Nisa Suresi

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • Hasan Akçay
    Uzman Üye
    • Dec 2010
    • 826

    #91
    Nisâ 3'ü
    öncesi ve sonrasiyla birlikte
    buyurun birlikte okuyalim:

    Verin yetimlere mallarini, emvaluhum.
    Pisi temizin yerine koyup degistirmeyin. Onlarin malini kendi malinizla yemeyin,
    büyük günahtir bu. (Nisâ 2)

    Yetimlerin haklarini koruyamayacaginizden korkuyorsaniz
    EVLENDiRiN size yetki veren kadinlarin ikiserini ve üçerini ve dörderini
    ama adil olamayacaginizdan korarsaniz yalnizca birini
    ya da yeminleriniz kime malikse onlari.
    Yoksul düsmemeniz için uygun olan budur. (Nisâ 3)

    Kadinlara mallarini karsilik beklemeden verin
    ama size o maldan bi kismini kendileri biraktilar ise
    onu çekinmeden ve saglikla yiyin. (Nisâ 4)

    Akli ermeyenlere mallarini vermeyin, ki Allah sizin de aykata kalmanizin araci yapti o mallari
    ama doyurun onlari, giyindirin ve kedilerine güzel sözler edin. (Nisâ 5)

    Yetimleri, onlar cinsel güç edinene kadar, gözetin.
    Ondan sonra kendilerini olgun bulduklariniza mallarini verin,
    büyüyüverirler diye hizla tüketmeyin. (Nisâ 6)

    Comment

    • galipyetkin
      Uzman Üye
      • Sep 2011
      • 1389

      #92
      Cinsel dürtüler, hadi hükmetme kaprisi ile yapılmış 4/3. ayetin çevirisi, Kitabın bütünlüğünün verdiği mesaja aykırı.

      Ayrıca:
      "NİSA" kelimesi "kadın" anlamında değil, "iş" anlamında;
      "NİKAH" kelimesi "birleştirmak, buluşturmak" anlamında kullanılmıştır.
      "MEHİR" de "maharettir.

      "İkişer, üçer, dörder" ifadesi 35/1. ayette de müteşabih olarak yazılıdır: ve genel olarak yardımlaşarak, içe sinecek şekilde, fayda sağlayacak oranda kanat germe anlamına gelir.
      Bu anlayışla 4/3 ayetini tercüme etmek, (Nisa Suresinin ilk 10 ve 127. ayetlerine de) konu birliği içerisinde ona bir anlam yüklüyor. Buyurun:

      "Eğer yetimler konusunda haklarını vermede korkunuz yoksa(işiniz, durumunuz müsait ise, yani altından kalkabilecek iseniz), o zaman sizin için temiz olan işlerinizle bunları/yetimleri/işsizleri ikişer, üçer, dörder (yardımlaşarak, yardımlarınız içe sinecek ve fayda sağlayacak şekilde), maharet edinecekleri şekilde(veya maharetlerine uygun şekilde) nikahlayın/iş sahibi yapın/iş ile buluşturun/meslek öğrenmek üzere çalıştırın. Bu şekilde(çalışılmasından, yani işçilerin fazlalığından dolayı) adil olamamaktan çekinir seniz o zaman bir tanesi ile ilgilenin; ya da evinizdeki/elinizin altındaki "beslemeyi" işe gönderin/meslek öğretin."
      (Meslek öğrenmeye yönelik okumak veya okutmak da "iş" kapsamı içinde düşünülmelidir.)

      4/4 ayetin ilk cümlesi ile de yerleştirilecekleri işlerdekl becerilerine/yeteneklerine/maharetlerine(mehir) uygun "sadukat/hak ediş" ödeyin denir.

      4/127. ayette de "yetimlerin kadınları" diye çeviri yapılıyor. Ne özelliği var yetimin kadını olmanın? Yetimin erkek büyükleri olamaz mı? Cinsiyet harici ne fark var? İkisi de muhtaç.
      "Yetimlerin kadınları" diye çevirdiğinizde ne yaparsanız yapın düzgün bir mânâ elde edemiyor, ayette eklemeler-çıkarmalar yapıp Allahçılık oynuyorsunuz.

      Niye "yetimlerin kadınları" yerine "yetimlerin işleri" diye çevirmiyorsunuz?
      Çünkü 4/3 ayeti meali ve buna dayanak yaptığınız felsefe tepenize devrilir.

      Bu hususlar "Temizlik ve İbadet" başlığının, "Hac ve Kurban" bahsinde, "Hac İzlenimleri" konusu altında tartışılmıştı.

