu.

      Diğer konuları sonra konuşuruz.

      Saygılarımla.
      Galip Yetkin
      Last edited by bartsimpson; 18. February 2016, 09:16 PM.

      Comment

      • bartsimpson
        Super Moderator
        • Mar 2012
        • 692

        #33
        Abi cevabı yazdığından beri internette sözlük arıyorum.
        Bulabildiğim bana göre (!) en uygun sözlükte;

        li : lezzetlerini lezzetli lezzetlilik lezzetsiz lezzetsizlik
        et : eşyanın eşyası eşyasını eşyaya eşyayı eşzamanlı
        tâifîne : taifesi taifesinden taifesine taifesinin taifeye taifin

        li et tâifîne : tayfanın lezzetli eşyaları ??? (yani ne diyebilirim bilmiyorum)
        daha üç kelimede dolandım çözemiyorum... bırak kuranı anlamayı!!!

        40 adam tavaf edenler demiş, ben doğrusunu bulamadım...

        Gerisini sen hesap et.
        "Hayat bugündür. Emin olduğun tek hayat. Onu en iyi şekilde yaşa."

        Comment

        • galipyetkin
          Uzman Üye
          • Sep 2011
          • 1389

          #34
          Dostum.
          Eğer iyi bir sözlüğün, meselâ "Larousse" veya benzeri varsa oradan "tayfa" kelimesini bul. Bu kelimenin Arapça "ta'ife"den geldiğini göreceksin.
          Biraz araştır ve ayet içerisinde hangi mânâlara gelebileceğini düşün.
          Sonra da
          "Her Kur'an ayetini mecaza mı bağlayacağız?"
          "Bu kafa kimin kafası "
          diye tekrar sor istersen.

          Saygılarımla.
          Galip Yetkin.

          Comment

          • bartsimpson
            Super Moderator
            • Mar 2012
            • 692

            #35
            galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
            "Her Kur'an ayetini mecaza mı bağlayacağız?"
            "Bu kafa kimin kafası "
            diye tekrar sor istersen.

            Saygılarımla.
            Galip Yetkin.
            Ben onu dağ, dağların ardı, uzak dağ yolları için söylemiştim ama neyse.
            "Hayat bugündür. Emin olduğun tek hayat. Onu en iyi şekilde yaşa."

            Comment

            • bartsimpson
              Super Moderator
              • Mar 2012
              • 692

              #36
              galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
              Dostum.
              Eğer iyi bir sözlüğün, meselâ "Larousse" veya benzeri varsa oradan "tayfa" kelimesini bul. Bu kelimenin Arapça "ta'ife"den geldiğini göreceksin.
              Biraz araştır ve ayet içerisinde hangi mânâlara gelebileceğini düşün.
              Yani hakkaten şeytan azapta gerek.
              Yazsan ne olur?
              Elim mi uyuşur?

              Araştırdık, bulduğumu söyledim.
              Daha iyisini söyleyene kadar en iyisi bu...
              "Hayat bugündür. Emin olduğun tek hayat. Onu en iyi şekilde yaşa."

              Comment

              • galipyetkin
                Uzman Üye
                • Sep 2011
                • 1389

                #37
                bartsimpson Nickli Üyeden Alıntı
                Yani hakkaten şeytan azapta gerek.
                1)- Evet azap ediyorsun. Bu yönde en az iki kere yazdım. Bak bir tanesi de şu ki altında "teşekkür" notun var.

                Elinin altındaki kitabının o ayet mealine not yazmıyor, bakmıyor, sonra da unutuyor ve suçluyorsun.

                Buyur: http://www.hanifler.com/showthread.p...0674#post20674

                2)-
                bartsimpson Nickli Üyeden Alıntı
                Galip ağabey, siz de her şeyi mecaza bağlayıp habire sosyo ekonomik deryada kürek çekiyorsunuz.

                Her kuran ayetini mecaza mı bağlayacağız.
                Yukarıdaki alıntının içerisindeki satırlarda bu iki ayrı konunun da cevabı var.


                Diğeri mi?

                O da şurada.

