Mü’minun Suresine Giriş

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • kuman
    Uzman Üye
    • Mar 2013
    • 583

    #16
    galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
    Sayın Kuman.

    Dikkatini bir noktaya çekmeye çalışayım.

    Bak arkadaşım, bu verdiğim ayet Nisa 3. ayet:
    " Ve in hıftum ellâ tuksitû fîl yetâmâ fenkihû mâ tâbe lekum minen nisâi mesnâ ve sulâse ve rubâa, fe in hıftum ellâ ta’dilû fe vâhideten evmâ meleket eymanukum. Zâlike ednâ ellâ teûlû."
    ......... yahut yeminlerinizin/sağ ellerinizin sahip olduklarıyla .........

    Bu da Mu'minun 6. ayet:
    "llâ alâ ezvâcihim ev mâ meleket eymanuhum fe innehum gayru melûmîn(melûmîne).
    Sayın Hasan Akçay diyor ki:

    "Açik ve net. Burada geçen yemin "nikah akti"dir.

    Inanan bir KADIN ve inanan bir erkek
    apisarasini
    1.esine açabilir çünkü esiyle arasinda nikah akti vardir
    ya da
    2.yemininin sahip olduguna açabilir çünkü onunla arasinda nikah akti vardir.

    Ama yemin
    bizdeki resmî nikah ve imam nikahi gibi
    aktedilis açisindan farkli olabiliyor."

    Halbuki:
    Nisa suresindeki açıklamalara bakılırsa, orada geçen ifade yetimi anlatır ve bakımını üstlenen onunla evlenemez ancak" verdim gitti" der; apış arasını da açamaz, Sayın Akçay'a göre.

    Ama Mu'minun suresi 6. ayette bunlar "Karı"dır.

    Acaba bu ifadeyi kafamıza göre "karı", canımızın isteğine göre "yetim-besleme/hizmetçi" olarak mı çevireceğiz. Başka bir yerde başka bir mânâ daha yükleyebilir miyiz acaba?

    "Yemin" mademki burada "nikah akdi";
    Nisa 3. ayetteki ne?

    Ne dersin?

    Saygılarımla.
    Galip Yetkin.
    Karıştırmış desek olur mu?

    Hoş karışacak çok fazla bir şey yok sanırım Hasan bey bizi bilgilendirir.

    Comment

    • galipyetkin
      Uzman Üye
      • Sep 2011
      • 1389

      #17
      Aşağıdaki(5-7). ayetler Sayın Hakkı Yılmaz!ın

      5- 7-Ve onlar, iffetlerini koruyan kimselerdir, -Eşleri veya yeminlerinin sahip oldukları ayrı, çünkü bundan dolayı kınanamazlar, oysa bunun ötesine gitmek isteyenler, işte onlar, sınırları aşanların ta kendileridir.

      Aşağıdakiler de genelden.

      5:Ve onlar, iffetlerini (ırzlarını) koruyanlardır.
      6:Zevcelerine veya ellerinin altında sahip olduklarına (cariyelerine karşı davranışları) hariç. O taktirde muhakkak ki onlar, levmedilmiş (kınanmış) değildirler.
      7:Artık kim bunun ötesinde bir şey isterse o taktirde onlar, haddi aşanlardır.

      1-) Yukarıdaki ayetlerde:
      İffetlerini koruyanlar, anlaşıldığına göre rıza dışı ama ne tür bir eylem ve fiilde bulunuyorlar ki bu iffete aykırı davranış üçüncü kişiler yönünden kınanacak bir durum arz etse bile "karılarına veya kapatmalarına" karşı o davranışta bulunsalar dahi bundan dolayı kınanmazlar denerek kınanan bir davranış olarak anlatılıyor; ve de kim bunun ötesinde bir davranışın isteğinde bulunursa haddi aşmış oluyor?
      Nedir bu davranış, nasıl bir şeydir?
      Karı-koca arasındaki kınanacak bir ilişkiden diğer kişiler nasıl bilgi sahibi oluyor?
      Neden kınamıyorlar?
      Eylemcilerin ayrıcalığı ne ki kınanamıyorar?
      "bunun ötesindeki davraniş" denilen davranış nasıl bir davranış ki, o yönde davrananlara haddi aşırtıyor?
      Ve saire.... ve saire....