      İsteyen "evlendirerek" ve bir babalık yaparak "verdim gitti" diyerek çöpçatanlığa devam eder.

      Son tavsiyem "nisa," ve "nikâh" kelimeleri ve de 4/1-10 ve 4/127. ayetler üzerinde derinlemesine düşünmek/tedebbür etmek.

      Saygılarımla.
      Galip Yetkin
      Last edited by galipyetkin; 4. November 2019, 10:31 AM.

      Comment

      • Hasan Akçay
        Uzman Üye
        • Dec 2010
        • 826

        #93
        galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
        "Yetimlerin kadinlari" diye çevirdiginizde ne yaparsaniz yapin düzgün bir mânâ elde edemiyor, ayette eklemeler-çikarmalar yapip Allahçilik oynuyorsunuz.
        Galip bey, YETÂMEN NiSÂ yetimlerin erkek büyükleri olamaz çünkü ELLÂTî diye tanimlanmis. ELLÂTî disildir. Arapça gramerden anlayan birine danisin lütfen. Bilmemek ayip degil. Utanip ta danismaktan çekinmeyin.

        Comment

        • galipyetkin
          Uzman Üye
          • Sep 2011
          • 1389

          #94
          Fikri sabiti değiştiremezsiniz vesselam.

          (Biz "nisa" diye kadından madından bahsetmedik ki.) NİSA kelimesini İŞ olarak anlarsanız
          YETÂMEN NİSA ne olur?

          Efendim. ELLATİ dişildir bu nedenle yetimlerin erkek büyükleri olamazmış. Ya ne olur? Herhalde kadın büyükleri olur.
          Kadından, madından bahsedenler biz değil, fetva bekleyen saptırıcılar.
          Neyin fetvasını istiyorlar?
          Kadınlar hakkında fetva istiyorlar. Kadınlar da bildiğimce dişidir, dolayısı ile niteleyen sıfat da dişil olur.

          Nisa Sure'sinin ilk 10 ayetinin konusu YETİMLER'DİR.
          Ama siz nisa kelimesini "iş" değil de "kadın" diye çevirirseniz konu yetimlerden sapar ve kadınlara baş rolü veri verirsiniz ve konu kadınlar oluverir ve sizin kadınlarınızı niteleyen sıfatlar da dişil.
          Fetva bekleyen erkekler evlenmekten de bahsederse evlenilinecek olanı niteleyen sıfatlar da dişil olur.

          Saygılarımla.
          Galip Yetkin.
          Last edited by galipyetkin; 5. March 2018, 09:43 PM.

          Comment

          • Hasan Akçay
            Uzman Üye
            • Dec 2010
            • 826

            #95
            Nisâ 3'ün iki yerinde KORKU geçiyor:

            1.Yetimlerin haklarini koruyamayacaginizdan korkuyorsaniz,
            2.adil olamayacaginizdan korkuyorsaniz.

            Bunlardan birincisi "Ya yetimlerimin mallarini yanlislikla kendi malima katip yersem!" korkusudur. Ayetlerin ilk muhataplari olan samimi müminler bundan elbet korkmustur çünkü Allah bunun büyük bi günah oldugunu ayet 2'de belirtip onlari uyarmistir.

            Nisâ 3'te bu korkudan kurtulmanin yolu gösteriliyor:

            Evlenecek olgunluga erisen yetimlerinize mallarini verin,
            böylece
            yanlislikla kendi maliniza katip yiyeceginiz yetim mali bulunmaz elinizde.

            EGER o arada, size kendilerini evlendirme yetkisi verdiler ise, her birini kendisinin de sevdigi talibiyle evlendirin. Ikiser, üçer, dörder, beşer... yani elinizden geldigince ama EGER istiyorlarsa ve size "Bana bi babalik daha yap!" deyip yetki veriyorlar iSE.

            Yoksa karismayin.

            Özellikle mallarina hiç karismayin. "Sana is kuruverecegim" ayaklarina yatip mallarina el koymayin. Kendi mallarini kullanabilecek olgunluga erdiler ki mallarini veridiniz onlara. Içten müminlerseniz musallat olmayin artik.

            Ikinci korkuyu
            sonra anlatayim,
            Allah isterse.
            Last edited by Hasan Akçay; 4. September 2016, 09:12 AM.

            Comment

            • Hasan Akçay
              Uzman Üye
              • Dec 2010
              • 826

              #96
              Basit bi soru soruyorum, cevap yok.

              Miladî 8. yüzyilin baslarinda Mushafi harekeleyen zevat Nisâ 3'teki "nkhlayin"in evlenin anlamina gelmesi için inkihû diye okunmasini tercih etmisler. Allah'in hükmü filan degil bu, o beserin tercihidir ve feci bir hatadir. Dogrusu, nkhlayin evlendirin anlamindadir ve, tipki Nûr 32'deki gibi, enkihû diye KIRAAT edilmek zorundadir.