                Buyur: http://www.hanifler.com/showthread.p...9019#post19019

                galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı:
                "Sayın Mustafa Bey, (size mal etmiyorum) Bakara 125'te geçen ifade taifine olup, tavaf edenler diye çevrilmesi yalnıştır. "Taifine" yerleşik olmayı belirtir)"

                Mustafa Bey'den: "evet taife; grup, topluluk, aynı anlayışta olanlar, aynı amaç için birleşenler, toplananlar şeklinde değerlendirilmeli, açıkca yazılmalıdır. Mealleri de tek tek incelemek kelimeleri karşılaştırmak gerekiyor."


                Ne haber?

                Saygılarımla.
                Galip Yetkin.
                Last edited by galipyetkin; 23. March 2016, 02:05 PM.

                Comment

                • galipyetkin
                  Uzman Üye
                  • Sep 2011
                  • 1389

                  #38
                  Alıntı:
                  galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
                  Musa Peygamberin dağa çıkması, bazılarının kullandığı ifade ile, "Allah'ın huzuruna çıkması", yani Allah'tan vahiy alması. Dolayısı ile buradaki "dağ", Allah'ı ifade eder.

                  bartsimsondan: Niye? Musa sadece dağda mı vahiy alabiliyordu?
                  10 emir yerde de vahiy olarak gelemez miydi?
                  Ayrıca yapmayın abi çıktığı dağın adı bile belli "TUR" dağı.
                  Sevgili bartsimpson.

                  Dağ anlatımımı tekrar lütfen bir daha oku.
                  (Senin dağ diye anlattığın) "TUR" ifadesine değişik bakıyorum. Dağ diye nitelendirdiğin (meal yazıcılarından edindiğini zannettiğim söylem olan) "TUR Dağı"nı konuşabiliriz. TUR mealcilere göre dağ. Acaba dağ mı?

                  On emir: Niye on emir? Tevrat bu kadar mı?

                  Teşekkürler.

                  Saygılarımla.
                  Galip Yetkin
                  Last edited by galipyetkin; 20. February 2016, 12:11 PM.

                  Comment

                  • bartsimpson
                    Super Moderator
                    • Mar 2012
                    • 692

                    #39
                    galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
                    Evet azap ediyorsun. Bu yönde en az iki kere yazdım. Bak bir tanesi de şu ki altında "teşekkür" notun var.

                    Elinin altındaki kitabının o ayet mealine not yazmıyor, sonra da unutuyor ve suçluyorsun.

                    Buyur: http://www.hanifler.com/showthread.p...0674#post20674



                    Yukarıdaki alıntının içerisindeki satırlarda bu iki ayrı konunun da cevabı var.


                    Diğeri mi?

                    O da şurada.

                    Buyur: http://www.hanifler.com/showthread.p...9019#post19019

                    galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı:
                    "Sayın Mustafa Bey, (size mal etmiyorum) Bakara 125'te geçen ifade taifine olup, tavaf edenler diye çevrilmesi yalnıştır. "Taifine" yerleşik olmayı belirtir)"

                    Mustafa Bey'den: "evet taife; grup, topluluk, aynı anlayışta olanlar, aynı amaç için birleşenler, toplananlar şeklinde değerlendirilmeli, açıkca yazılmalıdır. Mealleri de tek tek incelemek kelimeleri karşılaştırmak gerekiyor."


                    Ne haber?

                    Saygılarımla.
                    Galip Yetkin.
                    Abi hakkaten hatırlayamadım.
                    Görmemişim özür dilerim.
                    Bendeki halt yemeye bak.
                    Hem konu ile ilgili teşekkür et, hem de eleştir.
                    "Hayat bugündür. Emin olduğun tek hayat. Onu en iyi şekilde yaşa."

                    Comment

                    • bartsimpson
                      Super Moderator
                      • Mar 2012
                      • 692

                      #40
                      galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
                      Sevgili bartsimpson.

                      Dağ anlatımımı tekrar lütfen bir daha oku.
                      (Senin dağ diye anlattığın) "TUR" ifadesine değişik bakıyorum. Dağ diye nitelendirdiğin (meal yazıcılarından edindiğini zannettiğim söylem olan) "TUR Dağı"nı konuşabiliriz. TUR mealcilere göre dağ. Acaba dağ mı?