      Bana hiçbir şey anlatmayan bu kelimeler topluluğundan bir şey anlayan var ise lütfen açıklayabilir mi?

      2-):"zevc" kelimesi yalnızca "eş" ve "karı" mı demek?

      Konu hakkında bilgi sahibi olanlar ile
      Konuyu ortaya koyan Sayın Akçay bir açıklama getirebilirler mi acaba?

      Saygılarımla.
      Galip Yetkin.
      Last edited by galipyetkin; 28. October 2016, 10:21 AM.

      Comment

      • galipyetkin
        Uzman Üye
        • Sep 2011
        • 1389

        #18
        Bir parantez.

        Yukarıda Sayın Hasan Akcay şöyle yazmıştı:
        Hasan Akçay Nickli Üyeden Alıntı
        Fikret Bila
        (Kadin-erkek esitligi odur ki..., HÜRRiYET, 27 Ekim 2016)


        Kadin-erkek esitligi konusunda çok sey söylenmistir. Esitsizligin ilk hali yerlesik, dolayisiyla "mülkiyetli" yasamla baslamistir. Erkek kaba gücünün "seyler"i mülkiyetine almasi ve kadini da o seylerden biri olarak görmesi "kadin-erkek esitsizligi" sorununun baslangicidir.

        Bu tesbit
        bana
        23:6'da geçen "mâ meleket eymânuhum"u çagristirdi.

        Sayin Hakki Yilmaz
        Türkçeye
        (müminlerin) "yeminlerinin sahip olduklari"
        diye çevirmis ya, o ifade.

        Bakin
        sahip olduklari eger dogru çeviri ise
        kadinlari müminlerin "mal"i yapar bu.

        Sayin Yilmaz'in söylemek istedigi bu olabilir mi?

        Hayir, aklinin ucundan bile geçmemistir
        ama ettigi söz oraya variyor.

        Oysa MELEKET melik oldu demektir yani meliklik etti, yönetti.

        "Sahip"lik filan yok "yönetmek"te,
        yetki var;
        dolayisiyla o yetkinin bedeli olan sorumluluk var.

        23:6'da geçen
        (inanan erkeklerin ve inanan KADINLARIN) yeminlerinin yönettigi kimseler
        zevcedir ve kocadir.

        Çünkü ayette "apisarasi"nin açilmasindan söz ediliyor
        ve inananlarin yeminlerinin yönettigi o kimseler
        seçenek bildiren ya da baglaci ile
        "ezvâc"a seçenek kilinmis. EZVÂC esler demek.

        (Inanan erkekler ve inanan KADINLAR)
        apisaralarini saklayan kimselerdir
        ama esleri ya da "yemin"lerinin yönettigi kimseler baska...

        Simdi bir de örnegin Ahzâb 55'e bakar misiniz,
        orda peygamber eslerinin yeminlerinin yönettigi kimseler geçiyor:
        mâ meleket eymânuhunn.

        Onlar
        peygamber eslerinin kocalari midir ki
        her iki ayette geçen mâ meleket eymânuhum/uhunn
        AYNI olsun?

        33:55'teki (ve 4:3'teki) yeminler
        henüz evlenmemis olup bakimi üstlenilenler ile üstlenenler arasindaki iliskiyi düzenleyip yönetiyor,
        "sözlesme"dir.

        Sayin Hakki Yilmaz, o yüzden olsa gerek,
        yorum bölümünde onlar için
        "sözlesmelerinin sahip olduklari" da diyor.

        Tamam, sözlesme de "yemin"dir
        ama "sahip"lik? Hayir.

        Insan olarak
        taa yerlesik düzene geçerken edindigimiz
        ilkel tavirlara dönmemizin lüzumu yok.


        Dün rastladım, ve daha evvel hatırlayamadığım için kendime kızdim.
        Sayın Hasan Akçay'ın bir de Nur Suresi çeviri-yorumu var.
        Orada 33. ayeti çevirirken şöyle yazmış:
        "...... yeminle sahip çıktıklarınızın kendilerine yazmalarını ısteyenler.............