              Bir sürü kaniti var bunun. Bir tanesi, örnegin, ayetimizde "Ellerinizin altindakileri nkhlayin!" deniyor olmasi -fe nkh mâ meleket eymânukum. Iyi ama mümin kadinlar da sahiptir "mâ meleket eymân"a, örnegin peygamber esleri de sahiptir (Ahzâb 55). Onlar da nkhlayacak "ellerinin altindakiler"i. Allah'in emri bu. "Bana ne!" diyemezler. Ama ADI ÜSTÜNDE peygamber esleri onlar, zaten evliler. Bi daha evlenemezler... ki ayette onlara "Ellerinizin altindakileri KENDiNiZE nkhlayin!" densin. "Evlendirin" deniyor, BASKALARINA nkhlayin! -enkihû. Bu kadar basit, bu kadar açik ve net.

              Neden cevap yok?

              Comment

              • Hasan Akçay
                Uzman Üye
                • Dec 2010
                • 826

                #97
                Benin şu sözümü, yememis içmemis, Süleyman Ates'e ulastirmislar:

                Gerçek Kur'ân, harekesiz mushaftadir. Örnegin Topkapi Müzesi’nin kutsal emanetler bölümünde sergilenen Osman mushafinda 4:3’te, ‘evlenin’ anlamina gelen ‘fenkihu’nun karsiligi ‘nkh’dir. Hemzesiz, esresiz, ötresiz... Kisacasi, harekesiz. Allah’ın sözü odur.

                Abul Taher'in THE GUARDIAN gazetesindeki bir yazisinda yaptigi açiklamaya göre MS 694 -716 döneminin Irak valisi olan Haccac bin Yusuf, Kur’ân’a binden fazla elif harfi sokmakla övünüyor. (QUERRYiNG THE KORAN, The Guardian, August 8, 2000).

                Diyanet İsleri eski baskani
                koskoca ilahiyat profesörü
                sayin Ates'in cevabi:

                Mushaflara hareke konmasi, sadece Haccac’in isi degildir. Hz. Ali’nin talebesi Ebul-Esved ed-Dueli ile baslayan bu is tedricle gelismistir. Amaç, okumada kolaylik saglamaktir. Tabii bu iste mushafi ezberlemis olanlarin yardimi büyüktür. Öyle bir kisinin okumasiyla Kur’ân harekelenemez. Haccac’a karşi olanlar da pekâlâ kendileri bildiklerini yazabilir veya yazdirabilirlerdi. Kur’ân’ı bir kişi mi yazdı ki böyle tutarsız, kasitli, AKIL ve mantik disi, gülünç savlar ileri sürülsün?

                Simdi sayi Ates'in
                bir de kendi yazdigi "Kur'an-i Kerîm tefsîri"nde
                Mümin 4'e düstügü nota bakalim.

                قال ربي...Kale rabbi...

                Diyanet Isleri'nin çevirisi: Peygamber onlara dedi ki...
                Süleyman Ates'in çevirisi: De ki...

                4 ncü- ayetteki قَالَ fiilini, Medine ve Basra kari'lerinin tamami ve Kûfelilerin de bazilari emir kipinde قُلْ seklinde okumuslardir. Sözgelisine daha uygun oldugu için tercümede biz bu kiraari esas aldik...

                Noldu mushafi ezberlemis olanalrin yardimi?

                Comment

                • galipyetkin
                  Uzman Üye
                  • Sep 2011
                  • 1389

                  #98
                  Sayın Hasan Akçay sitem ediyor!...

                  Basit bi soru soruyorum, cevap yok.
                  Neden cevap yok?

                  Halbuki bunlara daha evvel bir görüş bildirmiştik. Şimdi de şöyle yapalım:

                  Sayın Hasan Akçay'ın uzun zaman önce yapmış olduğu Ahzab Suresi'nin bir çeviri -yorumu var.
                  Bu yorumun 12 numaralı başlığı: çok eşlilik" olup, bu başlık altında 50.-51.ve 52. ayetlerin mealleri verilmiş.

                  Sonraki 12/1 numaralı paragraf ise "Peygamberin çok eşliliği" başlığını taşımakta olup içeriği şöyledir:
                  "Bu üç ayet Peygamberin çok eşliliği hakkında.
                  50. ayet peygamberin çok eşli durumunu tesbit edip edip o durumunun tebliğ görevini zora soktuğunu akla getiriyor.
                  51. ayet o zorluğu ortadan kaldıracak anlık önlemi.
                  52. ayet ise kalıcı çözümü duyuruyor.