                      On emir: Niye on emir? Tevrat bu kadar mı?

                      Teşekkürler.

                      Saygılarımla.
                      Galip Yetkin
                      Abi o, bu değil de ben şunu merak ediyorum.
                      Bu dağ örneği ile de alakalı.
                      Arapça ihtisas yönünden belki Halil Ağabey daha iyi bilirler.
                      O dönemdeki araplar bu mecazlardaki gerçek anlamları anlayabiliyorlarmıydı sizce?

                      Herhalde öyle olmasa...

                      Apaçık/ açıklayan kitaba ant olsun ki, Biz onu aklınızı kullanasınız diye Arapça bir Kur'an [okuma] yaptık. (Zuhruf 2-3)

                      denmezdi diye düşünüyorum...!!!

                      Öyleyse, ki öyle.
                      Allahın dediği olur.
                      Peki o zaman benim günahım ne?
                      Neden ben, dağı dağ olarak anlıyorum da, sen Allah, arapta başka birşey olarak anlıyor???

                      Ya da diğer bir ihtimal.
                      Yukarıdaki ayet çöldeki bedeviye değil, aklını kullananlara, yani alimlere ve düşünenlere hitap ediyor.
                      Dolayısı ile Kuran da bir bütün olarak O kişilere hitap ediyor.

                      O zaman biz doğru iş yapıyoruz.
                      Aklımızı kullanıyoruz.
                      Soru soruyoruz.
                      İrdeliyoruz.
                      Araştırıyoruz.
                      Peki bu çabalarımızın bizi doğruya ulaştırdığını yada ulaştıracağını nereden bileceğiz.

                      Ömrümüzü bir yaratıcının gönderdiği kitabı anlamak için harcamak bizi nereye ulaştıracak.

                      Cennete mi???

                      Kafamda deli sorular?????
                      "Hayat bugündür. Emin olduğun tek hayat. Onu en iyi şekilde yaşa."

                      Comment

                      • khaos
                        Uzman Üye
                        • Apr 2012
                        • 346

                        #41
                        bartsimpson Nickli Üyeden Alıntı
                        Ömrümüzü bir yaratıcının gönderdiği kitabı anlamak için harcamak bizi nereye ulaştıracak.

                        Cennete mi???

                        Kafamda deli sorular?????
                        ?????????????????????????
                        (FOR RAVEN)

                        Comment

                        • bartsimpson
                          Super Moderator
                          • Mar 2012
                          • 692

                          #42
                          Khaos sen atlamazdın böyle şeyleri ama dalgınlığına geldi herhalde?

                          http://www.hanifler.com/showpost.php...63&postcount=9
                          "Hayat bugündür. Emin olduğun tek hayat. Onu en iyi şekilde yaşa."

                          Comment

                          • galipyetkin
                            Uzman Üye
                            • Sep 2011
                            • 1389

                            #43
                            Sayın Arkadaşım bartsimpson.

                            Bu "dağ" ifadesi için bir zamanlar şuraya bir şeyler yazmıştım: http://www.hanifler.com/showthread.php?t=1541&page=6

                            Yazı şu idi:

                            "Bu yazım ''Tûr'' ifadesi üzerinedir.
                            Bakara-63 ve 93 ile Nisa 154. ayetlerde geçen ''Tûr''un dağ olarak aktarılmasında yanlışlık olduğunu belirten ''Adalet ve Rahmet'' sitesinde Sayın İlhami Çetin'in görüşünü aktarmak istiyorum.

                            Şöyle ki:

                            ''Ayette geçen kavrama verilmesi gereken anlamın 'Tûr Dağı' ile yakından uzaktan bir alakası yoktur. Ahit yapmak için Allah'ın dağı kökünden sökerek kaldırıp, altına İsrailoğulları'nı koyarak söz alması akla mantığa sığmaz; böyle kokutularak ''ya ahit yaparsınız, ya da dağı üzerinize bırakırım'' tehdidiyle alınan sözden hayır mı gelir? 'Ulu dağ' denmek istenseydi 'Tuvar' değil 'Tuvad' kavramı kullanılırdı.

