Warning: Undefined array key "birthday_search" in phar://.../vb/vb.phar/api/user.php on line 2
Warning: Undefined array key "joindate" in phar://.../vb/vb.phar/api/user.php on line 2
Warning: Undefined array key "posts" in phar://.../vb/vb.phar/api/user.php on line 2
Warning: Undefined array key "posts" in phar://.../vb/vb.phar/api/user.php on line 2
Warning: Undefined array key "userid" in phar://.../vb/vb.phar/api/user.php on line 2
Warning: Undefined array key "userid" in phar://.../vb/vb.phar/api/user.php on line 2
Warning: Undefined array key "privacy_options" in phar://.../vb/vb.phar/api/user.php on line 2
Warning: Undefined array key "userid" in phar://.../vb/vb.phar/library/user.php on line 7
Warning: Undefined array key "userid" in phar://.../vb/vb.phar/library/user.php on line 2
Warning: Undefined array key "lastactivity" in phar://.../vb/vb.phar/library/user.php on line 2
Warning: Trying to access array offset on false in .../vb5/route/profile.php on line 86
Vâkıa sûresi - hanifler.com Kuran odaklı dindarlık
Yani aile:
aralarinda baba-ogul, KARI-KOCA iliskisi olanlar.
Oraya girer cenneti hak edenler ve onlarin erdemli babalari, esleri.
(H. Akçay)
diyelimki buradaki cennetlikler aile bireyleri/baba, oğul, eş...
hem şu annelere ve kız çocuklarına ne oldu, onlardan cennetlik olanlar yok mu, neden zikredilmediler...
saffat/22
uhşuraalleziine zalemuu ve ezvaacehum ve maa kaanuu ya buduune.../ zulmedenleri, onlara eş/benzer olanları ve taptıkları şeyleri toplayın...
vakıa/7
ve kuntum ezvaacen selaaseten.../ üç sınıf olacaksınız...
taha/131
ve laa temuddenne ayneyke ilaa maa mettaa naa bihii ezvaacen minhum zehretel hayaatid dunyaa li neftinehum fiihi.../
onlardan bir sınıfa/sınıflara, onları fitnelemek için faydalandırdığınız dünya hayatına ait zinetlere gözlerini dikme...
tıpkı bunlarda olduğu gibi...
rad/19
fe men ya lemu ennemaa unzile ileyke min rabbikel hakku.../ rabbinden sana indirilenin hak olduğunu bilen kimse...
bu ayetin konu edindiği muhterem sadece önceki nesillere ait değil indiği dönemi de kapsıyor...
rad/23
ve men salaha
min aabaai him/ atalar/öncekiler...
ve ezvaaci him/eşler/sınıflar/benzerler...
ve zurriyyaati him/zürriyetler/nesiller/kuşaklar/sonrakiler...
ve men salaha min aabaaihim ve ezvaacihim ve zurriyyaatihim.../ kendinden öncekiler, eşler/benzerler/kendi dönemlerindekiler ve sonrakilerden düzgün muhteremler...
eşleri diyor karıları/hanımları demiyor...
ortada ne baba var ne karı/hanım, ne koca ne de evlat...
atalar/kendinden öncekilerden olan muhteremler, kendi eşlerinden/benzerlerinden muhterem olanlar ve gelecek kuşaklar içerisindeki muhteremler yani her dönemin düzgün muhteremleridir ödül sahipleri...
buradaki ezvaac i tanımlayan önceki ifadedeki aabaa/atalar/önceki nesiller ve sonraki ifadedeki zurriyyaat/soy/kuşak/sonraki nesiller...
Esten kasit sadece bir evliligi ya da nikahi/akdi paylasanlar degil ayni zamanda ayni anne ve babaya sahip olan, ayni rahimde buyuyen bir ikiz de digerinin esidir. Allah ne diyorsa O. Buradaki es algisi neyse her yerdeki es algim odur.
Sayin ates demir,
Elbet
haklisiniz.
"Nikah"i vurgulamamin nedeni,
asagidaki sorum
evli olmayanlar acisindan degil
Râ'd 23 ve Ahzâb 50'dekiler gibi
evli = bir birine helal
olan ezvâc acisindan
bir anlam ifade eder:
Allah'in dininde nikahsiz es mi var?
Last edited by Hasan Akçay; 31. January 2013, 07:38 AM.
Sonra söyleyeceklerimizi söyleyelim.
Benim de söyleyeceklerim var.
Cübbeli Ahmet:
Huriler aslinda cinsel bi partner degilmis.
Neymis? Hizmetci, süpürgeciymis.
