Nisa Suresi

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • Hasan Akçay
    Uzman Üye
    • Dec 2010
    • 826

    #31
    Araştıran Nickli Üyeden Alıntı
    @Hasan Akçay size sorularım olacak bir kaç tane.Savaşta eğitim-öğretim olamaz diyorsunuz peki Briefing tarzı birşeydemi olamaz?

    Secde kelimesinin pratikte yere kapanmak anlamına geldiğini nerden çıkardınız?Peki yanlış hatırlamıyorsam yusuf 100. ayette harru succeden ifadesi geçer,bu ayet de bize yere kapanmak ve boyun eğmek-teslimiyet göstermek arasında fark olduğunun bir delili değilmidir?Yani bu ayetten çıkardığımız bakınız harru-yere kapanmak succeden-teslimiyet göstermek bunların ikisi ayrı anlamlar.Ben lügat bilgini değilim ama Hakkı bey birşey söylüyor sürekli bakın diyor en önemli iki lügat(Tacul arus,lisanül arab) da salat ın anlamı desteklemektir.Dua-namaz anlamını ısfahanlı ragıp bile geçiştirmiştir diyor.Bu salatın namaz anlaşılması gerektiğine kesinlikle inanıyorsanız biraz daha detaylı ve ispatlı açıklarsanız sevinirim.Müslamanlar kanıt üstüne konuşmalı ve çok büyük bir kısımda kanıt üzerine iman etmeli diyor ve kapatıyorum.
    Savaşta eğitim-öğretim olamaz diyorsunuz peki Briefing tarzı birşeydemi olamaz?

    Önce sizi dogru anlamam lazim.
    Lütfen açiklar misiniz.

    Salât = briefing,
    tamam?

    Simdi
    102'deki salât, 101'deki salâttir.

    101'de
    Allah diyor ki

    Kafirlerin size saldirmak üzere oldugunu biliyorsaniz "salât"tan kisaltmaniz sakincasizdir (lâ cünahe).

    Sizin sözünü ettiginiz briefing de
    101'deki salât mi?

    Sizin sözünü ettiginiz briefingin konusu ne?
    O briefingden kisaltmaniz sakincasiz midir?

    Comment

    • Hasan Akçay
      Uzman Üye
      • Dec 2010
      • 826

      #32
      Tevbe 122'yi bi daha okuyalim:

      Inananlarin hepsinin birden savasa çikmalari dogru degildir. Onlarin her kesiminden bir grubun dinde derin bilgiler edinmek ve sefere çikan topluluk geri döndügünde, korunmaları ümidiyle onları uyarmak için sefere çikmamalari gerekmez mi?

      Ve mâ kânel mu’minûne li yenfirû kâffeh, fe lev lâ nefere min kulli firkatin minhum tâifetun li yetefekkahû fîd dîni ve li yunzirû kavmehum izâ receû ileyhim leallehum yahzerûn.

      Konusu din olan "egitim ögretim"i alacak olanlar cepheye savasmaya gitmesin, cephe gerisinde kalsinlar. Çünkü o "egitim ögretim"in yeri cephe gerisidir.

      Benim anladigim,
      Allah'in söyledigi
      bu.

      Comment

      • Araştıran
        Uzman Üye
        • Mar 2013
        • 110

        #33
        Hasan Akçay Nickli Üyeden Alıntı
        Savaşta eğitim-öğretim olamaz diyorsunuz peki Briefing tarzı birşeydemi olamaz?

        Önce sizi dogru anlamam lazim.
        Lütfen açiklar misiniz.

        Salât = briefing,
        tamam?

        Simdi
        102'deki salât, 101'deki salâttir.

        101'de
        Allah diyor ki

        Kafirlerin size saldirmak üzere oldugunu biliyorsaniz "salât"tan kisaltmaniz sakincasizdir (lâ cünahe).

        Sizin sözünü ettiginiz briefing de
        101'deki salât mi?