                            Musa ile İsrailoğulları'na uygulattırılmak istenen din ekonomi politiği ilkesi 'Tuvar' üzeredir. Yani eşitlik, müsavat.
                            Ettüvarü -tuvar :eşit,müsavi
                            Ettüvadü -tuvad :ulu dağ

                            Ayette geçen ''refe'a fevka'' (fevka kavramı manevi üstünlük) kavramının en doğru anlamı: 'sizin inkişaf ve yükselmeniz, size vereceğimiz derecelere en münasip sosyo-ekonomi politiğiniz, eşitlik/müsavat içinde gelişmeyi yol edinirseniz, size dereceler veririz, eşitliği/safı bozmadan maddi kalkınma modellerini izlerseniz ahrette buna göre yüksek dereceler alırsınız' yaklaşık meali vardır.''

                            Bu tahlille ortaya çıkan farklılık, ve farklılığın giderilmesi yönünde, Bakara 63-93 ve Nisa-154 ayetlerini göz önüne alarak (özellikle Nisa-153-154 ayetleri) (Tin ve Meryem Sureleri hariç), bir görüş ...................."

                            Saygılarımla.
                            Galip Yetkin.
                            Last edited by galipyetkin; 1. May 2017, 05:25 PM.

                            Comment

                            • khaos
                              Uzman Üye
                              • Apr 2012
                              • 346

                              #44
                              bartsimpson Nickli Üyeden Alıntı
                              Khaos sen atlamazdın böyle şeyleri ama dalgınlığına geldi herhalde?

                              http://www.hanifler.com/showpost.php...63&postcount=9
                              Yok atlamadım da video telefonda flash player hatası veriyordu. Bu gün pc den seyrettim. Çok etkilendiğimi söylemeliyim. Nedeni ise babamın bir ay önce beyin embolisi geçirmesiydi.Sağ tarafında felç, konuşma ve algılama güçlüğü yaşadı. Neyse ki hastaneye çok çabuk ulaşması ve nöroloji doktorunun o gün(cumartesi) nöbetçi olması sebebiyle babama erken tanı konulup müdahale edildi. Çok şükür şimdi durumu iyi. Yürüyebiliyor, ellerini kullanabiliyor hatta bugünlerde bulmaca bile çözmeye başladı.
                              Ama işin garip tarafı babamın beyin embolisi geçirmesinden sonra huyunda büyük değişiklikler yaşandı. Her şeye kızan, sinirlenen, agresif tavırlar sergileyen adam gitti. Nasreddin Hoca gibi, pamuk şeker gibi bir adam çıktı ortaya.

                              Şimdi bu hanımefendinin videosunu izleyince babamın da artık beyninin sağ tarafını fazlaca kullanmaya başladığını düşünüyorum. Yani sağ duyuyu. Bugün alt beynimizi daha çok kullanmamızdan kaynaklı otomatiğe bağlanmış bir hayat sürüyoruz. Üst beynimizin yani beynin değerlendirme yapan kısmının alt beyini kontrol altına alması durumunda insanın olumlu yanlarının daha fazla açığa çıkacağı kesindir. Sanırım videodaki kadınında anlatmak istediği bu.
                              (FOR RAVEN)

                              Comment

                              • bartsimpson
                                Super Moderator
                                • Mar 2012
                                • 692

                                #45
                                Çok geçmişler olsun dostum.
                                Ben videodaki tecrübeleri, bir bilim adamı gözü ile insan olabilmenin tecrübeleri olarak gördüm.
                                Beynindeki her nöronun durumuna ve hareketlerine vakıf bir insanın son denilen noktadaki hali müşahadesi olarak bakıyorum.
                                Belkide sağ duyu=vicdan???
                                Hani dedim ya cennet mi???? diye.
                                Kafamdaki deli sorular ve cevaplar???
                                "Hayat bugündür. Emin olduğun tek hayat. Onu en iyi şekilde yaşa."

                                Comment

                                Working...