                  Sonraki 12/2 numaralı paragrafın başlığı ise: "Çok eşlilik zulümdür.""
                  Ve devam eder; çok eşliliğin zulüm olduğunu 4/23'te Allah söylüyor: "İki kızkardeşi bir arada eş almanız yasaktır"(kız kardeş Araf Suresinde "yoldaş" anlamını verir: burada da kullanılabilir.)
                  (İki yoldaşı bir arada eş almanız yasaktır).Burada bir problem daha var. Burada anlatılmak istenen , aynı yolun yolcusu yani "yoldaş" olmaları mı? Yoksa iki kız kardeş arasındaki kan bağı olmasından dolayı mı? Yoksa her ikisi birden mi? Zulüm olduğu için yasaklanan, kız kardeşlerin/yoldaşların bir arada eş alınmasıdır. YANİ ÇOK EŞLİLİK.
                  Çok eşliliğin adaletsizlik anlamında zulüm olduğunu istisnasız bütün müfessirler de söylüyor. Örneğin Elmalının 4/3 yorumu şöyle: "ve eğer birden fazla kadınlar arasında da adalet yapamayacağınızdan korkarsanız-ki korkmalısınız...."
                  Buna rağmen kalkıp 4/3'te Allah'ın çok eşliliği caiz kıldığını öne sürüyorlar. Burada bir çarpıklık yok mu?
                  PEYGAMBERİN ÇOK EVLİLİĞİNDE BİR ÇARPIKLIK YOK MU?
                  Yani Allah zulüm eder mi? Hayır.
                  Allah insanlara asla zulüm etmez; onlar kendi kendilerine zulmediyorlar. (10/44)

                  Evet. O gün Sayın Akçay öyle söylemiş.


                  Buna ne dersiniz?
                  Hasan Akçay Nickli Üyeden Alıntı
                  Iyi ama mümin kadinlar da sahiptir "mâ meleket eymân"a, örnegin PEYGAMBER EŞLERİ de sahiptir (Ahzâb 55). ONLAR da nkhlayacak "ellerinin altindakiler"i. Allah'in emri bu. "Bana ne!" DİYEMEZLER. Ama ADI ÜSTÜNDE PEYGAMBER EŞLERİ ONLAR.
                  Bu da bu gün söyledikleri. Hep çoğul.
                  Bir çarpıklık yok mu?

                  Bir de: "eşleri" yerine "çalışanları/işçileri"; "evlenme/ evlendirme" yerine "iş" ile buluşturma "iş verme", ""işçi statüsüne alma" diye nitelense....
                  Bu duruma ne dersiniz?
                  Bu durumda Peygamberin EŞİNİ de bazılarının ifadesine göre Peygamberin "EŞLERİNİ" de, başka EVLİ KADINLARI da erkeklerle, erkekleri de başka başka "kadınlarla" evlendirebilirsiniz.

                  Saygılarımla.
                  Galip Yetkin.
                  Last edited by galipyetkin; 10. February 2018, 04:13 PM.

                  Comment

                  • dost1
                    Site Yöneticisi
                    • Sep 2008
                    • 1905

                    #99
                    Selamun aleyküm, değerli galibyetkin kardeşim.

                    galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
                    Sayın Hasan Akçay sitem ediyor!...

                    Basit bi soru soruyorum, cevap yok.
                    Neden cevap yok?

                    Halbuki bunlara daha evvel bir görüş bildirmiştik. Şimdi de şöyle yapalım:

                    Sayın Hasan Akçay'ın uzun zaman önce yapmış olduğu Ahzab Suresi'nin bir çeviri -yorumu var.
                    Bu yorumun 12 numaralı başlığı: çok eşlilik" olup, bu başlık altında 50.-51.ve 52. ayetlerin mealleri verilmiş.

                    Sonraki 12/1 numaralı paragraf ise "Peygamberin çok eşliliği" başlığını taşımakta olup içeriği şöyledir:
                    "Bu üç ayet Peygamberin çok eşliliği hakkında.
                    50. ayet peygamberin çok eşli durumunu tesbit edip o durumunun tebliğ görevini zora soktuğunu akla getiriyor.
                    51. ayet o zorluğu ortadan kaldıracak anlık önlemi.
                    52. ayet ise kalıcı çözümü duyuruyor.