        Sizin sözünü ettiginiz briefingin konusu ne?
        O briefingden kisaltmaniz sakincasiz midir?
        Salat=eğitim-öğretim normal uzunlukta olur.Ben eşittir demedim.Yani normal eğitim öğretim kısalttığın zaman briefing tarzında düşünemezmiyiz dedim sadece.Pek iddiamda yok açıkçası sadece öyle düşündüm.101-102 farketmez.Savaşta senin gibi düşünüyorum normalde yapılan salat değil bu sadece briefing olarak düşündüm,daha kısa ve etkili versiyonu.
        Karşılarında okunup duran Kitab'ı sana indirmemiz yetmedi mi onlara? Şüphesiz bunda iman edecek bir kavim için elbette bir rahmet ve ilahi bir ihtar vardır..ANKEBÛT - 51

        Comment

        • Hasan Akçay
          Uzman Üye
          • Dec 2010
          • 826

          #34
          Benim bildigim
          briefing "bilgilendirme"dir.

          Örnegin
          Çanakkale savasi sirasinda
          Mustafa Kemal bir birlige komutan atanir.
          Birligin eski komutan Feyzi
          Mustafa Kemal'e briefing verir.

          Birlik kaç askerden olusuyor,
          bunlar nerelerde mevzilenmis durumdadir;
          birligin elinde
          kaç top var,
          kaç top mermisi var,
          kaç tüfek var...

          Bunlari anlatir, yeni komutani bilgilendirir.

          Briefing
          asla cephedeki salât degildir

          çünkü

          "salât"tan kisaltmak
          sakincasizdir

          ama

          briefingden kisaltmak
          sakincasiz ne demek;
          ölüm getirir, yenilgi getirir.

          Kisacasi
          Nisâ 101-103'teki salât
          egitim ögretim olamaz, briefing olamaz;
          "1 kiyam + 1 secde"lik namazdir.

          Comment

          • Araştıran
            Uzman Üye
            • Mar 2013
            • 110

            #35
            Hasan Akçay Nickli Üyeden Alıntı
            Benim bildigim
            briefing "bilgilendirme"dir.

            Örnegin
            Çanakkale savasi sirasinda
            Mustafa Kemal bir birlige komutan atanir.
            Birligin eski komutan Feyzi
            Mustafa Kemal'e briefing verir.

            Birlik kaç askerden olusuyor,
            bunlar nerelerde mevzilenmis durumdadir;
            birligin elinde
            kaç top var,
            kaç top mermisi var,
            kaç tüfek var...

            Bunlari anlatir, yeni komutani bilgilendirir.

            Briefing
            asla cephedeki salât degildir

            çünkü

            "salât"tan kisaltmak
            sakincasizdir

            ama

            briefingden kisaltmak
            sakincasiz ne demek;
            ölüm getirir, yenilgi getirir.

            Kisacasi
            Nisâ 101-103'teki salât
            egitim ögretim olamaz, briefing olamaz;
            "1 kiyam + 1 secde"lik namazdir.
            101-102-103. ayetlere baktığımızda salatı kısaltmaktan bahsediyor.Benim söylediğim briefing ingilizce bir kelime olup sözlüğe baktığımızda bir anlamıda kısa toplantı demek.Tdk da brifing der dikkat ediniz ve bunada bilgilendirme demiş ama öz anlamı kısa toplantı.Benim anladığım ve mantığıma yatkın olan da şudur:Evet savaşta dua-namaz yapılır-yapılmalıdırda ama burda namaza Allahın ihtiyacı yoktur oysa insanın ihtiyacı vardır.Savaşta ise asıl ihtiyaç olan şey askerlerin taktik,stratejik olarak kısada olsa bilgilendirilmesidir.Böylece belkide bu kısa toplantı-bilgilendirme yüzlerce askerin hayatını kurtaracak ve somut tevhidin başarısı için kazanımlar ortaya çıkacaktır.Nacizane Hakkı beye salatın namaz olmadığı konusunda katılıyorum.
            Karşılarında okunup duran Kitab'ı sana indirmemiz yetmedi mi onlara? Şüphesiz bunda iman edecek bir kavim için elbette bir rahmet ve ilahi bir ihtar vardır..ANKEBÛT - 51

            Comment

            • Hasan Akçay
              Uzman Üye
              • Dec 2010
              • 826

              #36
              Savaşta ise asıl ihtiyaç olan şey askerlerin taktik, stratejik olarak kısada olsa bilgilendirilmesidir. Böylece belkide bu kısa toplantı-bilgilendirme yüzlerce askerin hayatını kurtaracak ve somut tevhidin başarısı için kazanımlar ortaya çıkacaktır.