Allah diyo ki ve zevvecnâ hum bihûrin iyn (Zâriyât 20), Biz onlari hurilerle eslestirdik. Zevvecnâ = tezvic, nikah, evlilik diyo, zevvecnâ. Bu da diyo ki, cinsel partner degil. Cinsel degil demek karinla da cinsel degil o zaman, evlendin ama... Süpürgeyle …mü …türüyorsun kariya?
Ali Riza Demircan:
Uzatmayin.
Bu adam tam bir sarlatan…
Iki türlü cennet hizmetcisi var.
Bunlardan bi tanesi
erkek görünümlü gilman-vildan.
Digeri kadin görünümlü, aslinda cinsiyeti olmayan huriler… Bunlar kadinlara da erkeklere de verilecek olan cok özel hizmetciler: sekreterler, asistanlar konumundadir.
Cinsel partnerler
sadece
bizim dünyadaki eslerimiz,
veya, eslerimiz cennete giremiyecekse,
bâkire veya dullar olarak
cennete giren kadinlardir.
Ve zevvecnâ hum bihûrin iyn ifadesi bu zat gibi nice nice insanlari yanilttti… Kurân-i Kerîm’de zevvece, tezvic fiili evlenme mânâsina kullanilmaz. Mesela Ve izan nufûsu zuvvicet (Tekvîr 7) kiyametle birlikte bedenlerin ruhlarla birlestirilmesi anlamina kullanilir.
Ve zevvecnâ hum bihûrin iyn ifadesi bu zat gibi nice nice insanlari yanilttti… Kurân-i Kerîm’de zevvece, tezvic fiili evlenme mânâsina kullanilmaz. Mesela Ve izan nufûsu zuvvicet (Tekvîr 7) kiyametle birlikte bedenlerin ruhlarla birlestirilmesi anlamina kullanilir.….
Haydaaaa!
Aklım iyice karıştı şimdi. Ben ne güzel hurin ıyn' ı "su pınarı" ; "tomurcuk göğüslü yaşıt kızları" "üzüm salkımı"olarak kabul edip,şartlanmışken; "zevvecnâ" işi bozdu. Tüm kabullenişlerim yıkıldı bir anda.
Hasan abi, o zaman biz inşaAllah cennete gidersek; hurilerle evleneceğiz anlamına mı geliyor bu?
Ben de acizane etrafımdaki insanlara,"huri,nuri falan yok! Su pınarı o! Ahirette ne erkek, ne de dişi olarak değil; farklı bir biçimde yaratılacağız" deyip duruyordum. Hasan abi yanılgıda mıyım?
Eğer öyleyse o kadar insanı bilmeden yanıltmış oluyorum.
Lütfen yardım et!
Last edited by Miralay; 31. January 2013, 11:15 AM.
Hasan Bey
Aslinda konuya vakif oldugunuzu hissediyorum.
Tecahulu arifane yapiyorsunuz gibi geliyor bana.
Sayın Fers e tesekkurlerimi iletiyorum ama sorularimi insallah bu aksam soracagim.
Birtakim sozcuklerin kavram karmaşasina yol acmadan anlasilmasi yerinde olacaktir.
Karı/koca olmak için evlilik şarttır.
Evlilik bir hayat dostluğudur. (eVLi) Evlilik için akaid/kaide/kural/antlasma zorunlu olup bu antlaşma nikah ile sağlanır.
Nikahsız evlilik olmaz, ona evlilik değil dost hayatı denir.
Nikah için de gerekli şart belag şartı olup bunu buluğa ermek/rüşde ermek olarak anlayabiliriz. Ne yazıkki 18 yasindan kucuk biri bir insani oldurdugunde tam akil balig sayilmadigindan ona idam cezasi verilemezken, ayni yastaki bu kisinin nikah akdini aile onayi ile gecerli sayabiliyoruz. Saçma...
Eş kavramı evlilik kavramından farklidir. Eş eşleşmek eşleştirilmek farklı bir kavram olup bunu evlilik olarak algilamayiniz.
İkiz dogan 2 bebenin herbiride digerinin EŞİdir. Burada ben eşi deyince hanginiz bu iki bebeğin evlenmiş olduğunu algiladi? HİCBİRİNİZ...
Meramim budur.
Sevgilerimle
Last edited by Misafir; 31. January 2013, 12:26 PM.
Muttekiîne alâ furusin betâinuhâ min istebrak
Ipek astarli döseklerin üzerine yaslanirlar
Bu, Rahmân 54.
Acik ve net olarak görüldügü üzere furus dösektir;
hizmetci ya da cinsel partner olamaz
cünkü astarlidir, üzerine yaslanilir.