                    Sonraki 12/2 numaralı paragrafın başlığı ise: "Çok eşlilik zulümdür."
                    Ve devam eder; çok eşliliğin zulüm olduğunu 4/23'te Allah söylüyor: "İki kızkardeşi bir arada eş almanız yasaktır"(kız kardeş Araf Suresinde "yoldaş" anlamını verir: burada da kullanılabilir.)
                    (İki yoldaşı bir arada eş almanız yasaktır).Burada bir problem daha var. Burada anlatılmak istenen , aynı yolun yolcusu yani "yoldaş" olmaları mı? Yoksa iki kız kardeş arasındaki kan bağı olmasından dolayı mı? Yoksa her ikisi birden mi? Zulüm olduğu için yasaklanan, kız kardeşlerin/yoldaşların bir arada eş alınmasıdır. YANİ ÇOK EŞLİLİK.
                    Çok eşliliğin adaletsizlik anlamında zulüm olduğunu istisnasız bütün müfessirler de söylüyor. Örneğin Elmalının 4/3 yorumu şöyle: "ve eğer birden fazla kadınlar arasında da adalet yapamayacağınızdan korkarsanız-ki korkmalısınız...."
                    Buna rağmen kalkıp 4/3'te Allah'ın çok eşliliği caiz kıldığını öne sürüyorlar. Burada bir çarpıklık yok mu?
                    PEYGAMBERİN ÇOK EVLİLİĞİNDE BİR ÇARPIKLIK YOK MU?
                    Yani Allah zulüm eder mi? Hayır.
                    Allah insanlara asla zulüm etmez; onlar kendi kendilerine zulmediyorlar. (10/44)

                    Evet. O gün Sayın Akçay öyle söylemiş.


                    Buna ne dersiniz?


                    Bu da bu gün söyledikleri.
                    Bir çarpıklık yok mu?

                    Bir de: "eşleri" yerine "çalışanları/işçileri"; "evlenme/ evlendirme" yerine "iş" ile buluşturma "iş verme", ""işçi statüsüne alma" diye nitelense....
                    Bu duruma ne dersiniz?
                    Bu durumda Peygamberin EŞİNİ de bazılarının ifadesine göre Peygamberin "EŞLERİNİ" de, başka EVLİ KADINLARI da erkeklerle, erkekleri de başka başka "kadınlarla" evlendirebilirsiniz.

                    Saygılarımla.
                    Galip Yetkin.
                    Kur'an Arabiyyendir. Arabiyyan olan sözcüklere Arabiyyan olmayan anlamlar verilemez.
                    Sanırım Halil İbrahim Ülkü'nün yazdıkları ve dübür anlam diye nitelendirdiklerinin etkisinde kaldınız. ( Okuduklarım içinde bu kişiden başka böyle anlam veren olmadığı için sanırım ifadesini kullandım.

                    Nisa suresinin söz konusu ayetleri yetim hukukuk ile ilgilidir. İslamiyet ÇOK EŞLİLİĞE ASLA ONAY VERMEZ.
                    Çok eşliliğe fıkıhta getirilen delillerin birincisi İkinci Halife Ömer'in devlet başkanı olarak izin vermesi. Ali ve Çocuklarının çok eşliliği de Kendilerinin peygamberin yerine geçen olarak görülmesi ve Peygambere özel olan çok evliliği kullanmalarıdır.

                    Nisa suresinin iki kızkardeşi bir arada almayınız çevirisi yanlıştır. İki kızkardeşin arasını birleştirmeyinizdir.

                    Nisa üçdeki "Ma tabe Leküm" oldukça evlendiriniz türündeki okumaya gidilemez.
                    Nisa 1. ayeti de gözönüne alırsanız olay daha net görülür.

                    KURANDA ÇOK EŞLİLİK YOKTUR.
                    NİSA İLK 10 AYETİ YETİM HUKUKU İLE İLGİLİDİR.

                    kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
                    Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
                    Sevgi saygı ve muhabbetle,
                    Allah'a emanet olunuz.
                    Halil Ay

                    Comment

                    • Hasan Akçay
                      Uzman Üye
                      • Dec 2010
                      • 826

                      #100
                      dost1 Nickli Üyeden Alıntı
                      Nisa suresinin söz konusu ayetleri yetim hukukuk ile ilgilidir. Islamiyet ÇOK ESLiLiGE ASLA ONAY VERMEZ.
                      Iddia o ki Nisâ 3'te "Kadinlarla 4'e kadar evlenin!" denerek ÇOK ESLiLiGE ONAY VERiLiYOR... mus. Oysa konu yetimlerin hukukudur, 4'e kadar es edinme kiyagi degil.

                      Bakin, MAL sahibidir o yetimler. Yoksul degil. Konu onlarin malini SiZiN yememeniz. Yani basi dertte olan, o yetimler degil SiZSiNiZ. Çünkü onlarin malini yemek suretiyle büyük günah isleyip cehennemin yoluna girebilirsiniz.