              Size katiliyorum. Savasta askerlerin ihtiyaç duydugu sey taktik ve stratejik hususlarda bilgi sahibi olmaktir. Ve brifing o bilgilendirmenin araci ve yöntemi olduguna göre sarttir. Cephede brifing olmazsa olmaz.

              Bundan sonrasina lütfen dikkat.

              O birifing KISA olursa da olmaz. Çünkü kisa bilgilendirme eksik bilgilendirmedir. Eksik bilgi ise sizin deyiminizle yüzlerce askerin ölümüne ve somut tevhidin mevziî yenilgisine yol açar. Basit bi sakincanin da ötesinde ölümdür, yenilgidir, felakettir.

              Kisacasi Nisâ 101-103'teki SALÂT kisa bi toplanti yapip bilgilendirme anlaminda brifing olamaz.

              Yüce Allah Nisâ 101'de
              o salâttan kisaltmamizi sakincasiz (lâ cünâhe) saymis.
              Yine de biz kalkip
              o salât = brifing
              diyecegiz.

              Olmaz öyle sey.

              Döne döne bunu anlatmaya çalisiyorum.
              SALÂT
              baska ayetlerde egitim ögretim ya da brifing olabilir ama
              Nisâ 101-103'te asla.

              Ordaki SALÂT tek seydir:
              1 kiyam + 1 secdelik namaz.

              Cephede
              brifingimizden kisaltmayacagiz;
              namazimizdan kisaltacagiz.

              Bu kadar açik ve net. Muhteva Nisâ 101-103 oldugunda salât = brifing degildir.

              GINÂ geldi söyleye söyleye ama
              bi daha bi daha söylemek zorunda kaliyorum:

              Cephede bilgilendirmenin
              egitim ögretim adina uzatilmisi olmaz,
              brifing adina kisaltilmisi olmaz.
              Last edited by Hasan Akçay; 18. December 2014, 09:27 AM.

              Comment

              • galipyetkin
                Uzman Üye
                • Sep 2011
                • 1389

                #37
                90Bedevi Araplardan özür beyan edenler, kendilerine izin verilmesi için geldiler. Allah'a ve Elçisi'ne yalan söyleyenler de oturup kaldılar. Bunlardan Kâfirlere; Allah'ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddeden biri olan kimselere, yakında çok acıklı bir azap dokunacaktır.

                91,92Allah ve Elçisi için samimi oldukları takdirde, zayıflara, hastalara ve de harcamada bulunacak bir şey bulamayan kimselere, bir de kendilerini bindiresin diye sana geldiklerinde, “Sizi üzerine bindirecek bir şey bulamıyorum” dediğin zaman, Allah yolunda harcayacakları bir şey bulamadıklarından dolayı üzülüp gözlerinden yaş döke döke geri dönüp giden kimselere bir günah yoktur. İyilik-güzellik üretenler aleyhine bir yol yoktur. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

                93Yol, ancak zengin oldukları hâlde senden izin isteyen o kimselerin aleyhinedir. Bunlar, geride kalanlarla birlikte olmaya razı oldular. Allah da onların kalpleri üzerine damga/mühür bastı. Bundan dolayı onlar bilmezler.

                94Kendilerine döndüğünüz zaman size özür beyan edecekler. De ki: “Özür beyan etmeyin. Size kesinlikle inanmayız. Allah bize, sizin haberlerinizden önemli haberler verdi.” Bundan sonra da Allah ve Elçisi işinizi görecektir. Daha sonra da görünmeyeni ve görüneni bilen Allah'a döndürüleceksiniz. Sonra da O, size yapmış olduklarınızı haber verecektir.