        "Tamam, sözlesme de "yemin"dir
        ama "sahip"lik? Hayir."
        demişti yukarıdaki satırlarda da ...........

        Saygılarımla.
        Galip Yetkin.
        Last edited by galipyetkin; 28. October 2016, 01:47 PM.

        Comment

        • Hasan Akçay
          Uzman Üye
          • Dec 2010
          • 826

          #19
          Sahip çikmak korumak, himaye etmek anlaminda bir deyimdir,
          sahip olmak anlamina gelmez.

          Galip bey nolur benim iletilerime cevap vermeyin,
          bunu size daha önce söyledim, "Karismayin, izin vermiyorum" dedim.
          Daha ne yapayim.

          Comment

          • galipyetkin
            Uzman Üye
            • Sep 2011
            • 1389

            #20
            Sayın Akçay.

            Aleni-herkese açık bir sitede yayınlanan bir yazı herkesin denetimine açık demektir. Eleştirmenler de bundan faydalanır.
            Ama siz bunu istemiyor ve "dediğim dediktir" diyorsunuz.
            Pekala.
            Yalnız şunu söyleyeyim "sahip çıkmak" yalnızca himaye etmek anlamında değildir. Sahiplenmek anlamında da kullanılır. Mesela kayıp bir mala sahip çıkmak onu sahiplenmektir; amaç malik olmaktır. Başka daha uygun misaller de verilebilir, toprağın bir kısmını çevirmek gibi mesela.

            Saygılarımla.
            Galip Yetkin.
            Last edited by galipyetkin; 20. December 2016, 11:16 PM.

            Comment

            • Hasan Akçay
              Uzman Üye
              • Dec 2010
              • 826

              #21
              ÖmerFurkan Nickli Üyeden Alıntı
              TAHLİL:
              5- 7-Ve onlar, iffetlerini koruyan kimselerdir, -Eşleri veya yeminlerinin sahip oldukları ayrı, çünkü bundan dolayı kınanamazlar, oysa bunun ötesine gitmek isteyenler, işte onlar, sınırları aşanların ta kendileridir.-

              Konumuz olan ayette “veya sözleşmelerinin sahip oldukları” ifadesi ile anlatılan kadınlar bunlardır.
              Benim üzerinde durup
              ve "KADININ ADI yok" derken
              sözünü ettigim budur.

              Lütfen bakar misiniz
              iffetlerini koruyanlar "inanan KADINLAR ve erkekler"dir,
              dolayisiyla iffetlerini eslerinden ya da sözlesmelerinin sahip olduklarindan korumayanlar da onlar oldugu halde
              sayin Hakki Yilmaz'a göre
              sözlesmelerin sahip olduklari yalnizca inanan erkeklerin kadinlaridir,
              inanan KADINLAR için sözlesmelerin sahip oldugu erkekler olamaz.

              Kisacasi
              inanan KADINLAR
              23:6'da yani Allah'in indirdigi ayette var,
              Hakki Yilmaz'in tahlilinde yok.

              Comment

              • galipyetkin
                Uzman Üye
                • Sep 2011
                • 1389

                #22
                Gelelim surenin ilgili ayetlerine:

                Dikkat edilirse bu ayetlerde kadın hakkında hiçbir ifade yok iken, akılları-başları apış arasına düşmüş olanlar
                ara/mesafe anlamına gelen "furuc-ferc" ifadesini "apışarası/cinsel organ" diye,
                "ezvac"ı eşleri/karıları,
                "vema meleket eyman"ı da cariye veya "kapatma"
                diye çeviriyorlar ve bu ifadelerle ayette olmayan "kadını", kadın anlamını meallere sokuşturuveriyorlar.

                Halbuki dikkat edin 4. ayette bu kişilerin sadaka verenler/devlete çalışanlar değil de zekat verenler, yani zekatı İslamın emirlerine uygun veren/mümin serbest ticaret erbabı olduğu bildiriliyor. "Zekat verenler" ifadesinin oraya konmasının bir amacı var, iş olsun diye konulmamış; ayetin anlamı bu ifade ile izah ediliyor. İffetli olmaları da verecekleri zekattan tırtıklamadıklarını, zekatı zimmetlerinde tutmadıklarını gösterir. İffet de ekonomik bir tabir olup, ırz ile namus ile bir ilişkisi yoktur.