                      Çare olarak almaniz gereken 2 önlem öneriliyor:

                      Önlem 1
                      Yetimlere "mallar"ini verin, "emvâl"uhum. Pisi temizin yerine koyup degistirmeyin. Onlarin malini kendi malinizla yemeyin, büyük günahtir bu, hûben kebîra (Nisâ 2). Bu kadar açik ve net. Yetimlerin mallarini kendi malinizla yemiyceksiniz..

                      Onun için
                      yetimleriniz henüz büyümemis ve yetimlikten çikmamisken agziniza her lokma götürüsünüzde "Acaba bunun içinde yetimlerimin mali var mi?" diye titizlenecek, elinizden geleni yapacaksiniz onlarin malini yememek için. Birinci öneri bu.

                      Sonra?

                      Önlem 2
                      Yetimlerin haklarini koruyamamaktan korkuyorsaniz nikahlayin size yetki veren o kadinlari ikiser ikiser, üçer üçer, dörder dörder (Nisâ 3). Yani yetimleriniz evlenecek olgunluga erip KADIN ve ADAM olur olmaz mallarini kendilerine vererek serbest birakacaksiniz onlari (Nisâ 6). Elinizde yanlislikla yemeniz olasi yetim mali tutmayacaksiniz. Ve eger size "Son bi babalik daha yap, bizi nikahla" derlerse nikahlayacaksiniz.

                      Örnegin siz Galip 2 yetiminizin her birini kendi sevdigi talibine nikahlayacaksiniz, ben Hasan 3 yetimimi, peygamber esi Hatice 4 yetimini (Ahzâb 55)... Böylece paylasacagiz yetimleri bas göz etme görevini.

                      Nikahlayin demek burada BASKALARINA nikahlayin demek. Çünkü "Ellerinizin altindakileri nikahlayin" da deniyor. Ama peygamber esleri ADI ÜSTÜNDE eslerdir, evlidir; "ellerinin altindakiler"i kendilerine nikahlamalari mümkün degil. Benim "ellerimin altindakiler"in ise erkek olanlari var, ben onlari kendime nikahlayamam.

                      Nisâ 3:

                      Yetimlerin haklarini koruyamamaktan korkuyorsaniz
                      nikahlayin size yetki veren o kadinlari ikiser ikiser, üçer üçer, dörder dörder
                      ama adil olamamaktan korkarsaniz onlarin yalnizca birini
                      ya da ellerinizin altindakileri
                      -mâ meleket eymânukum...
                      Last edited by Hasan Akçay; 14. October 2016, 01:47 PM.

                      Comment

                      • galipyetkin
                        Uzman Üye
                        • Sep 2011
                        • 1389

                        #101
                        Sayın dost 1.

                        İslamiyet ÇOK EVLİLİĞE ASLA ONAY VERMEZ dediğiniz an
                        mealler
                        söz birliği etmişcesine "nikahlayın" derken;
                        bu eylem/nikahlamak üçüncü kişiLERe'yi/birden fazlayı da ifade ediyorsa/üçüncü kilşiLERi de kapsıyorsa;
                        ve eğer
                        olmadığı halde Peygamber'in onlarca küsur evliliğinden bahsediyorsa;
                        ayetlerin tercümesi kabul edilen mealler karşısında milleti nasıl ikna edeceksiniz?


                        Sayın Akçay.
                        Yetimlik kaç yaşına kadardır?
                        40 veya 50 yaşında bir KADIN veya ERKEK "yetim" olamaz mı?

                        Suriye'den kaçıp gelmiş kimsesiz, 50 yaşlarındaki "çıplak" bir adam veya bir kadın size gelse ve:

                        "-Bana bir babalık yap. Biri var, O da benim gibi kimsesiz çıplağın biri ama samanlık seyran olduktan sonra ne olur ki, onunla beni eversene "

                        Derse, ne dersiniz?
                        Ne yaparsınız?

                        Hem kadın, hem erkeğin yetki verdiği kişiler ne yapar?

                        Karşılıklı gelirler mi?
                        Gelirlerse acı kahve mi içerler?

                        Yoksa gelmezler mi? Yani bu işi "iş olsun" diye mi yaparlar?

                        Saygılarımla.
                        Galip Yetkin
                        Last edited by galipyetkin; 2. February 2022, 05:55 PM.