                95Kendilerine döndüğünüz zaman, onlardan mesafelenmemeniz için, size Allah'a yemin edecekler. Siz de onlardan hemen mesafelenin. Şüphesiz onlar kirlidir, pislenmiştir. Kazandıklarının cezası olarak varacakları yer de cehennemdir.

                96Kendilerinden razı olasınız diye size yemin ederler. Artık eğer siz, onlardan razı olursanız da, bilin ki Allah şüphesiz hak yoldan çıkmış o kimseler toplumundan razı olmaz.

                97Bedevi Araplar, Allah'ın ilâhlığına ve rabliğine inanmama ve münâfıklık bakımından daha çetin; Allah'ın, Elçisi'ne indirdiklerinin sınırlarını bilmemeye/ öğrenmemeye daha yatkındırlar. Allah da, en iyi bilen, en iyi ilke koyandır.


                Burdakiler 'İşte Kur'an Sitesi'nden alınmiş Tevbe Suresi ayetleri mealleridir.

                Şimdi bir de şu çeviriye bakalım:
                "Inananlarin hepsinin birden savasa çikmalari dogru degildir. Onlarin her kesiminden bir grubun dinde derin bilgiler edinmek ve sefere çikan topluluk geri döndügünde, korunmaları ümidiyle onları uyarmak için sefere çikmamalari gerekmez mi?" Tevbe:122.

                Lütfen değerlendirip edindiğiniz neticeyi yazar mısınız.
                Sonra ben de yazacağım.

                Saygılarımla.
                Galip Yetkin.
                Last edited by galipyetkin; 7. March 2019, 11:21 AM.

                Comment

                • Araştıran
                  Uzman Üye
                  • Mar 2013
                  • 110

                  #38
                  @galipyetkin değerlendirmeden önce şu soruyu sormak gerekir.Bahsedilen aynı savaş mı?Kuranı anlam bütünlüğünden koparıp tahlil etmeye kalkarsak doğru bir neticeye ulaşmamız mümkün değil.O yüzden tekrar sorayım bahsedilen savaş aynı savaşmı?Eğer aynı savaşsa bir çelişki var gibi fakat değilse çelişki yok.
                  Karşılarında okunup duran Kitab'ı sana indirmemiz yetmedi mi onlara? Şüphesiz bunda iman edecek bir kavim için elbette bir rahmet ve ilahi bir ihtar vardır..ANKEBÛT - 51

                  Comment

                  • galipyetkin
                    Uzman Üye
                    • Sep 2011
                    • 1389

                    #39
                    Sayın Araştıran.

                    1)-Yukarıdaki ayetler, genel esasları gösterir. Ve anlatılan da topyekün savaştır. Herkes malıyla canıyla savaştadır. Bunu Atatürk " hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır" diye belirtmiştir.
                    Ve Ayetler hiç bir zaman anlatılarını hayali olgulara dayandırmayıp somut olgular üzerinden anlatmıştır. Ayetlerde bazı esaslar konmuş ise, bunları "Efendim bunlar şu olay için geçerli, şu olaya etkisi yoktur" diye tanımlayamazsınız. O günün bir olayı için analatılanlar sonraki her aynı olayın kurallarıdır.

                    2)-"Dinde derin bilgiler" Peygamber'in sağlığında ancak kendisinden; sonrasında ise dinin tamamını içeren KİTAP'tan edinilir.

                    Diyelim ki Peygamber hiç bir savaşa katılmadı.
                    Onun zamanında savaşlar bir, iki saatlik işlerdi. Ölen ölür, öldükten sonra dindeki derin bilgiler işine yaramaz. Sağlar ise derin dini bilgileri savaştan dönüşte Peygamber ve vahilerden(cumua salatlarından) veya savaşa gidememiş ihtiyarlardan sakatlardan veya kadınlardan nasıl olsa öğrenecekler.
                    İki, üç beş on, yüz saat, elli gün ayrı olmak gelişmeleri öğrenememek mi? Sanki iptal edilen hattın son tren seferi. (Sefer dedim de bazılarının anladığı gibi savaşa gidiş değil)

                    Kaldı ki Peygamber sağlığındaki her savaşa katılmıştır. Geride kalanlar dindeki derin bilgileri gaipten haberlerle mi elde edecekler.