                Bu nedenle:
                Bunların "eşleri", yani aynı işi beraber yaptıkları
                "ortakları"dır.
                Bunların "vema meleket eyman"ları da
                "işçileri"dir.

                İşte bu mümin serbest meslek erbapları, diğerleri ile yani uygun zekat vermeyenler ve müşrikler ile aralarını, aralarındaki mesafelerini koruyanlardır. Ayetin apış arası ile hiç ilgisi yoktur. Tek ilgisi sapıkların sapıkça düşünce tarzlarını bizimkilerin de sorgulamadan kabul edip meal propogandası yapmaları.

                Mümin işverenlerin ,Müslüman olmayabilen, fakat uygun zekat veren ortakları ve işçileri ile aralarındaki münasebetleri, bu durumdan, yani aralarına bir mesafe koyup da onu korumaktan müstesnadır ve bu istisna nedeniyle kimse mümin işverenleri kınayamaz. Fakat mümin işverenler bu münasebetlerin dışına taşarsa gösterilen tolerans sınırını aşmış olurlar ve kınanırlar.

                Bana göre ayetlerin anlattığı bu.

                Bir başka şey de iş hayatında Müslümanlar Müslüman olmayanları işine ortak veya işçi olarak alabiliyorlar ve bu kınanma gerektirmiyor.

                Saygılarımla.
                Galip Yetkin.
                Last edited by galipyetkin; 28. October 2017, 07:40 PM.

                Comment

                • Hasan Akçay
                  Uzman Üye
                  • Dec 2010
                  • 826

                  #23
                  Edip Yüksel
                  BASÖRTÜSÜ konusunda bi makale yazmis: BASDÜRTÜSÜ.
                  Sonra Mustafa Islamoglu ile yazismis,
                  "Nûr 30-31'deki FERC aslinda iki seyin arasidir" demis Edip.
                  Islamoglu: Bunu da nerden çikardin?
                  Edip Yüksel: Hasan Akay'dan aldim.

                  Edip Bey bunu sanal ortamda anlatinca, "Bari adimi dogru yazsaydin," dedim. "Benim adim Akay degil, benim adim Akcay."

                  Biraz gülümseyelim diye anlatiyorum bunu
                  ama dogrudur, FERC iki seyin arasidir. Örnegin çatlak, yarik. Bkz Kâf 6.

                  Halk ona apisarasi der
                  çünkü insanin apisarasindaki organi bi tür yariktir. Bkz Elmalili.
                  Çogulu: furûc.

                  Inanan erkekler "apisaralari"ni saklasinlar -yahfezû "furûc"ehum (Nûr 30)
                  Inanan kadinlar "apisaralari"ni saklasinlar -yehfezne "furûc"ehunn (Nûr 31)

                  Bisey daha:

                  FERC iffet diye tercüme edilir ama iffet degildir,
                  basbayagi "apisarasi"dir.

                  O yüzden
                  bakin, örnegin ameliyat masasinda
                  apisaramizi doktorlara teslim ederiz
                  ama iffetimizi asla.

                  Comment

                  • galipyetkin
                    Uzman Üye
                    • Sep 2011
                    • 1389

                    #24
                    Sayın Mevlüt Erten'den bir kısım alıntı.

                    ........ Zevc kelimesi, Kur'an'da fıil formu dışında zevc (tekil)
                    zevceyn (ikili) ve ezvac (çoğul) isim formlarında çok kullanılan kelimelerden birisidir.
                    Kur'an'ın Türkçe çevirilerinde bu kelimenin Kur'an'da kullanıldığı diğer anlamları
                    dikkate alınmadan kelimenin Arapça'daki belirli anlamlarından olan çift ve zevce (hanım)
                    anlamı ön plana çıkarılmış bunun bir sonucu olarak da mütercimler Kur'an'da gecen
                    bir çok zevc kelimesine çift ve zevce anlamını vermişlerdir. Dolayısıyla da okuyucuların
                    yanlış anlamalarına yol açmışlardır.