Bu acik ve net
gercege inat
Vâkia sûresindeki su ayetlere yapilana bakar misiniz:
Sirildayan su (31)
Tükenmeyen, yasaklanmayan bol bol meyva (32,33) Ve furusin merfûah (34)
ONLARI öyle bir var ettik ki… (35)
ilk var edilislerini gerceklerstirdik ONLARIN (36)
Furus döseklerdi, degil mi; merfûah da yükseltilmis anlamina geldigine göre
Vâkia 34'te
Allah’in söyledigi:
34.Ve yükseltilmis dösekler;
35.onlari öyle bir var ettik ki...
36.ilk var edilislerini gerceklestirdik onlarin...
35 ve 36'daki onlara dikkat. ONLAR nedir? Hayir ille Arapca bilmemiz gerekmiyor. Okudugumuzu anlayalim yeter. Furus ne ise ONLAR odur: dösekler.
Yani Allah'in dedigi:
"O yükseltilims dösekleri öyle bir var ettik ki..."
Ama
meallerin dedigi bambaska
(örnegin Diyanet):
Biz onlari (hurileri) yepyeni bir yaratilista yarattik.
ONLAR huriler ...imis.
Allah askina bu da nerden cikti?
Huriler kelimesini parantez icine almislar,
ki
mealen
"Arapca metinde yok; onu biz uydurduk!"
diyorlar.
Neden kardesim,
neden uydurdunuz?
Cünkü Allah ONLARI diyor ama hurileri demek istiyor.
Bakar misiniz
"Allah öyle diyor ama benim dedigimi demek istiyor!"
diyecek raddeye gelmis su kayitsizliga.
M Esed o kayitsizligi kendisine yakistiramamis olmali ki
ONLAR zamirinin "furus"a gittigini kabul etmis
ama bu kez de
"furus"u esler diye carpitmis:
Ve yüceltilmis esler(i onlarla olacak) cünkü biz onlari yenilenmis bir hayatta tekrar var etmis olacagiz.
Yani akillarina koymuslar bi kere. Gercegi yiyecekler. Hani Aziz Nesin'in bir sabun yiyen adam öyküsü var ya. Sabun köpürür, direnir. "Bana bak!" der adam; "Hapirsan da yiycem seni köpürsen de!"
Last edited by Hasan Akçay; 1. February 2013, 03:03 PM.
Allah razı olsun Hasan abim.
Bu konuda hemfikiriz.
Ben," zevvecnâ" ifadesine takıldım.
Bu konudaki değerli görüşlerini öğrenmek istiyorum.
Zira Hakkı abimin,Dost1 abimin ve sizin Arapça bilginiz bana gerçekten ışık tutuyor.
Ben Arapça'ya vakıf değilim. Kur'anı mealleri karşılaştırarak, akıl ve mantık süzgecimle ancak çözümleyebiliyorum. Bir de sizlerin değerli görüşleri bana yol gösteriyor.
Selamun Aleykum! Degerli Kardeslerim!
"ONLAR/hunne" zamiri sadece "yataklar" sozcugune degil kendisinden once kullanilan cogul sozcuklere gider. Cogullarin cogulunda Kullanilir.
Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
Dogrusunu en iyi bilen Allah'tir.
Sevgi saygi ve muhabbetle .
Allah'a emanet olunuz.
"ONLAR/hunne" zamiri sadece "yataklar" sozcugune degil kendisinden once kullanilan cogul sozcuklere gider. Cogullarin cogulunda Kullanilir.
Bu hunne Muhammed Esed'e göre
yalnizca "yükseltilmis dösekler"e gidiyor.
Esed'in
cevirisi:
34 Ve yüceltilmis esler(i onlarla olacak). 35 cünkü Biz onlari yenilenmis bir hayatta tekrar var etmis olacagiz.
Esed'in aciklamasi
dipnot 13:
Benim tercih ettigim* ceviri en önde gelen bazi müfessirlerin kabul ettikleri ceviridir (mesela Begâvî, Zemahserî, Râzî, Beydâvî vb). Bunun iki gerekcesi var. Birincisi klasik Arapcada firâs terimi (lafzen yatak veya sedir) cogunlukla mecazî olarak "kadin"i veya "koca"yi anlatmak icin kullanilir. (Râgib, ayrica Kâmûs, Tâcu'l-Arûs, vb). Ikincisi hemen arkasindan gelen ayette Allah onlari (hunne) yenilenmis bir hayatta tekrar var edecegini buyurmaktadir...
Arti,
Yaseen'in COMPANIONS OF HEAVEN baslikli makalesini
kaynak olarak daha önce göstermistim; bunu bir daha belirteyim.