                    Geride kalmanın mânâsı ne ola ki.

                    Bu tür çevirilerin amacı İslamda olmayan bir ruhban sınıfı yaratma ve savaştan kaçma çabaları olmasın?

                    Ne kadar olumlu olarak bakmaya çalışsan olmuyor.

                    Saygılarımla.
                    Galip Yetkin.
                    Last edited by galipyetkin; 9. December 2017, 12:28 PM.

                    Comment

                    • Hasan Akçay
                      Uzman Üye
                      • Dec 2010
                      • 826

                      #40
                      Araştıran Nickli Üyeden Alıntı
                      @Hasan Akçay size sorularım olacak bir kaç tane. Savaşta eğitim-öğretim olamaz diyorsunuz peki Briefing tarzı birşeydemi olamaz? Secde kelimesinin pratikte yere kapanmak anlamına geldiğini nerden çıkardınız? Peki yanlış hatırlamıyorsam yusuf 100. ayette harru succeden ifadesi geçer, bu ayet de bize yere kapanmak ve boyun eğmek-teslimiyet göstermek arasında fark olduğunun bir delili değilmidir? Yani bu ayetten çıkardığımız bakınız harru-yere kapanmak succeden-teslimiyet göstermek bunların ikisi ayrı anlamlar. Ben lügat bilgini değilim ama Hakkı bey birşey söylüyor sürekli bakın diyor en önemli iki lügat(Tacul arus,lisanül arab) da salat ın anlamı desteklemektir.Dua-namaz anlamını ısfahanlı ragıp bile geçiştirmiştir diyor.Bu salatın namaz anlaşılması gerektiğine kesinlikle inanıyorsanız biraz daha detaylı ve ispatlı açıklarsanız sevinirim.Müslamanlar kanıt üstüne konuşmalı ve çok büyük bir kısımda kanıt üzerine iman etmeli diyor ve kapatıyorum.
                      Peki yanlış hatırlamıyorsam yusuf 100. ayette harru succeden ifadesi geçer, bu ayet de bize yere kapanmak ve boyun eğmek-teslimiyet göstermek arasında fark olduğunun bir delili değilmidir?

                      çenelerinin üstüne düserler, yahırrûne lil ezkân... (17:109)

                      Görüldügü gibi
                      خر düsmek demek, yikilmak, yigilivermek, çökmek.
                      Secde kelimesiyle birlikte kullanildiginda anlam
                      yere kapanmak oluyor:

                      çenelerinin üstüne yere kapanirlar, yahırrûne lil ezkâni succedâ (17:107)

                      Gözle görülen bi sey bu. Yani bi insanin çeneüstü yere kapanmasi gözle görülen bi seydir.
                      Dahasi, az ya da çok, yüzde iz birakir:

                      onlarin yüzlerindeki isaret secde izidir, sîmâhum fî vucûhihim min eseris sucûd (48:29)

                      Önce bu lafzî anlam.
                      SECDE itaattir, teslimiyettir seklindeki yorumlar
                      ondan sonra gelir.
                      Last edited by Hasan Akçay; 19. December 2014, 08:52 AM.

                      Comment

                      • Hasan Akçay
                        Uzman Üye
                        • Dec 2010
                        • 826

                        #41
                        Nisâ 101-104'te sözü edilen savasin ortami
                        ne zamandi, nereydi
                        ayetlerden tam anlasilamiyor.

                        Ama bazi ipuçlari var.

                        Örnegin
                        kafirler meyleten vâhıdeh-"bir saldiris"la
                        inananlarin üzerine çullanacak.

                        Inananlar bunun endisesi içindeler.

                        O yüzden
                        anilan salâttan kisaltmak gerekiyor, en taksurû mines salât

                        Ya aksam salâtidir bu
                        ya da sabah

                        çünkü

                        bu ikisinden baska
                        farz namazi yok.

                        Benim yorumum
                        sabah namazidir

                        çünkü

                        baskinlar
                        genellikle sabahleyin
                        gerçeklesir.

                        Bkz Âdiyât sûresi.