                    ......... Zevc kelimesi tekin(fert) zıddıdır. Şöyle denir : Zevc(çift) veya ferd(tek). İşte eşlerden her birine zevc (karı-koca) denir. Birbiri ile ilişkili olan her iki şey ister aynı olsunlar
                    isterse zıt olsunlar onlara zevcan (çift) ve onlardan her birine de zevc denir. Bu anlamda
                    zevcan ikiyi, zevc de teki ifade eder. Çağulu ezvactır.
                    ........... zevc kelimesi çift olmayı ifade eder. Kelime, tekil formunda kullanıldığında, çifti oluşturan elamanlardan biri, yani teki anlatmaktadır. Fakat anlam olarak çiftİn her iki elamanını da kapsar niteliktedir. Zevcan-zevceyn
                    şeklinde kullanıldığında ise çift anlamında çifti oluşturan elamanlardan her ikisini de
                    içerir nitelikte iki anlamdadır. dolayısıyla zevc kelimesi, tekin zıttı,
                    KENDİSİNİN EŞİ OLAN TEK'dir.

                    Dolayısıyla zevc kelimesi, tekin zıttı, kendisinin eşi olan tekdir.
                    Buna göre zevc kelimesinin anlarnlarını şöyle tespit edebiliriz:

                    l- Eş -biri diğerini tamamlayan- dişi/erkek, (karı-koca),
                    2- çift,
                    3- cins, tür, çeşit,
                    4- sınıf,grup, topluluk,
                    5- BENZERİ.

                    Benim kanaatımca 1. sıradaki (karı-koca) ifadesi (erkek-dişi) olmalıdır.
                    Çünkü Allah insanları "karı-koca" olarak yaratmamış fakat "erkek ve dişi"olarak yaratmıştır. İnsanlar her zaman evlenmezler veya evli kalmazlar. Ama her zaman erkek veya dişidirler.
                    Eşyalar da öyledir. Birbirlerini tamamlarlar ve birlikte gördükleri işlere göre bazısı erkek bazısı dişidir; biri erkek diğeri dişidir.
                    Mekanikerler, teknisyenleri, işçileri ve mühendisleri bu durumu iyi bilirler.

                    Saygılarımla.
                    Galip Yetkin.
                    Last edited by galipyetkin; 3. February 2018, 02:12 PM.

                    Comment

                    • galipyetkin
                      Uzman Üye
                      • Sep 2011
                      • 1389

                      #25
                      Kuran İncelemesi Org Sitesinden bir alıntı

                      ..............Sonuç olarak “vemâ meleket eymânukum” ifadesinin "mot-a-mot"/kelimesi kelimesine çevrilemeyeceğini ve bir sözleşme-akit-yemin durumu altında olma durumunu ifade ettiğini, bunun bütünsel mantık içerisinde çelişkisiz bir şekilde ele alındıktan sonra, kurulan o mantığın dışına çıkmamak kaydıyla, ayeti kendi özeli içinde çevirmek gerektiğini anlamış bulunuyorum.
                      Yani duruma göre “vemâ meleket eymânukum” kişinin nikahlı eşi, ailesi, evinde kalan bir misafir, evdeki SÖZLEŞMELİ ÇALIŞAN, eski zamanlarda savaş esiri olarak alınmış kişi ya da köleliğin kalkmadığı zamanlarda hakikaten kadın veya erkek köle olabiliyor. Ama “vemâ meleket eymânukum”ü kendisiyle özgürce cinsel ilişkiye girilebilecek kadın köle olarak çevirmek bu bütünsel mantıkta “asla” yapılamayacak olanı…

                      Şimdi şu tabloya dikkat buyurun: İki ayet de kelimesi kelimesine birbirinin aynı. Yorum sizin.

                      Mü'minun/6 ( İllâ alâ ezvâcihim ev mâ meleket eymânuhum fe innehum gayru melûmîn(melûmîne).)
                      ile birebir aynı olan ayet;
                      Mearic / 30 ( lllâ alâ ezvâcihim ev mâ meleket eymânuhum fe innehum gayru melûmîn(melûmîne).)