                        Comment

                        • Hasan Akçay
                          Uzman Üye
                          • Dec 2010
                          • 826

                          #102
                          galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
                          Sayin Akçay.
                          Yetimlik kaç yasina kadardir?
                          Bildigim kadariyla,
                          Kuran
                          yetimin kaç yasinda olduguna degil
                          ne kadar olgunlastigina bakiyor.

                          Zira çocukluktan yetiskinlige geçisin vakti
                          ülkelere ve kisilere göre degisiyor.
                          Yas belirlemek o yüzden gerçekçi olmaz.

                          Nisâ 6:

                          Yetimleri, onlar cinsel güç edinene kadar, gözetin.
                          Sonra kendilerini olgun bulduklariniza
                          mallarini verin, büyüyüverirler diye hizla tüketmeyin...


                          Bunu ülkemize uygularsak
                          örnegin kizlarin ilk âdetlerini görüp cinsel güce eristikleri yas 12.7'dir.
                          Olgunlasmalari için bundan sonra 3 ya da 4 yil daha gerekiyor.

                          Buna göre
                          sorunuzun cevabi:

                          Yetimlik 16 ya da 17'sine kadardir.

                          Ancak
                          akli ermeyenler istisnadir
                          (Nisâ 5):

                          Akli ermeyenlere mallarini vermeyin
                          ama doyurup giyindirin onlari
                          ve kendilerine güzel sözler edin.


                          *

                          Suriye'den kaçip gelmis kimsesiz, 50 yaslarindaki "çiplak" bir adam veya bir kadin size gelse ve:
                          "-Bana bir babalik yap. Biri var, O da benim gibi kimsesiz çiplagin biri
                          " dese...

                          "Çiplagin biri"nin Nisâ 3'le ilgisi yok.
                          Nisâ 3'ün konusu MALLARI olan yetimlerdir,
                          mallari olan yetimlerin hukukudur.

                          Siz
                          korkarim
                          yetimlere para ve mal verip is buluvermekten söz ederken de
                          bunu göz ardi ediyorsunuz.

                          Nisâ suresinin basindaki MAL sahibi olgun yetiskinlerin
                          is buluvermek bahanesiyle mallarina el koyan bi çikarciya degil
                          kendisine güvenip yetki verecekleri bi babaya ihtiyaçlari var.

                          "Kahve mi içerler, is olsun diye mi..."nin
                          cevabi da budur.
                          Last edited by Hasan Akçay; 14. October 2016, 05:21 PM.

                          Comment

                          • galipyetkin
                            Uzman Üye
                            • Sep 2011
                            • 1389

                            #103
                            Sayın Akçay.

                            Çok dar bir açıdan bakıp ayeti kısıtlıyorsunuz.
                            Bakın; besleme bir kızın ki adı üstünde, evde göreceği hizmet karşılığı karnı doyan, üstü örtünen besleme bir kızın ne malı olur ki?
                            Bir taliplisi çıkarsa üç-beş parça giyecek ile onunla evlendirilir, çıkmazsa hayat boyu o evde hizmetçidir.

                            Siz malı olan yetimlerden, mirasyedilerden bahsediyorsunuz. Biz de inatla misal olarak "besleme" gibi "cıbıldaklardan" bahsediyoruz. Çünkü malı mülkü olan yetimlerin toprak altından bile akrabası çıkar, o yetimi koruma altına alır diye daha evvelce de yazdık, çizdik. Bütün insanların gözleri bu paralı, mallı, mülklü yetimler üzerinde olduğundan onların işi kolay. Çünkü menfaati kaçırmış olanlar bakımı üstlenmişten hesap sormak, o yetimin bakımını kapmak için alesta beklerler. Bal tutan parmağını yalar.

                            İşte bizim ısrarla üzerinde durduğumuz bu malsız mülksüz, silik yetimler, her yaştaki garibanlar, ellerinizin altındakiler.

                            Bize göre 6. ayet mülk sahibi yanında bu yetimleri de kapsıyor ve "çalışmaları karşılığını" hakkaniyetle/haklarını yemeden vererek iş sahibi olmalarını sağlayın" diyor.

                            Bize göre bu, yetimi tamamen bırakmak değil, gene birlikte yaşayarak gözetim altında tutup işinin geliştirilmesini sağlamak. Çünkü buluğa ve rüşte ermiş bir kişi her iş için yeterli yetkinlikte değildir.

                            Yani "malı vermek" iş sahibi yapmak, işini kurmasını sağlamaktır. Yoksa evden de, gözetimden de ayırmak değildir.

                            Gene gelelim şu 40 veya 50 yaşlarındaki kadın veya erkek "cıbıldak" kimsesiz kaçkınlara/yetimlere, yani garibanlara (Daha evvel yetim tanımını Elmalılı'dan vermiştim), yani desteğe muhtaç durumdakilere Peygamber zamanında Mekke'deki zulümden kaçarak Medine'de İslama sığınmak isteselerdi onlara ne yapılırdı? Nasıl davranılırdı? Nasıl davranıldı?