                        Yine örnegin
                        kafirler o baskini yapmislar.

                        Yapmislar ve yenilip geri çekilmeye baslamislar ki
                        104'te
                        inananlara

                        O toplulugu izlemekte gevseklik göstermeyin, lâ tehinû fîbtigâil kavm
                        deniyor.

                        Yine yorumum
                        sözü edilen
                        "Huneyn günü"dür.

                        Bkz Tevbe 25-26.

                        Mekke'yi inananlarin geri aldigi yil
                        "haccil ekber"den hemen sonra.
                        Last edited by Hasan Akçay; 20. December 2014, 06:17 AM.

                        Comment

                        • Araştıran
                          Uzman Üye
                          • Mar 2013
                          • 110

                          #42
                          @Hasan Akçay öncelikle secdenin manasının ne olduğu konusunda ihtilafımız var.Büyük ihtimalle sizde salatın namaz olduğu kanısını secde,rüku,kıyam gibi kelimelerin anlamlarına göre çıkarıyorsunuz.Eğer yanlış düşünüyorsam Salatın namaz olduğu kanısına nasıl vardığınızı izahatli bir şekilde anlatabilirmisiniz.Çünkü bu konuda kime sorsak Kuran a dayalı bir isbat bulamayıp hemen hadislere saldırııyor yada bu peygamberin sünneti işte canım inanmıyormusun deyip işin içinden sıyrılıyorlar.Bu sorumu yanıtlarsanız ve beni aydınlatırsanız sevinirim.
                          Karşılarında okunup duran Kitab'ı sana indirmemiz yetmedi mi onlara? Şüphesiz bunda iman edecek bir kavim için elbette bir rahmet ve ilahi bir ihtar vardır..ANKEBÛT - 51

                          Comment

                          • Hasan Akçay
                            Uzman Üye
                            • Dec 2010
                            • 826

                            #43
                            öncelikle secdenin manasının ne olduğu konusunda ihtilafımız var.

                            Bir önceki sayfada
                            şöyle açikladim:

                            *

                            çenelerinin üstüne düserler, yahırrûne lil ezkân... (17:109)

                            Görüldügü gibi
                            خر düsmek demek, yikilmak, yigilivermek, çökmek.
                            Secde kelimesiyle birlikte kullanildiginda anlam
                            yere kapanmak oluyor:

                            çenelerinin üstüne yere kapanirlar, yahırrûne lil ezkâni succedâ (17:107)

                            Gözle görülen bi sey bu. Yani bi insanin çeneüstü yere kapanmasi gözle görülen bi seydir.
                            Dahasi, az ya da çok, yüzde iz birakir:

                            onlarin yüzlerindeki isaret secde izidir, sîmâhum fî vucûhihim min eseris sucûd (48:29)

                            Önce bu lafzî anlam.
                            SECDE itaattir, teslimiyettir seklindeki yorumlar
                            ondan sonra gelir.

                            *

                            Size göre madem ihtilaf halindeyiz,
                            lütfen açiklayin muhalefetinizi.
                            Açiklayip kanit getirme görevini yalnizca bana yüklemeyin.

                            Yukardaki açiklamamda
                            hiç bi hadis yok;
                            ayetler var,
                            Allah ne diyorsa o var.

                            "Bu ayetlerde geçen SECDE insanin yüzünde iz birakmaz" deyin,
                            "SECDE gözle görülmeyen bi seydir" deyin,
                            "SECDE yere kapanmak degildir ve bu suretle yüzde iz olusmasi degildir" deyin
                            ve iddianizi bu ayetlere dayanarak kanitlayin.

                            Comment

                            • Hasan Akçay
                              Uzman Üye
                              • Dec 2010
                              • 826

                              #44
                              Büyük ihtimalle sizde salatın namaz olduğu kanısını secde, rüku, kıyam gibi kelimelerin anlamlarına göre çıkarıyorsunuz.

                              Nisâ 102 açik ve net.
                              Yüce Allah
                              Muhammed nebiye sesleniyor orda
                              ve diyor ki

                              Sen onlarin içinde olup SALÂT etmelerini saglarken
                              onlarin bir bölümü seninle
                              "kiyam"a dursunlar, silahlarini da yanlarina alsinlar;
                              "secde"den sonra arkaniza geçsinler
                              .