                      Yaşar Nuri Öztürk:
                      Mü'minun/6: Eşleri yahut akitleri aracılığıyla sahip bulundukları müstesnadır. Bu durumda kınanmış değillerdir onlar.
                      Abdullah Parlıyan:
                      Mü'minun /6:Ancak eşleri ve sahip olduğu cariyeler hariç, bunlarla olan ilişkilerinden dolayı kınanmazlar.

                      Yaşar Nuri Öztürk:
                      Me'ariç /30 : Ancak onlar, eşleriyle, akitlerinin sahip olduğu şeyler konusunda kınanamazlar.
                      Abdullah Parlıyan:
                      Me'ariç /30: Ancak eşleri yani nikah yoluyla ve meşru şekilde sahip olduğu ayrı… O zaman onlar kınanmazlar.

                      Yaşar Nuri Öztürk'ten bir başka müminun tercümesi
                      Mü'minun-6: Eşleri yahut akitleri aracılığıyla sahip bulundukları müstesnadır. Bu durumda kınanmış değillerdir onlar.

                      Görülüyor ki ne olurlarsa olsunlar ezberlerini bir türlü bozamıyorlar.

                      Saygılarımla.
                      Galip Yetkin
                      Last edited by galipyetkin; 13. December 2017, 02:15 PM.

                      Comment

                      • Hasan Akçay
                        Uzman Üye
                        • Dec 2010
                        • 826

                        #26
                        Mü'minûn
                        5, 6, 7

                        Hakkı Yılmaz'ın çevirisi: -Ve onlar, iffetlerini koruyan kimselerdir, -Eşleri veya yeminlerinin sahip oldukları ayrı, çünkü bundan dolayı kınanamazlar, oysa bunun ötesine gitmek isteyenler, işte onlar, sınırları aşanların ta kendileridir.-

                        Hakkı Yılmaz'ın "tahlil"li: Ayette
                        bu kadınların veya ifadesiyle ikinci bir grup sayılması
                        ...mehir açısından o günün örfünde asıl hemşehrileriyle eşit olmamalarından
                        kaynaklanmaktadır.



                        Hayır, ayette asıl söylenen şudur:

                        Apışaralarını (Elmalılı) saklayanlar KADINLAR dahil bütün mü'minlerdir,
                        dolayısıyla apışaralarını eşlerine veya "mâ meleket eymân"larına açanlar
                        KADINLAR dahil bütün mü'minler.

                        Burada veya
                        hem o hem o şeklinde bir kıyak değil.
                        ya o ya o şeklinde SEÇENEK bildiriyor.

                        İnanan erkeklerin de inanan KADINLARIN da
                        cinsel ilişkide bulunması caiz olan, yalnızca 1 (bir ) kişidir:
                        ya o veya o.

                        O kıyak geleneksel kabulün zırvasıdır.

                        Comment

                        • Hasan Akçay
                          Uzman Üye
                          • Dec 2010
                          • 826

                          #27
                          Beşer şaşar demişler.
                          Hepimiz beşeriz, yanılırız

                          Ama sayın Hakkı Yılmaz'ın 23:6'ya getirdiği yorum
                          sanki yanılgı değil de
                          çok eşlilik Allah'ın hükmüdür iddasının onaylanmasıdır.

                          Önce
                          ayetteki "Mü'minler ırzlarını koruyanlardır" ifadesinden inanan KADINLARI dışlayıp
                          ırzlarını koruyanlar yalnızca ERKEKLER imiş gibi gösteriyor.
                          böylece "ama mü'minlerin eşleri veya yeminlerinin sahip oldukları ayrı" ifadesi
                          "yalnızca erkeklerin eşleri veya yalnızca erkeklerin yeminlerinin sahip oldukları" olup çıkıveriyor,
                          KADINLARIN eşleri veya kadınların yeminlerinin sahip oldukları diye bişey yok.

                          Sonuç?
                          Geleneksel çarpıtma:

                          İnanan erkeklerin
                          HEM eşleriyle HEM yeminlerinin sahip olduklarıyla (cariyeleriyle)
                          cinsel ilişkide bulunmaları caizdir.