                            Saygılarımla.
                            Galip Yetkin
                            Last edited by galipyetkin; 30. April 2018, 11:40 PM.

                            Comment

                            • Hasan Akçay
                              Uzman Üye
                              • Dec 2010
                              • 826

                              #104
                              galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
                              Sayin Akçay.
                              Çok dar bir açidan bakip ayeti kisitliyorsunuz.
                              Bakin; besleme bir kizin ki adi üstünde, evde görecegi hizmet karsiligi karni doyan, üstü örtünen besleme bir kizi ne mali olur ki?
                              Lütfen bagislayin ama size katilamiyacagim. Ayette ne deniyorsa benim için geçerli olan o. Ne bir fazla ne bir eksik. "Allah öyle diyor ama benim aklimdan geçeni demek istiyor" keyfîligi benim haddim degil. Bu hususta size karismak ta haddim degil. Ama siz de bana karismayin. "Ayette nikahlayin deniyor ama
                              is as buluverin denmek isteniyor" gibi iddialarla benim iletlerime müdahale etmeyin, izin vermiyorum.

                              Halil Ay kardesimizin "dübür"e atifta bulunarak itiraz ettigi de sizin bu yaklasiminiz.

                              Sizin deyiminizle çiplak BESLEME kizlara gelince,
                              ayette belirtilmis onlar için ne yapacaginiz.

                              Kisacasi
                              Yetimlerin haklarini koruyamamaktan korkuyorsaniz
                              nikahlayin
                              size yetki veren (mal sahibi) o kadinlari ikiser ikiser, üçer üçer, dörder dörder
                              ama adil olamamaktan korkuyorsaniz onlarin yalnizca birini
                              ya da ellerinizin altindakileri -ev mâ meleket eymânukum...

                              Comment

                              • galipyetkin
                                Uzman Üye
                                • Sep 2011
                                • 1389

                                #105
                                Sayın Akçay.

                                Daralmayın.
                                Sizi üzmeyiz.

                                Biz de kendi kendimize akıl yürütmesi yaparız.

                                Bakalım Nisa 3. ne diyor:

                                "Şayet YETİMLER hakkında adaleti yerine getiremeyeceğinizden korkarsanız, sizin için temiz/helal olan KADINLARDAN ikişer, üçer, dörder nikahlayın. Eğer adaletli davranamayacağınızdan korkarsanız o zaman bir tane ile yahut ellerinizin altındaki malik olduğunuzla yetinin. Zulüm etmemeniz için en uygun olan budur."

                                Şimdi de Yetim ne demekmiş ona bakalım:
                                "el-Yetema, yetimin çoğuludur. Yetim tek kalma anlamındaki "yetem"den gelir. Babası ölmüş kimseye, babasından ayrı, tek kaldığı için yetim dendiği gibi kocası ölmüş kadına da yetim denir. Bu. kelimenin dil anlamıdır. Bu anlamda kaç yaşında olursa olsun, babası ölmüş insana yetim denebilir.. Fakat örfen yetim, babası ölmüş çocuğa verilen addır; erginliğe eren çocuğa yetim denmez. Demek ki örfen babaları ölmüş ERKEK ve KIZ çocuklara çoğul olarak yetame ve etyam dendiği gibi kocasız kalmış kadınlara dahi dil bakımından yetime denir. Çünkü bunların hepsi himaye ve şefkate muhtaçtır. İşsiz güçsüz yetişkin erkekler de bu kısma girer. Bunlara genel olarak muhtaç veya gariban denilir.

                                Bu mealde yetimlere mallarının geri verilmesi emrediliyor. Ama mallarını geri vermek yerine sizler ne yapıyorsunuz?....
                                Kadın ve kızlar metazori evlendirilerek malları iç ediliyor.

                                Peki erkek yetimler ne oluyor?

                                Boş ver onları.

                                Bir da hayret derecede kaçınılan ve 3. ayetten ayrı olamayan bir ayet, Nisa-127. ayet var ki nedense 3. ayetten bahsedilirken bu ayetten de hiç bahsedilmez. Çünkü manasını anlayamamışlar ve bu nedenle de doğru dürüst bir tercümesini dahi yapamayıp 3. ayetle irtibatını kuramamışlardır.

                                Saygılarımla.
                                Galip Yetkin
                                Last edited by galipyetkin; 1. October 2019, 09:09 PM.

                                Comment

                                Working...