                              1 kiyam + 1 secde.
                              Kisaltilmis SALÂT bu.

                              Yine hadis yok.
                              Ayet var.
                              Allah ne diyorsa o var.
                              Last edited by Hasan Akçay; 19. December 2014, 08:17 PM.

                              Comment

                              • Araştıran
                                Uzman Üye
                                • Mar 2013
                                • 110

                                #45
                                Hasan Akçay Nickli Üyeden Alıntı
                                öncelikle secdenin manasının ne olduğu konusunda ihtilafımız var.

                                Bir önceki sayfada
                                şöyle açikladim:

                                *

                                çenelerinin üstüne düserler, yahırrûne lil ezkân... (17:109)

                                Görüldügü gibi
                                خر düsmek demek, yikilmak, yigilivermek, çökmek.
                                Secde kelimesiyle birlikte kullanildiginda anlam
                                yere kapanmak oluyor:

                                çenelerinin üstüne yere kapanirlar, yahırrûne lil ezkâni succedâ (17:107)

                                Gözle görülen bi sey bu. Yani bi insanin çeneüstü yere kapanmasi gözle görülen bi seydir.
                                Dahasi, az ya da çok, yüzde iz birakir:

                                onlarin yüzlerindeki isaret secde izidir, sîmâhum fî vucûhihim min eseris sucûd (48:29)

                                Önce bu lafzî anlam.
                                SECDE itaattir, teslimiyettir seklindeki yorumlar
                                ondan sonra gelir.

                                *

                                Size göre madem ihtilaf halindeyiz,
                                lütfen açiklayin muhalefetinizi.
                                Açiklayip kanit getirme görevini yalnizca bana yüklemeyin.

                                Yukardaki açiklamamda
                                hiç bi hadis yok;
                                ayetler var,
                                Allah ne diyorsa o var.

                                "Bu ayetlerde geçen SECDE insanin yüzünde iz birakmaz" deyin,
                                "SECDE gözle görülmeyen bi seydir" deyin,
                                "SECDE yere kapanmak degildir ve bu suretle yüzde iz olusmasi degildir" deyin
                                ve iddianizi bu ayetlere dayanarak kanitlayin.
                                Yanlış anlamadıysam yukardaki ayetlere göre şunu demek istiyorsunuz:Boyun eğip,teslimiyet göstermeden önce mutlaka fiili bir eylem olması gerekir.Eğer bu böyleyse meleklerin secde etmesi ne anlama gelir peki meleklerde önce fiili olarak yeremi kapanmışlardır?Bitkiler ve ağaçların secdesine ne demeli?Gölgelerin,Güneşin,Ayın secdesi?
                                17.109 daki ayette secde kelimesi,kökü ve türevlerini göremiyorum.Secdeyle ne gibi bağlantısı var bunun?
                                17.107 de Hakkı yılmazın çevirisi şöyle boyun eğip teslimiyet göstererek çeneleri üstü
                                kapanırlar.
                                Benim arapça uzmanlığım yok ama çevirinin esası şuna dayanıyor.çeneleri üstüne kapattıktan sonra teslimiyet göstermiyorlar tam tersi teslimiyet gösterdikten sonra çeneleri üstüne kapanıyorlar.
                                Benim secde denildiği zaman aklıma gelen ilk şey boyun eğmek,teslimiyet göstermek,gerçek karşısında itaat etmektir.
                                Bakın secde kelime olarak yere kapanmak anlamında değildir.Ama bir insan acziyetini,teslimiyetini nasıl tiyatral bir şekilde gösterir diyorsanız yere kapanmak,çene üstüne lap diye düşmek tam bir teslimiyet,boyun eğmek ifadesidir derim.
                                Karşılarında okunup duran Kitab'ı sana indirmemiz yetmedi mi onlara? Şüphesiz bunda iman edecek bir kavim için elbette bir rahmet ve ilahi bir ihtar vardır..ANKEBÛT - 51

                                Comment

                                Working...