                          Sayın Hakkı Yılmaz'ın bu çarpıtmaya getirdiği tek yenilik
                          4:25'e yaptığı göndermedir:

                          Erkekler
                          yeminlerinin sahip olduğu kadınlarla evlenmek için
                          o kadınların ailelerinden izin alacaklar (4:25).

                          Yani erkeklerin
                          yeminlerinin sahip olduğu kadınları, o kadınların ailelerinin izniyle,
                          ikinci eş olarak nikahlayıp onlarla cinsel ilişkide bulunmaları caizdir.

                          Peki, Allah'ın indinde caiz midir?

                          Elbette caizdir,
                          tıpkı inanan kadınların
                          eşleriyle VEYA yeminlerinin sahip olduğu erkeklerle (erkek köleleriyle)
                          cinsel ilişkide bulunmarı nasıl caizse.

                          Profesör Abdülaziz Bayındır
                          videoya alınan bir açıklamasında
                          o yüzden soruyor:

                          Erkeklerin zevcelerine ek olarak dişi köleleriyle cinsel ilişkide bulunmaları caiz olduğuna göre
                          kadınların da kocalarına ek olarak erkek köleleriyle cinsel ilişkide bulunmaları caiz midir?


                          Yoo hayır.

                          Neden yooo hayır?
                          23:6'dan o hüküm çıkarsa
                          bu hüküm de çıkar!

                          .
                          Last edited by Hasan Akçay; 26. October 2017, 03:10 PM.

                          Comment

                          • Hasan Akçay
                            Uzman Üye
                            • Dec 2010
                            • 826

                            #28
                            ÖmerFurkan Nickli Üyeden Alıntı
                            Pasajda konu edilen “ma meleket eymanühüm [sözleşmelerinin sahip oldukları]” kadınlar bu şartlar çerçevesinde “himaye altında olanlar”dır. Bunlar, o günün geleneğine göre belirli noktalarda eksikli kabul edilirlerdi.

                            Konumuz olan ayette “veya sözleşmelerinin sahip oldukları” ifadesi ile anlatılan kadınlar bunlardır. Bunlar ile cinsel ilişkiye girebilmek için mutlaka yakınlarından izin alınması ve örfe göre mehirlerinin verilmesi suretiyle nikâhlanmaları şarttır (Nisa/24). İslam dini nikâhsız cinsel ilişkiyi tasvip etmez. Nikâhsız gönüllü ilişkiyi zina, nikâhsız ve gönülsüz ilişkiyi ise tecavüz sayar.

                            Ayette bu kadınların “veya” ifadesiyle ikinci bir grup sayılması, geçmişlerindeki bilinmez noktalar ve o günün örfünde mehir açısından asıl hemşehrileriyle eşit olmamalarından kaynaklanmaktadır. Nikâhın temeli bir olmasına rağmen, detayda farklılık söz konusudur.

                            "Müminlerin yeminleri kimlere malikse onlar"ın
                            23:6'da görüldüğü üzere ezvâc-eş alınmış olanları var,
                            4:25'te görüldüğü üzere HiMAYE altına alınmış olanları var.
                            Sayın Hakkı Yılmaz'ın tefsirinde bunlar karıştırılmış görülüyor.

                            İnanan bir erkek ve inanan bir KADIN
                            23:6'da sözü edilen yemin nikahlı kişiyle birilerinden izin alarak mı evlendi
                            ya da o kişi sığınmacı idi de (60:10) mü'min onunla doğrudan mı evlendi...
                            bunun önemi yok çünkü konu bu değil.

                            Burada konu
                            mü'min bir erkek ve mü'min bir KADIN
                            apışarasını KiME açabilir.

                            Ayetteki cevap:

                            Yalnızca 1 (bir) kişiye açabilir
                            yani ya olağan nikah ile evlendiği eşine
                            veya yemin nikahı ile evlendiği eşine.

                            Yoksa
                            Profesör Abdülaziz Bayındır'ın sorusuna
                            verecek cevap bulamazsınız.
                            .
                            Last edited by Hasan Akçay; 27. October 2017, 07:51 AM.

                            Comment

                            • galipyetkin
                              Uzman Üye
                              • Sep 2011
                              • 1389

                              #29
                              Bir eleştiri yapacağım.
                              Bu eleştiri tanıdığımız kişileri hedeflemiş değildir. Belki eleştirdiğim konunun müdafaasını yapmakta olabilirler ama dediğim gibi onlar özele alınmış hedefler değiller. Genel anlayışa eleştiridir yaptığım.