The page you're looking for doesn't exist or has been moved.
Vâkia 35-37'de (huriler misillu) bir Nesne yok. Yalnizca 36'daki ensa'nâhunne ve 37'deki fecealnâhunne ifadelerinde gecen HUNNE var, ki disiligi cagristiran cogul bir zamir olup 34'teki "furusin merfûah - yükseltilmis dösekler"e gider.
Verses 56:35-37 do not contain an object (such as mates or companions). There is only a pronoun (hunna) in plural feminine connotation found in verses 56:35- ansha/nahunna - and 56:36 – FajaAAalnahunna-. This pronoun is referring to the noun/object mentioned in verse 56:34 that is: “furushin marfooAAatin” (luxurious furnishings/raised couches or beds).
_________________________________
*M Esed'in birinci gerekcesini sayin dost1 cökertiyor; ikinci gerekce ise birinciye baglidir; o yüzden birinci gecersiz olunca ikinci de gecersiz oluyor. Nitekim FURUS dösekler olarak birakildiginda onun hemen arkasindan gelen ayette, Esed'in deyimiyle, Allah ilk var edilislerini gerceklestirdik onlarin... buyurmaktadir.
Last edited by Hasan Akçay; 1. February 2013, 04:36 PM.
Selamun aleykum kardeşlerim bilenle bilmeyen bir olmaz elbet
Yazdığınız iştişareleri okurken benimde dikkatimi çekti araştırdığımda ayette döşekler kelimesinin çok çok farklı meallerini okudum..Elimde mustafa islamoğlu mealinden yüksek döşeklere ''mecazen cazibe katsayısı yüksek göz kamaştırıcı eşler '' demiş...Diğer mealleri söylemekbile istemiyorum ''gökle yer arası beşyüz metre döşekler makamlar gibi sanki görmüşler gibi tefsir etmişler ..
Last edited by sevginur; 1. February 2013, 05:21 PM.
De ki: “Ey kâfirler!
Ben sizin taptıklarınıza tapmam/ Ben sizin yaptığınız ibâdeti yapmam.
Siz de benim taptığıma tapıcı değilsiniz/ Siz de benim yaptığım ibâdeti yapmazsınız.
Ve ben asla sizin taptıklarınıza tapacak değilim/ Ben asla sizin yapmış olduğunuz ibâdeti yapıcı değilim. Siz de benim taptığıma tapacak değilsiniz/ Siz de benim yapmakta olduğum ibâdeti yapıcı değilsiniz.
Sizin dininiz sadece sizin için, benim dinim de sadece benim içindir.”
Kâfirûn Sûresi
Neden''döşek'' ifadesini '' yeniden yaratılmış ortamın ''Yaşam şartı'' olarak düşünmüyorsunuz?
sayın galipyetkin
''Döşek''' ifadesini izin verirseniz okuduklarımdan edindiğim izlenim .Araplar kadınlara Araplar kadına "firaş (döşek) diyorlarmış bu kadınlardan kasıt el-hum´1-ındir. Biz onları bir annden doğmaksızın yarattık, demektir. Maksadın ademoğlu kadınları oldukları da okudum..Biz onları yeniden yarattık demektir ki. bu da onların gençlik haline ve mükemmel güzelliğe döndürülmeleri demektir.sizin kasdettiğinizde bu Yani yaşlı kadını da, genç olanları da aynı şekilde yarattık. Onlardan daha önce sözedilmediği halde zamir ile sözkonusu edilmiş olmaları bu kadınların da Ashabul-yemîn arasına girmelerinden dolayıdır.
kadından bahsediyorsa döşek kelimesi oturuyor kafamda ama öncekiler geçmiş ümmetlerden sonrakiler bu zamanın ümmetlerinden olacak deniyor burayı anlayamadım .geçmiş yada yeni olabilirmi amellerin eskisi yenisi gibi yani
şöyle diyeyim benim görmediğim neslim ve gördüğüm neslim nasıl ayırım yapılacak
De ki: “Ey kâfirler!
Ben sizin taptıklarınıza tapmam/ Ben sizin yaptığınız ibâdeti yapmam.
Siz de benim taptığıma tapıcı değilsiniz/ Siz de benim yaptığım ibâdeti yapmazsınız.
Ve ben asla sizin taptıklarınıza tapacak değilim/ Ben asla sizin yapmış olduğunuz ibâdeti yapıcı değilim. Siz de benim taptığıma tapacak değilsiniz/ Siz de benim yapmakta olduğum ibâdeti yapıcı değilsiniz.
Sizin dininiz sadece sizin için, benim dinim de sadece benim içindir.”
Kâfirûn Sûresi
Comment