                              Ahzab:-35.
                              Diyanet İşleri.
                              Şüphesiz müslüman erkeklerle müslüman kadınlar, mü’min erkeklerle mü’min kadınlar, itaatkâr erkeklerle itaatkâr kadınlar, doğru erkeklerle doğru kadınlar, sabreden erkeklerle sabreden kadınlar, Allah’a derinden saygı duyan erkekler, Allah’a derinden saygı duyan kadınlar, sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkeklerle oruç tutan kadınlar, namuslarını koruyan erkeklerle namuslarını koruyan kadınlar, Allah’ı çokça anan erkeklerle çokça anan kadınlar var ya, işte onlar için Allah bağışlanma ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır.

                              Bu ayette görüyoruz ki kadın ile erkek her yönden eşit. Bu meallendirmede "iffet " ifadesi "namus" diye çevrilmiş.

                              Gerek Mü'minun, gerek Nisa vs. surelerinin meallerine baktığımızda kadınların apış aralarını herkese açtığını, bunun yanlış olduğunu, apış arasını yalnızca şu, şu ....kişilere açabileceğini söylüyorlar.

                              Ya erkekler....?
                              Her şey serbest.
                              Fakat meal öyle söylemiyor. İkisi de eşit.
                              Ama, yaşantıda
                              kadınlar orospu. İğfal edilseler bile recm edilirler; erkeklerin sırtı sıvazlanır.

                              Neredesiniz bayanlar.
                              Ahzab :-35'i bir daha okuyalım.
                              Ne diyordu: ...namuslarını koruyan erkekler....
                              Bu erkekler kadınları eve hapsederek ve isimlerini "iffet" koyarak mı namuslarını koruyacaklar.
                              Eve kapatılmış 4 karı, yanında sayısız cariye ve odalık ve bir tane herif........

                              Ne diyor Ahzab 35 meali?
                              ....Sadaka/Zekat veren erkekler, sadaka/zekat veren kadınlar......
                              Şu halde, sadaka/zekat verebilmesi için bir kadının çalışıp para kazanması ve bu kazancının vergisini/zekatını vermesi gerekir.

                              Kadın çalışır mı ya!
                              Erkek adam, ayet öyle yazsa bile karısını çalıştırır mı? Birisi yan bakarsa acaba karı meyil eder mi?
                              Erkeğin namusu lekelenmez mi. Erkeğin kendine has kişiliği ve namusu yok mu ki onları kadına bağlıyorlar?

                              Ne diyorsun.....!?
                              Kadına mı bağlı.....?
                              Yok ya.....!
                              Erkek adam gereğinde karıyı-kızını döver de, öldürür de.... Boru mu bu....! Adamın namus işi.

                              Eğer "iffet" kelimesine "namus" manasını verirseniz kelime oyunları ile "kadınları" Allah'ın ayetlerine rağmen Allah'a isyankar ilan edersiniz.

                              "İffet" kelimesinin ayetlerdeki anlamlarının "cinsel namus" olmadığını izah etmek için devam edeceğim.

                              Saygılarımla.
                              Galip Yetkin.
                              Last edited by galipyetkin; 13. December 2017, 02:42 PM.

                              Comment

                              • dost1
                                Site Yöneticisi
                                • Sep 2008
                                • 1905

                                #30
                                Selamun aleyküm, değerli kardeşlerim,

                                Kur'an'ın hiçbir ayetinde iffet sözcüğü geçmez.
                                Bu sözcüğün de türetildiği kendinde olanla yetinme vb anlamlardaki - ayın,fe,fe- kök harflerinden türemiş dört ayet vardır. Bakara 273, Nisa 6, Nur,32-33.
                                Meallerde kullanılan iffet sözcükleri Türkçedeki kullanımıyla Arapça anlamını karşılamamaktadır.

                                Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
                                Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
                                Sevgi,saygı ve muhabbetle,
                                Allah'a emanet olunuz.
                                Halil Ay

                                Comment

                                Working...